Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Müebbet verilen erin annesi: Ben oğlumu askere gönderdim Silivri’ye değil!

Emirhan Doğancılı, 15 Temmuz’da 20 günlük erdi. O gece eline silah dahi almadı. Ama 7 kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Annesi Emine Kaya oğlunun tanıklıklarını anlattı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Müebbet hapis cezasına çarptırılan erlerin anneleriyle yaptığımız video-röportajlara devam ediyoruz. Ev hanımı Emine Kaya (40), 15 Temmuz’un 3. yıl dönümünden bir gün sonra küçük oğlu İbrahim’i askere gönderdi. Tıpkı büyük oğlu Emirhan Doğancılı’yı 2016 Haziran’da gönderdiği gibi. Ama çok endişeli. Ya onun da başına bir şey gelirse diye korkuyor. 15 Temmuz’da 20 günlük er olan Emirhan Doğancılı, o gece Kartal Kışlasında çıkarılıp Acıbadem Türk Telekom’un önüne götürülen 33 erden biri.

15 Temmuz gecesinde Telekom’un önünde Acıbadem muhtarı dahil 6 vatandaş şehit oldu. Daha silah tutmasını bilmeyen erlere orada bulundukları için 20 Nisan 2018’de, adam öldürmeye yardım etmekten 6 kez, anayasal düzeni bozmaktan da 1 kez olmak üzere toplam 7 müebbet verildi.

Emirhan Doğancılı’nın annesi Emine Kaya ise, “Oğlumun mahkemesi 2 yıl sürdü. Hepsine gittim. Bütün ifadeleri dinledim. Şehitlerin aileleri mahkemede, ‘erler suçsuzdur’ dedi, tahliyesini talep etti. Oğlum o gece eline silah almadığını söyledi. Balistik incelemeleri temiz. Şehit olan vatandaşların 3’ünün keskin nişancılar tarafından vurulduğu mahkeme kayıtlarına geçti. Tüm bunlara rağmen 20 günlük ere nasıl müebbet veriliyor anlamış değilim” diyor.

CİĞERLERİNDEN İKİ KEZ AMELİYAT OLDU

Biz Bursa’da yaşıyoruz. İki erkek, bir kızım var. Büyük oğlum Emirhan Doğancılı 23, İbrahim 20, kızım Berra 5 yaşında.

Emirhan’ın sağlık durumu zaten kötüydü. Ben askere göndermek istemedim. Ciğerlerinden iki kez ameliyat oldu. Hem sağdan hem soldan. Birinden ameliyat oldu. 10-15 gün sonra diğerinden. Su toplamış. Doktor ikisi birlikte su toplasaydı hayatını kaybedebilirdi demişti. Üşütmüş, biraz da alkolü, sigarası vardı.

Doktoru çok iyi bakılması, yemesine, içmesine dikkat edilmesi lazım dedi. Sigara içmemesi lazım dedi. İstanbul Gülhane Askeri Tıp Akademisine (GATA) gittik, askere gidebilir mi diye. Doktorumuz ‘gidemezsin ama yine de sen bilirsin’ dedi. Gitme dedim ya da biraz geç git dedim oğluma ama “Anne ben gideceğim, arkadaşlarım hepsi askerde, askerlik yapmayana kız vermiyorlar. Yarın öbür gün askerliğini yapamadı, çürük bu diye kendime laf söyletmem” dedi. Beni dinlemedi, gitti.

TANIMADIKLARI BİR KOMUTAN ‘TATBİKAT VAR’ DİYE ALIP GÖTÜRÜYOR

Emirhan acemi birliğini Samsun’da yaptı. 20 gün oradaydı. Usta birliği İstanbul Kartal Kışlası idi. 15 Temmuz olduğunda 20 günlük erdi. Komutanları ‘tatbikat var’ diye onları otobüse bindirmiş. Oğlum anlattığına göre akşam sekiz gibi koğuşta yatıyorlarmış. Hiç tanımadıkları bir komutan gelmiş ve Acıbadem’deki Telekom binasının önüne götürmüşler.

“Anne bizi Telekom’un oraya götürdüler. Halk önce bize alkış tuttu, su verdi. ‘En büyük asker bizim asker’ dedi. Bizi çok güzel çiçeklerle karşıladılar” dedi. “Ama sonra ne olduğunu anlamadık. Yarım saat sonra küfretmeye, ‘asker kışlaya’ diye bağırmaya başladılar. Yukarıdan uçaklar geçiyor, etraftan silah sesleri geliyordu” diye ifade etti bulundukları ortamı.

SİLAHLARIN BALİSTİK İNCELEMESİ TEMİZ ÇIKTI

Oğlum ile beraber o gün Acıbadem Telekom’a götürülen 34 er var. Bir er, hastalık nedeniyle tahliye edildi. 33’ü tutuklandı. İki yıl devam etti mahkemeleri. Biz hemen hemen her mahkemeye gittik.
Mahkeme çok güzel gidiyordu. Bütün görüntüler, erlerin silahlarının balistik sonuçları her şey temiz çıktı. Benim oğlum o gece eline silah dahi almamış. 6-7 kişi daha var eline silah almayan. Bu mahkemede ispatlandı. Son mahkemede savcı “Eline silah almayanlar isimlerini söylesin” dedi. Benim oğlum ile birlikte 6-7 kişi ayağa kalktı söyledi.

3 VATANDAŞI KESKİN NİŞANCILAR ŞEHİT ETTİ

O gece Acıbadem’de 6 vatandaş şehit oldu. Bunlardan 3 kişiyi, başlarındaki komutanları vuruyor. Vurulanlardan biri muhtar. Sonra o komutanlardan biri de ölüyor. Diğer 3 vatandaşı ise keskin nişancıların vurduğu mahkeme kayıtlarına geçti. Şehit olanların aileleri de “Bize erler ateş etmedi, onlar yakınımızdaydı, kurşunlar arkadan geldi” diye ifade verdiler.

ŞEHİT AİLELERİ ERLERİN TAHLİYESİNİ İSTEDİ

Mahkemede şehit yakınlarından iki bayan vardı. Biri genç, biri yaşlı. Zannedersem şehit olanlardan birinin annesi ve eşiydi. Erleri dinledikten sonra tahliyesini istediler, vatan sağolsun dediler. Bunların hepsi kayıtlarda var. 33 erin hiçbiri ne adam öldürdü, ne yaraladı. Sadece birkaç kişi havaya ateş etmiş. Yere ateş eden var. Başlarındaki komutanları, arkadaşlarının başına silah dayamış, ‘Bunlar terörist, ateş edeceksiniz, etmezseniz ben sizin kafanıza sıkacağım’ gibi cümleler kullanmış.

20 GÜNLÜK ERE 7 KEZ MÜEBBET

Biz çok ümitliydik tahliye edileceğinden. Sonunda ne oldu bilmiyorum. 20 Nisan 2018’de çocuklara 7 şer kez müebbet verildi. 6 müebbet adam öldürmeye yardım etmekten, 1 müebbet de anayasal düzeni bozmaktan. Suçsuz, günahsız, 20 günlük ere nasıl müebbet veriliyor, anlamış değilim. Tahliye olan er, karar açıklanırken hakime bir kağıt geldiğini ve hakim kağıda baktıktan sonra  yüzünün değiştiğini, asıldığını söyledi.

KÜÇÜK OĞLUMU ASKERE GÖNDERDİM, KORKUYORUM

İbrahim Doğancılı, abisinden 3 yıl sonra askere gitti. Vatani görevini Ankara Etimesgut’ta yapıyor. 

Benim çocuğumun cezaevinde psikolojisi bozuldu. “Anne bir suçum olsa gam yemeyeceğim. Haksız yere yatmak zoruma gidiyor” diyor. 16 Temmuz 2019’da ufak oğlumun asker kınasını, eğlencesini yaptım. Onu da askere gönderdim. 21 Temmuz’da Ankara Etimesgut’a teslim oldu. Birkaç gün sonra 9 Ağustos 2019’da yemin töreni var. İnanın korkuyorum, acaba başına bir şey gelir mi diye. Ama o gitmek istedi. ‘Anne ben gideceğim, vatani görevimi yapacağım’ dedi.

Abisinin arkadaşları geldi kınasına. İnanın onların yüzüne bakamıyorum. Neden diye soracaksınız. Kimi evlendi, kimi çocuk sahibi oldu, kimi iş güç sahibi. Benim oğlum cezaevinde. İbrahim’e nasıl kısa yaptıysam Emirhan’ı da öyle askere gönderdim. Daha elinin kınası bitmemişti.

SUÇLUYU SUÇSUZU AYIRSINLAR

Neden oğlum suçsuz yere yatıyor, müebbet aldı. Bunu özellikle Cumhurbaşkanımıza söylüyorum. Biraz vicdanı varsa, onun da evlatları var, o da baba. Benim tek suçum oğlumu askere göndermek, onun da tek suçu asker gitmek. Cumhurbaşkanımızın sesimizi duymasını istiyorum. Yeter artık, üç yıl oldu. Suçluyu suçsuzu ayırsınlar. Ben evladımı cezaevine göndermedim, asker ocağına gönderdim.

Emirhan Doğancılı, kız kardeşi Berra ve annesiyle Silivri Cezaevinde.

40 YAŞINDAYIM, DARBE KELİMESİNİ İLK KEZ DUYDUM

Biz fetöden yargılanıyoruz. Biz fetö nedir bilmeyiz, gariban kendi halinde aileleriz. Oğullarımı yoklukla büyüttüm. Benim oğlum çalışmak için ilkokulu bıraktı. 14 yaşından beri çalışıyordu. Ayakkabı tamircisinde işe girdi.

Asker parasını kendi biriktirdi. Davul zurna bile tutamadık, müzik setimiz vardı, asker eğlencesini öyle yaptık. Küçük oğlan askere gitmeden önce abisini görmek istiyordu. Ama gidemedi. “Anne yol parasını ağabeyime göndereyim, harçlık yapsın” dedi.

O gece ben çok korkmuştum. 40 yaşındayım, ilk defa duydum ‘darbe’ kelimesini. İstanbul’da darbe çıkmış, Ankara’da darbe çıkmış diyorlar. Nedir bu diye soruyorum herkese. Bütün gece oğlumdan telefon bekledim. Telefonu kapalı, ulaşamıyorum. Sabaha karşı saat 04.30 gibi beni aradı. “Otobüsteyiz, bekliyoruz, bir şey yok, merak etme beni” dedi. Bir daha görüşemedik.

Ertesi gün babasını karakoldan aradı. Bir hafta sonra gördüm oğlumu. Ne olduğunu anlayamamıştı, yanında ölenler olduğu için psikolojisi bozulmuştu. Komutanlarının iki kişiyi öldürdüğünü görmüş. Sonra onun da öldüğünü görmüş. Ama öldürenleri görmediğini söyledi. Oğlum aklıma gelince nefes alamıyorum, canım çok yanıyor inanın. Evladımın fotoğraflarına bakamıyorum. Suçsuz yere yatması çok dokunuyor.

 

HRW: Kaçırılan 4 kişi ile ilgili endişelerimiz artıyor, bazı bilgiler gizlenmeye çalışılıyor

BOLD ÖZEL

15 Temmuz gecesi ihraç edilen 2 bin 740 hakim ve savcıyı 2013’te fişlediler

15 Temmuz gecesi 2 bin 740 hakim ve savcının ihracının faillerinden biri daha ortaya çıktı. Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü, HSYK üyesi ve Müsteşarlık görevlerinde bulunan Birol Erdem, Yargıtay’da yargılandığı davada ‘itiraflarda’ bulundu. Erdem, 2013 yaz aylarından itibaren Gülen Hareketine yakın olduğu gerekçesiyle hakim-savcıları fişlediklerini itiraf etti. Erdem, fişleme toplantılarını Yargıtay üyesi Harun Kodalak, HSK üyesi Halil Koç, Cumhurbaşkanlığından Metin Kıratlı ve AYM üyesi Basri Bağcı’yla yaptıklarını itiraf etti.

BOLD ÖZEL – Eski HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz’ın 15 Temmuz gecesi 2 bin 700 hakim ve savcının ihracıyla ilgili “Elimizdeki liste bir gecede yapılmadı, 3 yıldır çalışıyorduk” sözleriyle anlattığı fişlemeyi doğrulayan bir itiraf daha gündeme geldi.

Söz konusu itirafları Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü, HSK üyeliği ve Müsteşarlık görevlerinde bulunan Birol Erdem, Yargıtay 9. Ceza Dairesinde silahlı terör örgütü yöneticisi olduğu iddiasıyla yargılandığı davada yaptı. Erdem, 2013 yazından itibaren Yargıda Birlik Platformu toplantılarında Gülen Hareketine yakın hakim ve savcıları fişlediklerini söyledi.

ERDEM NASIL BERAAT ETTİRİLDİ?

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Gülen Hareketi yöneticisi olduğu iddiasıyla 22,5 yıla kadar hapis talebiyle yargılanan Birol Erdem’i itirafları sonrası beraat ettirdi. Daire kararında, Erdem’in eyleminin örgüt üyeliği kapsamında olduğu ve nihai amacı bilmediği belirtilerek şu gerekçeyle beraat kararı verdi: “…sanığın örgütün hiyerarşisi içinde bulunduğu zaman dilimi itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği gibi, bu amacın kamuoyu tarafından da bilinmediği, TCK’nin 30/1 maddesinde düzenlenen, “Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kişi kasten hareket etmiş olmaz.” hükmü gereğince sanığın CMK’nun 223/2-c maddesi uyarınca atılı suçtan beraatine karar vermek gerekmiştir.”

BİNLERCE  KİŞİYE AĞIR CEZALAR VERİLDİ

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 1996 yılından itibaren Gülen Hareketi’nin içinde olduğunu, sohbetlere katıldığını, Personel Genel Müdürlüğünde hakim-savcı alımlarını yaptığını söyleyen Erdem’i cemaatin nihai amacını bilmediği ve kasten hareket etmediği gerekçesiyle beraat ettirdi. Yargıtay, on binlerce Gülen Hareketi mensubu için suç delili sayılan bu eylemleri Birol Erdem için suç teşkil etmediğini belirterek, beraatine gerekçe yaptı. Halbuki binlerce Gülen Hareketi mensubuna Erdem’e göre daha hafif iddialarla -Bylock kullanma, Bank Asya’ya para yatırma, sohbetlere katılma ve sendikaya üye olma gibi- ağır cezalar veriliyor. Yargıtay da bu cezaları onuyor.

YARGITAY VE DANIŞTAY ÜYELERİNİN İSİMLERİNİ HAKAN FİDAN’A VERDİM

Birol Erdem ise 9. Ceza Dairesindeki davada, 2013 yazından itibaren hakim ve savcıları fişledikleri itirafında bulundu. Erdem, 2014 HSYK seçimleri öncesi bakanlığın ve idari yargının listelerini hem arkadaşlarına hem de HSYK’ya gönderdiğini, idari yargının listesinin bir örneğini de Yargıtay Danıştay üyelerinin isimleri ile birlikte MİT müsteşarı Hakan FİDAN’ a verdiğini söyledi. Erdem, ifadesinde şunları kaydetti: “MİT müsteşarı Hakan FİDAN’a idari yargının tam listesiyle beraber elden verdiğini, Hakan FİDAN’ın bunu internet ortamında yayınlamasını söylemesi üzerine kendisinin de “Benim böyle bir imkânım yok, sosyal medya kullanmıyorum.” dediğini, arkasından bir iki gün içinde verdiği bu isimlerin tamamını kendisinin verdiğim sırayla ve sayıyla internette yayınlandığını ve tüm Türkiye’nin paralel yapı mensubu Yargıtay ve Danıştay üyelerini 2014 yılının başlarında öğrenmiş olduğunu…”

Birol Erdem’in Yargıtay’da verdiği ifade.

PARALEL YAPI MENSUPLARININ LİSTESİNİ ÇIKARDIK

Erdem ifadesinde hakim ve savcıları fişlemeye 2013 yazında başladıklarını, fişlemeye Ankara Adliyesinden Harun Kodalak , HSYK’dan Halil Koç, Rasim Aytin, bakanlıktan ise Metin Kıratlı Aytekin Sakarya, Serdar Mutta, Bilgin Başaran ve Basri Bağcı’nın da destek verdiğini söyledi. Erdem hazırladıkları listeleri, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Şeref Malkoç, Mustafa Şentop ile Adalet Bakanları Sadullah Ergin ve Bekir Bozdağ’a verdiğini belirtti.
Erdem, şunları kaydetti: “Örgütle mücadele konusunda yaptığı önemli çalışmalardan bir tanesinin de Yargıda Birlik Grubu fikrini gündeme getirmek olduğunu, 2013 yaz aylarında – 2014 HSYK seçimlerine yönelik çalışma yapmak üzere- bakanlıktaki arkadaşları ile birlikte bu grubun çekirdeğini oluşturduğunu, daha sonraki toplantılarda Ankara Adliyesinden Harun KODALAK, HSYK’ dan Halil KOÇ, İsmail AYDIN ve Rasim AYTİN’in de katıldıklarını, Bakanlıkta ise bu faaliyetlerde Metin KIRATLI, Aytekin SAKARYA, Feyzullah TAŞKIN, Muharrem ÜRGÜP, Veysel BEKTAŞ, Serdar MUTTA, Bilgin BAŞARAN ve Basri BAĞCI”nın yer aldıklarını, adı geçenlerle birlikte yaptıkları toplantılarda öncelikle teşkilattaki paralel yapı mensuplarını tanımak üzere bir çalışma başlattıklarını, Bakanlıktaki arkadaşlarının bakanlıktakilerin listesini, idari yargıdan iki arkadaşın idari yargının listesini çıkardıklarını, Adli yargının listesi ile ilgili çalışmalar devam ederken kendisinin görevden ayrıldığını… Yargıtay ve Danıştay’da FETÖ mensuplarının tespitine dönük yürüttüğü çalışmalar sonucu hazırladığı FETÖ’cü Yargıtay ve Danıştay üyelerinin listesinin birer örneğini MİT müsteşarı Hakan FİDAN, Şeref MALKOÇ, Mustafa ŞENTOP, Adalet Bakanı Sadullah ERGİN, o görevden alındıktan sonra da Adalet Bakanı olan Bekir BOZDAĞ ile siyaset dünyasında ve kamu bürokrasisinde etkin üst düzey bazı kamu görevlilerine teslim ettiği…”

MEHMET YILMAZ: 3 YILDIR ÜZERİNDE ÇALIŞIYORDUK

Dönemin HSYK Başkanvekili Mehmet Yılmaz, 15 Temmuz gecesi 2740 hakim ve savcının görevden “alınmasıyla ilgili listeleri 3 yıldır hazırladıklarını açıklamıştı. Karar yazarı Elif Çakır’a konuşan Yılmaz, 15 Temmuz darbe gecesinin sabahında HSYK 2. Daire olarak 2740 hakim ve savcıyı açığa aldık. Ancak o liste bir gecede hazırlanmış bir liste değil. Üç yıldır üzerinde çalışıyorduk” dedi.

Alman hükümetinin Orhan İnandı’nın akıbetini sorduğu ortaya çıktı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

8 aylık hamile Büşra Erdoğan gözaltına alındı

Bir ay sonra bir kız bebek dünyaya getirecek olan Büşra Erdoğan dün akşam Ayvalık Kaçakçılık Organize Şube Müdürlüğü tarafından gözaltına alındı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Hamile kadınlar gözaltına alınmaya devam ediyor. Gülen Hareketi soruşturmalarında yargılanan Büşra Erdoğan ve eşi Halit Erdoğan dün akşam Ayvalık’a gözaltına alındı. Ayvalık Kaçakçılık ve Organize Şube’de tutulan 25 yaşındaki Büşra Erdoğan’ın 8 aylık hamile olduğu öğrenildi. Erdoğan’ın ne zaman mahkemeye çıkarılacağı belli değil.

Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu olan Büşra Erdoğan Bursa’da özel bir kız yurdunda idarecilik yaptığı için Ekim 2016’da tutuklandı. 14 ay Bursa Yenişehir Cezaevinde kalan Büşra Erdoğan’ın mahkemesi 4 yıldır devam ediyordu. Karar mahkemesi ekimde görülecek. Eşiyle aynı gün tutuklanan Halit Erdoğan ise Bandırma Cezaevinde 8 ay kaldı. 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Erdoğan’ın dosyası İstinaf Mahkemesinde bulunuyor.

5 aylık hamile kadın 5 gündür gözaltında

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

AİHM 1.600 hakim ve savcının dosyasında daha Türkiye’den savunma istedi

15 Temmuz sonrası mesleğinden ihraç edilerek tutuklanan hakim ve savcıların AİHM’e yaptığı başvurular rekor seviyeye ulaştı. AİHM, yalnızca hakim ve savcıların yaptığı bin 600 başvuruda AKP hükumetinden savunma istedi.

BOLD ÖZEL – AİHM, 15 Temmuz sonrası mesleğinden ihraç edilerek tutuklanan hakim ve savcıların hak ihlali başvurularıyla ilgili Türkiye’den savunma istemeye devam ediyor.

AİHM, Gülen Hareketi’ne üyelik suçlamasıyla tutuklanan 256 kişinin özgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin başvurusunu geçtiğimiz hafta savunma yapması için hükumete tebliğ etti. Bu dosyalardan 152’sinin ihraç hakim ve savcı tutukluluklarıyla ilgili olduğu belirtiliyor. En son savunma istenen dosyalarla birlikte ihraç hakim savcılara ilişkin tebliğ edilen başvuru sayısı bin 600’ü geçti. AİHM, AKP hükumetinin savunma yapmasından sonra bu dosyalarda emsal kararlar verecek.

TUTUKLAMA SONRASI DELİL TOPLADILAR

AİHM, 2019’da eski Anayasa Mahkemesi Üyesi Alparslan Altan’ın başvurusunda gözaltına alınmasında terör örgütü üyeliği şüphesinin tutuklama için yeterli gerekçe oluşturmadığını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5. Maddesi’nin ihlal edildiğine hükmetmişti. Kararda, Altan hakkındaki delillerin tutuklama sonrasında toplandığına dikkat çekilmişti. Türkiye’nin Altan’a 10 bin euro tazminat ödemesine karar verilmişti.

AİHM, Alparslan Altan’dan sonra 2020 yılında Kocaeli Vergi Mahkemesi üyesi Hakan Baş’ın tutuklanmasının yasal olmadığı ve makul bir şüpheye dayanmadığı gerekçeleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliğinin ihlaline hükmetmişti. Mahkeme, Baş’a 10 bin euro tazminat ödenmesine hükmetmişti.

Hakan Dağdeviren’in annesine kavuşma hayalini bitirdiler

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0