Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Avusturya’da 4 Türk IŞiD’e eleman kazandırdıkları gerekçesiyle cezalandırıldı

Avusturya’da Türkiye doğumlu dört kişi “IŞİD’e eleman kazandırmak için çalıştıkları” gerekçesiyle hapis cezasına çarptırıldı.

BOLD – Zanlılardan birinin imam olduğu kaydedildi. IŞİD’in Suriye’deki koluyla bağlantılı oldukları tespit edilen imama 7 yıl, diğer üç zanlıya ise 6 yıl, 5 yıl ve 5 ay hapis cezaları verildi.

Graz şehrinde görülen davada iki sanık da beraat etti. Yargılanan sanıkların tamamının Türkiye doğumlu kişiler olduğu kaydedildi.

Masum olduklarını savunan sanıkların davayı temyize götürmesi bekleniyor.

Kamboçya’da gözaltına alınan Karaca’nın eşinden çağrı: Eşimi bize getirin

Dünya

Ahmet Altan’ın yeniden tutuklanmasına AB’den tepki: Yeterli gerekçe yok

Avrupa Birliği, gazeteci Ahmet Altan’ın 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılarak tahliye edilmesinin ardından tekrar tutuklanmasına tepki gösterdi.

BOLD – AB Dış Politika Şefi Federica Mogherini’ye bağlı Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi (EEAS), Ahmet Altan’ın tekrar tutuklanmasına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Gazeteci Ahmet Altan, kaçma riski bulunduğu gerekçesi ile serbest bırakıldıktan bir hafta sonra birçok basın kuruluşu temsilcisi ve gazeteci gibi dün yeniden tutuklandı. Medya, kararın haberini verdiği sırada o karardan haberdar bile değildi” ifadeleri yer aldı.

Açıklamada, “Ahmet Altan’ın yeniden tutuklanması için yeterli gerekçelerin bulunmaması ve mahkemenin daha önceki serbest bırakma kararını bozarak yeniden tutuklanması, özellikle de yüksek düzeyde siyasi müdahalenin bulunması Türk yargısına olan güveni daha da sarsmıştır. Bu müdahaleye son verilmelidir” denildi.

Basın ve ifade özgürlüğünün işleyen bir demokraside önemine dikkat çeken Avrupa Birliği, Türkiye’de basın özgürlüğünün devamlı olarak erozyona uğraması ve özellikle çok sayıda gazetecinin hapishanelerde bulunması nedeniyle tepkisini dile getirdiğini hatırlattı.

Yazılı açıklamada, “Gazeteciler, işlerini yapmalı, cezaevinde bulunmamalı” ifadeleri yer aldı.

Tuncer Çetinkaya Welt’e konuştu: “Ameliyata askerlerin eşliğinde girdim, ailemin haberi yoktu”

Okumaya devam et

Dünya

Tuncer Çetinkaya Welt’e konuştu: “Ameliyata askerlerin eşliğinde girdim, ailemin haberi yoktu”

Gazeteci Tuncer Çetinkaya Alman Die Welt gazetesine konuştu: “Cezaevinde aşağılandım, işkence gördüm. Beni ayakta tutan sadece iki şey vardı: İnancım ve ailem…”

BOLD – Uzun yıllar İstanbul’da gazetecilik yapan son olarak da Antalya’da Anadolu Ajansının Müdürü olan Tuncer Çetinkaya, Almanya’nın en büyük yayın kuruluşlarından Welt’e röportaj verdi.

Çetinkaya’nın gözünden 15 Temmuz sonrasında yaşananları aktaran Welt’in haberi şu ifadelerle başlıyor: “2016 yılının Temmuz ayında gerçekleşen askeri darbenin ardından, çoğu yeterli soruşturma yapılmadan ‘temizleme dalgası’ kurbanı olan bu kişilerin arasında 300’den fazla basın mensubu da var. Gülen Hareketi’ne -darbe girişimini sözde organize eden Cemaate- veya başka terör oluşumlarına destek vermekle suçlandılar. Çetinkaya da -Türk hükumetine göre- bir darbeci. Bir yıldan fazla bir süre hapiste kaldı ve 2018 sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilince bunu ülke dışına kaçmak için bir fırsat bildi.”

Gazeteci Çetinkaya, hapiste yaşadıklarını anlatırken şöyle konuştu: “Aşağılandım, işkence gördüm ve ölüm korkusu. Beni ayakta tutan sadece iki şey vardı: İnancım ve ailem.”

İşte Tuncer Çetinkaya’nın Welt’e verdiği röportaj:

Tuncer Çetinkaya Türkiye’de işkence görmüş diğer mağdurlarla birlikte Türk devletine karşı Karlsruhe’de Alman Federal Savcılığına dava açtı. Evrensel yargı yetkisi kapsamında işkence gibi insanlığa karşı işlenen suçlar, Almanya’da işlenmemiş olsa dahi yargı konusu olabiliyor.

Çetinkaya, İngiliz rekor sahibi futbol şampiyonu Manchester United’ın logosu olan koyu renkli polar giyinmiş. Hapishane yatağında oturduğunu gösteren bir fotoğrafı var. Saçları kısa, cezaevinde 30 kilodan fazla kaybetti. Bugün aklar düşmüş saçları geri taranmış, daha güçlü görünüyor. Batı Almanya’daki boş mutfakta oturan Çetinkaya’nın fotoğraftaki adam olduğuna inanmak güç.

JETLER HAVADAYKEN LİSTE AÇIKLANDI

Çetinkaya, tutuklandığında 26 yıldır gazeteci olarak çalışıyordu. Uzun bir süre ülkenin en fazla tirajlı gazetesi Zaman’da çalıştı. Erdoğan ve Hareket arasındaki ittifak sonlanınca gazete muhalif yayınlarıyla öne çıktı. 2016’da gazeteye kayyum atandı.

Darbe gecesi Çetinkaya “Lanet olsun darbecilere” şeklinde bir yorum yazıyor. 28 Şubat sürecinde de darbecileri bir kitabında ağır eleştirmişti. Asker darbesini, hükumetlerin devrilmesi için meşru bir yol olarak kabul etmiyor. Ancak, İstanbul ve Ankara’da jetler hala havada iken adını hükumete yakın bir Twitter hesabından yayımlanan bir fişleme listesinde görüyor. “Tutuklanması gereken gazeteciler” diye bir yazı… 23 Haziran günü, Çetinkaya tutuklanıyor.

İŞKENCE MERKEZLERİ

Hapishanede ilk günler en kötüler arasında. Çetinkaya’nın tarif ettiği de bu; pek çok diğer tutuklu gibi. BM İşkence Özel Raportörü bir raporunda Türk hapishanelerinde “falaka, dayak, tehditler ve çeşitli cisimlerle tecavüz” vakalarından bahsediyor. Özellikle darbeden sonraki ilk birkaç gün içinde polis, kurulan geçici merkezlerde bu yöntemleri kullanmış.

Kısa bir sürede Çetinkaya üç farklı şehirdeki Cezaevlerine naklediliyor. Aksaray, Nevşehir ve Antalya.

Ailesi ve avukatıyla görüştürülmüyor. Hakkında hangi suçların istinat edildiği bilinmiyor.

OTURMAK BİLE İMKANSIZDI

“20 kişi ile birlikte 5 metrekarelik bir hücrede kaldık. Oturmak bile imkansızdı” diye hatırlıyor. “İçlerinden tek tek bazı mahkumları alıp gözlerini bağlayarak götürüyorlardı ve binanın çatısına çıkarttıktan sonra aşağı atmakla tehdit ettiler” diye ekliyor.

Memurlar ifade almak ve başka muhalifleri hakkında itiraf almak için bu işkenceleri yapıyorlar. Ülkenin dört bir yanında bu metot uygulanıyor. Çok sayıdaki insan hakları kuruluşunca BM’ye iletilen ve Die Welt’in de ulaştığı raporlarda, darbe sonrasında sistematik bir şekilde işlenen işkencenin nasıl yapıldığı kaydediliyor.

Çetinkaya sessiz. Gazeteci olduğunu ve darbenin kim tarafından yapıldığını hukuki olarak araştıramayacağını belirtiliyor.

MUHALİF OLMANIN BEDELİ

Abdullah Bozkurt, Tuncer Çetinkaya’nın eski bir mesai arkadaşı. Bozkurt da İsveç’te sürgünde ve Die Welt ile yaptığı bir görüşmede şunları dile getiriyor: “Tuncer önemli bir gazeteci. Güçlüleri ve hükümeti eleştirmekten hiç çekinmedi ve bunların yasa dışı işlerine ilişkin belgeleri bulması durumunda bunu yargıya taşımaktan geri adım atmadı hiçbir vakit. Muhalif olmanın bedelini ödüyor.”

Çetinkaya, cezaevine girdiğinde yüksek tansiyon ve böbrek rahatsızlığı vardı. İlk başta hiç ilaç verilmedi. Daha sonra da düzensiz olarak ilaçlarını alabildi. Gardiyanlar çoğu zaman ne olduğunu bilmediği ilaçları kendisine veriyordu. Sağlık durumu her geçen gün daha da kötüye gitti. Böbreği işlevini yitirdi. Die Welt Gazetesinin elindeki doktor raporları da bunu gösteriyor.

HAPİSHANEDE ÖLECEĞİNİ DÜŞÜNDÜ

Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi F9 Koğuşu, Şubat 2018

Cezaevi yetkilileri onun acısını görmezden geldi. Bütün o yıllar ülkesinde, hukuk devletine, Cumhuriyete inanmıştı. Oysa anlıyor ki; bunların hiçbirinin değeri yok. Gazeteci ilk defa hapishanede ölebileceğini düşünüyor.

Çetinkaya, “En kötüsü psikolojik işkencelerdi” diyor. Tecrit, hakaretler ve tehditler. Unutulma hissi. Bugün bile Çetinkaya bunların sonuçlarından mustarip. Almanya’da psikiyatrik tedavi görüyor, endişe hissi ve depresyonda. Elimizdeki bir doktor raporunda, cezaevindeki işkencelere işaret ediyor.

SAĞLIĞINI NASIL GERİ GETİRECEKSİNİZ?

Gazeteci ailesinden ayrı yaşıyor, aile birleşimi kapsamında karısını ve çocuklarını Almanya’ya getirmeyi bekliyor. Güvenlik nedeniyle Türkiye dışına çıkmışlar. Çetinkaya’nın ailesi, vatanlarındaki özgürlüklerinden endişe ediyorlar. Hapsedildikten sonra kızı Rahime Gül, uluslararası medya kuruluşlarını duygusal bir mektup yazdı: Bir yardım çağrısı. “Babam masum ve mahkemede kanıtlanacak. Ama babamın sağlığını nasıl geri getireceksiniz? Hapishanede daha fazla kalmamalı” dedi.

AĞZINDAN KÖPÜK GELİRSE…

Çetinkaya hapishanede fıtık olunca günlerce yardım bekledi. Doktora gitmesine izin verilmedi. Gardiyan bir seferinde: “Ağzından köpük gelirse doktora götürürüz, kameraya el salla” diye alay etti. Sonra bir gün ansızın hastaneye götürüldü. Herhangi bir bilgi verilmeden… Olacak ameliyattan ailesinin de bilgisi yok. Kelepçeleri ancak ameliyat masasında çıkartıldı. O da doktor ve hemşirelerin işlerini daha rahat yapabilmeleri için… Askerler eşliğinde ameliyathaneye girdi. Kendine geldiğinde üzerinde kanlı bir ameliyat önlüğü vardı. Sonra kendini, hastanenin tutsaklar için ayrılmış aşırı soğuk bir odasının zemininde buldu. Hareket edemiyordu. Tuvalete sürünerek gitmek zorunda kaldı.

“BENİ ÖLÜME TERK ETTİLER”

Ameliyatın kendisine yardım edilmek için yapıldığına inanmıyor Çetinkaya. Ameliyatın kendisini zayıf düşürmek için yapıldığını düşünüyor. “Beni öldürmek istemiyor, beni ölüme terk ediyorlar” diye ekliyor. Bu, hapishanedeki ilk ölüm olmazdı. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfının bir raporunda 2016 sonrasında Türk hapishanelerindeki 61 şüpheli ölüm vakası bildiriliyor.

2018’in sonunda neden serbest bırakıldığını kendisi de bilmiyor. Bugüne kadar mahkemesi de sonuçlanmadı. Ama her an yeniden tutuklanabileceğini tahmin ediyor. Bunun olması durumunda yaşayarak hapishaneden çıkacağına inanmıyor. Bu nedenle kaçmayı kararlaştırıyor. Detaylar hakkında bilgi vermek istemiyor. O dönemde Türk medyası, kendisinin öldüğü haberini veriyor. Şubat 2019’da ise Almanya’da olmamasına rağmen burada olduğuna ilişkin haber yapıyorlar.

BİR GÜN ADALET TECELLİ EDECEK!

Haberler Çetinkaya’yı korkutuyor. Başkan Erdoğan’ın Almanya’da fanatik taraftarları olduğunu ve bunların muhalifleri hedef gözettiklerini biliyor. Daha önce Die Welt’in de yazdığı gibi, Türk İstihbaratı yurt dışında yaşayan en az 31 muhalifi operasyonla darbe sonrasında Türkiye’ye geri getirdi. Bu nedenle Çetinkaya, Human Rights Defenders Derneği ve dört işkence gören kişi ile birlikte Federal Savcılıkta Türk hükumetine karşı işkence ve insanlığa karşı işlenen suçlar çerçevesinde dava açtı. Çetinkaya, “Ümit ile yaşıyorum” diyor ve ekliyor: “Bir gün adalet tecelli edecek…”

Ahmet’in annesi: “Yurt dışı yasağımı kaldırın, oğlum ölüyor”

 

Okumaya devam et

Dünya

Trump’ın azil soruşturmasında kamuoyuna açık oturumlar başlıyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy ile yaptığı telefon görüşmesinin merkezinde olduğu azil soruşturmasında, Temsilciler Meclisi’nde halka açık ifade verme süreci bugün başlıyor.

BOLD – Bir aydır, medyaya sızan bilgilerle gündeme gelen ifadeler ve ayrıntılar, bu kez canlı yayında milyonlarca Amerikalı tarafından takip edilecek.

Bu hafta komisyonun karşısına çıkacak olan üç isimden, büyük sürpriz yaratacak ifadeler beklenmiyor.

ABD’nin Ukrayna Büyükelçiliği görevini vekaleten yürüten Bill Taylor, Dışişleri Bakanlığı’nda Avrasya işlerinden sorumlu bakan yardımcısı konumunda olan George Kent ve eski ABD Ukrayna Büyükelçisi Marie Yovanovitch’in kapalı kapılar ardında verdikleri ifadelerin tutanakları kamuoyuna açıklanmıştı. Bu isimlerin bu hafta Temsilciler Meclisi’nde kapalı kapılar ardındaki ifadelerini tekrarlaması bekleniyor.

İFADELERDEN YENİ DETAYLAR

Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler ve İstihbarat Komisyonları son olarak bir Savunma Bakanlığı yetkilisi ve iki Dışişleri Bakanlığı yetkilisinin kapalı kapılar ardından alınan ifadelerinin dökümlerini paylaştı.

Savunma Bakanlığının üst düzey yetkililerinden biri olan Laura Cooper ifadesinde ABD ulusal güvenlik camiasında Trump yönetiminin 400 milyon dolarlık güvenlik desteğini nedensiz şekilde durdurmasının oluşturduğu kaygı ve kafa karışıklığını anlattı.

Cooper ulusal güvenlik birimlerinin tüm üst düzey liderlerinin Ukrayna’ya yapılması planlanan bu yardımın elzem olduğu konusunda hemfikir olduklarını kaydetti.

TRUMP’A YÖNELİK AZİL SÜRECİ

Trump’ın Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy’le Temmuz ayında yaptığı bir telefon görüşmesinde 2020 seçimlerinde kendisine rakip olması beklenen Joe Biden’ı ve oğlunu soruşturmasını istediği ve ABD’nin Ukrayna’ya yapmayı planladığı askeri yardımı buna bağladığı iddia ediliyor.

2020 Başkanlık seçimlerine aday olan Demokrat Joe Biden’ın oğlu Hunter Biden, Ukraynalı bir enerji şirketinin yönetim kurulunda yer alıyordu.

TRUMP’TAN YENİ DEŞİFRE SÖZÜ

Bu arada Başkan Donald Trump, Kongre’de azil soruşturması sürecinin kamuya açık oturumlarının başlamasından bir gün önce yeni bir telefon görüşmesi deşifresi yayınlayacağını söyledi.

Trump, Ukrayna Cumhurbaşkanı’yla yaptığı “en önemli” telefon görüşmesi olarak adlandırdığı konuşmanın deşifresinin en kötü ihtimalle hafta sonuna kadar yayınlanacağını söyledi, ancak başka ayrıntı vermedi.

Türkiye-ABD ilişkilerine damatlar mı yön veriyor?

Okumaya devam et

Popular