Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Darbecilikten müebbet alan 5 günlük er Ahmet Özdemir: Yeter artık 3 yıl oldu!

14 kez müebbet hapis cezasına çarptırılan ve Silivri Cezaevinde bulunan 5 günlük er Ahmet Özdemir isyan etti: Yeter artık 3 yıl oldu.

BOLD – 15 Temmuz gecesi komutanlarının emriyle bilinmeze sürüklenen askeri öğrenciler de aileleri de artık sabırlarının son noktasında. O gece İstanbul Büyükşehir Belediye Binası önünde, halka ateş açmakla suçlanan ama hiçbir delil olmadığı halde müebbet hapis cezasına çarptırılan 5 günlük er Ahmet Özdemir (23) de isyan etti. Özdemir’in annesi Makbule Özdemir oğlunun kendisine “Anne yeter artık 3 yıl oldu. Melek teyzeye söyle, kim ile görüşecekse görüşsün” dediğini aktardı.

Makbule Özdemir oğlu ile yaptığı son telefon görüşmesini gözyaşlarıyla, başka bir mağdur anneye, yine müebbet alan Taha Furkan Çetinkaya’nın annesi Melek Çetinkaya’ya anlattı. Melek Çetinkaya sosyal medya hesabından “15 Temmuz’da 1 haftalık er olan askerin annesi beni aradı, ağlıyor. Oğlu telefonda anne Melek teyzeye söyle, kim ile görüşecekse görüşsün, yeter artık 3 yıl oldu. Karıncanın sesini duyan Rabbim, kurtar tüm masumları, evlatlarımızı ne olur. İlahi adaletini göster” diye feryat etti.

O GECE İBB’NİN ÖNÜNDE NE OLDU?

15 Temmuz gecesi askeri okul öğrencileri ve erler, ‘terör saldırı var’ diye komutanlarının emriyle İstanbul Boğaz Köprüsüne, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) binasına, TV kanallarına götürüldü. Ahmet Özdemir, Saraçhane’deki belediye hizmet binasına götürülenler arasındaydı.

Olay gecesi binanın önünde 14 vatandaş şehit oldu. Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Ahmet Özdemir, geçen yıl sonuçlanan davada 14 kişinin hayatını kaybetmesi nedeniyle 14 kez, darbeye katılmak suçundan ise 1 kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

METRİS KIŞLASINA 5 GÜN ÖNCE GELMİŞTİ

Çorumlu bir ailenin çocuğu olan 5 günlük er, 15 Temmuz’da Isparta’da acemi birliğini tamamlamış, İstanbul Metris Kışlasına geleli henüz 5 gün olmuştu. Ahmet Özdemir gönüllü avukatlığını üstlenen Gül Önder, davanın sonuçlandığı Mayıs 2018’de RS FM’den Yavuz Oğhan’a, 20 yaşında hapse gönderilen suçsuz bir ere yapılan haksızlıkları şöyle anlatmıştı:

ENGELLİ KARDEŞİNE BAKIYORDU

“15 Temmuz İBB binası işgali dosyasında Ahmet Özdemir’in gönüllü müdafiliğini üstlendim. Barodan atanmadım. Şahsi talebimdi. Ahmet Özdemir’in ailesi Çorum’da yaşıyor. Babası inşaatçı diyebiliriz, beton ustası. Günübirlik çalışıyor, yevmiye usulü. Annesi ev hanımı. Bir küçük kız kardeşi var. Bir de engelli kardeşi. Engelli kardeşinin bakımı ve iaşesinden de Ahmet Özdemir sorumluydu. Ahmet 22 aydır tutuklu olduğu için ailesi ciddi zorluk çekmekte.

1996 doğumlu olan Ahmet Özdemir, 3 yıldır haksız hukuksuz yere Silivri Cezaevinde.

ÜZERİNE ZİMMETLİ BİR SİLAHI BİLE YOK

Ahmet, anayasal düzeni bozmakla suçlanıyor. Darbe gecesi Isparta’da acemi birliğini tamamladıktan sonra İstanbul Metris Kışlasına geleli daha beş gün olmuş. Üzerine zimmetli bir silahı bile yok. O gece yataklarından kaldırılarak İBB’ye götürülüyor bu çocuklar.

Yat içtimasından sonra tatbikat var diyerek uyandırılıyorlar, akabinde kışlanın önünde hazır bekleyen araçlara bindirilirken, ilk defa gördükleri bir komutan geliyor, ‘ben albayım, emir komuta bendedir, terör saldırısı var’ diyor. Ve çocuklar bir anda kendilerini İBB’nin önünde buluyorlar.

KOMUTAN ATEŞ EMRİ VERİYOR AMA ERLER ŞAŞKINLIKTAN ATEŞ ETMİYORLAR

İBB binasının güvenliğini alacakları yönünde bahisle erleri çeşitli yerlere yerleştiriyorlar. Binanın içine giren erler de var. Kimseye bir zarar verilmiyor aslında ilk başlarda. Vatan Emniyet’ten (İstanbul Emniyet Müdürlüğü) vatandaşın İBB binasına yönlendirilmesiyle birlikte büyük bir kalabalık binanın önüne geliyor.

Albay Zeki Demir yaklaşan vatandaşı uzaklaştırmak amacıyla havaya ateş etmeye başlıyor. Devamında daha da saldırganlaşıp vatandaşlara ateş etmeye başlıyor. Ve erlere ateş emri veriyor ancak erler ateş etmiyor. Çünkü bir anda çatışma ortamı yaratıldığı için çocuklar neye uğradığını şaşırıyorlar.

“ATEŞ ETMEYENİ BEN VURURUM”

Bunun üzerine Albay Zeki Demir “Ateş edeceksiniz, ateş etmeyeni ben vururum” diyor. Bu emirden sonra çoğu havaya ateş ediyor, kimi donup kalıyor, hiçbir şekilde hareket edemiyor. Tartaklayarak, cebren, tehditle komutasına aldığı erler mecburen onun himayesinde olmak durumda kalıyorlar.

HASTANEYE GÖTÜRMELERİNE İZİN VERMEDİLER

Polis tarafından herhangi bir yakalama girişimi olmuyor. Bu çocuklar kaçabilenler kaçıyor, ağaçların, ambulansların arkasına saklanıyor. İki arkadaşları çatışmada yaralanıyor. Daha da acısı bu komutanlar erlerin ambulansla hastaneye götürülmelerine bile izin vermiyorlar uzun bir süre. Diğer erler, çoğu ağlamaya, korkmaya, titremeye başlıyorlar. Bir süre sonra komutanlarına yalvar yakar arkadaşlarının ambulanslara taşınmasına müsaade alıyorlar.

BİR ER İBB’DE ODAYA KENDİNİ KİTLİYOR

Ambulansın arkasına saklanan çocuklar da açıkta kaldıkları için saklanabilecekleri korunaklı yerler arıyorlar. Gece saat 02.30’da kendi çabalarıyla İBB içindeki güvenlik güçlerine teslim oluyorlar. Kimse onları teslim almıyor, bizzat kendileri gidiyor. Hatta üç er, teslim olayından önce kendini İBB’de bir odanın içine kitleyip kendine güvenli bir ortam yaratıyor.

O GÖRÜNTÜLERİN HİÇBİRİ DOSYAYA GETİRİLMEDİ

O gece 14 kişi şehit oluyor İBB önünde. O 14 kişiyi şehit edenler maalesef belli değil. Çünkü herhangi bir balistik incelemesi yapılmadı, eşleşmeler yapılmadı. Avukatlar olarak, savunma olarak bunları çokça talep ettik. Dosyaya görüntüler konulmadı.

İBB binasının çevresinde o kadar çok kamera var ki, hiçbiri dosyaya celp edilmedi. Balistik incelemenin bu saatten sonra yapılması da mümkün değil. Fiziki imkansızlık denildi. ‘5 günlük er olduğu için üzerine zimmetli silah yok, hangi silahı kullandığı bile belli değil’ denildi. Bu 5 erin herhangi bir cana kast ettiğiyle ilgili dosyada hiçbir delil mevcut değil.

31 KİŞİ CEZA ALDI, 1 ER BERAAT ETTİ

Dosyada, 31 er ceza aldı.  1 er beraat etti. Müşteki ve tanık ifadeleri dışında hiçbir delil yok. Bu ifadelere binaen ateş etmediğini söyleyen askerlerden, hakkında aleyhine herhangi bir ifade olmayanları serbest bıraktılar. Bir müşteki, ateş edenler arasında 1.65-1.70 boylarında birisini tarif ediyor. 5 eri, tarif ettiği kişiye uygun olabilir diye teşhis ediyor. Yani bunlardan biri olabilir diyor. Ama 5 er de müebbetle cezalandırıldı.

ORHANLI GİŞELERİNDEKİ ŞEHİT

Bu yargılama çok garip. Daha acısını söyleyeyim size. Biz 22 aydır sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Dosyalarda yargılama yapılmıyor. Yeri geldiğinde bu çocukların hem avukatı, hem annesi, hem babası, hem ablası oluyoruz. Söyleyecek çok da sözümüz var. Şehitlerimizden birinin otopsi raporunda ölüm yeri olarak Orhanlı gişeleri yazılmış. Merhum şehidin eşi de ifadesinde “Eşim köprüye gitmek için evden çıkmıştı” diyor. Ancak bu şehit İBB önünde öldürülmüş gibi dosyada bulunuyor. Mahkemeye biz bunları anlatıyoruz, hiçbir şekilde bizi dinlemiyorlar.

GERÇEKLERİN ÜZERİNİ ÖRTMEYE ÇALIŞIYORLAR

Suçlu ile suçsuzu ayırmak için mahkemede maalesef biz bir çaba görmüyoruz. Aksine çokça dile de getirmeye çalışıyoruz. Mahkemeler gerçeklerin üzerini örtmeye çalışıyorlar. Asıl olan o 14 kişinin nasıl öldürüldüğünü tespit etmektir ama hiçbir mahkeme bu çabaya girmedi. Genel olarak bütün darbe yargılamalarında izlenen usul budur. Orada olmadığınızı biliyoruz sevgili erler diyorlar, biz sizin durumunuzu biliyoruz, ancak ‘müşterek faillik’ diye bir kurum var. Biz bu kuruma binaen size müebbet verebiliyoruz diyorlar.

HUKUKTA BU KADAR GENİŞ YORUM YAPILAMAZ

Bu ne demek; suçun faili olmamakla birlikte bir suçun işlenmesine yardım eden yahut izahi hareketlerle katkıda bulunan kişi de o suçu işlemiş gibi müşterek fail sıfatıyla yargılanır, cezalandırılır diyor kanun. Ancak biz burada çocukların mevcudiyetlerine, buranın altını çizmek istiyorum, olay yerindeki mevcudiyetlerine ceza biçiyoruz. Bu çok acı. Hukukta bu kadar geniş yorum yapılmaz. Ceza hukukunda usul esastır, delil olmadan cezalandırma yapılamaz. Burada toptancı bir yaklaşımla hareket edilerek orada bulunan herkese ceza verme yoluna gidiyoruz.

BU ÇOCUKLAR DAHA SİLAH TUTMAYI BİLMİYORLAR

Tahliye olan 11 er arasında benim 2 müvekkilim de var. Onlar biraz şanlıydı diyebiliriz. Şansları şuydu bir müşteki (olaydan zarar gören) onları birine benzetmedi. Yahut yanındaki arkadaşı kendi havaya ateş ederken havaya bakıyor bu çocuklar, çünkü daha silah tutmayı bile bilmiyorlar. O silahın kontrolünü elinde bulundurabilecek güce, bilgiye ve eğitime sahip değiller. Yanındakini şaşkaza (kazara) benzetmedi ve isimleri geçmedi. Bu nedenle dışarıdalar. Dışarıya çıktıklarında da zaten hiç gülmediler, sevinmediler aksine çok mutsuz bir şekilde tahliye oldular. İstinaf Mahkemesine başvurumuzu yaptık.

ERLERİN ORADAKİ VARLIKLARI CEZALANDIRMA İÇİN YETERLİ GÖRÜLDÜ

Ahmet Özdemir ve diğer erler, 1 kez darbe girişim nedeniyle, 14 ölüm dolayısıyla, kasten öldürme eyleminden 14 kez de müebbet aldılar. Aynı zamanda 182 yaralı var. Bu cezaları vermelerin için çocukların oradaki varlıkları yeterli görüldü. Mahkemeler genel itibariyle kendi içlerinde de çelişiyorlar bu kararları verirken. Çünkü kiriminal bir boyutun olmadığı bölgelerde bütün erler beraat etti. Tahliye edildi veyahut, yargılamaları devam ediyor. Ancak ölüm ve yaralamaların olduğu yerlerde, erlerin oradaki varlıkları cezalandırma nedeni olarak değerlendirildi. Çok ciddi bir çelişki var.

15 TEMMUZ’A DAİR HİÇBİR DAVADA BALİSTİK İNCELEME YAPILMADI

Hukuken bu çocukların durumu ortadadır aslında. Kimi TCK 30/4 haksızlık yanılgısından yararlanılarak cezalandırılmayacaktı, yahut TCK 28’e göre cebir ve tehdit altında havaya ateş eden yahut birine zarar vermiş olabilecek çocuklar varsa TCK 28 kapsamında değerlendirilip yine cezalandırılmayacaklardı. Hiçbir davada balistik inceleme yapılmadı. Köprü davasında da yapılmadı, Çengelköy davasında da yapılmadı, TRT, Harbiye davasında da yapılmadı.

AİLELERİ PERİŞAN

Aileleri perişanlar maalesef, cuma günü çıktı karar. Cumadan beri acil servislere taşınıyorlar. Kendilerine gelemediler henüz, gelebileceklerini de zannetmiyoruz. Çok kolay değil tabi. İstinafta karar onanacak mı bozulacak mı, çünkü şu anki konjoktürde çıkan kararlarda bir değişim yoluna gidilebilecek mi onu kestiremiyoruz maalesef. Bu olayın dünyada bir örneği yok…”

AHMET ÖZDEMİR: RÜTBELİYMİŞİM GİBİ YARGILANIYORUM

Er Ahmet Özdemir, geçen yıl gazeteci Yazgülü Aldoğan’a bir mektup yazmış ve “O gün belediye binasındaki güvenliklere silahımı verip teslim oldum. Kimseye zarar vermedim. Ama ne yazık ki rütbeliymişim gibi yargılanıyorum. Ailem ve ben hem maddi hem manevi zor durumdayız. Engelli kardeşim var 20 aydır görmüyorum. Sesini bile duymuyorum. Avukat tutacak maddi durumumuz yok. Bu davayla uğraşacak ne maddi ne manevi gücümüz yok” demişti.

 

Gündem

Halk ekonomi politikaları ve Berat Albayrak’tan memnun değil

AREA Araştırma’nın yaptığı son anket, Cumhur İttifakı’nın oylarının yüzde 47’ye gerilediğini ortaya koydu. Ankete katılan vatandaşların yarıdan fazlası hükumetin ekonomi politikasını ve Damat Berat Albayrak’ı başarısız buldu.

BOLD – AREA Araştırma’nın anketi halkın yarısından çoğunun Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemini desteklemediğini ortaya koydu. Ankete göre vatandaş Kovid-19 salgınından sonraki en büyük sorunun hayat pahalılığı ve yoksulluk olduğunu düşünüyor.

5 PARTİNİN OYU YÜZDE 10’UN ÜZERİNDE

Korkusuz’dan Ahmet Takan’ın aktardığı AREA Araştırma’nın anketi 12 büyükşehirden 2 bin 220 kişinin katılımıyla 24-27 Haziran tarihleri arasında hazırlandı. “Bugün milletvekili seçimi olsa hangi partiye oy verirsiniz” sorusuna verilen yanıtlara göre dağılım şu şekilde: Yüzde 37 AKP, yüzde 24.6 CHP, yüzde 11 İyi Parti, yüzde 10.5 HDP, yüzde 10.1 MHP, yüzde 3.3 DEVA, yüzde 1.2 SP, yüzde 1.2 Gelecek Partisi, yüzde 1.2 diğer. Bu dağılıma göre AKP ve MHP’nin toplam oyu yüzde 47.1.

ERDOĞAN’IN ARDINDAN AKŞENER GELİYOR

Katılımcılar birden çok seçeneği işaretleyebildiği “Aşağıda belirtilen siyasi liderlerle ilgili genel kanaatiniz nedir” sorusunda ise olumlu değerlendirmelere göre dağılıma bakıldığında yüzde 51.9’la AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başta geldi. Onu yüzde 35.7’yle İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yüzde 32.4’le MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli izledi. Bahçeli’den sonra ise yüzde 27.4’le DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, yüzde 27.4’le CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yüzde 21’le Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve yüzde 16.2’yle HDP eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş geldi.

EKONOMİ POLİTİKALARI BAŞARISIZ BULUNDU

“Cumhurbaşkanlığı hükumet sisteminin genel olarak performansını nasıl buluyorsunuz” sorusuna ise katılımcıların yüzde 36.8’i “Başarılı”, yüzde 54.2’si “Başarısız” yanıtını verirken, yüzde 9’u ise fikir belirtmedi. Katılımcılara “Hükumetin ekonomi politikasını nasıl buluyorsunuz” diye sorulduğunda, yüzde 30.2’si “Başarılı”, yüzde 63’ü “Başarısız” derken, yüzde 6.8’lik kısım ise değerlendirmede bulunmadı.

BABACAN’IN OYLARI YÜKSELİŞTE

Anket sonuçlarını değerlendiren AREA yönetim kurulu başkanı Murat Karan, ekonomik ve işsizliğin ülke sorunları arasında hala en üst sırada yer aldığını belirtti. Ayrıca Karan DEVA Partisi (yüzde 3.3) ve Gelecek Partisi’nin (yüzde 1.2) oy oranlarının yüzde 4.5 seviyesine yükseldiğine işaret ederek, Babacan’la ilgili olumlu kanaatin yükseldiğini, DEVA’nın seçmenlerin ikinci parti tercihi olarak kendini göstermeye başladığını ifade etti.

KATILIMCILARA GÖRE DAMAT BAŞARISIZ

Ankette bakanların performansları da soruldu. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın performansından memnun olanların oranı yüzde 27.3 iken, bakanın performansının başarısız olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 60.7. Fikir belirtmeyenlerin oranı ise yüzde 12. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun performansını ise yüzde 59.4 başarılı bulurken, yüzde 30.8 başarısız buldu. Değerlendirme yapmayanların oranı 9.8

EN ÖNEMLİ SORUN SALGIN VE PAHALILIK

Ankette katılımcılara Türkiye’nin Kovid-19 dışındaki en önemli sorununun ne olduğu sorulduğunda, yüzde 47.5’lik bir kesim ekonomi, hayat pahalılığı ve yoksulluk derken, yüzde 21’lik kısım işsizlik, yüzde 4.1’lik kesim ise eğitim sistemindeki sıkıntıları ve eğitimsizliği işaret etti.

İSTANBULLU İMAMOĞLU’NU BAŞARILI BULUYOR

Ankara ve İstanbul büyükşehir belediyelerinin başkanlarının performansları da değerlendirildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun performansının başarılı olduğunu düşünen İstanbulluların oranı yüzde 54.7 iken, başarısız olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 34.9. Türkiye genelinde ise İmamoğlu’nun performansını olumlu yönde değerlendirenlerin oranı yüzde 49.8.

YAVAŞ, DESTEĞİNİ YÜZDE 60’A ÇIKTI

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın performansını ise Ankaralıların yüzde 60.5’lik bir kesimi başarılı, yüzde 30.2’lik kesimi ise başarısız olarak değerlendiriyor. Fikrini belirtmeyenlerin oranı 9.3. Türkiye genelinde ise Yavaş’ın başarılı olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 56, başarısız olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 20.4. Değerlendirmede bulunmayanların oranı 23.6.

Sivas Katliamı etkinlikleri bu yıl şair Behçet Aysan’a adandı

Okumaya devam et

Gündem

Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Mehmet Ceylan: DSÖ’nün öngörüleri çıkmıyor

Yeniden faaliyete geçen düğün ve eğlence salonları konusunda uyaran Prof. Dr. Mehmet Ceylan, DSÖ’nün ikinci dalga hakkındaki felaket senaryolarına da katılmadığını söyledi.

BOLD – Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ), koronavirüs salgınında en kötüsünün henüz yaşanmadığı yönündeki açıklamasını değerlendirdi.

ÖNGÖRÜLERİ ÇIKMADI

DSÖ’nün koronavirüs salgınının başından beri yaptığı öngörülerin çıkmadığını söyleyen Ceyhan, “Bu onların, yanlış ikinci dalga öngörüsünden kaynaklanan bir olay. Ben daha kötüsünün olacağını düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

‘İkinci dalga’ terimi ile ilgili bilgi de veren Ceylan, “İkinci dalga İspanyol gribinden kalan bir tanım. İspanyol gribinde ilk dalga bitiyor, bir süre vaka görünmüyor, virüs mutasyona uğrayarak daha kötü şekilde geliyor. O zaman ikinci dalgada ülkeler hazırlıksız yakalanıyor. Vakalar bittiği için tedbirler kaldırılıyor, kontrolsüz bir şekilde salgın, bir odaktan başlayarak yayılıyor. Halbuki birinci dalgadaki dalgalanmalarda henüz tedbirler tam olmasa da kaldırılmamış, ülkeler de hazırlıklı. O yüzden birinci dalgadaki vaka artışlarını daha kolay kontrol altına alıyorsunuz” dedi.

DAHA KÖTÜ OLMAZ

Türkiye’de ve dünyadaki vaka sayılarında, sonbaharda tatilden dönenler ve açılan okullar yüzünden artış olabileceğini söyleyen Ceylan, ”Bunun birinci dalganın dalgalanmaları şeklinde olabileceğini düşünüyorum. Bu nedenle daha kötüsünün olacağını düşünmüyorum” diye konuştu.

SOSYAL MESAFE VE MASKENİN ÖNEMİ

Ceylan, 1 Temmuz’da tekrar faaliyete başlayan, oyun, tiyatro, sinema ve düğün salonlarına dikkat çekerek, “Bunların hepsinin belli oranda riski var. O ortamda maske takma oranının düşmesi söz konusuysa sosyal mesafe azalıyorsa risk artıyor. İnsanlar ne kadar çok konuşuyorsa şarkı söylüyorsa ya da yüksek sesle konuşuyorsa hızlı nefes alıp vermek yani hareket edilen bir aktivite var ise o kadar risk artıyor. Dolayısıyla hepsinde böyle bir risk var. Eğer hareket edilecekse şarkı söylenecekse bağırıp, çağıracak ise insanlar, düğünler, nişanlar katılanların da içinde bulunduğu aktiviteler daha riskli” dedi

‘DÜĞÜNLER RİSKLİ’

Sinema ve tiyatro salonlarının daha kontrol edilebilir alanlar olduğunu belirten Ceylan, ”Ama bir düğün ortamında nişan ya da kutlama ortamında bunu sağlamak daha zor olacaktır. Dolayısıyla insanların dikkatli olması lazım. Oradan çıkacak 10-20 tane vaka, bir de orada bulunan enfekte olacak 65 yaş üstü kronik hastalıkları olan varsa dolayısıyla daha ağır seyredecektir. Özellikle kutlama şeklinde olan toplanmalarda daha dikkatli olunması lazım” diye konuştu.

Polis ağzını açana cezayı kesti: Hem sosyal mesafeye uyma hem de bize müdahale et!

Okumaya devam et

Gündem

AKP, MHP ve İyi Parti Sivas Katliamı önergesini reddetti

HDP Milletvekili Zeynep Özen’in Sivas Katliamı’nın sorumlularının bulunması için TBMM’ye verdiği önerge AKP, MHP ve İyi Partinin oylarıyla reddedildi.

BOLD – HDP İstanbul Milletvekili Zeynep Özen, 2 Temmuz 1993’teki Sivas Katliamı’nın aydınlatılması için Meclis Araştırma Komisyonuna bir önerge verdi. Özen’in teklifi TBMM Genel Kurulunda dün yapılan görüşmede AKP, MHP ve İyi Partinin oylarıyla reddedildi.

“KATİLLER BULUNAMADI”

Olay sonrasında yaşanan adaletsizliklerin katliamın acısını artırdığını söyleyen Özen, haklarında dava açılan katillerin bir kısmı hiç bulunamadığını belirtti. Daha sonra bu katillerin bazılarının Sivas’tan hiç ayrılmadan yaşamlarına devam ettikleri, hatta resmi olarak haklarında arama kararları olmasına rağmen evlendikleri, askere gittikleri, işe girip çalıştıkları, ehliyet aldıklarını vurguladı.

“POLONYA SINIRINDA YAKALANAN SANIĞIN İADESİ İSTENMEDİ”

Önergede sanıklar hakkında bilgi de veren Özen “Aranan Sivas sanıklarından Cafer Erçakmak, Sivas Valiliğinin 100 metre ilerisindeki evinde hayatını kaybetti. Sivas katillerinin bir kısmı da arama kararlarına rağmen ellerini kollarını sallayarak yurt dışına çıkartıldılar. Sivas Katliamı sanıklarından kırmızı bültenle aranan Vahit Kaynar da Polonya sınırında yakalandı ama 40 gün yasal süre dolana kadar Türkiye’den iadesi istenmediği için serbest bırakıldı. Yurt dışına çıkartılanlar, işledikleri insanlık suçlarından ötürü değil sadece gösteri ve yürüyüş kanununa aykırı davranılması gerekçe olarak gösterildiği için iade edilmediler. En sonunda dava zaman aşımından düşürüldü. Son olarak Sivas Katliamının bir numaralı sanıklarından Ahmet Turan Kılıç, AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından yaşı ve sağlık sorunları gerekçesiyle affedildi. Sivas Katliamı’ndan bugüne kadar 27 yıl bu şekilde geçti” dedi.

“GİZLİ KALAN GERÇEK İFŞA EDİLMELİ”

Özen şöyle devam etti: “Madımak Oteli’nde bulunan canların yakılarak hunharca katledildiği Sivas katliamının arkasında gizli kalan gerçeklerin ifşa edilmesi, yargı kararlarına rağmen Sivas katillerini koruyup cezasız bırakan unsurların ortaya çıkarılması, katliamla ilgili devlet arşivlerinde yıllardır saklı kalan belgelerin araştırılıp kamuoyuyla paylaşılması, perde arkasındaki asıl sorumlularının açığa çıkması ve böylece katliamda yakınlarını yitirenlerin acılarının az da olsa dindirilmesi için Sivas Katliamının araştırılması elzemdir.”

“İNSANLIK SUÇU SAYILSIN”

HDP Kocaeli Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, Madımak katliamının yıl dönümünde linç eylemlerinin Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) ‘insanlık suçu’ olarak tanımlanması ve failler hakkında on yıldan az olmamak üzere ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırılması için kanun teklifi verdi.

5237 Sayılı TCK’da değişiklik yapılmasına dair verilen kanun teklifinin gerekçesi “Türkiye’de cezasızlık politikaları bir sonraki eylemin fitilini ateşlemektedir. Kamplaştırıcı ve kutuplaştırıcı siyaset dili insanların linç edilerek ölmelerine sebep olmaktadır. Bu sebeple linç suçunun TCK’da müstakil bir suç olarak tanımlanması gerekmektedir” sözleriyle açıklandı.

Kanun teklifinde şu ifadelere yer verildi: “Eğer Maraş olayları olduğunda bir daha asla denseydi ve cezalar verilseydi, Çorum olayları olmazdı. Eğer Çorum olaylarından sonra bir daha asla denseydi ve gereken cezalar verilseydi Sivas Katliamı olmazdı. Türkiye’de cezasızlık politikaları bir sonraki eylemin fitilini ateşlemektedir. Kamplaştırıcı ve kutuplaştırıcı siyaset dili insanların linç edilerek ölmelerine sebep olmaktadır.

Sivas Katliamı etkinlikleri bu yıl şair Behçet Aysan’a adandı

Okumaya devam et

Popular