Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

AB Türkiye Delegasyonu, kaçırılan 6 kişinin aileleri ile görüştü

Şubat 2019’dan sonra kaçırılan ve nerede oldukları bilinmeyen 6 kişinin ailesi, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu tarafından kabul edildi. Delegasyon Heyeti, gerekli adımları atacaklarını ve konun takipçi olacaklarına dair söz verdi.

Silahlı istihbarat birimleri tarafından siyah transportlarla kaçırıldığı ifade edilen Gökhan Türkmen, Yasin Ugan, Özgür Kaya, Erkan Irmak, Mustafa Yılmaz ve Salim Zeybek’in aileleri, AB Türkiye Delegasyonu tarafından kabul edildi.

1990’lı yıllardan buyana kayıplarını arayan Cumartesi Anneleri, 745. Hafta buluşmasında kaçırılan 6 kişinin eşlerine destek vermişti. Yaşadıkları hukuksuzluğu, adaletsizliği ve ilgili kurumların sessizliğini her platformda dile getiren 6 aile, yaşadıkları süreci AB Türkiye Delegasyonu’na anlattı.

Kaçırılan 6 kişinin eşlerini dinleyen Delegasyon, gerekli adımları atacaklarını ve konunun takipçisi olacaklarını vurguladı.

Cumartesi Anneleri’nin, kaçırılan 6 kişinin yakınlarıyla buluşmasında neler yaşandı?

Gündem

Bataklığa dönüşen Esenler Otogarına neşter vurulacak

15 Temmuz Demokrasi Otogarını denetleyen Ekrem İmamoğlu ”16 milyon İstanbullunun eşini, çocuğunu buraya ben nasıl yollayayım” diyerek değişim sinyalini verdi.

BOLD – İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu işletmesi İSPARK’a verilen 15 Temmuz Otogarında incelemelerde bulundu. İmamoğlu belgesellere de konu olan suç yuvası halindeki otogarın alt katlarına da inerek açıklamalarda bulundu.

YOLCU GÜVENLİĞİNE VURGU

Yolcu güvenliğine vurgu yapan İmamoğlu, “Çok ihmal edilmiş. Böyle bir yere hiç kimse evladını yollayıp ‘Otobüse bin. Şuraya git’ demez. Ya da ‘Orada in. Seni alayım’ da demez . Dolayısıyla böyle bir sistemde otobüsçü de hizmet edemez. Yeni sistemi kurarken yatırım yapacağız buraya. Burayı bilime, eğitime, teknokente dönüştürme çalışmasında yol haritamız var. Biraz zaman olacak. Rahatsızım. Böyle bir yere çocuğum girmez. Eşim girmez. 16 milyon İstanbullunun eşini, çocuğunu buraya ben nasıl yollayayım? Ha benim çocuğum, eşim, ha bir başkasının eşi, çocuğu, ailesi girmez buraya. Hızlıca çözmek zorundayız. En çarpıcı sorun güvenlik. Huzurla ilgili sorun var” diyerek otogarın alt katları için gerekli çalışmanın yapılacağının duyurdu.

ALT KATLAR BATAKLIĞA DÖNÜŞMÜŞ

Geçen hafta polisin operasyon düzenlediği otogarın alt katları için ‘Bataklık’ tabirini kullanan İmamoğlu ”Çevresine zarar veren, insanları mutsuz eden hatta çocukları, gençleri olumsuz etkileyen birçok suç unsurunu bugün ne yazık ki orada gördüm, gözlemledim. O bakımdan çok hızlı hareket etmek zorundayız. Hızlı hareket edeceğiz.” dedi.

İSPARK GÜVENLİK TEDBİRİ ALMALI

İmamoğlu İSPARK’a devredilen otopark ile ilgili de ”Bir imalat süreci var. İSPARK’ın kendi sistemi var. Giriş çıkışlardaki bariyer ve güvenlik düzeni gibi. Orayı bu haliyle teslim almaktan ziyade bazı arkadaşlarımın güvenlik amaçlı tespit yapmaları gerekiyor diye düşünüyorum. Hangi alanın otoparka dahil olduğunun çizimi, dizaynı yapılacak. Öngörüme göre ağustos sonunun geçmemesi lazım”diye konuştu.

ÜÇ İLÇE POZİTİF ETKİLENECEK

“Otogardaki aktörlerle İstanbul’un şehirlerarası geleceğini beraber üreteceğiz” diyen İmamoğlu ”Bu güzel otogarı biz akla ve bilime peşkeş çekeceğiz. Nedir o? Biz burayı büyük bir yeşil alan içerisinde bilim, AR-GE ve teknokent merkezine dönüştürmek istiyoruz. Yani yüksek teknolojiye insan yetiştiren, eğitim veren, meslek öğreten bir merkeze dönüştürmek istiyoruz” şeklinde konuştu. İmamoğlu otogarda yapılacak düzenlemelerin kendi içinde oluşturacağı değerli bir ekosistem ile Bayrampaşa, Esenler ve Güngören’i pozitif etkileyecek bir yatırım olacağını belirtti.
Ekrem İmamoğlu otogarda yaptığı incelemeleri ve açıklamalarını da sosyal medya hesabından canlı yayınladı.

Okumaya devam et

Gündem

Gezi Davası’nda Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verildi

Gezi davasında tutuklu iş adamı Osman Kavala savunma yaptı. Gezi protestolarının hükümeti yanlış kararlardan döndürmeye yönelik demokratik bir kampanya olduğunu söyledi.

BOLD Aralarında tutuklu iş adamı Osman Kavala’nın da bulunduğu 16 kişinin “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla yargılandığı Gezi davasının ikinci duruşması İstanbul 30’ncu Ağır Ceza Mahkemesinin Silivri Cezaevindeki duruşma salonunda yapıldı.

Duruşmaya 625 gündür tutuklu bulunan Kavala ile ilk duruşmada tahliye edilen Yiğit Aksakoğlu, diğer sanıklar ve avukatları katıldı. Duruşmada savunma yapan Kavala, iddianamedeki kurgunun temel unsurları olan Soros, Açık Toplum Vakfı, Taksim Dayanışması, Otpor gibi sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili kendisine hiçbir soru sorulmadığını kaydetti.

GEZİ PARKI’NDAKİ FOTOĞRAFI DELİL SAYILDI

Kavala, “Bana karşı delil olarak gösterilen fotoğraflar bir fotoğraf sergisi ve Gezi Parkı’nda çekilmiş fotoğrafım. Gözaltına alındıktan sonra savcı tarafından sorgulanmadım. İddianamenin tutuklanmamdan 16 ay sonra hazırlanmış olması da somut delil arama çabasının göstergesi” ifadelerini kullandı.

İddianamedeki delillerin seyahat programım ile Anadolu Kültür’ün mali raporları olduğunu kaydeden Kavala, şunları söyledi:

TAHLİYE TALEBİNE OLUMSUZ KARAR

“Bunların tutukluluğumla alakası olmadığı açık. Bu bilgiler ve mali raporlar suç işleme kastıyla fon kullanıldığına ya da kullandırıldığına dair bir somut delil içermiyor. Ben iki suçlamadan dolayı tutuklandım. Gezi olaylarının organizatörü ve finansçısı olmaktan ve 15 Temmuz darbesine destek vermekten. Bu şüpheleri beslemek üzere bazı basın organlarında yazılar çıktı. Beni suçlayan KOM dairesinin hazırladığı analiz raporunda hiçbir delil yok. 15 Temmuz darbe girişimine destek olduğum yönündeki suçlama iddianameye dönüşmedi, soruşturma dosyası olarak sürüyor ve gizlilik kararı var. Tutuklanmamdan sonra hakkımdaki her iki suçlamaya ilişkin somut delil bulunamamıştır. Tutuklandıktan sonra Henry Barkey ile 93,5 saat telefon kaydımın olduğuna dair asılsız haberler çıktı. Ama tek bir görüşmemiz yok. Bu nedenlerle tahliyemi talep ediyorum.”

Kavala’nın ve avukatlarının savunmasının ardından söz alan savcı, Kavala’nın tutukluluğunun devamını talep etti. Mahkeme Heyeti, oy çokluğuyla Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verdi. Duruşma 8 Ekim tarihine ertelendi.

HSK’nın Yetki Kararnamesi yayımlandı: Gezi Davası’nın hakimi değişti

Okumaya devam et

Dünya

Dugin: Türkiye’nin İdlib politikası devam ederse Ankara-Moskova ayrışması kaçınılmaz

Kremlin’e yakınlığıyla bilinen Rus siyasi analist Alexander Dugin, Türkiye’nin İdlib politikasının devam etmesi durumunda Ankara-Moskova ayrışmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.

BOLD – Avrasya teziyle ön plana çıkan ve Kremlin’e yakınlığıyla bilinen Rus siyasi analist Alexander Dugin, İdlib ve bu bağlamda Türk-Rus ilişkilerini değerlendiren bir makale kaleme aldı. Makale Türk basınında da yer aldı.

Suriye’deki son gelişmeler ve araştırmaları neticesinde vardığı kanıyı yazan siyasi analist Alexander Dugin, İdlib’deki dramatik durumun devam etmesinin Ankara-Moskova jeopolitik ekseninde bir kırılmaya yol açabileceğini belirtti.

Dugin, Türkiye’nin İdlib politikasının devam etmesi durumunda Ankara-Moskova ayrışmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.

SURİYE ORDUSU, İDLİB’DE NİSAN’DAN BERİ İLERLEME SAĞLAYAMADI

Suriye Ordusu, Rus hava kuvvetlerinin desteğinde Nisan ayının sonundan beri muhaliflerin kontrolündeki son büyük bölge olan İdlib ve Hama’nın kuzeyine saldırıyor. Ancak muhaliflerin sert direnişi ile karşılaşan Suriye Ordusu bir ilerleme sağlayamadı.

Suriye’deki muhalif grupların komutanları, Suriye Ordusu’nun bir ilerleme sağlayamaması üzerine Rus özel kuvvetlerinin İdlib’deki savaşa katıldığını ve Rusya’nın ilk kez Suriye’deki savaşta kara birliklerini kullanmaya başladığını açıkladı.

Muhalifler, Rus özel birliklerinin çatışmalara doğrudan dahil olmadığını, cephe gerisinden operasyonları yönettiğini belirttiler. Rus özel kuvvetler askerlerinin, keskin nişancı olarak görev yaptığı ya da anti-tank silahlarını kullandığı kaydedildi.

SURİYE VE RUSYA İDLİB’DE “SERT KAYAYA ÇARPTI”

Rus Ordusunun 2015’ten beri dahil olduğu Suriye Savaşı’nda ilk kez Suriye Ordusu İdlib’de çok sert bir direnişle karşılaştı.

Batı basınında özellikle son haftalarda Suriye ve Rusya’nın İdlib’de “sert kayaya çarptığı” yorumları yapılmaya başlandı. Uluslararası haber ajansları ve gazeteler, Türkiye’nin Suriye’nin diğer bölgelerinde olduğunun aksine muhaliflerin son kalesi konumundaki İdlib’de işi sıkı tuttuğunu ve muhaliflere ciddi manada silah desteği sağladığını belirtiyorlar.

DUGİN: İDLİB, TÜRKİYE’NİN STRATEJİK ÇIKARLARININ ÖNÜNDE ENGEL

Dugin’e göre Suriye’de şu ana kadar savaşın kazananı Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan Esed, Rusya, İran ve Türkiye. Ancak muhaliflerin elindeki son bölge olan İdlib, Suriye’nin geleceği buradaki savaşa bağlı olduğu için “mihenk taşı” konumunda.

Türkiye’nin Suriye’de Rusya’nın “zımni sözleşmesi” ile bulunduğunu iddia eden Dugin; Kürtlerin Batı, İsrail ve Amerika ekseninden çıkmasını isteyen Rusya’nın Kürtlere karşı mücadele eden Türkiye’nin Suriye’de bulunmasına sert muhalefet etmediğini belirtti.

İdlib’in “Türkiye’nin stratejik çıkarlarının önünde temel engel” olduğunu ifade eden Dugin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini hala Suriye’deki bazı muhalif grupların hamisi olarak gördüğünü kaydetti.

DUGİN: İDLİB, TÜRKİYE İÇİN ÖLÜMCÜL OLABİLİR 

Dugin, Erdoğan’ın Suriye’de önce radikal gruplarla işbirliği yaptığını ardından Avrasya eksenine kaydığını ve Moskova ile eylemlerini uyumlu hale getirdiğini yazdı. Ancak Ankara’nın hala İdlib’deki militanlar için sorumluluk hissettiğini ve bu durumun Türkiye’nin ana çizgisi ile uyuşmadığını söyledi.

Türkiye’nin NATO ve ABD ile ilişkilerinin bozulduğunu belirten Dugin, “Erdoğan’ın İdlib’deki militanlara yardım konusundaki sadakati kendisi ve bütün politikaları ile çelişiyor”  dedi.

İdlib yakınlarında Rus üslerinin bombalanmasına atıfta bulunan Dugin, “Bu durum Rusya ile artan bir gerilime yol açıyor ve yeni provokasyonlara kapı aralıyor… Bugün İdlib şimdiden ciddi bir problem ve yarın Türkiye için ölümcül olabilir ” dedi.

DUGİN: TÜRK ORDUSU VE ÖZELLİKLE DONANMASI DA MUHALİFLERİN SİLAH BIRAKMASINI İSTİYOR

Dugin, sorunun çözümünün Türkiye kontrolündeki muhalif grupların Suriye ve Rusya’nın sağlayacağı af karşılığında silahları bırakması olduğunu söyledi. Dugin, “Bu temel adımı Rusya, Türkiye ile işbirliğini devam ettirmek için bekliyor” dedi.

Dugin, bu adımı Türk Ordusunun ve özellikle Türk Donanmasındaki komutanların istediğini iddia etti.

Dugin, “Şimdi Suriye’nin kurtuluşu ve barışın sağlanması önündeki temel engel İdlib”şeklinde yazdı.

İDLİB ÇATIŞMASIZLIK BÖLGESİ

Türkiye ve Rusya, İdlib’deki muhaliflerin ağır silahlardan arındırılması ve bölgede Suriye güçleri ile muhalifler arasında bir tampon bölge kurulması konusunda 2018 yılı Eylül ayında anlaşmıştı. Ancak bu konuda ilerleme sağlanamadı.

Bölgede el Kaide bağlantılı Hayat Tahrir Eş-Şam tamamen kontrolü sağladı. El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi, 2016 yılında adını değiştirerek Tahrir Eş-Şam ismini almıştı. Rusya ve Suriye Ordusu, bir çatışmasızlık döneminin ardından nisan ayında bölgeye yönelik saldırılarını yeniden yoğunlaştırdı.

Rusya ve Türkiye’nin devreye girmesiyle geçen ay İdlib’de geçici olarak ateşkes sağlanmıştı.

 

Suriyeli Muhalifler: Rus özel kuvvetleri İdlib’deki savaşa katıldı

 

Okumaya devam et

Popular