Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Tahir Elçi’nin katilini ortaya çıkartabilecek delilin Adli Tıp Kurumunda yok edilişinin belgesi

Adli Tıp doktoru Mehtap Altuğ resmi ifadesinde Elçi suikastinin en kritik delilinin Adli Tıp Kurumu Başkanı’nın emriyle yok edildiğini delilleriyle anlattı.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL – Tahir Elçi suikastında faili ortaya çıkartabilecek en önemli kanıtın, Adli Tıp Kurumunda dosyadan çıkartıldığı ortaya çıktı. Delilin yok edilmesi olayını İstanbul Adli Tıp Kurumunda çalışan Adli Bilimler Genetik Doktoru Mehtap Altuğ, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü Adli Tıp Kurumu Soruşturmasındaki resmi ifadesinde anlattı. Ancak konunun üstü kapatıldı.

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, 28 Kasım 2015’te Diyarbakır’ın Sur ilçesinde silahla vurularak öldürüldü. Elçi’yi vuran kurşunun hangi silahtan çıktığı aradan geçen dört yıla rağmen tespit edilemedi.

Etkin bir soruşturma yürütülmediğine dair Elçi ailesi ve hak savunucularının itirazları devam ederken, suikastı aydınlatabilecek en önemli delilin dosyadan çıkartıldığı ortaya çıktı.

Elçi dosyasına ait deliller Adli Tıp Kurumu’na geldikten sonra; Adli Tıp Uzmanı Arif Bingöl, Elçi’nin vurulduğu sokaktan toplanan delilleri incelemeye aldı. Bingöl, deliller üzerinden DNA izi toplamaya yarayan eküvyon çubuğu üzerinde erkek DNA’sı tespit etti ve bunu kayıt altına alarak UYAP sistemine girdi. Ancak Adli Tıp Kurum Başkanı Yalçın Büyük’ün talimatıyla bu delil dosyadan çıkartıldı. UYAP’taki dosyasının onayı ise Daire Başkanı Bestami Çolak tarafından iptal edildi. Böylece faili ortaya çıkartabilecek en önemli delil karartıldı.

DELİL KARARTMA RESMİ İFADE TUTANAĞINDA

2001 yılından beri İstanbul Adli Tıp Kurumunda Adli Bilimler Genetik Doktoru olarak çalışan Mehtap Altuğ, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2016/68697 sayılı soruşturma çerçevesinde 3 Ağustos 2016’da İstanbul Emniyeti Güvenlik Şube Müdürlüğünde “tanık” sıfatıyla ifade verdi.

Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na yönelik Cemaat soruşturması kapsamında, kurum personelinin bilgisine başvurulan soruşturma çerçevesinde “tanık” sıfatıyla ifade veren Mehtap Altuğ, ifadesinde kuruma dair tüm bildiklerini anlatırken Tahir Elçi soruşturması sırasında karşılaştıklarını da anlattı.

İfadesini 3 Ağustos 2016’da veren Altuğ’un Tahir Elçi’yle ilgili delil karartılmasıyla ilgili anlattığı bilgiler, ifade verdiği tarih itibariyle 4 aylık taze bilgilerdi. Altuğ, şu anki Adli Tıp Kurumu Başkanı Yalçın Büyük’ün talimatıyla yapılan delil karartmayı tüm ayrıntılarıyla resmi ifadesinde anlattı.

DELİL TORBASI ARİF BİNGÖL’E ZİMMETLENDİ

Tahir Elçi’yle ilgili delil torbaları içerisinde, ‘Kovan, eküvyon çubukları ve kamera cihazları’nın bulunduğu dosyanın Adli Tıp Uzmanı Arif Bingöl’e zimmetlendiğini anlatan Mehtap Altuğ, dosyanın diğer iki partnerinin ise kendisi ve Turgay Kandemir olduğunu anlattı. Yapılan çalışmada Arif Bingöl’ün, bir eküvyon çubuğu üzerinde Erkek DNA profiline ait tespit yaptığını belirten Mehtap Altuğ, ardından yukarıdan gelen baskıyla bu delilin yok edildiğini söyledi. Altuğ, söz konusu delilin Arif Bingöl tarafından UYAP’a da girildiğini ancak bağlı bulundukları bölüm başkanı Bestami Çolak’ın UYAP girişini sonradan reddettiğini anlattı.

Mehtap Altuğ’un ifadesi şöyle:

“En son yaklaşık 4 ay önce Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin ölümü ile ilgili olarak delil torbaları içerisinde kovan, Eküvyon çubukları vardı, kamera cihazları vardı. Bu dosya uzman olan Arif BİNGÖL’e zimmet verildi. Dosyanın diğer partnerleri ben ve Turgay KANDEMİR idik. Polisin yapmış olduğu incelemede bir eküvyon çubuğunda DNA bulunamadı şeklinde belirtilmişti. Ancak Arif BİNGÖL Erkek DNA profiline ait tespit yaptı. Bu durum rapor olarak UYAP projesine girildi. Arif BİNGÖL yazıyı e-imzalı olarak bana gönderdi. Ben yazıyı sistem üzerinden imzaladım. 3. partner de imzaladı. Evrak biyoloji bölüm başkanı Bestami ÇOLAK’ın imzasına sunulmak üzere sistemden gönderildi. Bölüm Başkanı Bestami ÇOLAK benimde bulunduğum bir ortamda Arif BİNGÖL’e kurum başkanı Yalçın BÜYÜK’ün ve Başkan Yardımcısı Ömer MÜSLÜMANOĞLU da dosyadan o maddeyi çıkartın şeklinde talimat verdi dedi. UYAP yargı ağı sisteminden ise Bestami ÇOLAK dosyayı reddetti. Dosya içerisinde DNA analizlerinin yeraldığı kurum içi laboratuvar programı ALİS isimli program içerisinde yer almaktadır. Bu husus sabittir. Kurum Başkanı Yalçın BÜYÜK, Başkan Yardımcısı Ömer MÜSLÜMANOĞLU ve bölüm başkanı Bestami ÇOLAK’ın talimatı ile bulunan DNA örneği dosyadan çıkartıldı. Yukarıda da izah ettiğim gibi dosyanın sahibi Arif BİNGÖL DNA örneğini dosyadan çıkartarak yeni bir dosya hazırlandı ve bu yeni dosya imzalanarak Diyarbakır’a gitti.”

TALİMATI VEREN ÜÇLÜ AKP DÖNEMİNİN YILDIZLARI

Adli Bilimler Genetik Doktoru Mehtap Altuğ’un ifadesinde ismi geçen Adli Tıp Kurumunun üç yöneticisi de AKP’nin Adli Tıp Kurumunda gerçekleştirdiği tasfiyelerin ardından yıldızı parlamış isimler ve halen kurumun en kilit üç pozisyonunda bulunuyorlar.

Yalçın Büyük, Cemaate yönelik Adli Tıp Kurumundaki tasfiyelerin ardından 04.06.2013 tarihinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na atandı ve 6 yılı aşkın süredir bu görevde.

Ömer Müslümanoğlu Adli Tıp Kurumu Başkan Yardımcısı; Bestami Çolak ise Adli Tıp Biyoloji İhtisas Dairesi Başkanı olarak halen görevde.

DNA İZİ FAİLİ ORTAYA ÇIKARTABİLİRDİ

Tahir Elçi’nin ölümüne neden olan kurşun, alnından çıkarak vücudunu terk etmesi nedeniyle sokaktan toplanan mermilerdeki DNA izi en kritik delildi. Elçi’nin vurulduğu sokakta çok sayıda mermi çekirdeği bulunurken, hangisinin Elçi’yi öldürdüğünün belirlenebilmesi için çekirdek üzerinde Elçi’ye ait DNA’nın bulunması gerekiyordu.

Elçi’nin DNA’sının bulunduğu mermi çekirdeğinin üzerinde yapılacak balistik inceleme ise kimin silahından çıktığını kolaylıkla ortaya çıkaracaktı.

Konuyla ilgili bilgi veren adli tıp uzmanlarına göre, dosyadan silinen DNA raporu, bir güvenlik görevlisini işaret edebileceği için ortadan kaldırılmış olabilir.

Elçi’nin öldürüldüğü sokakta çok sayıda polisin silahını ateşlediği kameralara da yansımıştı. Londra Üniversitesinin raporuna göre ise Tahri Elçi’nin sadece 3 polisten birinin ateşiyle vurulması mümkündü.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı Elçi’nin otopsi raporunda “Kişinin vücuduna isabet eden mermi, ense soldan kafasına isabet ederek öne, aşağıdan hafif yukarıya ve soldan hafif sağa seyirle kemik kırıkları, ayrıca beyin-beyincik kanaması ve harabiyet yaparak alın sol taraftan vücudu terk etmiştir” denilmişti.

Sokakta bulunan hangi mermi çekirdeğinin Elçi’nin vücudundan çıktığı, eküvyon çubuğuyla alınan DNA örneğinde ortaya çıkabilecekti.

DNA RAPORU ALİS’TEN SİLİNDİ Mİ?

Arif Bingöl’ün hazırladığı eküvyon çubuğunda bulunan erkek DNA’sına ait rapor UYAP sisteminden çıkartılsa da Mehtap Altuğ’un verdiği bilgiye göre; Adli Tıp Kurumu’na ait laboratuvar veri sistemi ALİS’te kayıt altında.
Altuğ’un verdiği ifadeden sonra Elçi dosyasındaki delilin yok edilmesine dönük Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir soruşturma başlatılmadı. Altuğ’un ifadesi Adli Tıp Kurumu’na ilişkin süren yargılamada mahkeme dosyasına da girdi. Ancak mahkeme tarafından da suç duyurusunda bulunulmadı. Bu nedenle ALİS sistemindeki delilin akıbeti de bilinmiyor.

Elçi’nin ölümü ile ilgili adli tıp kurumu tarafından düzenlenen ilk rapor davanın çözümüne katkı sağlamazken Londra Üniversitesinin ayrıntılı raporu sonrası Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor istenmiş ancak kurum dosyayı geri iade etmişti.

Eküvyon çubuğu nedir?

Ucunda pamuk bulunan steril numune alma aparatlarına eküvyon çubuğu deniyor. Olay yerlerindeki DNA tespiti yapabilmek için, kan gibi sıvılar eküvyon çubuğuyla alınıp adli laboratuvarlara gönderiliyor.

BOLD ÖZEL

TMSF fişlemeyi itiraf etti: Eş ve çocuk 3.6 milyon kişinin bilgilerini kurumlara verdik

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, el konulan ve kapısına kilit vurulan Bank Asya ile ilgili çarpıcı bilgiler paylaştı. TMSF raporunda, “4 bin 679 adet kamu kurum ve kuruluşundan alınan 15 bin 868 adet yazıya istinaden bu kurumların personel, eş ve çocuklarından oluşan 3 milyon 644 bin 744 kişiye ilişkin Bank Asya hesap bilgisi taleplerinin karşılanmasına yönelik çalışmalar yürütülmüştür” ifadesi yer aldı.

BOLD ÖZEL – 15 Temmuz’un üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen AKP Hükumetinin cadı avı sürüyor. Önce KHK ile yapılan meslekten atmalar, artık kamu kurumları tarafından yapılıyor. Terör örgütü irtibatı olduğu değerlendirilen ancak ihraç edilmeyenler için ‘banka müşteri sırrı’ hükümleri çiğnenerek TMSF eliyle yürütülüyor. Görevden uzaklaştırma veya açığa alma işlemiyle karşı karşıya kalan memur ve işçilere dönük soruşturmalarda Bank Asya hesap bilgilerine bakılıyor.

EMNİYET, JANDARMA VE SAHİL GÜVENLİK

TMSF’nin internet sitesinde yer alan 2020 raporu Gülen Hareketi’ne yönelik fişleme çalışmalarının devam ettiğini gözler önüne serdi. Rapora göre İçişleri Bakanlığı’na bağlı Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik personeli başta olmak üzere 591 farklı kamu kurumundan gelen 2 bin 173 yazıya cevap verildi. Raporda eş ve çocukların bilgilerinin dahi verildiği şu ifadelerle yer aldı: “Bu kurum ve kuruluşların personeli ile bunların eş ve çocukları olmak üzere toplam 7 bin 445 kişinin Bank Asya nezdindeki hesap bilgilerine ilişkin taleplere cevap verilmiştir.”

GÇEN YIL 46 BİN KİŞİNİN BİLGİSİ MAHKEMELERE VERİLDİ

Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülen Gülen Hareketi mensuplarına yönelik soruşturmalara yönelik adımlar attığını anlatan TMSF,  “2020 yılında Fona iletilen 23 bin 188 adet yazı kapsamında 46 bin 279 kişinin Bank Asya nezdindeki hesap araştırması yapılarak ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve Mahkemelere bilgi sağlanmıştır.” denildi.

EŞ VE ÇOCUK DAHİL 3.6 MİLYON KİŞİYİ FİŞLEDİK

TMSF raporunda 17 Ağustos2016 tarihinden itibaren, Cumhuriyet Başsavcılıkları, Mahkemeler ya da Emniyet Müdürlükleri’nden TMSF’ye ulaşan 138 bin 940 adet yazı ile 712 bin 927 kişiye ilişkin işlem yapıldığı vurgulandı. Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet, Jandarma, Sahil Güvenlik ve bunlara bağlı kamu kurumlarındaki personellerin eşi ve çocuklarının bilgilerinin ilgili kurumlara gönderildiği belirtildi. Devlet eliyle fişleme TMSF’nin raporunda şu ifadelerle yer aldı: “670 sayılı KHK’nın 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 375 sayılı KHK’nın Geçici 35 inci maddesinin (Ç) fıkrası kapsamında 4 bin 679 adet kamu kurum ve kuruluşundan alınan 15 bin 868 adet yazıya istinaden bu kurumların personel, eş ve çocuklarından oluşan 3 milyon 644 bin 744 kişiye ilişkin Bank Asya hesap bilgisi taleplerinin karşılanmasına yönelik çalışmalar yürütülmüştür”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

7,5 aylık hamile Huriye Acun bir haftadır tek kişilik hücrede

Doğumuna 1,5 ay kalan Huriye Acun, bir haftadır tek kişilik hücrede tutuluyor. Hastaneye götürülen Acun’a doktor, vücudunda enfeksiyon başladığını ve erken doğum yapabileceğini söyledi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Geçen hafta çarşamba günü tutuklanıp Konya E Tipi Cezaevine gönderilen 7,5 aylık hamile Huriye Acun bir haftadır tek kişilik hücrede tutuluyor. Dün eşiyle telefon görüşmesi yapan Uğur Acun, hem eşinin hem bebeğinin tehlike altında olduğunu söyledi.

“SESİ İYİ DEĞİLDİ, DOKTOR ERKEN DOĞUM DEDİ”

Eşinin vücudunda enfenksiyon başladığını belirten Uğur Acun, “Eşim telefon etti. Sesi iyi değildi, cezaevi doktora sevk etmiş. Doktor ‘Enfeksiyon başlamış vücudunda. Bu durum çok sıkıntılı bebek açısından. Erken doğum olabilir demiş'” dedi.

Doktora gittiği için karantina süresinin uzatıldığını da ifade eden Acun, “Hücrede tek kalıyor. Doktora gittiğinden 25 günlük karantina baştan başlamış maalesef. Havalandırma hiç yokmuş” ifadelerini kullandı.

“GEÇEN HER GÜN RİSKLERİ BÜYÜTÜYOR”

Tutukluluğuna itiraz için Yargıtay’a başvurduklarını ifade eden Acun, “Eşimin dosyası Yargıtay’da olduğu için itirazımızı bu makama ilettik. Bebeğin yaşamsal risklerini ve 7,5 aylık hamile eşim Huriye Acun hakkındaki riskleri sunduk ve yasaların uygulanmasını istedik. Şimdi sesimizi duyurup bir an önce karar vermelerini bekliyoruz. Geçen her gün riskleri büyütüyor” diye yazdı.

“İLK HAMİLELİĞİNDE GÖZALTINA ALINMIŞTI”

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında yargılanan Huriye Acun, ilk çocuğu Umut’a da 7 aylık hamileyken 2016’da gözaltına alınmış, hamilelik gerekçesiyle imza şartıyla serbest bırakılmıştı.

Uğur Acun eşinin neden tutuklandığını KHK TV’ye şöyle anlattı:

“Eşimin hükmü kesinleşmedi henüz. Tutuklu durumunda. Eşim uzun süre köyde yaşadı. Herhangi bir yapılanmanın içinde değildi. Konya’nın güney sınırına bağlı bir köyde yaşadı. Dedesine baktı. Yaklaşık 3-4 senedir orada. Normalde yargılandığı Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi hükümle birlikte tutuklanmasına karar verdi. Daha sonra İstinaf Mahkemesi kararı bozdu. Tekrar yargılandı ve adli kontrol şartı kararı verildi. Herhangi bir yakalama kararı yoktu hakkında. Beklemediğimiz bir şekilde birdenbire tutuklandı.”

Huriye Acun gözaltına alındığı gün, Konya Adliyesi, 7 Temmuz 2021.

7,5 aylık hamile öğretmen Huriye Acun’u cezaevine attılar

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

İşsizlik Fonunun sonu Merkez Bankası gibi olacak: Paralar nereye gidiyor?

AKP Hükumetinin Kovid-19 salgınında kullandığı İşsizlik Sigortası Fonu erimeye devam ediyor. Pandemiden önce 133 milyar lira ile rekor kıran Fon varlığı 85,3 milyar liraya geriledi. Fonun kasasında asıl tehlike çanları nakit para da çaldı. Kovid-19 öncesi fondaki her 100 liradan 31 lirası nakit parayken, temmuz 2021 itibariyle her 100 liradan 14,4 lirası nakit paradan oluştu.

BOLD ÖZEL – Kovid-19’da AKP Hükumetinin doğrudan destek yerine fonun parasını kullanması işsizin parasını bitirdi. Kısa çalışma ödeneği, işsizlik maaşı ve nakdi ücret desteği ödemelerinin nakit çıkışları fondaki sıcak parayı eritti. Türkiye İş Kurumu İşsizlik Sigortası Bülteni verilerine göre 9 Temmuz 2021 tarihi itibariyle fonun menkul kıymet ve nakit varlığı 85 milyar 327 milyon 605 bin TL’ye geriledi.

FON’DAKİ NAKİT PARA PASTASI KÜÇÜLÜYOR

Bu yılın mayıs ayı itibariyle 90 milyar 902,9 milyon TL olan fonun menkul kıymet ve nakit varlığı haziran sonunda 88 milyar 365,3 milyon TL seviyesine indi. Ancak asıl risk fondaki nakit para miktarında yaşandı. Salgının başladığı 2020 yılı nisan ayından bu yana işsizin nakit parası 16,5 milyar lira azaldı.

İşsizlik Sigortası Fonu

Fonun varlığının yüzde 23’ünü nakit para oluşturuyordu.

PANDEMİ ÖNCESİ İŞSİZİN 30,9 MİLYAR NAKİT PARASI VARDI

İşsizlik Sigortası Fonunun toplam varlığı 2020 yılı Nisan ayında 133,2 milyar lira ile en yüksek seviyesini görmüştü. Bu paranın yüzde 76,58’ini menkul oluştururken, yüzde 23,42’si mevduattan oluştu. Bu hesaba göre fonda 30,9 milyar lira nakit para bulunuyordu. Temmuz 2021 itibariyle 85,3 milyar TL’lik fon varlığının yüzde 82,34’ü tahvil, yüzde 17,66’sı mevduattan oluştu. İşsizin biriken nakit parası 14,4 milyar liraya geriledi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yönetimindeki AKP Hükumeti Merkez Bankasının 128 milyar dolarlık rezervini de harcamıştı.

İşsizlik Sigortası

İşsizin Fon’daki nakit parası yüzde 17’ye geriledi.

Haziran 2021’de fondan işçiye ve işsize ne verildi?

  • Önceki dönemden ödemeleri devam edenlerle birlikte 870 bin 964 işçiye 1.3 milyar lira kısa çalışma ödeneği verildi.
  • Önceki dönemden ödemesi devam edenlerle birlikte 763 bin 119 ücretsiz izindeki çalışana 1.1 milyar lira nakdi ücret desteği verildi.
  • Önceki dönemden ödemesi devam edenlerle birlikte 187 bin 4 işsize 260 milyon 867 bin lira işsizlik maaşı ödendi.

Okumaya devam et

Popular

Shares