Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Terazi şaştı: Adalet Bakanlığı yandaş basına çalışıyor

Adalet Bakanlığı, yandaş gazetelerin yalan haberler nedeniyle aldıkları cezaları Yargıtay’a taşıyor. Yargıtay da mahkeme kararlarını hükumet yanlısı yayın kuruluşları lehine bozuyor.

BOLD – Adalet Bakanlığının, AKP’ye yakın basın kuruluşlarıyla ilgili verilen çok sayıda kesinleşmiş yargı kararını ‘basın özgürlüğünü’ gerekçe göstererek ‘kanun yararına bozma’ yoluyla Yargıtay’a taşıdığı ortaya çıktı. Yargıtay’ın bakanlığın başvurularının neredeyse tamamını kabul ederek, yandaş basın lehine bozduğu görüldü.

Bakanlığın, bu yolla yandaş basının aleyhine çıkan çok sayıda mahkeme kararının bozulmasını sağladığı belirlendi. Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün 2019 raporuna göre basın özgürlüğünde dünyada 159’uncu sırada yer alan Türkiye’de, Adalet Bakanlığının bu yolla iktidar yanlısı basının yaptığı haberlerde kişilik haklarının ihlal edildiğini düşünen kişilerin yaptığı başvuruların sonucunda verilen mahkeme kararlarının bozulmasını sağladığı ortaya çıktı.

Diken’in Yargıtay kararları arasında yaptığı araştırmaya göre Adalet Bakanlığı çok sayıda dosyada Sabah, Takvim, Star gibi iktidar yanlısı gazetelerin aleyhine çıkan kesinleşmiş kararları ‘kanun yararına bozma’ talebiyle Yargıtaya taşıdı. Bakanlığın başvurduğu ‘kanun yararına bozma’ yolu, ceza yargılamasında olağanüstü bir yol olarak biliniyor ve kesinleşen yargı kararlarının Yargıtay’da bozulmasını sağlamak için kullanıyor. Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre ‘kanun yararına bozma’ yoluna hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükme karşı Adalet Bakanlığı başvurabiliyor. Kanun yararına bozma talebi sonrası Yargıtay dairesinin verdiği bozma kararına karşı yerel mahkemelerin direnme hakkı ise bulunmuyor.

Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma yoluna gittiği bazı mahkeme kararları şöyle:

ÖZTÜRK YILMAZ-SABAH DAVASI

Sabah gazetesinin 1 Şubat 2018 tarihli sayısında eski CHP Ardahan milletvekili Öztürk Yılmaz hakkında yayınlanan ‘Tacizden kovulmuş’, ‘Kadın personeli taciz etti, bakanlıktan kovuldu’ ve ‘Çaycıyı elektrikli testereyle kovalamış’ başlıklı yazılar sebebiyle Yılmaz’ın avukatının başvurusu üzerine Ardahan Sulh Ceza Hakimliği tekzip yayınlanmasına karar verdi. Gazetenin avukatlarının tekzip kararına karşı yaptığı itiraz Kars Sulh Ceza Hakimliğince reddedildi. Bunun üzerine devreye giren Adalet Bakanlığı konuyu Yargıtaya taşıdı. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, bakanlığın başvurusunu kabul etti ve tekzip yayınlanması kararını kaldırdı. Kararda ‘ana muhalefet partisinin bir milletvekili olan başvuran hakkında, basında çıkan haber ve tartışmaların seçim sonrası ortaya çıkan siyasi mücadele ikliminde değerlendirilmesi, sarf edilen sözlerin sırf kişiliğe hakaret niteliğinde olmayıp genel anlamda yaşanan maddi olaylara dair yorum ve değerlendirmelerden oluştuğu, bu yönüyle basın özgürlüğü çerçevesinde kaldığının kabul edilmesi gerektiği’ savunuldu.

MEHMET Y. YILMAZ – TAKVİM DAVASI

Yazar Mehmet Y. Yılmaz’ın Hürriyet gazetesinde 31 Temmuz 2015 günü yayınlanan ‘Damadın gazetesini okumamışlar’ başlıklı yazısına karşı Takvim gazetesinin avukatlarının yaptığı tekzip, düzeltme ve cevap metninin yayımlanması ile erişimim engellenmesi talepleri İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından reddedildi. Bu karara yapılan itiraz da İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından yerinde bulunmadı ve karar kesinleşti. Bunun ardından Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma yoluna başvurdu. Yargıtay 19. Ceza Dairesi ise bakanlığın başvurusunu yerinde bulmadı. Daire kararında ‘haberin, iki farklı medya grubunun, gazetelerinde şehit cenazeleriyle ilgili yaptıkları haberlerin kapsamı ve boyutu üzerinden karşılaştırma yaparak kimin daha çok vatansever olduğu, kimin daha az vatansever olduğu hususunda birbirlerine yönelttikleri yorum, eleştiri ve değer yargılarından ibaret olduğu, dolayısıyla karşılıklı atışma şeklinde yazı ve düzeltme cevap taleplerinin özellikle de başvuran tüzel kişinin şeref ve haysiyeti yönünden bir saldırı niteliğinde olmadığı’ belirtildi.

SABAH’IN YALAN HABERİ

Sabah gazetesinin 19 Aralık 2014 tarihli sayısında ‘Birbirlerini suçladılar’ başlıklı yazıda, iddia edilen paralel yapı ile iltisaklı olduğu yönünde bilgilere yer verilen dönemin Hakkari il emniyet müdürü ile şube müdürünün birbirleri hakkında sarf ettiği sözler ve suçlamalarla ilgili bir haber yapıldı. Haberin en sonunda yer alan bir cümle ile o dönem izinli olan şube müdür yardımcısı makamından bahsedildi, ancak ismi açıkça yazılmadı. Ancak söz konusu müdür yardımcısı haberde kendisinin paralel yapıyla ilişkilendirilmeye çalışıldığı gerekçesiyle düzeltme ve cevap metni yayımlanması talebiyle Ovacık (Tunceli) Sulh Ceza Hâkimliğine başvurdu. Hakimliğin bu talebi reddetmesi üzerine Tunceli Sulh Ceza Hakimliği’ne başvuran polis müdürü istediği sonucu aldı ve hakimlik düzeltme ve cevap metninin yayınlanmasına karar verdi. Konu yine Adalet Bakanlığının başvurusu üzerine Yargıtay 19. Ceza Dairesi’ne geldi. Daire, ‘haberde polis müdürünün ismine yer verilmediği gibi, herkes tarafından kolaylıkla tanınmasına yol açabilecek şekilde diğer özelliklerinden veya görevi sırasında bu görevi nedeniyle konusu suç oluşturan ve hukuka aykırı gerçek dışı bir fiilden de bahsedilmediği’ gerekçesiyle cevap ve düzeltme yayınlanması yönündeki hakimlik kararını kaldırdı.

ÇIPLAK DOLAŞMA KAVGASI

Sabah gazetesinin 19 Ağustos 2008 tarihli nüshasında ‘Çıplak dolaşma kavgası’ başlığı ile yayımlanan yazı ve Sabah gazetesinin Günaydın ekinin aynı tarihli nüshasında yer alan haberde oyuncu Berrak Tüzünataç’ın komşularının, gece evde perdeleri kapatmadan çırılçıplak dolaştığını iddia ettikleri ve Tüzünataç’ın kendisini uyaran bir komşusuna “Geri zekâlılar size ne” diye bağırdığı ileri sürüldü. Tüzünataç’ın cevap ve düzeltme isteminin kabulü ile tekzip yazısının yayımlanmasına dair İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesinin kararına yapılan itiraz İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesince reddedildi. Ancak olayın üzerinden tam 9 yıl geçtikten sonra Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma yoluyla bu kararın kaldırılması talebiyle Yargıtaya başvurdu.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi ise 3 Mayıs 2018’de verdiği kararla bakanlığın bu talebini kabul etti. Kararda uyuşmazlığın konusunun, Tüzünataç’ın evde nasıl dolaştığı veya komşularla aralarında geçen tartışmanın gerçek olup olmadığı değil, habere konu edilen yazıyla acilen giderilmesi ve düzeltilmesi gerekli bir kişilik hakkı ihlali içerip içermediğinin tespiti olduğu savunuldu. Haberde oyuncunun özel hayatına ilişkin gizli bilgilere değil, komşularıyla arasında yaşandığı iddia edilen bir tartışmaya yer verildiği belirtilen kararda ‘dolayısıyla haberin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında kaldığı, düzeltme ve cevap metni yayınlanmasını gerektirmediği’ savunuldu.

GAZETE DÜZELTMEYİ YAYINLAMADI

Takvim gazetesinin 20 Ocak 2015 tarihli nüshasında ‘İnlerine Girildi’ başlığı ile yayımlanan yazı nedeniyle düzeltme ve cevap isteminin kabulü ile tekzip metninin yayımlanmasına dair Edirne Sulh Ceza Hakimliği karar verdi. Karara yapılan itiraz Kırklareli Sulh Ceza Hakimliğince reddedildi. Bunun üzerine Adalet Bakanlığı iki yıl sonra 19 Ocak 2017’de Yargıtaya başvurarak kararın kanun yararına bozulmasını istedi.

Başvuruya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin kararında, haber içeriğinde, Marmara bölgesinin sözde imamlarının isimleri açıklanırken, başvuranın da fotoğraf ve isminin ‘Edirne ili imamı’ olarak yayımlandığı, başvuranın hakkında örgüt üyeliği nedeniyle iddianame düzenlendiği ve halen firari olduğu yönünde bilgilere yer verildiği belirtildi.

Daire kararında ‘habere karşı gönderilen düzeltme ve tekzip metnine dair noter ihtarnamesinin, gazetenin sorumlu müdürünün daimi çalışanı olduğu anlaşılan bir kişiye tebliğ edildiği, ancak muhatabın iş yerinde geçici olarak olmamasının sebebinin ve evrakı alan kişinin muhatap adına tebliğ almaya yetkili memur veya müstahdem olup olmadığının açıkça yazılmadığı’ gerekçesiyle cevap ve düzeltme metninin yayınlanmamasına karar verildi.

CEZA GENEL KURULU

Bakanlığın kanun yararına bozma talebiyle yaptığı başvurulardan ikisi de Ceza Genel Kurulu’na geldi ve bakanlığın talebi doğrultusunda tebligatta hata yapıldığı gerekçesiyle tekzip metinlerinin yayınlanmamasına karar verildi.

TIR DOSYALARI HABERİ

Star gazetesinde 27 Şubat 2014’de yayınlanan ‘Tır dosyasını kaçırma planı’ ve ‘Askeri savcılıktan MİT dosyasını kaçırma girişimi, durdur ve bize gönder’ başlıklı haberlerde Genelkurmay Askeri Savcılığının Adana başsavcılığına yazı yazarak adli soruşturma dosyasının askeri casusluk suçundan dolayı kendilerine gönderilmesinin istendiği yönündeki bilgilere yer verildi. Haberde ismi geçenlerden biri tekzip metni yayımlanmasına ilişkin Ankara 22. Sulh Ceza Mahkemesinden karar aldı. Bu karara yapılan itiraz Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesince reddedildi. Bunun ardından yine bakanlığın kanun yararına bozma başvurusu ile konu Yargıtaya taşındı. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, yazı içeriğinde başvuranın isminin açıkça yazılmış olmasına rağmen ‘başvuranın kişiliği hakkında şeref ve haysiyetine dair saldırı niteliğinde bir ifade kullanılmadığı’ gerekçesiyle tekzibin yayınlanmamasına karar verdi.

Altun çiftine “4 maaş” eleştirisinde bulunan 6 paylaşıma erişim yasağı

Gündem

Sakarya’daki havai fişek fabrikasındaki patlamaya dava açıldı: 22’şer yıl hapis cezası istendi

Sakarya’daki havai fişek fabrikasında meydana gelen ve 7 kişinin ölümüyle sonuçlanan patlamaya ilişkin hazırlanan iddianamede, 7 sanık hakkında 2 yıl 8’er aydan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istendi.

BOLD – Sakarya’nın Hendek ilçesinde 7 kişinin öldüğü, 127 kişinin yaralandığı patlamaya ilişkin aralarında fabrika sahiplerinin de bulunduğu 5’i tutuklu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi

İddianamede, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan şüphelilerin 2 yıl 8’er aydan 22 yıl 6’şar aya kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca aralarında fabrika sahipleri Ali Rıza Ergenç Coşkun ile oğlu Yaşar Coşkun’un da bulunduğu 7 şüpheli hakkında hazırlanan ve 108 müştekinin bulunduğu 27 sayfalık iddianame, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Mahkeme iddianameyi kabul etti.

5 KAZA YAŞANDI, ÖNLEM ALINMADI

İddianamede, fabrikada daha önce 5 kez daha iş kazasının yaşandığı hatırlatılarak, “Meydana gelen bu patlamaların ve iş kazalarının da soruşturma konusu olaydaki yukarıda detaylı olarak anlatılan kusur sebepleriyle benzer sebeplerden kaynaklandığı mahkeme kararları ve bilirkişi raporları ile tespit edildi. Buna rağmen gerekli önlemler alınmayarak aynı şeklide çalışılmaya devam edilmesi halinin kazayı öngörülebilir ve önlenebilir hale getirdi” denildi.

DENETİM VAR ÇİN MAHALLESİNİ KAPAT

İddianamede, fabrika kimyageri Ahmet Çağırıcı ifadesinde, işverenin fabrikaya yapılan denetimden daha önceden haberi olduğunu, fabrika Sorumlu Müdürü Hasan Ali Velioğlu’nun denetim öncesinde kendisini arayarak haber verdiğini kaydetti. Çağrıcı, Velioğlu’nun kendisine “Ahmet bugün denetim olacak Çin mahallesini kapat” dediğini belirterek, şunları söyledi: “Çin Mahallesinde üretimi durdurarak işçilerle birlikte ya yukarı imalathane bölümüne çıkıyorduk ya da işçilerin bekleme yerinde denetimin sonlanmasını beklerdik. Denetime gelen kişiler hiçbir zaman Çin mahallesine inmediler, hatta bir keresinde şahit olduğum olayda Ankara’dan gelen ve işi biraz bilen bir müfettiş Yaşar Coşkun’a ‘Misketi kendiniz mi üretiyorsunuz yoksa satın mı alıyorsunuz?’ diye sordu. Yaşar Coşkun’un kendilerinin ürettiğini söyledi, müfettiş de nerede ürettiklerini sorması üzerine Yaşar Coşkun’un müfettişe Çin mahallesindeki laboratuvarı değil torpil ve volkan bölümlerinin laboratuvarını gösterdi ve ‘Burada üretim yapıyoruz’ dedi. Müfettiş işin teknik boyutunu çok fazla bilmediği için buna inandı. Çin mahallesinin çok büyük tehlike arz ettiğini fabrika sahipleri de bildiği için Çin mahallesini kimseye göstermedi. Çin’li usta Yang’ın bir keresinde fabrikanın çalışma şekli ile ilgili olarak ‘Bu işi yapıyorsun ama burası eninde sonunda patlayacak’ dedi.”

İŞÇİLERE FAZLA İŞ ÇIKARMASI İÇİN BASKI YAPILDI

İddianamede, işverenin işçilere fazla iş çıkarması için baskı yaptığı ifade edilerek, şunlar kaydedildi: “İşveren şüpheliler tarafından bölümlerde çalışan işçilere fazla iş çıkarması için sürekli olarak baskı yapıldığı, bu nedenle iş yetiştirebilmek adına işçilerin gerekli dikkat ve özeni göstermeden çalıştıklarının dosya kapsamındaki işçilerin ve bir kısım şüphelilerin beyanında ısrarla dile getirildiği, tüm işçilere yanmaz kıyafet ve anti statik ayakkabı vb. koruyucu donanım ve ekipmanın yeterli düzeyde ve miktarda verilmediği, bunun yerine anti statik bileklik ve önlük verildiği, bir kısım çalışanlara ise tulum ve anti statik ayakkabı verildiği, ancak verilen ekipman içinde yanmaz kıyafetin bulunmadığı, işverenlerin genelde ilkokul mezunu olan işçilere gerekli ve yeterli iş güvenliği eğitiminin verilmesini sağlamadıkları, zaman zaman verilen eğitimin ise A sınıfı iş güvenliği uzmanlık belgesi bulunmayan iş güvenliği uzmanı tarafından verildiği bu kapsamda iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği hukuku bakımından düzenlenen yükümlülüklerin tam olarak sağlanmadığı bu çerçevede iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için ’gerekli’ olan tüm önlemleri iş veren olarak yerine getirmedikleri, fabrikayı özellikle Çin Mahallesi’ni, ilgili kurumlar tarafından yapılan denetimlere açmadıkları, denetim yapılacağını önceden haber alıp bir takım tedbirler aldıkları, bazı bölümlerde özellikle Çin Mahallesi’nde üretimi durdukları böylelikle işveren olarak şüphelilerin bu eksiklikler ve bilirkişi raporu ile tespit edilen ve yukarıda detaylı olarak anlatılan diğer eksikliklerin giderilmemesi nedenlerinden dolayı olayın meydana gelmesinde ihmal ve kusurlarının bulunduğu…”

FABRİKA SAHİBİNE MORAL YEMEĞİ VERİLMİŞTİ

Sakarya’nın Hendek ilçesi Yukarıçalıca mevkisinde yaklaşık 15 dönüm üzerine kurulu havai fişek fabrikasında 3 Temmuz’da meydana gelen patlamalarda 7 kişi vefat etmiş, 127 kişi yaralanmıştı. Patlamaya ilişkin gözaltına alınan aralarında fabrika sahibinin de bulunduğu 5 şüpheli tutuklanmış, bir zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Patlamanın ardından MÜSİAD Sakarya Şubesinin fabrika sahiplerine moral yemeği verdiği ortaya çıkmıştı.

İzmir’de sahte içkiden ölenlerin sayısı 30’a yükseldi

Okumaya devam et

Gündem

Bakanlık ağır davranınca 1.5 milyon doz aşıyı İran aldı

Türkiye’de yeteri kadar bulunmaması nedeniyle grip aşısı kronik hastalara da verilmiyor. Hollanda’dan getirilecek 1.5 milyon doz grip aşısının bürokratik yazışmaların bir ay sürmesi sonrası İran’a satıldığı ortaya çıktı.

BOLD – Türk Eczacıları Birliği’nin (TEB) girişimiyle Hollanda’dan getirilecek 1.5 milyon doz grip aşısının bürokratik yazışmaları bir ay sürdü. Aşılar ise Türkiye yerine İran’a satıldı.

CHP’li Özgür Özel hızlı karar vereceği söylenen Saray rejimi yüzünden vatandaşların aşıdan mahrum kaldığını kaydetti.

GRİP AŞISI RİSK GRUPLARI İÇİN ÖNEMLİ

Cumhuriyet’in haberine göre, risk grubunda bulunan milyonlarca vatandaşın pandemi dolayısıyla grip aşısı olması büyük bir önem taşırken Türkiye için bağlantısı kurulan aşılar, yeteri kadar hızlı bir süreç işletilmediği için alınmadı. TEB’in girişimiyle Hollanda menşeili bir firmadan satın alınarak Türkiye’ye getirilmesi planlanan 1.5 milyon doz grip aşısının bürokratik yazışmaların yaklaşık bir ay sürmesi nedeniyle alınamadığı belirtildi. Aşıların İran’a satıldığı belirlendi.

SARAY REJİMİ NEDENİYLE HALK AŞISIZ KALDI

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Bürokrasiye yapılan ilk bilgilendirmeden bir ay sonra bu aşılar Hollandalı firma tarafından İran’a teslim edilmiştir. Şimdi bu gecikme nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yerine İranlılar aşılanıyor. Rejime kasteden anayasa değişikliğine gidilen süreçte Cumhurbaşkanlığı hükumet sistemi olarak adlandırılan bu Saray rejiminin çok hızlı karar vereceği, çok esnek olduğu ifade ediliyordu. Ancak bu rejim yüzünden 1.5 milyon vatandaşımız grip aşısından mahrum kaldı” dedi.

20 MİLYON DOZ AŞIYA İHTİYAÇ VAR

Aşıların temini için 11 Eylül’de başlayan bürokratik yazışma sürecinin 14 Ekim’e kadar uzadığını vurgulayan Özel, “65 yaş üstü vatandaşlar ve kronik hastalığı bulunan vatandaşlar için toplam 18-20 milyon doz ihtiyacımız olan grip aşısı yalnızca 1.2 milyon doz olarak Türkiye’ye geldi. Önceki yıllara kıyasla doz sayısının artırılmamış olması, bu sürecin iyi yönetilmediğini, Sağlık Bakanlığı’nın hazırlıksız olduğunu göstermektedir” diye konuştu.

Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanlığında dev kadrolaşmaya gidiyor

Okumaya devam et

Gündem

İzmir’de sahte içkiden ölenlerin sayısı 30’a yükseldi

Vergilerin yükseltilmesi sonrasında artan kaçak içki kullanımından dolayı ölenlerin sayısı artıyor. İzmir’de sahte içki içtikten sonra fenalaşıp hastaneye kaldırılan 2 kişi daha yaşamını yitirdi. Bu kişilerle birlikte sadece İzmir’de sahte içkiden ölenlerin sayısı 30’a yükseldi.

BOLD – İzmir’de, sahte içki içtikten sonra fenalaştıkları öne sürülen 2 kişi, kaldırıldıkları hastanede hayatını kaybetti. 2 kişinin ölümünün ardından kentte sahte içki nedeniyle ölenlerin sayısı 30’a yükseldi.

YAPILAN MÜDAHALEYE CEVAP VERMEDİLER

Sahte içki içtikten bir süre sonra fenalaşan Murat A. ve Ömer Ali Ö., bir özel hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi gören Murat A. ve Ömer Ali Ö., yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Murat A. ve Ömer Ali Ö.’nün cansız bedenleri, otopsi yapılması için İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. 2 kişinin ölümünün ardından kentte sahte içki nedeniyle ölenlerin sayısı 30’a yükseldi.

“22 gün hücrede tutuldum, eşim cezaevinde kovid oldu, yavrum benimle konuşmuyor”

Okumaya devam et

Popular