Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

ABD, Bağdadi’nin öldürüldüğü operasyona ilişkin görüntü ve fotoğrafları paylaştı

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi’nin Suriye’nin İdlib vilayeti kırsalında öldürüldüğü operasyonunun görüntülerini ve fotoğraflarını kamuoyu ile paylaştı.

BOLD – ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı General Kenneth Frank McKenzie, Pentagon’da düzenlenen basın toplantısında Bağdadi operasyonuna ilişkin havadan çekilen görüntüleri ve fotoğrafları paylaştı.

Operasyona katılan helikopterlerin üzerindeki kameralar aracılığıyla kaydedilen görüntülerde, ABD özel harekât timinin Bağdadi’nin bulunduğu duvarla çevrili binaya yaklaşması görülüyor.

Yayınlanan görüntülerden birinde silahlı bir grubun operasyonu gerçekleştiren ABD kuvvetlerine ateş açtığı, diğerinde de ABD özel kuvvetlerinin Bağdadi’nin bulunduğu binaya girdiği an görülüyor.

General Kenneth Frank McKenzie, hava operasyonu sonrasında binanın bulunduğu yerin büyük bir araba parkı gibi gözüktüğünü söyledi.

CENTCOM, TRUMP’IN İFADELERİNİ TEYİT ETMEDİ

McKenzie, IŞİD lideri Bağdadi’nin bir tünele kaçtığını ve ABD özel kuvvetleri tarafından yakalanacakken üzerindeki patlayıcıları infilak ettirdiğini yineledi.

McKenzie ancak tünelde Bağdadi ile birlikte iki çocuğun öldüğünü söyledi. ABD Başkanı Donald Trump daha önce Bağdadi ile birlikte ölen çocuk sayısını üç olarak açıklamıştı.

General McKenzie, Trump’ın basın toplantısında dile getirdiği ‘IŞİD lideri Bağdadi ağlayarak, çığlık atarak öldü’ ifadelerini de teyit edemeyeceğini belirtti. Amerikan Genelkurmay Başkanı Mark Milley de Pazartesi günü yaptığı basın toplantısında Trump’ın sözlerini teyit etmemiş ancak başkanın direkt operasyonu yapan askerlerle görüşmüş olabileceğini ifade etmişti.

CENTCOM Komutanı, “Korumaları çatışmaya devam ederken, Bağdadi iki çocukla birlikte bir tünele girdi ve burada kendisini havaya uçurdu. Bu olaya bakarak bu adamın nasıl bir kişi olduğu hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Benim verilere dayalı analizim bu şekilde. Bağdadi’nin son saniyeleri hakkında başka bir bilgiyi teyit edemem” diye konuştu.

4 KADIN VE 1 ERKEK ÖLDÜRÜLDÜ

McKenzie, bina ve çevresinde intihar yeleği giyen dört kadın ve bir erkeğin de operasyonda öldürüldüğü bilgisini verdi.

Bölgede helikopter ateşiyle öldürülen toplam IŞİD militanı sayısına dair ise bilgi vermedi.

RUSYA VE TÜRKİYE’YLE İRTİBATA GEÇİLDİ

McKenzie sekiz helikopterin katıldığı operasyona havadan dördüncü ve beşinci nesil savaş uçaklarının destek verdiğini söyledi. Org. McKenzie, operasyon sırasında bölgede askeri varlık gösteren ülkelerle herhangi bir çatışma/çakışma yaşanmaması için de Rusya ve Türkiye ile irtibata geçildiğini de sözlerine ekledi.

Kenneth McKenzie, operasyonda Suriye Demokratik Güçleri’nin istihbarat ve bilgi düzeyinde rolü olduğunu, operasyonu sadece ABD özel kuvvetlerinin gerçekleştirdiğini tekrarladı, sivil can kaybını en aza indirmek için de çaba gösterildiğini vurguladı. Komutan, operasyon sırasında Bağdadi’nin bulunduğu binada olan 11 çocuğun kurtarıldığını kaydetti.

DNA TESTİYLE KİMLİĞİ TEYİT EDİLDİ

McKenzie, Bağdadi’nin ölümünden sonra yapılan DNA testleriyle IŞİD liderinin kimliğinin teyit edildiğini söyledi.

2004 yılında Irak’ta hapishanede tutulan Bağdadi’ye ait DNA örneklerinin resmi dosyalara girdiği ve operasyon sonrasında alınan örneklerin eski DNA örnekleriyle karşılaştırıldığı ifade ediliyor.

BAĞDADİ 24 SAAT İÇİNDE DENİZE GÖMÜLDÜ

CENTCOM Komutanı IŞİD lideri Bağdadi’nin cenazesinden geriye kalanların ölümünden sonraki 24 saat içinde denize gömüldüğünü doğruladı, “silahlı çatışma kanunu” kapsamındaki kurallara uyulduğunu söyledi.

Pentagon yetkilileri daha önce Bağdadi’nin cenazesi denize gömülürken İslami usullerin yerine getirildiğini belirtmişti. McKenzie, operasyonun tamamlanmasının ve hassas bilgi ve belgelerin çıkarılmasının ardından Bağdadi’nin yakalandığı binanın imha edildiğini söyledi.

CENTCOM Komutanı, IŞİD lideri Bağdadi’nin öldürülmesinin ardından ideolojinin tamamen yenilmesinin mümkün olmadığını ancak yerel düzeyde belirli bir kontrol altında tutulmasının mümkün olduğunu söyledi. “Hiç kanın dökülmediği bir gelecek görmüyoruz” dedi.

ABD Hazine Bakanı Steve Mnuchin: Türkiye’ye yaptırımı hazırda tutuyoruz

Dünya

Almanya kaç mültecinin dosyasının MİT’in eline geçtiği sorusuna cevap arıyor

Almanya’nın Ankara Büyükelçiliğinin avukatıyla Alman Yetkililer cezaevinde ilk kez görüştü. Alman yetkililer kaç kişinin dosyasının Türkiye’nin eline geçtiğinin cevabını arıyor.

BOLD – Alman yetkililerin, Ankara’daki Almanya Büyükelçiliği’ne hukuki danışmanlık hizmeti veren ve Eylül ayından bu yana tutuklu olan Yılmaz S.’yi cezaevinde ziyaret ettiği bildirildi. Almanya Dışişleri Bakanlığı, DW Türkçe’nin sorusuna verdiği cevapta avukat ile görüşmek istediklerini Türk makamlarına mütemadiyen ilettiklerini, bir kereye mahsus bir ziyarete izin verildiğini ve görüşmenin de gerçekleştiğini bildirdi.

DW’den Elmas Topçu’nun haberine göre; Bakanlık, avukata yöneltilen suçlamaların aydınlatılması ve tutukluluğa bir an önce son verilmesi için yoğun çaba harcandığını da belirterek, “Avukat, Alman Büyükelçiliği’ne Avrupa’da yaygın olan, uluslararası düzeyde olağan ve kanaatimizce yasak olmadığı tartışma götürmez bir destek sağlamıştır. Bu sebepten dolayı tutukluluğu anlaşılmazdır” ifadesini kullandı.

Farklı ülkelerde de benzer hizmetler veren avukatlar bulunduğu ve bu hukukçuların yurt dışı temsilcilikleri için, söz konusu ülkenin yasal düzenlemelerini anlama ve bilgi verme konusunda önemli partnerler olduğu belirtiliyor. Danışmanlık yapan avukatların bulunulan ülkenin hukuki koşulları çerçevesinde önemli katkılar sunduğu, Almanya’ya sığınma başvurusu yapanların ifadelerinin doğruluğunun böylesi avukatlar üzerinden denetlenmesinin büyükelçiliklerin yasal görevleri kapsamına girdiği kaydediliyor.

Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği için çalışan Yılmaz S.’nin Türk vatandaşı olması nedeniyle şimdiye kadar Alman yetkililerle görüşmesine izin verilmediği ve bu nedenle tutuklanmasına ve cezaevi koşullarına dair doğrudan bilgi edinilemediği belirtilmişti.

KAÇ DOSYA TÜRKİYE’NİN ELİNDE

Almanya’nın Ankara’daki büyükelçiliğine çalışan avukat Yılmaz S.’nin 17 Eylül’de gözaltına alındığı, akabinde tutuklanıp cezaevine gönderildiği Kasım ayında kamuoyuna yansımıştı. Dosyadaki gizlilik kararı nedeniyle Alman yetkililer sınırlı bilgi verirken, Türkiye’de hükümete yakın medyanın, avukatın yakalanmasına ilişkin detaylı haberlere yer verdiği dikkat çekiyor.

Bunlara göre, avukatın dört ay süren takipten sonra yakalandığı ve gözaltına alındığı sırada üzerinden 13 dosya çıktığı ileri sürülmüştü. Ofisindeki aramalardan sonra ise Avrupa ülkelerinde siyasi sığınma talebinde bulunan 2 bin 500 Türk vatandaşına ait dosyanın ele geçirildiği iddia edilmişti.

Almanya’da Türkiye kökenlilerin yoğun olarak yaşadığı Kuzey Ren Vestfalya İçişleri Bakanlığı bu hafta mecliste konuyla ilgili bir rapor sundu. Yeşiller Partisi’nin talebi üzerine hazırlanan rapora göre, avukat Yılmaz S.’nin tutuklanmasından sonra Almanya Federal Emniyet Teşkilatı (BKA) eyaletleri konudan ilk kez 28 Ekim’de haberdar etti.

30 Ekim’de, yani Yılmaz S.’nin gözaltına alınmasından yaklaşık bir buçuk ay sonra da, Almanya’da iltica talebinde bulunan ve bilgilerinin Türk makamlarının eline geçtiği tahmin edilen kişilere ait dosyaların yer aldığı ilk listeyi eyalet teşkilatlarına yolladı. 28 Kasım’da yine BKA tarafından ikinci bir listenin daha eyaletlere iletildiği ve sadece bu listede 276 dosyanın bulunduğu kaydediliyor. Kimi dosyaların birden fazla kişiye dair bilgiler içerdiği de raporda yer alan bilgiler arasında.

Her iki liste incelendiğinde sadece Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nde ikamet eden, siyasi sığınma başvurusunda bulunmuş 265 Türk vatandaşının bilgilerinin Türk makamlarının eline geçtiği anlaşılıyor. Bunlardan 211’i ile emniyet birimlerinin bire bir uyarı görüşmesi yaptığı ve tehlike anında nasıl davranılması gerektiği konusunda bilgi verdiği belirtiliyor.

Böylece Alman makamlarınca şimdiye kadar açıklanan rakamların üzerinde dosyanın Türk makamlarının eline geçmiş olduğundan yola çıkıldığı anlaşılıyor.

RAKAMLAR ENDİŞE VERİCİ

Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Yeşiller Milletvekili Berivan Aymaz, rapor talebiyle ortaya çıkan rakamların endişe verici olduğunu belirtiyor ve Alman hükümetinden tam olarak hangi bilgilerin Türkiye’nin eline geçmiş olduğuna dair bilgi vermesini talep ediyor. Aymaz, iltica talebinde bulunan kişilerin ifadelerinde Almanya’ya geliş yollarına, görüştükleri kişilere ve kaldıkları evlere dair detaylı bilgi verdiklerini, aileden ve yakınlarından kimlerin bu süreçten haberdar olduğunu aktardıklarını belirtiyor. Ve bu bilgilerin Türk makamlarının eline geçmiş olması halinde o kişilerin güvenliğinin de tehlikede olacağını söylüyor.

Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği için çalışan avukat Yılmaz S.’nin casusluk şüphesiyle Türkiye’de tutuklandığının ortaya çıkması Ankara ile Berlin arasında yeni bir gerginliğe neden olmuştu. Tek kişilik hücrede tutulduğu belirtilen avukatın Almanya’da iltica başvurusunda bulunmuş olan Türk vatandaşlarının ifadelerinin doğruluğunu denetleme konusunda Almanya Dışişleri Bakanlığı aracılığı ile Federal Göç ve Mülteciler Dairesi’ne (BAMF) yardımcı olduğu bildiriliyor.

Almanya mültecilerin bilgilerinin Erdoğan’ın eline geçmesini tartışıyor

Okumaya devam et

Dünya

Türkiye’ye yaptırım tasarısının maddeleri

ABD Senatosu’nda ilk aşamayı geçip genel kurula sevkedilen Türkiye’ye yaptırımlar öngören yasa tasarısının içeriğinde askeri ve finansal maddeler var.

BOLD – ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesinde kabul edilerek Genel Kurula gönderilen ve S-400 alımı ile Suriye’deki adımlarından dolayı Türkiye’ye yaptırım öngören yasa tasarısı, askeri ve finansal yaptırım maddeleriyle öne çıkıyor.

Senato Dış ilişkiler Komitesi’nde önceki gün 4’e karşı 18 evet oyu ile kabul edilen 2641 no’lu tasarı, ikili ilişkilerde yeni bir gerginlik alanı yaratma potansiyeli taşıyor.

“ABD’nin ulusal güvenliğinin desteklenmesi ve IŞİD’in yeniden canlanmasının engellenmesi” başlıklı tasarıda, “Suriye’de istikrarın desteklenmesi”, “Suriye’deki Kürt mülteci krizi”, “yaptırımlar” ve “iptal koşulları” şeklinde 4 başlık yer alıyor.

Türkiye’nin, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi almasının eleştirildiği ve Suriye’ye dönük askeri adımlarının “kabul edilemez” olarak nitelendirildiği tasarıda, Türkiye’ye bazı askeri ve finansal yaptırımlar uygulanması isteniyor.

SİLAH SATIŞINA SINIRLAMA

Tasarıda, Türkiye’nin Suriye’ye dönük operasyonu nedeniyle bazı kişi kurumlara yaptırım uygulanması öngörülüyor.

Bu kapsamda TSK’nin SDG’ye yönelik saldırılarına son vermesi ve bölgeden derhal geri çekilmesi, Suriye’nin kuzeyinde savaş suçu işlenmişse sorumluların hesap vermesi talep ediliyor.

Öte yandan tasarıda, Türkiye’nin Suriye’de kullanması muhtemel silah ve askeri ekipmanların ABD’den Türkiye’ye transferinin durdurulması da öngörülüyor. Aynı kapsamda, “Suriye’deki Türk Silahlı Kuvvetlerine silah tedarik eden kişilere de yaptırım uygulanacaktır” ifadelerine yer veriliyor.

Ayrıca tasarıda, Suriye ile ilgili olarak Milli Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı, Hazine ve Maliye Bakanı ve 2. Ordu Komutanının yanı sıra yine Türkiye’nin Suriye’deki askeri operasyonlarına destek olmuş ilgili kurum yetkililerinin de yaptırıma tabi tutulması isteniyor.

FİNANS KURULUŞLARI DA TASARIDA

Tasarıda, TSK’nin Suriye’de düzenlediği operasyona destek veren Halkbank ve diğer bankalara da yaptırım istenirken, Türkiye’ye kredi vermeleri durumunda uluslararası finans kuruluşlarına karşı tavır alınacağı da vurgulanıyor.

Diğer yandan, Türkiye’nin NATO üyeliğine ilişkin Dışişleri Bakanlığından bir rapor istenen tasarıda, Türkiye’nin NATO’daki mevcudiyetinin ne anlama geldiğinin raporda değerlendirilmesi talep ediliyor.

CAATSA VE F-35’LER MADDELER ARASINDA

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi almasına yönelik maddenin de bulunduğu tasarıda, “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası” (CAATSA) kapsamında yaptırım uygulanması da öngörülüyor.

Söz konusu maddede, Türkiye’nin S-400’leri temin etmiş olması sebebiyle Başkan Donald Trump’ın CAATSA’da belirtilen 12 yaptırım maddesinden en az 5’ini uygulaması talep ediliyor.

Bu çerçevede, Türkiye’nin S-400’lere sahip olduğu sürece bu ülkeye F-35 ve F-16 savaş uçaklarının ve bunların ilgili parçalarının transferinin engellenmesi de maddeler arasında yer alıyor.

IŞİD’E KARŞI SAVAŞANLARA ÖZEL VİZE

Tasarıda, ABD ile birlikte IŞİD’e karşı savaşan sivillerin Kongre tarafından tanınan “Özel İnsani Kaygı” statüsünde 2. sıraya yükseltilmesi ve bu sivillere ABD vizesi için öncelik tanıyan “Özel Göçmenlik Statüsü” (SIV) verilmesi öngörülüyor.

SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?

Senato Dış İlişkiler Komitesi’nden geçen tasarının bir sonraki adresi Senato Genel Kurulu olacak ancak tasarının Genel Kurula ne zaman geleceği henüz kesin değil.

Yaptırım listesinin Senato Genel Kurulu’ndan geçmesi halinde söz konusu tasarı metni ile Temsilciler Meclisi’nde 29 Ekim’den onaylanan tasarı metninde farklılıklar olduğu için ortak komisyon iki tasarıyı tek bir metin haline getirecek ve Beyaz Saray’a gönderecek.

Türkiye’ye yaptırım uygulanmasını öngören bir başka yasa tasarısı ise 29 Ekim’de Temsilciler Meclisi’nde kabul edilmişti.

Trump’ın masasına gelen herhangi bir yasayı onaylamak ya da veto etmek için önünde 10 günlük bir süresi bulunuyor. Trump, söz konusu yaptırım tasarısını veto etmesi halinde, tasarı yeniden Kongre’ye dönüyor.

Eğer Kongre’nin her iki kanadı da aynı tasarıyı 3’te 2 çoğunluk ve üzerinde bir oyla kabul ederse, bu durumda tasarı artık Başkan’ın onayına sunulmadan yasalaşıyor. Bunun dışındaki durumlarda Trump’ın önüne gelen söz konusu tasarıyı yine imzalama ya da veto etme yetkisi bulunuyor.

Okumaya devam et

Dünya

Bosna’da öğretmen Fatih Keskin için yürütmeyi durdurma kararı

Direktor Fatih Keskin Bosnien

Bosna Hersek’teki Richmond Park Bihaç Koleji’nin Müdürü Fatih Keskin’in Türkiye’ye iade edilmesine  yargı ‘dur’ dedi. Mahkeme yürütmeyi durdurma kararıyla hukuksuzluğun önüne geçti.

BOLD – Türk vatandaşı Fatih Keskin, 4 Aralık’ta Bihaç şehrinde çağrıldığı polis merkezinde gözaltına alındı. Keskin, sürekli oturumunun iptal edildiğinin kendisine söylenmesinden sonra Saraybosna’da bir göçmen merkezine götürüldü.

20 yıla yakın bir süredir Bosna Hersek’te yaşayan ve sürekli oturumu olan eğitimci Fatih Keskin, kararı yargıya taşıdı. Mahkeme, yürütmenin durdurulmasına hükmetti.

Keskin’e yönelik yapılanlar Bosnalıların büyük tepkisini çekmişti. Ana muhalefet partisi, gelişmeyi ‘Bosna halkının tamamına yönelik bir korkutma hareketi’ olarak yorumlarken, öğrenciler ve mezunlar sosyal mecralardaki kampanyalarla Fatih öğretmene sahip çıktı.

Muhalefet, Türk öğretmenin yaşadıklarının AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın özel siparişi üzerine, politik sebeplerle gerçekleştiği görüşünü dile getirdi.

JİTEM de aklandı: Tüm sanıklara beraat

Okumaya devam et

Popular