Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Üç yıldır hücrede tutulan bir akademisyen…

Akademisyen Selçuk Türel, üç yıldır cezaevinde ve hücrede tutuluyor. Neden hücre cezası uygulandığına ilişkin tüm çabalara rağmen hiçbir bilgi verilmiyor.

BOLD ÖZEL – Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Su Ürünleri Mühendisliği araştırma görevlisi Selçuk Türel (34), hiçbir sebep gösterilmeden 3 yıldır hücrede tutuluyor.

Normal koğuşa geçmek için defalarca dilekçe yazmasına rağmen hiçbir talebine cevap verilmeyen genç akademisyene cezaevinde psikolojik işkence yapılıyor. Diğer hücrelerde kalan tutuklularla konuştuğu için son hücreye atılan ve yan hücresi de boş bırakılan genç akademisyen, 10 yıl hapis cezasına çaptırılarak hücrede tecride mahkum edildi.

“10 kez dilekçe verdiniz, artık yazmayın” diyerek cezaevi yönetimi tarafından uyarılan Türel’in hakkını araması da engelleniyor. Ailesi Muğla’da yaşadığı için Muğla civarına nakil isteyen Selçuk Türel’in bu talebi de dikkate alınmadı.

GÖZALTINDA İŞKENCE

Üniversitedeki görevinden Tenkil sürecinde 23 Temmuz 2016’da ihraç edilen Türel, bir gün sonra 24 Temmuz saat 19.30’da evine gelen 3 polis tarafından hiçbir açıklama yapılmadan gözaltına alındı. Dört gün gözaltında kalan Türel daha sonra Çanakkale E Tipi Kapalı Cezaevine gönderildi.

2 ay sonra ise ailesine haber verilmeden Eskişehir Cezaevine nakledilip hücreye konuldu. Eskişehir Emniyet Müdürlüğünde de 6 saat sorgulanan Türel, gözaltında kaldığı süre boyunca işkence gördüğü iddia ediliyor.

“İMZALA YOKSA SIKARIM”

Türel’in başına neler geldiğini eşi şöyle anlatıyor: “İşkence yapılıp yapılmadığını bir gün eşime sordum, başını öne eğdi, ‘evet’ dedi. Başına silah dayamışlar. ‘İmzala yoksa sıkarım, eşine, çocuğuna bilmem ne yaparız’ demişler. Sora sora bu kadarını ögrenebildim. Başka neler yaptılar bilemiyorum. Gözaltının ikinci gününde avukatı yanına gitmişti. Eşinizin gözaltları çökmüş iyi görünmüyor demişti. ‘Burda size bir sey mi yapıyorlar’ diye sormuş. ‘Bizi çok zorluyorlar’ diye cevap verebilmiş sadece.”

“BU DAVADAN ÇEKİL, SENİN DE BAŞIN YANAR”

“Bu davayı alma, senin de başın yanar” diyen emniyet müdürü tarafından tehdit edilen avukatın, Selçuk Türel’in davasından çekildiğini aktaran eşi, “Eşim kendi emeğiyle çalışarak KPSS’den aldığı 91 puanla üniversiteye kabul edildi. Başarılı bir akademisyendi. 2017’de doktor olacaktı.” dedi.

Örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Türel’in dosyası şu an Yargıtay aşamasında. 13 ay 10 günlük evliyken tutuklanan Türel’in 3,5 yaşında Esra adında bir kızı bulunuyor.

Esra Türel, anne babası cezaevinde bulunan tüm çocuklar gibi babaya hasret. Eşi diyor ki: “Babasının tişörtünü yastığa geçirmiştik, kızım sarılarak uyumuştu. Diğer gün tişörtü katlarken ‘Anne neden babamı katlıyorsun’ demişti.”

BOLD ÖZEL

Organlarıyla 5 kişinin hayatını kurtaran hakim Nurfer Akgül’e ‘KHK’ sansürü

Beyin kanaması sonucu 2 Eylül’de hayatını kaybeden KHK’lı Yargıtay tetkik hakimi Nurfer Akgül, bağışladığı organlarla 5 kişiye hayat oldu. Akgül’ün ölümünü 1. sayfasından duyuran Hürriyet başta olmak üzere iktidar medyası ve internet siteleri KHK’lı hakim olduğunu yazmadı. “Hukukçu” demekle yetindiler.

BOLD ÖZEL – Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 15 Kasım 2016’da aldığı kararla Yargıtay tetkik hakimliğinden ihraç edilen Nurfer Akgül 2 Eylül’de geçirdiği beyin kanaması sonucunda 38 yaşında hayatını kaybetti. Üç yıl önce organlarını bağışlayan Akgül’ün kalbi, akciğeri, karaciğeri ve iki böbreği başka insanlara nakledildi.

İHRAÇTAN SONRA İKİ ÜNİVERSİTE OKUDU

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Nurfer Akgül, ihraç olduktan sonra bilişim hukuku alanında master yaptı, çocuk gelişimi okudu, bir süre de avukat olarak çalıştı. Akgül, olay günü, 30 Ağustos 2021’de iki oğlu, bir arkadaşı ve onun çocuklarıyla birlikte Kocaeli’nden Ankara Beypazarı’na tatile gidiyordu.

Mudurnu civarında rahatsızlanan Akgül, aracını yol kenarına çekerek 112’yi aradı. Çekmeseydi araba uçurumdan uçacaktı. Gelen sağlık ekiplerince Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Akgül’ün beyin kanaması geçirdiği tespit edildi. İki gün sonra Akgül’ün beyin ölümü gerçekleşti.

“BİR GÜN ÖLECEĞİZ, İNSANLAR BİZE DUA EDER”

Akgül ailesi, üç yıl önce organlarını bağışlayan Nurfer Akgül’ün 11 yaşındaki oğlu Adem Eymen’in okulun ilk günü yazdığı otobiyografiyle gündeme geldi. Baba Alper Akgül hem kendisini hem de herkesi çok duygulandıran oğlunun otobiyografisini sosyal medya hesabından paylaştı. Eymen, otobiyografisinde annesinin fren yaparak durması sayesinde araçtaki 5 kişinin ve organlarını bağışlayarak da 5 kişinin daha hayatını kurtararak toplamda 10 kişinin hayatını kurtarıp melek olduğunu yazmıştı.

Eymen’in otobiyografisi iktidar medyasında, internet sitelerinde birinci sayfadan haber oldu. Hürriyet haberi “Ağlattın bizi Eymen” başlığıyla duyurdu. Ancak hiçbiri gazeteci Nurfer Akgül’ün KHK’lı Yargıtay tetkik hakimi olduğunu yazmadı. Nurfen Akgül organlarını bağışladıktan sonra ailesine “Bir gün öleceğiz en azından arkamızda açık bir kapımız olsun, insanlar bize dua ederler.” demişti.

Nurfer Akgül’ün ihraç kararı 17 Kasım 2016’da Resmi Gazete’de yayınlandı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Çorbayı bile tek başına içemeyen Parkinson hastası İbrahim Karakoç gözaltına alındı

Elleri kolları titreyen bakıma muhtaç Parkinson hastası İbrahim Karakoç gözaltına alındı. Isparta Emniyeti’nde tutulan tansiyonu yükseldiği öğrenilen Karakoç bugün mahkemeye çıkarılacak.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Parkinson başta olmak üzere birçok hastalığı bulunan 59 yaşındaki İbrahim Karakoç dün akşam üzeri Isparta’da gözaltına alındı. Bugün mahkemeye çıkarılması beklenen Karakoç’un eşinin yardımıyla hayatını idame ettirebiliyordu.

TEK BAŞINA ÇORAP GİYEMİYOR, KULAĞI DUYMUYOR

İki yıl önce Parkinson teşhisi konulan ve 118 kilo olan İbrahim Karakoç bakıma muhtaç. Elleri, kolları titriyor. Ne çorbasını tek başına içebiliyor ne çorabını giyebiliyor.

5-6 ay önce katarak ameliyatı geçiren Karakoç’un bir kulağı da hiç duymuyor. Diğer kulağında ise işitme cihazı var. Rahatsızlıkları nedeniyle geceleri uyuyamayan Karakoç’un Parkinson nedeniyle 3 ilaç kullanıyor.

Kooperatif müdürlüğünden emekli olduktan sonra Afyon’da kapatılan derneklerde çalışan Karakoç’un, tanık ifadelerine dayanılarak gözaltına alındığı öğrenildi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

20 aydır hücrede tutulan büro elemanı Akif Sarı felç geçirdi

İzmir Kırıklar 2 Nolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan hasta mahpus Akif Sarı yüz felci geçirdi. Hücrede kaldığı için halüsinasyon gören Sarı, şu anda sağ gözünü açamıyor, dilinin sağ tarafını ve parmaklarını hissetmiyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

19 Ocak 2020’den beri hücrede tutulan 46 yaşındaki Akif Sarı hapiste yüz felci geçirdi. Sol gözünü açamayan, dilinin sağ tarafını hissetmeyen, sağ kolunda ve parmaklarında hissizlik oluşan Sarı, dün İzmir Yeşilyurt Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Açlık şekeri 265’e çıkan Sarı’ya cezaevi psikoloğu da sakinleştirici ilaç verdi.

“AĞZI SOLA DOĞRU YAMUKTU”

Geçen hafta perşembe günü kapalı görüşe gittiğinde eşinin ağzının yamuk olduğunu fark eden Melike Sarı, “Ne olduğunu sordum. Bana söylemek istemedi. Dilini ısırdığını söyledi. Psikolojisi de çok iyi değildi. Cumartesi telefon görüşünde ‘Söyleyeceklerimi not al. İki gözümü kapattığımda solu açabiliyorum, sağı açamıyorum. İki kaşımı kaldırdığımda sağ kaş kalkmıyor. Dilimin sağ tarafını hissetmiyorum. Sağ kolumda da parmaklarıma doğru hissizlik var. Bunları araştır.’ dedi.” diye konuştu.

“FİZİKSEL VE PSİKOLOJİK SAĞLIĞI İYİ DEĞİL”

Eşinin anlattıkları karşısında çok endişelendiğini belirten Melike Sarı, “Hemen cezaevini aradım. Eşimin acilen hastaneye kaldırılması gerektiğini söyledim. ‘Kendisinin talep etmesi lazım’ dediler. Dün Yeşilyurt’a götürmüşler. Doktor yüz felci geçirdiğini söylemiş. Kortizon verilmiş, tomografi çekilmiş, çok şükür beyninde bir şey çıkmamış ama açlık şekeri 265. Normal bir insanınki 100. Bu sabah tekrar bakmışlar. 215 çıkmış, yine çok yüksek. Cezaevi doktoru da sakinleştirici vermiş. Sağlığı iyi değil. Açıkçası çok endişeliyiz.” ifadelerini kullandı.

20 aydır hücrede kaldığı için eşinin hem fiziksel hem psikolojik sağlığının ciddi anlamda bozulduğunu, halisülasyonlar görmeye başladığını aktaran Melike Sarı, avukatının bugün cezaevi savcısına dilekçe vereceğini de sözlerine ekledi.

HÜCRELER “TEK KİŞİLİK ODA” ADI VERİLEREK MEŞRULAŞTIRILDI

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 19 Ocak 2020’de İzmir’de tutuklanıp Kırıklar 2 Nolu F Tipi Cezaevine konulan Akif Sarı o günden beri hücrede kalıyor. Kanunlara göre bir insanın 20 günden fazla hücrede tutulması yasak. Ancak koğuşlardan dönüştürülen hücrelere “tek kişilik oda” ismi verilerek “hücre” olmaktan çıkarılıp meşru bir yer haline getiriliyor. Melike Sarı, eşinin hücreden çıkarılması için Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine (CİMER) ve cezaevi yetkililerine defalarca başvurmasına rağmen bir sonuç alamadı.

NEDEN TUTUKLU?

İzmir’de kapatılan derneklerde büro elemanı olarak görev yapan Akif Sarı, içeriği olmayan Bylock programını kullandığı, 82 yaşındaki Alzheimer hastası tutuklu Yusuf Bekmezci’ye yardım ettiği iddiasıyla ve tanık ifadelerine dayanılarak tutuklandı. Kasım 2020’de 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Melike Sarı’nın aktardığına göre tanıklardan biri eşi hakkında “Sesi güzeldi, bize Kuran okuyordu, cuma namazlarını kıldırıyordu” şeklinde ifade verdi.

417 gündür hücrede: Eşim halüsinasyon görüyor, akıl sağlığı bozulacak diye çok korkuyorum

Okumaya devam et

Popular

Shares