Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Cezaevlerinde hak ihlali yokmuş!

Her gün cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri gündeme gelirken Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), herhangi bir sorun göremeyip tüm şikayetleri reddetti!

BOLD- Türkiye’de 3 yıldır cezaevlerinde yaşanan sorunlar önceki yıllara göre yüzde yüz artış gösterdi. 15 kişilik koğuşlarda 30 kişi kaldı, sık sık meydana gelen su kesintileri tutukluların zaten zor olan hayatını zorlaştırdı. Az verilen yemekler, sağlıksız besinler, yatacak yer bulamayan insanlar sık sık gündeme geldi, gelmeye devam ediyor. Tutuklu yakınlarına bile eziyet edildi. Özellikle kadın ziyaretçiler ped aramasından bile geçirildi. Tüm bunlara rağmen Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlülerin yaşadığı sorunlarla ilgili yaptığı şikayetleri reddetti. Başta kötü muamele ve kalabalık koğuşlar olmak üzere birçok soruna ilişkin şikayeti inceleyen TİHEK, bu olaylarda insan hakkı ihlali yapılmadığına karar verdi.

Türkiye’de son 3 yıldır cezaevlerinin nüfusu rekor düzeyde artarken, tutuklu ve hükümlüler yaşadıkları sorunlarla ilgili Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun kapısını çaldı. TİHEK, 2019 yılı içinde 10’a yakın başvuruyu görüşerek karara bağladı. Ancak hiçbirinde ihlal kararı çıkmadı. Cumhuriyetin yaptığı derlemeye göre, incelenen şikayetler şöyle karara bağlandı:

Sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanan bir kişinin annesi, oğlunun Sincan 2 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda gardiyanlar tarafından darp edildiğini iddia etti. TİHEK ise başvuruyu kabul edilemez bulurken, “iddiaları soyut nitelikte” buldu. Kararda, “Tutuklunun muhatap Kuruma ilk girişinde ve Kurumdan naklinden önce sağlıklı olduğuna dair alınmış doktor raporu olduğu ve kendisinde herhangi bir darp ve cebir izine rastlanmadığı anlaşılmaktadır” denildi.

KALABALIK KOĞUŞ MEŞRU NEDEN

Pozantı L Tipi Cezaevi’nde kalan 23 mahkum ise koğuşlarda kalabalıklaşma problemi yaşadıkları, haftalık sohbet ve atölye haklarının keyfi olarak engellendiği, revire çıkamadıkları, kelepçeli tedaviye zorlandıkları, yasal olan ve bayilerde satılan gazetelerin gerekçesiz olarak verilmediği, yemeklerin sağlıksız ve kalitesiz olduğu, sulardan kanalizasyon kokusu geldiği, odalarda köpeklerle arama yapılıp aramada hijyen kurallarına dikkat edilmediği şeklinde şikayetlerini dile getirdi.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, konuya ilişkin yaptığı inceleme sonucunda hak ihlali yaşanmadığına karar verdi. Kurum, kelepçeli tedavinin “hastanın kaçmasını engellemek amacıyla” yapıldığını belirtirken, her tedavinin kendine özgü şartlar ve durumlar içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Mahkumların sosyal etkinliklerden yeteri düzeyde yararlandırılmamasına ilişkin şikayetle ilgili ise “başvuranların işledikleri suçlar neticesinde mahkum oldukları cezaya ilişkin ceza infaz rejiminin oluşturduğu elem seviyesinden daha fazla bir eziyet seviyesine ulaşmadığı ve başvuranların iddialarının kötü muameleden bahsedebilmek için gerekli ağırlık eşiğini aşmadığı anlaşılmaktadır” denildi. TİHEK, kalabalık koğuşlarla ilgili ise 15 Temmuz’a işaret ederek “ülke genelinde tutuklu sayısının artmasından dolayı oluşan kapasite doluluğu nedeniyle, mevcut ceza infaz kurumundaki uygulamanın meşru bir nedeni olduğu kabul edilebilir” ifadesini kullandı.

TİHEK, 8 aydır ailesinin yaşadığı Kahramanmaraş’ta bir ceza infaz kurumuna nakledilmek isteği reddedilen, 8 kişinin yerde yattığı 22 kişilik koğuşta yatmalarından şikayet eden mahkumun da başvurusunu reddetti. Kararda şöyle denildi:

“Bununla birlikte tutulmaya ilişkin koşulların söz konusu uygulamanın niteliğinden kaynaklanan ve özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan
kaçınılmaz elem seviyesinin ötesinde asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekmektedir. Somut olaydaki tutulma koşulları ayrı ayrı ve başvuran üzerindeki toplu etkileri hesaba katılarak değerlendirildiğinde söz konusu asgari eşik derecesi aşılmadığından insan hakları ihlali olmadığı sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte karara konu başvuruda, başvurucunun başvuru tarihi itibariyle 8 aydan fazla bir süre kalabalık bir koğuşta kalması tek başına kötü muamele teşkil etmeyeceği gibi mezkur AİHM kararında da belirtildiği gibi diğer tutulma koşullarının da kötü muamele açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.”

 

Adı açıklanmayan bir kadın mahkûma, kaldığı cezaevinde gardiyanları darp ettiği iddiasıyla 12 gün hücre cezası verildi. TİHEK’e başvuran kadın, cezayı sağlık koşullarına uygun olmayan bir hücrede geçirdiği, hücre hapsi esnasında, özel günlerinde sancılarını gidermesi ve o dönemleri rahat atlatması için idare tarafından kendisine sıcak su, ketıl, bitki çayı v.b. şeylerin temin edilemediğinden şikayetçi oldu. Başvuruyu kabul edilemez bulan TİHEK, “hücreye koyma disiplin cezasının infazı sırasında tek kişilik odalara ketıl ve semaver verilmemesi yönündeki ceza infaz kurumu uygulamasının mevzuata uygun olduğu ve kötü muamele yasağını ihlal niteliği taşımadığı” savunuldu.

Dünya

İstanbul’da istihbarat oyunları: Rusya’nın İngiliz ajanı olmakla suçladığı Mesurier ölü bulundu

Rusya’nın geçen hafta İngiliz MI6 ajanı olmakla suçladığı, Suriye’deki Beyaz Baretliler  acil yardım kuruluşunun kurucularından, eski İngiliz asker James Le Mesurier İstanbul’da evinin yakınlarında ölü bulundu.

BOLD – Suriye’de acil yardım çalışmaları yürüten Beyaz Baretliler grubunun destekçisi Mayday Kurtarma Vakfı’nı kuran İngiliz vatandaşı James Le Mesurier ölü bulundu.

Karaköy’deki evinin yakınlarında bulunan Mesurier’in cansız bedeninin ilk olarak çevredeki caminin müezzini tarafından fark edildiği belirtildi.

POLİS, İNTİHAR OLARAK DEĞERLENDİRİYOR

Reuters’a bilgi veren bir güvenlik kaynağı, Le Mesurirer’in ofis olarak kullandığı evinin balkonundan düştüğünü ve olayın intihar vakası olarak değerlendirildiğini söyledi. Reuters’a konuşan diplomat komşusu da ölümüne ilişkin ayrıntıların netleşmediğini belirtti.

Reuters’a bilgi veren güvenlik kaynağı Le Mesurier’in eşinin polise sabah saat 4’te uyku ilacı aldıklarını ve yattıklarını söylediğini belirtti.

Güvenlik kaynağına göre, Le Mesurirer’in eşi, kapının çalmasıyla uyandığını ve sonrasında da eşinin etrafı polislerle çevrilmiş bir şekilde sokakta yerde yatarken bulduğunu söyledi.

İstanbul Valiliği de Le Mesurier’nin ölümüyle ilgili geniş çaplı bir soruşturma başlattıklarını açıkladı.

Mayday Rescue Vakfı’ndan yapılan yazılı açıklamada, medyadan James Le Mesurier’in ölümüne ilişkin soruşturma tamamlanana kadar gereksiz spekülasyonlardan kaçınması istendi.

ESKİ İSTİHBARATÇI ASKER MESURIER

İngiliz ordusunun eski bir askeri istihbarat görevlisi olan 48 yaşındaki İngiliz vatandaşı Le Mesurier, Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü askeri olarak eski Yugoslavya’da görev yapmıştı.

Le Mesurier, 2014 yılında amacını ‘çatışma ve doğal afet bölgelerinde acil yardım müdahalesi’ olarak tanımlayan Mayday Kurtarma Vakfı’nı (Mayday Rescue Foundation) kurdu.

Vakıf, Lübnan ve Mogadişu’da bazı projeler geliştirmekle birlikte asıl olarak Suriye’yle ilgili faaliyet yürüttü.

Mesurier, vakfın Suriye projeleri için 2015’te İstanbul’da bir ofis kurdu. Le Mesurier’in başkanlığını yürüttüğü Mayday Kurtarma Vakfı’na birçok ülke ile birlikte Birleşmiş Milletler ve hayırseverler yardımda bulunuyordu.

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth 2016 yılında, “Suriye’deki sivil savunma ve sivillerin korunmasıyla ilgili yaptığı hizmetlerden ötürü” Le Mesurier’e şövalyelik unvanı verdi.

RUS DIŞİŞLERİ AJANLIKLA SUÇLADI

Geçen hafta Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, Le Mesurier’nin eski bir MI6 – İngiliz Dış İstihbarat Servisi- ajanı olduğunu, yıllarca Balkanlar ve Orta Doğu’da görev yaptığını söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın Twitter hesabından da paylaşılan açıklamada Zaharova, Le Mesurirer için, “Balkanlar ve Orta Doğu dahil olmak üzere tüm dünyada görülen James Le Mesurirer’in terör gruplarıyla bağlantısının Kosova’daki misyonu sırasında da bildirildiği” ifadesini kullanmıştı.

Rusya Dışişleri, aynı açıklamada Beyaz Baretlileri, provokasyon yapmak, en tehlikeli terör örgütlerini desteklemek ve anti-terör operasyonlarına engel olmakla suçladı. Rusya, Beyaz Baretlileri ayrıca sahte kimyasal silah saldırısı haberleri tertip etmekle de itham etti.

BEYAZ BARETLİLER

Mayday Kurtarma Vakfı’nın en önemli projelerinden birisi Suriye’deki Beyaz Baretliler sivil savunma ve acilyardım kuruluşunu eğitmek oldu.

Beyaz Baretliler, sekiz yıldır devam eden Suriye iç savaşında Esat rejimi ve Rus güçlerinin rejim karşıtı grupların denetimindeki bölgelerde düzenlenen bombardımanda binlerce kişinin kurtarılması için düzenlenen operasyonlarda yer aldı.

Beyaz Baretliler, birçok Batı ülkesinde insani yardım yönüyle öne çıkıyor ve önemli destek görüyor.

Türkiye’deki Beyaz Baretliler gönüllülerine Arama Kurtarma Derneği de (AKUT) eğitim desteği verdi.

Grup, 2016’da alternatif Nobel ödülü olarak görülen Right Livelihood ödülü alan kurumlar arasında yer aldı.

Grubun çalışmalarını anlatan Netflix yapımı ‘Beyaz Baretliler’ belgeseli 2017 yılında en iyi kısa belgesel film ödülünü kazandı.

Beyaz Baretliler’in Halep kentindeki çalışmalarını anlatan ‘Last Men in Aleppo’ (Halep’teki Son Adamlar) ise aynı yıl Sundance Film Festivali’nde belgesel dalında Büyük Jüri Ödülü’ne layık görüldü.

SURİYE VE RUSYA, PROPAGANDA YAPMAKLA SUÇLADI

Suriye yönetimi ve Rusya, grubu ‘insani yardım kılıfını kullanarak Suriye yönetimi karşıtı propaganda yapmakla’ suçluyor. Beyaz Baretlilerin ‘El Kaide bağlantılı grup üyeleri dâhil birçok militana bünyesinde yer açtığı, sahada onlarla işbirliği içinde hareket ettiği’ ileri sürülüyor.

Grubun bazı videolarının ‘gerçek değil mizansen olduğu’ da iddialar arasında.

Ayrıca grubun, Suriye yönetiminin ‘kimyasal silah saldırısı düzenlediği’ iddialarını, ‘teyitli edilmiş bir bilgi’ gibi kamuoyuna yayarak Suriye’ye yönelik olası bir ‘dış müdahaleyi meşrulaştırmaya çalıştığı’ da iddia ediliyor.

Hong Kong’da canlı yayında bir gösterici gerçek mermiyle vuruldu

Okumaya devam et

Dünya

AB dışişleri bakanları Türkiye’ye yaptırımların çerçevesini belirledi

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, Türkiye’nin Kıbrıs adası açıklarındaki sondaj faaliyetleri nedeniyle Ankara’ya uygulanması öngörülen yaptırımlar için yol haritası üzerinde uzlaştı.

Bakanların açıklamasında, “Söz konusu taslak, Doğu Akdeniz’de yasa dışı sondaj çalışmalarına dahil olan şahıs ve kurumların mal varlıklarının dondurulmasının ve seyahat yasağı getirilmesinin önünü açmıştır.” denildi.

BOLD – AB dışişleri bakanları, Türkiye’nin Kıbrıs açıklarında doğalgaz arama çalışmaları nedeniyle, seyahat yasağı ve şahısların mal varlıklarının dondurulmasını içeren yaptırımlar için yasal bir çerçeve oluşturulması konusunda anlaşmaya vardı.

AB dışişleri bakanları, alınan kararın, “Doğu Akdeniz’de hidrokarbon çıkarmak için ruhsatsız arama faaliyetlerinden sorumlu veya bu faaliyetlerde bulunan birey ve kurumlara yaptırım uygulanmasını mümkün kılacağını” söyledi.

İSİMLER DAHA SONRA EKLENECEK

Bugün onaylanan yasal çerçeveden sonra bir sonraki adımın, şu an boş bulunan listeye isimler eklenmesi olacağı belirtiliyor. Sondaj çalışmalarına katılanlar ve sorumluların dışında çalışmalara mali, teknik ya da materyal destek verenlerle bunlarla bağlantılı kişi ve kuruluşlar da yaptırım listesine dahil edilebilecek.

Ayrıca AB birey ve kuruluşlarına, yaptırım kapsamına girenlere fon sağlama yasağı getirilecek.

UYGULAMADAN ÖNCE SON ŞANS

Avrupa Birliği’nden diplomatik kaynaklar, bu aşamalı yaklaşımın, yaptırımları uygulamaya koymadan önce Türkiye’ye arama çalışmalarına son vermesi için şans tanıdığını ifade etti.

AB, Türkiye’nin Akdeniz’de doğalgaz arama çalışmalarını “yasadışı” olarak niteliyor.

Diplomatlar, mal varlığını dondurma ve seyahat yasağını içeren yaptırımların, muhtemelen Türk ordusunu ve arama çalışmalarını yürüten gemilerin kaptanlarını hedefleyeceğini ifade etti.

DOĞU AKDENİZ’DE “DOĞALGAZ KRİZİ”

Doğu Akdeniz’deki doğal gaz yatakları, AB üyesi Kıbrıs ile Türkiye arasında anlaşmazlık konusu.

Güney Kıbrıs Rum hükümeti, hidrokarbon arama lisansı verdiği alanlara Türkiye’nin sondaj gemisi yollamasının bölgedeki gerginliği ciddi bir şekilde arttırdığını belirterek Ankara’nın adanın egemenlik haklarını ihlal ettiğini. Türkiye ise çalışmaların kendi ve Kuzey Kıbrıs kıta sahanlığı içerisinde yürütüldüğünü savunuyor.

Türkiye’nin savaş gemileri eşliğinde Fatih ve Yavuz sondaj gemilerini Kıbrıs açıklarına göndermesi sonrası AB dışişleri bakanları temmuz ayında da Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğal gaz sondaj çalışmaları nedeniyle Ankara’ya yaptırım kararı almıştı.

Bakanların uzlaştığı önlemler kapsamında AB’nin, Türkiye ile üst düzey temasları ve Kapsamlı Hava Taşımacılık Anlaşması müzakerelerini askıya alması, Türkiye’nin AB’den 2020’ye kadar alması öngörülen 145.8 milyon euroluk üyelik öncesi mali fonlarda kesintiye gidilmesi kararlaştırılmıştı.

13 Kasım öncesi Beyaz Saray’dan kritik açıklama: S-400’ler konusu masada olacak

Okumaya devam et

Gündem

Adem Yavuz Arslan yorumladı: Erdoğan’ı ABD’de Ne Bekliyor?

Gazeteci Fatih Akalan’ın sunumuyla gündemdeki sıcak gelişmeleri Gazeteci Âdem Yavuz Arslan değerlendirdi. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 13 Kasım’da yapacağı ABD ziyaretinde neler konuşulacak? Erdoğan’ı, ABD’de neler bekliyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Erdoğan ile yapacağı görüşmede; Halkbank davası ve Erdoğan’ın mal varlığı konuşulacak mı? Tüm sıcak gelişmeleri Âdem Yavuz Arslan yorumladı.

Okumaya devam et

Popular