Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Cumartesi Anneleri’nin, kaçırılan 6 kişinin yakınlarıyla buluşmasında neler yaşandı?

Cumartesi Anneleri, 7-20 Şubat 2019 tarihleri arasında kaçırılan; Gökhan Türkmen, Yasin Ugan, Özgür Kaya, Erkan Irmak, Mustafa Yılmaz ve Salim Zeybek’i arıyor.

BOLD – 744 haftadır zorla kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri, 745. haftada, aynı tip siyah transporter araçlarla ve kendilerini “devlet” olarak tanıtan kişiler tarafından kaçırılan 6 kişi için çağrı yaptı.

Cumartesi Anneleri’nin 745. hafta için yaptıkları çağrı şöyle:

“745. haftamızda Gökhan Türkmen, Yasin Ugan, Özgür Kaya, Erkan Irmak, Mustafa Yılmaz ve Salim Zeybek nerede? sorumuza cevap verin!” diyerek buluşacağız. Sizi de ‘herkes için hukuk, herkes için adalet’ diyen sesimize eşlik etmeye çağırıyoruz. Güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınarak kaybedilenlerin aileleri ve hak savunucuları olarak çoğu Ankara’da olmak üzere insanların kaçırılması iddiaları karşısında derin endişe içindeyiz. 7 ve 20 Şubat 2019 tarihleri arasında kaçırılan Gökhan Türkmen, Yasin Ugan, Özgür Kaya, Erkan Irmak, Mustafa Yılmaz ve Salim Zeybek’ten ailelerinin tüm çabalarına rağmen haber alınamıyor. 745. haftamızda başta Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı olmak üzere tüm yetkililere, ‘Hukuk kuralları herkese eşit ve adil bir biçimde uygulanmalıdır. Kaçırılan insanların ailelerinin savcılıklara da yansıyan iddiaları ile ilgili yaşamı koruma ve etkili soruşturma yükümlülüğünüzü yerine getirin. Gökhan Türkmen, Yasin Ugan, Özgür Kaya, Erkan Irmak, Mustafa Yılmaz ve Salim Zeybek nerede? sorumuza cevap verin!’ diyerek buluşacağız. Sizi de ‘herkes için hukuk, herkes için adalet’ diyen sesimize eşlik etmeye çağırıyoruz.”

SEZGİN TANRIKULU: “CUMARTESİ ANNELERİNE GALATASARAY MEYDANINI KİM YASAKLADIYSA BU 6 KİŞİYİ KAÇIRAN FAİL ODUR”

Kaçırılan 6 kişiyle ilgili süreci başından beri takip eden CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu buluşmada yaptığı konuşmada faile dikkat çekti. Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’nda buluşmalarına yasak getirildiğini hatırlatarak,  “Şimdi o yasaklamayla bugün dinlediğimiz kayıp yakınlarıyla o meydanın arasında bir bağ kurmak gerekiyor. Hırsız evin içindeyse kilit işe yaramaz. Bunu Şemdinli vakasından sonra komisyona dönemin istihbarat başkanı söylemişti. Kimin emriyle Galatasaray Meydanı kayıp annelerine 25 yıl sonra yasaklandıysa kayıpların failleri de odur. Şubat ayında gerçekleşen vakalar yeni değil. 2016 yılının başından itibaren bu vakalar devam ediyor”  dedi.

Tanrıkulu, zorla kaybedilme vakalarının insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu ve zaman aşımı bulunmadığını, kaçırılan bu kişilerin faillerinin uzak olmayan bir gelecekte yargılanacaklarını söyledi. Suudi Arabistan Büyükelçiliğinde öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı olayını hatırlatan Tanrıkulu, “Suud rejimi Türkiye’yi zorla kaybetme için bir platform ülke olarak görüyorsa, cesareti bugün gördüğümüz tablodan alıyor” dedi.

KAÇIRILANLAR TEK TEK ANILDI

Şubat ayında kaçırılan 6 kişi ve nasıl kaçırıldıklarına ilişkin detaylar tek tek okunurken, ardından ailelere söz verildi. Kaçırılanların eşleri ve anneleri yaptıkları konuşmalarda duygularına hakim olamadılar. Yakınlarının bir an önce serbest bırakılmasını isteyen aileler, işkence ve hayati tehlike riskinden endişe duyduklarını belirttiler. Fizyoterapist eşi Mustafa Yılmaz’ın kaçırıldığını anlatan Sümeyye Yılmaz, “Bir dedektif gibi tüm delilleri, kamera görüntülerini, mobeselerin numaralarını savcılığa, emniyete verdim ama hiçbir işlem yapılmıyor.” dedi.

“BABAMIZ ANKARA’DA İŞKENCE Mİ GÖRÜYOR?”

16 Şubat gecesi eşinin evden ayrıldığını ve bir daha haber alamadığını söyleyen Erkan Irmak’ın eşi Nilüfer Irmak ise şunları söyledi: “140 gün oldu, 3 oğlum var. Babamıza en çok ihtiyacımız olduğu zamanda babamız yanımızda değil. Çocuklar artık psikolojik olarak yıkılmış durumda, büyük oldukları için her türlü bilgiye sahipler. İşkence haberlerini ayrıntılı okumuşlar, ‘Babamızda Ankara’da işkence mi görüyor?’ diye soruyorlar. Artık ne cevap vereceğimi bilemiyorum. Ne olur artık ortaya çıkarılsınlar. Suçluysa kanun önüne suçsuzsa bu kaybeden kişiler gerekli cezayı alsınlar. Bize bir cevap verilsin, belirsizlik çok zor. Empati kursunlar, eşimi kaybettiğimden beri camdayım. Arkadan gelen iki kişi sürekli gözümün önüne geliyor, geceleri uyuyamıyorum, artık haber bekliyoruz özellikle yetkililerden.”

“BEYAZ TORASLARIN YERİNİ SİYAH TRANSPORTER ALDI”

Buluşmada HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’un gönderdiği mektup okundu. Gergerlioğlu’nun mektubunda “BM zorla kaçırmalar komitesi ve AİHM’in konu hakkındaki sorularına cevap veremeyen bir Adalet Bakanlığı var karşımızda. Cevap veremiyorlar, çünkü savcılar takipsizlik vermiş ve araştırma yapmak isteyen kamu kurumu yok. Bu skandallar bize hep aynı şeyi düşündürüyor. Türkiye’de beyaz Toroslar geleneği siyah Transporterlar eliyle devam ettiriliyor. TBMM’de konuyu 5 aydır her türlü yolla dile getirmiş bir milletvekili olarak tek bir cevap alamadım. TBMM insan haklarını inceleme komisyonu başkanlığı tüm baskılarımıza rağmen konuyu araştırmak istemiyor. O halde bize ‘adres ve fail hiç değişmedi’ demek düşüyor. Cumartesi Annelerimizi ve 6 eşi selamlıyorum, bir gün hep birlikte bu en büyük insan hakkı ihlalini hep birlikte bitireceğiz” ifadeleri yer aldı.

“GİZLİ GÖZALTI İŞKENCENİN YATAĞIDIR”

Eylemde basın metnini İHD İstanbul Şube üyesi Sebla Arcan okudu. “Gizli gözaltı, gözaltında kaybetmenin ve işkencenin yatağıdır. Asla kabul edilemez. Zorla kaçırma ve kaçırılan kişinin akıbetini gizleme gözaltında kaybetmenin ilk adımıdır. Asla kabul edilemez. Bu iddialar karşısında susmak, hukukun gereğini yapmamak suçtur” dedi.

15 Temmuz ile alakalı olarak 7-21 Şubat 2019 tarihleri arasında kaçırılan Gökhan Türkmen, Yasin Ugan, Özgür Kaya, Erkan Irmak, Mustafa Yılmaz ve Salim Zeybek’ten ailelerinin tüm çabalarına rağmen haber alınamadığını kaydeden Arcan, “Bu kişiler, aynı tip transporter araçlarla ve tanık beyanlarına göre kendilerini kamu görevlisi olarak tanıtan kişiler tarafından zorla kaçırılmışlardır” diye aktardı.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBESİNDE

Buluşma İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi önünde olacak. Cumartesi Anneleri’nin buluşma mekanı Galtasaray Lisesi önünde toplanmalarına uzun süredir izin verilmiyor.

Gündem

Emniyet’in cepten yaptığı siyaset kokan skandal paylaşımına tepki yağdı

Emniyet Müdürlüğünün, son bir ayda 9 kadının daha az öldürülmesini başarı olarak kabul ederek, bunu İstanbul Sözleşmesine bağladığı skandal paylaşımı tepki topladı.

BOLD – Emniyet Müdürlüğünün sosyal medya hesabından kadın cinayetlerine yönelik skandal bir paylaşıma imza attı. Paylaşımlarda Türkiye’deki kadın cinayetlerinin İstanbul Sözleşmesi öncesi ve sonrasının istatistikleri yer aldı.

Verilen tabloda, İstanbul Sözleşmesinin yürürlükte olduğu 13 Şubat-19 Mart tarihlerinde 34 kadının , yürürlükte kaldırıldıktan sonraki bir aylık dönemde ise 25 kadının katledildiği yer aldı.

Tayyip Erdoğan’ın bir gece yarısı kararnamesi ile çekildiği uluslararası bir sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi muhalefet ile iktidar arasında büyük tartışmalara yol açmıştı.

KATLEDİLENLER İÇİN TEPKİ ÇEKEN İFADE

Polisin bu paylaşımla siyaset yaptığı savunan sosyal medya kullanıcıları skandal paylaşıma tepki gösterdi.

Polisin hayatını kaybeden kadınlar için ‘rakam’ ifadesi kullanması da eleştirilerin hedefi oldu.

Paylaşımı alıntılayan Türk Feminist Hareketi, “Türk Polis Teşkilatı’nın görevi cinayetler üzerinden kıyas yapıp övünmek değil hayatını kaybeden kadınların bu topraklarda güvenli bir şekilde yaşayamamasına yönelik topluma hesap vermektir. Vazgeçmiyoruz, haykırıyoruz: İstanbul Sözleşmesi kadın haklarının teminatıdır!” ifadeleriyle paylaşıma tepki gösterdi.

PAYLAŞIM CEP TELEFONUNDAN YAPILDI

Emniyet teşkilatının cinayetlerle ilgili son paylaşımını Iphone’ndan yapması da dikkatlerden kaçmadı. Paylaşımın kimin cep telefonundan yapıldığı da merak konusu.

https://mobile.twitter.com/karaoglanbey/status/1385243216346234880

https://twitter.com/Samet52Sar/status/1385264548647739394

Beyaz sandalyede ölüme savcılıktan takipsizlik

Okumaya devam et

Gündem

Beyaz sandalyede ölüme savcılıktan takipsizlik

Gümüşhane E Tipi Kapalı Cezaevi’nde konulduğu tek kişilik karantina hücresinde beyaz plastik sandalyede ölü bulunan KHK’lı komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nun ölümüyle ilgili soruşturmada savcılık takipsizlik kararı verdi. Avukat Çiğdem Koç, taleplerinin dikkate alınmadığını belirterek, “Bu işin peşini bırakmayacağız” dedi.

BOLD – Hükümlü bolundu Gümüşhane Cezaevinde bir sandalyenin üstünde ölü bulunan komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nun ölümüyle ilgili başlatılan soruşturmada savcılığın takipsizlik kararı verdiği belirtildi.

Karara tepki gösteren Avukat Çiğdem Koç, “İncelenmesini talep ettiğimiz hiçbir hususun dikkate alınmadığı ve hiç bir somut açıklama olmadan tekrarla doldurulmuş bu karara itiraz edeceğiz” dedi. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün olayın araştırılması için müfettiş görevlendirdiğini kaydeden Koç, Ortada bir rapor olmadığını da belirteyim. Bu işin peşini bırakacak değiliz” ifadelerini kullandı.

Beyaz sandalye üzerinde hayatını kaybeden Mustafa Kabakçıoğlu’nun olay yeri fotoğrafı.

KARANTİNA HÜCRESİNDE ÖLÜME TERK EDİLDİ

Giresun Emniyet Müdürlüğü’nde Komiser Yardımcısı’yken 1 Eylül 2016 tarihli KHK ile ihraç edilen Mustafa Kabakçıoğlu, 7 yıl 6 aylık hapis cezası nedeniyle Gümüşhane E Tipi Cezaevinde hükümlü bulunuyordu. Kabakçıoğlu, 29 Ağustos 2020’de tek başına tutulduğu karantina hücresinde plastik beyaz sandalye üzerinde hayatını kaybetmişti. 44 yaşındaki ihraç polisin öldüğü gün çekilen olay yeri fotoğrafları, cezaevi doktoruna yazdığı son dilekçe ve 4 yıldır tuttuğu günlükler ortaya çıkmıştı. Bold Medya’nın yayınladığı günlüklerde astım ve şeker hastası Kabakçıoğlu’nun, hastaneye sevki için cezaevi idaresine defalarca dilekçe yazdığı, sağlık durumunu anlattığı ancak tedavisinin ve sevkinin yapılmadığı kaydediliyordu. Ölüm olayının haber olmasının ardından Gümüşhane Başsavcılığı, Kabakçıoğlu’nun, 27 Ağustos 2020 tarihinde durumunun kötü olması üzerine hastaneye sevk edildiği ancak kendisinin gitmek istemediğini iddia eden bir açıklama yaptı. Başsavcılığın açıklaması soruları daha da artırırken tepkiler üzerine Adalet Bakanı Gül, sorumluların araştırılması için iki müfettiş görevlendirmişti.

Karantina hücresinden cenazesi çıktı: Plastik sandalyede ölüm!

Okumaya devam et

Gündem

Amiraller Bildirisine imza atan 5 amiral daha savcılığa sevk edildi

Amiraller Bildirisine imza attıkları gerekçesiyle başlatılan soruşturmada ifadeye çağrılan 5 emekli amiral ile TESUD Genel Başkanı emekli Tuğgeneral Namık Kemal Çalışkan savcılığa sevk edildi.

BOLD – Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, emekli amirallerin Montrö açıklamasına ilişkin yürüttüğü soruşturmada, emniyetteki işlemleri tamamlanan 6 isim adliyeye sevk edildi.

104 emekli amiralin imzaladığı bildiriyle ilgili ifadeye çağrılan 7 kişiden 5 amiral ile bir general işlemler için Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne geldi.

Emekli amiraller Alper Tezeren, İlker Güven, Metin Açımuz, Nurhan Kahyaoğlu ve Ali Önel Yüksel ile Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) Genel Başkanı emekli Tuğgeneral Namık Kemal Çalışkan’ın Ankara Emniyet Müdürlüğündeki işlemleri tamamlandı. 6 isim sağlık kontrolünün ardından Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Ankara Adliyesine getirildi.

Emekli amiral Işık Biren’in hastanede tedavi gördüğü için ifadeye gelemeyeceği öğrenildi.

SORUŞTURMA SÜRECİ

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 104 emekli amiralin yayımladığı “Montrö bildirisi” hakkında, TCK’nın “Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suç işlemek için anlaşma” iddiasıyla resen soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında, söz konusu bildiriyi hazırlayan ve yayımlanma sürecinde aktif faaliyet gösteren 14 emekli amiralden  Ergun Mengi, Atilla Kezek, Alaettin Sevim, Ramazan Cem Gürdeniz, Nadir Hakan Eraydın, Bülent Olcay, Kadir Sağdıç, Türker Ertürk, Turgay Erdağ ve Ali Sadi Ünsal gözaltına alınmıştı. Emekli amiraller adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Erdoğan’ın atadığı rektör, Bilal Erdoğan’a teşekkür etti

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0