Bizimle iletişime geçiniz

Medya

Cübbeli’den ‘iftiracı’ dediği Ahmet Hakan’a şiirli gönderme

Cübbeli Ahmet, “Ömrü bana iftirayla geçmiş bir kişi” diye nitelediği Hürriyet’in yeni yayın yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun’u tebrik etmeyeceğini açıkladı.

BOLD – İsmailağa cemaatinin medyatik ismi ‘Cübbeli Ahmet’ lakaplı Ahmet Mahmut Ünlü, Ahmet Hakan Çoşkun’un Hürriyetin başına getirilmesine tepki gösterdi. Cübbeli, “Ömrü bana iftirâyla geçmiş bir kişi” dediği Coşkun’u yeni görevinden dolayı tebrik etmeyeceğini belirtti.

Cübbeli, İsmail Hakkı Bursevi’nin Ruhu’l Beyan adlı eserinden dünya nimetlerinin asla sürekli olmadığı anlamına gelen dizelerini Coşkun’a ithafen paylaştı.

Cübbeli Ahmet, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği görevine getirilen Ahmet Hakan Coşkun ile ilgili olarak kişisel Twitter hesabından şunları aktardı:

“Ahmet Hakan’ın yeni görevini tebrîk etmiyorum. Ömrü bana iftirayla geçmiş bir kişi gazetecilik mesleğinde ulaşılabilecek zirve noktaya ulaştıysa bunun hakkında şâirin şu dizeleriyle teferrüste bulunuyorum; Bir iş tamamlanınca noksanlığı yanaşır, Tamâm oldu denince zevâlini bekle.”

Hürriyet, Ahmet Hakan’ı sürmanşetten duyurdu: Yeni dönem

Okumaya devam et
Reklamlar

Medya

Orhan Pamuk: tahammül edemedikleri Altan’ın sözleri değil, cesur tutumu ve kararlılığı

Nobel Edebiyat Ödüllü eserleri ile tanınan yazar Orhan Pamuk, geçtiğimiz günlerde yeniden tutuklanan Ahmet Altan için “onun yeniden hapse atılması için bir hafta boyunca ısrarla yayın yapanların tahammül edemedikleri Altan’ın sözleri değil, hapse atıldıktan sonra gösterdiği cesur tutumu ve kararlılığı” ifadesini kullandı.

BOLD-1138 gün Silivri Cezaevi’nde tutuklu kalan Gazeteci-Yazar Ahmet Altan, Yargıtay’ın bozma kararı sonra yargılandığı İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tahliye edilmişti. Ahmet Altan’ın tahliyesinden rahatsız olan iktidara yakın isimler, sosyal medyadan ve medya kuruluşlarından aleyhte haberler yapmaya başladı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tahliye kararına itirazı üzerine İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi Altan’ın tahliyesi kaldırarak yeniden tutuklanmasına karar vermişti. Altan’ın yeniden tutuklanmasına uluslararası birçok kurum tepki göstermişti. Dünyaca ünlü Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk, Ahmet Altan için T24’de özel açıklamalarda bulundu.

“BİZLER SUSTUKÇA…”

Orhan Pamuk, “Altan’a yapılan sistematik haksızlıklar sürdükçe ve olup bitenler karşısında bizler sustukça hepimiz kendimizden ve insanlığımızdan utanıyoruz” dedi. “Toplumu korkuyla sindirerek yönetmek isteyenler için Ahmet Altan’ın cesareti ve kişiliğinin engel olduğunu” belirten Orhan Pamuk, “Ahmet Altan serbest kalmalı, Türkiye hak ettiği normal ve adil bir hukuk düzenine geri dönmelidir” çağrısı yaptı.

“HUKUKSUZLUK VE KEYFİLİĞİ OLAĞAN KARŞILIYOR, NORMALLEŞTİRİYORUZ”

“Artık Türkiye de gerçeği söylemek için kişinin Ahmet Altan kadar cesur ve güçlü olması gerekiyor” diyen Pamuk, “Altan, üç yıldan fazla zamandır, zaten siyasi nedenlerle inandırıcı olmayan kanıtlarla içerideydi. Üç yıldan sonra onu serbest bırakanlar cesur yazarın onca baskıya rağmen korkmadığını, yılmadığını, devleti ve hükümeti örnek bir cesaretle eleştirmeye devam ettiğini görünce onu yeniden içeri attılar. Hukukun bu derece bir keyfilikle çiğnenmesi, yüksek mahkeme kararlarının pervasızca ayaklar altına alınması kabul edilir değil. Altan’a yapılan sistematik haksızlıklar sürdükçe ve olup bitenler karşısında bizler sustukça hepimiz kendimizden ve insanlığımızdan utanıyoruz. Daha kötüsü hukuksuzluk ve keyfiliği olağan karşılıyor, normalleştiriyoruz.” dedi.

“TUHAFLAŞAN HUKUKSUZLUK HEPİMİZİ ZEHİRLEMEYE DEVAM EDECEK…”

“Altan içeride tutuldukça gittikçe tuhaflaşan hukuksuzluk hepimizi zehirlemeye devam edecek…” uyarısında bulunan Orhan Pamuk, “Hapisten çıktı diye sosyal medyada Altan’ın aleyhine kampanya düzenleyenlerin, onun yeniden hapse atılması için bir hafta boyunca ısrarla yayın yapanların tahammül edemedikleri Altan’ın sözleri değil, hapse atıldıktan sonra gösterdiği cesur tutumu ve kararlılığı. Toplumu korkuyla sindirerek yönetmek isteyenler için Ahmet Altan’ın cesareti ve kişiliği bir engel. Bu yüzden onun karşısında tek çare olarak hukuksuzluğa dönmeyi ve yeniden hapse atmayı görüyorlar… Ahmet Altan serbest kalmalı, Türkiye hak ettiği normal ve adil bir hukuk düzenine geri dönmelidir.” açıklamasında bulundu.

Baba Şaban Vatan ve 3 gazeteci hakkında tutuklama talebi

Okumaya devam et

Medya

Hıncal Uluç’dan TRT’nin başındaki İbrahim Eren’e: ‘Bu rezilik 40 gün yazarım bitmez’

Sabah yazarı Hıncal Uluç ‘Büyük İstanbul Maratonu’nu canlı yayınlayan TRT’ye yönelik sert eleştirilerini, köşesinden TRT Genel Müdürü İbrahim Eren’e yazdığı mektupla gündeme taşıdı.

BOLD – Hıncal Uluç köşesinde, TRT’nin canlı verdiği Büyük İstanbul Maratonunu yayınına ilişkin eleştirilerini yazdı. TRT’nin Maraton çekimini başarısız bulan Uluç, TRT Genel Müdürü İbrahim Eren’e bazı sorular yöneltti.

KİM BUNLAR ADAMLAR BELLİ DEĞİL!

Bu tür büyük organizasyonların diğer ülkelerce turizm tanım amaçlı da kullanıldığını belirten Uluç, TRT ne yarışı anlattı, ne İstanbul’u.. Yarış mı?. Görüntüde koşan bir takım adamlar.. Kim bunlar belli değil.. Ne oluyor, önemli değil.. Kopan kim, kalan kim?. Tek isim söylemeden yarışı 35’inci kilometreye getirdi, sunucu. Pardon sunmayıcı”dedi.

ESKİ BİLGİSAYARIMIZ ÇALIŞMADI

Maraton çekiminin yanı sıra spikerin tavrını ve konuşmalarını da eleştiren Uluç, TRT Genel Müdürü Eren’e, ”Şu ifadeye bakar mısınız?. ‘Gurubun (Kimler o guruptakiler, onlar da asla söylenmedi) şu an kaçıncı kilometrede olduğunu bilmiyoruz. Çünkü kilometreyi göstermek üzere uygulama yüklediğimiz bilgisayar eski model çıktı ve çalışmadı.’ Yani yayıncı kuruluş, bu yarış için hazırlığa ve denemelere en az bir ay evvel başlaması gereken spor servisinin özrüne bakın.. Böyle bir rezalet dünyanın hangi yayıncı kuruluşunda görülmüş.. Görülse, o adam, o adamlar, o kurumda bir gün daha kalabilir mi?” diye sordu.

TRT’DEN İLGİNÇ BAŞARI: İLK YAYINCI KURULUŞ OLDU

İstanbul Maratonu İstanbul’un tanıtımına hizmet eder diyen Hıncal Uluç şeref kürsüsünü yayınlamayan TRT’nin de tarihe geçtiğini söyledi. Uluç sözlerinin devamında şu ifadeleri kullandı, ”Ayasofya yahu!. Topkapı Sarayı, Gülhane Parkı yahu!. Marmaray.. Kıtaları bağlayan tünel yahu!. Yok ki yok.. Kadınlar yarışı hiç takip edilmedi. Türkler ne yaptı bilmiyoruz. İlk beşe girenler, Olimpiyat hakkı kazanacak?. Bizden giren oldu mu?. TRT’nin umurunda değil. Dünyada “Şeref Kürsüsü”nü yayınlamayan ilk Büyük Maraton Yayıncı kuruluşu olmayı da başardı TRT!.”

ÖYLE FECİYDİ Kİ

TRT’nin hatalarını birbir sıralayan Uluç Genel Müdür İbrahim Eren’e de çağrıda bulundu. Eleştirdiği kurum çalışanlarının kendisini dava etmesi için izin isteyen Hıncal Uluç, ‘hakkımda “Hakaret” davası açsınlar ki, dediklerimi mahkemede kanıtlayayım’ diye konuştu.

Uluç’un İbrahim Eren’ yaptığı çağrıda, ‘Bakın Genel Müdürüm, bu rezil, bu ayıp, bu utanç yayınını 40 gün yazarım bitmez. Öyle feciydi. Hiç ama hiçbir şey anlatmadan, yarışa dair tek bilgi, İstanbul için tek cazip tanıtım yapmadan “Güya” anlatan ve bunu adeta emirle, kasten yapmış gibi sırıtanlar için eğer soruşturma açtırmazsanız, izin verin onlar benim hakkımda “Hakaret” davası açsınlar ki, dediklerimi mahkemede kanıtlayayım..” dedi.

Erdoğan’ın pencereden yansıyan korkusu

Okumaya devam et

Kültür

Gazetecilik temalı on çarpıcı film

Türkiye’de gazetecilik artık en zor şartlar altında yapılan mesleklerden biri haline geldi. ABD Başkanı Donald Trump’ın “dostane gazeteciler” dediği aslında “yandaş” diye çevrilmesi gereken dışındaki gazetecilik(!) ülkemizde artık imkansız gibi.

İşini iyi yapan gazeteciler sadece haber takibi yaparken bile göz altına alınabiliyor. Devletin İttihatçı refleksleri böyle devam ederse durumdan vazife çıkaran Yakup Cemil’lerin türemesi yakındır.

BOLD– Aslında gazetecilik dünyanın hiçbir yerinde fazla kolay değil. Gerçeğin gizli kalmasını isteyenler her zaman vardır ve olmaya devam edecektir. Asıl gazetecilik, buna rağmen gerçeği kovalayabilmektir. Beyaz perdede yer alan çarpıcı gazetecilik öykülerinden sizler için küçük bir derleme yaptık. Hafta sonu için iyi bir izleme listesi olabilir…

ALL THE PRESIDENT’S MEN/ BAŞKANIN BÜTÜN ADAMLARI(1976)

Alan J. Pakula’nın 8 dalda Oscar adayı olup dört ödül alan başyapıtı. Dustin Hoffman ve Robert Redford’un ünlü Watergate olayını inceleyen Bob Woodward ve Carl Bernstein isimli gazetecileri canlandırdıkları film, türün en iyisi sayılıyor.

SPOTLIGHT(2015)

En iyi film ve en iyi senaryo Oscar’ı dahil olmak üzere toplamda 122 ödüle ulaşan bir gazetecilik öyküsü. Amerika’nın köklü gazetelerinden The Boston Globe’un özel haber ekibi olan Spotlight’ın gerçek öyküsü. Beyaz perdede Michael Keaton, Mark Ruffalo, Rachel McAdams ve Liv Schreiber gibi oyuncuların canlandırdığı ekip Boston gibi muhafazakar sayılabilecek bir kentte yüzlerce rahibi kapsayan bir çocuk tacizi dosyasının peşinde koşturuyor. Filmin gösterimi Türkiye’de tam da Ensar Vakfı skandalının konuşulduğu günlere denk gelmişti. Sadece konuşulduğu…

ZODIAC(2007)

Yönetmen, Seven gibi bir işe imza atmış olan David Fincher. Başrollerde Jake Gylenhall, Mark Ruffalo, Robert Downey Jr… Amerika’nın en gizemli seri katili “Zodiac” peşine düşen gazetecilerin heyecan dolu gerçek öyküsü…

THE KILLING FIELDS/ ÖLÜM TARLALARI(1084)

Kamboçya, Kızıl Kmerler ve Pol Pot’un ünlü “Ölüm Tarlaları”… Entelektüellerin, kitap okuyanların hatta gözlük kullananların bile öldürüldüğü diktatörlük günleri ve pirinç tarlalarının altında yatan yüz binlerce ceset… Başrollerinde Sam Waterston, Haing S. Ngor, John Malkovich, Julian Sands ve Craig T.Nelson’ın yer aldığı film Kızıl Kmerler’in yönetimi ele geçirdiği sırada ülkede sıkışıp kalan gazetecilerin öyküsü…

THE PARALLAK VIEW(1974)

Alan J. Pakula’nın devlet olgusunun kirli yüzüne dair üçlemesinin ilk filmi… Devlet yetkililerinin gerçekleri örtbas ettiği, kamuoyuna yanlış ve gerçeklerle uzak-yakın ilgisi bulunmayan enformasyonların aktarıldığı, fail ve kurbanın birbirine karıştığı, faili meçhul cinayetlerin asla ortaya çıkarılamadığı güvensiz ve paranoyak bir atmosferde işini yapmaya çalışan gazeteciler… Tanıdık geldi mi?

FROST/NIXON(2008)

Ron Howard imzalı filmin başrollerinde Michael Sheen, Kevin Bacon, Sam Rockwell ve Frank Langela yer alıyor. Gazeteci David Frost’un istifa eden tek ABD başkanı Nixon ile yaptığı röportajı konu alan film politika ile basının yollarının kesiştiği en iyi yapımlardan sayılıyor.

SHATTERED GLASS/ ASILSIZ HABER(2003)

Stephen Glass, The New Republic’te çalışan ve her geçen gün yıldızı biraz daha yükselen başarılı bir gazetecidir. Fakat onun asıl başarısı yalanlarıyla herkesi ikna etmesidir. Her durumla baş edebilen yalanlar uyduran Stephan, yalanı ortaya çıktığında bile insanları sadece basit bir hata yaptığına inandırır. İşinde başarılı biri olarak tanına Stephan, yaptığı bir haberle tüm dikkatleri üzerine çeker. Bu yalan haber onun düşüşe geçmesine neden olur.

Hayden Christiensen, Rosaria Dawson, Peter Sarsgard ve Chloe Sevigny başrolde…

DEADLINE U.S.A/ GAZETECİLER SAVAŞI (1952)

Kimilerine göre Humprey Bogart’ın en iyi filmi… Bir yandan gazetesinin batmaya çalışmasını önlemeye çalışırken bir yandan da büyük bir gangsterin suçlarını gün yüzüne çıkarmaya çalışan bir gazetecinin bıçak sırtında yürüyen hikayesi…

NIGHTCRAWLER/ GECE VURGUNU(2014)

Yine Jake Gylenhall ve yine harika bir film. Lou Bloom kariyer peşinde, genç ve hırslı bir adamdır. Hayatta “amaca giden her yol mübahtır” düsturunu benimseyen bu hırslı adam, geceleri şehirde yaşanan suç olaylarını tüm açıklığı ile kamerasına kaydetmeye başlar. Şehrin önde gelen televizyon kanallarından birinde gece muhabiri olarak işe girmesi de uzun sürmez. Fakat bu, kaygan bir yoldur. Lou için bir süre doğru ve yanlış arasındaki çizgi bulanıklaşmaya başlar…

NETWORK/ŞEBEKE(1976)

Bir haberci gündemde kalmak ne kadar önemlidir? Bunun uğruna ne kadar ileri gidilebilir? Sidney Lumet’nin artık kült sayılan filmi bu sorunun peşinde koşarken yalnızca basına değil insana da ışık tutuyor.

Howard Beale ratingleri günden güne düşen bir haber spikeridir. Nihayetinde bir çalışma arkadaşından, iki hafta içerisinde işinden kovulacağını öğrenir. Bunu öğrendiğinde büyük bir depresyona giren adam, ertesi akşam canlı yayında, gelecek Salı günü canlı yayında intihar edeceğini anons eder. Ancak, bunu söylerken işlerin ne kadar karışabileceğini aklından bile geçirmemiştir.

Okumaya devam et

Popular