Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

İngiliz basını Erdoğan’ın savaşını yorumladı: “En büyük kumar”

İngiltere basınında Suriye’nin kuzeyine başlatılan harekatla ilgili önemli risk analizleri yayınlandı. Ortak kanı, harekatın sembolik kalmayıp büyümesinin büyük riskler taşıdığı..

BOLD – Barış Pınarı Harekâtı ile ilgili İngiliz basınında çok sayıda analiz ve haber yeraldı.

Guardian gazetesinin dış politika yazarı Simon Tisdall, “Suriye saldırısı Erdoğan’ın en büyük kumarı olabilir” başlıklı yazısında şunları belirtti:

“Şu ana kadar istediğini alan Erdoğan, bazı zor kararlarla karşı karşıya. Ne kadar ileri gidecek? Düşmanı kim? Bu kadar büyük bir operasyon ne kadar sürdürülebilir? Bu, risk almasıyla bilinen siyasetçinin şu ana kadarki en büyük kumarı olabilir.”

“Yutamayacağı bir lokma ısırmış olmaktan endişe duyan Türk yetkililer, askeri müdahalenin amacını yeniden tanımlamakla meşgul. Erdoğan’ın aylardır Kürt terör tehdidini yok etmek üzere yapmak istediğini söylediği harekat, birdenbire IŞİD’i hedef alan bir ‘barış operasyonuna’ dönüştü. Erdoğan’ın sağ kolu İbrahim Kalın, CNN’e YPG ile ilgili yaptığı açıklamada ‘Bu Kürtlere karşı bir hareket değil. Türkiye’nin Kürtlerle ilgili bir sorunu yok. Biz Kürt halkını da öldürüp, onlara zulmeden bir bir terör örgütüyle savaşıyoruz’ dedi.”

Tisdall, Türk yetkililerin ABD kamuoyuna yönelik söylemlerindeki bu “ani değişimin”, Trump’ın asker çekme kararı ardından Washington’dan yükselen tepkiler nedeniyle oluştuğu görüşünde; “Trump’ın, ilgiyi hakkında süren azil soruşturmasından başka yere kaydırmak için Erdoğan’a yeşil ışık yakmış olması olası. Amacı buysa bile, çevirdiği oyun ters tepti.”

“AB VE ABD YAPTIRIMLARI GELEBİLİR”

Tisdall’a göre ordularını Suriye’ye gönderen Cumhurbaşkanı Erdoğan şu an bazı bilinmezliklerle karşı karşıya.

“Bunlardan biri, Türkiye’nin tek başına IŞİD’le mücadeleyi yürütme ve şu an Kürtler tarafından korunan IŞİDli kamplarının kontrolünü sağlama kapasitesinin olup olmadığı. Ankara halihazırda bazı bölgelerde IŞİD’le mücadeleyi tehlikeye atmakla suçlanıyor.”

“Diğer herkes gibi Erdoğan da Trump’ın bundan sonraki adımının ne olacağını bilmiyor. Rusya için de aynı şüpheler geçerli.”

“Erdoğan hakkında hayal kırıklığına uğramış ve ekonomik sıkıntılardan bunalmış Türk halkının, bu masraflı ve ucu açık çatışmaya nasıl bakacağı da belirsiz. Ve eğer Birleşmiş Milletler’in tahminlerindeki gibi operasyonun insani sonuçları ağır olursa, Erdoğan biliyor ki uluslararası suçlamalara – ve muhtemel ABD ve Avrupa Birliği yaptırımlarına – maruz kalacak.”

“ERDOĞAN BAŞTA İHTİYATLI DAVRANACAK”

Tisdall, tüm bu nedenlerden ötürü Erdoğan’ın başta “ihtiyatlı” davranacağı tahmininde bulunuyor.

“Erdoğan ilk olarak, Suriye Milli ordusu savaşçılarını sahada kullanıp, onlara havadan destek verebilir. ABD’li yetkililer çok büyük çaplı bir işgal olmasını beklemiyor ve harekatın ilk adımlarının Suriye içinde muharebe noktaları oluşturmakla sınırlı kalabileceğini tahmin ediyor.”

TİMES’IN ANALİZİ: OPERASYON SEMBOLİK KALMAZSA…

Times gazetesinin Ortadoğu muhabiri Richard Spencer, konuyla ilgili analizinde, sembolik bir operasyondan fazlasının hem Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ünü hem de Türk ordusu için somut riskler taşıdığını yazıyor.

Spencer’ın analizinden bazı satırlar şöyle:

“İlk hedeflerin Ras el Ayn ve Tel Abyad olduğu görülüyor. Buralar tarihsel olarak Arapların yaşadığı bölgeler, yani YPG’nin doğal kontrol alanının dışında. ABD ordusu tüm sınır bölgesinden değil, bu iki kasabadan çekildi. Bu da ABD ordusunun, harekatın ilk etapta buralarda sınırlı kalmasını istediğini gösteriyor.”

“Ancak Erdoğan amacının 30 km derinlik olduğunu söylüyor. Bu, iddialı bir hedef ve birçok cevapsız soruyu beraberinde getiriyor. Bu, daha çok sayıda Amerikan askerinin güneye inmesi anlamına gelebilir ve o bölgenin büyük kısmı Suriye rejiminin kontrolünde.”

“Türk ordusunun teçhizat ve hava kuvvetleri bakımından çok önemli bir avantajı olsa da, Kürtler gerilla savaşında yetenekli ve araziyi tanıyor. Türk güçler, YPG’nin sürekli saldırılarına maruz kalacakları bir bataklığa kolayca çekilebilir.”

Trump’ın Suriye’nin doğusunu tamamen terk etme isteğinde olduğunu hatırlatan Spencer, Erdoğan’ın bu durumda Rakka ve Deyrezzor’a kadar ilerlemeyi deneyebileceğini belirtiyor; “Bu da Türk ordusunu bölgede hâlâ etkin olan IŞİD’in saldırının hedefi haline getirebilir.”

“Bu ölçekte bir operasyon, Türkiye’nin 1974’teki Kıbrıs işgalinden bu yana yaptığı en büyük ve riskli operasyon olabilir. Kıbrıs işgali onyıllardır çözülemeyen bir çatışma doğurdu ve Türkiye’nin dış dünya ile ilişkilerini çürüttü.”

“Suriye’nin doğusunda yapılacak tam ölçekli bir saldırı da aynı tehditleri içeriyor. Türkiye’yi onyıllarca sürecek – ve Kıbrıs gibi durağan olmayan – bir çatışmanın içine çekebilir.”

FİNANCİAL TIMES: KISA VADEDE HALK DESTEĞİ UZUN VADEDE RİSK

Financial Times (FT), Suriye harekatını başlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir dizi çatışmalı çıkar ve taleplerle karşı karşıya olduğunu yazıyor.

“Erdoğan bir taraftan Suriyeli Kürtlere yönelik bir operasyonu sabırsızlıkla bekleyen milyonlarca Türk’ü tatmin etmeyi umut ediyor. Diğer taraftan ise ABD Başkanı Trump’tan gelen karışık mesajlar arasında yolunu bulmak zorunda.”

FT’ye konuşan Soli Özel, Erdoğan’ın “çok ileriye gitmeden, Trump’ın tehditlerine karşı dik durabildiğini göstermesi gerekiyordu” diyor ve önceki yaz Trump’ın Pastör Brunson olayında tek tweetiyle doları 7,2 TL’ye çıkarttığını hatırlatıyor.

FT, uzmanların harekatın ilk evrelerinin sınırlı bir alanda olmasını beklediğini aktarıyor.

Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Derneği’nden (Edam) Can Kasapoğlu “Bilgiye dayanan tahminlerime göre, kara operasyonu Tel Abyad ile Ras el Ayn’la sınırlı kalabilir” diyor.

Erdoğan’ın operasyonla birlikte halk desteğini artırabileceğini belirten FT, uzun vadede ise ekonomik risklere dikkat çekiyor.

FT’nin yazısı “Operasyonun geçen yılki kur krizinden sonra hâlâ toparlanmaya çalışan ekonomi üzerinde etkili olması halinde, bu kısa vadeli siyasi kazanımlar gölgede kalabilir” cümlesiyle son buluyor.

Gazetede Kürtlerin 1920’den bu yana kendi devletlerini kurmak için verdiği mücadelenin önemli köşe başları da ayrı bir çizelgede inceleniyor. Türkiye, Irak, Suriye ve İran’a yayılmış Kürtlerin nüfusunun 30 milyonu bulduğu ve genellikle “devleti olmayan en büyük etnik grup” olarak anıldığını belirten FT, Kürtlerin “Dağlardan başka dostumuz yok” sözünü hatırlatıyor.

Dünya

Sezgin Baran Korkmaz’ın tutukluluğu devam edecek

Avusturya’da mahkeme, Türkiye ve ABD tarafından kara para aklama soruşturması kapsamında iadesi istenen Sezgin Baran Korkmaz’ın tutukluluk halinin kaldırılmasına ilişkin yapılan itirazı kabul etmedi.

BOLD – Avusturya’daki Wels Bölge Yüksek Mahkemesi, Türkiye ve ABD tarafından kara para aklama soruşturması kapsamında iadesi istenen Sezgin Baran Korkmaz’ın tutukluluk halinin kaldırılmasına ilişkin yapılan itirazı reddetti. Korkmaz’ın tutukluluk hâli 22 Eylül’e kadar uzatıldı

Wels Savcılığı Basın Biriminden Savcı Christoph Weber, Korkmaz’ın Wels Bölge Mahkemesinin 5 Temmuz’da aldığı tutukluluk halinin devam etmesine yönelik karara yapılan itirazın, Yüksek Mahkemece kabul edilmediğini aktardı.

Firar etme tehlikesi gerekçesiyle tutuklanmasına hükmedilen şahsın tutukluluk halinin devam etmesine karar verildiğini belirten Weber, Korkmaz’ın tutukluluk halinin 22 Eylül’e kadar devam edeceği bilgisini paylaştı.

Weber, 5 Ağustos’ta yapılması öngörülen Korkmaz’ın 3’üncü duruşmasının da başka bir tarihe ertelendiğini kaydetti.

ABD VE TÜRKİYE İADESİNİ İSTİYOR

SBK Holding’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz, ABD’nin talebi üzerine 19 Haziran’da Avusturya’nın başkenti Viyana’ya yaklaşık 250 kilometre uzaklıkta bir kasabada emniyet güçlerince gözaltına alınmıştı.

Korkmaz’ın 5 Temmuz’da görülen 2. davasında tutukluluk halinin devam etmesine hükmedilmiş, Korkmaz da bu karara itiraz etmişti.

Korkmaz’ı hem ABD hem de Türkiye ‘kara para aklama’ suçlarından yargılamak için Avusturya’dan istiyor.  Korkmaz’ın tutukluluk hali konusunda kararı Wels Bölge Yüksek Mahkemesi verecek. Ancak Korkmaz’ın iade talebi bu mahkemeden farklı olarak başka bir üst mahkeme tarafından değerlendirilecek.

Uluslararası yargılama usulüne göre mahkeme, ABD ve Türkiye’den gönderilecek dava dosyalarını inceledikten sonra Korkmaz’ın iki ülkeden birine iade kararı verecek.

Korkmaz ile ilgili ABD’de 2 ayrı dava bulunuyor. Bunlar birinde Korkmaz için 225 yıl, diğerinden de 25 yıl olmak üzere her 2 davada Korkmaz için istenen en fazla ceza 250 yıl.

Türkiye’de Korkmaz için istenen toplam ceza ise 10 yıl.

AB Ankara’ya yine sopa gösterdi: Kapalı Maraş meselesinde ‘yaptırım’ tehdidi

Okumaya devam et

Dünya

Mülteciler ölüyor dünya seyrediyor

Birleşmiş Milletler, bu yıl içinde Akdeniz’de hayatını kaybeden göçmen sayısının 970’e yükseldiğini açıkladı. Ülkelerini terk etmek zorunda kalanların çıktığı tehlikeli yolculukta ölenlerin sayısına Akdeniz, Ege ve Meriç sularında kaybolup cesedi bulunamayanlar dahil edilmiyor.

BOLD – Türkiye’de Afgan ve Suriyeli göçmenler üzerinden yaşanan tartışma alevleniyor. Muhalefet, mültecileri ülkelerine geri gönderme açıklamaları yapıyor. AKP iktidarı ise göçmenlerin ucuz iş gücü olarak çalıştırılmasını savunuyor. Avrupa Birliği de göçmenlerin Türkiye’de tutulması için AKP Hükumetine 3 milyar Euro para aktarıyor.

Mültecilerin insanlık dramını görmezden gelen dünya ülkelerini terk etmek zorunda kalanların yollarda ölmesini de izliyor. BM’ye bağlı Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Akdeniz’den Avrupa’ya sığınmacı taşıyan tekne ve botların batması sonucu sadece bu yıl içinde en az 970 kişi hayatını kaybettiğini açıkladı.

DAHA İYİ GÖÇ YÖNETİMİ ŞART

IOM’in verilerine göre, Akdeniz rotası üzerinden geçişlerde bu yıl, hem durdurulan tekne ve botların sayısında hem de Avrupa’ya ulaşan sığınmacıların sayısında artış kaydedildi. Daha iyi göç yönetimi uygulamalarının yanı sıra, Avrupa Birliği (AB) üyesi devletlerden daha fazla dayanışma beklendiğini söyleyen IOM Sözcüsü Paul Dillon, ancak bu şekilde göçmen krizine “güvenli ve insani bir yaklaşım getirilebileceğini” ifade etti.

İtalya’ya gitmeye çalışan 200’den fazla Afgan göçmen yakalandı

Okumaya devam et

Dünya

İtalya’ya gitmeye çalışan 200’den fazla Afgan göçmen yakalandı

Ege Denizi’nde tekneyle İtalya’ya gitmeye çalışan çoğu Afgan 231 sığınmacı Türk Sahil Güvenlik ekipleri tarafından durduruldu. Operasyonda botu kullanan iki Türk vatandaşı da gözaltına alındı.

BOLD – Ege Denizi’nde 200’den fazla Afgan sığınmacının olduğu tekne Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından durduruldu ve teknede bulunanlar gözaltına alındı.

Sahil Güvenlik’ten yapılan açıklamada teknenin İtalya’ya gitmeye çalıştığı ve teknede bulunan 231 sığınmacının çoğunun Afgan vatandaşı olduğu belirtildi. Diğer sığınmacıların Suriye, İran, Eritre ve Pakistan uyruklu olduğu kaydedildi.

Tekneyi kullanan iki Türk vatandaşının da gözaltına alınanlar arasında olduğu ifade edildi.

Sığınmacıların Çanakkale’nin Ayvacık ilçesindeki Yabancılar Geri Gönderme Merkezi’ne götürüldüğü öğrenildi.

Türkiye, son haftalarda Afganistan’da artan şiddet sonrasında yeni bir göçmen akınıyla karşı karşıya.

Bu arada Van Valisi Mehmet Emin Bilmez, Türkiye-İran sınır güvenliğinin sağlanması, yasa dışı geçişler ile kaçakçılık faaliyetlerinin önlenmesi ve teröristlerin sızmasının engellenmesi amacıyla 295 kilometrelik sınır hattının tamamına duvar örüleceğini açıkladı.

Mültecilere suyu çok gören Bolu Belediye Başkanı Özcan’a soruşturma

Okumaya devam et

Popular

Shares