Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

KHK’lı Betül Güneş: Korkmayın, daha ne olabilir, en fazla ölürüz!

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden ihraç edilen akademisyen Betül Güneş: “Bu çukurdan ancak cesaretle çıkabiliriz. Korkmayın. Zaten bize dava açılmış. Bir çoğumuz içeri girip çıkmışız. Daha ne olabilir. En fazla ölürüz.”

BOLD- Bankasya’da hesabı olduğu gerekçesiyle önce açığa alınan sonra da ihraç edilen akademisyen Betül Güneş, 15 Temmuz’dan bugüne yaşadıklarını anlattı. 4,5 aylık hamileyken gözaltına alınan ve 3 gün gözaltında kalan Güneş, “O süreci hatırlamak dahi istemiyorum. Allah yasaklamamış olsaydı kesinlikle intihar ederdim.” dedi.

Açığa alındığını gün hamile olduğunu da öğrenen Güneş, “4 yıldır zaten farklı nedenlerden dolayı hamileliği ertelerken tam böyle bir süreçte hamile kaldığımı öğrendim. Tabi bu benim için çok büyük bir yıkım oldu. 8 ay açıkta kaldım. Doğumumdan tam bir ay önce de ihraç edildim.” diye konuştu.

Bu süreçte hiçbir arkadaşıyla, komşusuyla görüşmediğini, herkesin iletişimi kopardığını anlatan Güneş, “Ben yine şanslıydım, ailem yanımdaydı, birçok insanın anne babası dahi yüz çevirmişti. Ama beni kendimden de daha çok yaralayan Gökhan Açıkkollu ve onun gibi insanların yaşadıkları oldu. Hamileliğim 9 ay boyunca ağlamakla geçti. Her an bu araba acaba polis arabası mı diye bekliyorduk. Çünkü alacaklar biliyoruz, bundan kaçış yok.” ifadelerimi kullandı.

KESİNLİKLE İNTİHAR EDERDİM

“Benim ilk görev yerim Erzincan. Gözaltına alınınca oraya götürüleceğimi ama oradan beni ekip almaya gelene kadar Ankara’da kalacağımı öğrendim. Normalde hamile bir kadının dışarıdan yemek alma hakkı vardı, ‘terörist’ dahi olsa, bu vardır. Ama hiçbir şekilde bana böyle bir hak tanınmadı.” diyen Güneş şöyle devam etti:

“Zaten oradaki yiyecekleri yiyecek durumda da değildim, çok kötüydü. Beni bırakmayacaklar, doğumu hapishanede yapacağım diye düşünmeye başlamıştım. Üç günüm ağlayarak geçti. Hiçbir şey yoktu artık gözümde. Allah intiharı yasaklamamış olsaydı kesinlikle intihar ederdim. O süreci hatırlamak dahi istemiyorum. Çünkü kendinizden geçiyorsunuz ama evladınızın ne suçu var.”

Mahkemeye çıkarıldıktan sonra yurt dışı yasağıyla serbest bırakıldığını ifade eden Güneş, böyle bir süreçte bunun bile ne büyük bir şans olduğunu anlattı: “Doğumdan bir gün sonra ya da o gün hastane kapısında polislerin beklediğini, kadınların kelepçe ile doğuma girdiklerini okuyordum. Bu psikolojiyle bunları yaşayınca çok daha farklı oluyor. Bunlar yaşamamış olsanız zaten böyle şeyler hayal dünyanızda olmaz. Ben emniyetin kapısından geçmemiş insanım, pasaport almak dışında. Gözaltına alınmak vs, bunlar o kadar uzak şeyler ki…”

Doğumdan bir hafta sonra ağır ceza mahkemesinde hakkına dava açıldığını öğrenince Güneş’in yaşadığı travmalara bir yenisi daha eklenmiş: “Çünkü kucağımda 5 günlük küçücük bebeğimle beni tutuklayabilirlerdi. Zaten etrafındaki herkes tutuklanmış, kimi ölmüş oralarda, zaten işin de bir önemi yok ama 5 günlük bebeğin var. Giriyorsunuz, ne zaman çıkacağınız belli değil.”

Devam eden davasından dolayı 2 yıl 1 ay ceza alacağını düşünene Güneş, evladı artık 2 yaşına geldiğini için seviniyor: “En azından anne sütü almıyor, ayrılsak bile en azından bir şekilde kendini idare edebiliyor diye bununla mutlu oluyorum.”

28 ŞUBAT’I DA YAŞADIM

KHK TV’ye konuşan Betül Güneş 28 Şubat döneminden de nasibini almış bir akademisyen. O günleri şöyle aktarıyor:

“Benim gibi başka KHK’lılar da var, 28 Şubat sürecini yaşayan. Ben İmam Hatip Lisesi son sınıftayken öyle bir sistem getirdiler ki -sadece ailem beni gönderdiği için gitmiştim o liseye, benim hiçbir iradem yok ve aslında ben gitmek istememiştim- imam hatip mezunu bir insan din kültürü öğretmenliği ve ilahiyat dışında hiçbir şey okuyamaz. Ben elimden geleni yaptım, Türkiye’de ilk bine girdim ve Ankara Üniversitesi’nin Din Kültürü Öğretmenliği Bölümünü kazandım. Ama başörtülü okumamızı yine engellediler. Marmara ve Bursa ilahiyatta öğrenciler okuyabiliyorken biz Ankara’da okuyamadık. Bunu bize yapan da Ankara İlahiyat’taki hocalarımızdı. Başka bölümler hadi neyse de ilahiyat öğrencisinin başörtüsünü yasaklayamazsınız ve hiçbir hoca arkamızda durmadı.”

Güneş son olarak KHK ile işinden olanlara seslendi: “Bu çukurdan ancak cesaretle çıkabiliriz. Korkmayın. Zaten bize dava açılmış. Bir çoğumuz içeri girip çıkmışız. Daha ne olabilir. En fazla ölürüz.”

 

 

Gündem

Kanal İstanbul tartışması büyüyor: Erdoğan ‘bırakmıyor’, İmamoğlu ‘yaptırmıyor’

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İBB Başkanı İmamoğlu’nun Kanal İstanbul tartışması sürüyor. Erdoğan, “Şehri mahalli yönetime bırakamayız” dedi. İmamoğlu, “Beni değil bilim dünyasını ikna edin” cevabı verdi.

BOLD – Boğaz’a alternatif deniz yolu yapma amaçlı sunulan Kanal İstanbul projesi üzerinden AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu atışması devam ediyor.

ÇED RAPORUNA YAPILAN İTİRAZLAR YOK SAYILIYOR

İyi Partinin organize ettiği ‘Kanal İstanbul Projesi ve Ardındaki Gerçekler’ başlıklı panelde konuşan İBB Başkanı İmamoğlu, “ÇED Raporu’na yapılan itirazlar yok sayılıyor. Rapor onaylanıyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nı ikna etmenize gerek yok. Bilim dünyasını ikna etmeniz yeterli” dedi.

DÖNÜŞÜ OLMAYAN İHANETE KALKIŞMAYIN ÇAĞRISI

Projeye isyan ettiğini ve bunun mutlaka engellenmesi gerektiğini söyleyen İBB Başkanı, Ankara’daki yetkililere de çağrıda bulunup “Bu eşsiz şehre geri dönüşü olmayan bir ihanete kalkışmayın. Şehre, bu büyük kötülüğü yapmanıza fırsat tanımayacağız” diye konuştu.

30 MİLYONMETREKARE ARSA HAREKETİ İDDİASI YALANLANMADI

İktidar temsilcilerinin proje güzergahında arsa hareketi olmadığını söylediğini hatırlatan Ekrem İmamoğlu, kendisi ’30 milyon metrekare arsa hareketi var’ demesine rağmen yalanlanmadığını vurguladı.

KİMİN HANGİ PARTİYE OY VERDİĞİNİ GÖSTEREN MEKANİZMAMIZ YOK

“Sayın Cumhurbaşkanı dün ‘Kimin oradan arsa alıp almadığı bizi ilgilendirmez’ dedi. Ötesi  ‘CHP’liler oradan arsa alıyor’ diye ihbarda bulundu. Olabilir. Biz ‘arsa hareketi yapılıyor’ dedik. Elimizdeki tapu verileri, satın alanların veya şirketlerin hangi partiye oy verdiğini gösteren mekanizmaya sahip değiliz” ifadelerini kullandı.

PROJELER MAHALLİ İDAREYE BIRAKILAMAYACAK KADAR BÜYÜK

Öte yandan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan da katıldığı törende isim vermeden Ekrem İmamoğlu’nu eleştirip “İstanbul’un projeleri bu şehrin mahalli yönetimlerine bırakılamayacak kadar hayatidir, büyüktür” çıkışını yaptı.

BİZİM AÇIMIZDAN TARTIŞILACAK BİR ŞEY YOK

Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Metro Hattı ilk kaynak töreninde konuşan Erdoğan, Kanal İstanbul projesini şu sözlerle savundu, “Bizim açımızdan ortada tartışılacak bir şey yok. Kalkmışlar hâlâ Montrö diyorlar. Kanal İstanbul’a karşı çıkanların hiçbirinin projenin ne olduğu konusunda en küçük fikirleri olmadığından eminiz.”

MALİYET 125 DEĞİL 75 MİLYAR LİRA

Proje çalışmalarında 200’ün üzerinde bilim insanının yer aldığını dile getiren Erdoğan, Kanal İstanbul’un maliyetinin 125 değil 75 milyar lira olduğunu söyledi.

SADECE 500 BİN KİŞİLİK KONUT ALANI OLACAK SÖZÜ

İmara ilişkin de şunları aktardı, “Kanal etrafında büyük bölümü kentsel dönüşüm çerçevesinde sadece 500 bin kişilik konut alanına izin verilecek.”

Le Monde Müslüman azınlıklara yönelik zulme karşı Batı’nın suskunluğunu yazdı: Para için susuyorlar!

Okumaya devam et

Gündem

Cumartesi Anneleri: Devlet faillerin koruma kalkanını kaldırmalı

İçişleri Bakanlığınca Galatasaray meydanında oturma eylemleri yasaklanan Cumartesi Anneleri, 773’üncü buluşmada 24 yıl önce kaybolan Abdullah Canan’ın faillerini sordu.

BOLD – Yıllardır gözaltında kaybolan insanların akıbetini öğrenmek için Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, 773’üncü eylemlerini yaptı.

GALATASARAY MEYDANI 74 HAFTADIR YASAK

İçişleri Bakanlığı ve Beyoğlu Kaymakamlığı’nca Galatasaray meydanında oturma eylemleri 74 haftadır yasaklanan Cumartesi Anneleri, son etkinlikte 1996’da Yüksekova’da gözaltında öldürülen Abdullah Canan’ın faillerinin bulunmasını istedi.

HERKES BU GERÇEKLERLE YÜZLEŞECEK

Gazete Duvar’dan Hacı Bişkin’in haberine göre bu haftaki açıklamayı gözaltında kayıp yakını Maside Ocak yaptı. “Gözaltında kaybetmelerde yargısal verilerin analizi yapılacak herkes söylediğimiz bu gerçeklerle yüz yüze gelecektir” dedi.

24 YILDIR ISRARLA ADALET TALEP EDİLİYOR

Canan’ın 43 yaşında gözaltına alındığını söyleyen Ocak, 24 yıldır ısrarla adalet talep ettiklerini belirtti. “Devlet, Abdullah Canan’ın kaybedilmesindeki sorumluluğunu üstlenmeli. Fail ve sorumlular üzerindeki koruma kalkanı kaldırılarak yeniden yargılanıp cezalandırılmaları sağlanmalı” talebinde bulundu.

Bu haftaki açıklamaya CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve HDP milletvekilleri Musa Piroğlu ile Oya Ersoy da katıldı.

Halit Ergenç’in KHK isyanı reyting rekoru kırdı: Havuz medyasından Babil’e övgü

Okumaya devam et

Gündem

Erdoğan’ın hemşehrilerini ‘yol yapıyoruz’ diye kandırıp santral inşaatına başladılar

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın baba ocağı Rize Güneysu Gürgen Köyü’nde Baro Enerjinin yürüttüğü HES projesi, yöre halkına ‘yol yapıyoruz’ diye anlatılmış. Köylüler projeyi mahkemeye taşıdı.

BOLD Türkiye’nin en verimli su kaynakları üzerine yapılan hidroelektrik santralleriyle (HES) ilgili skandallara bir yenisi eklendi. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın baba ocağı Rize Güneysu Gürgen köyünde yürütülen HES inşaatı, yöre halkına yol yapımını diye lanse edildi.

PROJENİN DURDURULMASI TALEBİYLE MAHKEMEYE GİTTİLER

Çalışmaların HES inşaatı olduğunun ortaya çıkması ile büyük şaşkınlık yaşayan Gürgen köylüler, ‘kandırıldıklarını vurgulayarak’ projenin durdurulması talebiyle mahkemeye başvurdu.

PERDE BETONLAR ARKASINA DÖŞENEN BORULARLA BELLİ OLDU

Sözcü’den İsmail Akduman’ın haberine göre Gürgen Köyü sakinleri, Baro Enerji A.Ş’nin yürüttüğü çalışmaların HES inşaatı olduğunu perde betonlar arkasına boruların döşenmeye başlaması ile fark etti.

HES inşaatının boruları duvarlar arasında gizlenmeye çalışıldı.

Handüzü Yaylası Kültür, Çevre ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği, Güneysu Çevre Platformu üyeleri ve köy halkı ile bir araya gelen Avukat Remzi Kazmaz, “Güneysu halkı sonuna kadar haklı. Şirket yalan söyleyerek yol inşaatı adı altında HES inşaatı yapmış “dedi.

Avukat Remzi Kazmaz, yöre halkına destek veriyor.

Firmanın, halkın iyi niyetini suistimal ettiğini aktaran Kazmaz, şirketin elindeki Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna inanıp güvenmediği için bu yola başvurduğunu savundu.

Mahkeme sürecine değinerek, şunları söyledi: “İleride telafisi imkansız zararlar olmaması için mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı vereceğine inanıyoruz. Yetkililer ve akil adamların bundan sonra gereğini yapacaklarına inanıyoruz.”

Avukat Kazmaz, Rize Güneysu Gürgen Deresi üzerinde 19.12.2012 tarihli olumlu ÇED raporu ile Alicik 1 ve 2 adıyla kurulan HES’e karşı Rize İdare Mahkemesinde açılan davayı Güneysu halkının kazandığını hatırlattı.

TEKRAR OLUMLU ÇED ALINMASI YASAYA, HUKUKA AYKIRI

“Adı geçen HES’lerin çevre üzerinde yaratacağı olumsuz etkilerine rağmen aynı filme yine bakanlıktan 18.12.2018 tarihinde tekrar olumlu ÇED alması yasaya, hukuka, vicdana aykırıdır” itirazını dillendirdi.

Türkiye’nin en çok yağış alan ili Rize’de HES çalışmaları dereleri kuruma noktasına getirdi.

RİZE DERELERİNDE SULAR AZALDI

Yıllık 2 bin 400 kilogram ile Türkiye’nin en çok yağış alan ili Rize’de, HES projelerinin bulunduğu vadilerdeki dere yatakları yaz aylarında susuz kalıyor.

Kılıçdaroğlu: Öğretmenlere ekonomik azap yaşatılıyor

Okumaya devam et

Popular