Bizimle iletişime geçiniz

Politika

“Hastalar ile çocuklu kadınlara infaz indirimi geliyor, KHK’lılar geri dönüyor”

Af tartışmaları sürerken, hasta tutuklular ile çocuklu kadınların denetimli serbestlik sürelerinin uzatılacağı, bu şekilde infaz indiriminden yararlanarak erken tahliyelerinin önünün açılacağı belirtildi.

BOLD – Habertürk Yazarı Muharrem Sarıkaya, MHP’nin şartlı ceza indirimi ile ilgili teklifinin hazırlayıcılarından Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ile konuştu. Yıldız, “Anladığım kadarıyla Adalet Bakanlığının hazırlığı bizim talebimizin biraz ötesinde” dedi.

MAHKUM LEHİNE DÜZENLEME YAPILACAK

Sarıkaya, “Çocuklu kadınlar, yaşlılar, hastaların denetimli serbestlikle salıverilme sürelerinde düzenlemeye gidilecek. Örneğin daha önce cezasının bitimine üç yıl kalan hasta yaşlılar ile iki yıl kalan çocuklu annelerin denetimli serbestlikle salıverilmeleri de mümkündü. Tutukluluk ile birlikte bu sürelerde de mahkum lehine düzenlemeye gidileceği ve tahliye için gerekli cezanın bitimine kalan sürenin uzatılmasının beklendiği ifade ediliyor” ifadelerini kullandı.

DENETİMLİ SERBESTLİK KONUSUNDA DÜZENLEME

Yıldız’ın izlenimine göre bakanlık, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Denetimli Serbestlik” başlığı altındaki 105 ve 107. maddelerinde düzenlemeye gidecek. Haziran 2018’de çıkarılan 671 Sayılı KHK ile 1 Temmuz 2016’dan önce işlenen suçlarda denetimli serbestlik süresi iki yıl olarak belirlemişti.

CEZASININ YARISINI ÇEKEN SERBEST KALMIŞTI

Sarıkaya yazısında şunları dile getirdi: “Süreli hapis cezasına mahkum olanların cezalarının yarısını (1/2) infaz kurumlarında çektikleri takdirde koşullu salıverilme hükmünden yararlandırdı. Ancak, kasten adam öldürme, altsoy-üstsoy, eşe ve kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten işlenen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa, özel hayata ve hayatın gizliliğine, devletin güvenliğine, Anayasal düzene, milli savunmaya karşı suçlar ile Terörle Mücadele, Örgütlü Suçların da arasında bulunduğu bazı suçları kapsam dışı bıraktı.”

GEÇİCİ DÜZENLEME KALICI HALE GETİRİLİYOR

Sarıkaya, bakanlığın bu kez de aynı kapsamda kalarak, geçen yıl geçici olarak getirdiği düzenlemeyi, bu kez kanun ile kalıcı hale getirmesi beklendiğini belirtti. “Yani bu kapsam dışında kalanlar, eğer cezalarının yarısını infaz kurumlarında geçirdiyse şartlı tahliyeden yararlanacak” dedi.

2004 ÖNCESİNE DÖNÜLMÜŞ OLACAK

Sarıkaya, düzenlemenin detaylarına ilişkin şunları dile getirdi: “Bu oran mevcut kanunda üçte iki oranında uygulanıyordu. Bakanlık düzenlemeyi bu şekliyle getirirse 2004’ten önceki döneme dönülmüş olunacak. Çünkü İnfaz Kanunu’nda yapılan düzenleme ile cezaevinde kalma süresi yüzde 50’den (1/2), yüzde 66’ya (2/3) yükseltilmişti. Böylece daha önce 10 yıl kesinleşmiş cezası bulunan bir mahkum 6,5 yıl hapis yattıktan sonra şartlı tahliye hakkını elde ederken, düzenleme ile bu süre 5 yıla inecek; 1,5 yıl erken tahliye olacak.”

TUTUKLULUK SÜRESİNE DÜZENLEME

Sarıkaya yazısında, “Bakanlık da hazırladığı Yargı Reformu paketinde tutukluluk sürelerini de AB kuralları kapsamında düzenleyeceğini duyurmuştu. Mevcut uygulamada tutukluluk süreleri Asliye Ceza’nın kapsamına giren suçlarda bir yıl, Ağır Ceza’nın kapsamına giren suçlarda iki yıl, terör suçlarında ise beş yıl olarak uygulanıyordu. Geçen yıl KHK ile yapılan düzenlemede de bu süre iki yılla sınırlandırılmıştı” ifadelerini kullandı.

2 YIL İLE SINIRLANDIRILACAK

Sarıkaya’nın aktardığına göre, bu kez de bir standarda bağlanıp, uzun tutukluluğun sona erdirilmesi hedefleniyor. Öngörülen süre AB uygulamalarında da ve AİHM kararlarında da baz alınarak iki yıl olması. Böylece tutukluluğun ceza olmaktan çıkarılması amaçlanıyor.

HAKKINDA TAHKİKAT OLMAYAN KHK’LI İŞE DÖNECEK

Bakanlığın çalışmalarından biri de KHK ile ihraç edilip, yargıda suçsuzluğunu kanıtlayanların işe dönüşüne yönelik düzenleme olduğunu söyleyen Sarıkaya, “Bu konuda tam bir netlik olmamakla birlikte, eğer haklarında herhangi bir takibat söz konusu değilse, kamunun belirleyeceği yerlerde yeniden işe başlamaları öngörülüyor” diye yazdı.

AKP’li Bostancı: Cezaevlerinde sayı 300 bine ulaştı, infaz değişikliği için mutabakat arıyoruz

Politika

Davutoğlu’ndan Trump’ın mektubuna tepki: ABD ziyareti iptal edilmeli

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, ABD Başkanı Trump’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a gönderdiği skandal mektuba tepki göstererek, “ABD ziyareti iptal edilmeli” dedi.

BOLD – Yeni parti çalışmalarını sürdüren eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, ABD Başkanı Trump’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yazdığı skandal mektuba sosyal medya hesabından tepki gösterdi.

ABD heyetiyle bugün yapılacak görüşmeler ile Erdoğan’ın ABD’ye yapacağı ziyaretin iptal etmesi gerektiğini savunan Davutoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın şahsında Türk milleti ve devleti rencide edilmiştir. Özür dilenmediği takdirde yarın yapılması beklenen görüşmeler ve ABD ziyareti acilen iptal edilmelidir” dedi.

Okumaya devam et

Politika

AKP’li Akademisyene göre Trump’un mektubu çok samimi

AKP’li akademisyen İbrahim Yıldırım; Trump’ın Erdoğan’ı aşağılayan olay mektubuna “Bu mektupta hakaret falan yok, New York aksanıyla konuşur gibi yazılmış ve gayet samimi” dedi.

BOLD – ABD Başkanı Donald Trump’ın, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yazdığı tehdit ve hakaret içerikli mektup AKP yandaşları ile muhalifleri böldü. Muhalifler, Türkiye Cumhuriyeti’nin aşağılandığını söylerken, AKP’liler mektuba harekat ile cevap verilerek Trump’ın küçük düşürüldüğünü savundu. Ayrışma sadece AKP ile muhalifler arasında olmadı. Sosyal medyada konuyla ilgili paylaşım yapan AKP’liler de kendi içinde bölündü.

DİLİPAK CEVAP HEREKATTIR DEDİ

AKP’li yazarlardan Abdurrahman Dilipak da, diğer AKP’lilerle aynı dili kullanarak, mektuba cevabın harekatı başlatarak verildiğini savundu. Dilipak sosyal medya hesabından, ‘ABD’ye tokat gibi cevap! Erdoğan Trump’ın küstah mektubu sonrası harekatın düğmesine bastı’ ifadelerini kullandı.

HAKARET YOK, GAYET SAMİMİ

Dilipak’ın paylaşımına yorum yapan Aydın Üniversitesi öğretim görevlisi İbrahim Yıldırım, mektubun hakaret içermediğini, samimi ifadelerle yazıldığını iddia etti. Yıldırım şu ifadeleri kullandı, ‘Abdurrahman abi, bu mektubu defalarca okudum. (Trump) Görevini, adını yazmamış sadece imzalamış. Resmi değil, özel mektup. New York’da 15 yıl yasamış, okumuş biri olarak diyebilirim ki, bu mektupta hakaret falan yok, New York aksanıyla konuşur gibi yazılmış ve gayet samimi.’

Trump’ın Erdoğan’a yazdığı mektubunu okuyan CNN sunucusunu yayında kahkaha attı

Okumaya devam et

Politika

Haydar Baş’a milyonlarca dolarlık davada hapis cezası ve yurt dışı yasağı

Başkasına ait mal varlığını zorla üzerine geçirmekten yargılanan Haydar Baş’ın davasından ilk karar çıktı.

BOLD – Haydar Baş, delil yetersizliğinden “nitelikli yağmaya azmettirme ve özel belgede sahtecilik” suçlarında beraat etti ancak “sahteciliğe azmettirme”den ceza aldı.

Başkasına ait mal varlığını zorla üzerine geçirdiği iddiasıyla haklarında dava açılan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Haydar Baş ve 12 sanığın yargılandığı dava karara bağlandı. Mahkeme heyeti, Haydar Baş’ı “Nitelikli yağmaya azmettirme” ve “özel belgede sahtecilik” suçlarından beraatine, “Resmi belgede sahtecilik suçuna azmettirme” suçundan ise 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı.

Haydar Baş hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının devamına da karar veren mahkeme heyeti, Haydar Baş’ın 5 adet taşınmazı üzerindeki tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına hükmetti. 2 sanığın daha ceza aldığı davada, 10 sanık ise beraat etti.

Bakırkırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında 2 tutuksuz sanık hazır bulundu. Söz alan avukatlar müvekkillerinin beraatini istedi.

MAHKEME KARARINI AÇIKLADI

Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, Haydar Baş’ın “Nitelikli yağmaya azmettirme” ile “özel belgede sahtecilik” suçlarından her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine, “Resmi belgede sahtecilik suçuna azmettirme” suçundan ise 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Haydar Baş hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının devamına da karar veren mahkeme heyeti, Haydar Baş’ın 5 adet taşınmazı üzerindeki tedbirin karar kesinleşinceye kadar aynen devamına hükmetti.

Lütfullah Önder’in “Resmi belgede sahtecilik” suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptıran mahkeme heyeti, Maşallah Tarhan’ın “Kasten yaralama” suçundan 3 yıl 1 ay hapis cezası verdi. Diğer 10 sanık ise tüm suçlardan ayrı ayrı beraat etti.

HAYDAR BAŞ’IN SAVUNMASI

Daha önce duruşmaya katılan Haydar Baş yaptığı savunmasında maddi durumu kötüleşen şikayetçi Mustafa Eraslan’a borç para verdiğini savunarak şunları söylemişti: “Mustafa Eraslan’ın teklifi ile ortaklığımız söz konusu oldu. Kendisine 20 milyon dolar vermek suretiyle destek oldum. 5 milyon dolarını bana o yıl içinde ödedi. Kayseri’de fabrika kurduk, 30 milyon lira destek çıktık. Daha sonra bana ödemelerde aksaklık olduğunu fark ettim. Birinci sınıf malzeme kullanmak yerine 4-5. sınıf malzeme kullandığı için pazarlamasında sıkıntı yaşandığını anladım. 2010 yılında 1’er milyonluk 20 adet dolar senedi aldım. Bunlardan 5’i ödenmesi nedeni ile iade edildi. Borcunu ödemeyince tasarrufun iptali davası açtım. Ben 14 yıl boyunca bir siyasi partinin genel başkanlığını yapmış bir ilim adamıyım. Benim böyle işlerle ne gibi bir işim olabilir.”

İDDİANAME

İddianamede, Niyazi Erarslan, Mustafa Eraslan ve Meral Eraslan “müşteki”, Haydar Baş’ın aralarında bulunduğu 13 kişi ise “sanık” olarak yer alıyordu. Meral Eraslan, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na 2014 yılında başvurarak şikayetçi oldu. 2014 yılında başlayan soruşturma 2016 yılında davaya dönüştü. Haydar Baş’ın da aralarında bulunduğu 13 şüpheli hakkında dava açıldı. İddianamede sanıkların müştekilere ait mal varlığını zorla üzerlerine geçirdikleri iddia ediliyordu.

Okumaya devam et

Popular