Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Türkiye’den Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi ve İsviçre’ye nota

Türkiye, BM’nin PKK bağlantılı Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) komutanlık eden Ferhat Abdi Şahin ile eylem planı imzalamasına protesto notasıyla karşılık verdi.

BOLD – Birleşmiş Milletler (BM), PKK ile “bünyesindeki çocuk savaşçıları bırakması” için resmi törenle anlaşma imzaladı. Türkiye’nin BM Cenevre Ofisi Nezdindeki Daimi Temsilciliği, BM Cenevre Ofisi Genel Direktör Vekili nezdinde girişimde bulunarak eylem planının imzalanmasından duyduğu rahatsızlığı iletti. Daimi Temsilcilik, sözlü protestosunun hemen ardından gerek BM Cenevre Ofisine gerekse de İsviçre makamlarına resmi protesto notası verdi.

Temsilcilik, her iki makama da gönderdiği protesto notasına, PKK yöneticisi Ferhat Abdi Şahin’in Interpol tarafından kırmızı bültenle arandığına ilişkin belgeyi de iliştirdi. İsviçre makamlarına iletilen notada, Interpol tarafından kırmızı bültenle arana bir kişiye nasıl vize verildiği ve ülkeye girdiğine ilişkin bilgi istendi.

Daimi Temsilcilik ayrıca BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen’in ofisiyle irtibata geçerek “eylem planı” imzalamasından haberdar olup olmadıklarını sordu.

İddiaya göre Pedersen’in ofisinde çalışan yetkililer cumartesi gerçekleşen imza töreninden bilgileri olmadığını Türk diplomatlara iletti.

ÇAVUŞOĞLU’NDAN TEPKİ

TRT Haber’de konuyu değerlendiren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, “Kırmızı bültenle aranan bir kişi nasıl oluyor da İsviçre’ye gidebiliyor. Önümüzdeki günlerde İsviçre Dışişleri Bakanı ziyaretime geliyor, bunu da konuşacağım” dedi.

ERDOĞAN: SKANDAL

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Çin’de yaptığı açıklamada Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Feridun Sinirlioğlu’nun  bizzat BM Genel Sekreterine giderek yazılı protesto ilettiğini açıkladı.

Erdoğan, “Bu şahısla ilgili kırmızı bülteni önüne koymuştur. Genel Sekreter bunu görünce çok şaşırmış. Çünkü bu şahsın terör listesinde olduğunu ve de kırmızı bültenle arandığını bilmiyorlarmış. İşte terörle mücadeledeki çifte standart ve ikiyüzlülük bu. Kırmızı bültenle aranan kişi nasıl oluyor da İsviçre’ye gidebiliyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler’in PKK ile bir anlaşma imzalamasının asla kabul edilemeyeceğini belirterek, “Hangi gerekçeyle olursa olsun BM’nin bir terör örgütünü bu şekilde muhatap alması, masaya oturması ve resmi bir statü tanır gibi bir anlaşma imzalaması en hafif ifadesiyle bir skandaldır… Bu bir skandaldır. BM böyle bir skandalın altına imza koyamaz. Olacak iş değil. Ben gıyabında söylüyorum ama BM Genel Sekreteri Guterres’in bundan haberi yoktur, böyle bir yanlışı asla yapmaz diye düşünüyorum.” diye konuştu.

TÖRENLE ANLAŞMA İMZALANMIŞTI

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterinin silahlı çatışmalarda çocuklar konusundaki özel temsilcisi Virginia Gamba, 29 Haziran’da BM Cenevre ofisinde bir araya geldiği Mazlum Abdi ile Suriye Demokratik Güçleri adına örgütün “bünyesindeki çocuk savaşçıları bırakması için” eylem planına resmi törenle imza attı.

BM’den yapılan açıklamada, “SDG’nin, bu anlaşma ile çocukları savaşçı olarak kullanmamayı, bünyesindeki kız ve erkek çocuklarını belirleyerek ayırmayı ve bu konuda önlemler almayı taahhüt ettiği” bildirildi.

SAVAŞ SUÇU

1949 Harp Zamanında Sivillerin Korunmasına İlişkin Cenevre Sözleşmeleri, çocukların asker olarak kullanılmasını yasaklıyor.

Söz konusu sözleşmelerde “çocuk askerler” konusu, 15 yaşından küçüklerin özel olarak korunması çerçevesinde ele alınıyor. Cenevre Sözleşmelerine ek, 1977 tarihli Uluslararası Silahlı Çatışmaların Kurbanlarının Korunmasına İlişkin 1 Numaralı Protokol’de, “15 yaşına ulaşmamış çocukların düşmanca davranışların tarafı olmamaları ve özellikle silahlı kuvvetlerde yer almamaları” gerektiği belirtiliyor.

BM’ye göre YPG/PKK 2017’de 72’si kız olmak üzere en az 224 çocuğu ailelerinden koparıp sözde kamplarında eğitime alırken, 2018’de ise bu sayı 5 katına çıktı.

TRT’ye Öcalan’ı çıkaran AKP, Bayık’ın yazısı için Washington Post’a tepki gösterdi

Dünya

Hakan Şükür yeşil sahalarda! Şık golü büyük beğeni topladı

ABD’de yaşayan ‘Kral’ lakaplı efsane golcüsü Hakan Şükür’ün, sosyal medyada paylaştığı şık topuk hareketiyle attığı gol takipçilerinden binlerce beğeni aldı.

BOLD – Galatasaray ve A Milli Futbol Takımının ‘Kral’ lakaplı efsane golcüsü Hakan Şükür’ün, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım binlerce beğeni topladı. İlerleyen yaşına rağmen Şükür, paylaştığı videoda eski günlerini aratmayan hünerlerini sergiliyor. Hakan Şükür, yaptığı şık bir topuk hareketiyle önüne aldığı topu ağlara gönderiyor.

NEDEN TÜRKİYE’Yİ TERK ETTİ

12 Haziran seçimlerinde AKP’den aday olan Şükür, İstanbul 3. bölge milletvekili seçildi. 16 Aralık 2013 tarihinde partisinden istifa eden Şükür, siyasi hayatına bir süre daha bağımsız milletvekili olarak devam etti. 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde İstanbul 3. bölgeden bağımsız aday olan Şükür, seçilemedi.

MAL VARLIĞINA EL KONULDU MADALYALI ALINDI

15 Temmuz sonrası Gülen Hareketi’ne verdiği destek yüzünden kendisi ve babası hakkında gözaltı kararı çıkartıldı. Şükür’ün babası Sermet Şükür, hakkındaki iddialar yüzünden 3 yıl hapis ile cezası aldı. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının iddialarını değerlendiren mahkeme Şükür’ün yaklaşık 200 milyon TL değerindeki mal varlığına el konulması kararı verdi.

14 Temmuz 2017 tarihinde çıkan KHK ile Arif Erdem ile birlikte Hakan Şükür’e verilen tüm madalyaların geri alınmasına karar verildi. Siyaseti bıraktıktan sonra ABD’ye yerleşen Hakan Şükür, kendi Youtube kanalında futbol ve siyasi gündemi yorumluyor.

İşte erken seçimin ayak sesleri

Okumaya devam et

Dünya

Almanya mülteci konusunda ince eleyip sık dokuyor

Her yıl yaklaşık 500 bin göçmen işgücüne ihtiyacı olan Almanya, mülteciler konusunda ince eleyip sık dokuyor. Bu yılın ilk yarısında 47 bin göçmen işçiyi kabul eden Almanya’nın yıl sonuna kadar alacağı işçi sayısı 95 bini bulacak.

BOLD – Almanya’da muhalefette bulunan liberal çizgideki Hür Demokrat Parti (FDP) emekli maaşlarının gelecekte de istikrarlı bir şekilde ödenebilmesi için yılda 500 bin göçmene gereksinim duyulduğunu açıkladı.

GÖÇ POLİTİKASINDA DEĞİŞİKLİKLER YAPILMALI

Alman basın ajansı DPA’ya açıklamalarda bulunan FDP meclis grup başkanı ve mali politikalar uzmanı Christian Dürr, Almanya’nın göç politikasında temel değişiklikler yapılması gerektiğini belirterek, “Almanya’yı açık, modern bir göç ülkesi haline getirmeyi ve aynı zamanda emekli maaşlarını istikrara kavuşturmayı başarırsak, bir toplum olarak bugün hayal edebileceğimizden daha fazla kazanacağız” dedi. Dürr, giderek daha fazla insanın emekli olmasına karşın işgücü piyasasına daha az kişinin katıldığına işaret etti.

“YILDA EN AZ 500 BİN GÖÇMENE İHTİYACIMIZ VAR”

İktidardaki Hristiyan Birlik Partileri (CDU-CSU) ve Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) emekli maaşlarının istikrara kavuşturulması konusunda hatalı davrandığını kaydeden Dürr, Almanya’da giderek yaşlanan toplumun bir sonraki hükumeti emekli maaşları konusunda zorlayacağını söyledi. Almanya’nın halihazırda emekli maaşlarını büyük miktarlarda sübvanse etmek zorunda olduğunu ifade eden FDP’li politikacı, bu durumun uzun vadeli olamayacağını savundu. Dürr, “Kamu maliyemizi istikrara kavuşturmak ve borçlanmayı azaltmak istiyorsak, ülkemizin yılda en az 500 bin göçmene ihtiyacı var” dedi.

İSTİHDAM AJANSI DA İŞGÜCÜ GEREKSİNİMİ DOĞRULADI

Federal İstihdam Ajansı Başkanı Detlef Scheele de kısa süre önce yaptığı açıklamada Almanya’nın daha fazla göçmen iş gücüne gereksinimi olduğunu belirtmişti. Scheele iş gücü piyasasındaki boşluğun doldurulması için yılda yaklaşık 400 bin göçmene ihtiyaç duyulduğunu söylemişti. 26 Eylül’de genel seçimlerin yapılacağı Almanya’da emekli maaşlarının güvence altına alınması nereyse tüm partilerin seçim programları arasında yer alıyor.

BU YIL 95 BİN MÜLTECİ KABUL EDİLECEK

Alman hükumeti, bu yılın ilk yarısında 47 bin mültecinin ülkeye kabul edildiğini, 11 bin kişinin ise ya sınır dışı edildiğini ya da sığınma başvurusunun reddedildiğini açıkladı. İçişleri Bakanı Horst Seehofer, mevcut eğilimin devam etmesi halinde yıl sonuna kadar 95 bini mülteciyi ülkeye alabileceklerini bildirdi.

DENKLİK BELGESİ VE A2 SEVİYESİNDE DİL GEREKİYOR

Almanya’da çalışmak isteyenlerden önceden tamamlamış oldukları meslek eğitiminin, Almanya’daki meslek eğitimi ile eşdeğer olduğunu gösteren denklik belgesi alması gerekiyor. Almanya işçi alımı için Almanya dil bilgisi seviyesinin en az A2 düzeyinde olması isteniyor. Yüksek öğrenim gören kişilerin de aynı şekilde Almanya’daki bir okul diplomasına benzer bir diplomaya sahip olduklarını denklik belgesi ile kanıtlaması gerekiyor.

Türkiye mülteci merkezi oluyor

Okumaya devam et

Analiz

Türkiye-BAE ilişkileri yükselişte: Ankara Dubai’nin gazına gidiyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibinin 5 yıldır 15 Temmuz’u finanse etmekle suçladığı Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkiler hızla gelişiyor. Geçtiğimiz haftalarda iki ülke arasında yapılan üst düzeyli görüşmelerin ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Alparslan Bayraktar Dubai’deki doğalgaz konferansına katılacak.

BOLD ANALİZ – Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında Ağustos ayından beri hızla ivme kazanan ilişkilerde yeni bir adım daha geldi. Geçen ay yapılan üst düzeyli görüşmelerin ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Alparslan Bayraktar, Dubai’deki uluslararası doğalgaz konferansına katılacak.

Dubai Dünya Ticaret Merkezi’nde 21-23 Eylül’de gerçekleştirilecek Gastech Uluslararası Doğalgaz Konferansı’na, daha önce Birleşik Arap Emirlikleri ile büyük sorunlar yaşayan Türkiye ve Katar’dan temsilciler katılacak.

KONFERANSTA TÜRK VE KATARLI BAKANLAR KONUŞMA YAPACAK

Konferansa katılacak olan Katar Enerji Bakanı Saad El-Kaabi ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Alparslan Bayraktar birer de konuşma yapacak.

Suudi Arabistan öncülüğündeki dört ülke, Haziran 2017’den beri Katar’a ambargo uyguluyordu. Ambargo, 5 Ocak’ta Suudi Arabistan’da düzenlenen Körfez İşbirliği Konseyi zirvesine imzalanan mutabakatla sona ermişti.

2017 yılında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır, ‘terör örgütlerini desteklediği’ gerekçesiyle Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kesmişti.

Katar’a ekonomik ve siyasi ambargo uygulanırken, Doha yönetimi suçlamaları reddetmişti. Kuveyt ve ABD, Körfez bölgesindeki krizin sona ermesi için arabuluculuk yapıyordu. Türkiye ise krizde Katar ile saf tutmuş ve 4 ülkenin uyguladığı ambargoda Doha’ya en büyük desteği sağlamıştı.

Türkiye’nin 2017’deki krizde Katar’dan yana tavır alması Birleşik Arap Emirlikleri’nin tepkisini çekmişti.

MISIR’DAKİ DARBE TÜRKİYE-BAE İLİŞKİLERİNE İLK SEKTEYİ VURDU

Türkiye ile BAE ilişkileri, ilk olarak 2013 yılında Mısır’da yaşanan darbe nedeniyle sarsılmıştı. 2011’de başlayan Arap Baharı sürecini kendi varlığı için en büyük tehdit olarak gören BAE ve Suudi Arabistan, Sisi’nin darbesini desteklemişler ve karşı çıkan Türkiye ile ilişkilerini sertleştirmişlerdi.

2017’deki Katar Krizi’nden sonra Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri Libya meselesinde de karşı karşıya geldi. Türkiye Libya’daki iç savaşta Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükumeti’ni desteklerken; BAE ülkenin doğusundaki Tobruk merkezli Libya Temsilciler Meclisi ve ona bağlı Libya Ulusal Ordusu’nu destekledi.

Libya’da iç savaşın yoğunlaştığı 2019-2020 döneminde iki ülke destekledikleri taraflara ciddi biçimde askeri destek verdi. BM silah ambargosuna rağmen savaşan taraflara silah yardımı yaptılar.

Libya’da 2019 yılında Türk askeri güçlerine yapılan saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’nin parmağı olduğu iddia edildi.

AKAR: DOĞRU YER VE ZAMANDA BAE’DEN HESAP SORACAĞIZ

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 2020 yılı Temmuz ayında El Cezire televizyonuna verdiği röportajda Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Suudi Arabistan’ın Libya’da General Hafter’e verdikleri desteği kesmeleri gerektiğini belirtmişti.

Hulusi Akar, BAE’nin Libya ve Suriye’de Türkiye’ye karşı zararlı hareketlerde bulunduğunu belirterek, doğru yer ve zamanda bu ülkeden hesap sorulacağını söylemişti.

Akar, “BAE, bize zarar vermek amacıyla Türkiye’ye düşman terör örgütlerini destekliyor. BAE küçüklüğünü ve etkisini göz önünde bulundurarak bunu yapmamalı” ifadelerini kullanmıştı.

Akar’ın açıklamaları sonrası Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dışişleri’nden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Gargaş Türkiye’ye tepki göstermiş ve Türkiye’nin Arap ülkelerinin işlerine karışmayı bırakması gerektiğini belirtmişti.

Enver Gargaş, Twitter’dan paylaştığı mesajında “Türk Savunma Bakanı’nın tahrik edici açıklaması, ülkesinin diplomasisindeki yeni bir düşüşü gösteriyor. İlişkiler tehditlerle yönetilemez, günümüzde ve bu asırda sömürgeci hayallere yer yok. Türkiye’nin Arapların içişlerine karışmaması daha uygun olur” ifadelerini kullanmıştı.

ERDOĞAN, BAE’DEN ÜST DÜZEY İSİMLERLE GÖRÜŞTÜ

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibinin 5 yıldır 15 Temmuz’u finanse etmekle suçladığı Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkileri bir anda gelişmeye başladı.

İki ülke ilişkilerindeki hızlı gelişmede organize suç örgütü lideri Sedat Peker’i bu ülkeden almak isteyen AKP yönetiminin istekli olduğu ifade ediliyor.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 Ağustos’ta BAE Ulusal Güvenlik Danışmanı Şeyh Tahnoun bin Zayed Al Nahyan’ı kabul etti. Daha sonra Ağustos ayı sonunda ise ülkenin fiili lideri Veliaht Prens Muhammed bin Zayed el Nahyan ile görüştü.

İngiliz Haber Ajansı Reuters, iki ülkenin bu görüşmeler sonunda uzlaşmaya vardığını yazdı. Reuters’a konuşan Körfez ülkelerinden bir diplomat, “Çok hızlı ilerliyorlar. Birçok insanın tahmin ettiğinden çok daha hızlı bir şekilde hem de. Sayfayı çevirdiler bile” dedi.

Türkiye-Mısır ilişkileri: Kahire’yi ikna için nelerden vazgeçildi?

Okumaya devam et

Popular

Shares