Bizimle iletişime geçiniz

Medya

İHA muhabirinin hedef gösterdiği kişilere önce gözaltı sonra açığa alma

İHA muhabiri Nusaybin’de kask ve çelik yelekle savaş bölgesi gibi çekim yaptı, izinsiz olarak çektiği insanları gözaltına aldırdı, üstelik ödül aldı.

BOLD – Nusaybin’de geçtiğimiz Cuma günü İHA muhabiri Beril Solmuşgil, halkın yaşadığı bölgelerde çelik yelek ve kask giyerek çekim yaptı. Nusaybin’i savaş bölgesi gibi gösteren Beril Solmuşgil, izinsiz fotoğraf çektiği halktan tepki aldı.

Bu sırada iki kişi, Solmuşgil’den kendilerini çektiği fotoğrafları silmesini istedi. Solmuşgil ise fotoğrafları silmedi ve bu iki kişiyi terör örgütü destekçisi olmakla suçladı. Tepki gösteren mavi tişörtlü genç, Solmuşgil’e olayın sadece izinsiz fotoğraf çekmekle ilgisi olduğunu, konuyu farklı yöne çekmemesi gerektiğini söyledi.

Kameranın kayıtta olduğu anlarda Solmuşgil olayları iyice büyüttü ardından da görüntüler servis edildi.

Tartışmaya taraf olan 4 kişi, Solmuşgil’in şikayeti üzerine gözaltına alındı.

ÖĞRETMENLER AÇIĞA ALINDI

Solmuşgül’ün sonradan yaptığı şikayet üzerine, Nusaybin’de öğretmenler S.İ. ve H.B. ile M.A. ve F.A. gözaltına alınmıştı.

Gözaltına alınan 4 isim önceki gün adli kontrol şartı ve yurtdışı çıkış yasağı ile serbest bırakıldı. Öğretmenler S.İ. ve H.B. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Nusaybin Kaymakamlığının verdiği kararla geçici olarak açığa alındı. Öğretmenlerin “basına yansıyan görüntüler” gerekçe gösterilerek açığa alındığı öğrenildi. Yaşadıklarından ve halen memur olmalarından dolayı öğretmenler basına herhangi bir açıklama yapmayacaklarını belirtti.

“BASININ HALİNİ ÖZETLEDİ”

İsimlerinin açık yazılmasını istemeyen diğer yurttaşlar ise, medyanın açıktan bir saldırısı ile karşı karşıya kaldıklarını belirterek, yaşadıklarının basınının halini özetler nitelikte olduğunu ifade etti. Kendilerinin yaşanan patlamada yakınlarının yaralandığını ve yine yaşamını yitirenler arasında da yakınlarının olduğunu aktaran yurttaşlar, “Biz kaybettiklerimizin, yaralılarımızın derdine düşmüşken başımıza bunlar geldi. Telefonu yere düşmüştü, gaspedildiğini söyleyip durdu. Gözaltında bize propaganda suçlaması yöneltildi. Hiç telefonun gaspedilmesinden bahsedilmedi. Biz herkesin o anki psikolojimizi anlamasını beklerdik ama bunu anlamak yerine bizi gözaltına aldırdılar” ifadelerini kullandı.

“ROKETİN NEREDEN GELDİĞİNİ TESPİT ETMEK BİZİM GÖREVİMİZ Mİ?”

“Kaybettiklerimizin yasını tutmamıza bile izin vermeden, suçsuz yere gözaltına alındık” diyen yurttaşlar, “Türk medyasının gerçek yüzünü bir kez daha gördük. Biz bu roketlerin, havanların nereden geldiğini bilmiyoruz. Neye inanalım? Nereden geldiğini tespit etmek bizim görevimiz midir? Tespit etmesi gereken devlet değil mi? Biz nasıl propaganda yapmış oluyoruz? Biz sadece kaybettiğimiz, ölen insanlarımızın derdindeydik. O an başka bir şey düşünecek halimiz yoktu. Ama başımıza bunlar geldi. Artık medya görmekten korkar olduk. Kime güveneceğiz bilemez olduk” sözleriyle tepki gösterdi.

MHP PLAKET VERDİ

Bu arada MHP Diyarbakır İl Başkanlığı’ndan İHA Muhabiri Beril Solmuşgil’e ‘üstün cesaret’ plaketi verildi.

Sosyal medya isyan etti: ‘Savaş muhabirliğinde nereden nereye…’

Medya

Gazeteci Ahmet Takan, evinin önünde saldırıya uğradı

Korkusuz gazetesi yazarı Ahmet Takan, Ankara Dikmen’de evinin önünde yumruklu saldırıya uğradı. Saldırısı sonrası Takan, 29 Mayıs Hastanesinde tedavi altına alındı. Polisin olayla ilgili soruşturma başlattığı ifade edildi.

BOLD-Ankara siyasetine ilişkin yayınladığı kulis haberlerle bilinen Korkusuz Gazetesi yazarı Ahmet Takan, akşam saatlerinde evinin önünde saldırıya uğradığı öğrenildi. Saldırganın Ahmet Takan’ın arkasından gelerek bacağına sopayla vurduğu öğrenildi.

Yeniçağ Gazetesi’ne konuşan Takan, “Slogan atarak yaklaşan saldırganı fark ettiğimde elimdeki çantayla kendimi korudum. Çanta sayesinde sadece bacağıma vurabildi. Daha sonra uzaklaştı. Daha sonra en yakın hastaneye giderek tedavi oldum. Karakolda bir kez daha ifade verdim” dedi. Takan’ın saldırı sonrasında yapılan tedavisinde bacağındaki kaslarda ezikler meydana geldiği belirtildi.

Ahmet Takan’a yönelik gerçekleştirilen sopalı saldırıdan saatler öncesinde MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman’ın, Takan’ı hedef alan paylaşımlarda bulunması dikkat çekti.

Büyükataman, Twitter üzerinden yaptığı paylaşımlarından “Ahmet Takan isimli boş muhabbet erbabından başka herkes görmüş ve anlamıştır ki Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in Sayın Genel Başkanı Devlet Bahçeli her beşer gibi hastalanmış ve başarılı bir tedavi sürecinin ardından görevinin başına geri dönmüştür” ifadelerine yer vermişti.

“İçişleri’nde bir tane Menzilci göstersinler bakanlığı bırakırım”

Okumaya devam et

Medya

İbrahim Eren’in TRT’yi nasıl batırdığını bakanlık ortaya çıkardı

Bilal Erdoğan’ın sınıf arkadaşı İbrahim Eren’in Genel Müdürlüğünü yaptığı Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunun (TRT) neden 2 yıldır faaliyet raporu açıklamadığı bakanlık raporuyla ortaya çıktı.

BOLD – Devletin resmi kanalı TRT, yayın hayatına başladığı 1964’ten bu zamana kadar ilk kez, İbrahim Eren yönetimindeki son iki yılında faaliyet raporunu kamuoyu ile paylaşmadı. Bünyesinde barındırdığı, 13 televizyon, 16 radyo, 38 dil ve lehçede web yayını ve 4 basılı dergisi ile Türkiye’nin en büyük medya kuruluşu olan TRT’nin gelirlerinin büyük bir kısmını elektrik faturalarından alınan paylar, bandrol gelirleri ve reklam gelirleri oluşturuyor.

KARDA YÜZDE 98 AZALMA

Hazine ve Maliye Bakanlığının yayınladığı Kamu İşletmeleri Raporunda, 2017 ve 2018 yılı faaliyet raporlarını kamu ile paylaşmayan TRT ile ilgili ilginç bilgiler yer aldı. Buna göre, 2018 yılında TRT’nin faaliyet kârı bir önceki yıla göre yüzde 121.2 geriledi ve kurum 92 milyon lira zarar etti. Sözcü gazetesinin haberleştirdiği bakanlık raporuna göre, ‘TRT’nin 2018 yılı dönem kârı ise yüzde 98.1’lik düşüşle 10.6 milyon lira oldu. Kurum 2017 yılında 425 milyon lira faaliyet kârı, 565 milyon lira da dönem kârı elde etmişti.

TİCARİ SIR

TRT, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden sınıf arkadaşı İbrahim Eren’in Genel Müdür olmasının ardından hiç faaliyet raporu açıklamadı. Muhalefetin ve gazetecilerin bilgi edinme kanunu gereği yaptığı başvurular ‘Ticari sır’ denilerek reddedildi. Geçen yıl, elektrik faturalarından 690 milyon lira pay alan TRT’nin bandrol gelirleri ise 1 milyar 703 milyon lira oldu. 264 milyon lira ilan ve reklam geliri elde eden kurumun, hizmet alımı için ne kadarlık ödeme yaptığı ise bilinmiyor.

Erdoğan Kılıçdaroğlu’nun yerine düşündüğü CHP’li ile Saray’da görüştü

Okumaya devam et

Medya

Uluslararası Yazarlar Birliği PEN, Altan’ı onur üyesi ilan etti

Uluslararası Yazarlar Birliği PEN’in Almanya şubesi, tahliye edildikten bir hafta sonra tekrar tutuklanan Yazar Ahmet Altan’ı onur üyesi ilan etti.

BOLD-Birçok ülkede şubesi bulunan Uluslararası Yazarlar Birliği’nin (PEN) Almanya Merkezi Başkan Yardımcısı Ralf Nestmeyer, 12 Kasım günü tekrar tutuklanan Ahmet Altan’a destek olmak için girişimde bulundu. Altan’ı onur üyesi olarak ilan eden Almanya PEN, Türkiye’ye Altan’ı “derhal ve koşulsuz serbest bırakma” çağrısı yaptı.

DW Türkçe yer alan haberde PEN Almanya Merkezi Başkan Yardımcısı Ralf Nestmeyer, “İlgili Türk makamlarından, onur üyemiz Ahmet Altan’ın derhal ve koşulsuz olarak cezaevinden tahliye etmesini talep ediyoruz” açıklamasını yaptı.

“TÜRK REJİMİNİN DESPOT KAREKTERİ”

Altan’ın Türkiye’de siyasi gerekçelerle hapiste tutulduğunu söyleyen Nestmeyer, “Bu ne meşru ne de kabul edilebilir” dedi. PEN Almanya Merkezi, Türkiye’de yargının “keyfi kararlarının siyasi nedenlere dayandığına” dikkat çekerek bunun “hukuk devletiyle çeliştiği, Türk rejiminin despot karakterini de gözler önüne serdiği” yorumu yaptı.

Vaclav Havel’in de bir zamanlar onur üyesi olduğu PEN Almanya Merkezi’nin günümüzdeki diğer onursal üyeleri arasında Anabel Hernández ve tutuklu HDP eski eşbaşkanı Selahattin Demirtaş da yer alıyor.

NE OLMUŞTU?

Yargıtay’ın bozma kararının ardından tekrar hâkim karşısına çıkan tutuklu gazeteciler; Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Yakup Şimşek, Şükrü Tuğrul Özşengül ve tutuksuz Mehmet Altan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı.

4 Kasım’da görülen davada tutuklu sanıklardan Ahmet Altan “örgüte yardım” suçundan 10 yıl 6 ay, Nazlı Ilıcak ise “örgüte yardım” suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmış, tutuklu bulundukları süre göz önünde bulundurularak her ikisinin de tahliyelerine karar verilmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ise 6 Kasım’da, tahliye kararının kaldırılması için itiraz etmişti. İtirazı değerlendiren İstanbul 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi, Altan’ın tahliye edilmesine yönelik kararı kaldırarak yakalama kararı çıkarmıştı. Bunun üzerine gözaltına alınan Altan 13 Kasım tarihinde yeniden tutuklanmıştı.

Erdoğan Doğan Grubu’nun enkazını Demirören’den alıp OYAK’a devretmek istiyor

Okumaya devam et

Popular