Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Türk okullarını gasp etmek için kurulan vakfa aktarılan para 1 milyar 264 milyona ulaştı

Yurt dışındaki Türk okullarını devralma adıyla kurulan Maarif Vakfı paraya doymuyor. Yönetiminde AKP’li isimlerin yanı sıra ÖNDER İmam Hatipliler Derneği ve Ensar Vakfı’na yakın isimlerin yer aldığı Maarif Vakfı’na devlet bütçesinden aktarılan tutar 1 milyar 264 milyon TL’ye ulaştı.

BOLD 15 Temmuz’un ardından yurt dışındaki Türk okullarını devralmak için kurulan ve geniş yetkilerle donatılan ve gölge bakanlık olarak adlandırılan Maarif Vakfı’na aktarılan bütçe dudak uçuklattı. Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Birol Akgün, MEB ile imzaladığı protokollerle yetkilerini giderek artıran vakfa dört yılda 723 milyon 200 bin TL aktarıldığını açıkladı. Haziran ayında Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile MEB bütçesinden vakfa verilen 541 milyon TL ile birlikte, Maarif Vakfı’na aktarılan toplam kaynak 1 milyar 264 milyon TL’ye ulaştı.

Birgün’ün haberine göre, AKP’li isimler ile ÖNDER İmam Hatipliler Derneği ve Ensar Vakfı’na yakın isimlerin yönetim kurulunda yer aldığı Maarif Vakfı’na aktarılan milyonlarca lira, vakfın resmi verileriyle bir kez daha gözler önüne serildi. Eğitim politikalarına yön veren projeleri nedeniyle “Paralel Milli Eğitim Bakanlığı” olarak tanımlanan Maarif Vakfı’na, “Hizmet giderlerinin karşılanması” gerekçesiyle devlet bütçesinden 2016 yılından bugüne aktarılan 1.2 milyar TL, onlarca üniversitenin bütçesini aştı.

217 TÜRK OKULUNU GASP ETTİ

Vakıf, kanunla elde ettiği bağış toplama hakkı kapsamında ise 18 milyon 569 bin 82 TL topladı. Vakfın, tüm dünyada el koyduğu Hizmet Hareketi okullarının sayısının ise 217 olduğu bildirildi. Dünya genelindeki 55 ülkede faaliyet gösterdiği öğrenilen Maarif Vakfının bünyesinde 28 bin 703 öğrencinin öğrenim gördüğü belirtildi.

ÖĞRETMENLER MEB’DEN

Yurt dışındaki Maarif okullarında istihdam edilen 5 bin 124 personelin 263’ünün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu belirtildi. Vakıf bünyesinde çalışan toplam 3 bin 218 öğretmenin yüzde 88’inin MEB tarafından karşılandığı da açıklandı.

Mersin Tarsus Cezaevinde 90 bebek ve çocuk tutsak!

Gündem

Bilirkişi “kusurlu” dedi, genel müdürlükle ödüllendirildi

TCDD Genel Müdürü İsa Apaydın görevden alındı, yerine ise 9 kişinin hayatını kaybettiği Ankara’daki yüksek hızlı tren kazasında ‘kusurlu’ bulunan Ali İhsan Uygun atandı.

BOLD – Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Genel Müdürü İsa Apaydın görevden alındı. Apaydın’ın yerine 9 kişinin hayatını kaybettiği Ankara’daki yüksek hızlı tren kazasına ilişkin hazırlanan bilirkişi raporda ‘kusurlu’ olduğu belirtilen Ali İhsan Uygun atandı.

RESMİ GAZETEDE YAYIMLANDI

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne göre TCDD İşletmesi Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı İsa Apaydın görevden alındı. Apaydın’ın yerine TCDD Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu üyesi Ali İhsan Uygun atandı.

KUSURLU BULUNMUŞTU

Ankara’da 9 kişinin hayatını kaybettiği yüksek hızlı tren kazasında İsa Apaydın ve Ali İhsan Uygun’un da dahil olduğu 9 yönetici kusurlu bulunmuştu. Kusurlu olduklarına dair bilirkişi raporu hazırlanan dava dosyasında yer alıyor.

Anneler TV5’te Harbiyelilerin 15 Temmuzunu anlattı

Okumaya devam et

Dünya

ABD’de söylem değişikliği: “Güvenli bölge” yerine “güvenlik mekanizması”

Fırat’ın doğusu için “güvenli bölge” yerine “”güvenlik mekanizması” tabirini kullanamaya başlayan ABD, Tel Abyad ve Raselayn arasına odaklandıklarını ve buradan ağır silahların çıkarılacağını belirtti.

BOLD – ABD, güvenli bölge konusunda söylem değişikliğine gitti. Ankara ile müzakerelerin ilk günlerinde Fırat’ın doğusuna yönelik harekatla ilgili Türkiye’yle aynı dili kullanarak “güvenli bölge” ifadesini kullanan ABD, şimdi PKK’nın Suriye kolu PYD’nin büyük çoğunluğunu oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile aynı dili kullandı. ABD bölgeye yönelik harekat için artık “güvenlik mekanizması” tabirini kullanıyor.

PKK’nın Suriye kolu PYD ve PYD’nin büyük çoğunluğunu oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri, başından beri Fırat’ın doğusunda Türkiye ve ABD’nin yürüteceği çalışmaları “güvenlik mekanizması” olarak adlandırmıştı.

TEL ABYAD – RASELAYN ARASINI KAPSIYOR

ABD Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı’ndan, Türkiye ile yürütülmekte olan “güvenlik mekanizması” çalışmalarında görev alan Tuğgeneral Christian Wortman ve Tuğgeneral Scott Naumann, Perşembe günü gazetecilerin sorularını yanıtladı.

ABD’li iki tuğgeneral, güvenlik mekanizmasının Fırat’ın doğusunu tamamen kapsamadığını, Tel Abyad ile Raselayn arasında kalan bölge üzerinde yoğunlaşıldığını belirtti. ABD’li askerler, bu bölgelerden ağır silahların çıkarılacağını söyledi ancak YPG’lilerin çekilip çekilmeyeceğiyle ilgili bilgi vermedi.

Oluşturulacak bölgede YPG’nin tahkimatı, ağır silahları ve savaşçılarıyla ilgili Türkiye’nin endişelerinin dikkate alındığını belirten Tuğgeneral Christian Wortman, “ABD, bu bölgenin bir parçası olarak belirlenecek alanlardan ağır silahların çekilmesi konusunda kararlılıkla çalışıyor” dedi.

PLANLANMAMIŞ BİR ASKERİ OPERASYONU SINIRLANDIRMAK

Tuğgeneral Scott Naumann, açıklamalarında ilginç bir ifade kullandı ve yürütülen diyalog ve koordinasyonun Türkiye’nin olası bir askeri operasyonunu önlemeye yönelik olduğunu ima etti.

ABD, Suriye’de IŞİD’le mücadelede etkin olarak YPG ve Suriye Demokratik Güçlerini kullanıyor, bu gruplara danışmanlık, eğitim ve silah veriyor. Washington, sürekli olarak Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yapacağı askeri operasyonun IŞİD ile mücadeleye zarar vereceğini belirtiyor.

Scott Naumann, diyalog ve koordinasyonun “IŞİD’le mücadelenin aralıksız devam etmesi ve buna engel olacak planlanmamış herhangi bir askeri operasyonu sınırlaması için” sürdürüldüğünü söyledi.

OYALAMA OLURSA BU ÇALIŞMALAR BİTER

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, perşembe günü Gaziler Günü nedeniyle yaptığı bir konuşmada güvenli bölge çalışmalarıyla ilgili olarak, “Müzakere ve ortak çalışmalara, amaç ve hedeflerimize uygun olduğu sürece devam edeceğiz. Oyalama, geciktirme olursa bu çalışmalar biter. Hazırlıklarımızı yaptık. Gerektiğinde kendi göbeğimizi kendimiz keseriz. B ve C planlarımız hazır” ifadelerini kullandı.

Fırat’ın doğusunda 30-40 kilometre derinlikte, ağır silahlardan ve teröristlerden arındırılmış bir güvenli bölge kurulması için çalıştıklarını belirten Bakan Akar, “Burada bir terör koridoru oluşturulmasına müsaade etmeyiz. Nihai hedefimiz Suriye’nin kuzeyinde PKK/PYD/YPG varlığını sonlandırmak, burada bir barış koridoru tesis ederek ülkemizdeki Suriyeli misafirlerimizin kendi topraklarına, evlerine dönmelerini sağlamaktır.” dedi.

“ABD, S-400’ler konusunda Türkiye’ye yaptırım uygulamayacak”

Okumaya devam et

Gündem

Leyla’nın davası başladı: “Şikayetçi olmayacağız, davaya gelme!”

Ağrı’da vahşice katledilen 4 yaşındaki Leyla’nın öldürülmesiyle ilgili 7 sanık hakim karşına çıktı. Küçük kızın ailesi, avukata “Biz şikayetçi olmayacağız, davaya gelme” dedi.

BOLD – Bayram ziyaretine gittiği Ağrı’daki dedesinin köyünde kaybolan ve 18 gün sonra cansız bedeni bulunan Leyla Aydemir’in ölümüne ilişkin biri tutuklu 7 sanığın yargılanması başladı. Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, 4 yaşındaki Leyla’nın ölümüne ilişkin tutuklanan Mehmet Ali Aydemir, Elazığ’daki cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katıldı. Duruşmada, 6 tutuksuz sanık ve avukatları, Leyla Aydemir’in babası Nihat ve annesi Şükran Aydemir ile yakınları da hazır bulundu. İlk olarak sanıkların kimlik tespiti işlemi yapıldı.

Leyla Aydemir’in ailesinin dün avukatları Ali Artuk’un ofisine giderek, “Biz şikayetçi olmayacağız, sen davaya gelme” dediği ortaya çıktı. Bu nedenle avukat Artuk, duruşmaya katılmadı.

‘SIRITMA’ TARTIŞMASI

Tutuksuz sanıklardan amca Yusuf Aydemir’in oturduğu yerde gülmesi üzerine Mahkeme Başkanı sinirlendi. Hakimin “Sen kimsin, niye sırıtıyorsun? Neyle yargılandığını biliyor musun? Yeğenini öldürmekle yargılanıyorsun, bir de sırıtıyorsun” çıkışına sanık, “Ben Yusuf Aydemir’im. Sırıtmıyorum” dedi.

Tutuksuz sanıkların sorgusuna geçilen duruşmada, küçük kızın anne babasına şikayetçi olup olmadıkları sorulacak.

DARP VE YARA İZİ YOKTU

Minik Leyla, 15 Haziran 2018’de Ramazan Bayramı dolayısıyla ailesiyle dedesine ziyarete gittiği Bezirhane köyünde kaybolmuştu. 18 gün boyunca bölgedeki dere yatakları, sazlık alanlar, otla kaplı araziler, köydeki metruk yapılar, tandır evleri, ahır ve çocuğun gidebileceği bütün alanlar, kadavra köpekleri de kullanılarak aranmıştı.

Leyla Aydemir’in cansız bedeni, köye 2 kilometre mesafede, kent merkezine giden yolun yakınında akarsu kenarındaki ağaçların arasında bulunmuştu. Vücudunda darp ya da yara izine rastlanmamıştı. Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, baba Nihat Aydemir’in tutuklu bulunan kuzeni Mehmet Ali Aydemir, Leyla’nın ölümünden sorumlu tutulmuştu.

MÜEBBET HAPİS İSTENİYOR

Leyla’nın amcaları Musa Aydemir (28), Yusuf Aydemir (42) ve köylülerden Besim Dursun (47) ile eşi Hatun Dursun (55), Ayşe Artam (37) ve eşi Yıldırım Artam (40) hakkında da ‘çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu, ‘iştirak halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan da 14’er yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Adli Tıp Kurumu Twitter kullancılarını fişleme yazılımı geliştirdi

Okumaya devam et

Popular