Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Hutbeler siyasetin emrinde: Gece cihat hutbesi dağıtıldı sabah uçtu

Diyanet gece “cihadı” anlatan Cuma hutbesini dağıttı, ABD ile yapılan anlaşma sonrası hutbenin konusu kamu ve kul hakkı olarak değiştirildi.

BOLD – Her perşembe akşamı yüklenen cuma günleri camilerde görevli imam tarafından okunan hutbe metni, ABD ile yapılan anlaşma sonrasında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından gece yarısı değiştirildi.

BARIŞ HAREKATI ANLATILIYORDU

Dün akşam yüklenen “Dualarımız Mehmetçiğimiz için” başlıklı hutbe, gece “Kul ve kamu hakkı” başlıklı hutbe ile değiştirildi. Değişikliğin gerekçesi açıklanmadı. Değiştirilen hutbede Barış Pınarı Harekatı da şu şekilde anlatılıyordu: “Barış Pınarı dedi yürüyüşünün adına. Yanında da arkadaşları, eşten dosttan tanışları, kardeşleri… Kimimizin evladı, kimimizin kardeşi… Bizim çocuklarımız, hepimizin ciğerpareleri…”

DEĞİŞTİRİLEN HUTBE: DUALARIMIZ MEHMETÇİĞİMİZ İÇİN

Aziz Kardeşlerim!

Bu mübarek saatte, bu icabet ve bereket vaktinde bir tanıdığımdan bahsedeceğim size. “Vatan” deyince gerisini unutuveren bir delikanlıdan…

Siz de bileceksiniz; adını Fahr-i Kâinat’ın adıyla anıp “Mehmetçik” dediğimiz kahramandır o… Bazılarınız onu tarih sayfalarından tanırsınız. Güçlü, atılgan, zeki, becerikli ve gözü pekti. Daima ön safta olmak isterdi. Durmazdı, durmak nedir bilmezdi. Cepheden cepheye koşarken arkasında bazen bir bacağını, bazen bir kolunu, bazen bir gözünü bırakır, ama vatan sevgisini daima ileride, en önde tutar, “Vatan sağ olsun!” derdi, “Yeter ki vatan sağ olsun!”

Kıymetli Müslümanlar!

Peygamberimiz buyuruyor ki, “Allah, sadece kendi yolunda cihad etmek ve kelime-i tevhidi doğrulamak üzere sefere çıkan kimseyi cennete sokmaya veya çıktığı evine sevap ve ganimet ile döndürmeye kefil olmuştur.” Mehmetçiğimiz bu muştuyla yine yürüdü. Mevsimlerden en çok baharı, aylardan en ziyade Ağustos’u severdi ama şu Ekim günlerinde de yürüdü. Terörden bunalanlara barış, huzuru kaçırılanlara huzur, yüreği tutuşanlara serinlik dağıtmak üzere…

Barış Pınarı dedi yürüyüşünün adına. Yanında da arkadaşları, eşten dosttan tanışları, kardeşleri… Kimimizin evladı, kimimizin kardeşi… Bizim çocuklarımız, hepimizin ciğerpareleri…

Aziz Müminler!

Mehmetçik, geceleri gündüze, gündüzleri geceye sığdırmak için zamanı ve mekânı unutmuş koşuyor… Mehmetçik, teriyle ve kanıyla dünya tarihini yeniden yazıyor. Onun kanını bıraktığı sınırlarımızda, yalnızca ülkemizin değil, bütün insanlığın kaderi hercü mercden kurtuluyor.

Bu öyle bir insanlık mücadelesi ki, “Gevşemeyin, üzülmeyin. Eğer iman etmişseniz üstün olan sizlersiniz.” buyuran Yüce Kitabımız, barış yolunda kahraman ordumuza umut oluyor. Bu öyle bir iman ve vatan aşkı ki, Kur’an bu aşkla toprağa düşen canları şöyle anlatıyor: “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilâkis onlar diridirler; Allah’ın lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir hâlde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.”

Değerli Kardeşlerim!

Hiç şüpheniz olmasın ki, Cenâb-ı Hakk’ın yardımıyla, hainlerin oyunları bozulacak, zalimlerin tuzakları ayaklarına, hileleri başlarına dolanacaktır. Mehmetçik siperleri tuttukça, bütün düşmanlarımızın da, onların içimize saldıkları zavallıların da hayalleri hakikatlerimize; tuzakları imanımıza çarpacak, kışkırttıkları terör selinin içinde kendileri boğulacaktır. Ordumuz barış uğruna ilerledikçe, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde masumlar, kadınlar, çocuklar güven ve huzura kavuşacaktır.

Aziz Müminler!

Mehmetçik ki, bir sancağın gölgesinde, alnında yıldızlar parlayan cevherimiz, hazinemizdir… Mehmetçik ki, vatan, bayrak, millet ve devlet uğruna tek yürek olan kahramanlık destanımızdır… Mehmetçik, dünyanın iyiliği için cephede, insanlık adına siperdedir. Ve onlar omuz omuza, sırt sırtayken; mazlumların ve hakları ellerinden alınanların imdadına koşarken yerde ve gökte, uzakta ve yakında bütün dualarımız onlaradır, onlar içindir. Teri damladığında merhamet, kanı döküldüğünde rahmet olsun diye… Onlar içindir Fetihler, Fatihalar, Yasinler… Ve âminler onlar içindir…

Âmin! Ey varlığın Aziz ve Kerîm olan Rabbi! Ey âlemlerin Rahman ve Rahim olan Rabbi!.. Süt kesilmiş bebeler aşkına, sütü çekilmiş nineler aşkına… Yücelerden yüce olan babına geldik, rahmetini istemeye cenabına geldik. Adını andık ve nuruna durduk; günahkâr ellerimizle, huzuruna durduk. Askerimiz için yardım diliyor, ordumuza zafer istiyoruz. O asker ki Senin adınla çıktılar yola, her birini her adımda nusrete kandırdıklarından eyle; barış aşkıyla yandırdıklarından; huzur kaftanıyla kuşandırdıklarından eyle… Canlarını koru meşakkatten, afetten; bedenlerini koru yorgunluktan, bıkkınlık ve gafletten…

Ey dünyada orduları celal ile var eden var, ey ahirette şehitlere cemalini ihsan eden yâr!

Varlığına inandık, birliğine inandık; Sana sığındık ve Sana güvendik. Gayrı, İslam ümmetini birbiriyle sınandırma İlahi, fitne ateşinde masumları yandırma İlahi. Terör elindeki mazlumları kurtar karanlık düşüncelerden, uyandır gaflettekileri sabahı olmayan gecelerden… Bu yolda dostlarımızı yerindirme, düşmanları sevindirme İlahi. Hainlerin tuzaklarını ayaklarına, hilelerini başlarına dolandır ya Rabbi; el ovuşturanları da tutuşturdukları ateşlerde yandır ya Rabbi. Rahmetini kesme kahraman ordumuzdan, bereketini alma cennet yurdumuzdan. Tasasını çektiklerimizden emin eyle bizleri; karanlık yollarda rehber-i din eyle bizleri. Hezimete uğrat terörün uşaklarını ve efendilerini ve zalimlerin kendilerine kırdır yine kendilerini.

Ey bütün noksanlardan münezzeh olan Allah’ım! Şehitlerimize ikramını, gazilerimize dermanını eriştir. Acısı olanların acısını dindir, umudumuzu zafere eriştir. Duamızı Kâbe’de edilen dualara say, harekâtımızı Nebi yolunda gazalara say. Rahmetini kesme üzerimizden diye yalvarıyoruz; merhametini esirgeme bizden diye yalvarıyoruz… Ezanımızı dindirtme ya Rab! Vatanımızı böldürtme ya Rab! Bayrağımızı indirtme ya Rab! Başımızı eğdirtme ya Rab; Mehmetçiklerin ayağına taş değdirtme ya Rab! Bir an evvel zafer bulup şanla dönsünler; en kısa zamanda huzurla dönsünler… Ayetinde dediğin gibi; yeryüzünde bizi kudret sahibi eyle ve bizim elimizle Firavunların, Hâmânların ordularına, korktukları şeyleri yaşat ya Rab!.. Âmin, ve’lhamdülillahi Rabbi’l-Âlemin…

CUMADA OKUNAN HUTBE: KUL VE KAMU HAKKI

Muhterem Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz bir gün, ashâbına “Müflis kimdir biliyor musunuz?” diye sordu. Orada bulunanlar, “Malını mülkünü kaybetmiş, iflas etmiş kimsedir Yâ Resûlallah” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.s) şöyle buyurdu: “Aksine gerçek müflis şu kimsedir: Kıyamet günü kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği zekâtla gelir. Ancak dünyada iken şuna sövmüş, buna iftira atmış, ötekinin malını yemiş, berikinin kanını dökmüş, bir başkasını dövmüştür. İhlâl ettiği bu hakların karşılığı olarak onun iyiliklerinden alınıp hak sahiplerine verilir. Şayet hesabı görülmeden iyilikleri biterse, mağdur ettiği insanların günahlarından alınarak onun üzerine yüklenir, sonra da cehenneme atılır.”

Kıymetli Müslümanlar!

İslam, hak ve hakikat, hukuk ve adalet dinidir. “Hak” kavramı, hem sorumluluklarımızı hem de korumamız gereken değerleri ifade eder. Hayat ve huzur kaynağımız olan vahiy, bizleri hakka sahip çıkmaya davet eder. Rabbimizin Esmâ-i Hüsnâsından biri de “el-Hak”tır. Dolayısıyla hakka riayet eden insan, aslında doğrunun ve hakikatin yani Cenâb-ı Hakk’ın emir ve rızasının yanında yerini almış olur.

Değerli Müminler!

İnsanoğlu anne karnında canlandığı andan itibaren can güvenliği ve hayat hakkına sahiptir. Rabbimiz, “Bir cana kıymaya veya yeryüzünde fesat çıkarmaya karşılık olması dışında, kim bir insanı öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir canı kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.”2 buyurarak bu ilkeye işaret eder.

Her insanın malını ve meşru kazancını koruma hakkı vardır. Haksız yollarla mal elde eden, ticarete hile karıştırarak müşterisini aldatan ve işçisinin hakkını tam olarak ödemeyip gasp eden kişi, harama el uzatmış demektir.

İnsanın kişilik değerleri, şerefi, namusu ve inancı da dokunulmazdır. Bir başkasının değerlerine hakaret etmek, adını karalamak, yalan ve iftira ile itibarını zedelemek en önemli hak ihlalleri arasında yer alır. Hak ihlali ise kanunlarımıza göre suç, dinimize göre de büyük bir vebal ve günahtır.

Muhterem Müslümanlar!

İmanın gereği, hayatın her alanında mutedil, insaflı ve hakkaniyetli davranmaktır. Kendi haklarını koruduğu kadar çevresindekilerin de haklarını korumak, mümin olmanın şiarıdır. Kişisel menfaatleri için diğer insanların, hatta hayvanların ve tabiatın hakkını çiğneyen kimse, kısa vadede kazançlı çıktığını zannetse de aslında ziyanda ve iflastadır.Hak duyarlılığı, en yakın aile fertlerinden başlamak üzere, her hak sahibine hakkını vermeyi gerektirir. Anne-babamızın haklarına saygı duymak, eşimizin haklarını sevgiyle ve özenle teslim etmek, çocuğumuzun haklarını şefkatle korumak hepimizin sorumluluğudur. Akrabalık ilişkilerinde, bilhassa iş ortaklığı, düğün ve miras paylaşımı gibi konularda zerre miktarı hak geçmemesi için uğraşmak hepimizin görevidir.

Aziz Müminler!

Kul hakkının, toplumun tamamına sirâyet ettiği alan ise kamu hakkıdır. Kamu hakkı, kul hakkına göre çok daha ağır sorumluluğu olan bir emanettir. Bu emanete ihanet etmek, kişiyi hem dünyada hem de ahirette hüsrana sürükler. Nitekim Yüce Rabbimiz, “Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim emanete, devlet malına hıyanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı, boynuna asılı olarak gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.”3 buyurmuştur. Rahmet elçisi (s.a.s) ise bu konuda ümmetini şöyle uyarmıştır: “Kimse hakkı olmayan bir karış toprağı bile almasın! Eğer alırsa, kıyamet gününde Allah yedi kat yeri onun boynuna dolar.”4 Bir başka hadisindeise şöyle demiştir: “Kim bir işte görevlendirilip yaptığı işin karşılığı bir ücret alıyorsa, onun bu ücret dışında alacağı her şey emanete hıyanettir.”5

Değerli Müslümanlar!

Hakkaniyete dayalı ilişkilerin dünyada huzura, ahirette ise kurtuluşa vesile olduğunu unutmayalım. Özel hayatımızda her türlü kul hakkını ihlal etmekten sakınalım. Saçı bitmedik yetimin hakkını düşünerek, kamu görevini ağır bir emanet olarak kabul edelim. Zira ihlal edilen kamu hakkı, zayi edilen vakıf malı, aynı zamanda binlerce kul hakkı demektir. Her hayırlı işin sevabı olduğu gibi, her ihmal ve hatanın da kul ve kamu hakkı doğuracağını bilerek yaşayalım.

 

Kamboçya’da gözaltına alınan Karaca’nın eşinden çağrı: Eşimi bize getirin

Dünya

Türkiye’nin Yunanistan’a iade ettiği IŞİD’li tampon bölgede kaldı

Türkiye’nin, Barış Pınarı Harekatı sırasında tutukladığı bir Amerikan vatandaşının sınır dışı etmesiyle söz konusu şahıs, Türkiye ile Yunanistan arasındaki tampon bölgede kaldı.

BOLD – Edirne Pazarkule Sınır Kapısı’ndan sınır dışı edilen Amerikan vatandaşını Yunanistan geri çevirdi. Türk makamların da ülkeye dönüşüne izin vermediği şahıs iki ülke arasındaki tampon bölgede mahsur kaldı.

Arap kökenli, ABD vatandaşı olduğu iddia edilen kişi Yunanistan’a ait Kastanies Sınır Kapısı’ndaki görevliler tarafından kabul edilmedi.

İki ülkenin de kabul etmediği IŞİD’e mensup olduğu öne sürülen şahsın tampon bölgede bekleyişini sürdürdüğü ve iki sınır kapısı arasında gidip geldiği belirtildi.

Ankara, dün itibariyle ‘yabancı terörist savaşçı’ olduğu belirtilen ABD’li ve Avrupalı kişileri ülkelerine iade etmeye başlamıştı.

AVRUPA’DAN TÜRKİYE’YE ELEŞTİRİ

Bu arada Türkiye’nin IŞİD zanlılarını ülkelerine sınır dışı etmeye başlamasına Avrupa’dan tepkiler sürüyor.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Pazartesi akşamı Brüksel’de düzenlenlenen AB Dışişleri Bakanları toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, söz konusu kişilerin Almanya’da mahkeme önüne çıkarılabilmeleri için IŞİD’le bağlantılarını ortaya koyacak somut delillerin ortaya konması gerektiğini belirtti.

Maas bu nedenle, “söz konusu kişilerin tutuklanmaları ya da mahkeme önüne çıkartılabilmeleri için yeterli delillere ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Almanya Dışişleri Bakanı bunun için de Türk hükumetinin bu konudaki ayrıntılı bilgileri kendilerine iletmesi beklentisini taşıdıklarını söyledi.

Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn da Brüksel’deki AB Dışişleri Bakanları toplantısı çerçevesinde yaptığı açıklamada Türkiye’nin yakaladığı IŞİD’lileri iade açıklamasını eleştirdi.

Planlanan iadelerin Avrupa ve Ortadoğu’nun güvenliğini tehlikeye atabileceği uyarısında bulunan Asselborn, “Bu barbarların serbest kalmaları mutlaka engellenmeli. Türkiye’nin bu konuda verdiği emirler yakışıksız” ifadesini kullandı.

Türkiye’yi AB ve NATO ülkeleriyle birlikte hareket etmeye çağıran Lüksemburg Dışişleri Bakanı, “Şayet söz konusu kişiler serbest kalacak olurlarsa, bu yöndeki tüm çabalar boşuna verilmiş olacak” dedi.

Suriye’de yakalanan “AB vatandaşı IŞİD’lı teröristler” ülkelerine iade ediliyor

Okumaya devam et

Gündem

Sincan Çocuk Cezaevinde Robocop işkencesi: Işıkları kapatıp çocukları dövdüler

Sincan Çocuk Cezaevi’nde robocoplu gardiyanların ışıkları söndürüp çocukları dövdüğü ortaya çıktı.  Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun raporunda, yaşananların insanlık onuru ile bağdaşmadığı belirtildi.

BOLD – İşkence ve kötü muamele iddiaları ile gündeme gelen Sincan Çocuk Cezaevinde çocukların dövüldüğü Cumhurbaşkanlığına bağlı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) raporunda da yer aldı. TİHEK’in Sincan Çocuk Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Ziyareti Raporu’nda 21 Aralık 2018 tarihinde çocukların ışıklar kapatıldıktan sonra infaz koruma memurları tarafından dövüldüğü bildirildi.

Birgün’ün haberine göre, yedi çocuğun dövüldüğü bildirilen raporda, kamera kayıtlarından seçilen fotoğraflara da yer verildi. Raporda, karşılıklı iki ünitede kalan çocukların sözlü tartışmaya girdikleri ve çocuklardan birinin “kendine zarar verdiği” gerekçesiyle memurlar tarafından götürüldüğü belirtildi. Götürülen çocuğun iki gün sonra geri getirileceğinin söylenmesinin ardında da çocukların çevreye zarar vermeye başladığı öne sürüldü.

Raporda “Çocukların çevreye zarar vermesinin ardından lojmanlarda oturan ceza infaz memurlarının takviye olarak çağrıldığı ve robocop kıyafetleri giyilerek çocukların bulunduğu bölüme girildiği” belirtildi.

ÇOCUKLAR TEKMELENDİ

TİHEK Raporu’nda kamera kayıtlarında ışıkların tamamen kapatıldığı ve odadan çıkarılan çocukların darp edildiği belirtildi. Raporda “Üniteden dışarı çıkartılan çocuklardan ilkinin kafasında yoğun bir kanama olduğu belirtildi. Üniteden çıkartılan çocukların koridorun köşesinde yere yatırıldığı, infaz koruma memurlarının çocukların üzerine çıkarak hareket etmesini engellediği, o esnada yere yatırılan çocuklara tekme atıldığı kamera kayıtları ile tespit edildi” denildi.

REVİRDE 1 DAKİKALIK MUAYENE

Çocukların tek kişilik odaya götürülürken kıyafetlerinin çıkarıldığı ve bazı çocukların yine yere yatırılarak hareket etmesinin engellendiği ve duvara itilerek darp edildiği ifade edildi. Raporda” Bazı çocukların tekli odaya infaz koruma memurları tarafından ayaklarıyla iteklenerek alındığı ve çocukların 22.08’den sonra revire götürüldüğü, yaklaşık bir dakikalık bir muayeneden sonra revirden çıkarıldıkları görülmüştür” ifadesi yer aldı.

İNSANLIK ONURUYLA BAĞDAŞMIYOR

Raporun değerlendirme bölümünde de yaşananların insanlık onuru ile bağdaşmadığı belirtilerek, şu tespitlere yer verildi: “Çocukların sağlık raporları incelendiğinde bir çocuğa karşılık neredeyse iki katı kadar infaz koruma memuru ile müdahale edildiği ve bu müdahale esnasında kişiyi savunmasız bırakmanın ve kontrol altına almanın ötesinde orantısız bir güç uygulandığı anlaşılmıştır.

Çocukların vücutlarında oluşan yara ve izlerin infaz koruma memurlarının müdahalesi neticesinde oluştuğu sağlık raporlarından ve kamera kayıtlarından açıkça anlaşılmaktadır. Çocuklara karşı kullanılan gücün seviyesini haklılaştırabilecek veya açıklayabilecek ikna edici ve inandırıcı herhangi bir husus ileri sürülememektedir.

KAMERALARIN GECE GÖRÜŞ ÖZELLİĞİ YOK

Ceza infaz kurumunda bulunan kameraların karanlıkta çekim yapabilme özelliğine sahip olmadığı, bu yönüyle sorunlar doğurabileceği, bu sebeple ceza infaz kurumlarında bulunan kameraların gece görüş ve kaliteli görüntü alma özelliğine sahip olması gerektiği değerlendirilmiştir.

KHK TV muhabiri gözaltına alındı

Okumaya devam et

Dünya

Tutsak 864 bebek ve 11 bin kadın için UNICEF’e imza kampanyası

Almanya’daki mültecilere destek amacıyla kurulan sivil toplum kuruluşu Aktion für Flüchtlingshilfe, Türkiye’deki cezaevlerinde tutsak 864 bebek ve annesi için imza kampanyası başlattı.

BOLD – 864 bebeğin anneleriyle birlikte serbest bırakılması için UNICEF Almanya’ya verilmek amacıyla imza kampanyası başlatıldı. Aktion für Flüchtlingshilfe’den yapılan açıklamada 5275 sayılı mevcut Türk yasalarına göre yeni doğan bebekler ve annelerinin tutuklanamayacağına dikkat çekildi. Buna karşın 11 binden fazla kadın ve 864 bebeğin siyasi zulüm için tutuklandığı vurgulandı.

ÖZGÜRLÜKLERİ ALINDI

Cezaevlerinde bebek ve çocukların özgürlüklerinin ellerinden alındığı kaydedilirken özellikle temiz hava alamadıkları, düzgün beslenemedikleri ve kendi yataklarının olmadığını dile getirdi. UNICEF’in dikkatini bu bebeklere çekmek isteyen Aktion für Flüchtlingshilfe, yapılan açıklamada “Çocuklar bizim geleceğimiz ve hakları var” ifadelerini kullandı.

Bir çocuk daha cezaevine girdi

Okumaya devam et

Popular