Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Hutbeler siyasetin emrinde: Gece cihat hutbesi dağıtıldı sabah uçtu

Diyanet gece “cihadı” anlatan Cuma hutbesini dağıttı, ABD ile yapılan anlaşma sonrası hutbenin konusu kamu ve kul hakkı olarak değiştirildi.

BOLD – Her perşembe akşamı yüklenen cuma günleri camilerde görevli imam tarafından okunan hutbe metni, ABD ile yapılan anlaşma sonrasında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından gece yarısı değiştirildi.

BARIŞ HAREKATI ANLATILIYORDU

Dün akşam yüklenen “Dualarımız Mehmetçiğimiz için” başlıklı hutbe, gece “Kul ve kamu hakkı” başlıklı hutbe ile değiştirildi. Değişikliğin gerekçesi açıklanmadı. Değiştirilen hutbede Barış Pınarı Harekatı da şu şekilde anlatılıyordu: “Barış Pınarı dedi yürüyüşünün adına. Yanında da arkadaşları, eşten dosttan tanışları, kardeşleri… Kimimizin evladı, kimimizin kardeşi… Bizim çocuklarımız, hepimizin ciğerpareleri…”

DEĞİŞTİRİLEN HUTBE: DUALARIMIZ MEHMETÇİĞİMİZ İÇİN

Aziz Kardeşlerim!

Bu mübarek saatte, bu icabet ve bereket vaktinde bir tanıdığımdan bahsedeceğim size. “Vatan” deyince gerisini unutuveren bir delikanlıdan…

Siz de bileceksiniz; adını Fahr-i Kâinat’ın adıyla anıp “Mehmetçik” dediğimiz kahramandır o… Bazılarınız onu tarih sayfalarından tanırsınız. Güçlü, atılgan, zeki, becerikli ve gözü pekti. Daima ön safta olmak isterdi. Durmazdı, durmak nedir bilmezdi. Cepheden cepheye koşarken arkasında bazen bir bacağını, bazen bir kolunu, bazen bir gözünü bırakır, ama vatan sevgisini daima ileride, en önde tutar, “Vatan sağ olsun!” derdi, “Yeter ki vatan sağ olsun!”

Kıymetli Müslümanlar!

Peygamberimiz buyuruyor ki, “Allah, sadece kendi yolunda cihad etmek ve kelime-i tevhidi doğrulamak üzere sefere çıkan kimseyi cennete sokmaya veya çıktığı evine sevap ve ganimet ile döndürmeye kefil olmuştur.” Mehmetçiğimiz bu muştuyla yine yürüdü. Mevsimlerden en çok baharı, aylardan en ziyade Ağustos’u severdi ama şu Ekim günlerinde de yürüdü. Terörden bunalanlara barış, huzuru kaçırılanlara huzur, yüreği tutuşanlara serinlik dağıtmak üzere…

Barış Pınarı dedi yürüyüşünün adına. Yanında da arkadaşları, eşten dosttan tanışları, kardeşleri… Kimimizin evladı, kimimizin kardeşi… Bizim çocuklarımız, hepimizin ciğerpareleri…

Aziz Müminler!

Mehmetçik, geceleri gündüze, gündüzleri geceye sığdırmak için zamanı ve mekânı unutmuş koşuyor… Mehmetçik, teriyle ve kanıyla dünya tarihini yeniden yazıyor. Onun kanını bıraktığı sınırlarımızda, yalnızca ülkemizin değil, bütün insanlığın kaderi hercü mercden kurtuluyor.

Bu öyle bir insanlık mücadelesi ki, “Gevşemeyin, üzülmeyin. Eğer iman etmişseniz üstün olan sizlersiniz.” buyuran Yüce Kitabımız, barış yolunda kahraman ordumuza umut oluyor. Bu öyle bir iman ve vatan aşkı ki, Kur’an bu aşkla toprağa düşen canları şöyle anlatıyor: “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilâkis onlar diridirler; Allah’ın lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir hâlde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.”

Değerli Kardeşlerim!

Hiç şüpheniz olmasın ki, Cenâb-ı Hakk’ın yardımıyla, hainlerin oyunları bozulacak, zalimlerin tuzakları ayaklarına, hileleri başlarına dolanacaktır. Mehmetçik siperleri tuttukça, bütün düşmanlarımızın da, onların içimize saldıkları zavallıların da hayalleri hakikatlerimize; tuzakları imanımıza çarpacak, kışkırttıkları terör selinin içinde kendileri boğulacaktır. Ordumuz barış uğruna ilerledikçe, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde masumlar, kadınlar, çocuklar güven ve huzura kavuşacaktır.

Aziz Müminler!

Mehmetçik ki, bir sancağın gölgesinde, alnında yıldızlar parlayan cevherimiz, hazinemizdir… Mehmetçik ki, vatan, bayrak, millet ve devlet uğruna tek yürek olan kahramanlık destanımızdır… Mehmetçik, dünyanın iyiliği için cephede, insanlık adına siperdedir. Ve onlar omuz omuza, sırt sırtayken; mazlumların ve hakları ellerinden alınanların imdadına koşarken yerde ve gökte, uzakta ve yakında bütün dualarımız onlaradır, onlar içindir. Teri damladığında merhamet, kanı döküldüğünde rahmet olsun diye… Onlar içindir Fetihler, Fatihalar, Yasinler… Ve âminler onlar içindir…

Âmin! Ey varlığın Aziz ve Kerîm olan Rabbi! Ey âlemlerin Rahman ve Rahim olan Rabbi!.. Süt kesilmiş bebeler aşkına, sütü çekilmiş nineler aşkına… Yücelerden yüce olan babına geldik, rahmetini istemeye cenabına geldik. Adını andık ve nuruna durduk; günahkâr ellerimizle, huzuruna durduk. Askerimiz için yardım diliyor, ordumuza zafer istiyoruz. O asker ki Senin adınla çıktılar yola, her birini her adımda nusrete kandırdıklarından eyle; barış aşkıyla yandırdıklarından; huzur kaftanıyla kuşandırdıklarından eyle… Canlarını koru meşakkatten, afetten; bedenlerini koru yorgunluktan, bıkkınlık ve gafletten…

Ey dünyada orduları celal ile var eden var, ey ahirette şehitlere cemalini ihsan eden yâr!

Varlığına inandık, birliğine inandık; Sana sığındık ve Sana güvendik. Gayrı, İslam ümmetini birbiriyle sınandırma İlahi, fitne ateşinde masumları yandırma İlahi. Terör elindeki mazlumları kurtar karanlık düşüncelerden, uyandır gaflettekileri sabahı olmayan gecelerden… Bu yolda dostlarımızı yerindirme, düşmanları sevindirme İlahi. Hainlerin tuzaklarını ayaklarına, hilelerini başlarına dolandır ya Rabbi; el ovuşturanları da tutuşturdukları ateşlerde yandır ya Rabbi. Rahmetini kesme kahraman ordumuzdan, bereketini alma cennet yurdumuzdan. Tasasını çektiklerimizden emin eyle bizleri; karanlık yollarda rehber-i din eyle bizleri. Hezimete uğrat terörün uşaklarını ve efendilerini ve zalimlerin kendilerine kırdır yine kendilerini.

Ey bütün noksanlardan münezzeh olan Allah’ım! Şehitlerimize ikramını, gazilerimize dermanını eriştir. Acısı olanların acısını dindir, umudumuzu zafere eriştir. Duamızı Kâbe’de edilen dualara say, harekâtımızı Nebi yolunda gazalara say. Rahmetini kesme üzerimizden diye yalvarıyoruz; merhametini esirgeme bizden diye yalvarıyoruz… Ezanımızı dindirtme ya Rab! Vatanımızı böldürtme ya Rab! Bayrağımızı indirtme ya Rab! Başımızı eğdirtme ya Rab; Mehmetçiklerin ayağına taş değdirtme ya Rab! Bir an evvel zafer bulup şanla dönsünler; en kısa zamanda huzurla dönsünler… Ayetinde dediğin gibi; yeryüzünde bizi kudret sahibi eyle ve bizim elimizle Firavunların, Hâmânların ordularına, korktukları şeyleri yaşat ya Rab!.. Âmin, ve’lhamdülillahi Rabbi’l-Âlemin…

CUMADA OKUNAN HUTBE: KUL VE KAMU HAKKI

Muhterem Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz bir gün, ashâbına “Müflis kimdir biliyor musunuz?” diye sordu. Orada bulunanlar, “Malını mülkünü kaybetmiş, iflas etmiş kimsedir Yâ Resûlallah” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.s) şöyle buyurdu: “Aksine gerçek müflis şu kimsedir: Kıyamet günü kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği zekâtla gelir. Ancak dünyada iken şuna sövmüş, buna iftira atmış, ötekinin malını yemiş, berikinin kanını dökmüş, bir başkasını dövmüştür. İhlâl ettiği bu hakların karşılığı olarak onun iyiliklerinden alınıp hak sahiplerine verilir. Şayet hesabı görülmeden iyilikleri biterse, mağdur ettiği insanların günahlarından alınarak onun üzerine yüklenir, sonra da cehenneme atılır.”

Kıymetli Müslümanlar!

İslam, hak ve hakikat, hukuk ve adalet dinidir. “Hak” kavramı, hem sorumluluklarımızı hem de korumamız gereken değerleri ifade eder. Hayat ve huzur kaynağımız olan vahiy, bizleri hakka sahip çıkmaya davet eder. Rabbimizin Esmâ-i Hüsnâsından biri de “el-Hak”tır. Dolayısıyla hakka riayet eden insan, aslında doğrunun ve hakikatin yani Cenâb-ı Hakk’ın emir ve rızasının yanında yerini almış olur.

Değerli Müminler!

İnsanoğlu anne karnında canlandığı andan itibaren can güvenliği ve hayat hakkına sahiptir. Rabbimiz, “Bir cana kıymaya veya yeryüzünde fesat çıkarmaya karşılık olması dışında, kim bir insanı öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir canı kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.”2 buyurarak bu ilkeye işaret eder.

Her insanın malını ve meşru kazancını koruma hakkı vardır. Haksız yollarla mal elde eden, ticarete hile karıştırarak müşterisini aldatan ve işçisinin hakkını tam olarak ödemeyip gasp eden kişi, harama el uzatmış demektir.

İnsanın kişilik değerleri, şerefi, namusu ve inancı da dokunulmazdır. Bir başkasının değerlerine hakaret etmek, adını karalamak, yalan ve iftira ile itibarını zedelemek en önemli hak ihlalleri arasında yer alır. Hak ihlali ise kanunlarımıza göre suç, dinimize göre de büyük bir vebal ve günahtır.

Muhterem Müslümanlar!

İmanın gereği, hayatın her alanında mutedil, insaflı ve hakkaniyetli davranmaktır. Kendi haklarını koruduğu kadar çevresindekilerin de haklarını korumak, mümin olmanın şiarıdır. Kişisel menfaatleri için diğer insanların, hatta hayvanların ve tabiatın hakkını çiğneyen kimse, kısa vadede kazançlı çıktığını zannetse de aslında ziyanda ve iflastadır.Hak duyarlılığı, en yakın aile fertlerinden başlamak üzere, her hak sahibine hakkını vermeyi gerektirir. Anne-babamızın haklarına saygı duymak, eşimizin haklarını sevgiyle ve özenle teslim etmek, çocuğumuzun haklarını şefkatle korumak hepimizin sorumluluğudur. Akrabalık ilişkilerinde, bilhassa iş ortaklığı, düğün ve miras paylaşımı gibi konularda zerre miktarı hak geçmemesi için uğraşmak hepimizin görevidir.

Aziz Müminler!

Kul hakkının, toplumun tamamına sirâyet ettiği alan ise kamu hakkıdır. Kamu hakkı, kul hakkına göre çok daha ağır sorumluluğu olan bir emanettir. Bu emanete ihanet etmek, kişiyi hem dünyada hem de ahirette hüsrana sürükler. Nitekim Yüce Rabbimiz, “Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim emanete, devlet malına hıyanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı, boynuna asılı olarak gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.”3 buyurmuştur. Rahmet elçisi (s.a.s) ise bu konuda ümmetini şöyle uyarmıştır: “Kimse hakkı olmayan bir karış toprağı bile almasın! Eğer alırsa, kıyamet gününde Allah yedi kat yeri onun boynuna dolar.”4 Bir başka hadisindeise şöyle demiştir: “Kim bir işte görevlendirilip yaptığı işin karşılığı bir ücret alıyorsa, onun bu ücret dışında alacağı her şey emanete hıyanettir.”5

Değerli Müslümanlar!

Hakkaniyete dayalı ilişkilerin dünyada huzura, ahirette ise kurtuluşa vesile olduğunu unutmayalım. Özel hayatımızda her türlü kul hakkını ihlal etmekten sakınalım. Saçı bitmedik yetimin hakkını düşünerek, kamu görevini ağır bir emanet olarak kabul edelim. Zira ihlal edilen kamu hakkı, zayi edilen vakıf malı, aynı zamanda binlerce kul hakkı demektir. Her hayırlı işin sevabı olduğu gibi, her ihmal ve hatanın da kul ve kamu hakkı doğuracağını bilerek yaşayalım.

 

Kamboçya’da gözaltına alınan Karaca’nın eşinden çağrı: Eşimi bize getirin

Gündem

Yaşamını yitiren eski vali Hüseyin Avni Coş sırlarıyla gitti

MİT Tırları olayında Adana Valisi, 15 Temmuz’da ise Sakarya Valisi olarak görev yapan Hüseyin Avni Coş, İstanbul İstinye’deki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu kaldırıldığı hastanede kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. 

BOLD – 15 Temmuz’da Sakarya Valiliği görevinde bulunan ve verdiği silahlı pozuyla hafızalara kazınan Hüseyin Avni Coş, evinde geçirdiği kalp krizi sonucu kaldırıldığı hastanede kurtarılamayarak yaşamını yitirdi.

80 DARBESİ DÖNEMİNİN BELEDİYE BAŞKANI

Hüseyin Avni Coş, 1959 yılında Isparta’da doğdu. 1976 yılında Eğirdir Lisesinden mezun olduktan sonra aynı yıl Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesinde eğitime başladı, 1977 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin İktisat ve Maliye Bölümüne geçiş yaptı ve 1981 yılında iyi derece ile mezun oldu. 1982 yılında Antalya Maiyet Memuru olarak Mülki İdare Amirliğine başladı. Kaymakamlık stajı esnasında Burdur’un Bucak ilçesinde Kaymakam Vekilliği ve Belediye Başkanlığı yaptı.

OHAL BÖLGE VALİ YARDIMCISI OLARAK GÖREV YAPTI

1984 yılında Ordu’nun Akkuş ilçesi kaymakamlığına, 1987 yılında Sivas’ın İmranlı ilçesi kaymakamlığına atandı. 1988 yılında İçişleri Bakanlığınca düzenlenen yabancı dil kursunu bitirdikten sonra bir yıl süreyle Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderildi. 1989 yılında Siirt’in Şirvan ilçesinin kaymakamlığına atandı. 1991 yılında Diyarbakır’a Olağanüstü Hal Bölge Vali Yardımcılığına atandı. 1995 yılında İçişleri Bakanlığı APK Kurulu ve Sivil Savunma Genel Müdürlüklerinde Daire Başkanı olarak görev yaptı.

15 TEMMUZ’UN SAKARYA VALİSİ

1995 yılında İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliğine atandı. 1996 yılında Mülkiye Başmüfettişi oldu. Güvenlik ve yönetim konularında çeşitli kurs ve seminerlere katıldı. 30 Ocak 2003 Tarih ve 2003/5221 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Bingöl Valiliğine atandı. 1 Aralık 2003’te Aksaray Valiliğine, 30 Aralık 2005’te Kırklareli Valiliğine, 11 Haziran 2009’da Aydın Valiliğine atandı, 17 Ağustos 2011’de Adana Valiliğine ve 23 Mayıs 2014’te Sakarya valiliğine, 21 Haziran 2017’de Merkez Valiliğine atandı.

DURDURULAN MİT TIRLARINDA OLAY YERİNDEYDİ

Adana’da 19 Ocak 2014’te silah ve mühimmat taşıdığı ihbarı üzerine 7 TIR Tarsus- Adana- Gaziantep (TAG) Otoyolu’nun Ceyhan İlçesi Sirkeli Gişesi önünde durduruldu. Aranan 3 TIR’daki malzemelerin savcılıkça tespiti yapılırken, savcılık, valilik ve MİT arasında yoğun görüşme trafiğine neden oldu. Vali Hüseyin Avni Coş da bölgeye gidenler arasında yer aldı. lardaki yükün MİT’e ait olduğuna ilişkin belgeler ulaşınca, yetkili savcı aramayı durdurdu. Şöförler ve diğer görevliler için de gözaltı işlemi yapılmadı.

“ARAÇLARI BIRAKMAN İÇİN ÖLÜMÜNE HER ŞEYİ YAPACAĞIM”

MİT TIR’larını durduran Savcı Aziz Takçı, 08 Mart 2015’te Cumhuriyet’e verdiği röportajda tırlarda arama yaparken Adana Valisi Hüseyin Avni Coş ve Emniyet Müdürünün yaklaşık 300-400 kişilik özel harekât ve çevik kuvvet polis ekibi ile olay yerine geldiğini belirterek, “Konuyu çözmek için Adana Valisi ile görüştük. Bana bu araçların MİT’e ait olduğunu, bu araçların bırakılması için ölümüne her şeyi yapacağını, Sayın Başbakan’ın (Recep Tayyip Erdoğan) arayıp “Bu konuda yasa çıkaracağız, savcı bunları bıraksın” mealinde sözler söylediğini, aynı şekilde İçişleri Bakanı’nın da kendisini aradığını söyledi” dedi.

 

Sedat Peker: HDP’yi hedef gösterip iç savaş çıkarmak istiyorlar

Okumaya devam et

Gündem

Sedat Peker: HDP’yi hedef gösterip iç savaş çıkarmak istiyorlar

Son günlerde Türkiye’nin dört bir yanında çıkan ve kamuoyunda tepkilere yol açan orman yangınlarını yorumlayan organize suç örgütü lideri Sedat Peker, AKP’nin HDP’yi hedef gösterip iç savaş çıkarmak istediğini öne sürdü.

BOLD – Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, orman yangınlarıyla ilgili “iç savaş” uyarısı yaptı. Yangınların ardından HDP’nin hedef gösterildiğini vurgulayan Peker, “İç savaş çıkartma gayesinde olanlar ve bu amacı taşıyanlara bilip ya da bilmeden hizmet edenler şunu sakın unutmayın; belki bugün olmasa da bir gün bunun bedelini mutlaka ödeyeceksiniz.” dedi.

FAİLLER BULUNMADAN YANGIN HDP’LİLERE YIKILDI

Peker’in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar şöyle:
1-Kıymetli dostlarım, terör ile mücadele kanunları kapsamında 1 litre benzin alabilmek için dahi karakol iznine başvurulurken ayrıca da her sokak başında polis ve jandarma kontrolleri yapılırken, henüz ortada yakalanan hiçbir fail olmadığı halde bu yangınları HDP’liler …

2-…çıkarıyor demek acaba hangi akıla hizmet? Ülkenin en az 20 ayrı yerinde orman yangınları var. Bir orman yangını çıkarmak için en az birkaç bidon benzin gerektiği gerçeği ortadayken kendimize şu soruyu sormamız gerekmez mi: Bu benzinleri polis kontrol noktalarından HDP’liler…

3-…nasıl geçirmiş olabilirler? Yangınlar daha yeni başlamışken, hiçbir fail henüz yakalanmamışken, yangınları HDP’liler çıkarıyor demek halkımızı HDP binalarına saldırtma amacından başka ne işe yarayabilir?

VATANSEVERLER SAKIN SOKAĞA ÇIKMAYIN

4-Tekrar tekrar söylüyorum, iç savaş çıkartma gayesinde olanlar ve bu amacı taşıyanlara bilip ya da bilmeden hizmet edenler şunu sakın unutmayın, belki bugün olmasa da bir gün bunun bedelini mutlaka ödeyeceksiniz.

5-Ülkemizi gerçekten seven gerçek milliyetçiler, gerçek vatanseverler; her ne olursa olsun lütfen sokağa çıkmayın. Vatansever görünümlü provokatörlerin oyununa asla gelmeyin Benim samimiyetime ve tecrübeme lütfen inanın. Sağlığıma kavuşmama az kaldı,…

6-…inşallah önümüzdeki günlerde daha sık beraber olacağız. doncu sülüman, fındık kadar beyninle tarihten yalan yanlış örnekler verdiğini okuyorum. Sakın seninle işim bitti zannetme.

7-Seni ve seni destekleyenlerin gerçek yüzünü tüm dünyaya göstermeden bu dünyadan ayrılmak gibi bir niyetim yok.

 

 

Yangınlarda oklar hükumete döndü: Gündem mi değiştirilmek isteniyor?

Okumaya devam et

Gündem

Diyanet’in afet hutbesi doğayı katleden Cengiz Holding’i akıllara getirdi

Diyanet, bu haftaki cuma hutbesinde “Bir mümin, sorumluluğunu ihmal edip göz göre göre afetlere kapı aralayamaz” uyarısında bulunuldu. Diyanet’in hutbesi Cengiz Holding başta olmak üzere Saray’a yakın firmaların, Karadeniz’de yaptıkları doğa katliamını hatırlattı.

BOLD – Diyanet İşleri Başkanlığı, bu hafta afetleri ele aldı. “Afetlere karşı sorumluluğumuzun idrakinde olalım” başlıklı hutbede müminin sorumluluğunu ihmal edip göz göre göre afetlere kapı aralayamayacağına dikkat çekildi.

KAİNAT CENAB-I HAKK’IN EMANETİ

İnsanların bir çevrenin içinde ve bir çevreye muhtaç halde yaratıldığına vurgu yapılan hutbede, “Çevremiz bizler için hayat demektir; hayatın rengi, ahengi, dirliği ve birliği demektir. Kâinat, Cenâb-ı Hakk’ın eseri ve insana emanetidir. Bu sebepledir ki yeryüzünün şerefli halifesi olarak bizler, bütün insanları, canlı cansız bütün mahlûkatı korumakla, onlara karşı şefkatli ve merhametli olmakla yükümlüyüz” denildi.

BİR MÜMİN YERYÜZÜNDE DENGELERİ BOZACAK ADIMLAR ATAMAZ

Son günlerde yaşanan afetlerin herkesi derinden üzdüğüne dikkat çekilen hutbede, şunlar kaydedildi: “Bir yandan sellerin açtığı yaraları sarmaya çalışıyoruz. Diğer yandan ciğerlerimizi dağlayan orman yangınlarıyla mücadele ediyoruz. Böylesi zor günlerde şunu bir kez daha hatırlamalıyız ki sel, heyelan, yangın, deprem, kuraklık ve salgın hastalık gibi afetler karşısında can ve mal kaybımızı en aza indirmek ancak gerekli tedbirleri almakla mümkündür. Zira tabiat olayları, sünnetullah yani ilahi düzen ve kanunlar gereği, sebep-sonuç ilişkisi içerisinde meydana gelmektedir. Dolayısıyla bir mümin, sorumluluğunu ihmal edip göz göre göre afetlere kapı aralayamaz. Yeryüzünde dengeleri bozacak adımlar atamaz.”

YAPTIKLARININ CEZASINI ÇEKECEKLER

Sel, heyelan ve deprem riski bulunan bölgelerde tabiatın dengelerine, bölgenin gerçeklerine uygun, doğru ve sağlam adımlar atılması gerektiği belirtilen hutbede, “Yangınlara sebebiyet verecek ihmalden ve sorumsuz davranışlardan uzak duralım. Ormanlarımızı bilerek yakan, vatanımıza göz diken, milletimizin canına kast edenlere gelince dünyada ve ahirette Allah’ın, meleklerin, insanların ve diri diri yanan bütün canlıların laneti onların üzerinedir. Onlar her iki âlemde de yaptıklarının cezasını çekeceklerdir” denildi.

Saray’ın 13 uçağı var Türkiye’nin yangın söndürme uçağı yok

Okumaya devam et

Popular

Shares