Bizimle iletişime geçiniz

Manşet

Yeni sezonun ilk haftasında düdük çalacak hakemler belli oldu

Süper Lig’de ilk hafta maçları 16 Ağustos Cuma günü başlayacak. Açılış maçını Denizlispor ile Galatasaray oynayacak. TFF yeni sezonun ilk maçını Abdülkadir Bitigen’in yöneteceğini açıkladı.

BOLD – Süper Lig’de 2019-2020 sezonunun ilk hafta maçlarını yönetecek hakemler belli oldu. Sezonun açılış maçını Abdülkadir Bitigen yönetecek. Kasımpaşa-Trabzonspor mücadelesini Cüneyt Çakır alırken Sivas deplasmanına gidecek olan Beşiktaş’ın 90 dakikasında Mustafa Öğretmenoğlu düdük çalacak. 19 Ağustos Pazartesi oynanacak olan Fenerbahçe maçı ise Arda Kardeşlerin.

Haftanın son maçı olan Fenerbahçe – Gazişehir mücadelesini de Arda Kardeşler yönetecek.

HAFTANIN PROGRAMI VE HAKEMLER

Türkiye Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulundan yapılan açıklamaya göre, Süper Lig’de ilk hafta maçlarında düdük çalacak hakemler şunlar:

16 Ağustos Cuma:

20.30 Yukatel Denizlispor-Galatasaray: Abdulkadir Bitigen

17 Ağustos Cumartesi:

19.15 Gençlerbirliği-Çaykur Rizespor: Bahattin Şimşek

21.45 Demir Grup Sivasspor-Beşiktaş: Mustafa Öğretmenoğlu

21.45 İstikbal Mobilya Kayserispor-Alanyaspor: Tugay Kaan Numanoğlu

18 Ağustos Pazar:

19.15 Konyaspor-MKE Ankaragücü: Bülent Birincioğlu

19.15 Göztepe-Antalyaspor: Zorbay Küçük

21.45 Kasımpaşa-Trabzonspor: Cüneyt Çakır

21.45 Yeni Malatyaspor-Medipol Başakşehir: Hüseyin Göçek

19 Ağustos Pazartesi:

20.00 Fenerbahçe-Gazişehir Gaziantep: Arda Kardeşler

Manşet

Türkiye, Andorra’da finali Enes Ünal’la yaptı 

Andorra’yı deplasmanda 2-0 yenen Türkiye 23 puanla 2020 Avrupa Şampiyonası’na gidiyor. Ay-Yıldızlılar tarihin en başarılı grup aşamasını gerçekleştirdi. 18 gol attık, kalemizde sadece 3 gol gördük.

BOLD – Türkiye, EURO 2020 Elemeleri H Grubu’nda son maçını deplasmanda Andorra ile oynadı. Finallere gitmeyi İzlanda maçında garantileyen Ay-Yıldızlı takım, Enes Ünal’ın attığı golle rakibini 2-0 mağlup etmeyi başardı. Puanını 23’e çıkartan Türkiye, Fransa’nın ardından ikinci olarak 12 ülkede düzenlenecek Avrupa Şampiyonası biletini aldı.

Ay-Yıldızlı takım, 10 maçlık eleme grubunu 7 galibiyet 2 beraberlik ve 1 mağlubiyetle bitirdi. Tek yenilgiyi İzlanda karşısında aldık. Rakip filelere 18 gol gönderirken kalemizde ise sadece 3 gol gördük. Bizi finallere taşıyan da kalemizde gördüğümüz gol sayısı oldu. Andorra karşısında da Milliler kalesini gole kapattı.

ŞENOL GÜNEŞ’TEN FARKLI 11

Avrupa Şampiyonasına katılmayı garantileyen son maçını Andorra karşısına çıktı. İzlanda ile 0-0 berabere kalarak EURO 2020 biletini alan Ay Yıldızlılar için Andorra maçı grup birinciliği açısından önemliydi. Şayet Fransa, Arnavutluk deplasmanında puan kaybederse Milliler için liderlik şansı doğacaktı. Onun dışında formalite bir 90 dakikaydı. Şenol Güneş, İzlanda maçının 11’ine bakıldığında ciddi bir revizyona giderek yeni oyunculara şans vermeyi tercih etti. Kaleci Uğurcan, Enes Ünal, Nazım, Ozan, Ahmet Kutucu, Ömer Bayram gibi isimler şans buldu.

İLK GOL ENES ÜNAL’DAN GELDİ

Türkiye maça hızlı başladı ve 17. dakikada Enes Ünal’ın golüyle 1-0 öne geçti. Organize gelişen atakta Ozan tufan topu Ömer Bayram ile buluşturdu. Ömer Bayram sert bir şekilde topu içeri çevirdi. Kaleciden seken topu geriden gelerek takip eden Enes Ünal topu boş kaleye göndererek skoru 1-0 yaptı.

PENALTI VE İKİNCİ GOL MİLLİLERİ RAHATLATTI

Ay-Yıldızlı takım orta alanda gerçekleştirdiği seri paslaşma ile Andorra ceza sahası önüne kadar geldi. Hakan Çalhanoğlu koşu yapan Enes Ünal’ın önüne topu bıraktı. Kaleciden sıyrılan genç golcü yerde kalınca hakem penaltı noktasını gösterdi. Atışı kullanan Enes Ünal hem kendisinin hem de Milli Takım’ın ikinci golünü atarak deplasmanda skoru 2-0 yaptı. İlk yarı da bu şekilde tamamlandı.

OYUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ KORUDUK

Maçın ikinci yarısında da topu daha çok kullanan ve oyunu yönlendiren taraf Ay-Yıldızlı takım oldu. Andorra kendi yarı alanından neredeyse çıkmadı. Oyun adeta tenis maçına döndü. Milliler geliştirdiği her atak sonra top geri dönüyor ve yeni bir atak olarak Andorra’ya geri dönüyordu. 68’de Nazım’ın sağ kanattan ortasında Yusuf Yazıcı’dan seken topu savunmanın arasında kontrol eden Berkay Özcan ağlara gönderdi. Ancak yardımcı hakem ofsayt bayrağını kaldırınca ağlara giden top gol değeri kazanmadı. 90 dakikada Ay-Yıldızlı takımın 2-0 üstünlüğü ile sona erdi.

PUAN DURUMU

MAÇ KADROSU

Andorra: Gomes (Dk. 87 Pol), Cristian Martinez, Vales, Rebes, Ildefons Lima, Clemente (Dk. 85 Rubio), Alaez (Dk. 71 Rodriguez), San Nicolas, Alex Martinez, Cervos, Llovera

Türkiye: Uğurcan Çakır, Nazım Sangare, Merih Demiral (Dk. 80 Mert Çetin), Ozan Kabak, Ömer Bayram, Kaan Ayhan, Ozan Tufan, Hakan Çalhanoğlu (Dk. 60 Berkay Özcan), Yusuf Yazıcı, Ahmed Kutucu (Dk. 85 Emre Kılınç), Enes Ünal

Goller: Dk. 17, Dk. 21 (Penaltıdan) Enes Ünal (Türkiye) /Sarı kartlar: Dk. 43 Ildefons Lima, Dk. 51 Llovera, Dk. 77 Vales (Andorra), Dk. 53 Kaan Ayhan (Türkiye)

Stat: Ulusal Stadyum/Hakemler: Ivan Kruzliak, Tomas Somolani, Branislav Hancko (Slovakya)

Okumaya devam et

Manşet

Türkiye 2020 Avrupa Şampiyonası biletini aldı

Türkiye 2020 Avrupa Şampiyonasına katılma biletini İzlanda ile 0-0 berabere kalarak almayı başardı. Türk Telekom’da taraftarlar Ay-Yıldızlı futbolcularla birlikte bu başarıyı kutladı.

BOLD – Türkiye A Milli Futbol Takımı 12 ülkede düzenlenecek ve Londra’da finali oynanacak 2020 Avrupa Şampiyonası Finallerini katılma hakkını elde etti. Şenol Güneş yönetiminde İzlanda karşısında alınacak bir puanla bu kapıdan geçecek olan Ay-Yıldızlı takım 0-0 biten maçın sonunda bileti aldı. Puanını 20’ye çıkartan Ay-Yıldızlı takım 2016’dan sonra yeniden bu heyecanı yaşama fırsatı yakaladı. Maç sonunda futbolcular, tribünlerle birlikte 2020’ye katılmanın sevincini  yaşadı. Şenol Güneş’te tribünlere giderek üçlü çektirip bu önemli başarıyı Ay-Yıldızlılarla birlikte kutladı.

TELEKOM’DA BÜYÜK HEYECAN VARDI

EURO 2020 yolunda uzun bir maratonu geride bırakıp, İzlanda’dan alacağımız bir puan ile finallerin kapısını açmak istiyorduk. Galibiyet halinde ise grupları lider bitirme şansımızı sürdürecektik. Uzun zamandır böyle bir heyecanı yaşamamıştık. Türk Telekom’u dolduran taraftarlarda bu tarihi gecenin farkındaydı ki erkenden tribünleri doldurdu.

Anlamsız bir şekilde İzlanda milli marşını ıslıklamak dışında her şey olumlu gözüyordu. Maç başladığında Teknik direktör Şenol Güneş, futbolcular ve taraftarlarda az da olsa bir gerginlik vardı. Aslında bu İzlanda içinde geçerliydi. Onlarda maçın başında kalelerinde erken bir gol görüp umutlarını tamamen bitirmek istemiyordu.

CENGİZ İLE ETKİLİ OLDUK, İZLANDA DURAN TOP KOVALADI

Maçın başında İzlanda alışılagelmiş bir biçimde kendi yarı alanında mevzilendi. İki oyuncusunu ileri atarak savunmaya baskı uygulayıp Ay-Yıldızlıları hataya zorladı. Şenol Güneş’in Merih Demiral, çağlar Söyünce arasına Okay’ı sarkıtması savunma anlamında hata yapmamızın önüne geçti. Ancak bu sefer ileride çoğalamadık. Orta alandan geçişi sağlayamayınca pozisyon üretemedik. Oyun akışkanlığımız ise top Cengiz Ünder’in ayağına geldiğinde gerçekleşti. Cengiz’in de bir kaç şut denemesi sonuç vermedi.

BURAK YILMAZ GOLÜ KAÇIRDI

Maçın en önemli pozisyonunun Burak Yılmaz ile 30. dakikada yakaladık. Ozan Tufan’ın adam eksilterek oluşturduğu pozisyonda topu Zeki Çelik’e bıraktı. Zeki’nin ortasına kale sahası önünde yükselen Burak Yılmaz boş durumda kötü bir kafa vuruşu yaptı. Top üstten auta çıktı. Bu yakaladığımız en önemli fırsattı. İlk yarı iki takımda kontrolü hiç bırakmadı. Hakem Anthony Taylor ilk yarının 0-0 bittiğini ilan etti.

TOP ÜST DİREKTEN DÖNDÜ

Maçın ikinci yarısına Ay-Yıldızlı takım daha baskılı başladı. Özellikle orta alanda kaptığımız toplar İzlanda kalesinde tehlikeli olmaya başladı. Hakan-Burak-Cengiz üçlüsünün hareketliliği pozisyonda getirdi. 54’te Burak Yılmaz’ın sert şutu üst direğe çarparak taca çıktı. Milliler göbekten gelerek İzlanda savunmasını açmaya çalıştı. Cengiz, Burak, Ozan ve Hakan’ın şutları ya kaleyi bulmadı ya da zayıf kaldı.

YÜREĞİMİZ AĞZIMIZA GELDİ, MERİH KURTARDI

Karşılaşmanın 80. dakikasından sonra İzlanda topu Türkiye yarı alanına yıktı. Bir türlü uzaklaştıramadığınız top kornere çıktı. 83’te İzlanda köşe vuruşundan neredeyse golü buluyordu. Önce Sigthorsson kafayı vurdu kaleci Mert’i geçen top filelere giderken çizgi üstünden Merih Demiral kafayla golü çizgide önledi. Sigthorsson seken topa bir kez daha vurdu fakat bu kez Mert ayaklarıyla gole izin vermedi. İzlanda’nın maç başından beri yakaladığı en önemli pozisyondu. Uzatma bölümlerinde Yusuf  Yazıcı’nın da topu üst direkten döndü. İzlanda tüm hatlarıyla yüklense de karşılaşma 0-0 sona erdi. Bu sonuçla Türkiye EURO 2020 biletini aldı.

MAÇ KADROSU

Türkiye: Mert Günok, Mehmet Zeki Çelik (Dk. 90+4 Ömer Bayram), Merih Demiral, Çağlar Söyüncü, Umut Meraş, Mahmut Tekdemir, Okay Yokuşlu, Ozan Tufan, Cengiz Ünder (Dk. 81 Yusuf Yazıcı), Hakan Çalhanoğlu (Dk. 87 Kaan Ayhan), Burak Yılmaz
İzlanda: Halldorsson, Palsson, Arnason, Ragnar Sigurdsson, Skulason (Dk. 85 Anderson), Bödvarsson, Gylfi Sigurdsson, Bjarnason, Traustason (Dk. 63 Magnusson), Sigthorsson, Finnbogason (Dk. 24 Arnor Sigurdsson)

Sarı kartlar: Dk. 8 Ozan Tufan, Dk. 56 Şenol Güneş (Teknik direktör), Dk. 82 Okay Yokuşlu, Dk. 90+4 Mehmet Zeki Çelik (Türkiye), Dk. 35 Traustason, Dk. 84 Sigthorsson (İzlanda)

Stat: Türk Telekom
Hakemler: Anthony Taylor, Gary Beswick, Adam Nunn (İngiltere)

Okumaya devam et

Genel

Haşim Kılıç: TCK 314 geçmişteki 163’ncü madde gibi sopa olarak kullanılıyor

Haşim Kılıç: “Karar veren hakim gerici-ihanet-hain ve örgüt üyesi gibi ithamların korkusuyla bazen vicdanla bağlantısını kesmek zorunda kalıyor.”

BOLD – Karar Gazetesi Yazarı Taha Akyol’a konuşan Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Haşim Kılıç, yargıdaki sorunlarla ilgili önemli açıklamalar yaptı. Kılıç, “Ayrım yapmadan söylüyorum. Siyasi davalarda siyaset kurumları kendi unsurlarının lehine sonuçlanması için ahlaki, insani ve evrensel tüm kuralları yok sayabiliyor. Karar veren hakim gerici-ihanet-hain-uşak ve örgüt üyesi gibi ithamların korkusuyla bazen vicdanla bağlantısını kesmek zorunda kalıyor” dedi.

Başkan olarak görev yaptığı AYM’yi eleştiren Kılıç, “AYM, önceki kararlarda olduğu gibi bir denetim yapabilseydi bugün tartışılan KHK mağdurları gibi bir sorunla karşılaşmayacaktık” ifadelerini kullandı.

İfade ve inanç özgürlüğü ile terörü övme, teşvik etme suçları arasında sınır sorunları yaşandığını ifade eden Kılıç, “Geçmişte TCK 141-142-163-312 maddeleri kullanılırken bugün TCK 299 -314 maddeleri sopa aracı olarak kullanılmaktadır. Cumhurbaşkanına hakaretten yirmi bine yakın soruşturma ve kovuşturma dosyasının olduğu bir ülkeyi çağdaş ve demokratik ülke olarak tanımlayamayız” dedi.

Kılıç’ın röportajındaki önemli bölümler şöyle:

AYM eski Başkanı Haşim Kılıç

SİYASET YARGIYI KUŞATIYOR

Siyaset yargıyı nasıl kuşatıyor?

Yargının tarafsızlık ve bağımsızlığının test edildiği yer kuşkusuz siyasi davalardır. Diğer davalarda sorunlar daha çok teknik içeriklidir. Bunların çözümleri de zor değildir. 12 Eylül 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle Türkiye siyasal ve sosyal yönden en ciddi makas değişikliğini yaşamıştır. Asker ve yargı kuşatmasından yorgun düşmüş bir toplumun çağdaş ve demokratik bir dünyada yaşama rüyası yapılan bu değişiklikle gerçek olacaktı. Ne yazık ki bu rüya fazla uzun sürmedi… Siyasi iktidar ayrımı yapmadan söylüyorum. Siyasi davalarda siyaset kurumları kendi unsurlarının lehine sonuçlanması için ahlaki, insani ve evrensel tüm kuralları yok sayabiliyor. Karar veren hakim gerici-ihanet-hain-uşak ve örgüt üyesi gibi ithamların korkusuyla bazen vicdanla bağlantısını kesmek zorunda kalıyor. Hatırlayın, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde toplantı nisabının 367 olması gerektiği yolundaki düşünce AYM’ ne taşındığında dönemin ana muhalefet partisinin genel başkanı “istedikleri gibi karar çıkmaması halinde ülkede kan çıkar” diye adeta yargıyı tehdit etmiştir. Yine AYM’nin internet kanallarının kapatılması hakkında verdiği iptal kararlarına karşı, iktidarın insaf sınırlarını aşan tepkisi hukuk tarihinde yerini almıştır. Bugün sistem değişikliği sonunda yargının karşı karşıya kaldığı yeri savunmak mümkün değil. Güçler birliğini yaşadığımız bir dönemde adli, idari ve mali yargının siyasi kuşatma sonunda işlevsiz hale düşürüldüğü açıktır.

MAZLUMLAR, MAĞDURLAR

2012’ deki konuşmanızda “yeni mazlum ve mağdur yaratmayalım” demiştiniz. Yedi yıl geçti bugün yargıdaki durum ne?

Hak ve özgürlük ihlaline sebep olan her davranış mazlum ve mağdur yaratır. Geçmişte ve günümüzde yasama ve yürütmenin sebep olduğu mağduriyetler, hala devam etmektedir. Siyaset dünyasının neden olduğu bu mağduriyetlere uğrayanların sığınak yeri yargıdır. Eğer yargı da hak ihlallerine sebep olursa hukuk güvenliğini sağlayamazsınız. Hukuk güvenliği ekonominin temelidir. Yatırım da para da bu güvenliğin bulunduğu yere gelir. Ülkemizde an itibariyle hukuk devletinin öngörülebilirlik niteliği sorunludur. Kimlik siyasetinin acımasızca hüküm sürdüğü ülkemizde “adalet ve özgürlük krizi” yaşamaktan toplumun mutluluk endeksi oldukça düşmüştür. Hem geçmişte hem de günümüzde yargının sebep olduğu hak ve özgürlük ihlali sorun olmaya devam ediyor. AYM’ye yapılan bireysel başvuruların yüzde yetmişini adil yargılama konusundaki hak ihlalleri oluşturmaktadır. İfade ve inanç özgürlüğü ile terörü övme, teşvik etme suçları arasında sınır sorunları yaşanmaktadır. Geçmişte TCK 141-142-163-312 maddeleri kullanılırken bugün TCK 299 -314 maddeleri sopa aracı olarak kullanılmaktadır. Cumhurbaşkanına hakaretten yirmi bine yakın soruşturma ve kovuşturma dosyasının olduğu bir ülkeyi çağdaş ve demokratik ülke olarak tanımlayamayız. Yargının, özgürlüklere ilişkin kararlarında yarattığı sınır sorunlarını evrensel kriterler ışığında çözmesi gerekir. Anayasanın 90 maddesinin son fıkrası bu konuda yargıya büyük inisiyatif sağlamaktadır. Çağdaş yasal düzenlemeler mevcuttur. Sorun maalesef uygulamadadır.

SİYASETSİZ YARGI SINAVI

FETÖ faktörü olmasaydı yargıda seçim sistemi doğru muydu? Bugün seçim kaldırıldı. Siyaset seçim ve atama yapıyor. Durum nedir, nasıl bir düzenleme gerekiyor?

Kırk iki yıl devlette görev yaptım. Çok açık ve net söylüyorum. FETÖ faktörü olmasaydı da yargıda yapılan seçimlerin yol açtığı siyasallaşmayı önlemeniz mümkün değildi. Seçimin önemli bölümü kaldırıldı. Ancak AYM-HSK-YSK gibi çok ama çok önemli kurumlarda atama ve seçimler devam ediyor. Düşünebiliyor musunuz AYM ve HSK üyelerinin büyük çoğunluğu siyasi bir partinin lideri olan Sayın Cumhurbaşkanınca seçilmektedir. Böyle bir sistemde bağımsız ve tarafsız bir yargı teşkilatını oluşturamazsınız.

YARGI REFORM PAKETİ

Beştepe’de açıklanan yargı reformu stratejisini bu açıdan nasıl buldunuz?

Yapılan düzenlemeler olumlu ve ihtiyaçları bir ölçüde karşılar nitelikte. Tutukluluk süreleri, seri yargılama usulü, uzlaşma konularının genişletilmesi gibi düzenlemeler oldukça önemli. İfade özgürlüğüne ilişkin bir düzenleme yapılmış ama bunu uygulayacak cesaret sahibi yargı mensuplarına ihtiyaç var.

Mevcut iktidarın yönettiği dönem içinde ilk sırada yer alacak çok önemli bir düzenlemeyi belirtmeden geçemeyeceğim. 2004 yılında Anayasanın 90. Maddesinin sonuna eklenen fıkra, yargı için adeta devrim niteliğinde bir değişikliktir. Hak ve özgürlükleri genişleten bundan daha isabetli bir düzenleme olamaz. Ancak üzülerek belirteyim yargı organlarımız bu maddeyi hayata geçirememiştir. Yeni düzenlemedeki ifade özgürlüğüne ilişkin değişikliği de kararlarına yansıtacaklarından emin değilim. Tekrar ediyorum sorun, uygulama, uygulama ve uygulamada.

AYM DENETİM YAPSAYDI KHK MAĞDURLARI İLE KARŞILAŞMAYACAKTIK

Anayasa “OHAL kararları karşısında iptal davası açılamaz” diyor. AYM de buna göre kendini yetkisiz saydı, denetimsiz bir OHAL yaşadık. Siz AYM incelemeydi diyorsunuz. Açar mısınız?

Bence, AYM, E. 1990/25 K.1991/1-E.1991/6 K:1991/20 ve üçüncü kez E.2003/28 K.2003/42 sayıları ile verdiği kararlarla olayı çözmeye çalışmıştır. AYM, sayılarını belirttiğim kararlarında olağanüstü hallerde çıkarılan KHK’leri şu yönden incelemeye tabi tutmuştur.

* OHAL döneminde çıkarılan KHK’lerin AYM denetimi dışında tutulan bir nitelik taşıyıp taşımadığı.

* İsmi ‘OHAL kararnamesi’ olsa bile, içeriğinde OHAL’i ilgilendirmeyen bir konunun olup olmadığı.

Bu yönden yapılacak bir denetimin Anayasanın 148. Maddesinde öngörülen “dava açılamaz” yasağını etkisiz hale getirdiği söylenemez. Eğer konu OHAL ile ilgili ise AYM denetimi zaten yapılamayacaktır. Ancak OHAL’le ilgisiz birçok konunun KHK’ye girdiği çok açıktır. Son yıllarda çıkarılan OHAL kararnamelerinin birinde örnek veriyorum; üniversite rektörlerinin seçim usulünü kökten değiştiren bir konunun OHAL durumuyla ne ilgisi vardı. AYM’nin olağanüstü hal KHK’sinin niteliğini hiçbir şekilde incelemeden, isminin OHAL kararnamesi olduğu gerekçesiyle kendini yetkisiz sayması hukuk devleti anlayışı ile asla bağdaşmamaktadır.

AYM önceki kararlarda olduğu gibi bir denetim yapabilseydi bugün tartışılan KHK mağdurları gibi bir sorunla karşılaşmayacaktık. Nitekim bu konuda ortaya çıkan rahatsızlık “personel ihraçlarını” OHAL Komisyonu adı altında bir kurumun incelemesinden geçirilerek yargı yolu açılmaya çalışılmıştır. Esasen OHAL’in yaşandığı süreçte bile, yargı kararı olmadan kimsenin suçlu sayılamayacağı Anayasanın 15. Maddesinde açıkça belirtilmektedir.

HAŞİM KILIÇ KİMDİR?

Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından 1990 yılında Sayıştay Kontenjanında AYM üyeliğine atandı. 2007 ve 2011 yıllarında iki defa AYM Başkanlığına seçildi, 2015 yılında emekli oldu. Her devirde özgürlükçü karar ve karşıoy yazılarıyla tanındı.

Damadı KHK’lı diye ağır engelli vatandaşın aldığı yardımı kestiler

Okumaya devam et

Popular