Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Erdoğan’ın korumalarından KHK’lı Yarbay Mehmet Alkan’a not: “Reis özür bekliyor”

KHK’lı Yarbay Mehmet Alkan, Şırnak’taki çatışmada şehit olan kardeşi Ali Alkan’ın cenazesinden sonra yaşadıklarını ‘Ali’m ve Sonrası’ adlı kitabında yazdı. Alkan, cenazedeki sözlerinden dolayı Tayyip Erdoğan’ın korumalarından “Reis özür bekliyor” notu aldığını belirtti.

BOLD 15 Temmuz üzerinden sahte kahramanlıklar oluşturulmaya çalışıldığını kaydeden Alkan, “O gece kaldırımdan düşenler, amcaoğlundan dayak yiyenler, Nene Hatun’lar bir tutulan sahtekarlar kahraman ilan edildi” dedi.

2015 yılında Şırnak’ta çıkan çatışmada şehit olan Ali Alkan’ın ağabeyi KHK’lı Yarbay Mehmet Alkan, kardeşinin cenazesinde söyledikleri nedeniyle KHK ile görevinden ihraç edildi. Konuşmalarından dolayı medya ve iktidar tarafından hedef gösterilen Alkan, yaşadıklarını ‘Ali’m ve Sonrası’ adlı kitapta topladı. Alkan kitabında, askerlik yıllarında yaşadıklarını, kardeşinin cenazesinde sarf ettiği sözlerinden sonra iktidar tarafından hedef alınmasını ve KHK ile ihraç edilme sürecini anlatıyor.

CENAZEDE NE OLDU?

Alkan, kitabında kardeşinin cenazesinde yaşadıklarını şu sözlerle aktardı: “Ön saftayken bir baktım epey gerilere gitmiştim. Cenaze namazı başlayacakken bir milletvekili korumalarının kalabalığı ite kaka ön safa geçmeye çalıştığını, buna karşın kalabalıktan tepki verildiğini, itişme sırasında elimin üst tarafında çizilmeler olduğunu farkettim. Fiziki ortamın hareketlenmesiyle o tarihe geçen sözleri sarf ettim.”

NİYET VATAN DEĞİL İKTİDARMIŞ

Cenazede yaşanan olayların sebebini Alkan şu şekilde anlatıyor: “O gün orada gelen olayların başta gelen sebebi ‘askerlik yan gelip yatma yeri değil’ derken siyaseti şehit cenazelerinde ön safta yer tutma yeri olarak gören siyasilerdir.”

Çözüm sürecine ilişkin Erdoğan’ın tutumunu eleştiren Alkan, 7 Haziran seçimlerinde AKP’nin tek başına iktidar olamamasıyla çözüm süreci öncesi söylediklerinin yalan olduğunun ortaya çıktığını belirtti. Alkan “Niyet önce vatan değil önce iktidarmış, maksat analar ağlamasın değilmiş” ifadelerine yer verdi.

PAŞA: ÖZÜR DİLE

Cenaze töreninden bir süre sonra jandarmanın bir generalin kendisini ziyaret ettiğini belirten Alkan “İki sayfalık bir metin hazırlamış, özür metni, yok efendim ben dediğimi bilmiyorum da çok özür dilerim de ve benzeri bir metin. Dedim özür dileyecek bir şey yapmadım. İlla bir açıklama yapılacaksa siz bir açıklama yapın ve deyin ki ‘evet personelimiz haklıdır ve biz de arkasındayız” diye kitabında belirtti.

KORUMALARDAN NOT

Erdoğan’ın korumaları tarafından arkadaşının iş yerine not bırakıldığını ifade eden Alkan kitabında şu ifadelere yer veriyor: “Cenaze töreninden 2 ay kadar sonra bir arkadaşım aradı, çalıştığı büroya gelen Erdoğan’ın korumalarından birisinin ‘Reisin özür beklentisi içerisinde olduğunu’ yazan bir not bıraktığını söyledi.”

SAHTE KAHRAMANLAR

15 Temmuz darbe girişimine de kitabında yer veren Alkan “15 Temmuz üzerinden bir kahramanlık yaratılmaya çalışıldı, güney doğuda mermi yemesine rağmen yüzde kırk malul olmadığı için gazi olamayanlar varken o gece kaldırımdan düşenler, amcaoğlundan dayak yiyenler, Nene Hatun’la bir tutulan sahtekarlar kahraman ilan edildi” ifadelerini kullanıyor.

Mümtaz’er Türköne, hapisliği yazdı: Zeytin çekirdeklerinden tespih yapıp sevdiklerime gönderiyorum, kütüphanemdeki kitapları özlüyorum.

Gündem

Barolardan ortak bildiri: Tarihin en ağır yargı krizini yaşıyoruz

25 baronun imzasını taşıyan sonuç bildirgesinde, “Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en ağır yargı krizini yaşamaktadır. HSK, tamamen siyasileşmiş ve yürütmenin yargıçlar üzerindeki baskı mercii haline geldi” denildi

BOLD – İzmir’de yapılan Ege, Akdeniz, Marmara Genişletilmiş Baro Başkanları Toplantısının ardından açıklanan 7 maddelik sonuç bildirgesinde, Yürütmenin yargıya doğrudan müdahalesinin kabul edilemez boyuta ulaştığı, HSK’nın tamamen siyasallaştığı vurgulandı.

Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Burdur, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Antep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kırklareli, Kocaeli, Manisa, Mersin, Muğla, Urfa, Tekirdağ, Van ve Yalova barolarının imzalarını taşıyan 7 maddelik bildirge şöyle:

HSK MEVCUT YAPISIYLA TAMAMEN SİYASİLEŞTİ

“1- Son dönemde, kamuoyunun dikkatle takip ettiği toplumsal önemi haiz davalarda yaşanan hukuksuzluklar ve yürütmenin yargıya doğrudan müdahalesi anlamına gelecek uygulamalar kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. HSK, mevcut yapısıyla tamamen siyasileşmiş ve yürütmenin talimat niteliğindeki açıklamalarını görev addederek bağımsız yargıçlar üzerinde bir baskı mercii halini almıştır. Barolarımız bu duruma karşı hukuk devletini sonuna kadar savunmakta ve avukatları hukuksuzluğun şahidi konumuna indirgeyen her türlü yaklaşımı temelden reddetmektedirler.

AİHM KARARLARININ UYGULANMAMASI DAHİ OLAĞAN HALE GELDİ

2- Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en ağır yargı krizini yaşamaktadır. Mahkemeler verdikleri kararlar sonrasında dağıtılmakta, karar veren yargıçlar hakkında henüz imzalarının mürekkebi dahi kurumadan soruşturmalar açılmakta, yargıç bağımsızlığı ilkesi her geçen gün yeni bir örnekle ihlal edilmektedir. Bugün, Yüksek Mahkeme ve AİHM kararlarının uygulanmaması dahi olağan hale gelmiştir. Toplumun her kesiminden yurttaşlar, hukuk güvencesinin ortadan kalktığı bir ortamda hayatlarına devam etmektedirler. Bizler aşağıda imzası olan Baro Başkanları, Türkiye’yi evrensel hukukun tüm usul ve kurallarıyla uygulandığı çağdaş bir ülke olmaktan çıkarmaya yönelik her türlü girişimin karşısında olacağımızı bir kez daha deklare ediyoruz.

TÜM KURUMLAR ANAYASAL SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMELİ

3- Barolar, yurttaşların özgürlük arayışında onlara ses verebilen yegane kurum hüviyetini almış durumdadırlar. Bizler, yurttaşların demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinde yaşamalarının garantisi olmaya devam edeceğiz. Bu bağlamda; tüm kişi, kurum ve kuruluşların anayasal sorumluluklarını yerine getirmesi için yılmadan çalışmaya söz veriyoruz. Barolar, halkın adalet arayışının temsilcisi sıfatıyla Avukatlık Kanunu uyarınca görevlendirildikleri tüm alanlarda, her türlü yapıcı çalışmayı sürdürecektir.

TÜRKİYE, DÜNYANIN EN BÜYÜK AVUKAT HAPİSHANELERİNDEN BİRİ HALİNE GELDİ

4- Türkiye, son yıllarda yaşadığı demokrasi krizi ile dünyanın en büyük avukat hapishanelerinden biri haline gelmiştir. Meslektaşlarımız, mahkemelerin etki altında bırakıldığı bir ortamda yargılanmakta, usul hukukunun dahi doğru düzgün uygulanmadığı mahkemelerde hüküm giymekte ve avukatlara pek çoğu mesleki faaliyet gereği gerçekleştirdikleri fiiller nedeniyle çok ciddi cezalar verilebilmektedir. Bugün yaşanan Türkiye gerçekliği, meslektaşlarımızın adil yargılanmaya dair talepleri için açlık grevine girdiği bir ülkeyi yansıtmaktadır. Dosyaların esasına girmeksizin mahkemeleri, avukat yargılamalarının tümünde evrensel hukukun zorunlu kıldığı tüm kuralları eksiksiz şekilde yerine getirmeye, her türlü siyasi etkiye karşı koymaya davet ediyoruz. Cezaevindeki avukatların yaşadığı bu süreç, meslektaşlarımızın sağlığına zarar gelmeden demokratik usuller içinde çözülmek zorundadır.

5- Avukatların gerek ekonomik yararları gerekse gündelik iş hayatlarının kolaylaştırılması için gerekli uygulamalarda ortaklaşma kararı alınmıştır. Bu kapsamda, bazı barolarımız tarafından uygulamaya konulan barolar üzerinden ihtarname gönderilmesi çalışmalarının yaygınlaştırılmasına karar verilmiştir.

BAKANLIĞIN STAJYER AVUKATLARA AYRIMCILIĞINI KABUL ETMİYORUZ

6- Stajyer avukatların yaşadığı ekonomik sıkıntılar ortada iken Adalet Bakanlığının stajyer avukatların maaş alamayacağına dair görüşü genç meslektaşlarımız için ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Hakim ve savcı stajyerlerine maaş vermekte beis görmeyen Adalet Bakanlığının stajyer avukatlara ücret ödenmesine karşı çıkmasını kabul etmiyoruz. Söz konusu ayrımcı uygulama derhal sonlandırılmalıdır.

AVUKATLARIN MAĞDURİYETLERİ ARTARAK DEVAM EDİYOR

7- Avukatlar gerek mahkeme kalemlerinde, gerekse cezaevi ve geri gönderme merkezi gibi kapatılma kurumlarında birbirinden farklı ve çoğu zaman keyfi uygulamalara maruz bırakılmaktadırlar. Pilot icra uygulaması gibi kimi yenilikler avukatların yaşadığı sıkıntılar dikkate alınmadan sürdürülmekte ve meslektaşların yaşadığı mağduriyetler her geçen gün artarak devam etmektedir. Söz konusu hatalı ve keyfi uygulamaların sonlandırılması için resmi kurumlar barolarla iletişime geçmek zorunda olup mevzuatlarını yeknesaklaştırmalıdırlar. Biz aşağıda imzası olan Baro Başkanları olarak, avukatların meslek hayatında yaşadığı ve sürekli hale gelmeye başlayan her türlü keyfi uygulamaya karşı birlikte hareket etmeye söz veriyoruz.”

Kılıçdaroğlu: Ekonomi perişan, mutfaklarda yangın var, ne darbesi Allah aşkına?

Okumaya devam et

Gündem

SGK’da ‘asalet’ için emekliye yüzde 5’lik sağlık kesintisi hazırlığı

CHP’li Mehmet Güzelmansur, SGK’da vekillikten asalete geçmek isteyen yöneticilerin sosyal güvenlik destek primini geri getirmek, sağlık kesintilerini artırmak ve ölüm aylığı bağlanmasına yaş sınırı koymak için hazırlık yaptığını belirtti.

BOLD – Neredeyse bütün birimleri vekaletle yönetilen Sosyal Güvenlik Kurumu’nda (SGK) idarecilerin asil unvanı kazanabilmek ve kamuya kaynak oluşturmak için emeklilerin belini daha da bükecek kanuni düzenleme yarışına girildiği ileri sürüldü.

DESTEK PRİMİ DÖNÜYOR, SAĞLIK KENTİSİ YÜZDE 5’E ÇIKIYOR

Sözcü’den Saygı Öztürk’ün haberine göre iddiayı dillendiren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, “Destek primi geri dönüyor, ölüm aylığında eşe yaş sınırı geliyor, sağlık kesintisi de yüzde 5’e çıkacak” diye konuştu.

SARAY VE ÇEVRESİNE KAYNAK İÇİN ÇALIŞMA YAPILIYOR

Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü ve Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü’nde emekli vatandaşlar aleyhine hazırlık yapıldığını söyleyen Güzelmansur, “Şimdiden uyarıyoruz. Kamu yönetiminde israfa son vermeyen, lüksten taviz vermeyen, kamu gelir gider dengesini bozan Saray ve çevresine kaynak yaratmak için emeklilerin belini bükecek çalışmalar yapılıyor” dedi.

2016’DA TAMAMEN KALDIRILDI ŞİMDİ GERİ GETİRMEK İSTİYORLAR

CHP’li vekilin ikaz ettiği düzenlemelerin ayrıntıları ise şu şekilde:

“Çalışmalardan ilke Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ödemesinin geri getirilmesi. Emeklilik sonrası esnaf olarak çalışmaya devam edenlerden 2015’e kadar yüzde 15 oranında SGDP kesiliyordu. Sonra oran yüzde 10’a düşürüldü, 2016’da da tamamen kaldırıldı. SGK’nın ‘vekil yöneticileri’ şimdilerde bunu geri getirmek için kanun değişikliği çalışması yapıyor.

ÖLÜM AYLIĞINA YAŞ SINIRI: 30 İLA 35 ÖNCESİ ÖNGÖRÜLÜYOR

SGK ölüm aylığına yaş sınırı getiriyor. Mevcut durumda SGK’lının vefatı halinde eşine şartsız ölüm aylığı bağlanıyor. SGK’nın yaptığı hazırlıkta ise eğer vefat edenin eşi belli bir yaşın üstünde değilse aylık bağlamamayı öngörüyor. 30-35 yaş gibi bir sınır getirilecek. Bunun altındaki dul eşe 30-35’ine gelene kadar ölüm aylığı bağlanmayacak.

AYLIK KESİNTİ ORANI ARTIYOR GEÇİM SIKINTISI KATLANIYOR

SGK’daki hazırlıklar içerisinde emekliler açısından en insafsızı sağlık kesintisi düzenlemesi. Vekil yöneticiler kendi ikballeri ve kamuya kaynak yaratmak adına emeklilerden aylık yüzde 5 sağlık kesintisi planlıyor. Çoğunluğu açlık ve yoksulluk sınırının altında gelirle yaşayan, ilaç parasını zar zor denkleştiren emekliler için böyle bir düzenleme vicdanla, adaletle bağdaşmaz.”

Hazırlanan ihale THK uçaklarını saf dışı etti

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

KHK’lı Vahap Salman: Hollanda’dan döndüğüme pişmanım

İlyas Salman’ın KHK’yla ihraç kardeşi Vahap Salman 1990’larda yaşadığı Hollanda’dan döndüğüne pişman. Salman, ağaç kökü yemekten başka yol bırakılmadığını belirtiyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL- İstanbul KHK’lılar Platformunun üyeleri arasında bulunan Vahap Salman, Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık görevlisi olarak çalışıyordu. 1 Nisan 2018’de çıkarılan 696 sayılı KHK ile ihraç edildi. Komünizm propagandası yapıyor diye 5 kişi tarafından şikayet edilmişti.

Ünlü sinema oyuncusu İlyas Salman’ın kardeşi Vahap Salman 2 yıldır Ankara-İstanbul arasında gidip gelerek yaşadığı haksızlıkla mücadele ediyor. Bir yandan da Harbiyeli Annelerin eylemlerine destek veriyor. Onu en son Ankara Büyükşehir Belediyesi eski başkanı İ. Melih Gökçek hedef gösterdi. Ankara metrosunda Harbiyeli Annelere destek verenlerin videolarını paylaştığı için trollerin saldırısına uğradı.

Uzun yıllar özel tiyatrolarda oyunculuk yapan Salman, ağaç kökü yemekten başka bir yol bırakmadıklarını belirtiyor ve 1990’lı yıllarda 7 yıl yaşadığı Hollanda’ya geri dönmeyi planlıyor.

AİLESİ DAĞILDI

İlyas Salman’ın en küçük kardeşi olan Vahap Salman 1966 Malatya Arguvan doğumlu. Türkmen Alevi bir köyden geldiklerini söylüyor. Annesi 11 çocuk dünyaya getirmiş. 7’si yoksulluktan, hastalıktan, kazalardan vefat etmiş. Kendisinin de 2 çocuğu var. Fakat bu süreçte yuvası da dağılmış. “Tencere kaynamayınca, sırtın pek olmayınca, kirayı ödeyemeyince böyle oluyor. Binlerce KHK’lı bu süreçte aynı durumu yaşadı. Bunlar bir travma. Bunu atlatırız bilmiyorum.” diyor. KHK’nın ne demek olduğunu ve bir KHK’lının yaşadıklarını kurdukları platformlarla duyurmaya çalıştıklarını söyleyen Salman 1990’lı yıllardan bugüne yaşadıklarını BOLD’a anlattı.

ZULME UĞRAYANLARIN HEP YANINDA OLDUM

Haksızlığın, adaletsizliğin, hukuksuzluğun olduğu her yerde zulme uğrayan insanların yanında olmak gibi bir düsturum var benim. Vicdanım da bana hep bunu emretmiştir. Adalet Yürüyüşüne de Melek Anne’nin haklı talebine omuz vermem gerektiğini hissettiğim için gittim. Sonrasında birkaç gün evden çıkamadım tedbiren. Çünkü yoğun saldırılar, tehditler vardı. İsim vererek hedef gösterme vardı.

KOMİSYONDAN RED ALDIM

Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ameliyathane ve strelizasyonda görevliydim. 1 Nisan 2018’de 696 sayılı KHK ile ihraç edildim. “Yasal yollar açık, gidin hakkınızı arayın” dediler. Ben de o gün bugündür hakkımı arıyorum. İdare Mahkemesinden ve OHAL Komisyonundan red kararı aldım. İstinaf Mahkemesine başvurmayı düşünüyorum ama gelişmeler neyi gösterir bundan sonraki süreçte bize o hak tanınır mı, geri döner miyiz, bu konuda emin değilim. Çünkü bana yapılan tamamen siyasi bir linçti.

Bizim aslında kimseyle bağlantımızın olmadığını çok iyi biliyorlar. Benim sosyalist olmam, İlyas abimin de sistemin dışında bir insan olması nedeniyle yapıldığına inandığım için mücadelem nereye varır, sonuç ne olur inanın ben de çok iyi bilemiyorum.

HASTANEDE ÇOK SEVİLEN BİR İNSANDIM

Ben hastanede çok sevilen, teşekkür belgeleri olan, sürekli takdir edilen bir insandım. Erkenden işime giden, steril makinalarının testlerini yapan, ameliyat odalarını hazırlayan bir insandım. Hocalar tarafından da çok sevilirdim. İhraç olduğumda kimse inanamadı. Hala ne gerekçesini söylediler, ne işime iade ettiler, ne de sonuç verdiler, sürünceme de bekliyorum.

Bizler şuna inanmıştık. Devlet suçun varsa seni cezalandırır ama suçun yoksa senin ekmeğinle oynamaz. Yani bana neden kast etsin ki, ben ne yaptım ki düşüncesi kafamı zorladı. Daha sonra şunu düşündüm, hayır böyle olmayacak. Ortada bir sürü hukuksuzluk var. Bu bana sıçradı bir şekilde. Öyleyse ne yapmam lazım, haklıyım, haklılığımla mücadele etmem lazım.

DEVLET BENİ NEDEN ATTI?

Kalktım Ankara’ya gittim.1,5 ay, kışın Ankara’da soğuklarda, hastane koridorlarında yatarak, arkadaşlarımın, dostlarımın yardımıyla bazen misafirhanelerde kalarak Meclis’te, Sağlık Bakanlığında, Adliye’de, Adalet Bakanlığında muhatap aradım. En azından bir gerekçe öğreneyim diye. Yani ben neden ihraç edildim, benim ne suçum vardı, ben devletime ne yaptım. Biz kamuda çalıştığımız için sürekli güvenlik soruşturması geçiren, sabıka kaydı sürekli takip edilen insanlarız. Benim hiçbir şeyim yok ki, beni neden attılar diye sordum. Kimlerle görüştüysem KHK işin içine girdiğinde insanlar sus pus oluyorlar. İnsanlar duvar gibi oluyor, o duvarın arkasına geçemiyorsunuz. Hiçbir somut bilgi alamıyorsunuz. Yani yaşadığım süreç buydu.

Daha sonra İstanbul KHK’lılar Platformu oluşturuldu. Ben de onun içinde yerimi aldım. Yeniden işimize, ekmeğimize, ailemize dönebilmek, sağlıklı bir gelecek kurabilmek için mücadele veriyoruz. İstanbul KHK’lılar platformu ayağımızda potin, sırtımıza gocuk, başımızda çatı. Birbirimizle dayanışarak, o komün kültürünü yeniden geliştirerek birbirimizi var etmeye çalışıyoruz. İnanın bana, 3,5-4 yıldır bu ülkede KHK soru var. Ve şimdiye kadar hiçbir KHK’lı taşkınlık yapmadı. Sadece haklarını savundu, haklarını aradı. Bunların görülmesi lazım.

KHK’NIN NE DEMEK OLDUĞUNU TOPLUMUN HAFIZASINA KAZIYORUZ

Bir defa toplum KHK’nın ne demek olduğunu bilmiyordu. Biz toplumun hafızasına KHK’nın ne olduğunu kazımaya çalışıyoruz, görünür olmaya, farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Yani bu toplumun ezberini bozmaya çalışıyoruz. Çünkü devlet bize siz teröristsiniz dedi. İnsanların kafasında bir getto oluşturdu, bizi de o gettoların içinde koydu. Biz bunu değiştirmekle mükellefiz. Sokaktaki insan bizim terörist olmadığımızı, bu ülkeye yıllarca emek veren insanlar olduğumuzu bilmeli.

Bunların içerisinde profesörler, akademisyenler, doktorlar, öğretmenler, güvenlik güçleri, askerler, sağlık çalışanları, yani anlatamayacağım kadar büyük bir kesimin içinden çıkmış büyük büyük beyinler var. Bu ülkeyi ihya edecek insanlar var, bu işten mağdur olanlar ve toplum bunu bilmiyor. Ben KHK’lıyım dediğimde başka bir şey zannediyor. İkincisi muhalefet olmamız lazım. Bu hukuksuzluk karşısında sesimizi duyurabilmek için bir çatıya ihtiyacımız var.

AĞAÇ KÖKÜ YİYORUZ

İş olarak hiçbir şey yapmıyoruz, ağaç kökü yiyoruz. Bize dayatılan şey bu. Biliyorsunuz bize bunu layık gördüler. Ağaç kökü yesinler dediler. Ben hasta ve yaşlı bakım sertifikası sahibiyim. MEB ve Halk Eğitim Merkezi tarafından verilmiş resmi belgem var. Bu tarz işler olunca gidiyorum, yoksa dostlarımın arkadaşlarımın desteğiyle ayakta durmaya çalışıyorum. Bir şair der ki, “Ömür umuttan önce bitmeli” Biz her türlü umuda sarılmak zorundayız. Her türlü umuda da sarılıyoruz. İnsanların ağzından çıkacak iki kelimeye bakıyoruz. Bir arkadaşım bana para gönderecekti. Çocuğu korkutmuşlar, demişler ki, ya sen ne yapıyorsun, onun hesabına para gönderirsen başın belaya girer. Düşünebiliyor musunuz yaşadıklarımızı.

DÖNDÜĞÜME PİŞMANIM

1989 yılında Avrupa’ya gittim ama hiç kendimi Avrupalı olarak görmedim. Dil öğrenmek gibi bir kaygım da olmadı. Bir kültür derneğinde çalıştım ama hep yurduma döneceğim günü hayal ettim ve döndüm. Şimdi pişman mısın deseler, evet pişmanım. 1989’daki geliş sebebim tiyatroydu. Çok da teklif aldım ama 7,5 yıl kaldıktan sonra döndüm. Fakat şimdi tekrar gitmeyi düşünüyorum. Uluslararası yaşlı bakım sertifikam var. Avrupa’da çok ihtiyaç olduğunu da biliyorum. Ayrıca tiyatro geçmişim var, zorlanacağımı zannetmiyorum. Ülkemin yarınlarının aydınlık olacağına inanıyorum. Bu umudumu korumak istiyorum. İçerideki, dışarıdaki bütün dostlarımızı KHK’lılara karşı duyarlı olmaya davet ediyorum.

Vahap Salman, İlyas Salman ve Talat Bulut

 

Bahçesaray’da 41 kişiyi çığ değil yolsuzluk öldürdü: Tüneli çaldılar

Okumaya devam et

Popular