Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Hrant Dink yeniden yasak

Türkiye’de şartlar Hrant Dink’in öldürüldüğü 2007 yılına geri döndü. Hrant Dink Vakfı’nın faaliyetlerine ardı ardına yasaklama geliyor.

BOLD – Hrant Dink’in yaptığı konuşmaların yasaklandığı, sözlerinin ulusalcı gazetecilerce hedef haline getirildiği, Genelkurmay’ın Ermeni ve Rumlar aleyhine gizli internet siteleri işletip Dink’i hedef gösterdiği 2007 yılının şartları geri döndü.

Hrant Dink Vakfı tarafından yapılmak istenen “Kayseri ve Çevresi: Toplumsal, Kültürel ve Ekonomik Tarihi” adlı konferans Kayseri’den sonra İstanbul’da da yasaklandı.

Hrant Dink Vakfı tarafından Anarad Hığutyun Binası Havak Salonu’nda 18-19 Ekim tarihlerinde yapılmak istenen ve Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı ve Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM) Sivil Toplum Örgütleri (STÖ) Kaynak Merkezi’nin finanse ettiği “Kayseri ve Çevresi: Toplumsal, Kültürel ve Ekonomik Tarihi” başlıklı uluslararası konferans yasaklandı.

Şişli Kaymakamlığı, yarın başlayacak olan konferans için verdiği yasaklama kararını vakfa bugün saat 17.08’de bildirdi. Gönderilen tebliğde yasaklama kararı için gerekçe belirtilmedi.

Daha önce Kayseri’de yapılması planlanan konferans Kayseri Valiliği’nin müdahalesiyle yasaklanmıştı. Bunun üzerine, Hrant Dink Vakfı Yönetim Kurulu konferansın İstanbul’da yapılmasına karar vermişti.

DİNK 2007 YILINDA ÖLDÜRÜLDÜ

Türkiye’de yabancı düşmanlığının yükseltildiği 2003-2008 yılları arasında Hrant Dink ve Agos gazetesi de hedeflerden biriydi. Sık sık milliyetçi ve ulusalcı medyanın hedefi olan Dink’in faaliyetleri de dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler’in takibindeydi. Dink’in bir MİT görevlisi tarafından Vali’nin odasında tehdit edildiği ortaya çıkmıştı.

Artan baskının ardından Hrant Dink, 19 Ocak 2007 tarihinde saat 15:00 sıralarında, genel yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin Şişli Halaskârgazi Caddesi üzerindeki binası önünde uğradığı silahlı saldırı neticesinde hayatını kaybetti.

Türkiye topraklarına düşen havanları kim atıyor?

BOLD ÖZEL

Skandal belgeler ortaya çıktı! MİT, 15 Temmuz’dan önce Harbiyelileri ve ailelerini tek tek fişlemiş

15 Temmuz’dan sonra çıkartılan KHK’larla TSK’dan ilişi kesilen binlerce Harbiyeli ve askeri okul öğrencisi, MİT ve Emniyet istihbarat tarafından tek tek fişlendiği ortaya çıktı. Fişleme belgelerinde askeri öğrencilerin ailelerinin de takibe alındığı öğrenildi.

BOLD-Nordic Monitor’den Levent Kenez imzalı haberde, 15 Temmuz’a ilişkin karanlıkta kalan birçok noktaya ışık tutacak belgeler yayınlandı. Binlerce askeri öğrencinin Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) ayrılmasına ve yüzlerce askeri öğrencinin müebbet hapse mahkûm edilmesine neden olan MİT ve Emniyet İstihbaratının hazırladığı fişleme belgeleri ortaya çıktı.

MİT tarafından hazırlandığı öğrenilen gizli ibareli fişleme belgesi

Yayınlanan belgelerde askeri öğrencilerinin ailelerinin de yakından takip edildiği ve haklarında bilgi notu yazıldığı görüldü. Kanunlara aykırı olduğu iç yazışmalarda dile getirilen istihbarat çalışması sonrasında elde edilen bilgilerin beklendiği gibi çıkmadığı göze çarpıyor. 15 Temmuz’dan bir kaç gün sonra bütün askeri liselerin kapatılarak, harp okullarının Milli Savunma Üniversitesi çatısı altında toplanmasının çok önceden planlandığı iddiaları güçlenirken, darbe gecesi Harbiyelilerin terör saldırısı denilerek sokaklara neden çıkarıldığı bir kez daha cevaplanmış oldu.

Dönemin Kara Harp Okulları Komutanı Tümgeneral İzzet Çetingöz imzalı gizli bilgi notunda, askeri öğrencilerin “Paralel Devlet Yapılanması-PDY” adı verilen ve “malum yapı” olarak adlandırılan Gülen Cemaati ile irtibatlı olup olmadığının tespit edilmesi ve gelen güvenlik soruşturma raporlarının değerlendirilmesi için Genelkurmay bünyesinde bir heyet oluşturulduğu ifade ediliyor.

Aynı bilgi notunda yer alan bir diğer skandalda, heyet üyelerinin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı başta olmak üzere Cemaat ile ilgili davalara bakan hakimlerle bir araya gelerek akıl aldıkları bilgisi yer alıyor. Hakimlerin, MİT ve Emniyet’le koordineli çalışılması tavsiyesinde bulunduğu heyet üyelerine öğrenciler hakkında ihbarda bulunularak haklarında dava açılması salık veriliyor. Özel hayata dair gizli bilgilerin, telefon kayıtlarının ve banka bilgilerinin mahkeme kararı olmadan toplanamayacağı yine bilgi notunda yer alıyor.

MİT ve Emniyet’in Harbiyeliler hakkında istenen güvenlik soruşturmalarını yaparak Genelkurmay’a ilettiği açıkça görülüyor. Kara, Hava, Deniz, Jandarma ve Sağlık Komutanlıkları bünyesindeki tüm askeri okullarda okuyan 4813 öğrencinin tek tek araştırıldığı görülüyor. Fişleme notlarına göre 2014 ve 2015 yıllarında askeri okullara giren 4813 öğrenciden sadece 140’u ile ilgili Cemaat iltisakı tespit edilebilmiş. Bunlardan 20 tanesinin ordudan ilişiği kesilmiş, 120 öğrencide takip altına alınmış. Aynı fişlemelerde 2 öğrencinin Hizbullah, 11 öğrencinin PKK ve 39 öğrencinin “diğer” adı verilen örgütlerle ilişkili olduğu iddia ediliyor.

Gizli ibareli bir başka belgede de, Genelkurmay kayıtlarında yer alan başka bir istihbarat bilgisi yer alıyor. Nisan 2016 tarihi itibariyle tüm sınıflarda 149 Harbiyeli hakkında olumsuz bilgi sahibi olunduğu bunlardan sadece 25 tanesinin öğrencinin kendisi ile ilgili olduğu 124 tanesinin de aile ile ilgili olduğu açıkça belirtiliyor. Yine bu istihbarat notunda aileleri sebebiyle ya da bireysel 128 öğrencinin PDY, 5 öğrencinin PKK ve 16 öğrencinin “diğer” örgütlerle ilişkili olduğu ifade edilmekte. Bazı öğrencilerin karşısına kardeşi, amcası, babası şeklinde notlar düşüldüğü görülüyor.

MİT ve Emniyet’in gizli yürüttüğü istihbarat çalışmaları sonrasında elde ettiği bulguların kamuoyunda yürütülen propagandayla örtüşmediği de ortaya çıkmış oldu.

25 Temmuz 2016 tarihinde yayınlanan KHK ile köklü askeri liselerin tamamı kapatılmış, harp okulları da kurulan Milli Savunma Üniversitesi bünyesine alınmıştı. Yeni sistemde orduya alınan askeri öğrencilerin disiplinsiz davranışları sık sık sosyal medyaya yansıyor.

15 Temmuz gecesi yüzlerce Harbiyeli yataklarından kaldırılarak terör saldırısı iddiasıyla önceden organize edildiği kesinlik kazanan otobüslerle İstanbul’un değişik noktalarına götürülmüşlerdi. Halkla karşı karşıya getirilen silahsız Harbiye öğrencileri arasında linç edilen ve yaralananlar olmuştu. 2017 yılında çıkarılan başka bir KHK ile darbe girişimi esnasında darbeyi önlemek için sokağa çıkan sivillerin herhangi bir cezai yükümlülüğü olmadığı ilan edilmişti. Bu sebeple Harbiyeli ailelerin açtığı davalar bu KHK gerekçe gösterilerek kabul edilmemişti.

259 Harbiyeli darbeden hemen sonra tutuklanmış ve 187 tanesi müebbet hapis cezalarına çarptırılmıştı. Kendilerine darbe gecesi toplanma talimatı veren bir çok komutanlarının daha sonra terfi ettiği basına yansımıştı. Bir askeri öğrencinin verilen emri yerine getirmeme gibi bir durumunun olmadığı sıkça vurgulansa da mağduriyetin giderilmesi için somut bir adım atılmadı.

Orhan Pamuk: tahammül edemedikleri Altan’ın sözleri değil, cesur tutumu ve kararlılığı

Okumaya devam et

Gündem

Rabia Naz’ın babası ve 3 gazeteci adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

Giresun’un Eynesil ilçesinde geçen yıl şüpheli bir biçimde hayatını kaybeden 11 yaşındaki Rabia Naz’ın gözaltına alınan babası Şaban Vatan ve gazeteciler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

BOLD-Türkiye’nin yakından takip ettiği Rabia Naz Vatan’ın şüpheli ölümüne ilişkin Giresun Eynesil’de TBMM komisyonu çalışmalarını takip ettikleri sırada gözaltına alınan gazeteci Canan Coşkun, Tuba Demir ve belgesel yönetmeni Kazım Kızıl’ın emniyette ifadeleri alındı. Savcılık ifadesinin ardından “Şantaj, kasten yaralama, tehdit, hürriyetten yoksun bırakma” gibi suçlamalarla hâkim karşısına çıkan Canan Coşkun, Tuba Demir, Kazım Kızıl ve baba Şaban Vatan, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı öğrenildi.

Baba Şaban Vatan ve 3 gazeteci hakkında tutuklama talebi

Okumaya devam et

Gündem

Baba Şaban Vatan ve 3 gazeteci hakkında tutuklama talebi

Giresun’un Eynesil ilçesinde Rabia Naz Vatan cinayetini araştırmak isterken gözaltına alınan gazeteci Canan Coşkun, Tuğba Demir, Belgeselci Kazım Kızıl ve kızın babası Şaban Vatan’ın tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildiği öğrenildi.

BOLD-Emniyet güçleri tarafından gözaltına alınan Şaban Vatan, Kazım Kızıl, Canan Coşkun ve Tuğba Demir, emniyetteki savcılık talimatıyla alınan sorgularının ardından tutuklama istemiyle sulh ceza hâkimliğine gönderildi.

Rabia Naz cinayetinin tanığı Mürsel Küçükal’ın ifadesini değiştirmeye zorlamakla suçlanan gazeteciler ve Şaban Vatan, “Şantaj, kasten yaralama, tehdit, hürriyetten yoksun bırakma” gibi suçlamalarla hâkim karşısına çıkacakları öğrenildi.

Rabia Naz’ı araştıran üç gazetecinin gözaltına alınmasında polisten inanılmaz açıklama

Okumaya devam et

Popular