Bizimle iletişime geçiniz

Politika

AKP’de çöküş endişesi: Erdoğan’ın masasında 3 başlık var

Yerel seçimlerde ağır yara alan AKP’de, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun da bayrak açması ile çöküş endişesi yaşanmaya başlandı. Parti içerisinde çözülmeyi engelleyecek çareler aranıyor.

BOLD- AKP’li muhaliflerin Eylül ayından itibaren hareketleneceği beklentisi, derinleşen ekonomik kriz, siyaset gündeminin ısınacağının habercisi. Tüm partiler sıcak geçecek sonbahara hazırlanıyor. Liderler arasında en sıkıntılı olan hiç kuşkusuz ki Erdoğan.

KABİNE, SİSTEM VE REVİZYON SANCISI

Giderek derinleşen çöküşten kurtulmak için AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın masasında üç başlık bulunuyor. Birincisi, seçim yenilgisi ve ekonomik krizle birlikte ortaya çıkan kabine değişikliği ve örgütte revizyon. İkincisi Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nde değişiklik. Üçüncüsü ise yeni parti girişimlerine karşı mücadele.

DAHA ÖNCE DE AYRILIKLAR OLDU AMA BU FARKLI

BirGün’ün haberine göre, Babacan, Gül ve Davutoğlu AKP’nin 18 yıllık tarihinde ilk istifa ya da ayrılık değil. Hatta partileşenler bile oldu. ‘Bu sefer başka’ diyor eski bir parti yöneticisi. Gerekçesini de sadece isimlerin güçlü olmasına bağlamıyor. “Daha önce de partiden önemli isimler ayrıldı. Hatta Gül ile sorunlar da yaşandı. Ama bu sorunlar AKP ve Erdoğan yukarıya doğru çıkarken yaşandığı için çözüldü. Şimdi durum çok farklı” dedi.

KÜSKÜNLER OLUŞMASIN DİYE ADIM ATAMIYOR

Tüm partiye egemen olan endişe Erdoğan’ı da sarmış durumda. O kadar endişeli ki parti içerisinde yeni küskünler oluşmaması için değişim bile yapamıyor. Daha inandırıcı bir projeyle örgütünün karşısına çıkmak zorunda olduğunu biliyor.

KORKU DUVARLARI YIKILDI, HERKES DAHA CÜRETKAR

Daha önce parti içerisinde çıkan çatlak sesler neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı. Şimdi ise Erdoğan’ın her lafına yanıt veren daha cesaretli bir itiraz yükseliyor. Hem parti içerisinde kalan Davutoğlu hem de dışarıdan partiyi sarmalamaya çalışan Gül-Babacan ekibi Erdoğan’ın zayıfladığının farkında. Hem örgütle hem de milletvekilleri ile herkesin gözü önünde görüşme trafiği işletiyorlar. Milletvekillerinin kendini saklama gereği duymaması ise parti içerisinde bir başka önemli değişim.

HER AYRILIK BİZİ MHP’YE MECBUR BIRAKIYOR

Sorun sadece yeni oluşumlar değil. Bir AKP’li eski vekil, “Kuşkusuz yeni girişim öncekilerden daha güçlü. Ama yüzde kaç oy olacağından bağımsız bir şey var. Bırakın parti kurmayı ayrılan her üye bizi MHP’ye daha mecbur bırakıyor. Asıl sıkıntı burada” diyor. Anlaşılan o ki iktidar için yüzde 50’ye ihtiyaç duyulan yeni sistem muhalefetten çok Erdoğan’ın ayağına dolanmış durumda.

SİSTEM VE REVİZYON İÇİN BİRAZ DAHA BEKLENECEK

AKP’li isimlere göre Erdoğan’ın diğer iki madde için adım atması örgütte sorunları en aza indirmesiyle mümkün olacak. Örgüt içerisinde zayıflarken, çözülme emareleri varken ne kabine ne de sistem değişikliğine dair bir adım atma şansı yok. O yüzden eylülde kabine ekimde ise sistem revizyonu beklentisi içerisinde olanların biraz daha beklemesi gerekecek.

Doğum gününde AKP’nin karnesi: 2002’de yönetimi aldı 17 yılda Türkiye’yi 2001’e götürdü

Politika

1990’dan bugüne Kürt siyasi hareketine 4. sivil darbe

HDP’li üç büyükşehir belediyesine kayyım atanması sivil darbe olarak yorumlanırken, Kürt siyasi hareketinin 1990’lı yıllardan bugüne kadar 4 defa sivil darbeye maruz kaldığı belirtildi.

BOLD – Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerine İçişleri Bakanlığı kararıyla 19 Ağustos günü kayyım atanması, Kürt siyasi hareketi ve muhalefet tarafından “sivil darbe” olarak tanımlandı. Kürt siyaseti, 90’lı yıllardan bugüne “sivil darbe” olarak değerlendirilen 3’ü AKP döneminde gerçekleşen 4 ayrı yönelime maruz kaldı.

3 OLAY AKP HÜKÜMETLERİ DÖNEMİNDE GERÇEKLEŞTİ

MA’nın haberine göre, bunlardan ilki, 1994 yılı Mart ayında DEP’li milletvekillerinin Mecliste gözaltına alınarak tutuklanmasıydı. Diğer üç olay ise, AKP döneminde yaşandı. 14 Nisan 2009’de Demokratik Toplum Partisi (DTP) operasyonu, 4 Kasım 2016’da HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında olduğu 9 milletvekilinin tutuklanması ile 19 Ağustos’ta üç büyükşehir belediyesine yapılan kayyım atamaları oldu.

2 MART SİVİL DARBESİ

Genel Başkanlığını Hatip Dicle’nin yaptığı Demokrasi Partisi (DEP), 12 Aralık 1993 tarihinde Meclis’e girdi. DEP vekili Leyla Zana’nın Meclis’te Kürtçe yemin etmesi üzerine milletvekilleri Orhan Doğan, Hatip Dicle, Leyla Zana, Ahmet Türk ve Sırrı Sakık ile bağımsız milletvekili Mahmut Alınak’ın dokunulmazlıkları DYP, ANAP, MHP, BBP ve bazı CHP vekillerinin “Evet” oyları ile 2 Mart 1994’te kaldırıldı.

VEKİLLER MECLİSTE YAKA PAÇA GÖZALTINA ALINDI

Meclis’ten çıkmama kararı alan DEP milletvekilleri Orhan Doğan ve Hatip Dicle, polisler tarafından yaka paça gözaltına alındıktan 13 gün sonra tutuklanarak, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’ne konuldu. Ardından Anayasa Mahkemesi, DEP’i 16 Haziran 1994’te kapattı. Milletvekilleri 10 yıl sonra tahliye edildiler.

14 BİN 473 GÖZALTI, 292 FAİLİ MEÇHUL

Bu süreç, milletvekillerin tutuklanması ve parti kapatma ile sınırlı kalmadı. İHD’nin 1994 yılı Hak İhlalleri Raporu’nda, 14 bin 473 kişinin gözaltına alındığı, toplam 537 yıl hapis cezası verildiği, 292 faili meçhul cinayetin yaşandığı, çatışmalarda 5 bin kişinin yaşamını yitirdiği, bin 500 köyün yakıldığı ve boşaltıldığı yer aldı.

EKONOMİK VE SİYASİ KRİZLERE NEDEN OLDU

2 Mart Darbesi’ni izleyen süreçte ülkenin ekonomik ve siyasi yaşamında çoklu krizler yaşandı. Öyle ki Dönemin İçişleri Bakanı olan Nahit Menteşe, 2 Mart Darbesi’nin Türkiye açısından iyi sonuçlar doğurmadığını ve Kürt sorununun çözümüne fayda sağlamadığını yıllar sonra itiraf edecekti.

14 NİSAN SİVİL DARBESİ

Bir sonraki “sivil darbe”, 15 yıl sonra AKP’nin ikinci döneminde yaşandı. 14 Nisan 2009 tarihinde “KCK yapılanması” adı altında Kürt siyasetine Diyarbakır merkezli operasyon başlatıldı. Sabaha karşı yapılan baskınlarda aralarında DTP Genel Başkan Yardımcıları Kamuran Yüksek, Selma Irmak ve Bayram Altun’un da bulunduğu 51 kişi gözaltına alındı. DTP, 11 Aralık 2009 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı.

7 BİN 748 GÖZALTI, 3 BİN 895 TUTUKLAMA

Aynı yıl kurulan Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) milletvekilleri ve eski DTP’liler Ahmet Türk, Emine Ayna, Selahattin Demirtaş ve Aysel Tuğluk hakkında “zorla getirme” kararı çıkartıldı ve Meclis’te kriz haline geldi. KCK operasyonları 2012 yılına kadar devam etti. BDP’nin, 2011 yılı Ekim ayında açıkladığı raporunda, KCK operasyonlarının ilk 30 ayında 7 bin 748 kişinin gözaltına alındığı, 3 bin 895 kişinin tutuklandığını yer aldı.

KCK DAVALARI KUMPAS DAVALAR ARASINDAN ÇIKARILDI

KCK davaları, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından “Kumpas Davaları” arasına alınmıştı. Ancak bu yıl içinde KCK davaları, “Ergenekon”, “Balyoz” “Selam Tevhid” gibi davalar arasından çıkartıldı.

4 KASIM SİVİL DARBESİ

1 Kasım genel seçimlerinde HDP, yüzde 10 barajını aşarak 10.7 oy aldı ve 59 milletvekili ile Meclis’te temsil edilme hakkı kazandı. AKP ve MHP’nin uzlaştığı, CHP yönetiminin de destek vermesiyle 20 Mayıs 2015 tarihinde Meclis’te yapılan oylamayla milletvekili dokunulmazlıkları kaldırıldı. 4 Kasım 2016 gecesi ise, aralarında HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da olduğu 9 milletvekili tutuklandı. Daha sonraki süreçte de gözaltına alınanlarla birlikte 12 milletvekili tutuklandı.

10 BİN DOLAYINDA HDP’Lİ GÖZALTINA ALINDI

“4 Kasım Darbesi” Kürt siyasi hareketi için sadece milletvekillerinin tutuklanmasını ifade etmiyor. Bu süreçte 10 bine yakın HDP’li gözaltına alındı. Parti binalarına sık sık polis baskınları düzenlendi. HDP’nin siyasi çalışmaları “terör” kavramı içerisine alınarak, yargılamalara konu edildi. HDP milletvekillerinin tutuklanmasından önce DBP’li 96 belediye kayyum atanması ve belediye eş başkanlarının tutuklanmasıyla süreç başlatılmıştı.

19 AĞUSTOS SİVİL DARBESİ

PKK Lideri Abdullah Öcalan, 11 Eylül 2016 tarihinde kardeşi Mehmet Öcalan aracılığıyla “Kürt meselesinin çözümü için devletle görüşmelerin devam etmesi” yönünde mesaj verdi. Aynı gün DBP’li belediyelere kayyım atanma süreci başlatıldı ve kısa bir sürede DBP’li 97 belediyeye kayyım atandı.

ZAMANLAMASI BAKIMINDAN MANİDAR

19 Ağustos’ta yapılan kayyım atamaları da, Öcalan’ın mesajlarının zamanlaması ve niteliğiyle ilişkilendirildi. Öcalan, 7 Ağustos 2019 günü avukatlarıyla yaptığı son görüşmede yine “Kürt sorununda çözüm için hazırım” mesajı verdi. Öcalan’ın çağrısına 2016 yılına benzer şekilde, 12 gün sonra “kayyım” politikaları ile verilmiş karşılık verilmiş oldu.

PARTİ KAPATMA TARTIŞMALARI BAŞLADI

Kayyım atama kararına AKP-MHP iktidar bloku dışında kalan çok büyük bir kesim hukuksal olmadığı ve anti-demokratik niteliği nedeniyle karşı çıktı. AKP Sözcüsü Ömer Çelik ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, kayyım atamalarının ardından kapatılan Bask partisi Herri Batasuna örneğini gündeme getirdi. Dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, DTP’yi kapatma kararı sonrasında “Mahkememiz Batasuna kararını (AİHM) göz önünde tutmuştur” açıklaması yapmıştı. Yaşananlar parti kapatma politikasının yeniden devreye girebileceği tartışmalarını beraberinde getirdi.

HDP HUKUKLA DEĞİL ANCAK ZORBALIKLA KAPATILABİLİR

HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, parti kapatma tartışmalarına dair, “Böyle bir niyet varsa, her şeyden önce HDP’nin kapatılmasını elimizdeki tüm güçle, yani toplumsal, siyasi, ahlaki tüm güçle karşı koymamız gerekir. Bu akla bile getirilmemelidir. Mevzuatı biliyoruz. Buna göre HDP’nin kapatılmasını gerektirecek bizim bildiğimiz, bizim yaptığımız bir şey yok. HDP’yi kapatmaya kalkışmak hukukla değil, ancak bir zorbalık projesiyle mümkün olabilir” dedi.

AKP-MHP-ERGENEKON İTTİFAKINDA DERİN TARTIŞMA

DEP Milletvekili ve İmralı Heyeti Üyesi Hatip Dicle ise, “Hemen kayyım atamadılar çünkü İstanbul seçimleri sendelemeye yol açtı. AKP-MHP-Ergenekon ittifakı içinde derin bir tartışma başladı. İktidar, ‘başka bir strateji düşünmeye gerek yok. Önümüze koyduğumuz 2071 devlet hedefini, yani Ortadoğu’da işgalciliği, Kürt halkının iradesini kırmayı, hegemonyayı hedef alan stratejimize devam’ dedi” ifadelerini kullandı.

CHP’NİN HAREKETE GEÇMESİNİ ERGENEKON ENGELLEYECEK

Kayyım atama kararlarının CHP’li belediyelere de sıçrayacağını ileri süren Dicle, “Bu noktada Ergenekon’un görevi çok kapsamlı” dedi. Dicle, CHP Gençlik Kolları ve CHP içeresindeki demokratik kesimlerin “harekete geçme” yönündeki inisiyatiflerinin durdurulmasının bu görev içinde olduğunu söyledi.

Kayyım protestosunda 12 yaşındaki çocuğa ters kelepçe

Okumaya devam et

Politika

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yeni teamül: CHP’ye dokunan komutan yanar

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu karşılayan komutanın ceza almasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu Anıtkabir’e alan komutan sürgün edildi.

BOLD – Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını almadan yaptığı Anıtkabir ziyareti sırasında Anıtkabir komutanı olan Albay Cüneyt Rakunt, görevinden alındığı ve Genelkurmay Karargâhına gönderildiği ortaya çıktı.

ANITKABİR ZİYARETİ OLAY OLDU

İmamoğlu, 31 Mart seçimlerini kazanmasının hemen ardından AKP’den gelen itiraz tartışmaları sürerken 2 Nisan’da Anıtkabir’i ziyaret etmiş, Anıtkabir Özel Defteri’ni de “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı” unvanı ile imzalamıştı. Milli Savunma Bakanlığı ise ziyaretin ardından, Anıtkabir avlusunda slogan atılmasını gerekçe göstererek personelin ikaz edildiğini duyurmuştu. Bakanlık yetkilileri ise İmamoğlu’nun “belediye başkanı” unvanıyla imza atması ile ilgilenmediklerini belirtmişti.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise Anıtkabir ziyaretinin ve Anıtkabir Özel Defteri’nin “belediye başkanı” unvanı ile imzalanmasının usule aykırı olduğunu belirterek “Orada buna kılavuzluk yapanlar, onlar da yanlış kılavuzluk yaptılar” demişti. Haziran 2018’de Anıtkabir Komutanlığı’na atanan Albay Rakunt, 2018 Ağustos YAŞ toplantıları sırasındaki Anıtkabir ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşlik etmişti. 2019 yılı ağustos ayı YAŞ toplantılarının başında gerçekleşen Anıtkabir ziyaretinde Erdoğan’a Rakunt’un yerine Albay Hakan Osman Sert’in eşlik ettiği görüldü. Albay Hakan Osman Sert’in Anıtkabir Komutanı olarak atandığı öğrenildi.

KILIÇDAROĞLU’NU KARŞILAYAN KOMUTAN DA YANDI

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nu Bandırma 6. Ana Jet Üssü’nde askeri törenle karşılayan üs komutanı Hava Pilot Tuğgeneral Ahmet Biçer hakkında da soruşturma başlatılmıştı. Soruşturmanın ardından ”uyarı” cezası verildi.

Üs komutanı Tuğgeneral Ahmet Biçer hakkındaki soruşturmayı bizzat Milli Savunma Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı yürüttü ve hazırladığı raporu Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’a sundu. Ardından ceza çıktı.

Okumaya devam et

Politika

Erdoğan’dan Babacan’a açık mesaj: Hakkında “cemaat” suçlaması yapana kıyak atama

Ali Babacan hakkında Hizmet Hareketine bilerek ve isteyerek yardım ettiği iddiası ile suç duyurusunda bulunan eski Hazine çalışanı AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından genel müdür yapılarak ödüllendirildi.

BOLD – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan atama ve görevden alma kararları Resmi Gazete’de yayınlandı. Görevden alınan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürü Muhammet Örnek’in yerine Ali Çevik getirildi.

ERDOĞAN TEHDİT ETTİ, ÇEVİK SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

Abdullah Gül’ün desteği ile yeni parti kurması gündeme gelen Ali Babacan AKP’den istifa etmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nu ihanet ve ümmeti bölmekle suçlamıştı. Erdoğan’ın tehditlerinin ardından Ali Çevik Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına Babacan hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Yaşanan gelişmeler Erdoğan’ın yeni oluşuma karşı yargı sopasını kullanma girişimi olarak yorumlanmıştı.

GENEL MÜDÜR YARDIMCILIĞI VE DAİRE BAŞKANLIĞINA DA ATAMA

Cumhuriyet’in haberine göre ayrıca Kararda, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Önal İnaltekin görevden alınarak yerine Arzu Gür’ün atanmasına karar verildi. Bunun yanı sıra Atama Kararlarına göre, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Personel Dairesi Başkanlığı’na Necip Gülmüş, Avrupa Birliği ve Mali Yardımlar Dairesi Başkanlığı’na aynı yer Kadın Statüsü Genel Müdür Yardımcısı Süreyya Erkan atandı.

BİLEREK VE İSTEYEREK YARDIM SUÇLAMASI

Eski Hazine çalışanı Ali Çevik, eski bakan Ali Babacan hakkında hizmet hareketine bilerek ve isteyerek yardım ettiği gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Ali Çevik’in, yaptığı suçlamada ‘Ali Babacan’ın bakanlık yaptığı dönemlerde bürokratik atamalarda ve İzmir Askeri Casusluk Davası kumpası Hazine Müsteşarlığı’nda hayata geçirilmesinde F…’ye bilerek ve isteyerek yardım ettiği’ yönünde iddialar yer aldı. Ali Çevik’in suç duyurusu üzerine Babacan hakkındaki iddialara ilişkin soruşturma başlatılmıştı.

Ankara Başsavcılığı Babacan hakkındaki soruşturmayı kapattı

Okumaya devam et

Popular