Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Darbecilikten müebbet alan 5 günlük er Ahmet Özdemir: Yeter artık 3 yıl oldu!

14 kez müebbet hapis cezasına çarptırılan ve Silivri Cezaevinde bulunan 5 günlük er Ahmet Özdemir isyan etti: Yeter artık 3 yıl oldu.

BOLD – 15 Temmuz gecesi komutanlarının emriyle bilinmeze sürüklenen askeri öğrenciler de aileleri de artık sabırlarının son noktasında. O gece İstanbul Büyükşehir Belediye Binası önünde, halka ateş açmakla suçlanan ama hiçbir delil olmadığı halde müebbet hapis cezasına çarptırılan 5 günlük er Ahmet Özdemir (23) de isyan etti. Özdemir’in annesi Makbule Özdemir oğlunun kendisine “Anne yeter artık 3 yıl oldu. Melek teyzeye söyle, kim ile görüşecekse görüşsün” dediğini aktardı.

Makbule Özdemir oğlu ile yaptığı son telefon görüşmesini gözyaşlarıyla, başka bir mağdur anneye, yine müebbet alan Taha Furkan Çetinkaya’nın annesi Melek Çetinkaya’ya anlattı. Melek Çetinkaya sosyal medya hesabından “15 Temmuz’da 1 haftalık er olan askerin annesi beni aradı, ağlıyor. Oğlu telefonda anne Melek teyzeye söyle, kim ile görüşecekse görüşsün, yeter artık 3 yıl oldu. Karıncanın sesini duyan Rabbim, kurtar tüm masumları, evlatlarımızı ne olur. İlahi adaletini göster” diye feryat etti.

O GECE İBB’NİN ÖNÜNDE NE OLDU?

15 Temmuz gecesi askeri okul öğrencileri ve erler, ‘terör saldırı var’ diye komutanlarının emriyle İstanbul Boğaz Köprüsüne, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) binasına, TV kanallarına götürüldü. Ahmet Özdemir, Saraçhane’deki belediye hizmet binasına götürülenler arasındaydı.

Olay gecesi binanın önünde 14 vatandaş şehit oldu. Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Ahmet Özdemir, geçen yıl sonuçlanan davada 14 kişinin hayatını kaybetmesi nedeniyle 14 kez, darbeye katılmak suçundan ise 1 kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

METRİS KIŞLASINA 5 GÜN ÖNCE GELMİŞTİ

Çorumlu bir ailenin çocuğu olan 5 günlük er, 15 Temmuz’da Isparta’da acemi birliğini tamamlamış, İstanbul Metris Kışlasına geleli henüz 5 gün olmuştu. Ahmet Özdemir gönüllü avukatlığını üstlenen Gül Önder, davanın sonuçlandığı Mayıs 2018’de RS FM’den Yavuz Oğhan’a, 20 yaşında hapse gönderilen suçsuz bir ere yapılan haksızlıkları şöyle anlatmıştı:

ENGELLİ KARDEŞİNE BAKIYORDU

“15 Temmuz İBB binası işgali dosyasında Ahmet Özdemir’in gönüllü müdafiliğini üstlendim. Barodan atanmadım. Şahsi talebimdi. Ahmet Özdemir’in ailesi Çorum’da yaşıyor. Babası inşaatçı diyebiliriz, beton ustası. Günübirlik çalışıyor, yevmiye usulü. Annesi ev hanımı. Bir küçük kız kardeşi var. Bir de engelli kardeşi. Engelli kardeşinin bakımı ve iaşesinden de Ahmet Özdemir sorumluydu. Ahmet 22 aydır tutuklu olduğu için ailesi ciddi zorluk çekmekte.

1996 doğumlu olan Ahmet Özdemir, 3 yıldır haksız hukuksuz yere Silivri Cezaevinde.

ÜZERİNE ZİMMETLİ BİR SİLAHI BİLE YOK

Ahmet, anayasal düzeni bozmakla suçlanıyor. Darbe gecesi Isparta’da acemi birliğini tamamladıktan sonra İstanbul Metris Kışlasına geleli daha beş gün olmuş. Üzerine zimmetli bir silahı bile yok. O gece yataklarından kaldırılarak İBB’ye götürülüyor bu çocuklar.

Yat içtimasından sonra tatbikat var diyerek uyandırılıyorlar, akabinde kışlanın önünde hazır bekleyen araçlara bindirilirken, ilk defa gördükleri bir komutan geliyor, ‘ben albayım, emir komuta bendedir, terör saldırısı var’ diyor. Ve çocuklar bir anda kendilerini İBB’nin önünde buluyorlar.

KOMUTAN ATEŞ EMRİ VERİYOR AMA ERLER ŞAŞKINLIKTAN ATEŞ ETMİYORLAR

İBB binasının güvenliğini alacakları yönünde bahisle erleri çeşitli yerlere yerleştiriyorlar. Binanın içine giren erler de var. Kimseye bir zarar verilmiyor aslında ilk başlarda. Vatan Emniyet’ten (İstanbul Emniyet Müdürlüğü) vatandaşın İBB binasına yönlendirilmesiyle birlikte büyük bir kalabalık binanın önüne geliyor.

Albay Zeki Demir yaklaşan vatandaşı uzaklaştırmak amacıyla havaya ateş etmeye başlıyor. Devamında daha da saldırganlaşıp vatandaşlara ateş etmeye başlıyor. Ve erlere ateş emri veriyor ancak erler ateş etmiyor. Çünkü bir anda çatışma ortamı yaratıldığı için çocuklar neye uğradığını şaşırıyorlar.

“ATEŞ ETMEYENİ BEN VURURUM”

Bunun üzerine Albay Zeki Demir “Ateş edeceksiniz, ateş etmeyeni ben vururum” diyor. Bu emirden sonra çoğu havaya ateş ediyor, kimi donup kalıyor, hiçbir şekilde hareket edemiyor. Tartaklayarak, cebren, tehditle komutasına aldığı erler mecburen onun himayesinde olmak durumda kalıyorlar.

HASTANEYE GÖTÜRMELERİNE İZİN VERMEDİLER

Polis tarafından herhangi bir yakalama girişimi olmuyor. Bu çocuklar kaçabilenler kaçıyor, ağaçların, ambulansların arkasına saklanıyor. İki arkadaşları çatışmada yaralanıyor. Daha da acısı bu komutanlar erlerin ambulansla hastaneye götürülmelerine bile izin vermiyorlar uzun bir süre. Diğer erler, çoğu ağlamaya, korkmaya, titremeye başlıyorlar. Bir süre sonra komutanlarına yalvar yakar arkadaşlarının ambulanslara taşınmasına müsaade alıyorlar.

BİR ER İBB’DE ODAYA KENDİNİ KİTLİYOR

Ambulansın arkasına saklanan çocuklar da açıkta kaldıkları için saklanabilecekleri korunaklı yerler arıyorlar. Gece saat 02.30’da kendi çabalarıyla İBB içindeki güvenlik güçlerine teslim oluyorlar. Kimse onları teslim almıyor, bizzat kendileri gidiyor. Hatta üç er, teslim olayından önce kendini İBB’de bir odanın içine kitleyip kendine güvenli bir ortam yaratıyor.

O GÖRÜNTÜLERİN HİÇBİRİ DOSYAYA GETİRİLMEDİ

O gece 14 kişi şehit oluyor İBB önünde. O 14 kişiyi şehit edenler maalesef belli değil. Çünkü herhangi bir balistik incelemesi yapılmadı, eşleşmeler yapılmadı. Avukatlar olarak, savunma olarak bunları çokça talep ettik. Dosyaya görüntüler konulmadı.

İBB binasının çevresinde o kadar çok kamera var ki, hiçbiri dosyaya celp edilmedi. Balistik incelemenin bu saatten sonra yapılması da mümkün değil. Fiziki imkansızlık denildi. ‘5 günlük er olduğu için üzerine zimmetli silah yok, hangi silahı kullandığı bile belli değil’ denildi. Bu 5 erin herhangi bir cana kast ettiğiyle ilgili dosyada hiçbir delil mevcut değil.

31 KİŞİ CEZA ALDI, 1 ER BERAAT ETTİ

Dosyada, 31 er ceza aldı.  1 er beraat etti. Müşteki ve tanık ifadeleri dışında hiçbir delil yok. Bu ifadelere binaen ateş etmediğini söyleyen askerlerden, hakkında aleyhine herhangi bir ifade olmayanları serbest bıraktılar. Bir müşteki, ateş edenler arasında 1.65-1.70 boylarında birisini tarif ediyor. 5 eri, tarif ettiği kişiye uygun olabilir diye teşhis ediyor. Yani bunlardan biri olabilir diyor. Ama 5 er de müebbetle cezalandırıldı.

ORHANLI GİŞELERİNDEKİ ŞEHİT

Bu yargılama çok garip. Daha acısını söyleyeyim size. Biz 22 aydır sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Dosyalarda yargılama yapılmıyor. Yeri geldiğinde bu çocukların hem avukatı, hem annesi, hem babası, hem ablası oluyoruz. Söyleyecek çok da sözümüz var. Şehitlerimizden birinin otopsi raporunda ölüm yeri olarak Orhanlı gişeleri yazılmış. Merhum şehidin eşi de ifadesinde “Eşim köprüye gitmek için evden çıkmıştı” diyor. Ancak bu şehit İBB önünde öldürülmüş gibi dosyada bulunuyor. Mahkemeye biz bunları anlatıyoruz, hiçbir şekilde bizi dinlemiyorlar.

GERÇEKLERİN ÜZERİNİ ÖRTMEYE ÇALIŞIYORLAR

Suçlu ile suçsuzu ayırmak için mahkemede maalesef biz bir çaba görmüyoruz. Aksine çokça dile de getirmeye çalışıyoruz. Mahkemeler gerçeklerin üzerini örtmeye çalışıyorlar. Asıl olan o 14 kişinin nasıl öldürüldüğünü tespit etmektir ama hiçbir mahkeme bu çabaya girmedi. Genel olarak bütün darbe yargılamalarında izlenen usul budur. Orada olmadığınızı biliyoruz sevgili erler diyorlar, biz sizin durumunuzu biliyoruz, ancak ‘müşterek faillik’ diye bir kurum var. Biz bu kuruma binaen size müebbet verebiliyoruz diyorlar.

HUKUKTA BU KADAR GENİŞ YORUM YAPILAMAZ

Bu ne demek; suçun faili olmamakla birlikte bir suçun işlenmesine yardım eden yahut izahi hareketlerle katkıda bulunan kişi de o suçu işlemiş gibi müşterek fail sıfatıyla yargılanır, cezalandırılır diyor kanun. Ancak biz burada çocukların mevcudiyetlerine, buranın altını çizmek istiyorum, olay yerindeki mevcudiyetlerine ceza biçiyoruz. Bu çok acı. Hukukta bu kadar geniş yorum yapılmaz. Ceza hukukunda usul esastır, delil olmadan cezalandırma yapılamaz. Burada toptancı bir yaklaşımla hareket edilerek orada bulunan herkese ceza verme yoluna gidiyoruz.

BU ÇOCUKLAR DAHA SİLAH TUTMAYI BİLMİYORLAR

Tahliye olan 11 er arasında benim 2 müvekkilim de var. Onlar biraz şanlıydı diyebiliriz. Şansları şuydu bir müşteki (olaydan zarar gören) onları birine benzetmedi. Yahut yanındaki arkadaşı kendi havaya ateş ederken havaya bakıyor bu çocuklar, çünkü daha silah tutmayı bile bilmiyorlar. O silahın kontrolünü elinde bulundurabilecek güce, bilgiye ve eğitime sahip değiller. Yanındakini şaşkaza (kazara) benzetmedi ve isimleri geçmedi. Bu nedenle dışarıdalar. Dışarıya çıktıklarında da zaten hiç gülmediler, sevinmediler aksine çok mutsuz bir şekilde tahliye oldular. İstinaf Mahkemesine başvurumuzu yaptık.

ERLERİN ORADAKİ VARLIKLARI CEZALANDIRMA İÇİN YETERLİ GÖRÜLDÜ

Ahmet Özdemir ve diğer erler, 1 kez darbe girişim nedeniyle, 14 ölüm dolayısıyla, kasten öldürme eyleminden 14 kez de müebbet aldılar. Aynı zamanda 182 yaralı var. Bu cezaları vermelerin için çocukların oradaki varlıkları yeterli görüldü. Mahkemeler genel itibariyle kendi içlerinde de çelişiyorlar bu kararları verirken. Çünkü kiriminal bir boyutun olmadığı bölgelerde bütün erler beraat etti. Tahliye edildi veyahut, yargılamaları devam ediyor. Ancak ölüm ve yaralamaların olduğu yerlerde, erlerin oradaki varlıkları cezalandırma nedeni olarak değerlendirildi. Çok ciddi bir çelişki var.

15 TEMMUZ’A DAİR HİÇBİR DAVADA BALİSTİK İNCELEME YAPILMADI

Hukuken bu çocukların durumu ortadadır aslında. Kimi TCK 30/4 haksızlık yanılgısından yararlanılarak cezalandırılmayacaktı, yahut TCK 28’e göre cebir ve tehdit altında havaya ateş eden yahut birine zarar vermiş olabilecek çocuklar varsa TCK 28 kapsamında değerlendirilip yine cezalandırılmayacaklardı. Hiçbir davada balistik inceleme yapılmadı. Köprü davasında da yapılmadı, Çengelköy davasında da yapılmadı, TRT, Harbiye davasında da yapılmadı.

AİLELERİ PERİŞAN

Aileleri perişanlar maalesef, cuma günü çıktı karar. Cumadan beri acil servislere taşınıyorlar. Kendilerine gelemediler henüz, gelebileceklerini de zannetmiyoruz. Çok kolay değil tabi. İstinafta karar onanacak mı bozulacak mı, çünkü şu anki konjoktürde çıkan kararlarda bir değişim yoluna gidilebilecek mi onu kestiremiyoruz maalesef. Bu olayın dünyada bir örneği yok…”

AHMET ÖZDEMİR: RÜTBELİYMİŞİM GİBİ YARGILANIYORUM

Er Ahmet Özdemir, geçen yıl gazeteci Yazgülü Aldoğan’a bir mektup yazmış ve “O gün belediye binasındaki güvenliklere silahımı verip teslim oldum. Kimseye zarar vermedim. Ama ne yazık ki rütbeliymişim gibi yargılanıyorum. Ailem ve ben hem maddi hem manevi zor durumdayız. Engelli kardeşim var 20 aydır görmüyorum. Sesini bile duymuyorum. Avukat tutacak maddi durumumuz yok. Bu davayla uğraşacak ne maddi ne manevi gücümüz yok” demişti.

 

Gündem

Hakan Şükür’den darbe açıklaması: “Suçlular kimse ceza alsın”

Euronews’e konuşan eski milli futbolcu Hakan Şükür, darbe suçlamalarına cevap verdi: “Hakkımda böyle bir iddianame yok. Sadece kara propaganda var. Suçlular kimse ceza alsın. Bunu en çok ben isterim. Hangi hareketten, hangi cemaatten kim varsa ceza alsın.”

BOLD – AKP iktidarının oluşturduğu baskı ortamı sebebiyle Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan on binlerce kişiden biri olan eski milli futbolcu Hakan Şükür, hakkındaki iddialarla ilgili Euronews’e konuştu.

İşte “Neden siyasete girdi? Darbe suçlamaları için ne diyor? Fethullah Gülen ile ilişkisi nasıl? Ailesinin güvenliğinden endişe ediyor mu? Mal varlığına el konulduktan sonra ne iş yaptı ve bundan sonra ne yapmak istiyor?” soruları yöneltilen eski milli futbolcunun cevapları…

SİYASETE ERDOĞAN’IN BASKISI İLE GİRDİĞİNİ BELİRTTİ

Aktif futbolu bıraktıktan sonra, antrenörlük lisansını aldığını, kesinlikle siyaseti düşünmediğini belirten Şükür, “Dönemin başbakanı (Erdoğan) ülkenin bana ihtiyacı olduğunu söyleyerek ısrar etti, baskı yaptı” sözleriyle, Meclis’e neden girdiğini açıklıyor.

ŞİKE DAVASI SÜRECİNDE YARGIYA MÜDAHALE ETMEM İSTENDİ

Futbol projelerini ülke çapında gerçekleştirme imkanı vadedildiğini kaydedip seçildikten sonra bunun mümkün olmayacağını anladığını ifade ediyor. “Aslında siyasetin imajımızı, şöhretimizi kullandığını fark ettim” diyerek şike davası sürecinde yargıya müdahale etmesinin istendiği bilgisini paylaşıyor.

BİZE GELSİN YARGILANSIN DİYENLER, KENDİLERİ YARGILANMADI

17-25 Aralık’ta ‘güven sarsıntısı’ yaşadığını söyleyen Hakan Şükür, 4 bakanın yargılanmaması olayına atıfla “Bize gelsin yargılansın diyenler, kendileri hakkındaki suçlarla ilgili yargılanmadı” çıkışı yapıyor.

EŞİMİN İŞ YERİ TAŞLANDI ÇALIŞANLARI TACİZ EDİLDİ

AKP’den istifası sonrası tehditler aldığını açıklayarak eşinin iş yerinin taşlandığını, çalışanların taciz edildiğini ve bundan dolayı ülkeden ayrılmaya karar verdiklerini vurguluyor.

SİSTEMDEKİ HATALARI SORGULAYANLAR HAİN VE TERÖRİST İLAN EDİLİYOR

Eski milli futbolcuya göre o gün ses çıkaramayanlar, mahallecilik yapanlar bugün artık çok geç kalındığını görüyor. “Türkiye artık, sistemdeki hataları sorgulayanların hain ve terörist ilan edildiği bir ülke haline geldi.”

DEĞERLERİN ARKASINA SAKLANIP SUÇ İŞLEYENLERE SÖZ SÖYLENMİYOR

Bütün yaşananlara rağmen geleceğe dair umudunu koruyan Şükür, “Ben, devletimi, milletimi, bayrağımı, bütün değerlerimi çok seviyorum” deyip ekliyor, “Bu değerlerin arkasına saklanıp suç işleyen insanlara söz söylemek, değerlerimize söylenmiş gibi görülüyor.”

İNSANLAR SUÇSUZLUĞUNU DEĞİL İDDİA SAHİBİ SUÇU İSPATLAMALI

Darbe suçlamalarına da değinerek şunları ifade ediyor: “Hakkımda böyle bir iddianame yok. Sadece kara propaganda var. İnsanlar suçsuzluğunu değil, iddia sahibi suçunuzu ispat etmek zorunda. Suçlular kimse ceza alsın. Bunu en çok ben isterim. Hangi hareketten, hangi cemaatten kim varsa ceza alsın.”

CEMAATİN ORGANİZASYONLARINA ERDOĞAN’IN UÇAĞI İLE GİTTİK

Gülen Hareketi’nin bir dönem Türkiye’de özellikle iktidarca el üstünde tutulduğunu hatırlatan eski milli futbolcu, bu cemaatin düzenlediği organizasyonlara da AKP üyeleriyle katıldığını, hatta Recep Tayyip Erdoğan’ın uçağıyla dahi götürüldüğünü aktarıyor.

KARİYERİNE FUTBOL İLE DEVAM ETMEK İSTİYOR

Hakan Şükür, kazançlarını Türkiye’de değerlendirmeyi tercih ettiğini ve yurt dışına yatırım yapmadığını anımsatıyor ve bu sebeple ABD’de zor günler geçirdiğini belirtiyor. Mal varlığına el konulması sonrası, kısıtlı bir sermayeyle Amerika’da başladığı kafe işinin battığını söyleyen milli futbolcu, kariyerine yine futbolda devam etmek istiyor.

ŞOFÖRLÜK YAPMADIM AMA ONUN DIŞINDA BİRÇOK İŞ YAPTIM

Uber şoförü olduğuna dair haberlere de değinerek, bir dönem Uber işi yapan bir arkadaşına İngilizce öğrenmek için eşlik ettiğini ancak tam olarak şoförlük yapmadığını kaydediyor. Ancak içinde bulunduğu durumu “Uber dışında başka birçok iş yaptım” cümlesiyle açıklıyor.

İMKANIM BİLE OLSA TRUMP’TAN YARDIM İSTEMEM

Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın tutukluluklarına atıf yapan Şükür, Türkiye’de hukukun işlemediği görüşünde. Rahip Brunson’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın talebiyle serbest bırakıldığını hatırlatarak imkanı olsa bile benzer bir durumdan yararlanmak istemeyeceğini dile getiriyor.

ALINTERİMLE KAZANDIM ALLAH ONLARI ZAYİ ETMEZ

Her ne kadar Türkiye’de kalan ailesinin can güvenliğinden endişe etse de, mevcut hukuk sisteminin iktidardan bağımsız hareket etmediğini düşünse de, bir gün ülkesinin normalleşeceğine dair inancını muhafaza ediyor. Şükür, mal varlığını bir gün geri alacağına dair inancını da “Ben alın terimle kazandım. Allah onları zayi etmez” şeklinde ifade ediyor.

Putin, cihatçıların saldırgan tavırlarını Erdoğan’a şikayet etti

Okumaya devam et

Gündem

AKP’li milletvekilinin köyüne yolcu garantili havalimanı

CHP Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal, yolcu garantisi artan ancak yolcu sayısı azalan Kütahya Zafer Havalimanı’nın, dönemin AKP Milletvekili Sait Açba’nın memleketi Aykırıkçı köyünün yakınlarına yapıldığını öne sürdü.

BOLD – CHP Afyonkarahisar Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Katip Üyesi Burcu Köksal, Kütahya Zafer Havalimanı yer seçimi için ilginç iddiada bulundu. Köksal, havalimanının yer değişikliği yapılarak AKP’li Sait Açba’nın köyü olan Aykırıkçı köyünün yakınlarına yapıldığını ifade etti.

AKP’Lİ VEKİLİN KÖYÜNÜN YAKINLARINA YAPILDI

CHP Milletvekili Köksal konuyla ilgili Meclis’te yaptığı konuşmada “Afyonkarahisar’a havaalanı açacağız” deyip Afyonkarahisarlı hemşehrilerinin kandırıldığını söyledi. Havalimanının yer seçimi konusunda kimsenin dinlenmediğini belirten Köksal, Kütahya Zafer Havalimanı’nın dönemin Kütahyalı olan ancak Afyonkarahisar’dan milletvekili seçilen AKP’li Sait Açba’nın köyü olan Aykırıkçı köyünün yakınlarına yapıldığını ifade etti.

GARANTİ ÖDEMELERİ İÇİN NEDEN BİRŞEY YAPILMIYOR?

Kütahya Zafer Havalimanı’nda 2012-2017 yıllarında beş yıllık garantili yolcu sayısına ulaşılamadığı için şirkete toplam 26 milyon 892 bin euro ödendiğini hatırlatan Köksal, “Daha önümüzdeki 29 yılda toplam 205 milyon 281 bin euro garanti bedeli taahhüt edilmiştir. Zafer Havalimanı’nın gerektiği gibi çalışmadığı Sayıştay raporlarına dahi yansımışken hâlâ bu garanti ödemeleri için hiçbir şey yapılmaması ve göz göre göre milletin parasının çarçur edilmesi, garanti ödemelere resmen peşkeş çekilmesi hangi hukuka, hangi ahlaka, hangi vicdana ve hangi hakkaniyete sığar?” dedi.

GARANTİ 1.232 MİLYON YOLCU, HİZMET ALAN 82 BİN

Kütahya’daki Zafer Havalimanı’nın Hazine’ye yükü giderek ağırlaşıyor. Kasım 2012’de hizmete açılan havalimanının yolcu garantisi her yıl artarken yolcu sayısı ise azalıyor. 2019’da 1 milyon 232 bin yolcu garantisi verilen havalimanının hizmet verdiği yolcu sayısı 82 binde kalırken, garantiye göre gerçekleşme oranı yüzde 6.6 oldu. Üstelik 2019’da verilen garantisi bir önceki yıla göre yaklaşık 48 bin artarken, hizmet verilen yolcu sayısı bir önceki yıla göre yüzde 17.4 oranında azaldı.

Ortaokul ve lisede eski sisteme dönülüyor: Başarısız öğrenci sınıfta kalacak

Okumaya devam et

Gündem

Şüpheli şekilde ölen Kırgız gazeteci ile ilgili başlığa mahkemeden engelleme

Mehmet Ağar’ın oğlu AKP Elazığ Milletvekili Tolga Ağar’ın tecavüz ettiği ve ardından öldürüldüğü öne sürülen Kırgız gazeteci Yeldana Kaharman için Ekşi Sözlük’te açılan başlığa mahkeme tarafından erişim engeli getirildi.

BOLD – Elazığ’da şüpheli şekilde hayatını kaybeden Kırgızistanlı gazeteci Yeldana Kaharman için Ekşi Sözlük’te açılan başlığa İstanbul 5’inci Sulh Ceza Hâkimliği tarafından erişim engeli getirildi. Kaharman’ın ölümüyle ilgili Mehmet Ağar’ın oğlu AKP Elazığ Milletvekili Tolga Ağar suçlanıyordu.

ERİŞİM ENGELİ GELDİ, YORUMLAR KALDIRILDI

BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre Gazeteci Sedat Sur, Kaharman’ın şüpheli ölümüne ilişkin yaptığı açıklamalar gündem olurken Ekşi Sözlük’te de ‘Yeldana Kaharman’ başlığı açıldı. Ekşi Sözlük, “İstanbul 5’inci Sulh Ceza Hakimliği’nin 11 Şubat tarihli ve 2020/823 iş sayılı kararı uyarınca Yeldana Kaharman başlığı altında yer alan içeriklere erişimin engellenmesine karar verildiğini” açıkladı. Ekşi Sözlük, başlık altındaki yorumları kaldırırken mahkemenin erişim engeli kararını da paylaştı.

TOLGA AĞAR’IN CİNSEL SALDIRISI SONRASI ÖLÜ BULUNMUŞTU

Geçen yıl hayatını kaybeden Kırgızistanlı gazeteci Yeldana Kaharman’ın, Mehmet Ağar’ın oğlu AKP Elazığ Milletvekili Tolga Ağar’ın cinsel saldırısına uğradığı ve intihar ettiği iddia edilmişti. Kaharman’ın çalıştığı kanal yaptığı açıklamada, ‘şüpheli ölüm’ ifadelerini kullanmıştı.

Ortaokul ve lisede eski sisteme dönülüyor: Başarısız öğrenci sınıfta kalacak

Okumaya devam et

Popular