Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

AB dışişleri bakanları Türkiye’ye yaptırımları görüşmek için bugün biraraya geliyor

Avrupa Birliği Dışişleri bakanları Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri nedeniyle Türkiye’ye karşı uygulanması planlanan yaptırımları görüşmek için bugün Brüksel’de biraraya gelecek.

BOLD – Belçika’nın başkenti Brüksel’de bugün düzenlenecek olan Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları Toplantısının gündeminde Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri var.

Türkiye’nin bölgedeki doğal gaz arama faaliyetlerini “yasa dışı” olarak nitelendiren Avrupa Birliği, Türkiye’ye karşı bazı yaptırımları devreye sokmayı planlıyor.

AB’NİN OLASI YAPTIRIMLARI 

Bu yaptırımlar arasında Havacılık Anlaşması’yla ilgili yürütülen müzakerelerin askıya alınması, AB yardımlarının azaltılması ve Avrupa Yatırım Bankası üzerinden verilen kredilerin sınırlandırılması bulunuyor.

AB, planladığı yaptırımlarla Ankara üzerinde baskı oluşturarak Türkiye’nin AB üyesi Kıbrıs açıklarında doğal gaz arama faaliyetlerine son vermesini amaçlıyor. Ancak Ankara, sondaj faaliyetlerinde bulunduğu bölgenin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye’nin kıta sahanlığına ait olduğunu savunuyor.

Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de yaptığı açıklamada, “Bugün üye ülkeler, sondaj faaliyetleriyle ilgili AB liderlerinin haziran ayında aldığı kararın nasıl izleneceğini görüşecek” dedi.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU KIBRISLI RUMLARI SUÇLADI

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, hafta sonu Kuzey Kıbrıs merkezli Kıbrıs Postası gazetesi için bir makale kaleme aldı ve Kıbrıslı rumları suçladı.

Mevlüt Çavuşoğlu, Güney Kıbrıs yönetiminin Kıbrıslı Türklerin doğal kaynaklar üzerindeki haklarını hiçe saydığını ve Türkiye’nin kıta sahanlığında uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını ihlal ettiğini söyledi. Çavuşoğlu, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin doğal gaz arama faaliyetlerinden vazgeçmeyeceğini vurguladı.

KKTC LİDERİNDEN RUMLARA ORTAK KOMİTE ÇAĞRISI 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da hafta sonu doğal gaz arama tartışmaları ile ilgili bir açıklama yaptı.

Akıncı, Güney Kıbrıs yönetimine Ada çevresindeki hidrokarbon kaynaklarının araştırılması için ortak bir komite kurulması çağrısında bulundu.

DOĞU AKDENİZ’DE SONDAJ GERGİNLİĞİ

Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Doğu Akdeniz’de Kıbrıs adası çevresinde kendi ilan ettiği münhasır ekonomik bölgelerde doğal gaz arama faaliyetlerine başladı. Batılı şirketlere sondaj ruhsatları verdi.

Kendilerini adanın tek hakimi ve resmi devleti olarak gören Rumların bu hamlesine Türkiye de kendi sondaj faaliyetlerini başlatarak cevap verdi.

Münhasır Ekonomik Bölge, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi uyarınca bir devletin deniz kaynaklarının araştırılması ve kullanılmasında özel haklara sahip olduğu bölgeler olarak tanımlanıyor.

Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile anlaşarak belirlenen münhasır ekonomik bölgelerde kendi sondaj faaliyetlerini başlattı.

Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan, Avrupa Birliğinin Türkiye’ye sondaj faaliyetleri dolayısıyla yaptırım uygulamasını istiyor.

Haziran ayında Brüksel’de yapılan Avrupa Birliği Zirvesinde de AB liderleri Türkiye’ye karşı yaptırım uyarısında bulunmuştu.

Kıbrıslı Rumların, Akdeniz’e kıyısı olan Mısır, Lübnan, İsrail ve Suriye ile de münhasır ekonomik bölgeler ve doğalgaz sondaj faaliyetleri konusunda anlaşması var.

Türkiye, bölgeye ilk olarak geçen yıl Mayıs ayında Fatih adlı sondaj gemisini göndermişti. Yavuz adlı ikinci sondaj gemisi de Temmuz başından bu yana Doğu Akdeniz’deki arama faaliyetlerine katılıyor.

Türkiye’nin 2. sondaj gemisi Yavuz, Kıbrıs açıklarına ulaştı

Dünya

Merkel’in partisinde seçimi Armin Laschet kazandı

Almanya’da Başbakan Angela Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) yeni başkanı Armin Laschet seçildi. Laschet, NATO üyesi ve AB’nin komşusu olduğuna vurgu yaptığı Türkiye’nin Almanya için önem taşıdığını savunan bir isim olarak biliniyor.

BOLD – Almanya Başbakanı Angela Merkel’in partisi ve iktidarın büyük ortağı Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) 33. kongresinde bugün genel başkanlık seçimi yapıldı. Seçimin galibi Armin Laschet oldu.

Sözcü’nün haberine göre delegelerin en fazla desteğini alan iki aday Kuzey Ren-Vestfalya Başbakanı Armin Laschet ile Friedrich Merz arasında yapılan ikinci tur seçimden zaferle çıkan isim 521 oyla Armin Laschet oldu. Rakibi Merz ise 466 delegenin oyunu aldı. Seçimde, 1001 delegenin 992’si oy kullandı.

Seçim sonrası konuşan Laschet, partisi CDU’yu yaklaşan eyalet seçimlerine hazırlamak ve Eylül ayındaki federal meclis seçimlerinde de “başbakanı çıkartan parti” yapmak için elinden gelen çabayı göstereceğini söyledi. Resmi sonucun cuma günü kamuoyuna açıklanması beklenirken Laschet görevi, şubat ayında parti liderliğinden istifa eden Annegret Kramp-Karrenbauer’den devralacak.

ARMİN LASCHET KİMDİR?

Almanya’nın en yüksek nüfuslu eyaleti olan Kuzey Ren-Vestfalya’nın Başbakanı Armin Laschet, Merkel’in partisini merkez sağda konumlandıran, diğer parti seçmenlerine de hitap eden ılımlı politikalarına yakınlığı ile tanınıyor. 2015 yılındaki mülteci krizi sonrasında Merkel’in izlediği “açık kapı” politikasına destek veren 59 yaşındaki Laschet, Türk nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin uyum bakanı olarak da görev yaptı. Göçmen kuruluşları ve temsilcileri ile yakın ilişki içerisinde olan Laschet, liberal görüşleri nedeniyle sağcı kesimlerin eleştiri oklarının hedefindeki bir siyasetçi.

Laschet, Alman basını ve kimi siyasetçiler tarafından “Türklerin Armin’i” olarak da adlandırılıyor. Yeşiller Partili Cem Özdemir, bir televizyon programında, sunucunun Laschet’ten söz ederken bu takma adı kullanması üzerine, “Ben bu tanımlamanızı reddediyorum” sözleriyle tepki göstermiş, sağcılar tarafından kötü amaçla takılan bu tür lakapların demokratlar tarafından kullanılmaması gerektiğini savunmuştu.

DW Türkçe’nin aktardığına göre Armin Laschet, geçmiş yıllarda Türkiye iç siyasetinde yaşanan gerilimin, Almanya’daki Türk toplumuna yansımalarını frenlemeye çalışan, bu gerilimin Almanya topraklarına taşınmaması çağrısı yapan siyasetçilerden.

DİYALOG TARAFTARI

Laschet, Türkiye ile Almanya arasında yaşanan gerilim ve krizler sırasında “şantaj ve tehditlere boyun eğilmemesi” gerektiğini savunmakla birlikte, NATO üyesi ve AB’nin komşusu olduğuna vurgu yaptığı Türkiye’nin ülke olarak Almanya için önem taşıdığına dikkat çekerek, iki ülke arasındaki tüm görüş ayrılıklarına rağmen diyalogun muhafaza edilmesini, sorunların bu yolla çözümlenmesi gerektiğini savunmuştu.

Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine karşı olan ama daha önceki federal hükümetlerin verdiği sözlere bağlı kalınması gerektiğini savunan Laschet, Türkiye’nin AB üyelik sürecine son verilmesine de karşı çıkıyor.

Geçen yıl AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Kapıyı açtık” sözleri üzerine Yunanistan sınırında yaşanan göçmen akınının yol açtığı kriz sırasında, “Şantaja boyun eğmemeliyiz” diyerek tepki gösteren Laschet, bununla birlikte Türkiye’ye ağırladığı Suriyeli mülteciler için daha fazla mali yardım yapılması gerektiğini savunuyor.

Okumaya devam et

Dünya

Avrupa’da Kovid-19 aşısı sonrası yaşanan ölümlere soruşturma başlatıldı

Avrupa ülkelerinde Kovid-19 aşısı sonrası yaşanan ölümlerle ilgili soruşturma başlatıldı. Almanya, Norveç ve Belçika’da aşı yapıldıktan sonra ölen insanlar olduğu bildirildi. Ölümlerin aşıyla ilgili olup olmadığı inceleniyor.

BOLD – Avrupa ülkelerinde Kovid-19 aşısıyla, aşı olduktan sonra yaşanan ölümler arasında bir ilişki olup olmadığı araştırılıyor.

Avrupa’da bir yandan aşılama çalışmaları devam ederken, Belçika’da ABD’li ilaç şirketi Pfizer ile Alman şirketi BioNTech’in koronavirüs aşısından olan 82 yaşındaki bir kişi 5 gün sonra hayatını kaybetti. Norveç’te ise aşı uygulamasından sonra 23 kişi yaşamını yitirdi. Ölüm haberleri üzerine soruşturma başlatıldı

Independent Türkçe’nin aktardığı habere göre, Belçika’da Federal İlaç ve Sağlık Ürünleri Ajansı (FAMHP) tarafından yapılan açıklamada, aşının uygulandığı 82 yaşındaki bir kişinin 5 gün sonra hayatını kaybettiği bildirildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldığı aktarıldı. Açıklamada, “Aşılama ile bireyin ölümü arasında bir bağlantı olup olmadığını belirlemek için durum daha ayrıntılı bir şekilde araştırılacaktır” denildi.

NORVEÇ’TE AŞI OLAN 23 KİŞİ ÖLDÜ

Norveç İlaç Ajansı tarafından yapılan açıklamada ise, Pfizer/BioNTech’in geliştirdiği aşıyı yaptıran 23 kişinin hayatını kaybettiği, soruşturmanın devam ettiği aktarıldı. Norveç’te 23 kişinin ölümünün ardından, Almanya’da da can kaybı yaşandı. Ülkede salgına ilişkin durumu takip eden Paul Ehrlich Enstitüsü gerçek sayıyı açıklamadı.

PFİZER: SONUÇLAR BEKLENTİLERLE UYUMLU

Pfizer’dan bir yetkili, Norveç’te yaşanan ölümlerle ilgili inceleme yaptıklarını ve Norveç İlaç Ajansı ile birlikte bilgi topladıklarını açıkladı. Bununla birlikte yetkililer tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Norveç yetkilileri, huzurevlerinde yaşayanların aşılanmasına öncelik verdi. Öncelik verilenler arasında çok yaşlı ve ağır hastalar da var. Norveç İlaç Ajansı şu ana kadar yaşanan ölüm sayısının endişe verici olmadığını ve beklentilerle uyumlu olduğunu onayladı.

Bildirilen tüm ölümler, bu olayların aşı ile ilgili olup olmadığını belirlemek için Norveç tarafından yürütülen incelemeyle birlikte değerlendirilecek. Norveç hükumeti ayrıca hastaların sağlığını daha fazla dikkate almak için aşılama talimatını değiştirecek.”

AŞI SONRASI YAŞANAN ÖLÜMLER

Pfizer-BioNTech aşının sağlık görevlilerine yapıldığı ABD’de, aşı olan Gregory Michael adlı doktor aşıdan 2 hafta sonra hayatını kaybetmişti. Michael, ilk dozu vurulduktan 3 gün sonra ellerinde ve ayaklarında küçük lekeler ortaya çıktığı ardından da öldüğü belirtilmişti.

Portekiz’de Onkoloji Enstitüsü Pediatri Bölümü’nde (OPI) çalışan 41 yaşındaki hemşire Sonia Acevedo, koronavirüs aşısı olduktan 2 gün sonra hayatını kaybetmişti.

Okumaya devam et

Dünya

Hollanda’da çocuk yardımı krizi büyüyor, hükumet istifa etti

Hollanda’da bir süredir gündemi meşgul eden çocuk bakım yardımlarının hatalı yönetilmesi krizi büyüyor. Göçmen ailelerin “dolandırıcı” olarak suçlanması nedeniyle hedef olan hükumet, seçimlere iki ay kala istifa etti. 

BOLD – Hollanda’da çifte vatandaşlığa sahip ebeveynlerin kasıtlı bir şekilde dolandırıcılıkla suçlanarak, mağdur edildiğini ortaya çıkaran çocuk bakımı ödeneği skandalı sonrası hükumet istifa etti. Seçimlere 2 ay kala görevi bırakan hükumet, seçimlere kadar salgınla mücadele konusundaki programı uygulamaya devam edecek.

ÖZÜR VE TAZMİNAT YETERLİ OLMADI

BBC Türkçe’de yer alan habere göre Hollanda Meclis Soruşturma Komisyonu, Aralık ayı ortalarında yayımladığı raporda, 2. Mark Rutte Hükumeti (2012-2017) döneminde çifte pasaportlu yaklaşık 30 bin ebeveyne, “eşi görülmemiş adaletsizlik” yapıldığını belirtti. Başbakan Rutte, raporun ardından aileler ve kamuoyundan özür dileyerek mağdur edilen ailelere tazminat ödeneceğini açıkladı. Ancak koalisyon ortağı siyasi partiler, skandalın ekonomik sonuçlarının yanı sıra siyasi sorumluluğunun da üstlenilmesi gerektiğine işaret ederek istifa konusunu gündeme getirdi.

TOPLANTI SONRASI İSTİFA GELDİ

Hükumeti oluşturan 4 siyasi partinin lideri, bir araya gelerek istifa kararını görüştü. Liderler skandalla ilgili siyasi sorumluluğun üstlenilmesini benimsedi. Cuma günkü bakanlar kurulu toplantısı, 2017’den beri görevde olan 3. Rutte hükumetinin son kabine toplantısı oldu.

AİLELER DOLANDIRICI OLARAK SUÇLANDI

Hollanda’da misafir işçi anlaşması kapsamında Türkiye ve Fas kökenli göçmenlerin çifte vatandaşlık hakkı bulunuyor. Ülkede çocuk yardımı alan yabancı kökenli aileler, 2012 yılından itibaren vergi makamları tarafından sıkı bir şekilde araştırmaya tabi tutuldu. Ek başvurularını eksik dolduran ya da az miktarda kişisel katkı ödeyen aileler, vergi dairesi tarafından dolandırıcı olarak suçlandı ve herhangi bir neden göstermeden birçok göçmen ailenin ödeneği kesildi.

20 yıllık AKP iktidarının utancı: Yoksulluk intiharları!

Okumaya devam et

Popular