Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

İskoçya Yüksek Mahkemesi İngiltere Parlamentosu’nun askıya alınmasını hukuk dışı buldu

İskoçya Yüksek mahkemesi, Başbakan Boris Johnson’un Parlamento’yu yeni yasama yılının açılışının ardından 5 hafta süreyle askıya alma kararını hukuka aykırı buldu. Mahkemenin yürütmeyi durdurma yetkisi bulunmadığı için kararın nasıl bir somut sonuç vereceği bilinmiyor. Hükümet ise kararı İngiltere Yüksek Mahkemesi’ne taşıdı.

BOLD – İngiltere’de farklı partilerden 70 kadar milletvekili ve Lordlar Kamarası üyeleri hükümetin Parlamento’yu Salı gününden itibaren 5 hafta askıya alma kararının hukuk dışı ve anti demokratik olduğunu belirterek Edinburg’daki İskoçya Yüksek Mahkemesine taşıdı.

İskoçya’nın en yüksek mahkemesinde üç yargıçtan oluşan heyet, askıya alınma kararının hukuk dışı olduğuna karar verdi.

MAHKEMENİN YÜRÜTMEYİ DURDURMA YETKİSİ BULUNMUYOR

Yüksek mahkemeki 3 yargıç, Başbakan Johnson’un kararı “Parlamentoyu engelleme” amacına yönelik olduğuna hükmetti. Yüksek Mahkeme, parlamentonun askıya alınmasının ‘yok hükmünde’ olduğunu belirtti.

Ancak mahkemenin yürütmeyi durdurma yetkisi bulunmuyor. Bu nedenle kararın nasıl bir somut sonuç vereceği bilinmiyor.

Parlamentonun, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılacağı 31 Ekim öncesinde uzun süre kapalı tutulmasına tepki gösteren muhalefet partileri ise mahkeme kararının ardından parlamentonun yeniden toplanması çağrısı yaptı.

KARAR İNGİLTERE YÜKSEK MAHKEMESİNE TAŞINDI

Hükümet ise kararı İngiltere Yüksek Mahkemesi’ne taşıdı. İngiltere Yüksek Mahkemesi bu konudaki kararını 17 Eylül’de görüşecek. Parlamentonun 17 Eylül’deki Yüksek Mahkeme’ye kadar askıda kalacağını açıklayan hükümet, Parlamento’nun askıya alınmasının politik bir karar olduğunu, hukukun alanına girmediğini savunuyor.

Boris Johnson hükümeti, parlamentoyu 10 Eylül’den 14 Ekim’e kadar askıya almayı teklif etmiş, Kraliçe II. Elizabeth de bu isteği onaylamıştı. Salı gününden itibaren parlamento oturumlarına 5 haftalık zorunlu ara verilmişti.

MUHALEFET: PARLAMENTOYU SUSTURMA GİRİŞİMİ

İngiltere’nin AB’de kalmasından yana olan milletvekilleri ile AB’den anlaşmasız çıkışa karşı çıkan vekiller hükümetin kararını parlamentoyu susturma girişimi olarak görüyorlar.

İngiltere’nin AB’de kalmasından yana olan İskoç Ulusal Partisi milletvekili Joanne Cherry, parlamentonun askıya alınması kararını daha önce mahkemeye taşımıştı. Başvuruyu karara bağlayan hakim Lord Doherty, hükümetin kararının kanunlara uygun olduğuna hükmetmişti.

Brexit sürecinin dünü, bugünü, yarını: İngiliz halkı ne istiyor?

Dünya

Güney Kore’de 10 kişiyi öldüren seri katil zaman aşımı nedeniyle yargılanamayacak

Güney Kore’de yaşlı genç ayrımı yapmadan birçok kız çocuğu ve kadına tecavüz edip sonra öldüren”seri katil” zaman aşımı nedeniyle yargılanmayacak.

BOLD –  Güney Kore polisi, 33 yıl içinde 1 milyon 800 bin günlük mesai harcayarak 21 binden fazla kişiyi sorguladığı soruşturma sonunda ülkenin en büyük seri cinayetlerinin zanlısına ulaştı. Ancak baldızına tecavüz edip öldürmekten hapiste olan Lee Chun-jae adlı 56 yaşındaki zanlı hakkında zaman aşımı nedeniyle dava açılamayacak.

BBC Türkçe’nin haberine göre; 1986’yla 1991 yılları arasında Hwaseong bölgesinde yaşları 13 ile 71 arasında değişen 10 kız çocuğu ve kadın, tecavüz edildikten sonra öldürülmüştü.

FİLMLERE KONU OLMUŞTU

Cesetler elleri ve ayakları bağlı olarak bağlı olarak bulunmuştu. Kurbanların kendi çoraplarıyla boğulduğu cinayetler, ülkede pek çok film ve diziye konu olmuştu.

Soruşturma kapsamında 20 binden fazla parmak izi karşılaştırılmış ancak sonuç elde edilememişti.

Lee Chun-jae, 1994’te ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı. Güney Kore’de bu tür suçlarda zaman aşımı süresi 15 yıl.

SERİ KATİLİN DNA’SI EŞLEŞTİ

Polis, en az üç kadından alınan örneklerin zanlının DNA’sıyla eşleştiğini açıkladı. Lee Chun-jae cinayetlerle ilgisi olmadığını savundu.

Polis, cinayetleri çok uzun süre çözemediği için kurbanların aileleri ve Kore halkından özür diledi.

Ege’de göçmen botu battı: 15 kişi kurtarıldı, 1 çocuk kayıp

Okumaya devam et

Dünya

İran’dan “topyekun savaş” tehdidi

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, ABD ya da Suudi Arabistan’ın ülkesine karşı girişeceği bir saldırının “topyekûn bir savaş” başlatacağını söyledi.

BOLD – Amerikan CNN televizyonuna demeç veren İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, “Gözümüzü kırpmadan topraklarımızı savunuruz” dedi.

GÖZÜMÜZÜ KIRPMADAN TOPRAKLARIMIZI SAVUNURUZ

CNN muhabirinin “ABD ya da Suudi Arabistan’ın İran topraklarına saldırısının sonuçları ne olur?” sorusuna İran’ın Dışişleri Bakanı Zarif, “Topyekün bir savaş. Ülkemizi savunma konusunda çok ciddi bir açıklama yapıyorum. Savaş istemiyoruz. Bir askeri çatışmaya girmek istemiyoruz. Bir yalana, bir aldatmacaya dayanarak askeri çatışmaya girilmesi çok korkunç bir şey. Çok büyük kayıplar verilir. Ama gözümüzü kırpmadan ülkemizi savunuruz” şeklinde karşılık verdi.

Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine saldırıların arkasında İran’ın olmadığını vurgulayan Zarif, “Saldırının sorumluluğunu Yemenliler üstlendi. Bununla ilgili açıklama yaptılar. Suudi Arabistan’ın dezenformasyonuna cevap verdiler ve meşru müdafaa için bu saldırıyı düzenlediklerini duyurdular” dedi.

POMPEO: BARIŞÇIL ÇÖZÜM İSTİYORUZ

Petrol tesislerine yönelik saldırının ardından Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Veliaht Prens Muhammed Bin Zayed ile görüştü.

Mike Pompeo, saldırıları İran’ın düzenlediğine dair “bölgede müthiş bir görüş birliği” olduğunu söyledi. İran’ı suçladığı saldırılar için “savaş sebebi” ifadelerini kullanırken, “biz barışçıl bir çözüm istiyoruz” dedi.

KOALİSYON HUDEYDE’DE HUSİLERİ BOMBALADI

Bu arada Yemen’de İran destekli Husilere karşı savaşan Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, Hudeyda Limanı’nın kuzeyinde Husilere yönelik bombardıman düzenledi.

Bombardımanın Cumartesi günü Suudi Arabistan’ın petrol tesislerine yönelik saldırının arından düzenlenen ilk operasyon olduğu belirtildi.

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Turki el Malki, uzaktan kumandalı gemiler ve deniz mayınlarının üretildiği dört hedefin saldırılarda zarar gördüğünü açıkladı.

BM Güvenli Konseyine İdlib’de ateşkes için sunulan iki tasarı da reddedildi

Okumaya devam et

Dünya

BM Güvenli Konseyine İdlib’de ateşkes için sunulan iki tasarı da reddedildi

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne İdlib’de ateşkes için sunulan 2 farklı karar tasarısı reddedildi. Karar tasarıları, bölgedeki insani felaketin daha fazla kötüleşmemesi için ateşkes öneriyorlardı.

BOLD – Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinde Perşembe günü oylamaya sunulan İdlib’de ateşkes sağlanması ile ilgili iki ayrı karar tasarısı da reddedildi.

RUSYA VE ÇİN VETO ETTİ

BM Güvenlik Konseyinin geçici üyeleri Almanya, Belçika ve Kuveyt tarafından hazırlanan tasarı, Çin ve Rusya tarafından veto edildi.

Böylece Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın müttefiki Rusya, Suriye savaşının başladığı 2011’den beri 13’üncü kez bir BM Güvenlik Konseyi tasarısını reddetmiş oldu.

Almanya, Belçika ve Kuveyt tarafından hazırlanan karar tasarısı terör operasyonlarının uluslararası hukuk, uluslararası insan hakları ve mülteci hukukuna saygı gösterilerek yapılmasını öngörüyordu. Ayrıca uluslararası hukuktaki sivil – savaşçı ayrımına özen gösterilmesini talep ediyordu. Bu tasarıya göre çatışmaların Cumartesi günü öğle saatlerinde sona ermesi öngörülüyordu.

Tasarıya 12 ülke destek verdi. Çin ve Rusya hayır oyu kullanırken, Ekvator Ginesi çekimser kaldı.

YETERLİ ÇOĞUNLUĞA ULAŞAMADI

İlk tasarının reddedilmesinin ardından Rusya ve Çin’in hazırladığı karar tasarısı gündeme alındı. Bu karar tasarısı BM Güvenlik Konseyi tarafından terör örgütleri olarak değerlendirilen kişiler, gruplar, kurumlar ve teşebbüslere karşı askeri operasyonlara istisna getirilerek izin veriliyordu.

Ancak Batılı ülkeler bu ifadelerin yoruma açık olduğu ve sivillerin bombalanmasını engellemeyebileceği gerekçeleriyle bu tasarıyı reddetti.

Rusya ve Çin’in karar tasarısı Güvenlik Konseyinde yeterli çoğunluğu sağlayamadı. Karar tasarısına 2 ülke, Rusya ve Çin, ‘evet’ oyu verirken; aralarında ABD, İngiltere ve Fransa gibi veto yetkisinin de bulunduğu 9 ülke ‘hayır’ oyu verdi. Endonezya, Güney Afrika, Fildişi Sahili ve Ekvator Ginesi ise çekimser kaldı.

Bir karar tasarısının 15 üyeli Güvenlik Konseyinde kabul edilebilmesi için en az 9 üyenin ‘evet’ oyu vermesi ve veto yetkisi bulunan 5 daimi üyenin karara tasarısına karşı çıkmaması gerekiyor.

ABD’de söylem değişikliği: “Güvenli bölge” yerine “güvenlik mekanizması”

Okumaya devam et

Popular