Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Türkiye Varlık Fonu paralel bütçeye dönüştü

Borsa’da 10 milyar TL yöneten, paralel bütçe gibi hareket eden Türkiye Varlık Fonu’nun zor durumdaki şirketleri kurtarmaya başlaması yeni tartışmalar başlattı.

BOLD – Türkiye Varlı Fonu’nun (TVF) son dönemde özellikle inşaat ve enerji sektöründeki borçlu şirketleri kurtarmak için kullanılması yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Uzmanlar, yaklaşık 30 milyar dolar büyüklüğü olduğu tahmin edilen fonun “paralel” bütçe gibi çalıştığını belirtiyor ve sadece Borsa İstanbul’da 10 milyar TL yönettiğine dikkati çekiyor.

Deutsche Welle Türkçe’den Aram Ekin Duran’ın haberine göre, tüm varlıkları devlete ait şirket; banka, gayrimenkul ve sermayeden oluşmasına ve yönetim kurulu başkanlığını AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Başkanvekilliğini ise Erdoğan’ın büyük damadı, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yürütmesine rağmen TVF, “kamu kuruluşu” statüsünde değil.

SAYIŞTAY DENETİMİNDE DEĞİL

Dolayısıyla özel hukuk hükümlerine tabi olan TVF’nin denetimi de Sayıştay tarafından değil, bağımsız denetçiler tarafından gerçekleştiriliyor.

TVF’nin denetimi 6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da düzenleniyor.

Bu kanuna göre, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi, şirket tarafından kurulacak diğer şirketler, Türkiye Varlık Fonu ve Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kurulacak alt fonlar 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında kurumsal yönetim düzenlemelerine uygun olarak bağımsız denetime tabi bulunuyor.

“GİZLİ” İNCELEME RAPORLARI

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin devreye girmesiyle cumhurbaşkanlığına bağlanan TVF ve bünyesinde kurulan alt fonların mali tabloları ve faaliyetleri hakkındaki denetim ve inceleme raporları son olarak Ekim 2018’de “gizli” ibaresiyle Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine gönderilmişti.

Bugüne kadar TVF’ye Hazine’den 3.7 milyar TL’lik kaynak yaratıldı. Ayrıca Eximbank ve Halkbank’tan 1 milyar 50 milyon euro tutarında kredi alan TVF, Citibank ve ICBC’nin de (Çin Endüstrü ve Ticaret Bankası) aralarında bulunduğu bir konsorsiyumdan da 1 milyar euroluk kredi temin etti.

Ancak bugüne kadar elde edilen bu sermaye girişi, şirketin kuruluş misyonunda yer aldığı üzere Türkiye’nin stratejik varlıklarını geliştirmek veya önemli yatırımları için kaynak sağlamak yerine, kamuya karşı yükümlülüğünü yerine getirmeyen bazı şirketlerin bütçesini rahatlatmak için kullanıldı.

“PARALEL” BÜTÇE

Ekonomist Mustafa Sönmez, dünyada varlık fonu kuran ülkelere bakıldığında Suudi Arabistan ve Norveç gibi cari fazla veren ülkelerin öne çıktığına işaret ederek, “Yani varlık fonu kuran ülkeler Türkiye gibi cari açık veren, sermaye eksiği olan ülkeler değil; tam tersi sermaye fazlasını gelecek nesillere aktarmak üzere harekete geçen ülkeler oluyor” dedi.

Türkiye’deki varlık fonunun bu tür ülkelerdeki varlık fonları ile isim benzerliği dışında bir benzerliği olmadığını dile getiren Sönmez, “Türkiye’deki varlık fonu adeta bir paralel bütçe gibi çalıştırılıyor. Yani Hazine görünümünün bozulduğu durumlarda devreye sokulan bir ikinci bütçe gibi işlev görüyor” diye konuştu.

TVF Genel Müdürü Zafer Sönmez, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, İFM inşaatını üstlenen Ağaoğlu Şirketler Grubu (Akdeniz İnşaat), YDA ve İntaş’ın taahhütlerini yerine getirememesi üzerine 1.3 milyon metrekarelik kullanım alanı olan projenin yaklaşık 465 bin metrekarelik kısmının proje, hafriyat, arsa bedelleri ve bugüne kadar tamamlanan inşaat maliyetleri dahil olmak üzere 1.67 milyar TL karşılığında devralındığı ilan etmişti.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu da TVF’nin tartışmalı faaliyetlerini 4 Ekim’de Meclis gündemine taşımıştı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevaplaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren Bekaroğlu, İFM inşaatına ortak olunmasının nedenlerini sorarken, bu ortaklığın fonun kuruluş ve işleyiş amaçlarına uygun olup olmadığına ilişkin de açıklama yapılmasını talep etmişti.

2012 yılının Kasım ayında arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı yöntemiyle ihaleye çıkılan İFM projesinin tamamlanma tarihinin sürekli ertelendiğine işaret eden Bekaroğlu, “Projeyi üstlenen 3 firma taahhütlerini neden yerine getirememişlerdir? Gecikmenin sorumluları kimlerdir? TOKİ ve Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı bünyesinde bunlar hakkında herhangi bir araştırma ve soruşturma yapılmış mıdır?” sorularını sormuştu.

Henüz bu sorulara hükümetten yanıt gelmedi.

TVF’ye hakkındaki bir diğer soru işareti de enerji sektöründeki faaliyetlerine ilişkin ortaya çıkmış durumda.

Berat Albayrak’ın en son açıkladığı Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında TVF’nin enerji sektöründe yatırım yapmasının da önü açıldı. Fon; petrokimya, madencilik ve yerli kaynaklardan enerji üretimi projelerinde özel sektör veya yabancı sermaye iş birliğine dayanan “sıfırdan yatırım” projelerine yatırım yapabilecek.

Ancak TVF’nin faaliyetleri kapsamında algılanabilecek bu yetkinin yaklaşık 50 milyar dolarlık borcu bulunan enerji sektörü içerisinde batık kredileri olan şirketlere dönük bir finansal kaynak olarak kullanılabileceği belirtiliyor.

Varlık Fonu şimdi de yandaş medyanın patronunu kurtarmaya hazırlanıyor

İktisatçı Dr. Ali Rıza Güngen’e göre, TVF’nin yatırım yapacağı alanlar konusunda neyin “stratejik” olup olmadığını belirleme yetkisi sadece Erdoğan ve Albayrak’ta bulunuyor.

Bu nedenle elde edilen ve Sayıştay tarafından denetlenemeyen kaynakların kullanım alanlarına ilişkin soru işaretleri ortaya çıktığını dile getiren Güngen, öte yandan TVF’nin Borsa İstanbul’da yaklaşık 10 milyar TL’lik hisse yönettiğine de dikkati çekiyor.

Varlık fonu bulunan diğer ülkelerde fonun iç piyasada işlem yapmasının önünde çeşitli engeller olduğunu kaydeden Güngen, şunları söylüyor:

“Türkiye’de en başından beri böyle bir kısıtlama yok. Cumhurbaşkanı ve hazine bakanı tarafından yönetilen bir kurum olarak, borsada bazı şirketlerin değerini etkileyebilecek bir güce kavuşmuş oluyorsunuz. Yani hem doğrudan şirketlere yapılan para transferleri var, bir de böyle borsa üzerinden dolaylı olarak yürütülen faaliyetler var.”

Borsa İstanbul’a Varlık Fonu ayarı

Türkiye ekonomisini yeniden canlandırma hedefi ile Ağustos 2016 sonrasında faaliyete geçirilen TVF, o günden beri pek çok tartışmanın odağında yer aldı. TVF’nin toplam büyüklüğünün 30 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Fonun portföyünde öne çıkan bazı varlıklar ise şöyle:

THY’nin yüzde 49.12, Türk Telekom’un yüzde 6.68 ve Halkbank’ın yüzde 51.1 hisseleri ile Ziraat Bankası’nın, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO), Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ’nin (BOTAŞ), Posta ve Telgraf Teşkilatı AŞ’nin (PTT) ve Borsa İstanbul AŞ’nin Hazine’ye ait hisselerin tamamı ile Çaykur’un tamamı.

Bunlarla birlikte Milli Piyango ve Türkiye Jokey Kulübü tarafından düzenlenen çekiliş ve yarışların lisansları da TVF’ye devredilmiş durumda.

Ayrıca Mülkiyeti Hazineye ait Antalya, Aydın, İstanbul, Isparta, İzmir, Kayseri ve Muğla’da bulunan bazı taşınmazlar da yine TVF’ye aktarılmış bulunuyor.

Okumaya devam et
Reklamlar

Ekonomi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, lüks araçları satışa çıkardı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından israf olarak sergilenen araçlarla ilgili ilk adım atıldı. İBB’nin iştiraklerinden KİPTAŞ, makam aracı olarak kullanılan 3 lüks otomobili müzayedeyle satacak. 110 milyon lira gelir bekleniyor.

BOLD – İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraklerinden KİPTAŞ ilk kez gayrimenkullerini halka açık müzayedeyle satacak. Açık artırma usulü ile 28 dükkân, 19 arsa ve ihtiyaç fazlası 3 lüks aracın satışı 24 Ekim 2019 Perşembe günü saat 11.00’de KİPTAŞ Zeytinburnu Konferans Salonu’nda gerçekleşecek. KİPTAŞ’ın mülkiyetinde bulunan bu 3 lüks aracın daha önce İBB yöneticileri tarafından makam aracı olarak kullanıldığı öğrenildi.

Cumhuriyet’in haberine göre, KİPTAŞ tarihinde ilk kez yapılacak olan müzayedeye online olarak dünyanın her yerinden katılım sağlanabilecek. Müzayedeye katılmak isteyen tüm yurttaşlar talip olduğu her gayrimenkul için toplantı öncesinde geçici katılım teminatı ödeyerek teklif sunabilecek. Canlı yayımlanacak müzayedede yer alan ve 50 ile 180 metrekare arasında değişen 28 dükkânın 23’ü Bahçeşehir Vaditepe Konutları’nda, 5’i ise Bahçeşehir Gölevleri’nde yer alıyor. Çoğunluğu İstanbul’da yer alan arsaların bir kısmı ise Çanakkale’de.

REKABET ORTAMI OLACAK

Müzayede hakkında bilgi veren KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, “Müzayedeyle ciddi bir rekabet ortamı oluşturarak hem gayrimenkullerin gerçek değerinde satılmasını hem de böyle bir portföyümüz olduğundan herkesin haberdar olmasını amaçlıyoruz. İyi bir rekabet ortamı olursa mallar gerçek değerinde alıcıyla buluşur düşüncesindeyiz. Bundan sonra yapacağımız tüm işlemler müzayede formatında açık olacak” dedi.

LÜKS ARAÇLAR YÜK GETİRİYOR

24 Ekim’de gerçekleşecek müzayededen toplam 110 milyon lira gelir beklediklerini belirten Kurt bu geliri daha sonra yapacakları kentsel dönüşüm sosyal konut projelerinde kullanacaklarını açıkladı.

Kurt, lüks araçların ise şirkete mali açıdan yük getirdiğini kaydederek “Hem tasarruf, hem de kaynak üretmek amacıyla piyasaya arz ediyoruz. Araçların müzayedeye çıkışı toplam 500 bin lira ama daha fazla bir değere ulaşacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

Devletin e-haczi esnafa kepenk kapattırıyor

 

Okumaya devam et

Dünya

Almanya’dan Türkiye’ye silah ihracatı rekoru: 8 aydaki ihracat 14 yılın en yükseği

Almanya, Suriye operasyonu nedeniyle silah satışına getirilen kısıtlamaya rağmen bu yıl Türkiye’ye silah ihracatında rekor kırdı. Türkiye’ye silah satışları son 14 yılın en yüksek seviyesine yükseldi.

BOLD – Türkiye 2019 yılının ilk sekiz ayında Almanya’dan 250 milyon 400 bin euro değerinde silah ithal etti. Söz konusu rakam, henüz yıl sonu gelmemiş olmasına rağmen, Türkiye’nin 2005’ten bu yana en fazla ithalatı olarak kayıtlara geçti.

TÜRKİYE, ALMAN ÜRÜNLERİNİN BİR NUMARALI ALICISI

Almanya Ekonomi Bakanlığı’nın verilerine göre Berlin, Türkiye’ye geçtiğimiz yıl da 242 milyon 800 bin euro değerinde silah sattı. Bu da Almanya’nın toplam 770,8 milyon euro tutarındaki yıllık silah ihracatının yaklaşık üçte birine tekabül etmişti.

Ankara böylelikle geçen yıl Alman savunma sanayi ürünlerinin açık ara bir numaralı alıcısı oldu. Bu sene de, Suriye harekatı nedeniyle silah satışının kısıtlanması kararına rağmen Türkiye büyük ihtimalle yine birinci sırada yer alacak.

ALIMLARIN TAMAMINA YAKINI DENİZ KUVVETLERİNE

Almanya Ekonomi Bakanlığı, Türkiye’ye satılan silah türlerinin neredeyse tamamının deniz kuvvetleri için olduğunu da bildirdi.

Bu ürünlerin büyük olasılıkla Alman Thyssenkrupp şirketinin katkılarıyla Türkiye’de üretilen 214 sınıfı altı adet denizaltı ile bağlantılı olduğu tahmin ediliyor.

Almanya hükümeti söz konusu parçaların satışını 2009 yılında onaylamış ve bu ihracatı “Hermes kefaleti” denen ve Alman firmalarını dış müşterilerin ödeme yapamamasına karşı koruyan kefaletle güvence altına almıştı.

Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü verilerine göre Almanya; ABD, Güney Kore, İtalya ve İspanya ile birlikte Türkiye’nin en büyük beş silah tedarikçisinden biri konumunda bulunuyor.

MERKEL, PARLAMENTODA AMBARGOYU TEYİT ETTİ

Almanya “Barış Pınarı” harekatının ardından ülkesinin Türkiye’ye silah satışını yasaklayacağını duyurMUŞTU.

Merkel, parlamentoda yaptığı açıklamada da satışın durdurulacağını teyit etti ve “Jeolopolitik etkileri olacak. Almanya, Türkiye’ye bu şartlar altında silah vermeyecek” ifadelerini kullandı.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, geçen Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Suriye’de kullanabileceği silah ve teçhizatın satışına izin verilmeyeceğini duyurmuştu. Ancak diğer silahlar ve daha önce onaylanan satışlar bu karardan etkilenmiyor.

Bu sebepten dolayı Almanya’dan Türkiye‘ye, senenin sonuna dek silah gönderilmeye devam edilebilecek.

AB Liderler Zirvesi’nde gündemi: Brexit ve Türkiye’nin Suriye operasyonu

Okumaya devam et

Ekonomi

Devletin e-haczi esnafa kepenk kapattırıyor

Ekonomik kriz Anadolu’da kendisini ağır ağır hissettiriyor. Ekonomik kriz nedeniyle Mersin’de 7 binden fazla esnaf kepenk kapatırken, Kırıkkale’de ise şehrin beşte biri icralık durumda.

BOLD – Devlet esnaftaki borçlarını tahsil etmek için icra üstüne icra gönderiyor. Bu durum ise esnafın hızla iflasına yol açıyor. CHP Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel, ekonomik kriz nedeniyle Mersin’de 7 binden fazla esnafın kepenk kapattığını söyledi.

ESNAFIN HESAPLARINA ELEKTRONİK HACİZ UYGULANDI

Vergi borcu bulunan esnafın banka hesaplarına elektronik haciz uygulandığını aktaran Gökçel, “Ekonomik kriz nedeniyle zor günler geçiren esnaf bankadaki parasını kullanamıyor. Daha önce vergi ve prim borçlarını yapılandırıp bunları zamanında ödeyemediği için yapılandırması iptal olanlar bugün büyük borçlarla karşı karşıya. Esnaf temerrüde düştü ve esnaflarımızın dükkânlarına haciz getirildi, araçları bağlandı. Esnaf çalışsın ki borcunu ödesin” dedi.

BATMAYANLAR DA ÜRETİM YAPAMIYOR

İktidara seslenen Gökçel, “Siz esnafa haciz koyarsanız, araçlarını bağlarsanız esnafımız ve üreticilerimiz borcunu nasıl ödeyecek? Tüm esnafımızın piyasaya olan çek, senet, kredi borçlarıyla, sosyal güvenlik borçları ve vergi borçları ertelenmelidir. Önceki dönem yapılandırması bozulanları da kapsayacak şekilde yeni bir borç yapılandırmasına acil ihtiyaç duyulmaktadır” dedi.

VATANDAŞ İCRALIK DURUMDA

CHP Kırıkkale Milletvekili Ahmet Önal da yaptığı açıklamada Kırıkkale’de nüfusun 5’te 1’inin icralık olduğuna dikkat çekti. Kentteki işsiz sayısının ise 15 bin olduğunu açıklayan Önal, kentte 30 binin üzerinde icralık vatandaşın bulunduğunu kaydetti.

 

İnsan Kaçırma Eylemleri 2019 Raporu yayınladı

Okumaya devam et

Popular