Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Müebbet verilen 5 günlük erin babası: “Allah onlara da ciğer acısı versin. İnim inim inletsin”

Müebbet verilen erlerin annelerinden sonra babaları da konuşmaya başladı. Söz; 5 günlükken, terhisine 90 gün kalmışken müebbet verilen erlerin babalarında.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Erler Yasin Akgül, Ahmet Özdemir ve Emirhan Doğancılı’nın annelerinden sonra sonra müebbet verilen erlerin babaları da konuşmaya başladı. Boğaz Köprüsü davasında ceza verilen Tunahan Kurt ile İBB davasında müebbete çarptırılan Mustafa Polat’ın babaları 3 yıldır tutuklu evlatları için seslerini duyurmak istiyor. 15 Temmuz olduğunda Mustafa Polat 5 günlük erdi, Tunahan’ın terhisine ise 90 gün vardı.

Aziz Polat, oğlunun o gece İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) binasının arka tarafında, kimsenin olmadığı bir deponun önüne nöbetçi konulduğunu ve darbe olduğunu anladıktan sonra korkudan havalandırma borusunun içine saklandığı ifade etti.

“SURİYELİ BİRİNİ ŞAHİT YAPTILAR”

Mahkemede görgü tanığı olarak “Biz şehadet şerbeti içtik” diye ifade veren, alnına Türk bayrağı bağlamış bir Suriyeli’nin getirildiğini anlatan Polat, duruma itiraz edince mahkeme salonundan atıldığını söyledi. Gitmediği kurum, kapısını çalmadığı milletvekili kalmadığını belirten Polat “Adalet sadece 300 milletvekiline ve Saray’a verilmiş” diyor.

Tunahan Kurt’un babası İsmail Kurt ise, 17,5 yıl ceza verilen oğlunun o gece Boğaz Köprüsü’ne saat 02.19’da vardıklarını, zaten her türlü olayın meydana geldiğini ve oğlunun silahını bir parçasını çıkarıp ZPT (Zırhlı Personel Taşıyıcı) aracından inmediğini ifade ediyor.

Her iki babanın da tek isteği adalet.

“İNŞAATÇIYIM, BOYACILIK YAPARIM”

Aziz Polat (56): Kayseriliyiz. Ben inşaatçıyım, boyacılık yaparım. İki kızım, 3 oğlum var. 1996 doğumlu olan Mustafa erkeklerin birincisi. 15 Temmuz’dan bir hafta önce, bayram vardı, oğlum ‘askere gidecem’ dedi. Pazartesi günü İstanbul Metris Kışlasına teslim oldu. Cuma günü bu olay oldu.

Bizim çocuğun grubunda kimi 4, kimi 5, kimi 6 günlük erler var. Kışladan çıkarken 10-12 kişiler. O gün gündüz saat 16.00’da toplanmışlar, akşam sizi tatbikata götüreceğiz demişler. Saat yedi-yedi buçuk arası kaldırıyorlar. Bir arabanın yanına gidiyorlar. İçinde sırt çantaları varmış. Hepsi birer tane sırt çantası almış, kafalarına miğfer takmalarını istemişler. Arabada bir sürü de silah varmış. Onları önce vermediler dedi oğlum.

Mustafa Polat, babasıyla birlikte bir görüş gününde. Silivri Cezaevi.

DEPONUN AĞZINA VERMİŞLER

İBB’ye götürmüşler. Arabadan indikten sonra Mustafa’yı belediyenin arkasındaki garajın deposunun ağzına vermişler. Oradan kimse girip çıkmasın diye. Zaten orada kimse yok. Hala tatbikatta olduğunu sanıyor. Ön taraftan bağrış çağrış, silah sesleri duymaya başladım dedi. Ne olduğunu yine anlamıyor. Otelden biri bağırdı da öyle öğrendim dedi. Korkudan havalandırma borusunun içine saklanmışlar. Arkadaki yangın merdiveni tarafında havalandırma borusu varmış.

GÖRGÜ TANIĞI DİYE SURİYELİ GETİRDİLER

Televizyonda çocukların olduğu kışla gösteriliyor. İki gün morglarda oğlumu aradık. Silivri’de olduğunu öğrendim. Çocuğun belinde, omuzlarında yara olmuştu, siyahlaşma vardı. Korkusundan söylemedi önce. 5 gün sonra öğrendim, erleri zaten hep dövmüşler. Mahkemede görgü tanığı olarak Suriyeli birini getirmişlerdi. Alnına Türk bayrağı bağlamıştı. “Biz şehadet şerbeti içtik” diyordu. Tepki gösterdim, hakim dışarı atın bunu dedi.

Mustafa’ya önce ağırlaştırılmış müebbet verdiler, sonra müebbete çevirdiler. Bugün olsa Mustafa’yı yine askere gönderirim. Bir küçüğünü askere gönderdim geçen sene, Muğla’da yaptı geldi, onun küçüğünü de gönderirim. Yani kimseye kalmaz bu dünya.

Mustafa Polat, İstanbul Metris Kışlası.

ADALET ARADIM BULAMADIM

Gitmediğim yer kalmadı. Adalet aradım, adaletin kimde olduğunu göremedim, nerede olduğunu bulamadım. Belli kurumlara gittim, vekillere gittim, baştaki partiye de gittim. Kayseri’de, Ankara’da CHP’den, MHP’den görüşmediğim vekil kalmadı. Dışarıda farklı, içeride farklılar. Bizi dinliyor, yardımcı olacağım diyorlar. Sonra… Ben adalet olmayan bir ülkede yaşıyorum. Adalet sadece 300 milletvekiline ve saraya verilmiş. Canımız yanıyor, gücümüz yetmiyor. 39 ay oldu çocuklar gireli. Adalet var mı yok mu size soruyorum. Bunlar sebep olanlara, 4-5 günlük erleri içeride tutanlara, Allah onlara da ciğer acısı versin. İnim inim inletsin.

TERHİS OLMASINA 90 GÜN KALMIŞTI

Köprü davasında yargılanan Tunahan Kurt’un babası İsmail Kurt:

Adana Seyhanlıyız. Üç oğlum var. Kereste fabrikasında çalışıyorum. 2.200.000 TL maaş alıyorum. Oğlum 15 Temmuz’dan beri Silivri Cezaevinde. Terhis olmasına 90 gün kalmıştı. İstanbul Kartal Maltepe Nurettin Maraşel Kışlasında askerdi. Acemi birliğini Etimesgut’ta yaptı. Yemin törenine gitmiştik. Bize, evlatlarınızı burnu kanamadan sağ salim size teslim edeceğiz diye söz verdiler. Çocuklarımız tatbikat emriyle dışarı çıkarılıyor. Sonunda da başımıza gelen; çocuğumuz vatan haini olarak ilan edildi. Ceza verecek hiçbir şey bulamadılar. Balistik temiz, her şeyi temiz.

Oğlum tehlikeyi gördükten sonra götürüldükleri aracın içine giriyor ve teslim ol çağrısına kadar çıkmıyor. Buna rağmen Silivri 25. Ağır Ceza Mahkemesi Temmuz 2018’de terör örgütüne yardım ve yataklıktan 17,5 sene ceza verdi. Köprü davasında en az cezayı alan biri de oğlumdur. O da daha çok ceza alan arkadaşlarına üzülüyor.

Tunahan Kurt babasıyla bilikte. Silivri Cezaevi.

KÖPRÜYE VARDIKLARINDA SAAT 02.19

Kışladan saat 10’da çıkmışlar, 2.19’da köprüye geliyorlar. O zamana kadar zaten darbe olduğu ortaya çıkmıştı. Ama çocuklara ta Maltepe’den köprüye gelene kadar hiçbir güvenlik gücü dememiş ki ‘siz nereye gidiyorsunuz, darbe yapılıyor.’ ZPT araçlarıyla gittikleri için ‘nereye gittiğimizi bilmiyorduk. İnince anladık köprüde olduğumuzu’ dedi. Köprüye en son varıyor oğlumun aracı. Önce araçtan inmişler. Her taraf hengame. ‘IŞİD aramıza girmiş, canlı bomba var, halktan uzak durun’ diyorlar. Oğlumun miğferine iki kurşun isabet ediyor. Ama galiba yorgun mermi idi, yoksa çelik miğferi deler geçerdi, sadece yandan biraz içine doğru çökmüştü. Sonra oğlum araçlardan birinin içine giriyor ve bir daha da çıkmıyor. Silahının da bir parçasını söküyor ki kullanılmasın. Yani daha bu çocuklar ne yapsın ki! Aracın içine giriyor, çıkmıyor, silahını bir parçasını söküyor. Bir erden nasıl darbeci olabilir ki…

HER ŞEYİ DEVLET YAPTI

Oğlumu devlete emanet ettim, devlet benden aslan gibi oğlumu aldı, vatan haini yaptı. Oğlumun askerlik yapmasını ben seçmedim, kışlasını, komutanını seçmedim. Hiçbir şey benim elimde değildi. Zaten öyle bir imkanım olsa memleketimde yaptırırdım. Her şeyi devlet yaptı.

12 TAKSİTLE KRAMPON ALDIM

Tunahan okumadı, futbolcu olacağım dedi. Güzel de yeteneği vardı. Sol ayaktı kendisi. Seyhan Belediyespor’da oynadı. Gün geldi, 12 taksitle ayağına krampon aldım. Futbolu çok seviyor, burada da ümit vaad ediyor diye. Başardı da ama askerlik oğlumu benden aldı götürdü gitti.

BOLD ÖZEL

14 aylık Bahar bebeğe 14 gün anne sütü yok!

“Süt görüşü” için cezaevinden haber bekleyen Bahar bebeğe onay çıkmadı. Dün tutuklanan Sultan Ataş, karantina nedeniyle 14 gün çocuğunu emziremeyecek.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Dün akşam tutuklanıp Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevine gönderilen Sultan Ataş’ın 14 aylık bebeği Bahar, anne sütü için bugün cezaevine götürüldü. Ancak koronavirüs karantinası nedeniyle içeri alınmayan Bahar bebek, 14 gün anne sütünden mahrum kalacak.

Biri 14 aylık, diğeri 3 yaşında olmak üzere 2 bebeği bulunan Sultan Ataş dün gece tutuklandı. Dört gün İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulduktan sonra hapse gönderilen Ataş’ın kızı Bahar anne sütüyle besleniyor.

Annesinden tamamen ayrılmak zorunda kalan Bahar bugün süt için cezaevine götürüldü. Korona salgını nedeniyle içeri gidip girmeyecekleri belli olmadığı için yetkililerden onay bekleyen Bahar bebeğe onay çıkmadı. Aile yakınlarından alınan bilgiye göre 14 aydır anne sütünden başka bir şeyle beslenmeyen Bahar, hazır mama yemek istemiyor, mama mecburen çocuğa verilmeye çalışılıyor.

Bahar bebek, aile yakınlarının kucağında cezaevine böyle götürüldü.

ADİL OLMAYAN YARGI ÇOCUKLARI DA VURUYOR

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu öncülüğünde Bahar’ın annesinin tahliye olması için #SultanAtaşTahliyeOlmalı etiketiyle Twitter’da kampanya başlatıldı. Adil olmayan yargının çocukları da vurduğunu söyleyen Gergerlioğlu, “1 ve 3 yaşlarında iki çocuklu Sultan Ataş kocası İbrahim Ataş ile birlikte tutuklandı Çocuklardan küçüğü daha süt yaşında. Adil olmayan yargı çocukları da vuruyor!” dedi.

İKİ KÜÇÜK BEBEĞE BABAANNE BAKIYOR

Annesinin yaşadığı sıkıntılar nedeniyle hem hamilelik döneminde hem de doğumdan sonra gelişemeyen Bahar 14 aylık olmasına rağmen doktorların ifadesine göre 6 aylık gibi görünüyor. Sultan Ataş’ın 3 yaşındaki kızı Vildan Nazlı’yı ise dede ve babaannesi oyalıyor. Babaanne astım, dede ise kalp ve tansiyon hastası.

Bebekli annelere yapılan hukuksuzluk bitmediği gibi anne-baba tutukluların devam etmesi aileleri zorda bırakıyor. Sultan Ataş ile birlikte eşi İbrahim Ataş da tutuklandı ve Silivri Cezaevine gönderildi. 56 yaşındaki babaanneleri ile 64 yaşındaki dedelerinin yanında kalan iki kız kardeş bir anda hem annesiz babasız kaldı.

BANKAYA 1800 TL YATIRDIĞI İÇİN SORGULANDI

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan İbrahim Ataş (34), 672 sayılı KHK ile ihraç edilen bir fen bilgisi öğretmeni. Sultan Ataş kapatılan dershanelerde biyoloji öğretmeni olarak görev yaptı. İbrahim Ataş, Bank Asya hesabı ve kapatılan bir derneğe üye olduğu için, eşi ise kapatılan dershanede sigortası bulunduğu için örgüt üyesi oldukları iddiasıyla yargılanacaklar.

Sultan Ataş’a ifadesinde 2015 yılında Bank Asya’ya yatırdığı 1800 TL de soruldu. “Hakan Şükür 1 TL dahi olsa para yatırın dedikten 2 ay sonra 1800 TL yatırmışsınız. Bunun örgütle bir ilgisi var mı” denildi.

14 aylık Bahar ‘süt görüşü’ için cezaevinden onay bekliyor

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

14 aylık Bahar ‘süt görüşü’ için cezaevinden onay bekliyor

Dün akşam tutuklanıp Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevine gönderilen biyoloji öğretmeni Sultan Ataş’ın 14 aylık bebeği Bahar, anne sütü içebilmek için hapishane yönetiminden onay bekliyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Sütten kesilmemiş bebekleri olan annelere yapılan hak ihlalleri bitmiyor. Biri 14 aylık, diğeri 3 yaşında olmak üzere 2 bebeği bulunan Sultan Ataş dün gece tutuklandı. Dört gün İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulduktan sonra hapse gönderilen Ataş’ın kızı Bahar anne sütüyle besleniyor.

Korona salgını nedeniyle annesinden tamamen ayrılmak zorunda kalan Bahar bugün süt için cezaevine götürülecekti. Ancak korona salgını nedeniyle içeri gidip girmeyecekleri belli olmadığı için yetkililerden onay bekleniyor. Aile yakınlarından alınan bilgiye göre 14 aydır anne sütünden başka bir şeyle beslenmeyen Bahar, hazır mama yemek istemiyor, mama mecburen çocuğa verilmeye çalışılıyor.

ETİKET AÇILDI

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu öncülüğünde Bahar’ın annesinin tahliye olması için #SultanAtaşTahliyeOlmalı etiketiyle Twitter’da kampanya başlatıldı. Adil olmayan yargının çocukları da vurduğunu söyleyen Gergerlioğlu, “1 ve 3 yaşlarında iki çocuklu Sultan Ataş kocası İbrahim Ataş ile birlikte tutuklandı Çocuklardan küçüğü daha süt yaşında. Adil olmayan yargı çocukları da vuruyor!” dedi.

GELİŞİMİNİ TAMAMLAYAMADIĞI İÇİN 6 AYLIK GİBİ

Annesinin yaşadığı sıkıntılar nedeniyle hem hamilelik döneminde hem de doğumdan sonra gelişemeyen Bahar 14 aylık olmasına rağmen doktorların ifadesine göre 6 aylık gibi görünüyor. Sultan Ataş’ın 3 yaşındaki kızı Vildan Nazlı’yı ise dede ve babaannesi oyalıyor. Babaanne astım, dede ise kalp ve tansiyon hastası.

ANNE-BABA TUTUKLULUK

Bebekli annelere yapılan hukuksuzluk bitmediği gibi anne-baba tutukluların devam etmesi aileleri zorda bırakıyor. Sultan Ataş ile birlikte eşi İbrahim Ataş da tutuklandı ve Silivri Cezaevine gönderildi. 56 yaşındaki babaanneleri ile 64 yaşındaki dedelerinin yanında kalan iki kız kardeş bir anda hem annesiz babasız kaldı.

HAKAN ŞÜKÜR’ÜN TWEETİ SORULDU

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan İbrahim Ataş (34), 672 sayılı KHK ile ihraç edilen bir fen bilgisi öğretmeni. Sultan Ataş kapatılan dershanelerde biyoloji öğretmeni olarak görev yaptı. İbrahim Ataş, Bank Asya hesabı ve kapatılan bir derneğe üye olduğu için, eşi ise kapatılan dershanede sigortası bulunduğu için örgüt üyesi oldukları iddiasıyla yargılanacaklar.

Sultan Ataş’a ifadesinde 2015 yılında Bank Asya’ya yatırdığı 1800 TL de soruldu. “Hakan Şükür 1 TL dahi olsa para yatırın dedikten 2 ay sonra 1800 TL yatırmışsınız. Bunun örgütle bir ilgisi var mı” denildi.

Minik Bahar, annesi hakkında açıklanacak kararı adliyede dün gece böyle bekledi.

Anne ve baba tutuklandı! Geride 2 çocuk kaldı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

5 yaşındaki Sami’nin anneannesi feryat etti: “Elazığ Cezaevinde korona çıktı, torunuma bir şey olursa hesabını kim verecek?”

5 yaşındaki Sami Karakoç, korona vaka sayısının çok yüksek olduğu Elazığ Cezaevinden 7 aydır çıkamıyor. Üç senedir 3 torununa bakan anneanne Safiye Öner, aynı cezaevinde tutuklu olan kızı, damadı ve torunu için yetkililerden yardım istedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Cezaevlerindeki korona vakaları her geçen gün aileleri daha çok endişelendiriyor. Özellikle Elazığ Cezaevinde son zamanlarda çok fazla tutuklunun testi pozitif çıktı. Komple karantinaya alınan koğuşlar var. Üç yıldır Elazığ Cezaevinde bulunan astım hastası Mustafa Karakoç’un (40) kaldığı 23 kişilik B4 koğuşundaki herkesin korona olduğu ve testleri pozitif çıkan 3 mahpusun B5 koğuşuna alındığı iddia ediliyor. Aynı cezaevinde annesiyle birlikte kalan Sami’nin durumu ise Karakoç ailesini daha da panikletmiş durumda. Dışarı çıksa ayrı, kalsa ayrı dert.

HAPİSTE MAHSUR KALDI

Üç çocuk sahibi Nermin-Mustafa Karakoç çifti, 1 Şubat 2018’de tutuklanıp Elazığ Cezaevine gönderildi. Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Karakoç çifti 10’ar yıl hapis cezasına çarptırıldı. Nermin Karakoç’un (37) dosyası Yargıtay tarafından onaylandı. Mustafa Karakoç’un cezasını ise İstinaf Mahkemesi bozdu. 16 Ekim 2020’de tekrar mahkemeye çıkacak. Marmara Üniversitesi moda tasarım mezunu olan Nermin Karakoç en son Kayseri’de yurt müdiresi olarak görev yaptığı için, edebiyat öğretmeni eşi Mustafa Karakoç ise dershanelerde görev çalıştığı için örgüt üyesi olmakla itham ediliyor. Nermin Karakoç, cezaevinde de Açıköğretim Fakültesi ilahiyat bölümünü bitirdi.

Annesi hapse girdiğinde 3 yaşında olan en küçük oğulları Sami, 7 ay öncesine kadar dönüşümlü olarak cezaevine girip çıkıyordu. 15 gün annesinin, 15 gün anneannesinin yanında kalıyordu. 7 aydır ise, Türkiye’de Mart 2020’de başlayan korona salgını nedeniyle hapiste mahsur kaldı.

“ANNEANNE BENİ BURADAN KURTAR”

Annesi ve dedesi defalarca dilekçe yazıp Sami’yi dışarı çıkartmak istediklerini söyleseler de taleplerine bugüne kadar olumlu cevap verilmedi. ‘Genelge gelmedi’ denilerek geçiştirildi. Her telefon görüşünde Sami’nin “Anneanne beni kurtar buradan” diye feryat ettiğini ifade eden 65 yaşındaki Safiye Öner, torununun ve astım hastası damadının başına bir şey gelirse bunun hesabını kim verecek diye soruyor.

İki arada bir derede kaldığını da ifade eden Öner, “Yanıma alsam çocuk burada dışarı çıkmak istiyor. Damadım sen evde onu zaptedemezsin diyor. Dışarıda salgın var. Ben çıkamıyorum. Cezaevinde kalsa orası da tehlikeli. Ne yapacağımızı şaşırdık.” dedi.

Anne ve babasıyla aynı cezaevinde kalan Sami, Kasım 2020’de 6 yaşına girecek. Cezaevlerinde Karakoç ailesi gibi tutuklu olan birçok çekirdek aile var.

“BİRÇOK DEFA HASTANEYE GÖTÜRÜLDÜ”

Damadının sağlık durumunu 21 Eylül 2020 Pazartesi günü öğrendiğini söyleyen Safiye Öner, “Pazartesi günü kızımın telefon günüydü. Aradı konuştuk. Mustafa’nın koğuşu korona olmuş, dedi. Damadımla ben görüşmüyorum, karı-koca aynı yerde oldukları için onlar iç görüş yapıyorlar. O gün aynı zamanda damadımın kapalı görüşü vardı. Torunlarımı götürdüm. Sami’nin dışında 13 ve 11 yaşında iki torunum daha var. Dışarıda torunları beklerken o esnada kızım aradı. Damadım grip olmuş, ayrıca tat ve koku alamadığını söylemiş. Bu süreçte çok kilo kaybetti. Damadıma test yapıldığına dair e-Nabız’da henüz bir belge yok ama belirtileri var. Kızımın karşı koğuşundaki bir kadında da korona çıkmış.” ifadelerini kullandı.

“HUKUKA, ADALETE YAKIŞIYOR MU?”

Kızının koğuşunda Sami gibi başka çocukların da olduğunu vurgulayan anneanne, “O çocuklar korona olursa ne olacak? Bu riski kim göze alıyor? Hukuk nerede, bu adalet nerede? Öldüğü zaman haber veriyorlar, gelin ölünüzü alın diye, olur mu öyle bir şey. Hukuka, adalete, Türkiye’ye yakışıyor mu bu? Bu böyle nereye kadar sürecek?” diye konuştu.

5 yıl önce bel fıtığından ameliyat olan ve iyileşen Mustafa Karakoç’un hapis sürecinde ağrılarının tekrar başladığı belirtiliyor ve MR için birçok defa hastaneye götürüldüğü e-Nabız sitemindeki belgelerinde görülüyor.

“ÇOK DOLUYUM, KAÇ SENEDİR CEZAEVİ KAPILARINDA NELER ÇEKTİK”

Torunlarının anne-baba hasreti çektiğini belirten Safiye Öner çok dolmuş. Kaç senedir cezaevi kapılarında torunlarıyla birlikte ağlaştıklarını söylerken kendini tutamıyor. Kızının ve damadının haksız yere tutuklandığını ifade eden Öner “Suçları ne ki bu kadar ceza verdiler? Ne yapmış benim çocuklarım? Torunlarıma ben ne kadar iyi baksam da anne-babalarını istiyorlar. Onların her ihtiyaçlarına yetişemiyorum. Dışarı çıkamıyorum, yasaklar var.” dedi.

71 yaşındaki eşinin ve kendisinin hastalıklarından da bahseden anneanne şöyle devam etti:

“Ben şeker, kalp, tansiyon hastasıyım. Beyimde böbrek yetmezliği var. Parkinson da oldu. Bu üç yıl içinde üzüntüden biz neler çektik, çektik. Çok doluyum. Torunlarım da benimle birlikte çekti. Bu zaman onların gözyaşı dökecek zamanları mıdır, kalem tutacakları yerde, anne-baba yanlarında yok.”

Annesiyle koğuşun avlusunda top oynayan Sami Karakoç, son açıklanan resmi rakamlara göre Türkiye cezaevlerinde bulunan 0-6 yaş arası 780 bebek ve çocuktan sadece biri.

Bir akademisyen 42 aydır 7 metrekarelik hücrede yaşıyor

Okumaya devam et

Popular