Bizimle iletişime geçiniz

Videohaber

CHP’li belediyelerden sosyal medyayı sallayan Atatürk klibi

CHP’li belediyelerin ‘Sen benim şarkılarımsın’ adlı şarkının sözlerini kullanarak hazırladıkları Atatürk klibi sosyal medyada büyük beğeni topladı.

BOLD – CHP’li belediyelerin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramına özel sosyal medyada hazırladıkları Atatürk klibi en çok izlenen videolardan oldu. Cem Adrian ve Hande Mehan’ın seslendirdiği ‘Sen benim şarkılarımsın’ adlı şarkının sözlerini Atatürk’ün fotoğraflarıyla paylaşan belediyeler beğeni topladı.

Washington Post’a yazan Brett McGurk: Türkiye’nin açıklaması gereken bazı şeyler var

Okumaya devam et
Reklamlar

Politika

Erdoğan eski yol arkadaşlarını böyle suçladı: Bunlar Halkbank’ı dolandırıyor

Halkbank’ın hesaplarına tedbir koyduğu Şehir Üniversitesi hakkında açıklama yapan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar Halkbank’ı da dolandırmaya çalışıyor” diyerek eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’yle birlikte, Ali Babacan, Mehmet Şimşek ve Feridun Bilgin’i hedef aldı.

BOLD-İstanbul’da AKP İl başkanları Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, uzun süredir tartışma konusu olan Halkbank’ın hesaplarına tedbir kararı koyduğu Şehir Üniversitesi’yle ilgili açıklamalarda bulundu. “Malum zat” diye eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu hedef alan Erdoğan, “Bugün başka yarın başka olmamalıyız. Bunu yapanları gördük, görüyoruz. Kendi nefsinin peşine düşen sadece kendi ajandasına kariyerine odaklanan kişilerden dava adamı olmaz. Gurur abidesi olanlardan dava adamı olmaz” dedi.

“MALUM ZAT…”

“Bu arada istemezdim ama son dönemlerde bilmiyorum telefonlarınıza da girdi mi malum İstanbul’da bir Şehir Üniversitesi meselesi ortaya çıkardılar” sözleriyle AKP’den istifa eden eski yol arkadaşlarını hedef alan Erdoğan, “Bu Şehir Üniversitesi meselesinin özellikle bir siyasi ayağında bizim olduğumuzu, bir siyasi ayağında da malum zatın olduğu söyleniyor.”

Şehir Üniversitesi’nin tahsisinin başbakanlığı döneminde yapıldığını anlatan Erdoğan, “Tahsisini yapan ben olduğuma göre malum zat başbakan olunca bu tahsisi Şehir Üniversitesi’ne mülkiyet devrine dönüştürmüştür. Türkiye’de hiçbir üniversiteye tapu devri yoktur, olmamıştır. Bunlar dürüstlüğü kimseye bırakmıyor değil mi? Öksüz yetimin hakkının kalkıp kurdukları üniversiteye tapu devri yapmak suretiyle özelleştirme yüksek kurulunun başkanı sıfatıyla bunu sağlıyor.” eleştirisinde bulundu.

“HANİ BUNLAR DÜRÜSTÜ?”

“Peki bu nasıl doğruluk? Yanında kim var peki? Bir başka isim, Sayın Babacan” sözleriyle eleştirilerine devam eden Erdoğan, “Bu işin altında onun da imzası var. Mehmet Şimşek, Feridun Bilgin var. Hani bunlar dürüsttü ya? Dürüstlüğü bunlar kimseye bırakmıyordu? Kimin ne olduğunu, yaptıklarıyla öğrenin diye anlatıyorum. Bunlar Halkbank’ı da dolandırmaya çalışıyorlar. Bunlar kredi talebinde bulunuyorlar. Halkbank bunlara ciddi bir kredi veriyor fakat ödeme planlarında bunlar Halkbank’a ödemelerini yapmıyorlar.” dedi.

“HALKBANK’A BORÇLARI 417 MİLYON”

Halkbank’tan alınan kredilerin geri ödenmediğini ifade eden Erdoğan, “Şu anda Halkbank’a borçları 417 milyon noktasında. Şimdi yapılandıralım diyorlar. Yapılandıralım derken bunu neyi nasıl yapılandıracaksın? Neymiş yaptıkları kampanya şu: spor kulüplerininki yapılandırılıyor da Şehir Üniversitesi’nin neden yapılandırılmıyor? Sen teminat bile vermedin. Senin neyine el koyacak? Yoksa Maltepe’de tekele ait olan yer yani zamanında benim tahsis ettiğim yeri bankaya teminat olarak göstermek suretiyle bunu mu banka teminat olarak görecek?” şeklinde ifade etti.

“BAŞKA ALEVERE DALEVERE DAHA YAPIYORLAR”

Bunu da geç, bir başka alavere dalavere daha yapıyorlar” sözleriyle devam eden Erdoğan, “Alacağımız öğrencilerin yapacakları ödemeye ipotek koyun. Yahu sen daha mevcut kotanı doldurmamışsın. Tabii bizi halef selef olduğumuz cumhurbaşkanı aradı. Siz bu işi arzu ederseniz halledersiniz. Kendisine dedim ki temenni ederdim ki siz benim yerimde olun. Biz geçmişte bankaların nasıl iflas ettiğini biliyoruz, hamdolsun bizim dönemimizde bankaların hiçbirisi kasaları boşaltmadı. Biz de kasayı boşaltamayız” şeklinde konuştu.

Onlar beklemeyecek: Saray çalışanlarına ‘kırmızı ışık’ üstünlüğü!

Okumaya devam et

Gündem

Meclis’te TRT Tartışması: Nereden buluyorsunuz bu manyakları!

AKP Aydın Gençlik Kolları Başkanı Abdülhamit Burak Aykut, yol kontrolü yapan polisin dur ihtarına uymayarak kaçmaya başladı.

BOLD-Polisin takibiyle durdurulabilen şüpheli, uyuşturucu maddeyle yakalandı. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kuracağı parti için artık geri sayım başladı. Davutoğlu ekibi tarafından sosyal medya hesaplarında bu yönde paylaşımlar çoğalırken kurulacak partinin adının da “bizim parti” olacağı iddia ediliyor.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Gözleri görmeyen tutuklu fotoğraftan teşhise zorlandı

Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. İsmail Alkış, gözaltı ve cezaevi süreçlerinde bir engelli olarak yaşadıklarını BOLD’a anlattı.

HALİT YAVUZ

BOLD – İsmail Alkış,  33 yaşında bir tarih öğretmeni.  15 Temmuz’dan sonra gözaltı ve tutuklama sürecini yaşayan yüz binlerce insandan biri. Onu diğerlerinden farklı kılan ise görme engeliyle bütün bu yaşananlara maruz kalması.

Balıkesir Cezaevi’nde 13 aylık tutukluk süreci yaşayan Alkış, yaşadığı sağlık problemleri nedeniyle tahliye edildi. Serbest kalmasının ardından hakkında tekrar çıkartılan yakalama kararı sonrası Türkiye’de daha fazla kalamayacağını düşündü. Alkış,  eşini ve çocuğunu Türkiye’de bırakarak, Yunanistan’a sığınmak zorunda kaldı.

SADECE KURU EKMEK YEDİK

İsmail Alkış, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra çıkan KHK ile devlet görevinden alınan görme engelli bir mağdur.

Yaşadığı zor günleri Bold Medya’ya anlatan Alkış, 15 Temmuz öncesi arayıp soranların, darbe girişimi sonrası bir daha kapısını çalmadığını söyledi. İsmail Alkış işinden atıldıktan sonra maddi sıkıntılar yaşadığını sadece kuru ekmek yemek zorunda kaldığını şöyle anlattı:

“Açığa alındıktan sonra maddi olarak sıkıntı yaşadık. Özellikle ihraç olduktan sonra bazen evde sadece kuru ekmek yediğimizi hatırlıyorum. İş bulmaya çalışıyorsunuz ama bulamıyorsunuz. Çevrede sevdiklerimizden herhangi bir vefa göremiyorsunuz 15 Temmuz’dan sonra sürekli arayan eş dost bir anda aramaz sormaz oldu. Kimse kapımızı açmadı.”

GÖZLERİ GÖRMEDİĞİ HALDE FOTOĞRAF TEŞHİSİNE ZORLANDI

İsmail Alkış’ın hayatındaki zorluk sadece memuriyetindeki görevinden atılmak olmadı, darbe girişiminden on ay sonra bir bankaya para yatırdığı gerekçesiyle hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Bir sabah evine gelen polisler Bursa Emniyeti’ne götürdü. Alkış,  13 gün süreyle engelliler için hiçbir imkanı bulunmayan gözaltı merkezinde tutuldu. Bursa Emniyet Müdürlüğü’nde ağır görme kusuruna rağmen bilgisayardan fotoğraf teşhisine zorlanan Alkış,  şunları söyledi:

“Aile ile görüştürülmüyorsunuz, dışarıdan herhangi biri ile irtibat kuramıyorsunuz. Gözaltına alındığımda gözümle ilgili tedavi görüyordum, polislere söylememe rağmen herhangi bir kolaylık gösterilmedi. 13 gün orada kaldıktan sonra gözlerimde hafif hafif kararmalar başladı. Enfeksiyon kaptığını hissettim. Bunu ifade etmeme rağmen herhangi bir hastaneye götürülmedim.”

HAPİSTE GÖZ KAYBI TEDAVİ EDİLMEZ HALE GELDİ

İsmail Alkış, hem gözaltı sürecinde hem de tutuklu kaldığı Balıkesir cezaevinde büyük zorluklar yaşadı.  Tutukluluk yaşadığı Balıkesir cezaevinde altı ay boyunca hastaneye gönderilmeyen İsmail Alkış, altı ay sonra hastaneye gittiğinde artık her şeyin çok geç olduğunu öğrendi. Tutuklanmadan önce yüzde yetmiş olan göz kusuru, cezaevine girdikten sonra yüzde doksana çıktı:

“Sekiz kişilik koğuşlarda yirmi – yirmi beş kişi kalıyorsunuz. Bir engelli için hakikaten zor şartlar çünkü başkasına bağlı hareket etmek zorunda yaşıyorsunuz. Oradaki arkadaşlar mümkün mertebe yardımcı olamaya çalışıyorlar. Tek başınıza kalkıp çayınızı bile alamıyorsunuz ama oradaki arkadaşlar sizi rahat hissettirmek için seferber oluyor. Onlar ne kadar ellerinden geleni yapsa da yine cezaevindesiniz. Şartlar zor imkânlar kısıtlı. En basitinden çay doldurmanız gerekiyor onu da tek başınıza yapamıyorsunuz. Hayatınızı başkasına mahkûm bir nevi başkasına bağlı yaşamak zorunda kalıyorsunuz. Cezaevindeki arkadaşlar ellerinden geleni yapıyor olsalar da bunun verdiği mahcubiyet duygusu var ister istemez eziliyorsunuz, üzülüyorsunuz. İmtihan içinde imtihan hani derler ya sağlıklı bir insanın orada hayatını idame ettirmesi zorken engelli bir insanın orada hayatı idame ettirmesi çok çok zor. Zindan içinde zindan hayatı yaşıyorsunuz.

SAVCI: “GÖZLERİ GÖRMÜYOR AMA BANKAYA PARA YATIRMAYI BİLİYOR”

İsmail Alkış tutukluluk sürecinde birçok makama başvuru yaparak tek başına hapishanede yaşamın zor olduğunu bildirmesine rağmen hep olumsuz cevap aldı. Avukatının davanın savcısıyla yaşadığı bir diyalogu ise aklından çıkaramıyor.  Alkış, Avukatının cezaevinde müvekkilinin çok zor şartlar altında hayatını sürdürdüğünü savcıya iletiyor.  Davanın savcısının “ Gözleri görmüyor ama bankaya para yatırmayı biliyor, gitsin cezaevinde yatsın” cevabını verdiğini unutmadığını söyledi.

Birkaç arkadaşı ile birlikte Türkiye’den kaçmak zorunda kalan İsmail Alkış, şu an Yunanistan’da mülteci durumunda. İltica sırasında Yunan görevlinin görme engelli olduğunu belgeleyen raporlara rağmen gözaltı merkezinde tutulmasına ise çok şaşırdığını söyledi.

Türkiye cezaevlerinde kendisi gibi birçok bedensel engelli tutuklunun olduğunu söyleyen İsmail Alkış, cezaevi şartlarında engelli birinin yaşamasının çok zor olduğunu belirtti. Alkış,  Birçok gazeteci ve siyasetçinin sustuğu bir ortamda kendisi gibi görme engelli gazeteci Cüneyt Arat’a hapishanedeki engellilere verdiği destekten dolayı teşekkür etti.

Şimdi birkaç Türk arkadaşıyla beraber hayatına Yunanistan’da devam eden Alkış eşi ve çocuğuna kavuşacak günleri özlemle bekliyor.

Okumaya devam et

Popular