Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Kosova’dan MİT’in kaçırdığı Karakaya: Bize yaşatılan ‘uluslararası adam kaçırma’ suçudur

MİT tarafından uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Kosova’dan kaçırılan 6 kişiden Osman Karakaya ve Cihan Özkan’a 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

BOLD-Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), Kosova’dan rüşvet karşılığında kaçırdığı Osman Karakaya ve Cihan Özkan’ın “silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılaması yapıldı. Kosova’dan skandal bir yöntem ile kaçırılan 6 kişiden ikisi olan Osman Karakaya ve Cihan Özkan, 20 aydır tutuklu olduklarını ve MİT’in uluslararası suç işlediğini söyledi.

“KOSOVA’DAKİ EN İYİ EĞİTİM KURUMLARINDA ÇALIŞTIM”

Hakkındaki suçlamaları reddeden Cihan Özkan, “Ben Kosova’daki en iyi eğitim kurumlarında 6 yıl boyunca çalıştım. Benim eğitim faaliyeti yürüttüğüm kurum, ülkemiz tarafından ziyaret edilen bir kurumdur. Eğitim kurumuna yasal hakları Kosova ülkesi tarafından verilmiştir. Yabancı diller, biyoloji, fizik, kimya gibi öğretilen bir eğitim kurumudur. Türkiye’deki hiçbir legal, illegal yapıyla alakası yoktur.” dedi.

Kosova’da sadece biyoloji öğretmenliği yaptığını ve 20 aydır hukuksuz bir şekilde tutuklu olduğunu vurgulayan Özkan, “Ben sözde öğretmenlik yapmadım. İyi bir öğretmenlik yaptım. Çalıştığım süre boyunca çalıştığım kurumda hiçbir örgüt faaliyeti olmadı. Ülkemizi zora sokacak hiçbir şey yapmadım. Mağdurum, beraatımı talep ediyorum.” diye konuştu.

BİZE YAŞATILAN ‘ULUSLARARASI ADAM KAÇIRMA SUÇUDUR’

MİT tarafından kaçırılan Osman Karakaya ise hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini kaydederek, yargılama dosyasında delil olmadığını ve kendilerine yaşatılanın “uluslararası adam kaçırma” suçu olduğunu savundu. Karakaya, “Bizimle ilgili sınır dışı süreci yaşanmamıştır. Biz özel bir uçakla pasaportsuz ve biletsiz getirildik. 20 aydır tutukluyum, tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum.” şeklinde konuştu.

Davada karar verileceği bildirilerek son sözleri sorulan sanıklardan Osman Karakaya, “Benim suçlu olduğum bir durum yok. Sizi de suçlamıyorum. Umarım hayırlı bir karar olur.” diye konuşurken, Cihan Özkan da, “Ben terörist değilim. Hakkımda isnat edilen tüm suçları reddediyorum.” dedi.

ULUSLARARASI CASUSLUK SUÇUNDAN BERAAT

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar Karakaya ve Özkan’ın, alt sınırdan kısmen uzaklaşarak, “silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan 7 yıl altışar ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi.

“Uluslararası casusluk” suçundan suçları sabit olmadığı gerekçesiyle beraat hükmü kuran heyet, sanıkların tutukluluk durumlarının da devamını kararlaştırdı. MİT tarafından kaçırılmalarına gerekçe olarak gösterilen “Uluslararası casusluk” suçunun işlenmediği mahkemece onaylanmış oldu.

Semra Kuytul: “Bize, bunu FETÖ yapıyor derseniz önünüzü açarız, dediler”

BOLD ÖZEL

Skandal belgeler ortaya çıktı! MİT, 15 Temmuz’dan önce Harbiyelileri ve ailelerini tek tek fişlemiş

15 Temmuz’dan sonra çıkartılan KHK’larla TSK’dan ilişi kesilen binlerce Harbiyeli ve askeri okul öğrencisi, MİT ve Emniyet istihbarat tarafından tek tek fişlendiği ortaya çıktı. Fişleme belgelerinde askeri öğrencilerin ailelerinin de takibe alındığı öğrenildi.

BOLD-Nordic Monitor’den Levent Kenez imzalı haberde, 15 Temmuz’a ilişkin karanlıkta kalan birçok noktaya ışık tutacak belgeler yayınlandı. Binlerce askeri öğrencinin Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) ayrılmasına ve yüzlerce askeri öğrencinin müebbet hapse mahkûm edilmesine neden olan MİT ve Emniyet İstihbaratının hazırladığı fişleme belgeleri ortaya çıktı.

MİT tarafından hazırlandığı öğrenilen gizli ibareli fişleme belgesi

Yayınlanan belgelerde askeri öğrencilerinin ailelerinin de yakından takip edildiği ve haklarında bilgi notu yazıldığı görüldü. Kanunlara aykırı olduğu iç yazışmalarda dile getirilen istihbarat çalışması sonrasında elde edilen bilgilerin beklendiği gibi çıkmadığı göze çarpıyor. 15 Temmuz’dan bir kaç gün sonra bütün askeri liselerin kapatılarak, harp okullarının Milli Savunma Üniversitesi çatısı altında toplanmasının çok önceden planlandığı iddiaları güçlenirken, darbe gecesi Harbiyelilerin terör saldırısı denilerek sokaklara neden çıkarıldığı bir kez daha cevaplanmış oldu.

Dönemin Kara Harp Okulları Komutanı Tümgeneral İzzet Çetingöz imzalı gizli bilgi notunda, askeri öğrencilerin “Paralel Devlet Yapılanması-PDY” adı verilen ve “malum yapı” olarak adlandırılan Gülen Cemaati ile irtibatlı olup olmadığının tespit edilmesi ve gelen güvenlik soruşturma raporlarının değerlendirilmesi için Genelkurmay bünyesinde bir heyet oluşturulduğu ifade ediliyor.

Aynı bilgi notunda yer alan bir diğer skandalda, heyet üyelerinin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı başta olmak üzere Cemaat ile ilgili davalara bakan hakimlerle bir araya gelerek akıl aldıkları bilgisi yer alıyor. Hakimlerin, MİT ve Emniyet’le koordineli çalışılması tavsiyesinde bulunduğu heyet üyelerine öğrenciler hakkında ihbarda bulunularak haklarında dava açılması salık veriliyor. Özel hayata dair gizli bilgilerin, telefon kayıtlarının ve banka bilgilerinin mahkeme kararı olmadan toplanamayacağı yine bilgi notunda yer alıyor.

MİT ve Emniyet’in Harbiyeliler hakkında istenen güvenlik soruşturmalarını yaparak Genelkurmay’a ilettiği açıkça görülüyor. Kara, Hava, Deniz, Jandarma ve Sağlık Komutanlıkları bünyesindeki tüm askeri okullarda okuyan 4813 öğrencinin tek tek araştırıldığı görülüyor. Fişleme notlarına göre 2014 ve 2015 yıllarında askeri okullara giren 4813 öğrenciden sadece 140’u ile ilgili Cemaat iltisakı tespit edilebilmiş. Bunlardan 20 tanesinin ordudan ilişiği kesilmiş, 120 öğrencide takip altına alınmış. Aynı fişlemelerde 2 öğrencinin Hizbullah, 11 öğrencinin PKK ve 39 öğrencinin “diğer” adı verilen örgütlerle ilişkili olduğu iddia ediliyor.

Gizli ibareli bir başka belgede de, Genelkurmay kayıtlarında yer alan başka bir istihbarat bilgisi yer alıyor. Nisan 2016 tarihi itibariyle tüm sınıflarda 149 Harbiyeli hakkında olumsuz bilgi sahibi olunduğu bunlardan sadece 25 tanesinin öğrencinin kendisi ile ilgili olduğu 124 tanesinin de aile ile ilgili olduğu açıkça belirtiliyor. Yine bu istihbarat notunda aileleri sebebiyle ya da bireysel 128 öğrencinin PDY, 5 öğrencinin PKK ve 16 öğrencinin “diğer” örgütlerle ilişkili olduğu ifade edilmekte. Bazı öğrencilerin karşısına kardeşi, amcası, babası şeklinde notlar düşüldüğü görülüyor.

MİT ve Emniyet’in gizli yürüttüğü istihbarat çalışmaları sonrasında elde ettiği bulguların kamuoyunda yürütülen propagandayla örtüşmediği de ortaya çıkmış oldu.

25 Temmuz 2016 tarihinde yayınlanan KHK ile köklü askeri liselerin tamamı kapatılmış, harp okulları da kurulan Milli Savunma Üniversitesi bünyesine alınmıştı. Yeni sistemde orduya alınan askeri öğrencilerin disiplinsiz davranışları sık sık sosyal medyaya yansıyor.

15 Temmuz gecesi yüzlerce Harbiyeli yataklarından kaldırılarak terör saldırısı iddiasıyla önceden organize edildiği kesinlik kazanan otobüslerle İstanbul’un değişik noktalarına götürülmüşlerdi. Halkla karşı karşıya getirilen silahsız Harbiye öğrencileri arasında linç edilen ve yaralananlar olmuştu. 2017 yılında çıkarılan başka bir KHK ile darbe girişimi esnasında darbeyi önlemek için sokağa çıkan sivillerin herhangi bir cezai yükümlülüğü olmadığı ilan edilmişti. Bu sebeple Harbiyeli ailelerin açtığı davalar bu KHK gerekçe gösterilerek kabul edilmemişti.

259 Harbiyeli darbeden hemen sonra tutuklanmış ve 187 tanesi müebbet hapis cezalarına çarptırılmıştı. Kendilerine darbe gecesi toplanma talimatı veren bir çok komutanlarının daha sonra terfi ettiği basına yansımıştı. Bir askeri öğrencinin verilen emri yerine getirmeme gibi bir durumunun olmadığı sıkça vurgulansa da mağduriyetin giderilmesi için somut bir adım atılmadı.

Orhan Pamuk: tahammül edemedikleri Altan’ın sözleri değil, cesur tutumu ve kararlılığı

Okumaya devam et

Gündem

Rabia Naz’ın babası ve 3 gazeteci adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

Giresun’un Eynesil ilçesinde geçen yıl şüpheli bir biçimde hayatını kaybeden 11 yaşındaki Rabia Naz’ın gözaltına alınan babası Şaban Vatan ve gazeteciler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

BOLD-Türkiye’nin yakından takip ettiği Rabia Naz Vatan’ın şüpheli ölümüne ilişkin Giresun Eynesil’de TBMM komisyonu çalışmalarını takip ettikleri sırada gözaltına alınan gazeteci Canan Coşkun, Tuba Demir ve belgesel yönetmeni Kazım Kızıl’ın emniyette ifadeleri alındı. Savcılık ifadesinin ardından “Şantaj, kasten yaralama, tehdit, hürriyetten yoksun bırakma” gibi suçlamalarla hâkim karşısına çıkan Canan Coşkun, Tuba Demir, Kazım Kızıl ve baba Şaban Vatan, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı öğrenildi.

Baba Şaban Vatan ve 3 gazeteci hakkında tutuklama talebi

Okumaya devam et

Gündem

Baba Şaban Vatan ve 3 gazeteci hakkında tutuklama talebi

Giresun’un Eynesil ilçesinde Rabia Naz Vatan cinayetini araştırmak isterken gözaltına alınan gazeteci Canan Coşkun, Tuğba Demir, Belgeselci Kazım Kızıl ve kızın babası Şaban Vatan’ın tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildiği öğrenildi.

BOLD-Emniyet güçleri tarafından gözaltına alınan Şaban Vatan, Kazım Kızıl, Canan Coşkun ve Tuğba Demir, emniyetteki savcılık talimatıyla alınan sorgularının ardından tutuklama istemiyle sulh ceza hâkimliğine gönderildi.

Rabia Naz cinayetinin tanığı Mürsel Küçükal’ın ifadesini değiştirmeye zorlamakla suçlanan gazeteciler ve Şaban Vatan, “Şantaj, kasten yaralama, tehdit, hürriyetten yoksun bırakma” gibi suçlamalarla hâkim karşısına çıkacakları öğrenildi.

Rabia Naz’ı araştıran üç gazetecinin gözaltına alınmasında polisten inanılmaz açıklama

Okumaya devam et

Popular