Bizimle iletişime geçiniz

Manşet

Samuel Eto’o futbola veda ettiğini açıkladı

İspanya, İtalya ve İngiltere’de dev takımlarda forma giyen, Süper Lig’de Antalya ve Konyaspor’da oynayan golcü oyuncu futbol kariyerine tam 25 kupa sığdırdı.

BOLD – Dünya futbolunun öne gelen isimleri arasında gösterilen Kamerunlu ünlü futbolcu Samuel Eto’o profesyonel futbol kariyerini noktaladı. Kamerun basınında yer alan haberlere göre, son olarak Qatar Sports Club forması giyen 38 yaşındaki Eto’o, 23 yıldır sürdürdüğü profesyonel futbolculuk kariyerini resmi olarak sonlandırdığını açıkladı.

BARCELONA’DA EN PARLAK DÖNEMİNİ YAŞADI

Kariyeri boyunca Real Madrid, Barcelona, Inter ve Chelsea, Everton ve Sampdoria gibi dev kulüplerde forma giyen yıldız oyun kariyerine 25 kupa sığdırdı. Afrika futbolunun yetiştirdiği en önemli isimlerden biri olarak gösterilen Eto’o, Türkiye’de de Antalyaspor ve Konyaspor’un formasını giydi. Son olarak Katar’a transfer yaptı ve sonrasında da aktif futbol hayatını tamamladı. Barcelona’da en parlak dönemini yaşayan Kamerunlu oyuncu özellikle ırkçı saldırılar nedeniyle İspanya’dan ayrıldı. O dönemde futbolda ırkçılığa karşı kampanyanında öncüsü oldu.

Samuel Eto’o Türkiye’de Antalyaspor ve Konyaspor takımlarında forma giydi.

ÜÇ ŞAMPİYONLAR LİGİ KUPASI KAZANDI 

Barcelona formasıyla 2006 ve 2009’da UEFA Şampiyonlar Ligi’nde zirveye çıkmayı başaran Kamerunlu futbolcu, bu kupayı 2010 yılında da Inter ile kazanmayı başarmıştı. Kamerunlu yıldızın, Süper Lig kariyerinde 89 maçta attığı 50 gol ve 15 asistin yanı sıra kariyeri boyunca 718 maçta 359 golü ve 116 asisti bulunuyor. Samuel Eto’o, aralarında Şampiyonlar Ligi ve Afrika Uluslar Kupası da olmak üzere toplam 25 kupa kazandı.

Manşet

Türkiye 2020 Avrupa Şampiyonası biletini aldı

Türkiye 2020 Avrupa Şampiyonasına katılma biletini İzlanda ile 0-0 berabere kalarak almayı başardı. Türk Telekom’da taraftarlar Ay-Yıldızlı futbolcularla birlikte bu başarıyı kutladı.

BOLD – Türkiye A Milli Futbol Takımı 12 ülkede düzenlenecek ve Londra’da finali oynanacak 2020 Avrupa Şampiyonası Finallerini katılma hakkını elde etti. Şenol Güneş yönetiminde İzlanda karşısında alınacak bir puanla bu kapıdan geçecek olan Ay-Yıldızlı takım 0-0 biten maçın sonunda bileti aldı. Puanını 20’ye çıkartan Ay-Yıldızlı takım 2016’dan sonra yeniden bu heyecanı yaşama fırsatı yakaladı. Maç sonunda futbolcular, tribünlerle birlikte 2020’ye katılmanın sevincini  yaşadı. Şenol Güneş’te tribünlere giderek üçlü çektirip bu önemli başarıyı Ay-Yıldızlılarla birlikte kutladı.

TELEKOM’DA BÜYÜK HEYECAN VARDI

EURO 2020 yolunda uzun bir maratonu geride bırakıp, İzlanda’dan alacağımız bir puan ile finallerin kapısını açmak istiyorduk. Galibiyet halinde ise grupları lider bitirme şansımızı sürdürecektik. Uzun zamandır böyle bir heyecanı yaşamamıştık. Türk Telekom’u dolduran taraftarlarda bu tarihi gecenin farkındaydı ki erkenden tribünleri doldurdu.

Anlamsız bir şekilde İzlanda milli marşını ıslıklamak dışında her şey olumlu gözüyordu. Maç başladığında Teknik direktör Şenol Güneş, futbolcular ve taraftarlarda az da olsa bir gerginlik vardı. Aslında bu İzlanda içinde geçerliydi. Onlarda maçın başında kalelerinde erken bir gol görüp umutlarını tamamen bitirmek istemiyordu.

CENGİZ İLE ETKİLİ OLDUK, İZLANDA DURAN TOP KOVALADI

Maçın başında İzlanda alışılagelmiş bir biçimde kendi yarı alanında mevzilendi. İki oyuncusunu ileri atarak savunmaya baskı uygulayıp Ay-Yıldızlıları hataya zorladı. Şenol Güneş’in Merih Demiral, çağlar Söyünce arasına Okay’ı sarkıtması savunma anlamında hata yapmamızın önüne geçti. Ancak bu sefer ileride çoğalamadık. Orta alandan geçişi sağlayamayınca pozisyon üretemedik. Oyun akışkanlığımız ise top Cengiz Ünder’in ayağına geldiğinde gerçekleşti. Cengiz’in de bir kaç şut denemesi sonuç vermedi.

BURAK YILMAZ GOLÜ KAÇIRDI

Maçın en önemli pozisyonunun Burak Yılmaz ile 30. dakikada yakaladık. Ozan Tufan’ın adam eksilterek oluşturduğu pozisyonda topu Zeki Çelik’e bıraktı. Zeki’nin ortasına kale sahası önünde yükselen Burak Yılmaz boş durumda kötü bir kafa vuruşu yaptı. Top üstten auta çıktı. Bu yakaladığımız en önemli fırsattı. İlk yarı iki takımda kontrolü hiç bırakmadı. Hakem Anthony Taylor ilk yarının 0-0 bittiğini ilan etti.

TOP ÜST DİREKTEN DÖNDÜ

Maçın ikinci yarısına Ay-Yıldızlı takım daha baskılı başladı. Özellikle orta alanda kaptığımız toplar İzlanda kalesinde tehlikeli olmaya başladı. Hakan-Burak-Cengiz üçlüsünün hareketliliği pozisyonda getirdi. 54’te Burak Yılmaz’ın sert şutu üst direğe çarparak taca çıktı. Milliler göbekten gelerek İzlanda savunmasını açmaya çalıştı. Cengiz, Burak, Ozan ve Hakan’ın şutları ya kaleyi bulmadı ya da zayıf kaldı.

YÜREĞİMİZ AĞZIMIZA GELDİ, MERİH KURTARDI

Karşılaşmanın 80. dakikasından sonra İzlanda topu Türkiye yarı alanına yıktı. Bir türlü uzaklaştıramadığınız top kornere çıktı. 83’te İzlanda köşe vuruşundan neredeyse golü buluyordu. Önce Sigthorsson kafayı vurdu kaleci Mert’i geçen top filelere giderken çizgi üstünden Merih Demiral kafayla golü çizgide önledi. Sigthorsson seken topa bir kez daha vurdu fakat bu kez Mert ayaklarıyla gole izin vermedi. İzlanda’nın maç başından beri yakaladığı en önemli pozisyondu. Uzatma bölümlerinde Yusuf  Yazıcı’nın da topu üst direkten döndü. İzlanda tüm hatlarıyla yüklense de karşılaşma 0-0 sona erdi. Bu sonuçla Türkiye EURO 2020 biletini aldı.

MAÇ KADROSU

Türkiye: Mert Günok, Mehmet Zeki Çelik (Dk. 90+4 Ömer Bayram), Merih Demiral, Çağlar Söyüncü, Umut Meraş, Mahmut Tekdemir, Okay Yokuşlu, Ozan Tufan, Cengiz Ünder (Dk. 81 Yusuf Yazıcı), Hakan Çalhanoğlu (Dk. 87 Kaan Ayhan), Burak Yılmaz
İzlanda: Halldorsson, Palsson, Arnason, Ragnar Sigurdsson, Skulason (Dk. 85 Anderson), Bödvarsson, Gylfi Sigurdsson, Bjarnason, Traustason (Dk. 63 Magnusson), Sigthorsson, Finnbogason (Dk. 24 Arnor Sigurdsson)

Sarı kartlar: Dk. 8 Ozan Tufan, Dk. 56 Şenol Güneş (Teknik direktör), Dk. 82 Okay Yokuşlu, Dk. 90+4 Mehmet Zeki Çelik (Türkiye), Dk. 35 Traustason, Dk. 84 Sigthorsson (İzlanda)

Stat: Türk Telekom
Hakemler: Anthony Taylor, Gary Beswick, Adam Nunn (İngiltere)

Okumaya devam et

Genel

Haşim Kılıç: TCK 314 geçmişteki 163’ncü madde gibi sopa olarak kullanılıyor

Haşim Kılıç: “Karar veren hakim gerici-ihanet-hain ve örgüt üyesi gibi ithamların korkusuyla bazen vicdanla bağlantısını kesmek zorunda kalıyor.”

BOLD – Karar Gazetesi Yazarı Taha Akyol’a konuşan Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Haşim Kılıç, yargıdaki sorunlarla ilgili önemli açıklamalar yaptı. Kılıç, “Ayrım yapmadan söylüyorum. Siyasi davalarda siyaset kurumları kendi unsurlarının lehine sonuçlanması için ahlaki, insani ve evrensel tüm kuralları yok sayabiliyor. Karar veren hakim gerici-ihanet-hain-uşak ve örgüt üyesi gibi ithamların korkusuyla bazen vicdanla bağlantısını kesmek zorunda kalıyor” dedi.

Başkan olarak görev yaptığı AYM’yi eleştiren Kılıç, “AYM, önceki kararlarda olduğu gibi bir denetim yapabilseydi bugün tartışılan KHK mağdurları gibi bir sorunla karşılaşmayacaktık” ifadelerini kullandı.

İfade ve inanç özgürlüğü ile terörü övme, teşvik etme suçları arasında sınır sorunları yaşandığını ifade eden Kılıç, “Geçmişte TCK 141-142-163-312 maddeleri kullanılırken bugün TCK 299 -314 maddeleri sopa aracı olarak kullanılmaktadır. Cumhurbaşkanına hakaretten yirmi bine yakın soruşturma ve kovuşturma dosyasının olduğu bir ülkeyi çağdaş ve demokratik ülke olarak tanımlayamayız” dedi.

Kılıç’ın röportajındaki önemli bölümler şöyle:

AYM eski Başkanı Haşim Kılıç

SİYASET YARGIYI KUŞATIYOR

Siyaset yargıyı nasıl kuşatıyor?

Yargının tarafsızlık ve bağımsızlığının test edildiği yer kuşkusuz siyasi davalardır. Diğer davalarda sorunlar daha çok teknik içeriklidir. Bunların çözümleri de zor değildir. 12 Eylül 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle Türkiye siyasal ve sosyal yönden en ciddi makas değişikliğini yaşamıştır. Asker ve yargı kuşatmasından yorgun düşmüş bir toplumun çağdaş ve demokratik bir dünyada yaşama rüyası yapılan bu değişiklikle gerçek olacaktı. Ne yazık ki bu rüya fazla uzun sürmedi… Siyasi iktidar ayrımı yapmadan söylüyorum. Siyasi davalarda siyaset kurumları kendi unsurlarının lehine sonuçlanması için ahlaki, insani ve evrensel tüm kuralları yok sayabiliyor. Karar veren hakim gerici-ihanet-hain-uşak ve örgüt üyesi gibi ithamların korkusuyla bazen vicdanla bağlantısını kesmek zorunda kalıyor. Hatırlayın, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde toplantı nisabının 367 olması gerektiği yolundaki düşünce AYM’ ne taşındığında dönemin ana muhalefet partisinin genel başkanı “istedikleri gibi karar çıkmaması halinde ülkede kan çıkar” diye adeta yargıyı tehdit etmiştir. Yine AYM’nin internet kanallarının kapatılması hakkında verdiği iptal kararlarına karşı, iktidarın insaf sınırlarını aşan tepkisi hukuk tarihinde yerini almıştır. Bugün sistem değişikliği sonunda yargının karşı karşıya kaldığı yeri savunmak mümkün değil. Güçler birliğini yaşadığımız bir dönemde adli, idari ve mali yargının siyasi kuşatma sonunda işlevsiz hale düşürüldüğü açıktır.

MAZLUMLAR, MAĞDURLAR

2012’ deki konuşmanızda “yeni mazlum ve mağdur yaratmayalım” demiştiniz. Yedi yıl geçti bugün yargıdaki durum ne?

Hak ve özgürlük ihlaline sebep olan her davranış mazlum ve mağdur yaratır. Geçmişte ve günümüzde yasama ve yürütmenin sebep olduğu mağduriyetler, hala devam etmektedir. Siyaset dünyasının neden olduğu bu mağduriyetlere uğrayanların sığınak yeri yargıdır. Eğer yargı da hak ihlallerine sebep olursa hukuk güvenliğini sağlayamazsınız. Hukuk güvenliği ekonominin temelidir. Yatırım da para da bu güvenliğin bulunduğu yere gelir. Ülkemizde an itibariyle hukuk devletinin öngörülebilirlik niteliği sorunludur. Kimlik siyasetinin acımasızca hüküm sürdüğü ülkemizde “adalet ve özgürlük krizi” yaşamaktan toplumun mutluluk endeksi oldukça düşmüştür. Hem geçmişte hem de günümüzde yargının sebep olduğu hak ve özgürlük ihlali sorun olmaya devam ediyor. AYM’ye yapılan bireysel başvuruların yüzde yetmişini adil yargılama konusundaki hak ihlalleri oluşturmaktadır. İfade ve inanç özgürlüğü ile terörü övme, teşvik etme suçları arasında sınır sorunları yaşanmaktadır. Geçmişte TCK 141-142-163-312 maddeleri kullanılırken bugün TCK 299 -314 maddeleri sopa aracı olarak kullanılmaktadır. Cumhurbaşkanına hakaretten yirmi bine yakın soruşturma ve kovuşturma dosyasının olduğu bir ülkeyi çağdaş ve demokratik ülke olarak tanımlayamayız. Yargının, özgürlüklere ilişkin kararlarında yarattığı sınır sorunlarını evrensel kriterler ışığında çözmesi gerekir. Anayasanın 90 maddesinin son fıkrası bu konuda yargıya büyük inisiyatif sağlamaktadır. Çağdaş yasal düzenlemeler mevcuttur. Sorun maalesef uygulamadadır.

SİYASETSİZ YARGI SINAVI

FETÖ faktörü olmasaydı yargıda seçim sistemi doğru muydu? Bugün seçim kaldırıldı. Siyaset seçim ve atama yapıyor. Durum nedir, nasıl bir düzenleme gerekiyor?

Kırk iki yıl devlette görev yaptım. Çok açık ve net söylüyorum. FETÖ faktörü olmasaydı da yargıda yapılan seçimlerin yol açtığı siyasallaşmayı önlemeniz mümkün değildi. Seçimin önemli bölümü kaldırıldı. Ancak AYM-HSK-YSK gibi çok ama çok önemli kurumlarda atama ve seçimler devam ediyor. Düşünebiliyor musunuz AYM ve HSK üyelerinin büyük çoğunluğu siyasi bir partinin lideri olan Sayın Cumhurbaşkanınca seçilmektedir. Böyle bir sistemde bağımsız ve tarafsız bir yargı teşkilatını oluşturamazsınız.

YARGI REFORM PAKETİ

Beştepe’de açıklanan yargı reformu stratejisini bu açıdan nasıl buldunuz?

Yapılan düzenlemeler olumlu ve ihtiyaçları bir ölçüde karşılar nitelikte. Tutukluluk süreleri, seri yargılama usulü, uzlaşma konularının genişletilmesi gibi düzenlemeler oldukça önemli. İfade özgürlüğüne ilişkin bir düzenleme yapılmış ama bunu uygulayacak cesaret sahibi yargı mensuplarına ihtiyaç var.

Mevcut iktidarın yönettiği dönem içinde ilk sırada yer alacak çok önemli bir düzenlemeyi belirtmeden geçemeyeceğim. 2004 yılında Anayasanın 90. Maddesinin sonuna eklenen fıkra, yargı için adeta devrim niteliğinde bir değişikliktir. Hak ve özgürlükleri genişleten bundan daha isabetli bir düzenleme olamaz. Ancak üzülerek belirteyim yargı organlarımız bu maddeyi hayata geçirememiştir. Yeni düzenlemedeki ifade özgürlüğüne ilişkin değişikliği de kararlarına yansıtacaklarından emin değilim. Tekrar ediyorum sorun, uygulama, uygulama ve uygulamada.

AYM DENETİM YAPSAYDI KHK MAĞDURLARI İLE KARŞILAŞMAYACAKTIK

Anayasa “OHAL kararları karşısında iptal davası açılamaz” diyor. AYM de buna göre kendini yetkisiz saydı, denetimsiz bir OHAL yaşadık. Siz AYM incelemeydi diyorsunuz. Açar mısınız?

Bence, AYM, E. 1990/25 K.1991/1-E.1991/6 K:1991/20 ve üçüncü kez E.2003/28 K.2003/42 sayıları ile verdiği kararlarla olayı çözmeye çalışmıştır. AYM, sayılarını belirttiğim kararlarında olağanüstü hallerde çıkarılan KHK’leri şu yönden incelemeye tabi tutmuştur.

* OHAL döneminde çıkarılan KHK’lerin AYM denetimi dışında tutulan bir nitelik taşıyıp taşımadığı.

* İsmi ‘OHAL kararnamesi’ olsa bile, içeriğinde OHAL’i ilgilendirmeyen bir konunun olup olmadığı.

Bu yönden yapılacak bir denetimin Anayasanın 148. Maddesinde öngörülen “dava açılamaz” yasağını etkisiz hale getirdiği söylenemez. Eğer konu OHAL ile ilgili ise AYM denetimi zaten yapılamayacaktır. Ancak OHAL’le ilgisiz birçok konunun KHK’ye girdiği çok açıktır. Son yıllarda çıkarılan OHAL kararnamelerinin birinde örnek veriyorum; üniversite rektörlerinin seçim usulünü kökten değiştiren bir konunun OHAL durumuyla ne ilgisi vardı. AYM’nin olağanüstü hal KHK’sinin niteliğini hiçbir şekilde incelemeden, isminin OHAL kararnamesi olduğu gerekçesiyle kendini yetkisiz sayması hukuk devleti anlayışı ile asla bağdaşmamaktadır.

AYM önceki kararlarda olduğu gibi bir denetim yapabilseydi bugün tartışılan KHK mağdurları gibi bir sorunla karşılaşmayacaktık. Nitekim bu konuda ortaya çıkan rahatsızlık “personel ihraçlarını” OHAL Komisyonu adı altında bir kurumun incelemesinden geçirilerek yargı yolu açılmaya çalışılmıştır. Esasen OHAL’in yaşandığı süreçte bile, yargı kararı olmadan kimsenin suçlu sayılamayacağı Anayasanın 15. Maddesinde açıkça belirtilmektedir.

HAŞİM KILIÇ KİMDİR?

Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından 1990 yılında Sayıştay Kontenjanında AYM üyeliğine atandı. 2007 ve 2011 yıllarında iki defa AYM Başkanlığına seçildi, 2015 yılında emekli oldu. Her devirde özgürlükçü karar ve karşıoy yazılarıyla tanındı.

Damadı KHK’lı diye ağır engelli vatandaşın aldığı yardımı kestiler

Okumaya devam et

Ekonomi

Gıdaya yeni zamlar kapıda; ekmek 1,75 TL’ye yükselebilir

Türkiye’de yeni yılda vergi ve harçlara yapılacak zamların ardından gıda ürünlerine de zam hazırlığı var. 2020’ye girmeden 250 gram ekmek 1.75 TL’ye yükselebilir.

BOLD – Bitmek bilmeyen gıda zamları vatandaşın belini bükmeye devam ediyor. Fırıncıların, İstanbul Ticaret Odası’na (İTO) sundukları, ancak ağustostan beri reddedilen ekmek zammı talebi, bu kez komisyonda görüşülmek üzere kabul edildi. 5 kişiden oluşan komisyon, zam talebini bu hafta içi masaya yatıracak. Cumhuriyet’in haberine gör, yeni yıla girmeden İstanbul’da satılan 200 gram ekmeğin 1.25 TL’den 1.40 TL’ye, 250 gram ekmeğin 1.50 TL’den 1.75 TL’ye çıkması bekleniyor. Son bir yılda yüzde 20’yi aşan zamların yapıldığı süt ve süt ürünlerinin etiketlerindeki “son zam tarihi” de sürekli yenileniyor. Kuruyemiş fiyatlarındaki artışlar son bir yılda yüzde 90’ı buldu. Kırmızı ete yapılacak zamlar da tüketimdeki düşüşten dolayı bekletiliyor.

Gıda ürünlerindeki “fiyat güncellemeleri” madde madde şöyle:

EKMEĞE ZAM YOLDA

Son bir yılda maliyetleri yüzde 30 artan, elektrik ve doğalgaza gelen son zamlarla maliyetleri daha da katlanan fırıncılar, ekmekteki zam taleplerini belli aralıklarla yineliyorlardı. İTO 12 No’lu Ekmek Un ve Unlu Mamuller Meslek Komitesi Başkanı Hasan Demir, İTO’ya yeniden sundukları zam taleplerinin geçen ay kabul edildiğini, yeni yıla girmeden ekmeğin zamlanmasını beklediklerini söyledi. Demir, “200 gram ekmeğin 1.40 TL’ye, 250 gram ekmeğin de 1.75 TL’ye çıkmasını talep ettik. Yeni yıla girmeden zammın onaylanacağını bekliyoruz” dedi. Bu zam, kabul edilse dahi 2020 ilkbaharında ikinci bir zam talebinde bulunacaklarını söyleyen Demir, “Ekmek fiyatları 42 ay aradan sonra 1.50 TL’ye çıkmıştı. Aşağı yukarı bir senedir de bu seviyede. Yeni yılla birlikte işçilik maliyetleri artacak. Un ve elektrik gibi önemli girdilerimizde anormal bir artış yaşanmazsa yeni fiyatları 2020 ilkbaharına kadar götürürüz, sonrasında ikinci bir zam talebimiz olabilir” dedi.

KURUYEMİŞ FİYATLARI UÇTU

Üretimin azalması ve dövizdeki dalgalanmaların etkisiyle kuruyemiş fiyatları son bir yılda yüzde 50-90 arasında zamlandı.

Tüm Kuruyemiş Sanayicileri ve İş Adamları Derneği’nin (TÜKSİAD) verilerine göre, geçen sene en çok zamlanan ürün yüzde 90 artışla kilosu 19 TL’ye çıkan yerfıstığı oldu. Bu ürünün stokları sezondan önce bitti, az kalan ürün değerlendi. Antepfıstığının perakende fiyatları geçen seneye göre, yüzde 50-60 zamlanarak 110 TL’ye yükseldi. Antepfıstığı üretimi, “yok yılından” dolayı düşük geldi. Bir önceki yılın rekoltesinin yarısı kadar üretim miktarı bekleniyorken ancak dörtte biri yakalandı. İthal kuruyemişler de geçen seneki yüzde 40’lık zammın ardından ekimde yüzde 10 arttı. İç cevizin kilosu 80-90 TL’ye, iç badem 90-110 TL’ye, kaju 100-110 TL’ye çıktı. TÜKSİAD Başkanı Hüsamettin Karaman, “Türkiye’de kişi başına kuruyemiş tüketimi yaklaşık 8.5-9 kilo idi ancak fiyatı artan ürünlerde tüketim düştü. Pahalı ürünler yerine leblebi ve çekirdek alınıyor” dedi.

ET, AVRUPA’DAN PAHALI

Kurban Bayramı’ndan 1.5 ay sonra kırmızı ete yüzde 20 zam yapmayı bekleyen sanayiciler, tüketim düştüğü için zam yapamadı. Zam için, balık sezonunun bitmesi, kırmızı et satışının canlanması bekleniyor.

Et ve Süt Kurumu verilerine göre, kuzu karkasın kilosu, asgari ücretin 1050 Avro olduğu İspanya’da 29.82 TL (4.58 Avro), asgari ücretin 1489 Avro olduğu İngiltere’de 28.19 TL (4.33 Avro) iken, asgari ücretin 318.2 Avro olduğu Türkiye’de ise 41 TL. Ortalama saatlik ücretin 23 dolara kadar çıktığı ABD’de sığır karkasın kilosu 22.26 TL (3.42 Avro) iken, Türkiye’de dana karkasın kilosu 30.35 TL.

Keskinoğlu’na 6 ay ek konkordato süresi

Okumaya devam et

Popular