Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

9 ay boyunca kaybedilen Mustafa Yılmaz’ı yangından mal kaçırır gibi tutukladılar

Siyah Transporter’la kaçırıldıktan 9 ay sonra aniden karakolda ortaya çıkan KHK’lı Fizyoterapist Mustafa Yılmaz için önce “Gözaltı süresi uzatıldı” dendi ancak sonrasında apar topar tutuklandı.

BOLD – Mustafa Yılmaz’ın eşi Sümeyye Yılmaz, tam 245 gün sonra görüştüğü eşinin dün saat 18.00’den sonra tutuklandığını açıkladı.

Yılmaz Twitter hesabından şunları paylaştı: “Hâlâ olayın şokundayım. Sanırım şaşırma duygumu yakında kaybedeceğim. Eşim dün 18’den sonra apar topar yangından mal kaçırır gibi tutuklanmış. Ayrıca diğerlerinden farklı olarak da eşime 24’ünde CMK’dan avukat tayin edilmiş. Ama eşim tüm bu süreçte bana haber verilmesini istememiş (!)”

Sümeyye Yılmaz eşiyle yaptığı ilk görüşmeyi anlattı: 20-25 kilo vermişti…

Gündem

Sokak röportajında Erdoğan’ı eleştiren vatandaşın evi basıldı: Doğruları söylemeye devam edeceğim

Antalya’da verdiği sokak röportajında AKP iktidarını eleştirip Tayyip Erdoğan’ın Yüce Divan’da yargılanması gerektiğini söyleyen İsmail Demirbaş’ın evi röportajın yayınlandığı gün polis tarafından basıldı. Adli kontrol ve yurtdışı yasağı kararıyla serbest bırakılan Demirbaş, “Ben doğruyu söylemeye devam edeceğim. Korkmadan, çekinmeden…” dedi.

BOLD – Antalya’da verdiği sokak röportajında iktidarı eleştiren İsmail Demirbaş’ın evi, aynı gün basıldı. 6 polisin evine geldiğini söyleyen Demirbaş, 3 polis aracının da apartman önünde beklediğini kaydetti.

Serbest bırakılan Demirbaş, “Ülkemin geldiği duruma üzülüyorum. Ben bildiklerimi söylemeye devam edeceğim” dedi.

Gazete Duvar’ın haberine göre Antalya’da sokak röportajı sırasında konuşan İsmail Demirbaş, iki gün önce gözaltına alındı. Demirbaş, Youtube’da yayınlanan röportajında ülkedeki ekonominin gidişatını ve iktidarı eleştirmişti. Türkiye’deki siyasi otoriteyi kan emici vampirlere benzeten Demirbaş, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve propagandacı dediği Fahrettin Altun gibilerden kurtulmak için erken seçime gidilmesi gerektiğini ifade etmişti. Demirbaş, Gümüşhane Cezaevinde polis memuru Mustafa Kabakçıoğlu’nun plastik sandalyedeki ölümünü hatırlatarak, “Bu ülkede insanlar plastik sandalyede ölüyor. Erdoğan’ın Yüce Divan’da vatan hainliğinden yargılanması gerekiyor” diye konuşmuştu.

AKP iktidarını eleştiren Demirbaş’ın evi, 22 Ekim’de verdiği röportaj sonrasında akşam saat 21.30’da polisler tarafından basıldı. Demirbaş, gözaltına alınışıyla ilgili “Eve 6 polis geldi, oturduğum apartmanın bütün çevresini tuttular, evin önünde de 3 araç bekliyordu. Çok büyük bir suç işlemişim gibi beni bekliyorlardı. Kimliğim gösterdikten sonra beni evden aldılar” ifadelerini kullandı.

POLİS VAHHABİSİN DİYE BENİ SUÇLADI

Antalya Emniyet Müdürlüğü’nde kendisine baskı uygulandığını anlatan Demirbaş, “Benden ifade alan kişi, ‘Sen vahhabisin’ diyerek beni suçladı. Yine bana, ‘Birileri seni dolduruşa getiriyor. Birileri sana bunları söylüyor sen de bunları tekrarlıyorsun’ dedi. Benim kendi düşüncelerim olamaz mı? Bu baskılar altında ifade verdim” dedi.

DOĞRUYU SÖYLEMEYE DEVAM EDECEĞİM

Savcılık, Demirbaş’ı adli kontrol ve yurtdışı yasağıyla mahkemeye sevk etti. Mahkeme, adli kontrol ve yurtdışı yasağıyla serbest bırakıldı. Kendisini gözaltına alanlar hakkında suç duyurusunda bulunacağını söyleyen Demirbaş, şöyle konuştu: “Doğru bildiklerimi söylemeye devam edeceğim. Eleştirmeye devam edeceğim. Beni emniyete davet etselerdi giderdim. Kaçmam, terörist değilim. Ailemin, çevremin korkmasını istiyorlar. Bana terörist muamelesi yaptılar. Türkiye Cumhuriyeti’ni savunduğumuz için bizi korkutmaya çalışıyor. Ben doğruyu söylemeye devam edeceğim. Korkmadan, çekinmeden… Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi Atatürk’ün yolunda devam edeceğiz. Gözaltı, gerçekleri söylememize engel olamaz.”

Plastik sandalyede ölüm sokağın gündeminde: Erdoğan vatan hainliğinden yargılanmalı

Okumaya devam et

Gündem

Sakarya’daki havai fişek fabrikasındaki patlamaya dava açıldı: 22’şer yıl hapis cezası istendi

Sakarya’daki havai fişek fabrikasında meydana gelen ve 7 kişinin ölümüyle sonuçlanan patlamaya ilişkin hazırlanan iddianamede, 7 sanık hakkında 2 yıl 8’er aydan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istendi.

BOLD – Sakarya’nın Hendek ilçesinde 7 kişinin öldüğü, 127 kişinin yaralandığı patlamaya ilişkin aralarında fabrika sahiplerinin de bulunduğu 5’i tutuklu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi

İddianamede, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan şüphelilerin 2 yıl 8’er aydan 22 yıl 6’şar aya kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca aralarında fabrika sahipleri Ali Rıza Ergenç Coşkun ile oğlu Yaşar Coşkun’un da bulunduğu 7 şüpheli hakkında hazırlanan ve 108 müştekinin bulunduğu 27 sayfalık iddianame, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Mahkeme iddianameyi kabul etti.

5 KAZA YAŞANDI, ÖNLEM ALINMADI

İddianamede, fabrikada daha önce 5 kez daha iş kazasının yaşandığı hatırlatılarak, “Meydana gelen bu patlamaların ve iş kazalarının da soruşturma konusu olaydaki yukarıda detaylı olarak anlatılan kusur sebepleriyle benzer sebeplerden kaynaklandığı mahkeme kararları ve bilirkişi raporları ile tespit edildi. Buna rağmen gerekli önlemler alınmayarak aynı şeklide çalışılmaya devam edilmesi halinin kazayı öngörülebilir ve önlenebilir hale getirdi” denildi.

DENETİM VAR ÇİN MAHALLESİNİ KAPAT

İddianamede, fabrika kimyageri Ahmet Çağırıcı ifadesinde, işverenin fabrikaya yapılan denetimden daha önceden haberi olduğunu, fabrika Sorumlu Müdürü Hasan Ali Velioğlu’nun denetim öncesinde kendisini arayarak haber verdiğini kaydetti. Çağrıcı, Velioğlu’nun kendisine “Ahmet bugün denetim olacak Çin mahallesini kapat” dediğini belirterek, şunları söyledi: “Çin Mahallesinde üretimi durdurarak işçilerle birlikte ya yukarı imalathane bölümüne çıkıyorduk ya da işçilerin bekleme yerinde denetimin sonlanmasını beklerdik. Denetime gelen kişiler hiçbir zaman Çin mahallesine inmediler, hatta bir keresinde şahit olduğum olayda Ankara’dan gelen ve işi biraz bilen bir müfettiş Yaşar Coşkun’a ‘Misketi kendiniz mi üretiyorsunuz yoksa satın mı alıyorsunuz?’ diye sordu. Yaşar Coşkun’un kendilerinin ürettiğini söyledi, müfettiş de nerede ürettiklerini sorması üzerine Yaşar Coşkun’un müfettişe Çin mahallesindeki laboratuvarı değil torpil ve volkan bölümlerinin laboratuvarını gösterdi ve ‘Burada üretim yapıyoruz’ dedi. Müfettiş işin teknik boyutunu çok fazla bilmediği için buna inandı. Çin mahallesinin çok büyük tehlike arz ettiğini fabrika sahipleri de bildiği için Çin mahallesini kimseye göstermedi. Çin’li usta Yang’ın bir keresinde fabrikanın çalışma şekli ile ilgili olarak ‘Bu işi yapıyorsun ama burası eninde sonunda patlayacak’ dedi.”

İŞÇİLERE FAZLA İŞ ÇIKARMASI İÇİN BASKI YAPILDI

İddianamede, işverenin işçilere fazla iş çıkarması için baskı yaptığı ifade edilerek, şunlar kaydedildi: “İşveren şüpheliler tarafından bölümlerde çalışan işçilere fazla iş çıkarması için sürekli olarak baskı yapıldığı, bu nedenle iş yetiştirebilmek adına işçilerin gerekli dikkat ve özeni göstermeden çalıştıklarının dosya kapsamındaki işçilerin ve bir kısım şüphelilerin beyanında ısrarla dile getirildiği, tüm işçilere yanmaz kıyafet ve anti statik ayakkabı vb. koruyucu donanım ve ekipmanın yeterli düzeyde ve miktarda verilmediği, bunun yerine anti statik bileklik ve önlük verildiği, bir kısım çalışanlara ise tulum ve anti statik ayakkabı verildiği, ancak verilen ekipman içinde yanmaz kıyafetin bulunmadığı, işverenlerin genelde ilkokul mezunu olan işçilere gerekli ve yeterli iş güvenliği eğitiminin verilmesini sağlamadıkları, zaman zaman verilen eğitimin ise A sınıfı iş güvenliği uzmanlık belgesi bulunmayan iş güvenliği uzmanı tarafından verildiği bu kapsamda iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği hukuku bakımından düzenlenen yükümlülüklerin tam olarak sağlanmadığı bu çerçevede iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için ’gerekli’ olan tüm önlemleri iş veren olarak yerine getirmedikleri, fabrikayı özellikle Çin Mahallesi’ni, ilgili kurumlar tarafından yapılan denetimlere açmadıkları, denetim yapılacağını önceden haber alıp bir takım tedbirler aldıkları, bazı bölümlerde özellikle Çin Mahallesi’nde üretimi durdukları böylelikle işveren olarak şüphelilerin bu eksiklikler ve bilirkişi raporu ile tespit edilen ve yukarıda detaylı olarak anlatılan diğer eksikliklerin giderilmemesi nedenlerinden dolayı olayın meydana gelmesinde ihmal ve kusurlarının bulunduğu…”

FABRİKA SAHİBİNE MORAL YEMEĞİ VERİLMİŞTİ

Sakarya’nın Hendek ilçesi Yukarıçalıca mevkisinde yaklaşık 15 dönüm üzerine kurulu havai fişek fabrikasında 3 Temmuz’da meydana gelen patlamalarda 7 kişi vefat etmiş, 127 kişi yaralanmıştı. Patlamaya ilişkin gözaltına alınan aralarında fabrika sahibinin de bulunduğu 5 şüpheli tutuklanmış, bir zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Patlamanın ardından MÜSİAD Sakarya Şubesinin fabrika sahiplerine moral yemeği verdiği ortaya çıkmıştı.

İzmir’de sahte içkiden ölenlerin sayısı 30’a yükseldi

Okumaya devam et

Gündem

Bakanlık ağır davranınca 1.5 milyon doz aşıyı İran aldı

Türkiye’de yeteri kadar bulunmaması nedeniyle grip aşısı kronik hastalara da verilmiyor. Hollanda’dan getirilecek 1.5 milyon doz grip aşısının bürokratik yazışmaların bir ay sürmesi sonrası İran’a satıldığı ortaya çıktı.

BOLD – Türk Eczacıları Birliği’nin (TEB) girişimiyle Hollanda’dan getirilecek 1.5 milyon doz grip aşısının bürokratik yazışmaları bir ay sürdü. Aşılar ise Türkiye yerine İran’a satıldı.

CHP’li Özgür Özel hızlı karar vereceği söylenen Saray rejimi yüzünden vatandaşların aşıdan mahrum kaldığını kaydetti.

GRİP AŞISI RİSK GRUPLARI İÇİN ÖNEMLİ

Cumhuriyet’in haberine göre, risk grubunda bulunan milyonlarca vatandaşın pandemi dolayısıyla grip aşısı olması büyük bir önem taşırken Türkiye için bağlantısı kurulan aşılar, yeteri kadar hızlı bir süreç işletilmediği için alınmadı. TEB’in girişimiyle Hollanda menşeili bir firmadan satın alınarak Türkiye’ye getirilmesi planlanan 1.5 milyon doz grip aşısının bürokratik yazışmaların yaklaşık bir ay sürmesi nedeniyle alınamadığı belirtildi. Aşıların İran’a satıldığı belirlendi.

SARAY REJİMİ NEDENİYLE HALK AŞISIZ KALDI

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Bürokrasiye yapılan ilk bilgilendirmeden bir ay sonra bu aşılar Hollandalı firma tarafından İran’a teslim edilmiştir. Şimdi bu gecikme nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yerine İranlılar aşılanıyor. Rejime kasteden anayasa değişikliğine gidilen süreçte Cumhurbaşkanlığı hükumet sistemi olarak adlandırılan bu Saray rejiminin çok hızlı karar vereceği, çok esnek olduğu ifade ediliyordu. Ancak bu rejim yüzünden 1.5 milyon vatandaşımız grip aşısından mahrum kaldı” dedi.

20 MİLYON DOZ AŞIYA İHTİYAÇ VAR

Aşıların temini için 11 Eylül’de başlayan bürokratik yazışma sürecinin 14 Ekim’e kadar uzadığını vurgulayan Özel, “65 yaş üstü vatandaşlar ve kronik hastalığı bulunan vatandaşlar için toplam 18-20 milyon doz ihtiyacımız olan grip aşısı yalnızca 1.2 milyon doz olarak Türkiye’ye geldi. Önceki yıllara kıyasla doz sayısının artırılmamış olması, bu sürecin iyi yönetilmediğini, Sağlık Bakanlığı’nın hazırlıksız olduğunu göstermektedir” diye konuştu.

Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanlığında dev kadrolaşmaya gidiyor

Okumaya devam et

Popular