Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Müebbet verilen erin annesi: Ben oğlumu askere gönderdim Silivri’ye değil!

Emirhan Doğancılı, 15 Temmuz’da 20 günlük erdi. O gece eline silah dahi almadı. Ama 7 kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Annesi Emine Kaya oğlunun tanıklıklarını anlattı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Müebbet hapis cezasına çarptırılan erlerin anneleriyle yaptığımız video-röportajlara devam ediyoruz. Ev hanımı Emine Kaya (40), 15 Temmuz’un 3. yıl dönümünden bir gün sonra küçük oğlu İbrahim’i askere gönderdi. Tıpkı büyük oğlu Emirhan Doğancılı’yı 2016 Haziran’da gönderdiği gibi. Ama çok endişeli. Ya onun da başına bir şey gelirse diye korkuyor. 15 Temmuz’da 20 günlük er olan Emirhan Doğancılı, o gece Kartal Kışlasında çıkarılıp Acıbadem Türk Telekom’un önüne götürülen 33 erden biri.

15 Temmuz gecesinde Telekom’un önünde Acıbadem muhtarı dahil 6 vatandaş şehit oldu. Daha silah tutmasını bilmeyen erlere orada bulundukları için 20 Nisan 2018’de, adam öldürmeye yardım etmekten 6 kez, anayasal düzeni bozmaktan da 1 kez olmak üzere toplam 7 müebbet verildi.

Emirhan Doğancılı’nın annesi Emine Kaya ise, “Oğlumun mahkemesi 2 yıl sürdü. Hepsine gittim. Bütün ifadeleri dinledim. Şehitlerin aileleri mahkemede, ‘erler suçsuzdur’ dedi, tahliyesini talep etti. Oğlum o gece eline silah almadığını söyledi. Balistik incelemeleri temiz. Şehit olan vatandaşların 3’ünün keskin nişancılar tarafından vurulduğu mahkeme kayıtlarına geçti. Tüm bunlara rağmen 20 günlük ere nasıl müebbet veriliyor anlamış değilim” diyor.

CİĞERLERİNDEN İKİ KEZ AMELİYAT OLDU

Biz Bursa’da yaşıyoruz. İki erkek, bir kızım var. Büyük oğlum Emirhan Doğancılı 23, İbrahim 20, kızım Berra 5 yaşında.

Emirhan’ın sağlık durumu zaten kötüydü. Ben askere göndermek istemedim. Ciğerlerinden iki kez ameliyat oldu. Hem sağdan hem soldan. Birinden ameliyat oldu. 10-15 gün sonra diğerinden. Su toplamış. Doktor ikisi birlikte su toplasaydı hayatını kaybedebilirdi demişti. Üşütmüş, biraz da alkolü, sigarası vardı.

Doktoru çok iyi bakılması, yemesine, içmesine dikkat edilmesi lazım dedi. Sigara içmemesi lazım dedi. İstanbul Gülhane Askeri Tıp Akademisine (GATA) gittik, askere gidebilir mi diye. Doktorumuz ‘gidemezsin ama yine de sen bilirsin’ dedi. Gitme dedim ya da biraz geç git dedim oğluma ama “Anne ben gideceğim, arkadaşlarım hepsi askerde, askerlik yapmayana kız vermiyorlar. Yarın öbür gün askerliğini yapamadı, çürük bu diye kendime laf söyletmem” dedi. Beni dinlemedi, gitti.

TANIMADIKLARI BİR KOMUTAN ‘TATBİKAT VAR’ DİYE ALIP GÖTÜRÜYOR

Emirhan acemi birliğini Samsun’da yaptı. 20 gün oradaydı. Usta birliği İstanbul Kartal Kışlası idi. 15 Temmuz olduğunda 20 günlük erdi. Komutanları ‘tatbikat var’ diye onları otobüse bindirmiş. Oğlum anlattığına göre akşam sekiz gibi koğuşta yatıyorlarmış. Hiç tanımadıkları bir komutan gelmiş ve Acıbadem’deki Telekom binasının önüne götürmüşler.

“Anne bizi Telekom’un oraya götürdüler. Halk önce bize alkış tuttu, su verdi. ‘En büyük asker bizim asker’ dedi. Bizi çok güzel çiçeklerle karşıladılar” dedi. “Ama sonra ne olduğunu anlamadık. Yarım saat sonra küfretmeye, ‘asker kışlaya’ diye bağırmaya başladılar. Yukarıdan uçaklar geçiyor, etraftan silah sesleri geliyordu” diye ifade etti bulundukları ortamı.

SİLAHLARIN BALİSTİK İNCELEMESİ TEMİZ ÇIKTI

Oğlum ile beraber o gün Acıbadem Telekom’a götürülen 34 er var. Bir er, hastalık nedeniyle tahliye edildi. 33’ü tutuklandı. İki yıl devam etti mahkemeleri. Biz hemen hemen her mahkemeye gittik.
Mahkeme çok güzel gidiyordu. Bütün görüntüler, erlerin silahlarının balistik sonuçları her şey temiz çıktı. Benim oğlum o gece eline silah dahi almamış. 6-7 kişi daha var eline silah almayan. Bu mahkemede ispatlandı. Son mahkemede savcı “Eline silah almayanlar isimlerini söylesin” dedi. Benim oğlum ile birlikte 6-7 kişi ayağa kalktı söyledi.

3 VATANDAŞI KESKİN NİŞANCILAR ŞEHİT ETTİ

O gece Acıbadem’de 6 vatandaş şehit oldu. Bunlardan 3 kişiyi, başlarındaki komutanları vuruyor. Vurulanlardan biri muhtar. Sonra o komutanlardan biri de ölüyor. Diğer 3 vatandaşı ise keskin nişancıların vurduğu mahkeme kayıtlarına geçti. Şehit olanların aileleri de “Bize erler ateş etmedi, onlar yakınımızdaydı, kurşunlar arkadan geldi” diye ifade verdiler.

ŞEHİT AİLELERİ ERLERİN TAHLİYESİNİ İSTEDİ

Mahkemede şehit yakınlarından iki bayan vardı. Biri genç, biri yaşlı. Zannedersem şehit olanlardan birinin annesi ve eşiydi. Erleri dinledikten sonra tahliyesini istediler, vatan sağolsun dediler. Bunların hepsi kayıtlarda var. 33 erin hiçbiri ne adam öldürdü, ne yaraladı. Sadece birkaç kişi havaya ateş etmiş. Yere ateş eden var. Başlarındaki komutanları, arkadaşlarının başına silah dayamış, ‘Bunlar terörist, ateş edeceksiniz, etmezseniz ben sizin kafanıza sıkacağım’ gibi cümleler kullanmış.

20 GÜNLÜK ERE 7 KEZ MÜEBBET

Biz çok ümitliydik tahliye edileceğinden. Sonunda ne oldu bilmiyorum. 20 Nisan 2018’de çocuklara 7 şer kez müebbet verildi. 6 müebbet adam öldürmeye yardım etmekten, 1 müebbet de anayasal düzeni bozmaktan. Suçsuz, günahsız, 20 günlük ere nasıl müebbet veriliyor, anlamış değilim. Tahliye olan er, karar açıklanırken hakime bir kağıt geldiğini ve hakim kağıda baktıktan sonra  yüzünün değiştiğini, asıldığını söyledi.

KÜÇÜK OĞLUMU ASKERE GÖNDERDİM, KORKUYORUM

İbrahim Doğancılı, abisinden 3 yıl sonra askere gitti. Vatani görevini Ankara Etimesgut’ta yapıyor. 

Benim çocuğumun cezaevinde psikolojisi bozuldu. “Anne bir suçum olsa gam yemeyeceğim. Haksız yere yatmak zoruma gidiyor” diyor. 16 Temmuz 2019’da ufak oğlumun asker kınasını, eğlencesini yaptım. Onu da askere gönderdim. 21 Temmuz’da Ankara Etimesgut’a teslim oldu. Birkaç gün sonra 9 Ağustos 2019’da yemin töreni var. İnanın korkuyorum, acaba başına bir şey gelir mi diye. Ama o gitmek istedi. ‘Anne ben gideceğim, vatani görevimi yapacağım’ dedi.

Abisinin arkadaşları geldi kınasına. İnanın onların yüzüne bakamıyorum. Neden diye soracaksınız. Kimi evlendi, kimi çocuk sahibi oldu, kimi iş güç sahibi. Benim oğlum cezaevinde. İbrahim’e nasıl kısa yaptıysam Emirhan’ı da öyle askere gönderdim. Daha elinin kınası bitmemişti.

SUÇLUYU SUÇSUZU AYIRSINLAR

Neden oğlum suçsuz yere yatıyor, müebbet aldı. Bunu özellikle Cumhurbaşkanımıza söylüyorum. Biraz vicdanı varsa, onun da evlatları var, o da baba. Benim tek suçum oğlumu askere göndermek, onun da tek suçu asker gitmek. Cumhurbaşkanımızın sesimizi duymasını istiyorum. Yeter artık, üç yıl oldu. Suçluyu suçsuzu ayırsınlar. Ben evladımı cezaevine göndermedim, asker ocağına gönderdim.

Emirhan Doğancılı, kız kardeşi Berra ve annesiyle Silivri Cezaevinde.

40 YAŞINDAYIM, DARBE KELİMESİNİ İLK KEZ DUYDUM

Biz fetöden yargılanıyoruz. Biz fetö nedir bilmeyiz, gariban kendi halinde aileleriz. Oğullarımı yoklukla büyüttüm. Benim oğlum çalışmak için ilkokulu bıraktı. 14 yaşından beri çalışıyordu. Ayakkabı tamircisinde işe girdi.

Asker parasını kendi biriktirdi. Davul zurna bile tutamadık, müzik setimiz vardı, asker eğlencesini öyle yaptık. Küçük oğlan askere gitmeden önce abisini görmek istiyordu. Ama gidemedi. “Anne yol parasını ağabeyime göndereyim, harçlık yapsın” dedi.

O gece ben çok korkmuştum. 40 yaşındayım, ilk defa duydum ‘darbe’ kelimesini. İstanbul’da darbe çıkmış, Ankara’da darbe çıkmış diyorlar. Nedir bu diye soruyorum herkese. Bütün gece oğlumdan telefon bekledim. Telefonu kapalı, ulaşamıyorum. Sabaha karşı saat 04.30 gibi beni aradı. “Otobüsteyiz, bekliyoruz, bir şey yok, merak etme beni” dedi. Bir daha görüşemedik.

Ertesi gün babasını karakoldan aradı. Bir hafta sonra gördüm oğlumu. Ne olduğunu anlayamamıştı, yanında ölenler olduğu için psikolojisi bozulmuştu. Komutanlarının iki kişiyi öldürdüğünü görmüş. Sonra onun da öldüğünü görmüş. Ama öldürenleri görmediğini söyledi. Oğlum aklıma gelince nefes alamıyorum, canım çok yanıyor inanın. Evladımın fotoğraflarına bakamıyorum. Suçsuz yere yatması çok dokunuyor.

 

HRW: Kaçırılan 4 kişi ile ilgili endişelerimiz artıyor, bazı bilgiler gizlenmeye çalışılıyor

Okumaya devam et
Reklamlar

BOLD ÖZEL

14 aylık Bahar bebeğe 14 gün anne sütü yok!

“Süt görüşü” için cezaevinden haber bekleyen Bahar bebeğe onay çıkmadı. Dün tutuklanan Sultan Ataş, karantina nedeniyle 14 gün çocuğunu emziremeyecek.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Dün akşam tutuklanıp Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevine gönderilen Sultan Ataş’ın 14 aylık bebeği Bahar, anne sütü için bugün cezaevine götürüldü. Ancak koronavirüs karantinası nedeniyle içeri alınmayan Bahar bebek, 14 gün anne sütünden mahrum kalacak.

Biri 14 aylık, diğeri 3 yaşında olmak üzere 2 bebeği bulunan Sultan Ataş dün gece tutuklandı. Dört gün İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulduktan sonra hapse gönderilen Ataş’ın kızı Bahar anne sütüyle besleniyor.

Annesinden tamamen ayrılmak zorunda kalan Bahar bugün süt için cezaevine götürüldü. Korona salgını nedeniyle içeri gidip girmeyecekleri belli olmadığı için yetkililerden onay bekleyen Bahar bebeğe onay çıkmadı. Aile yakınlarından alınan bilgiye göre 14 aydır anne sütünden başka bir şeyle beslenmeyen Bahar, hazır mama yemek istemiyor, mama mecburen çocuğa verilmeye çalışılıyor.

Bahar bebek, aile yakınlarının kucağında cezaevine böyle götürüldü.

ADİL OLMAYAN YARGI ÇOCUKLARI DA VURUYOR

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu öncülüğünde Bahar’ın annesinin tahliye olması için #SultanAtaşTahliyeOlmalı etiketiyle Twitter’da kampanya başlatıldı. Adil olmayan yargının çocukları da vurduğunu söyleyen Gergerlioğlu, “1 ve 3 yaşlarında iki çocuklu Sultan Ataş kocası İbrahim Ataş ile birlikte tutuklandı Çocuklardan küçüğü daha süt yaşında. Adil olmayan yargı çocukları da vuruyor!” dedi.

İKİ KÜÇÜK BEBEĞE BABAANNE BAKIYOR

Annesinin yaşadığı sıkıntılar nedeniyle hem hamilelik döneminde hem de doğumdan sonra gelişemeyen Bahar 14 aylık olmasına rağmen doktorların ifadesine göre 6 aylık gibi görünüyor. Sultan Ataş’ın 3 yaşındaki kızı Vildan Nazlı’yı ise dede ve babaannesi oyalıyor. Babaanne astım, dede ise kalp ve tansiyon hastası.

Bebekli annelere yapılan hukuksuzluk bitmediği gibi anne-baba tutukluların devam etmesi aileleri zorda bırakıyor. Sultan Ataş ile birlikte eşi İbrahim Ataş da tutuklandı ve Silivri Cezaevine gönderildi. 56 yaşındaki babaanneleri ile 64 yaşındaki dedelerinin yanında kalan iki kız kardeş bir anda hem annesiz babasız kaldı.

BANKAYA 1800 TL YATIRDIĞI İÇİN SORGULANDI

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan İbrahim Ataş (34), 672 sayılı KHK ile ihraç edilen bir fen bilgisi öğretmeni. Sultan Ataş kapatılan dershanelerde biyoloji öğretmeni olarak görev yaptı. İbrahim Ataş, Bank Asya hesabı ve kapatılan bir derneğe üye olduğu için, eşi ise kapatılan dershanede sigortası bulunduğu için örgüt üyesi oldukları iddiasıyla yargılanacaklar.

Sultan Ataş’a ifadesinde 2015 yılında Bank Asya’ya yatırdığı 1800 TL de soruldu. “Hakan Şükür 1 TL dahi olsa para yatırın dedikten 2 ay sonra 1800 TL yatırmışsınız. Bunun örgütle bir ilgisi var mı” denildi.

14 aylık Bahar ‘süt görüşü’ için cezaevinden onay bekliyor

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

14 aylık Bahar ‘süt görüşü’ için cezaevinden onay bekliyor

Dün akşam tutuklanıp Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevine gönderilen biyoloji öğretmeni Sultan Ataş’ın 14 aylık bebeği Bahar, anne sütü içebilmek için hapishane yönetiminden onay bekliyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Sütten kesilmemiş bebekleri olan annelere yapılan hak ihlalleri bitmiyor. Biri 14 aylık, diğeri 3 yaşında olmak üzere 2 bebeği bulunan Sultan Ataş dün gece tutuklandı. Dört gün İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulduktan sonra hapse gönderilen Ataş’ın kızı Bahar anne sütüyle besleniyor.

Korona salgını nedeniyle annesinden tamamen ayrılmak zorunda kalan Bahar bugün süt için cezaevine götürülecekti. Ancak korona salgını nedeniyle içeri gidip girmeyecekleri belli olmadığı için yetkililerden onay bekleniyor. Aile yakınlarından alınan bilgiye göre 14 aydır anne sütünden başka bir şeyle beslenmeyen Bahar, hazır mama yemek istemiyor, mama mecburen çocuğa verilmeye çalışılıyor.

ETİKET AÇILDI

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu öncülüğünde Bahar’ın annesinin tahliye olması için #SultanAtaşTahliyeOlmalı etiketiyle Twitter’da kampanya başlatıldı. Adil olmayan yargının çocukları da vurduğunu söyleyen Gergerlioğlu, “1 ve 3 yaşlarında iki çocuklu Sultan Ataş kocası İbrahim Ataş ile birlikte tutuklandı Çocuklardan küçüğü daha süt yaşında. Adil olmayan yargı çocukları da vuruyor!” dedi.

GELİŞİMİNİ TAMAMLAYAMADIĞI İÇİN 6 AYLIK GİBİ

Annesinin yaşadığı sıkıntılar nedeniyle hem hamilelik döneminde hem de doğumdan sonra gelişemeyen Bahar 14 aylık olmasına rağmen doktorların ifadesine göre 6 aylık gibi görünüyor. Sultan Ataş’ın 3 yaşındaki kızı Vildan Nazlı’yı ise dede ve babaannesi oyalıyor. Babaanne astım, dede ise kalp ve tansiyon hastası.

ANNE-BABA TUTUKLULUK

Bebekli annelere yapılan hukuksuzluk bitmediği gibi anne-baba tutukluların devam etmesi aileleri zorda bırakıyor. Sultan Ataş ile birlikte eşi İbrahim Ataş da tutuklandı ve Silivri Cezaevine gönderildi. 56 yaşındaki babaanneleri ile 64 yaşındaki dedelerinin yanında kalan iki kız kardeş bir anda hem annesiz babasız kaldı.

HAKAN ŞÜKÜR’ÜN TWEETİ SORULDU

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan İbrahim Ataş (34), 672 sayılı KHK ile ihraç edilen bir fen bilgisi öğretmeni. Sultan Ataş kapatılan dershanelerde biyoloji öğretmeni olarak görev yaptı. İbrahim Ataş, Bank Asya hesabı ve kapatılan bir derneğe üye olduğu için, eşi ise kapatılan dershanede sigortası bulunduğu için örgüt üyesi oldukları iddiasıyla yargılanacaklar.

Sultan Ataş’a ifadesinde 2015 yılında Bank Asya’ya yatırdığı 1800 TL de soruldu. “Hakan Şükür 1 TL dahi olsa para yatırın dedikten 2 ay sonra 1800 TL yatırmışsınız. Bunun örgütle bir ilgisi var mı” denildi.

Minik Bahar, annesi hakkında açıklanacak kararı adliyede dün gece böyle bekledi.

Anne ve baba tutuklandı! Geride 2 çocuk kaldı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

5 yaşındaki Sami’nin anneannesi feryat etti: “Elazığ Cezaevinde korona çıktı, torunuma bir şey olursa hesabını kim verecek?”

5 yaşındaki Sami Karakoç, korona vaka sayısının çok yüksek olduğu Elazığ Cezaevinden 7 aydır çıkamıyor. Üç senedir 3 torununa bakan anneanne Safiye Öner, aynı cezaevinde tutuklu olan kızı, damadı ve torunu için yetkililerden yardım istedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Cezaevlerindeki korona vakaları her geçen gün aileleri daha çok endişelendiriyor. Özellikle Elazığ Cezaevinde son zamanlarda çok fazla tutuklunun testi pozitif çıktı. Komple karantinaya alınan koğuşlar var. Üç yıldır Elazığ Cezaevinde bulunan astım hastası Mustafa Karakoç’un (40) kaldığı 23 kişilik B4 koğuşundaki herkesin korona olduğu ve testleri pozitif çıkan 3 mahpusun B5 koğuşuna alındığı iddia ediliyor. Aynı cezaevinde annesiyle birlikte kalan Sami’nin durumu ise Karakoç ailesini daha da panikletmiş durumda. Dışarı çıksa ayrı, kalsa ayrı dert.

HAPİSTE MAHSUR KALDI

Üç çocuk sahibi Nermin-Mustafa Karakoç çifti, 1 Şubat 2018’de tutuklanıp Elazığ Cezaevine gönderildi. Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Karakoç çifti 10’ar yıl hapis cezasına çarptırıldı. Nermin Karakoç’un (37) dosyası Yargıtay tarafından onaylandı. Mustafa Karakoç’un cezasını ise İstinaf Mahkemesi bozdu. 16 Ekim 2020’de tekrar mahkemeye çıkacak. Marmara Üniversitesi moda tasarım mezunu olan Nermin Karakoç en son Kayseri’de yurt müdiresi olarak görev yaptığı için, edebiyat öğretmeni eşi Mustafa Karakoç ise dershanelerde görev çalıştığı için örgüt üyesi olmakla itham ediliyor. Nermin Karakoç, cezaevinde de Açıköğretim Fakültesi ilahiyat bölümünü bitirdi.

Annesi hapse girdiğinde 3 yaşında olan en küçük oğulları Sami, 7 ay öncesine kadar dönüşümlü olarak cezaevine girip çıkıyordu. 15 gün annesinin, 15 gün anneannesinin yanında kalıyordu. 7 aydır ise, Türkiye’de Mart 2020’de başlayan korona salgını nedeniyle hapiste mahsur kaldı.

“ANNEANNE BENİ BURADAN KURTAR”

Annesi ve dedesi defalarca dilekçe yazıp Sami’yi dışarı çıkartmak istediklerini söyleseler de taleplerine bugüne kadar olumlu cevap verilmedi. ‘Genelge gelmedi’ denilerek geçiştirildi. Her telefon görüşünde Sami’nin “Anneanne beni kurtar buradan” diye feryat ettiğini ifade eden 65 yaşındaki Safiye Öner, torununun ve astım hastası damadının başına bir şey gelirse bunun hesabını kim verecek diye soruyor.

İki arada bir derede kaldığını da ifade eden Öner, “Yanıma alsam çocuk burada dışarı çıkmak istiyor. Damadım sen evde onu zaptedemezsin diyor. Dışarıda salgın var. Ben çıkamıyorum. Cezaevinde kalsa orası da tehlikeli. Ne yapacağımızı şaşırdık.” dedi.

Anne ve babasıyla aynı cezaevinde kalan Sami, Kasım 2020’de 6 yaşına girecek. Cezaevlerinde Karakoç ailesi gibi tutuklu olan birçok çekirdek aile var.

“BİRÇOK DEFA HASTANEYE GÖTÜRÜLDÜ”

Damadının sağlık durumunu 21 Eylül 2020 Pazartesi günü öğrendiğini söyleyen Safiye Öner, “Pazartesi günü kızımın telefon günüydü. Aradı konuştuk. Mustafa’nın koğuşu korona olmuş, dedi. Damadımla ben görüşmüyorum, karı-koca aynı yerde oldukları için onlar iç görüş yapıyorlar. O gün aynı zamanda damadımın kapalı görüşü vardı. Torunlarımı götürdüm. Sami’nin dışında 13 ve 11 yaşında iki torunum daha var. Dışarıda torunları beklerken o esnada kızım aradı. Damadım grip olmuş, ayrıca tat ve koku alamadığını söylemiş. Bu süreçte çok kilo kaybetti. Damadıma test yapıldığına dair e-Nabız’da henüz bir belge yok ama belirtileri var. Kızımın karşı koğuşundaki bir kadında da korona çıkmış.” ifadelerini kullandı.

“HUKUKA, ADALETE YAKIŞIYOR MU?”

Kızının koğuşunda Sami gibi başka çocukların da olduğunu vurgulayan anneanne, “O çocuklar korona olursa ne olacak? Bu riski kim göze alıyor? Hukuk nerede, bu adalet nerede? Öldüğü zaman haber veriyorlar, gelin ölünüzü alın diye, olur mu öyle bir şey. Hukuka, adalete, Türkiye’ye yakışıyor mu bu? Bu böyle nereye kadar sürecek?” diye konuştu.

5 yıl önce bel fıtığından ameliyat olan ve iyileşen Mustafa Karakoç’un hapis sürecinde ağrılarının tekrar başladığı belirtiliyor ve MR için birçok defa hastaneye götürüldüğü e-Nabız sitemindeki belgelerinde görülüyor.

“ÇOK DOLUYUM, KAÇ SENEDİR CEZAEVİ KAPILARINDA NELER ÇEKTİK”

Torunlarının anne-baba hasreti çektiğini belirten Safiye Öner çok dolmuş. Kaç senedir cezaevi kapılarında torunlarıyla birlikte ağlaştıklarını söylerken kendini tutamıyor. Kızının ve damadının haksız yere tutuklandığını ifade eden Öner “Suçları ne ki bu kadar ceza verdiler? Ne yapmış benim çocuklarım? Torunlarıma ben ne kadar iyi baksam da anne-babalarını istiyorlar. Onların her ihtiyaçlarına yetişemiyorum. Dışarı çıkamıyorum, yasaklar var.” dedi.

71 yaşındaki eşinin ve kendisinin hastalıklarından da bahseden anneanne şöyle devam etti:

“Ben şeker, kalp, tansiyon hastasıyım. Beyimde böbrek yetmezliği var. Parkinson da oldu. Bu üç yıl içinde üzüntüden biz neler çektik, çektik. Çok doluyum. Torunlarım da benimle birlikte çekti. Bu zaman onların gözyaşı dökecek zamanları mıdır, kalem tutacakları yerde, anne-baba yanlarında yok.”

Annesiyle koğuşun avlusunda top oynayan Sami Karakoç, son açıklanan resmi rakamlara göre Türkiye cezaevlerinde bulunan 0-6 yaş arası 780 bebek ve çocuktan sadece biri.

Bir akademisyen 42 aydır 7 metrekarelik hücrede yaşıyor

Okumaya devam et

Popular