Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Erdoğan’ın ilgisinin sırrı çözüldü: Salda Gölü Suudlara söz verilmiş

Türkiye’nin Maldivler’i diye anılan Salda Gölü’nün bulunduğu Burdur Yeşilova’nın Belediye Başkanı Mümtaz Şenel, Millet Bahçesi yapılması planlanan gölün yapılaşma sonrası Suudlara verileceği iddiasında bulundu.

BOLD – En son Emine Erdoğan’ın gidip gördüğü ve bir pelikanla poz vererek “Projeyi gördüm çok mutmain oldum” dediği Salda Gölü’nün bulunduğu Burdur’un Yeşilova İlçesi Belediye Başkanı Mümtaz Şenel, gölün imara açılmasıyla ilgili önemli açıklamalar yaptı. Şenel, “Burada başlayacak bir yapılaşma Saldivler’in sonu olur. Tıpkı Ayder ve Uzungöl’de yaşadığımız gibi” dedi.

Yeşilova Belediye Başkanı Mümtaz Şenel, Salda Gölü’ne yapılacak projenin detaylarını Sözcü’den Özlem Gürses’e anlattı…

Önceki gün bizzat Sayın Emine Erdoğan’ın yerinde gidip gördüğü ve bir pelikanla poz vererek, “Projeyi gördüm, çok mutmain oldum” dediği Salda Gölü’ndeydim. Bu göl neden bu kadar değerli? Çevreciler neden millet bahçesi projesine karşı? Salda’da bugünkü durum ne? Yöre halkı ne düşünüyor? Tüm bunları yerinde gördüm, bizzat fotoğrafladım.

Eski bir eğitimci olan ve yeni seçilen Yeşilova Belediye Başkanı Mümtaz Şenel’le de projenin ayrıntılarını konuştum. Şenel, projenin tüm çizimlerini mimar olmam nedeniyle bana teslim etti.

TÜRKİYE’NİN EN TEMİZ GÖLÜ

Burdur’un Yeşilova İlçesi’nde bir krater gölü olan Salda, 184 metreyle Türkiye’nin en derin göllerinden biri. 2 milyon yıl önce oluştuğu düşünülen gölde, 110 kuş türü ve gölde özel yetişen sayısız endemik bitki ve 3 balık türü var. Sığırkuyruğunun iki çeşidi sadece burada yetişiyor, nesli tükenmekte olan dikkuyruk ördeklerinin de yaşam alanı.

Tuzsuz ve alkali suyuyla göl, kile benzer, bembeyaz bir kuma, turkuaz rengi bir görünüme sahip. Bu nedenle “Saldivler” yani “Türkiye’nin Maldivleri” olarak anılıyor. Rengine aldanmayın, kumu son derece sert ve kesici.

Zira göl dünya üzerinde Mars yüzeyine benzer özellikler gösteren iki noktadan biri (Bir diğeri Kanada’da). Gölün, Mars’a benzer kayaç yapısı, kızıl gezegende yaşamın izlerini çözmek için önemli ipuçları barındırıyor.

Doç. Dr. Nurgül Balcı ve ekibi Salda Gölü’nde bu ipuçlarını araştırıyor. Son olarak, Salda Gölü bugünkü haliyle Türkiye’nin en temiz, dünyanın ise beşinci en temiz gölü ve ancak yapılaşmaya açılmazsa bu özelliğini koruyabilir.

Yeşilova Belediye Başkanı Mümtaz Şenel

MİLLET BAHÇESİ YAPACAĞIZ DEDİLER, ÇIKMAYACAĞIZ

– Şu anda biz Salda Gölü kenarında belediye halk plajı olarak hizmet veren yerdeyiz. Burayı kim, ne zaman almış belediye için?

27 yıl önce Milli Emlak’tan dönemin belediyesine ücretsiz olarak tahsis edilmiş bu bölge. Burada gördüğünüz bütün bu ağaçlar da belediye tarafından dikilmiş yıllar içinde. Gölün çevresi 43 bin kilometrekare. Kimi köy muhtarlığı, kimi özel idare tarafından işletilen birkaç plaj var kıyılarında; Doğanbaba, Beyaz Adalar gibi… Bizim bulunduğumuz halk plajı, 21 bin metrekarelik bir alan. Belediye o günden beri burayı çalıştırıyor. İçinde kamp alanları, küçük bir kafeterya, arka tarafta da duş ve tuvalet alanları var. Fakat kalıcı bir yapı yok, görüyorsunuz.

– Ne süre ile belediyeye verilmiş bu alan? Millet bahçesi olarak planlanan da burası değil mi?

Tahsis anlaşmasında bir süre yok. Sadece üzerine bir yapı yapmamak kaydı var. Evet, tam burası. 31 Mart’ta biz seçildik, 1 ay sonra dediler ki “Biz buraya millet bahçesi yapacağız, burayı terk edin.” Mayıs ayında turizm sezonu başladı, “Biz nereyi terk edelim? Hem neden bizi buradan çıkartıyorsunuz” dedik. Çıkmayacağımızı belirttik.

BELEDİYEYE AĞAÇ DİKME CEZASI

– Onlar da size ceza kestiler…

63 bin TL. Biz de dedik ki “Belediye 27 yılda 10 bin ağaç dikti. 2.5 milyon masraf etmiş. Kesin 63 bin lirasını üstünü verin bana.” Direneceğiz Özlem Hanım, çıkmayacağız buradan.

YAPILAŞMA SALDA’NIN SONU OLUR

– Neden?

Salda Gölü, Türkiye ve dünya kamuoyuna mal olmuş bir yer. Sadece benim ilçe belediyeme bırakılamayacak kadar da ciddi bir konu. Burada arazisi olan 5 vatandaşımız dava açtı. Avukat grupları konuyu takip ediyor. Saadet Partisi bir heyetle geldi, gördü, bizden de bilgi aldılar. Çevreciler, bilim insanları kampanyalar başlattı. Burada başlayacak bir yapılaşma buranın sonu olur. Ayder ve Uzungöl’de yaşadığımız gibi…

Proje çizimleri, Saldivler’e içinde asansörü ve kliması bile bulunan onlarca bina yapılacağını gösteriyor.

GİZLİ KAPAKLI MİLLET BAHÇESİ İHALESİ

– Çevre ve Şehircilik Bakanı ısrarla “Yapılaşma yok” diyor…

Biz burada Burdur, Antalya, Denizli, Muğla milletvekilleri ile birlikte bir basın açıklaması yaptık, bunları anlattık. Bu planlar kamuoyunda tepki çekince Bakan dedi ki: “İlk 300 metreye bir şey yapmayacağız…” Ama durum tam tersi. Size teslim ettiğim projelerde de görünüyor, hem de her iki sit bölgesinde de var. Kıyı kenar şeridinden 50 metre yukarısı birinci sit, bir 50 metre daha yukarısı ikinci sit bölgesi… Bizzat Çevre Bakanlığı tarafından karar verilmiş sitler bunlar. Birinci sitte yürüyüş yolları, oturma alanları konmuş. İkinci sitte ise bungalov evler var. Asansörler, klimalı sağlık yapıları, betonarme binalar var. Aynı projede kafeterya, mescit, tuvalet bulunuyor. Hatta bazı kısımlara da kentsel dönüşüm alanları konulmuş.

BURASI SUUDLARA SÖZ VERİLMİŞ

– Bu millet bahçesi projesinin ihalesi de yapıldı değil mi?

Yapıldı ama nasıl? Salda ihalesi planlar onaylanmadan yapıldı. Bizim milletvekilimizi bile içeri almadılar. Her şey gizli kapaklı, açık bir şey yok. “Ben yaptım, oldu” diyorlar! 7 firma katıldı, bunlardan ikisi Enam İnşaat ve İzbay İnşaat. Enam İnşaat, Ankara’da Melih Gökçek döneminde gündeme gelen ve sayısız ihale alan bir firma. İzbay İnşaat’ın ise merkezi Siirt’teymiş. Benim son duyduğum da şu; burası Suudlara söz verilmiş. İşin tuhafı, gölü korumak için burası Özel Çevre Koruma içine alındı, üç kişilik bir heyet kurdular, benim ilçemde çivi bile çakamıyoruz ama Salda’yı koruyamıyoruz. Hatta ÇED raporu olmadan göl yakınında bazı alanlara madencilik ruhsatı bile vermişler…

– “CHP’li belediye başkanı projeyi destekliyor” haberi çıktı…

O ben değilim. Benden önceki başkan Nuri Özbek. Ön seçimden çıkmadı, aday olamayınca da gitti AKP için çalıştı. Söz ettiğiniz açıklamaları da o yaptı maalesef…

ÇOBAN DA DERTLİ: HER ŞEYİMİZİ KAYBEDERİZ

Yeşilova İlçesi’ne bağlı Salda Gölü çevresinde 4 adet plaj alanı bulunuyor. Adı plaj ama aslında sadece göle girenler değil, piknik yapmak isteyen, çamur banyosu için gelen, ya da sadece gün batımını izleyenler de var.

Beyaz Adalar Plajı en turistik olanı, günde 3000 araç giriyor.

Otopark geliri, ufak tefek atıştırmalıkların satışı; bu paraların tümü Özel İdare’ye yani Valiliğe gidiyor.

Halk plajının geliri de Yeşilova Belediyesi’ne ait.

Geçmiş dönemde zarar eden plaj, Mümtaz Şenel’in başkan olmasıyla profesyonel anlamda yönetilmeye başlanmış.

Şenel, üniversite mezunu ve bölgeden olan genç bir ekibi yönetici olarak getirmiş.

Tüm satışlar barkod sistemine bağlanmış, her kalem makbuzlu.

Bin lira kazanılan plajdan, son 4 ayda 400 bin lira gelir girmiş Yeşilova Belediyesi’ne.

Ancak Başkan Şenel’in asıl derdi gölü korumak.

Belediyeye ait hiçbir kalıcı yapı yok. Göl çevresinde gece konaklama yapılacak tesis de yok. Sadece doğa sever kampçılar var…

Ben gölde çekim yaparken, bir de keçi sürüsüne rastladım. Köy çevresindeki 5 köyden birinden gelmişti çoban; Erdinç Çevik.

“Burası sosyal medya yüzünden bir anda ünlü oldu” diye anlattı Erdinç, “Eğer böyle devam ederse biz her şeyimizi kaybederiz, buranın doğal dengesi alt üst olur…”

İsraf meydanda: İmamoğlu sözünü tuttu

Gündem

İtikaftaki Alparslan Kuytul’a şok suçlama: Cami işgali talimatını siz mi verdiniz?

Adana’da gözaltına alınan Furkan Vakfı eski başkanı Alparslan Kuytul’a polisin “Cami işgali talimatını siz mi verdiniz? Halk sağlığını neden tehlikeye düşürdünüz” sorularını yöneltti. Kuytul ise sorulara, “Camiler Allah’ın evidir, işgal edilemez. Talimatı veren bizzat Peygamber Efendimizdir. Halk sağlığını tehlikeye düşüren Cumhurbaşkanı ve siyasilerin yaptığı kongrelerdir” cevabı verdi.

BOLD – Adana’da 3 Mayıs gecesi yanındaki bir grup Furkan Vakfı mensubu ile sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal ederek 22 camide itikaf ibadeti için toplanmaya çalıştığı suçlamasıyla gözaltına alınan Furkan Vakfı eski başkanı Alparslan Kuytul’un gözaltı süresi uzatıldı.

Gaziantep’te camide itikafa giren Furkan Vakfı mensupları camide biber gazı sıkılarak gözaltına alınmıştı. Camiye postallarla girilmesi ve yapılan müdahale sonrası Gaziantep Emniyet Müdürü Cengiz Zeybek emekliye ayrılmak zorunda kaldı.

Furkan Haber sitesi, Adana’da gözaltında bulunan Kuytul’un emniyette verdiği ifadeyi yayınladı. Polisin, Kuytul’a “Neden itikafa evinizden uzak farklı bir semtte girdiniz, ilimizde tam kapanma tedbirleri uygulanmasına rağmen ‘İtikaf’ adı altında ‘Cami işgalini’ siz mi planladınız?” sorularını yönelttiği kaydedildi.

Kuytul ise bu soruya şöyle cevap verdi: , “İşgal eden şerefsizdir. İşgal yapmadığımız halde bize; ‘İşgal yapmışsınız’ diyen de şerefsizdir! Camiler Allah’ın evidir, işgal edilemez! İtikaf ibadeti ne zamandan beri işgal kabul ediliyor? Eğer işgalse, Diyanet İşleri Başkanı neden; ‘Camilerde itikaf yapabilirsiniz’ diye açıklama yaptı? Bizim arkadaşlarımız müftülüğe gitti, ‘itikaf yasak’ diye bir şey denmedi. ‘İtikaf yapılacak’ dendi, sonrasında da yapılmayacağı ile ilgili bir açıklama gelmedi. İtikaf konusunda hutbeler verilir, insanlar teşvik edilir, hükümetin kanallarında da bununla ilgili programlar yapılmıştır.”

Kuytul’a yöneltilen bazı sorular ve yanıtları şöyle:

Soru: Tam kapanma kararlarını, ‘İktidarın diktatörlüğü ve ibadetlerin engellenmesi’ olarak değerlendirip dini duyguları istismar çabası içinde olduğunuz görülmektedir, bu durumu açıklar mısınız?

Kuytul: Ben Gaziantep’te camide itikaftaki insanlara yapılanları zulüm olarak gördüğümü söyledim, bununla ilgili birçok gazetecinin, siyasinin de benim gibi beyanatı var, hatta Antep Emniyet Müdürü görevden alındı. Tam kapanma diye bir şey söz konusu değil, çalışma hayatının yüzde 70’i aktif, böyle bir genelge söz konusu değildir, ayrıca camilere gitmek serbest. Ben ‘İbadetlerin yasaklanmaya çalışıldığı’ şeklinde bir algı oluşturmaya çalışmadım, tam aksine camiler açık ve itikaf serbest olduğu halde neden yasaklanıyor, bununla ilgili konuştum. ‘Dini duyguları istismar çabası’ diye sorularak bana hakaret ediliyor, ben ömrümü İslam hizmetine adadım. Bazı güçler kendilerine muhalif olanları ‘Dini istismar ediyorsunuz’ diyerek susturmaya çalışıyor.

Soru: İtikaf ibadeti, adı altında gerçekleştirilen ‘Cami işgali’ eylemlerinin talimatını siz mi verdiniz?

Kuytul: Talimatı veren bizzat Peygamber Efendimizdir. Diyanet de bunun sünnet olduğunu kabul eder ve her sene camileri buna hazırlar, dolayısıyla benim talimatıma gerek yok, herkesin bildiği bir konudur. İtikafa giren herkes kocaman insan, kimse benim memurum değil, benden maaş alıyor değiller, yapmadıklarında benden ceza alıyor da değiller. Onlar emri bizzat Allah’tan, Peygamberinden alıyorlar, ben dinde olmayan bir şey mi söylüyorum ki, itikaf talimatını benden almış olsunlar?

EMNİYETİN YAPTIĞI İTAATSİZLİKTİR

Soru: İtikaf ibadeti, adı altında kitleleri ‘Sivil itaatsizliğe’ yönlendirmekteki amacınız nedir?

Kuytul: Ben insanları itikafa teşvik ettim, bunun sivil itaatsizlikle zerre kadar alakası yoktur. Camiler açık ve itikaf serbest olduğuna göre, itikafa engel olmak emirlere itaatsizliktir! Yani benim değil, emniyetin yaptığı sivil itaatsizliktir. Sivil itaatsizlik yapmak isteyen insanlar meydanlarda yapar ve bunun bir sivil itaatsizlik olduğunu belirtir. İtikaf camide, dört duvarın arasına kapanarak yapılır, bunun sivil itaatsizlikle alakası ne? Kanunda ‘Sivil itaatsizlik’ diye bir kavram yoktur, kanunsuz da suç olmayacağına göre, böyle bir ithamda bulunulamaz!

CAMİ BASKINLARIYLA HÜKUMET ZOR DURUMA DÜŞÜRÜLMÜŞTÜR

Soru: Mevcut hükümetin ‘Ramazan ayının sönük geçmesine vesile olduğu’ suçlamasında bulunarak halkı, kin ve düşmanlığa sevk etmenizdeki amaç nedir?

Kuytul: Ben hükümeti değil, din düşmanı derin komiteyi suçladım, hükümetin onların yaptıklarına karşı durması gerekirdi, durmadı, benim eleştirim bunadır. Halkla hükümeti karşı karşıya getirmek gibi bir derdim yok, aksine cami baskınlarıyla hükümet zor duruma düşürülmüştür, ben bunlardan Cumhurbaşkanının da rahatsız olduğu kanaatindeyim, o yüzden Antep Emniyet Müdürünü görevden almıştır. Benim yaptığım konuşmalarla değil, emniyetin yaptığı yanlış davranışlarla insanlar bu hükümetten nefret eder, ben bu konuşmamla hükümeti ikaz ettim.

NEDEN İTİKAFA EVİNİZDEN UZAK BİR SEMTTE GİRDİNİZ?

Soru: Neden itikafa evinizden uzak farklı bir semtte girdiniz, ilimizde tam kapanma tedbirleri uygulanmasına rağmen ‘İtikaf’ adı altında ‘Cami işgalini’ siz mi planladınız?

Kuytul: Evimin oradaki cami itikafa uygun değildi, ben Furkan Nesli Dergisi’nin başyazarıyım, benim için sokağa çıkma yasağı yok, dergi yazarları ve çalışanları yasaktan muaftır. Ben de, arkadaşlarımın bulunduğu camide itikafa girmek istediğim için oraya gittim. Talimat vermediğimi daha önce de söyledim, talimatı 1400 sene önce efendimiz vermiştir, benim vermeme gerek yok. İtikaf yasaklı bir eylem değil, sünnet olan bir ibadettir.

CAMİ İMAMLARININ İKAZINI NEDEN YOK SAYDINIZ?

Soru: Cami imamlarının, ‘Tam kapanma’ nedeniyle ‘Camilerde itikafın yasak’ olduğunu belirtmesine rağmen, ikazları yok sayıp ‘Camileri işgale’ devam ederek ‘Sivil itaatsizliği’ sürdürmüşsünüz, bu eylemi niçin gerçekleştirdiniz?

Kuytul: Cami görevlileri böyle bir şey söylemedi, müftülüğe başvurun dedi, müftülük evrak almadı ama yasak da demedi. Biz imamların mı sözünü dinleyeceğiz, müftülerin-diyanetin açıklamasına mı bakacağız?

HALK SAĞLIĞINI TEHLİKEYE DÜŞÜREN CUMHURBAŞKANI VE KONGRELERDİR

Soru: Halk sağlığını tehlikeye düşürmenizle ilgili ifadeniz nedir?

Kuytul: Halk sağlığını tehlikeye düşüren Cumhurbaşkanı ve siyasilerin yaptığı kongrelerdir. Antalya’da müzikli programlar yapılıyor, çarşı pazarda insanlar üst üste, Adana Demirspor maçı üst üste, halk sağlığını tehlikeye düşürenler bunlardır. Benim bulunduğum cami kocaman, ben üst katta tek başımayım, itikaf insanı izole eder. Diyanet, halk sağlığını tehlikeye düşüyorsa neden itikafı yasaklamadı? Halkın sağlığını bizzat emniyet tehlikeye attı, 400 tane insanı üst üste nezaret doldurdu. Halkın sağlığını tehlikeye atmak budur.

Milli Eğitim’in ‘Hayalindeki Çin’

Okumaya devam et

Gündem

Sabah yazarı Barlas: Türkiye’yi yönetmek güçleşiyor

Sıkı bir Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan destekçisi olan Sabah gazetesi yazarı Mehmet Barlas, İçişleri Bakanlığı genelgeleriyle Türkiye’nin yönetilmesine tepki gösterdi. Barlas, “Türkiye’yi yönetmek güçleşiyor.” dedi.

BOLD – ‘Artık markete pazara İçişleri Bakanlığı yön veriyor’ başlıklı yazısında Barlas, “Eski Türkiye’de pazarda ve markette nelerin satılacağını esnaf belirlerdi. İçişleri Bakanlığı, asayiş ve güvenlik gibi sorunlarla ilgilenirdi. Ama artık nerede neyin satılıp neyin satın alınacağına İçişleri Bakanlığı karar veriyor.” ifadeleri kullandı.

ESKİDEN BÖYLE DEĞİLDİ

İçişleri Bakanlığı’nın eskiden “Sadece meyve ve sebze satılacak” diye pazarcıların işine karışmadığını hatırlatan Barlas, “Hele marketlerin raflarındaki ürünlerden hangilerinin satılacağına karışmak kimsenin aklına gelmezdi. Baksanıza…” vurgusu yaptı.

Okumaya devam et

Gündem

Cengiz Holding İkizdere’yi Kanlımezra’ya dönüştürecek

Rize İkizdere’de Saray’a yakın firmalardan Cengiz Holding tarafından açılmak istenen taş ocağına tepkiler sürüyor. İkizdere’ye taş ocağı açılması halinde bölge Kanlımezra’nın akıbetini yaşayacak.

BOLD – Rize’nin İkizdere ilçesinde açılmak istenen taş ocağı, akıllara Rize-Artvin Havalimanı inşaatında kullanılmak amacıyla tahrip edilen ormanlık alan Kanlımezra’yı akıllara getirdi.

YÖRE HALKI DİRENİYOR

İkizdere’de, Cengiz Holding tarafından Rize sahilinde yürütülen İyidere Lojistik Limanı inşaatında kullanılmak üzere açılmak istenen taş ocağı için yol yapım çalışmaları başlatıldı. Taş ocağı inşaatına karşı çıkan yöre halkı direnişini sürdürüyor.

HAVALİMANI İNŞAATI İÇİN DOĞA KATLEDİLDİ

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nca 1000 hektarlık alanda, Türkiye’nin deniz dolgusuna inşa edilecek ikinci havalimanı olarak tanıtılan Rize-Artvin Havalimanı projesi de yine Cengiz Holding’e ait. Havalimanı projesi için 3 kilometre uzaklıktaki Kanlımezra ve 7 kilometre uzaklıktaki Tektaş Taş Ocakları’ndan kamyonlarla taşınan taşlar, bağlantı yolu ile denize dökülüyor.

GERİYE AĞAÇSIZ BİR DAĞ KALDI

Denizin doldurulmasında kullanılmak üzere 7 kilometre mesafede bulunan, taş ocağı yapılması planlanan yerlerden Subaşı’da halk ocak yapımına karşı çıkarak eylem yaptı. Defalarca gözaltına alınan köylüler taş ocağı projelerine dava açarken, Subaşı’na üç kilometre uzaklıktaki Kanlımezra’da taş ocağı faaliyete geçti. Dört yılın sonunda ise bir dağın iki yamacı ortadan kalktı.

HER TARAF TOZ TOPRAK

Sözcü’den İsmail Saymaz’a konuşan Sol Parti Parti Meclisi (PM) üyesi Alper Taş, “Köyde her taraf toz toprak. Her gün patlatma sesinden ötürü gürültü var. 24 saat durmaksızın damperli kamyonlar gelip gidiyor. Bütün hayatımızı etkiliyor. Esas etki toz. İkizdere’de de olacak olan aynısıdır. Orada da alanı büyütmeye çalışacaklar” dedi.

Milli Eğitim’in ‘Hayalindeki Çin’

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0