Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Gözden düşen Erdoğanist hakimin ibretlik sonu

Sosyal Medyadan “reisim” mesajlarıyla tanınan Hakim İbrahim Sağır, gözdenden düşünce toplum içinde istenmeyen adam oldu. Mesleğinden de oldu itibar da kalmadı.

BOLD – Adana ve Gaziantep’te hakimlik yaptığı dönemlerde iktidar yanlısı kararlarıyla gündeme gelen hakim İbrahim Sağır, bir süre önce gözden çıkarılmıştı.

Gaziantep’te yaptığı uygulamalarla avukatlardan büyük tepki çeken Sağır, Hakimler Savcılar Kurulu’na şikayet edilmişti. Konu, kamuoyunda uzun süre tartışılırken gazetelerde de geniş yer bulmuştu.

Sağır, sosyal medya hesaplarından da ‘Seni seviyoruz Erdoğan’ mesajlarıyla gündeme gelen bir isimdi. Hakimin dönemin Başbakanı Erdoğan için bu sözleri sarf etmesi tüm kesimlerin tepkisini çekmişti.

Sağır, iktidar yanlısı mesaj ve kararlarıyla gündeme gelse de bir süre sonra gözden çıkarıldı. HSK tarafından Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nden Erzurum’a sürgün edildi. Başkanlıktan alınarak Erzurum Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilen Sağır karar üzerine hakimliği bıraktı.

Adana’da yayın yapan yerel Küçüksaat sitesinin haberine göre Sağır’ın durumu ‘ibretlik’:

“İbretlik bir durum olan İbrahim Sağır’ın durumu önümüzdeki günlerde tartışılmaya devam edeceğe benziyor.”

Yandaş eski hakim Sağır’ın hakimlikten ayrıldıktan sonra avukatlık yapmak için Adana Baro’suna başvurduğu aktarılıyor. Ancak Adana Barosu bu başvuruyu kabul etmedi.

Haberde aktarılan bilgilere göre, Adana Barosu’ndan red alan Sağır Kahramanmaraş Barosu’na başvurdu. Başvurusu onaylanan Sağır’ın bir sonraki hamlesi ise Kahramanmaraş’tan Adana’ya nakil isteği oldu.

Türkiye Barolar Birliği’nden nakil onayı alan Sağır Adana’daki avukatlık bürosunda çalışmak için kolları sıvamışken, avukatlardan gelen yoğun tepkiler üzerine Adana Barosu Türkiye Barolar Birliği’nin nakil kararını yargıya taşıdı.

Hakim olarak görev yaptığı dönemde avukatlara hakarete varan tavırları ve savunmalarını kısıtlaması nedeniyle İbrahim Sağır’ın Adana’da avukatlık yapmasını Adanalı avukatların da istemediği aktarılıyor.

Hakimlik yaptığı dönemde İbrahim Sağır, avukatlara duruşma sırasında odasındaki koltuklara oturma yasağı koymuştu.

Sağır’ın hakimlik yaptığı dönemde Facebook’tan paylaştığı mesajları:

Metin Feyzioğlu seçim yaptırmamak için MHP’nin taktiğini uygulayacak

Genel

İyi Parti Olağan Kurultayı’nda oyların tamamını alan Meral Akşener yeniden başkan seçildi

*”Millet Bizi Çağırıyor” sloganıyla 2. Olağan Kurultayı’nı gerçekleştiren İyi Parti’de Meral Akşener geçerli bin 289 oyun tamamını alarak yeniden Genel Başkan seçildi.

BOLD- İyi Parti’nin 2. Olağan Kurultayı bugün Ankara Altınpark’ta gerçekleştirildi. Pandemi nedeniyle oy kullanan delegelerin dışında kimsenin davet edilmediği kurultaya Genel Başkan Meral Akşener tek aday olarak çıktı.

Oylama öncesi açıklamalarda bulunan Akşener: 2. Olağan Kurultay’ımıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Pandemi şartları gereği, misafir davet edemediğimiz bir kurultay yapıyoruz. Aklı bugün burada olan, Aklı sizlerde kalan, Yüreği sizlerle atanlar var… Ekranları başında, radyoda, internette, sosyal medyada, bizi izleyen aziz milletimize selam olsun!” ifadelerini kullandı.

SİZE DE SELAM OLSUN

Yurdun dört bir yanına selamlarını ileten Akşener AKP’ye de gönderme yaparak: “Milleti değil, eşi dostu zengin edenler var. İyi Parti’nin yükselişini hasetle, kıskançlıkla izleyenler var. Milletin parasıyla sarayda sefa sürenler; size de selam olsun!” dedi.

İYİ PARTİ’Yİ SİZ KURDUNUZ

İyi Parti’yi, çocuğunun okul derdine düşmüş annelerin borç batağında kaybolan babaların kurduğunu söyleyen Akşener: “Bu partiyi biz kurmadık. Bu partiyi siz kurdunuz, İyi Parti sizindir. İyi Parti ezilenlerin, horlananların partisidir. İyi Parti özgürlük diyenlerin, huzur diyenlerin, mutluluk diyenlerin partisidir. İyi Parti milletin ta kendisidir! Dava arkadaşlarım; Milletimiz, 25 Ekim 2017’de bir kıvılcım çaktı” diye konuştu.

ARPA BOYU YOL ALAMADIN

AKP Hükumetinin politikalarını eleştiren Akşener, ” Şam’da Cuma namazı kılacağız” diyerek, Türkiye’yi soktukları yolun sonunda, 5 milyon sığınmacı ülkemize yerleşti. Üstüne, milletimizin alın teriyle birikmiş, 50 milyar dolarımız heba oldu. Ve fatura kabarmaya devam ediyor… Sayın Erdoğan, küsüp, büyükelçilerimizi çektiğin ülkeler, bugün başkalarıyla kol kola ve karşımızda. “Dostum” dediğin her ülke liderinin, Türkiye’ye mutlaka bir zararı var. Dostun Trump, pkk-ypg’ye milyonlarca dolarlık silah ve mühimmat veriyor. Kankan Putin’in, bomba yağdırdığı Mehmetçiklerimizin acısı hala dinmedi. 10 sene önce beraber tatil yaptığın, “Kardeşin” Esat’la, 10 senedir uğraşıyorsun, bir arpa boyu yol alamadın” dedi.

BABANDAN KALAN AİLE ŞİRKETİ DEĞİL

Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın hazinenin başına geçirilmesini eleştiren Akşener: “Mesele aslında ne biliyor musunuz; Bu muhteşem ve büyük ülkenin, Türkiye Cumhuriyeti olduğunu unuttular. Milletin hazinesini damadına bağlayacak kadar gerçekten kopan bir anlayış, ülkeyi de kendi şirketi görmeye başladı… Böyle olunca da, 83 milyonun alın terini, göz nurunu, kendi malları saymaya başladılar. Kardeşim, burası, babandan sana miras kalmış aile şirketin değil. Burası atamızdan bize miras kalan Türk Devleti! Bu gerçeği her birinize, bir bir öğreteceğiz. Ya öğreneceksiniz, ya da ilk koyulan sandıkta gideceksiniz!” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın beceriksiz damadının aklıyla ve şakşakçı saray danışmalarının lafıyla, iş görmeye çalıştığını söyleyen Akşener konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Söyler misin sayın Erdoğan; Gençlere ne diyelim?

Canın sıkıldıkça onlara sarıyorsun. Özgürlüklerine, haklarına el koyuyorsun. Hayalleri zaten kalmadı, gelecekten umutlarını da kesiyorlar, Ama senin umurunda bile değil.

Her üç gencimizden biri işsizken, sen hala 2023’ten, 2053’ten, 2071’den bahsediyorsun. 1071, Türk gençliğine, vatan verdi. 1453, Türk gençliğine, Peygamber Efendimizin müjdelediği İstanbul’u verdi. 1923, Türk gençliğine, Türkiye Cumhuriyeti’ni verdi. Atatürk, “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” diyerek,

Türk Gençliğine özgüven ve umut verdi. Peki sen gençlerimize ne verdin Sayın Erdoğan? İşsizlik verdin. Umutsuzluk verdin. Bunalım verdin.

Bak, sordular gençlere; Dediler ki, “Türkiye dışında yaşamak ister misin?” Yüzde 62’si ne dedi biliyor musun? “Evet” dedi. Hem de geri dönmemecesine…

İşte gençlerimize verdiğin armağan Sayın Erdoğan: İçinde nefes alamadıkları, ait hissedemedikleri bir Türkiye … Sen gençlerimize kocaman bir hapishane verdin Sayın Erdoğan!

Değerli dava arkadaşlarım; Gencini düşünmeyen, ülkesinin geleceğini düşünemez.

Ülkenin geleceğini düşünmeyen de, o geleceğin teminatı olan eğitime yatırım yapmaz. Bakın; Bugün 24 yaşında olan üniversite mezunu bir gencimiz;

Hayatı boyunca 15 kere sınav sisteminin değiştiğine şahit oldu. Ama doğru sistem hala bulunamadı…

Üniversiteden mezun olup diplomasını alınca, hayata atılabileceğini düşündü. Ama Ak Partili yeğenler, kuzenler bitmedi, sıra bir türlü ona gelmedi. Akademisyen olmak istedi. Ama girdiği sınavlardan, geçerli puanlar almasına rağmen,

Kayırma mülakatlarına, rektörün akrabalarına takıldı. Gün geçtikte ticarileşen eğitim sistemi içerisinde, hep devlet okullarında okudu. Ama başvurduğu yerlerin kapısı ona değil; Amerika’da, İngiltere’de okuyan zengin çocuklarına açıldı.

Sayın Erdoğan;

Eğitim; kaç üniversite açtığın değil, kaç üniversite mezunu genci hayata katabildiğindir. Eğitim; bir ticari sektör değil, devletin milletine sağlaması gereken en temel hizmettir. Eğitim; İzmit’ten çıkan memur çocuğu Meral Gürer’i, devlet okullarında okuyarak bugün İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener yapandır. Sen pek anlamazsın ama; Eğitimde sürdürülebilir bir vizyon; Büyük, zengin ve mutlu bir Türkiye’nin anahtarıdır.

Aziz milletim;

Gencinin değerini bilmeyen, ülkesinin de değerini bilmez. Allah’ın bize lütfu olan doğamızın talan edilmesi de bundandır. Eğitim gibi, sağlık gibi, memleketin en temel hizmetlerini, ticaret gören bu rantçı zihniyet, sadece adalet duygumuzu sarsmadı.

Doğayı da katletti. Gözümüz gibi bakmamız gereken Kaz Dağları, delik deşik edildi. Cerattepe gibi bir cennet köşe, ahbap müteahhitlere yem edildi. Salda Gölü şantiyeye çevrildi. Bu memlekette, 672 yıllık tarih mirası olan Galata kulesine, matkapla, hilti’yle girildi! İşte o kadar gözleri döndü, bu kadar yoldan çıktılar.

Gürül gürül su akan her yere, HES’ten set ördüler. Çatlayan toprak, yaş almışların gözyaşlarıyla sulandı. Dünya her fırsatta yenisini dikerken, mübarek zeytinliklere kıydılar. Allah’ın bize bahşettiği, Türkiye’nin eşsiz doğası adeta betonla kaplandı.

Buldukları her arsaya kule diktikleri İstanbul’a, ihanet ettiklerini itiraf ettiler ama, Hala, her güne ayrı bir doğa katliamı ile uyanıyoruz… Tek sevdiği para olanlar, mal, mülk, koltuk olanlar, doğayı da sevemez, insanı da sevemez, hiçbir canlıyı sevemez. Can veren, karın doyuran, nefes olan toprağa kıyanlar, Allah’ın yarattığı o güzelim canlılara kıyılmasına da sessiz kalıyor.

Güzelim ceylanlarımızı, Tunceli’de vatandaşın kutsal bildiği dağ keçilerini, ihaleyle yabancıya avlattırmaya kalkıyorlar. Şiddet gören, tecavüze uğrayan sevimli dostlarımızla ilgili, hala kıllarını kıpırdatıp, kanun bile çıkarmadılar.

Hayvanların işkenceye uğraması, katledilmesi, hala sadece kabahat sayılıyor. Buna sessiz kalana selam vermek bile kabahat… Allah’ın emanetine bu kadar kayıtsız kalıp, üstüne de ‘Müslümanım’ diyebilmek, her beşere nasip olmaz. Bu arkadaşlara nasip oldu…

Aziz milletim;

Cumhuriyetin 80 yılda yaptıklarını, satıp savan, yiyip bitiren, yağmalayan bir doymazlıkla karşı karşıyayız. Ne dış politikada, ne ekonomide, ne kalkınmada, ne eğitimde, hiçbir konuda istikrar sağlanamadı.

İstikrarlı oldukları tek konu, verdikleri ballı ihaleler oldu. Çocuklarımızın rızkı, rant çetelerine peşkeş çekildi. Bire yapılacak işler, beşe ihale edildi. Geçmediğimiz yol ve köprülerden adeta haraç kesildi.

Pandemi süresince milletine maske bile dağıtamayan bu iktidar, o beş müteahhitin milyarlarca liralık alacağını dakika geciktirmedi. Beş müteahhite “Hızır” olan iktidar, milletine, ola ola “Hızır Paşa” oldu.

Bu iktidar, 18 yıl boyunca, ne kadar çıkmaz sokak varsa, hepsine girdi. Ve tüm dünya büyürken, Türkiye’nin geliri 10 sene öncesine geriledi.

Bugün milli gelirimiz, 2010 senesiyle aynı. Gelirimiz artmadı ama, giderlerimiz katlanarak arttı. İktidara geldiklerinde otomobil alınabilen parayla, bugün ancak 3 tane yeni model telefon alınabiliyor.

O paraya bugün bilgisayar satılıyor, bilgisayar! Geçen sene 24 lira olan bir ürünün fiyatı, bugün 36 lira olmuş. Sorsan enflasyon yüzde 14. Kendilerini kandırıyorlar, bizi de kandırabileceklerini sanıyorlar.Oysa Partili Damat Ekonomisi’nin gerçekleri çok başka… Aylardır yollardayım.

Sokak sokak geziyorum. Esnafla oturuyorum, işsizlerimizle konuşuyorum. Çalışanlara bir dokun, bin ah işit… Nevşehir’de masamıza gelen çiftçimizin anlattıkları yürek dağlıyor.

Gübresi, mazotu, tohumu derken, mahsulü sattığında cebinden para ödemezse iyi. Kapısını çaldığımız esnafın ilk cümlesi, “Birçok gün siftahsız kapatıyoruz.” oluyor. Yolumuza çıkan gençlerin derdi ortak; işsizlik.

O analar, o babalar çocuklarına bir yuva kurma hayalinde. O çocuklar ise, bir iş bulup, babasının karşısında dik oturabilme, Zorda olan ailesine destek olabilme derdinde. Türkiye bunu hak etmiyor. Türkiye’nin kaynakları var. Türkiye zengin bir ülke. Türkiye, milletini bolluk içinde yaşatacak her şeye sahip. Ama 83 milyon vatandaşım, damadın gözünde 5 müteahhit etmiyor.

Pandemi döneminde bile, zorda olan vatandaşına 10 milyar lirayı zor dağıtan iktidarın, o beş müteahhite 2 ay önce ödediği para, 116 milyar lira. Ayıptır, günahtır.

Ama milletin hazinesini, doların artmasını sorun etmeyen, Hatta sorun etmediği gibi, bir de üstüne espriler patlatabilen bir damat yönetiyor. Bundan büyük felaket olabilir mi? Bu arada, lafa geldi mi doların artması sorun değil ama,

Dolar düşsün diye sata sata merkez bankasında döviz bırakmadılar… Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu Damat Bey? 2001 krizinde bile, 1 dolar 1.6 liraydı. Bugün neredeyse 8 liraya dayandı. Neredeyse 5 katı.

Sayın Erdoğan;

Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçince, Hani Türkiye prangalarından kurtulacaktı? Hani zengin olacaktık? Hani ekonomi uçacaktı? Bu mu damadınla el ele uçurduğunuz ekonomi? Ülkenin parasını pul ederek, kimi, neyi uçuruyorsunuz?

Dava arkadaşlarım; Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi dedikleri bu ucube sistem, Bırakın Türkiye’yi uçurmayı, her geçen gün uçuruma sürüklüyor. Bu sistem yüzünden; Mutfakta tencere kaynamıyor, Pazarda fileler dolmuyor. Bu sistem yüzünden; Türkiye’nin borcu büyüyor, geliri azalıyor, Çalışanların maaşları kuşa dönüyor.

Bu sistem yüzünden; Anaların evlatları iş bulamıyor, Her gün daha fazla genç, ülkesinden umudu kesiyor. Bu sistem yüzünden; Yüzler artık gülmüyor, Dertler her geçen gün daha da büyüyor… Bu millet, bu ucube sistemi hak etmiyor! Milletimiz sözlerine güvendi, destek verdi, Ama artık damadın yalanları, milletin gerçeklerini saklayamıyor.

İşte bu yüzden; Tarlalardan, köylerden, bir ses yükseliyor. Dükkanlardan, atölyelerden, bir ses yükseliyor. Mahallelerden, sokaklardan bir ses yükseliyor. Karış karış gezdiğim Anadolu’dan, Türkiye’nin dört bir yanından, bir ses yükseliyor.

Duyuyor musunuz;

MİLLET, BİZİ ÇAĞIRIYOR!

Büyük Türk Milleti; Diplomasiden ekonomiye, Eğitimden üretime, İşsizlikten borçlara, Boşaltılan hazineden, vatan evlatlarını ortada bırakan kayırmacılığa kadar, Bütün bu keşmekeşin ve çilenin çözümü belli; İYİLEŞTİRİLMİŞ VE GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM!  Ve o çözümün adresi İyi Parti!”

YENİDEN SEÇİLDİ

Akşener’in açıklamalarının ardından başlayan oy verme işlemi saat 13.30’da tamamlandı. Oyların tasnifi ve sayılmasının ardından İlçe Seçim Kurulu yetkilisi sonuçları açıkladı. Buna göre, seçime tek aday olarak katılan Akşener, oy kullanan bin 289 delegeden tamamının oyunu alarak, yeniden genel başkan seçildi.

Cübbeli Ahmet’ten savcılara: silahlanan 150 derneğin ismini vermeye hazırım

Okumaya devam et

Genel

Gözlük takanlar koronaya daha az yakalanıyor

Çinli araştırmacılar, günlük olarak gözlük takan insanlara Koronavirüs tanısı konma oranının, genel nüfusa göre 5 kat daha düşük olduğu açıklandı.

BOLD – Çin’de bulunan Nanchang Üniversitesi’nin yaptığı çalışmada, günlük olarak gözlük takmanın yeni tip koronavirüse yakalanma riskini azaltılabileceği açıklandı. Bilim insanları, gözlük takanlara, genel popülasyona göre beş daha az Kovid-19 teşhisi konulduğunu buldu.

JAMA Ophthalmology’de yayınlanan çalışma için ekip, 27 Ocak – 13 Mart tarihleri arasında Kovid-19 teşhisi konan 30’u gözlüklü 276 hastayı inceledi. Tamamı uzağı göremeyen toplam 16 hastanın genele yüzde 5,8’lik bir oranla, günde sekiz saatten fazla gözlük takan kişiler olduğu belirtildi.

Araştırmacılar daha sonra, gözlük takanların Koronavirüs tanısı alma oranın, diğerlerine göre sayısal olarak 5,4 kat daha az olduğunu hesapladı. Çalışmanın yazarları, “Ana bulgumuz, her gün uzun süre gözlük takan Kovid-19 hastalarının nispeten nadir görülmesiydi, bu da günlük gözlük kullanıcılarının yeni tip Koronavirüs’e daha az duyarlı olduğunun ön kanıtı olabilir” ifadelerini kullandı.

Araştırmacılar, gözlüğün, gözlere dokunmayı engellediğini böylece virüsün ellerden gözlere aktarılmasını önlediğini belirterek, “Gözler, yeni tip Koronavirüs’ün insan vücuduna girdiği önemli bir kanal olarak kabul ediliyor. Sosyal ortamlarda genellikle gözlük takan günlük gözlük kullanıcıları için bu durum koruyucu bir faktör haline gelebilir, gözlere virüs bulaşma riskini azaltabilir ve uzun süreli günlük gözlük kullanıcılarının Kovid-19 ile enfekte olmamasına yol açabilir” diye konuştu.

Okumaya devam et

Genel

Yandaş çığlığı: 2 bin imza bulamadık!

İktidarın yandaş baro projesi tutmayınca İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Selman Öğüt isyan etti: “Bu ayıp bize yeter!”

BOLD – AKP’nin baroları bölmek için yasalaştırdığı “çoklu baro” düzenlemesinin ardından İstanbul’da yeni baro kurmak isteyen yandaş hukukçular, yasanın gerektirdiği sayıda avukata ulaşamadı. Yasa gereği en az 5 bin avukatın kayıtlı olduğu şehirde 2 bin avukatın imzasıyla yapılacak başvuru sonucunda yeni bir baro kurulabiliyor.

AKP’deki “Pelikan” denen ekibin önemli isimlerinden İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Selman Öğüt, yandaşların yeterli imzaya ulaşamamasına sert tepki gösterdi.  Öğüt, Twitter hesabından konuyla ilgili yaptığı paylaşımda İstanbul’da 50 bine yakın avukat olmasına rağmen 2000 avukatın imzasına ulaşamadıklarını açıkladı. Tepkisini “Bu bize ayıp olarak yeter!” diyerek dile getirdi. Öğüt, yeni baronun kurucular kurulunda yer alan Hukukçular Derneği Başkanı Cavit Tatlı için de “garabet” ifadesini kullandı.

Okumaya devam et

Popular