Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Müebbet verilen 5 günlük erin babası: “Allah onlara da ciğer acısı versin. İnim inim inletsin”

Müebbet verilen erlerin annelerinden sonra babaları da konuşmaya başladı. Söz; 5 günlükken, terhisine 90 gün kalmışken müebbet verilen erlerin babalarında.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Erler Yasin Akgül, Ahmet Özdemir ve Emirhan Doğancılı’nın annelerinden sonra sonra müebbet verilen erlerin babaları da konuşmaya başladı. Boğaz Köprüsü davasında ceza verilen Tunahan Kurt ile İBB davasında müebbete çarptırılan Mustafa Polat’ın babaları 3 yıldır tutuklu evlatları için seslerini duyurmak istiyor. 15 Temmuz olduğunda Mustafa Polat 5 günlük erdi, Tunahan’ın terhisine ise 90 gün vardı.

Aziz Polat, oğlunun o gece İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) binasının arka tarafında, kimsenin olmadığı bir deponun önüne nöbetçi konulduğunu ve darbe olduğunu anladıktan sonra korkudan havalandırma borusunun içine saklandığı ifade etti.

“SURİYELİ BİRİNİ ŞAHİT YAPTILAR”

Mahkemede görgü tanığı olarak “Biz şehadet şerbeti içtik” diye ifade veren, alnına Türk bayrağı bağlamış bir Suriyeli’nin getirildiğini anlatan Polat, duruma itiraz edince mahkeme salonundan atıldığını söyledi. Gitmediği kurum, kapısını çalmadığı milletvekili kalmadığını belirten Polat “Adalet sadece 300 milletvekiline ve Saray’a verilmiş” diyor.

Tunahan Kurt’un babası İsmail Kurt ise, 17,5 yıl ceza verilen oğlunun o gece Boğaz Köprüsü’ne saat 02.19’da vardıklarını, zaten her türlü olayın meydana geldiğini ve oğlunun silahını bir parçasını çıkarıp ZPT (Zırhlı Personel Taşıyıcı) aracından inmediğini ifade ediyor.

Her iki babanın da tek isteği adalet.

“İNŞAATÇIYIM, BOYACILIK YAPARIM”

Aziz Polat (56): Kayseriliyiz. Ben inşaatçıyım, boyacılık yaparım. İki kızım, 3 oğlum var. 1996 doğumlu olan Mustafa erkeklerin birincisi. 15 Temmuz’dan bir hafta önce, bayram vardı, oğlum ‘askere gidecem’ dedi. Pazartesi günü İstanbul Metris Kışlasına teslim oldu. Cuma günü bu olay oldu.

Bizim çocuğun grubunda kimi 4, kimi 5, kimi 6 günlük erler var. Kışladan çıkarken 10-12 kişiler. O gün gündüz saat 16.00’da toplanmışlar, akşam sizi tatbikata götüreceğiz demişler. Saat yedi-yedi buçuk arası kaldırıyorlar. Bir arabanın yanına gidiyorlar. İçinde sırt çantaları varmış. Hepsi birer tane sırt çantası almış, kafalarına miğfer takmalarını istemişler. Arabada bir sürü de silah varmış. Onları önce vermediler dedi oğlum.

Mustafa Polat, babasıyla birlikte bir görüş gününde. Silivri Cezaevi.

DEPONUN AĞZINA VERMİŞLER

İBB’ye götürmüşler. Arabadan indikten sonra Mustafa’yı belediyenin arkasındaki garajın deposunun ağzına vermişler. Oradan kimse girip çıkmasın diye. Zaten orada kimse yok. Hala tatbikatta olduğunu sanıyor. Ön taraftan bağrış çağrış, silah sesleri duymaya başladım dedi. Ne olduğunu yine anlamıyor. Otelden biri bağırdı da öyle öğrendim dedi. Korkudan havalandırma borusunun içine saklanmışlar. Arkadaki yangın merdiveni tarafında havalandırma borusu varmış.

GÖRGÜ TANIĞI DİYE SURİYELİ GETİRDİLER

Televizyonda çocukların olduğu kışla gösteriliyor. İki gün morglarda oğlumu aradık. Silivri’de olduğunu öğrendim. Çocuğun belinde, omuzlarında yara olmuştu, siyahlaşma vardı. Korkusundan söylemedi önce. 5 gün sonra öğrendim, erleri zaten hep dövmüşler. Mahkemede görgü tanığı olarak Suriyeli birini getirmişlerdi. Alnına Türk bayrağı bağlamıştı. “Biz şehadet şerbeti içtik” diyordu. Tepki gösterdim, hakim dışarı atın bunu dedi.

Mustafa’ya önce ağırlaştırılmış müebbet verdiler, sonra müebbete çevirdiler. Bugün olsa Mustafa’yı yine askere gönderirim. Bir küçüğünü askere gönderdim geçen sene, Muğla’da yaptı geldi, onun küçüğünü de gönderirim. Yani kimseye kalmaz bu dünya.

Mustafa Polat, İstanbul Metris Kışlası.

ADALET ARADIM BULAMADIM

Gitmediğim yer kalmadı. Adalet aradım, adaletin kimde olduğunu göremedim, nerede olduğunu bulamadım. Belli kurumlara gittim, vekillere gittim, baştaki partiye de gittim. Kayseri’de, Ankara’da CHP’den, MHP’den görüşmediğim vekil kalmadı. Dışarıda farklı, içeride farklılar. Bizi dinliyor, yardımcı olacağım diyorlar. Sonra… Ben adalet olmayan bir ülkede yaşıyorum. Adalet sadece 300 milletvekiline ve saraya verilmiş. Canımız yanıyor, gücümüz yetmiyor. 39 ay oldu çocuklar gireli. Adalet var mı yok mu size soruyorum. Bunlar sebep olanlara, 4-5 günlük erleri içeride tutanlara, Allah onlara da ciğer acısı versin. İnim inim inletsin.

TERHİS OLMASINA 90 GÜN KALMIŞTI

Köprü davasında yargılanan Tunahan Kurt’un babası İsmail Kurt:

Adana Seyhanlıyız. Üç oğlum var. Kereste fabrikasında çalışıyorum. 2.200.000 TL maaş alıyorum. Oğlum 15 Temmuz’dan beri Silivri Cezaevinde. Terhis olmasına 90 gün kalmıştı. İstanbul Kartal Maltepe Nurettin Maraşel Kışlasında askerdi. Acemi birliğini Etimesgut’ta yaptı. Yemin törenine gitmiştik. Bize, evlatlarınızı burnu kanamadan sağ salim size teslim edeceğiz diye söz verdiler. Çocuklarımız tatbikat emriyle dışarı çıkarılıyor. Sonunda da başımıza gelen; çocuğumuz vatan haini olarak ilan edildi. Ceza verecek hiçbir şey bulamadılar. Balistik temiz, her şeyi temiz.

Oğlum tehlikeyi gördükten sonra götürüldükleri aracın içine giriyor ve teslim ol çağrısına kadar çıkmıyor. Buna rağmen Silivri 25. Ağır Ceza Mahkemesi Temmuz 2018’de terör örgütüne yardım ve yataklıktan 17,5 sene ceza verdi. Köprü davasında en az cezayı alan biri de oğlumdur. O da daha çok ceza alan arkadaşlarına üzülüyor.

Tunahan Kurt babasıyla bilikte. Silivri Cezaevi.

KÖPRÜYE VARDIKLARINDA SAAT 02.19

Kışladan saat 10’da çıkmışlar, 2.19’da köprüye geliyorlar. O zamana kadar zaten darbe olduğu ortaya çıkmıştı. Ama çocuklara ta Maltepe’den köprüye gelene kadar hiçbir güvenlik gücü dememiş ki ‘siz nereye gidiyorsunuz, darbe yapılıyor.’ ZPT araçlarıyla gittikleri için ‘nereye gittiğimizi bilmiyorduk. İnince anladık köprüde olduğumuzu’ dedi. Köprüye en son varıyor oğlumun aracı. Önce araçtan inmişler. Her taraf hengame. ‘IŞİD aramıza girmiş, canlı bomba var, halktan uzak durun’ diyorlar. Oğlumun miğferine iki kurşun isabet ediyor. Ama galiba yorgun mermi idi, yoksa çelik miğferi deler geçerdi, sadece yandan biraz içine doğru çökmüştü. Sonra oğlum araçlardan birinin içine giriyor ve bir daha da çıkmıyor. Silahının da bir parçasını söküyor ki kullanılmasın. Yani daha bu çocuklar ne yapsın ki! Aracın içine giriyor, çıkmıyor, silahını bir parçasını söküyor. Bir erden nasıl darbeci olabilir ki…

HER ŞEYİ DEVLET YAPTI

Oğlumu devlete emanet ettim, devlet benden aslan gibi oğlumu aldı, vatan haini yaptı. Oğlumun askerlik yapmasını ben seçmedim, kışlasını, komutanını seçmedim. Hiçbir şey benim elimde değildi. Zaten öyle bir imkanım olsa memleketimde yaptırırdım. Her şeyi devlet yaptı.

12 TAKSİTLE KRAMPON ALDIM

Tunahan okumadı, futbolcu olacağım dedi. Güzel de yeteneği vardı. Sol ayaktı kendisi. Seyhan Belediyespor’da oynadı. Gün geldi, 12 taksitle ayağına krampon aldım. Futbolu çok seviyor, burada da ümit vaad ediyor diye. Başardı da ama askerlik oğlumu benden aldı götürdü gitti.

BOLD ÖZEL

Ümit Horzum mahkemede konuştu: Kaçırıldım, işkence gördüm

Siyah Transporter’la kaçırılan Ümit Horzum, tanık olarak çıkartıldığı mahkemede yapılan işkenceleri anlattı, ‘100 kişinin ismini imzalattılar’ dedi ve ifadeleri reddetti.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL- Ümit Horzum, Ankara’da siyah Transporter araçla Gülen Cemaati üyesi olduğu iddia edilerek 6 Aralık 2017’de kaçırıldı. Horzum’a benzer biçimde 30’dan fazla kişi Gülen Cemaati üyesi olduğu için kaçırılmıştı. Bu kişilerden aylarca haber alınamadı. Bazıları ise halen kayıp.

Horzum kaçırıldıktan 132 gün sonra Ankara Emniyetinde ortaya çıktı. Horzum’un imzaladığı ifade tutanakları nedeniyle çok sayıda kişi Gülen Cemaati üyesi oldukları gerekçesiyle tutuklandı. Bunlar arasında kamu çalışanları da vardı.

Horzum geçtiğimiz günlerde Ankara’da bir duruşmaya çıktı. Duruşmada yargılanan kişi, Horzum’un verdiği ifadeler nedeniyle Gülen Cemaati üyesi olmakla suçlanıyordu. Bu Türkiye’de terör örgütü üyesi olmak anlamına geliyor.

Savcılık tarafından “tanık” sıfatıyla çağrılan Horzum, imzaladığı ifadeleri reddetti ve kaçırılıp işkence gördüğünü ilk kez anlattı.

Horzum’un kaçırıldığı 132 gün boyunca yaşadıkları özet biçiminde de olsa Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinin duruşma tutanaklarına yansıdı.

Tutanaklara yansıyan o bölüm şöyle:

“Ben huzurda bulunan sanığı tanımam, 06/12/2017 tarihinde arabamla seyir halindeyken Etlik’te bir araç önümü kesti, araçtan inen birkaç kişi beni arabaya bindirip götürdüler, kafama çuval geçirip götürdüler, 16/04/2018 tarihinde bu şahıslar tarafından Ankara Emniyet Müdürlüğündeki personele teslim edildim, daha öncesinde işkence gördüm. Emniyette de psikolojik işkence bana yapıldığı için söylemediğim şeyler söylenmişim gibi yazıldı ve teşhis etmediğim halde teşhis tutanağı bana imzalatıldı, ayrıca Emniyete beni getirmeden önce kaçırıldığım kişiler tarafından ne ifade vermem hususunda bana tehdit ile yönlendirme yapıldı. Ayrıca şunu söylemek isterim, bu ifade benimle birlikte hazır bir şekilde emniyete teslim edildi.”

100 KİŞİLİK LİSTE

Horzum devamında, kendisine imzalatılan hazır ifade tutanağında kaç kişinin isminin bulunduğunu tam olarak bilmemekle birlikte 100 kişi olabileceğini de söyledi.

KAÇIRILANLARDAN ÇOK AZI KONUŞABİLDİ

Siyah Transporter’la kaçırılanlardan çok azı konuşma fırsatı bulabildi. Kaçırılanlardan uzun süre haber alınamıyor, ardından aylar sonra Emniyet’e teslim ediliyorlar. Sonrasında ise çoğu tutuklanıyor.

Tutuklananlar hücrelerde tek başlarına tutuluyor ve aileleri ya da avukatlarıyla yalnız görüşmelerine izin verilmiyor. Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi, 2019 yılı Şubat ayında kaçırılan 6 kişiyle ilgili bir rapor yayınladı.

13 Şubat 2020’de yayınlanan ve Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusuyla iletilen raporda; avukat ve aile görüşmelerinde sürekli olarak polis ya da gardiyan bulundurulduğu, bu durumun kurbanların yaşadıklarını anlatmalarına engel olduğu belirtildi.

Raporda ayrıca,  kaçırılan kişilerin özgürce kendi avukatlarını tutamadıkları, kendilerine belli avukatları seçmeleri yönünde baskı yapıldığı belirtildi.

KONUŞABİLENLERİN ANLATTIKLARI AYNI

Ayten Öztürk, Zabit Kişi ve Gökhan Türkmen yaşadıklarını anlatabilen kurbanlardan üçü.

13 Mart 2018’de kaçırılıp işkence merkezine getirilen Ayten Öztürk bunlardan biri. Öztürk’ün, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 6 aylık işkence süresiyle ilgili anlattıklarının bir kısmı şöyle:

“İşkence odasına gözlerim bağlı götürülüyordum. Önce üstümü soyuyor, sonra da askıya alır pozisyonda ellerimi duvardaki demir halkalara kelepçeliyorlardı. Çıplak bedenimin hemen her yerine elektrik cihazı ile bastırıp bir süre tutuyorlardı. Bunu yaptıklarında tüm bedenim titreyerek sarsılıyor, son sesimle çığlıklar atıyordum. Bayıltıncaya kadar bunu tekrar tekrar yapıyorlardı. Elektrik cihazıyla bedenime bastırdıkları her yerde iki tane yarık gibi noktalar oluşuyordu. Aralarında 2 cm. olan izler. Tutuklanıp hapishaneye geldiğimde arkadaşlarım vücudumdaki yara bere izini saydı. 898 yara-bere vardı. Bayılacak hale geldiğimde beni banyo-tuvaletin olduğu yere götürülüp tazyikli suyla işkenceye devam ediyorlardı. Saatlerce suyla boğma işkencesi yaptıkları oluyordu. Günün geri kalan vakitlerinde de hücreye ya da tabut biçimindeki bir bölmede saatlerce ayakta tutuyorlardı. Tabut denilen yerde hareket etmek imkansızdı. Hücrede ise her fırsatta kapıyı açıp kaba dayak, tehdit ve küfürler oluyordu.”

Kurbanlardan bir diğeri ise Zabit Kişi’ydi. 30 Ekim 2017’de kaçırılan Zabit Kişi’nin duruşmada anlattıkları da benzer biçimde ürkütücüydü:

“Ölmek için can atıyordum. Canına kıyan insanları artık yadırgamıyordum, 3 metrekarelik güneş ışığının girmediği mezar gibi yerde, 108 gün sistematik bir şekilde fiziki ve psikolojik işkence gördüm. İşkenceyle yetinmeyip yurt dışında yaşayan eşim ve çocuklarımla ilgili, birilerine para vererek zarar verdirme, ortalık malı yapma ve kaçırarak bana yaşattıklarını onlara da yaşatma tehdidinde bulundular. İşkence yapmadıkları zamanlarda konteynerın diğer hücrelerinde işkence gören, sakat olan insanların sesini duyuyordum. Bu süre zarfında 105 kilodan 75 kiloya düştüm.”

Gökhan Türkmen ise yaşadıklarını anlatabilen son kurbandı. 7 Şubat 2019’da kaçırılan Gökhan Türkmen, işkence merkezinde 9 ay geçirdikten sonra Emniyet’e teslim edilmişti. Türkmen, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıktığında, kaçırıldığını ve yaşadığı işkenceleri anlatıp salonda bulunan Ayşegül Yılmaz isimli avukata dönerek, “Bu avukatı azlediyorum, bu avukatı ben bulmadım.” demişti.

Böylece ilk kez kaçırılan kişilere devlet yetkililerinin zorla ve belirli avukatlar ayarladıkları kesinleşmiş oldu. Ayarlanan avukatların Ankara’daki Milliyetçi Avukatlar Grubu üyesi olmaları da dikkat çekici bir nokta.

Ankara’daki işkence merkezinde 6 ay işkence gören Ayten Öztürk her şeyi anlattı

Zabit Kişi işkencede geçen 108 günü anlattı: İntihar edenleri artık yadırgamıyorum

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Hamile tutuklu Elif Tuğral bu sabah doğum yaptı: Oğlumu kucağıma aldım…

Hamileliğinin son dört ayını cezaevinde geçiren Elif Tuğral, bu sabah oğlu Vehbi Enes’i dünyaya getirdi. Tuğral doğuma başında 8-10 asker ve gardiyanla girdi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL- 5 aylık hamileyken tutuklanıp İzmir Şakran Cezaevine gönderilen Elif Tuğral bu sabah 10.30’da İzmir Yeşilyurt Devlet Hastanesinde doğum yaptı. Bir erkek çocuk dünyaya getiren Tuğral’ın ve bebeğinin sağlık durumu henüz bilinmiyor. Başında yaklaşık 8-10 askerle asker ve gardiyan ile doğuma giren Tuğral’a annesinin refakat edebilmesi için savcılığa izin başvurusu yapıldı.

Oğlunu kucağına alan baba Nuri Tuğral, “Oğlumu kucağıma aldım. Sağlıklı görünüyordu. Eşimi henüz göremedim. Tahliyesi konusunda yetkililerin gerekli hassasiyeti göstereceğine inanıyorum” dedi.

Ev hanımı Tuğral’ın Hilmi adından bir erkek çocuğu daha bulunuyor. Cemaat soruşturmaları kapsamında 10 Ekim 2019’da tutuklanan Elif Tuğral, İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesince 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Halen Şakran Cezaevinde tutuklu bulunan Tuğral’ın dosyası İstinaf’ta bulunuyor.

Elif-Nuri Tuğral’ın çocukları Vehbi Enes Tuğral. 21 Şubat 2020

 

9 aylık hamile tutuklu Elif Tuğral’ın eşi: Mağduriyetimizi duyun!

Düşük tehlikesine rağmen 5 aylık hamile kadın tutuklandı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Yakışıklı” kod Komiser Turgay Atılır: Fason bir kahramanın hikayesi

“Yakışıklı” lakaplı komiser Turgay Atılır; “kaçakçılık”tan ihraç edildi, kumpas mağduru olarak döndü, 15 Temmuz’da kahraman madalyası verildi, çete üyeliğinden tutuklandı.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL – Turgay Atılır 2005 yılında Polis Akademisinden mezun oldu ve Emniyet bünyesine katıldı. Van’da görev yaptığı sırada kaçakçılık operasyonunda tutuklandı ve ihraç oldu.

Atılır’ın da içinde bulunduğu polisler Van Başkale’de 107 koli kaçak sigara paketine el koymuş ancak bunu tutanaklara 41 olarak geçirmişlerdi. Kalan 66 koliyi satmak isterken yakalanmışlardı.
Savcılık olayı derinleştirdiğinde bunun bir şebeke şeklinde ve sürekli olarak yapıldığını, bazı polislerin işi suç örgütü haline çevirdiklerini tespit etti. Komiser yardımcısı Turgay A., polis memuru Numan K. ile Mehmet Ali Ş. bu suç nedeniyle sigara kaçakçısı Mehmet S. ile beraber suçüstü yapılarak tutuklandılar.

YILLAR SONRA MAĞDUR OLDU

17/25 Aralık yolsuzluk operasyonlarından sonra Emniyet kadroları altüst edildi, binlerce polis sürgüne gönderildi, yüzlerce polis açığa alındı. Bu süreçte “kumpas” sözcüğü Türkiye’nin gündemine hemen her alanda sokuldu.

(Milliyet gazetesinde 2013 yılında konuyla ilgili yayınlanan haber. Turgay Atılır sağ başta görünüyor)

TSK’dan sonra Emniyet’te de kumpasa uğrayanlar olduğu iddia edildi ve “kumpas mağduru emniyetçiler” denilerek, daha önce Emniyet’ten çeşitli suçlamalarla ihraç edilmiş kişiler geri alındı.
Kaçakçılıktan ceza almış ve ihraç olmuş Turgay Atılır da bunlardan biriydi.  2013’te kaçakçılıktan ihraç olduğu emniyete 2015’te kumpas mağduru olarak döndü.

Turgay Atılır, en büyük atılımını ise 15 Temmuz’la yaptı.

15 Temmuz’da Marmaris’te Erdoğan’ı kaçırmaya çalıştığı iddia edilen askerlerle çatıştığı hikayesiyle kamuoyunun önüne çıktı.

Ardından madalya ile ödüllendirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından verilen “Devlet Övünç Madalyası” Ödülü, 2018 Yılında Muğla Valisi Esengül Civelek tarafından Turgay Atılır’a törenle takıldı.

KAHRAMANLIK HİKAYESİYLE PARA BASMAYA BAŞLADI VE YİNE TUTUKLANDI

Turgay Atılır, Marmaris Davası’nda birbirinden şaibeli ifadeleri ve tutarsızlıklarıyla tartışılan sözde kahramanlık hikayesiyle, tutuklu askerler aleyhine de şahitlik yaptı. Askerler polislerle çatışmadıklarını söylediler ve balistik inceleme talep ettiler. Ancak o inceleme reddedildi.

Turgay Atılır artık bir kahramandı. Ve hayatı özellikle ekonomik anlamda büyük değişim yaşamaya başladı. Sözde kahramanlığının sağladığı krediyi sonuna kadar kullanmaya kararlı olan Atılır’ın eski alışkanlıklarına geri dönmesi uzun sürmedi.

18 Şubat 2020’de “Kurt Kapanı” adı verilen ve 4 ilde düzenlenen operasyonda, internet üzerinden yasa dışı bahis oynattıkları iddiasıyla 14 şüpheli gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlardan biri Marmaris Emniyetinde görevli komiser yardımcısı “yakışıklı” lakabıyla bilinen Turgay Atılır’dı. Çete üyelerinin banka hesaplarında 60 milyon liralık hareket tespit edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından “Devlet Övünç Madalyası” ile ödüllendirilen 15 Temmuz’un kahramanı üst düzey çete üyeliği suçlamasıyla tutuklandı.

Çete üyeliğinden tutuklanan komiser yardımcısı Turgay Atılır’ın Erdoğan tarafından verilen Devlet Övünç Madalyası henüz geri alınmış değil.

Ancak “yakışıklı”nın hikayesi polis-kaçakçı-komiser-çete lideri şeklinde hem “mesleki” dünyada hem “yeraltı dünyasında” ilerlemeyi sürdürüyor…

Okumaya devam et

Popular