Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Gölcük Depremi’nin üzerinden tam 20 yıl geçti ama…

17 Ağustos 1999’da Türkiye’nin büyük bir bölümünü etkileyen Gölcük (Marmara) Depremi’nin üzerinden tam 20 yıl geçti. Geçen sürede depremin bilançosu ortaya konamazken olası bir deprem için de önlem alınmadı.

BOLD – 17 Ağustos 1999 Gölcük depremi üzerinden 20 yıl geçti ancak depremin acı bilançosu hâlâ netleştirilmedi. Daha önce 17bin 480 kişi olarak açıklanan ölü sayısı 2010 yılında 18 bin 373 olarak güncellendi. Ancak hala binlerce kayıp bulunuyor.

GECE 03.02’DE MEYDANA GELDİ

Türkiye’nin yakın tarihini derinden etkileyen en önemli olaylardan biri olan Gölcük merkezli deprem, 17 Ağustos 1999 sabahı, saat 03:02’de meydana geldi. Richter ölçeğine göre 7,4 şiddetinde gerçekleşen deprem, tüm Marmara Bölgesi’nde, Ankara’dan İzmir’e kadar geniş bir alanda hissedildi. Yaklaşık 20 milyona yakın insan depremden etkilenirken, 20 milyar dolarlık hasar meydana geldi. 285.211 ev, 42.902 iş yeri hasar gördü.

ÖLÜ SAYISI HALA NET DEĞİL

Deprem büyük çapta can kaybına neden oldu. Resmî raporlara göre 17.480 kişi ölürken, 48 bin 901 kişi de yaralandı. Ölü sayısı 2010 yılında 18 bin 373 kişi olarak güncellendi. Ancak 5 bin 840 kişi ise hala kayıp…  505 kişi sakat kaldı. Kamuoyu ise ölen sayısının 50 binlerin üzerinde olduğuna inanıyor.

DEPREM UNUTULDU RANTI KALDI

Deprem sorasında depremin ekonomik zararın etkilerini gidermek için bir dizi yasal düzenleme yapıldı. Özel İletişim Vergisi başta olmak üzere birçok yeni vergi getirildi. Geçici olacağı belirtilen bu vergiler halen yürürlükte. Deprem sigortası ise zorunlu hale getirildi.

DEPREM TOPLANMA ALANLARI AVM OLDU

Birçok yetkili ve uzmanın olası 100 binlerce kişinin ölebileceği yeni bir deprem konusunda çok sayıda uyarısı bulunmasına karşın bu konuda alınan bir önlem bulunmuyor. Önlem alınmadığı gibi 1999 depremi sonrasında İstanbul’un birçok noktasında belirlenen toplanma alanları imara açıldı. Bu alanların bazılarına AVM yapılması dikkat çekti.

“Saray’da adli yıl açılışı demokrasi, hukuk ve adalet adına bildiğimiz bütün öğretilerin reddidir”

 

Gündem

Kocaeli’de bir ayda 9 intihar

İntihar vakaları son bir aydır gittikçe artıyor. Fatih, Bakırköy ve Antalya’da meydana gelen siyanürle aile intiharlarından sonra Kocaeli’nde 33 günde 9 kişi yaşamına son verdi.

BOLD- Türkiye’de ciddi intihar vakaları yaşanıyor. 2 haftada üç aile siyanürle toplu bir şekilde intihar ederek hayatını kaybetti.

Bazı şehirlerde de yaşamına son verenlerin sayısı son bir aydır oldukça fazla. Kocaeli genelinde 11 Ekim 2019 gününden 13 Kasım 2019 tarihine kadar 9 kişi çeşitli nedenlerle yaşamına son verdi.

ERKEKLERİN SAYISI FAZLA

İntihar edenlerden kimi kendini astı, kimi silahla kendini vurdu. Canına kıyanlardan 8’i erkek, 1’i de kadın. Erkekler içinde Derince’de imamın intiharı ile kadın doktorun intiharı, intiharın meslek tanımadığını gösterdi.

Son intihar olayı ise Kartepe Ataevler Mahallesi’nde yaşandı. 25 yaşındaki Sezer Sakar, kendini iple astı. İntiharların nedenleri ekonomik sorunlar, işsizlik, mobbing, ailevi sorunlar.

Kocaeli Gazetesinin haberine göre son bir ayda şehirde intihar edenler şöyle:

12 Ekim 2019: İhsan Saraç (37), işçi, Derince’de.
20 Ekim 2019: Erkan Çakır (35), imam, İzmit.
27 Ekim 2019: Artemiz Yeldan (58), işçi, Gölcük.
28 Ekim 2019: Murat Sarı (36), serbest çalışan, İzmit.
31 Ekim 2019: İsmail Görüş (35), serbest çalışan, Derince.
1 Kasım 2019: Abidin Öz (54), işçi, Derince.
8 Kasım 2019: Önder Karakaş (31), yönetici, İzmit.
13 Kasım 2019: Emine Özdemir (52), doktor, İzmit
13 Kasım 2019: Sezer Sakar (25), serbest çalışan İzmit.

BEN ARTIK BAŞ EDEMİYORUM

Adana’da yaşayan 4 çocuk sahibi F.K. adlı bir anne çocuklarıyla yaşadığı sorunu TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi ve HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na yazmış, şöyle demişti:

“Ömer bey, bugün 13 yaşındaki kızım kendisini okulun en üst katından atmak üzereyken bir arkadaşı fark ediyor ve kurtarıyor. Birkaç gün önce ‘Anne ben babamın kıyafetlerine sarılıp uyumak istemiyorum artık’ diye ağlamıştı artık baş edemiyorum.”

İntihar eden Saadet öğretmen: Öğrencilerimin önünde bana yumruk attılar

“Baba siyanürle intihar etti, eşi ve çocuğu kokudan zehirlendi”

Okumaya devam et

Gündem

Öldükten sonra işe iade edilen KHK’lının eşi: ‘Biz para bulamadık perişan olduk, dalga geçiyorlar’

Yardım kampanyalarıyla tedavi edilen eşinin ölümünün ardından, işe iade kararını değerlendiren Hacire Karataş, “Tedavi ve ilaç için para bulamadık, perişan olduk. Dalga geçiyorlar” dedi.

BOLD- Diyarbakır’da, Kadın Doğum Hastanesinde memur olarak çalıştığı sırada, 15 Temmuz sonrası çıkarılan 675 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile 29 Ekim 2016’da ihraç edilen 3 çocuk babası kanser hastası Mücahit Karataş’ın, bir süre sonra rahatsızlandı. Beynindeki tümör yüzünden kanser tedavisi gören ve ihraç sonrası tedavisi yarım kalan Karataş için doktorlar ameliyat kararı verdi. İhraç olduktan sonra maddi sıkıntılar çeken Karataş için arkadaşları seferber oldu. Karataş, başlatılan yardım kampanyası ile ameliyat olabildi. Karataş ameliyatın ardından 18 Eylül 2017 günü hayatını kaybetti.

GEÇ GELEN ADALET

Yardım kampanyasıyla tedaviye başladığı sırada vefat eden Mücahit Karataş’ın OHAL komisyonuna yaptığı başvuru geçen Cuma sonuçlandı. İki yıl önce hayatını kaybeden Karataş hakkında işe iade kararı verildi.

“TEDAVİ OLMA HAKKI ELİNDEN ALINDI”

Karataş’ın vefatından sonra çocukları ile Antalya’ya yerleşen Hacire Karataş, eşinin daha önce kanser hastası olduğunu ancak gördüğü radyoterapi ve kemoterapi ile hastalığın kontrol altına alındığını belirterek, “Hakkında hiçbir şey yokken eşimi KHK ile kapının önüne koydular. Büyük sıkıntılar yaşadık. İhraç ettikleri yetmedi, vatandaşlıktan atılmış gibi tedavi olma hakkı da adeta elinden alındı. İhraç edildikten bir hafta sonra ataklar geçirmeye başladı ve yatağa düştü. Eşimin durumu nedeniyle ben çalışmak zorunda kaldım” diye konuştu.

DAVA AÇACAĞIM

Kendisinin çalışmak zorunda kaldığını ve bu durumun eşini daha da üzdüğünü söyleyen Hatice Karataş, “Tedavi ve ilaç için para bulamadık, perişan olduk. Bizimle dalga geçiyorlar. Hakkında hiçbir soruşturma, bir şey olmayan ve kanser tedavisi gören birini kapının önüne koydular. Şimdi ‘yanlışlık oldu işe başlasın’ demeye getiriyorlar. Ben ilgili kurumlar hakkında dava açacağım” ifadelerini kullandı.

Lösemi tedavisi gören Akif’in anne ve babasını aynı anda tutukladılar

Okumaya devam et

Gündem

AA eski Genel Müdürü Öztürk’ten medya itirafı: Manşeti gönderip uygun mudur diye soruyorlardı

AA eski Genel Müdürü Kemal Öztürk, medyayla ilgili önemli itirafta bulundu. Öztürk, “Bugün bağımsız gazetecilik yaptığını söyleyen arkadaşlarımız ertesi günün gazete manşetini bana gönderip, ‘Uygun mudur?’ diye soruyor ve öyle yayınlıyorlardı” dedi.

BOLD – Bir dönem Anadolu Ajansı’nda Genel Müdür olan Kemal Öztürk, söz konusu dönemlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Gazeteci Çağlar Cilara’nın YouTube kanalına konuk olan Öztürk, “Bugün çok bağımsız ve özgür gazetecilik yaptığını söyleyen arkadaşlarımız ben istemeden ertesi gün gazete manşetini bana gönderiyordu, öyle yayınlıyordu” dedi.

KÖTÜ BİR ŞEY YAPTIM

Öztürk’ün açıklaması şu şekilde:”2011’den 2014’e kadar AA Genel Müdürlüğü yaptım. Dolayısıyla bu dönem içersinde yaşanan bütün olaylara şahitlik de ettim, etki de ettim payım da var yanlış bir hata varsa. Basın danışmanıyken kimsenin ekmeğiyle oynamadım, hiçbir köşe yazarının kalemi susturulsun diye kimseyi aramadım. Birisi ‘onun yüzünden işten atıldım’ diyebilirse çıkar karşıma kendisiyle konuşurum. Bu konuda çok rahatım. Basın danışmanlığım çok baskın değildi. Suyun akışını değiştirecek kadar müdahale etmiyordum. Çünkü benden önce bunlarla ilgili çok sıkı sorunlar yaşandığı için daha yumuşak bir basın danışmanlığı süreci geçirilmesini daha uygun gördüm.

DEVLET ADINA ÇALIŞAN BİRİSİYİM

Ama şunu söyleyeyim. Bugün çok bağımsız ve özgür gazetecilik yaptığını söyleyen arkadaşlarımız ben istemeden ertesi gün gazete manşetini bana gönderiyordu, ‘Uygun mudur?’ diye soruyordu ve öyle yayınlıyordu. Bugün aktifler ve muhalifler. Kötü bir şey yaptım. Bunları saklasaydım keşke ama bu devlet işi. Ben devlet adına orada çalışan birisiyim. İsimleri verip ifşa etmeyi doğru bulmuyorum.”

Lösemi tedavisi gören Akif’in anne ve babasını aynı anda tutukladılar

Okumaya devam et

Popular