Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Gökhan Açıkkollu’nun ölüm anına ilişkin ilk kez yayınlanan görüntüler

Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltındayken işkenceyle öldürülen tarih öğretmeni Gökhan Açıkkollu’nun son anlarını gösteren nezarethane güvenlik kamerası görüntülerine BOLD Medya ulaştı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – OHAL döneminde İstanbul Emniyet Müdürlüğünde gözaltındayken şeker ilaçları verilmeyen, yapılan işkenceden sonra kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Gökhan Açıkkollu’nun (42) son nefesini verdiği anların görüntülerine BOLD ulaştı. Görüntülerde tek kişilik hücrede beş kişiyle tutulan Açıkkollu’nun fenalaştıktan sonra görevli polisleri çağırdığı, polislerin gelmediği, yatağına tekrar uzanarak kıvranarak can verdiği görülüyor.

23 Temmuz 2016’da 15 polis tarafından evinde gözaltına alınıp İstanbul Emniyet Müdürlüğüne götürülen ve 13 gün boyunca ağır işkencelere maruz kaldığı ortaya çıkan Açıkkollu, 5 Ağustos 2016 sabahı saat 04.35’te Vatan Emniyet’in nezarethesinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Açıkkollu’nun ağır işkencelere maruz kaldığına ilişkin, aynı nezarethanede kalan arkadaşları, resmi ifadelerle savcılığa başvurmasına rağmen işkence soruşturması kapatıldı. Açıkkollu’nun işkenceye götürülürken ve yarı baygın işkenceden getirilirken nezarethane kameralarında görüldüğü belirtilen ifadeler üzerine aile avukatları görüntüleri talep etti.

Ancak savcılık dava dosyasına talep edilen görüntülerin tamamını koymadı. Seçilerek konulan nezarethane içi görüntüler bile ölümün ihmalle gerçekleştiğini gösteriyor.

BOLD’un ulaştığı ve ilk kez yayınlanan görüntüler Gökhan Açıkkolu’nun son anlarına ait güvenlik kamerası kayıtları. 54 dakika 51 saniyelik görüntülerde Açıkkollu’nun nezarethanede hayatını kaybettiği açıkça görülüyor. O anlara tanıklık eden bir adli tıp profesörü de ifadesinde yaşananları doğruluyor.

VATAN EMNİYET C-3 NOLU NEZARETHANE

Yer İstanbul Emniyet Müdürlüğünün bodrum katı, C-3 No’lu Nezarethane. Tek kişilik, bir kaç metrekarelik hücrede 5 kişi kalıyor. Bir yatakta 3, diğer yatakta 2 kişi uyumaya çalışıyor. Açıkkollu, 3 kişinin uyuduğu yatakta en sağda. Üzerinde beyaz atlet ve lacivert renkli eşofman bulunuyor.

Kalp krizinin ilk belirtileri saat 04.19’da başlıyor. Gökhan Açıkkollu, sol tarafına dönüp uyumaya çalışıyor. 3 dakika sonra saat 04.22’de kalkıp yatağının üstünde oturuyor. Birkaç saniye sonra tekrar uzanıyor. Can acısıyla bir sağa bir sola dönüyor ama uyuyamıyor.

Rahatsızlığı artınca 04.26’da yataktan kalkıp parmaklıkların önüne geliyor. 5 dakika boyunca polislere sesini duyurmaya çalışıyor ama başaramıyor. Kritik dakikalar hızla akıp gidiyor.
Ayakta duracak hali kalmayınca önce duvara yaslanıyor, ardından demir parmaklıklara tutunuyor.

Saat 04.31’de polislerin gelmeyince tekrar yatağına dönüyor ve 04.35’te Gökhan Açıkkolu’nun vücudunda kasılmalar görülüyor.

O gece iki polis tarafından kollarından sürüyerek işkenceden getirilip nezarethaneye atıldığı şahitlerin ifadelerinde geçen 42 yaşındaki öğretmen, bu dakikadan sonra acı içinde kıvranıyor. Birkaç saniye sonra nezarethanedeki diğer kişilerin Gökhan Öğretmen’in çıkardığı sesler sebebiyle uyandığı görülüyor. Uyku sersemliği ile ilk anda ne olduğunu anlamıyorlar. Sonra Açıkkollu’nun kasılan ellerini açmaya ve dışarıdan yardım çağırmaya uğraşıyorlar.

Saat 04.36’da mavi tişörtlü biri kapıyı açıp geri gidiyor. O anlarda Açıkkollu, hiçbir yaşam belirtisi göstermiyor. Boynunu tutamıyor. Gökhan Öğretmen’i yanındakiler kaldırıp yatağa oturtmaya çalışıyor.

Saat 04.37’de bu defa kamera, içeri giren mor tişörtlü birini kaydediyor. Gökhan Açıkkollu’nun yüzüne, boynuna su serpiyor. Güvenlik kamerası kayıtlarına göre kalp krizi geçiren Açıkkollu’nun nezarethane dışına çıkarıldığı saat 04.39.

BAYGIN HALDE SANDALYEYE OTURTULUYOR

Bu dakikadan sonra yaşananlara dair kamera kaydı yok. Ancak İstanbul Emniyet Müdürlüğünde o gece görevde olan polisler tarafından tutulan ‘Dış Kapı Sağ Güvenlik Kamerası’nın çözümlerinde ihmalin devam ettiği görülüyor. Aşağıda yayınladığımız bu çözümlere göre Gökhan Açıkkollu önce bir sandalyeye oturtuluyor ve ayaklarının altına başka bir sandalye konuluyor. Bir yandan da 112’ye haber veriliyor.

“MÜDAHALE ETTİĞİMDE ÖLDÜĞÜNÜ ANLAMIŞTIM”

O gece başka bir nezarette gözaltında bulunan iki doktor Açıkkollu’ya kalp masajı yapıyor. Gelen doktorlardan, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Anabilim Dalından Prof. Dr. C. H. İ., 5 Ağustos günü öğlen saat 12.35’te verdiği ifadesinde Açıkkollu’ya yaptıkları masajı ve öldüğü andaki tanıklıklarını şöyle anlatıyor:

“Ben 23 / 07 / 2016 günü gözaltına alınarak Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü nezaretine getirildim. Ben İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim dalında profesör olarak görev yapmaktayım. Olay günü yani 05/08/2016 saat 04.35 sıralarında nezarethaneden yattığım esnada kendisini polis olarak bildiğim bir şahıs gelerek bana “Yan koğuşta bayılan bir hasta var, bakabilir misiniz” dedi. Ben de hemen terliklerimi giyerek koğuşumdan çıktım ve hastanın yanına gittim. Daha önce hiç görmediğim bir şahsı sırt üstü masanın üzerine yatırmışlardı ve bu hastanın etrafında 6-7 kişi vardı. Bunların içerisinde daha önce doktor olarak tanıdığım Adli Tıp Kurumunda görevli doktor L. B. isimli şahıs hastaya kalp masajı yapıyordu. Ben de hemen hastaya yardım etme amaçlı nabzına baktım fakat nabzı atmıyordu. Daha sonra boynundan tekrar nabzına baktım fakat yine nabız alamadım. Daha sonra müdahalede bulunan L. B.’a “Hasta kaç dakikadır bu durumda?” diye sordum. L. B. da bana “Hocam 5-6 dakikadır solunum ve nabız yok” dedi. Bunun üzerine L. B.’ın yorulduğunu düşünerek kalp masajına ben devam ettim. 3-4 defa kalp masajı yaptığı sırada 112 görevlileri geldi. 112 görevlileri şahsa elektro şok vereceğinden hastanın sert zeminde olması gerektiğinden hastayı yere aldık ve 112 görevlileri hastaya müdahale ederken ben de oradan ayrılarak kaldığım koğuşa geçtim. Daha sonra 112 görevlilerinin hastayı hastaneye götürdüğünü duydum. Ben şahsa müdahale ettiğim esnada şahsın zaten öldüğünü anlamıştım fakat bu şahsın kesin olarak öldüğünü sabaha karşı görevli polis arkadaşlardan öğrendim.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Anabilim Dalından Prof. Dr. C. H. İ.’nin anlatıp polislerin yazdığı Bilgi Tutanağı.

Güvenlik Kamera Kayıtları İzleme Tutanağına göre toplamda 1 saat 25 dakikalık görüntülerin 48. dakika 25. saniyesinde 112 görevlileri içeri giriyor. 30 dakika canlandırma çalışması yapıyorlar ve ancak sonuç alınmayınca 1 saat 25. dakika 55 saniyede Gökhan Açıkollu’yu sedyeye koyup hastaneye götürüyorlar.

GÜVENLİK KAMERA KAYITLARI İZLEME TUTANAĞI 1

 

GÜVENLİK KAMERA KAYITLARI İZLEME TUTANAĞI 2 

NE OLMUŞTU?

Gökhan Açıkkollu, evinden gözaltına alındığı andan itibaren kötü muameleyle karşılaştı. Komşularının anlatımına göre evindeyken şeker krizi geçirdi. Gözaltındayken şeker ilaçları ve insülin ilaçları uzun süre verilmedi. Gözaltında kaldığı 13 gün boyunca işkence gördü. Kafası duvarlara vuruldu, sert darbelerin etkisiyle kırılmaz camlı gözlüğü, kaburgaları kırıldı. Sağlık kontrollerinde doktorlara sürekli darp edildiğini yüzlerce kez tekme ve tokat yediğini anlattı. Şeker ve panik atak rahatsızlığı olduğunu söyledi. Ama kimse dinlemedi. Eşi ilaçlarını ulaştırmak için günlerce uğraştı. İki kez şeker komasına girdi. Her gün yapması gereken insülin iğneleri Mümine Açıkkollu tarafından polislere teslim edilmiş olmasına rağmen 100 iğneden sadece 4’ünün kullanıldığını eşyaları geri verildiğinde ortaya çıktı. Gökhan Öğretmen, işkence ve kötü muameleye 13 gün dayanabildi…

Gökhan Açıkolulu’nun eşi Mümine Açıkkollu, eşinin öldüğü gece sorguya götürüldüğünü, işkence yapıldığını ve akşam saatlerinde iki polis tarafından kollarından sürüklenerek nezarethaneye geri getirildiğini, bu sırada göğsünü tuttuğunu ve göğsünün çok ağrıdığını o anlara şahitlik eden nezarethane arkadaşlarından dinleyerek aktardı.

Terör örgütü üyesi olmakla suçlanan Gökhan Açıkkollu 15 Temmuz’dan iki gün sonra KHK ile görevinden uzaklaştırıldı, 20 Şubat 2018’de ise pardon denilerek görevine iade edildi.

YARIN: GÖKHAN AÇIKKOLLU’YA YAPILAN İŞKENCEDEKİ KORKUNÇ AYRINTI!

5 AĞUSTOS 2019 PAZARTESİ: GÖKHAN AÇIKKOLLU’NUN 3. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE İLK KEZ YAYINLANAN GÖRÜNTÜLER VE FOTOĞRAFLAR EŞLİĞİNDE EŞİYLE YAPILAN ÖZEL RÖPORTAJLA GÖKHAN AÇIKKOLLU BELGESELİ.

‘Gökhan Açıkkollu’ özel belgeseli ölüm yıldönümü 5 Ağustos Pazartesi BOLD’da

BOLD ÖZEL

Çocukların uzaktan eğitim için kullandıkları bilgisayarlarına el konuldu

Bu sabah İstanbul’da gözaltına alınan 3 çocuk sahibi Sümeyra Kaya serbest bırakıldı. Eşi de dört yıldır tutuklu olan Kaya’nın çocuklarının online eğitim için kullandıkları bilgisayarlara ise el konuldu.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla bu sabah gözaltına alınıp Vatan Emniyet Müdürlüğüne götürülen Sümeyra Kaya (38) akşam üzeri Çağlayan’da hakim karşısına çıktıktan sonra serbest bırakıldı. En son Kastamonu’da yurt müdiresi olarak görev yapan Sümeyra Kaya’nın Hasan (11), Hümeyra (9) ve Akif (4) adlı üç çocuğu var.

EBA İÇİN KULLANILAN BİLGİSAYARLARINA EL KONULDU

Kaya’nın aile yakınlarından alınan bilgiye göre saat 03.00’te yapılan baskında tencereden buzluğa kadar evleri arandı. Çocukların uzaktan eğitim sistemi EBA için kullandıkları bilgisayarlarına da el konuldu. Şu anda eğitimleri aksayan çocuklar derslere katılamıyor. Hepsi gergin, anne yok, baba yok. Yeni sünnet olan Akif’in ise gece yarısından beri ‘anne’ diye ağladığı belirtiliyor. Aile yakınlarının baktığı çocuklar annelerine kavuşmayı bekliyor.

EŞİ DÖRT YILDIR TUTUKLU

Cemaat soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan Sümeyra Kaya’nın eşi Turgut Kaya da Kasım 2016’dan bu yana Kastamonu Cezaevinde tutuklu. Kapatılan dershanelerde muhasebeci olarak görev yapan Kaya’nın mahkemesi 4 yıldır sonuçlanmadı.

TERS KELEPÇE TAKILDI

İstanbul merkezli operasyonlarda bu sabah 28 kişi gözaltına alındı. Aralarında bebekli annelerinde olduğu operasyonda bazı kişilere ters kelepçe takıldı. Ümraniye, Namık Kemal Mahallesi’nde bir adrese yapılan baskında mesajlaşma programı Bylock kullandığı iddia edilen E.D. da gözaltına alınanlar arasında. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alınan isimler sağlık kontrollerinden sonra Vatan Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

Sümeyra Kaya ve yeni sünnet olan 4 yaşındaki oğlu Akif.

İstanbul’da Bylock operasyonu: Bebekli annelerin de olduğu 28 kişi gözaltına alındı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Kardeşim suçsuz! Türkiye’ye iade edilirse işkence görecek”

Kırmızı bülten nedeniyle Panama’da tutuklanan iş adamı Muaz Türkyılmaz’ın Türkiye’ye iade edilmemesi için kardeşinden çağrı, “O suçsuz! İade edilirse işkence görecek.”

BOLD – İş adamı Muaz Türkyılmaz’ın Panama’dan Türkiye’ye iade edilmemesi için ailesi ve sivil toplum kuruluşları devrede.

Turkish Minute’ten Cevheri Güven’in haberine göre; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 47 yaşındaki işadamı Muaz Türkyılmaz iki hafta önce Panama’da pasaport kontrolü sırasında tutuklandı. Gerekçe Türkiye’nin Türkyılmaz’ı kırmızı bültenle aramasıydı. Türkyılmaz, Türkiye tarafından Fethullah Gülen Cemaatiyle irtibatlı olmakla suçlanıyor. Türkyılmaz’ın tutuklanmasının ardından ailesi ve Panama’daki insan hakları aktivistleri, Türkiye’ye iade edilmemesi için yoğun çaba sarf ediyor.

Muaz Türkyılmaz’ın kardeşi Usame Türkyılmaz, Panamalı yetkililere; “Kardeşim iade edilirse Türkiye’de işkence görecek ve yıllarca hapiste kalacak. İade gerçekleşmemeli” çağrısını yapıyor.

YÖNELTİLEN ÜÇ SUÇLAMA

Muaz Türkyılmaz hakkında Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın Panama’ya gönderdiği belgelerde üç suçlamada bulunuluyor. Kimse Yok mu isimli insani yardım kuruluşuna kredi kartıyla defalarca bağışta bulunmak;  Bank Asya’da yaklaşık 2 bin dolarlık hesabının bulunması ve Whatsapp benzeri bir cep telefonu uygulaması olan Bylock aplikasyonunu indirmiş olması.

Bu suçlamalarla Türkiye’de yaklaşık 30 bin kişi tutuklu. Ancak Türkyılmaz’ın avukatları Türkiye’nin üç gerekçesinin de uluslararası hukuka göre suç olmadığını Türkiye’nin tutuklama ve iade talebinin hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkemeye itirazda bulundular.

İtiraz dilekçesinde; yardım kuruluşlarına bağışta bulunmanın suç olmadığını; Gülen Grubu’na yakın bir bankada hesap açmanın suç sayılamayacağı ve Google Play’den Bylock isimli aplikasyonu indirmenin suç olmasının kabul edilemeyeceği vurgulandı.

Ancak Türkiye, GooglePlay’den Bylock isimli haberleşme programını indirenleri listeledi ve program kullanıcıları hakkında “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla soruşturmalar başlattı.

KARDEŞİ DE DEPORT EDİLDİ

Muaz Türkyılmaz 2017 yılına kadar Suudi Arabistan’dan Türkiye’ye hurma ticareti yapan bir firmayla çalışıyordu. Kardeşi Usame Türkyılmaz da Arabistan’da yaşıyordu. Türkiye’nin iade talebi üzerine Usame Türkyılmaz ve ailesi Suudi polisi tarafından gözaltına alınarak Türkiye’ye deport edildi. Usame Türkyılmaz, Türkiye’den gönderilen özel uçakla iade edildiklerini söylüyor ve yaşadıklarını anlatıyor:

“Türkiye’ye iade edildikten sonra tutuklandım. Cezaevi şartları çok kötüydü. Şeker hastası olduğumu söylememe rağmen iğnelerimi vermediler. Çok az yemek veriyorlardı. Temiz içme suyunu kendi paramızla bile almamıza izin yoktu. Halen daha cezaevinde ortaya çıkan sağlık sorunlarıyla uğraşıyorum. 30 kilo verdim tutuklu olduğum sürede. Vücudumda yaralar var hala. Aradan 2.5 yıl geçmesine rağmen polis görünce korkuyorum. Hapisteyken kötü şartlar nedeniyle tutuklu bir polis şefi hayatını kaybetti. Şartlar çok kötüydü.  Panama kardeşimi iade ederse aynı şeyleri o da yaşayacak. Belki işkence görecek. Kaç yıl hapiste kalacağını öngöremiyorum. Türkiye’de adil yargılama yok.”

14 GÜNDÜR HÜCREDE

Muaz Türkyılmaz, Panama’dan çıkış yaptığı sırada pasaport kontrolünde gözaltına alındı ve tutuklandı. Kovid-19 tedbirleri çerçevesinde tek kişilik hücreye kondu. Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nin Panama Dışişleri Bakanlığı üzerinde devreye girdiği öğrenilirken, Türkyılmaz’ın avukatları da mahkemeye itirazda bulundu. Avukatlar, Türkyılmaz’ın serbest bırakılmasını, iade prosedürünün işletilmemesini talep ediyor.

100’DEN FAZLA İNSAN ZORLA TÜRKİYE’YE GÖTÜRÜLDÜ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fethullah Gülen Cemaatine karşı sert politikalar yürütmeye başladıktan sonra 100’den fazla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı dünyanın farklı ülkelerinden Türkiye’ye götürüldü. Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait özel uçaklar Kosova, Karadağ, Suudi Arabistan, Pakistan ve Somali gibi ülkelerden 100’den fazla Gülenist’i Türkiye’ye götürdü. İadelerde çoğu zaman yasal yollar kullanılmadı. Ancak Avrupa ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’nin iade taleplerini, delillerin suç unsuru oluşturmadığı gerekçesiyle reddediyor.

Türkiye’ye götürülen Gülenistlerden bir kısmı MİT’e ait Dış Operasyonlar Başkanlığı’nda işkence gördüklerini dile getirdiler. Kazakistan’dan kaçırılan Zabit Kişi ve Pakistan’dan kaçırılan Mesut Kaçmaz, yaşadıkları ağır işkenceleri mahkemede anlattılar.  Dayak, elektrik verme, susuz ve aç bırakma, hareket edemeyecekleri kutuların içine hapsetme, uykusuz bırakma, aşırı soğuğa ya da aşırı sıcağa maruz bırakma, kollarından ve bacaklarından asma gibi çeşitli işkence yöntemleri mahkeme tutanaklarına geçmiş durumda.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Cezaevinde bayıldıktan sonra beyin ölümü gerçekleşen KHK’lı öğretmen hayatını kaybetti

Bir KHK’lı öğretmen daha hayatını kaybetti. 30 aydır Siirt Cezaevinde tutuklu olan fizik öğretmeni Cengiz Karakurt geçen hafta karantina hücresinde bayılmıştı.

BOLD ÖZEL – Bir hafta önce cezaevinde bayılıp hastaneye kaldırılan KHK’lı öğretmen Cengiz Karakurt hayatını kaybetti. Aort yetmezliği olduğu için 10 yıl önce açık kalp ameliyatı olan Cengiz Karakurt, 15 Eylül sabahı tek kişilik karantina hücresinde baygın bir şekilde bulundu. Siirt Devlet Hastanesi’ne kaldırılan 41 yaşındaki öğretmen, hastanenin yoğun bakımında korona nedeniyle yer olmadığı için Siirt Özel Hayat Hastanesi’ne götürüldü. Bir haftadır yoğun bakımda yatan ve beyin ölümü gerçekleşen Karakurt, bu akşam üzeri öldü.

Bold Medya’ya konuşan eşi Hatice Karakurt, eşinin bir aydır hasta olduğunu, hastaneye götürüldüğünü ve her seferinde ‘üşütmüşsün’ deyip antibiyotik verilip gönderildiğini söylemişti. Karakurt, eşinin son kez 14 Eylül’de hastaneye götürüldüğünü ve cezaevinde kalmasında mahsur yoktur diye geri gönderildiğini de belirtmişti. Cengiz Karakurt, beyin ölümü gerçekleştikten bir gün sonra ise hemen tahliye edilmişti.

GERGERLİOĞLU: “MAHPUSLARIN HAYATI BÖYLE UCUZ OLMAMALI”

Cengiz Karakurt’un hastane sürecini takip eden HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Siirt Cezaevinde riskli hasta grubunda olan ve günlerdir yoğun bakımda yatan KHKlı mahpus Cengiz Karakurt Covid 19 nedeniyle bugün vefat etti. Yine önemli ihmaller ve ihlaller var! Mahpusların hayatı böyle ucuz olmamalı. Tek kişilik koğuştaydı!” dedi.

KHK İLE İHRAÇ EDİLDİ

Cemaat soruşturmaları kapsamında 16 Nisan 2018’de tutuklanan fizik öğretmeni Cengiz Karakurt, 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Dosyası İstinaf Mahkemesinde bulunuyordu. En son Batman’da bir ortaokulda görev yapan Karakurt ikinci KHK ile ihraç edilmişti.

Tutuklu KHK’lı öğretmen hücrede beyin kanaması geçirdi

Okumaya devam et

Popular