Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Selçuk Mızraklı’ya jet iddianame 15 yıla kadar hapis talebi

Görevinden alınan seçilmiş Diyarbakır Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı hakkında 15 yıl istemiyle dava açıldı. Tek dayanak tartışmalı bir itirafçı beyanı.

BOLD – Görevden alınmasının ardından itirafçı Hicra Berna Ayverdi’nin verdiği ifadeyle tutuklanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı hakkında “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla yürütülen soruşturma tamamlanarak dava açıldı. 7 yıl 6 ay ile 15 yıl arası değişen hapis istemiyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 3 sayfadan oluşan iddianamesinin bir buçuk sayfası, Hicran Berna Ayverdi’nin aleyhteki ifadesine, diğer bir buçuk sayfada ise Mızraklı’nın katıldığı eylem ve etkinlikler sıralanarak ceza istemine yer verildi.

Diyarbakır 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianame, Mızraklı’nın tutuksuz yargılandığı dava dosyası ile birleştirilmesi talebiyle Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

İTİRAFÇI: HATIRLAMADIĞIM BİR TARİHTE DUYDUM

İtirafçı Hicran Berna Ayverdi’nin iddianameye yansıyan ifadesinde, Mızraklı’nın Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Sağlık Komisyonu’nda görev yaptığı, Mızraklı’nın Veni Vidi adlı hastanede doktorluk yaptığı dönemde kendisinin de aynı hastanede anestezi teknikeri olarak çalıştığını öne sürdü. Tarihini tam olarak hatırlamadığını ama 2012-2013 yılında Mızraklı’nın bağırsak düğümlemesi yaşayan Hogir kod adlı bir örgüt mensubunu ameliyat ettiğini, M. F.’den duyduğunu savundu.

GECE AMELİYAT SABAH TABURCU EDİLDİ

Diyarbakır Merkez Dağkapı Çocuk Hastahanesi’nde M. F.’nin hastanede kaçak olarak çalıştığını ileri süren Ayverdi, Hogir kod adlı kişinin karın bölgesinden gece geç saate yapılan ameliyatla bağırsaklarının bir kısmının alındığını ve ertesi sabah da hastaneden ayrıldığını ileri sürdü.

Hastanede, Mızraklı ile ameliyatta giren bütün isimleri “hastanede kaçak olarak çalıştığını” iddia eden Ayverdi, iddianamede yer alan ifadesinde söz konusu olayı şöyle anlattı: “Yukarıda söz ettiğim M. isimli anestezi teknikeri bana ‘Bu hastayı gece geç saatlerinde getirdiler acilen ameliyata aldık. Hemen Selçuk Mızraklı Hocayı çağırdık, ben E. ve Selçuk Mızraklı hoca ameliyata girdik. Hastanın bağırsakları düğümlenmişti, bağırsaklarının bir kısmını kestik sabaha kadar gözümüze uyku girmedi, ben çalışmaya devam edeceğim’ dedi. Yoğun bakımda M. isimli anestezi teknikeri Hogir (K) isimli yaralı örgüt üyesinin yanına giderek ‘Heval Hogir ağrın var mı? Durumun nasıl? Birazdan Selçuk Mızraklı hoca gelip seni görecek değerlendirecek ve hevaller gelip seni birazdan götürecekler’ diyerek sorduğunu Hogir (K) isimli örgüt mensubu ise ‘Sağol Heval, iyiyim.’ dediğini gördüm. Aynı gün ben başka bir ameliyata girdim, çıktığımda saat 10.30 sıralarında yoğun bakımda bulunan Hogir (K) isimli örgüt mensubunun çıkmış gitmiş olduğunu gördüm.”

‘AMELİYAT MASASINDA KÜRT TARİHİNİ ANLATTIRDI’

İddianamede yer alan ifadesinde, Mızraklı’nın sık sık KCK/TM içinde olduğunun bilindiğini, sık sık konuşulduğunu öne süren Ayverdi, Mızraklı’nın Kürt tarihine hakim olduğunu, bunu ameliyat masasında, dinlenme odalarında kendisiyle yaptığı sohbetlerde dile getirdiğine yer verdi.

İddianamede, Mızraklı’nın KCK yapılanmasında olduğunu söyleyen Ayverdi, Mızraklı ile hastanede kaçak olarak çalışan ve isimlerini verdiği 5 teknik personelin sık sık örgüt mensuplarını ameliyat ettirdiğini iddiasını dilendirdi.

İDDİANEMENİN YARISI AYVERDİ’NİN İFADESİ

Yarısına Berna Hicran Ayverdi’nin ifadelerine yer verilen iddianamede, Mızraklı’nın Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Leyla Güven’in açlık grevi nedeniyle yapılan 2 basın açıklamasına katıldığı, 2019’da yapılan Newroz etkinliğine katıldığı, açlık grevleri döneminde yaşamına son veren Zülküf Gezen’in taziyesine katıldığı, HDP’nin seçim sonuçlarına ilişkin Diyarbakır il binasında gerçekleştirdiği etkinliğe katıldığı belirtildi.

SAVCILIK: TWİTLERİ SUÇ DEĞİL AMA SUÇLU

Mızraklı’nın twitter hesabından yaptığı paylaşımların “örgüt propagandası suçunu oluşturmadığı ancak yaptığı paylaşımların örgütü destekler nitelikte olduğunun tespit edildiğine yer verilen iddianamede söz konusu iddia şu ifadelerle dile getirildi: “Söz konusu Twitter hesabında şüphelinin paylaşımlarının ağırlıklı olarak örgüt üyelerine ilişkin olduğunun tespit edildiği, söz konusu paylaşımlar her ne kadar başlı başına terör örgütü propagandası suçunu oluşturan unsurlar içermese de, açlık grevleri ve örgüt liderine ilişkin paylaşımlar içerdiğinin ve örgütü destekler nitelikte olduklarının tespit edildiği..”

‘TAMAMEN YALAN VE İFTİRA’

Mızraklı iddianameye yansıyan ifadesinde iddiaları reddetti. Hicran Berna Ayverdi’yi tanımadığını, söz konusu şahsın beyanlarının tamamen yalan ve iftira olduğunu, bir kişinin gece ağır bağırsak ameliyatı geçirip sabah taburcu edilmesinin tıbben imkansız olduğunu, 2006-2015 yılında çalıştığı hastanede kayıt yapılmaksızın ameliyat yapılmasının mümkün olmadığını söyledi. İfadesine katıldığı eylemlerinin partisinin etkinliklerini olduğu dile getiren Mızraklı, sosyal medya paylaşımlarının kendisine ait olduğunu kaydetti.

Politika

Yurt dışından gelen 15 bin 756 vatandaş hala karantina yurtlarında

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, yurt dışından gelen vatandaşların 14 günlük karantina süreçlerini geçirdikleri yurtlarda halen 15 bin 756 kişinin bulunduğunu açıkladı.

BOLD – Koronavirüs salgını nedeniyle karantina merkezi olarak kullanılan öğrenci yurtlarıyla ilgili konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, 51 şehirde 78 yurdun bu amaçla kullanıldığını kaydetti. Yurtların, hakiki bir yuva olacak şekilde hizmet verdiğini savundu.

“Bu süreç tamamlandığında, misafirlerimizi sıhhat ve afiyetle uğurlayabilmeyi diliyorum. Milletimizin ve bütün insanlığın bu zorlu süreci en iyi şekilde atlatmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

Kasapoğlu, şu ana kadar yurt dışından gelen 20 binin üzerinde vatandaşın bakanlık yurtlarında misafir ettiklerini vurguladı. Karantina sürecini tamamlayarak evlerine dönenlerin ardından halen 15 bin 756 kişinin bu yurtlarda misafir edildiğini açıkladı.

Kasapoğlu, söz konusu yurtlarda toplam oda sayısının 26 bin 586, toplam kapasite sayısının ise 93 bin 145 olduğunu aktardı. “Yurtlarımızda gözlem altında tutulan vatandaşlarımızın her birinin karantina kuralları gereği ayrı odalara kaldıklarını özellikle belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.

Koronavirüsle mücadelede büyük bir özveriyle çalışmalarını yürüten sağlık çalışanları için 43 ilde toplam 66 yurdu hazır hale getirdiklerini açıklayan Kasapoğlu, bakanlığa bağlı yurtlarda şu ana kadar toplam 2 bin 369 sağlık çalışanına hizmet verdiklerini kaydetti.

Okumaya devam et

Politika

“İnfial uyandırmamak için düşünce suçuna indirim yapmadık”

Düşünce ve siyasi suçlularına cezai indirim yapılmamasını savunan AKP Milletvekili Ali Özkaya, “Milletimizin vicdanında karşılık bulmayacak ve büyük infial uyandıran suçların bu ceza infaz sisteminin dışında bırakılmasına gayret ettik” dedi.

BOLD AKP ve MHP tarafından hazırlanan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.

AKP’DEN “AYRI TUTTUK” SAVUNMASI

Düşünce suçlarına cezai indirim yapılmamasını savunan AKP Milletvekili Ali Özkaya, “Milletimizin vicdanında karşılık bulmayacak ve büyük infial uyandıran suçların bu ceza infaz sisteminin dışında bırakılmasına gayret ettik. Bu kapsamda terör suçlarını ayrı tuttuk. Avrupa’daki bir terörle mücadeledeki düzenlemeyle Türkiye’dekini bire bir aynı görmek, aynı olmasını beklemek doğru olmaz. Zira, Türkiye’nin etrafındaki ateş çemberinin ne kadar büyük olduğunu hep beraber görüyoruz” dedi.

CEZAEVİ DOLULUK ORANINDA TÜRKİYE AVRUPA BİRİNCİSİ

CHP Milletvekili Alpay Antmen ise Türkiye’nin cezaevleri doluluk oranında Avrupa birincisi olduğunu vurguladı. CHP’li Antmen, “2002’de ülke nüfusu 65 milyondu. Şimdi 82 milyon. Şimdi hapishanelerdeki sayı o günden bu yana beş kat artmış. İktidarın yöntemleri suçu önlemediği gibi bu meseleyi de kangren haline getirdi. Vatandaş zaten yargıya güvenmiyor” dedi.

DÜŞÜNCE SUÇLULARINA DA AF ÇIKARILSIN

İktidar partisinin önce “magazin haberciliği” yaparak vergi affı, imar affı, cezaevi affı gibi haberleri dolaşıma soktuğunu ve sonra uyguladığını dile getiren Antmen, “Bunun nedeni beceriksizlik, hukuksuzluk, adaletsizlik, insan hakkı ihlalleri ve işin kolayına kaçmaktır. Biz affa karşı değiliz ancak nasıl bir affa onu açalım, düşünce suçluları, gazeteciler ve topluma kazandırılmasında mahsur olmayan vatandaşlar için af çıkarılmasına karşı değiliz” dedi.

İstanbul Metrosu’nda termal kamera dönemi: Ateşi olan binemeyecek

Okumaya devam et

Politika

Gergerlioğlu: “Getirilen yasanın ruhunda bile ayrımcılık var”

Ömer Faruk Gergerlioğlu, Adalet Komisyonunda görüşülen İnfaz Yasası hakkında konuştu. “Getirilen yasanın ruhunda bile ayrımcılık var. 70-80 bin kişinin tahliyesi hiçbir soruna çözüm olmayacak” dedi.

BOLD – HDP Kocaeli Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu, İnfaz Yasası’nın bir yıldır beklendiğini belirterek korona nedeniyle acilen getirildiğini kaydetti. “Yasa bir yıl önce de getirilseydi tahminen ayrımcı bir anlayışla yine getirilecekti. Getirilen yasanın ruhunda bile ayrımcılık var! Bunu kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Gergerlioğlu açıklamasında şunları dile getirdi:

“Şu an da bir salgın var ve bu salgın tüm insanlığı tehdit ediyor. Yaşam hakkı son derece önemli bir tehdit altında şu anda biliyorsunuz; İran’da 85.000, Bahreyn’de 1.500, Amerika Birleşik Devletleri’nin 3 eyaletinde tahliyeler oldu. Yine, dün Irak ve Kenya’da tahliyeler oldu. Yaşam hakkı tehdidi altında insanlar. Şu anda, bakın, milyonlarca insan diken üstünde, son derece tedirgin bizi dinliyor ve bir an evvel yaşam haklarının korunması için bir istek hâlindeler. Mahpuslar büyük bir tedirginlik halinde o kapalı kutuda ne yapacaklarını bilemez bir hâldeler. Mahpus yakınları, büyük bir tedirginlik içinde yakınlarının salgın bulaştığı anda çaresiz bir şekilde ölüme gideceğini düşünmektedir ve büyük bir tedirginlik yaşamaktadır. Hepimize gelen binlerce telefon var ve insanların büyük tedirginliğini biliyoruz. Bu noktada, eğer ki bir ayrımcı yasa çıkarsa insanlar ayrımcılığa uğradığını düşünecek ve cezaevlerinde ölüme terk edildiklerini, kurban olarak seçildiklerini, bir Nazi ölüm kampında kaldıklarını düşünecekler ki bu son derece tehlikeli bir durumdur.

Üçüncü olarak yine bir başka ayrımcılık yapmış taslak: Hasta ve yaşlı insanlarla ilgili ayrımcılık. 60 yaşın üstünde denetimli serbestlik süresinde bir artırım var. 0-6 yaş çocuk anneleriyle ilgili denetimli serbestlikte artırım var ama siyasi suçlarda bu konuda bir denetimli serbestlik yok. Burada da bir ayrımcılık var yani insanların risk grubu olması, hasta yaşlı olması bile ayrılıyor ve bu anlamda da çok büyük bir ayrımcılık yapılıyor.

Değerli arkadaşlar, gerçekten çok önemli bir yasayı biz burada kararlaştıracağız, belki Komisyon daha sonra Genel Kurul ama herkes eli kalbinde bekliyor çünkü son derece önemli, büyük aile dramları yaşanıyor. Ben İnsan Hakları Komisyonu üyesiyim ve bir buçuk yıldır yüzlerce koğuşta binlerce kişiyle görüştük, mahpuslarla görüştük ve büyük dramları yerinde tespit ettik. Gerçekten çekilmez, dayanılmaz büyük dramlar yaşanıyor. 8-10 kişilik koğuşlarda 25-30 kişinin kaldığını, erkeklerde ve kadınlarda böyle olduğunu, kadınlarda bir de orada 5-6 tane çocuğun doğduğunu ve yaşanamaz bir ortam olduğunu bilelim arkadaşlar. Sağlık sevklerinde çok büyük eksiklikler olduğu ve bundan dolayı çok ölümler yaşandığını biliyoruz. En çok soru önergesi verdiğim Adalet Bakanlığı yetkililerinin bunu sümen altı ettiğini de biliyoruz. Bunlar büyük veballer ve suçlardır böyle devam edemez.

Yine, iaşe eksiklikleri ve havasız, rutubetli, güneşsiz ortamlarda perişan durumda olan insanlar bir İnfaz Yasası’nda adillik ve eşitlik bekliyorlar. Türkiye Büyük Millet Meclisinden bekliyorlar, onları temsil eden Meclisten adil ve eşit bir yasa bekliyorlar. İnanın ki şu anda cezaevlerinde çok büyük aile dramları yaşanıyor. Anne-baba tutuklu olan insanlar çok fazla var. Binlerce böyle aile var. 800’ü aşkın bebek ve çocuk 0-6 yaş arası cezaevlerinde ve çok zor durumdalar gerçekten. Biz onları cezaevlerinde görüyoruz. Keşke siz de gelip görseniz, onların tümünün silme psikolojisinin bozuk olduğunu hemen anlıyorsunuz ve birde anne-baba mahpus olduğu için evlerde dede, nine, teyze yanında yaşayan binlerce çocuk var ve bunlarında psikolojileri bozulmuş durumda, fizyolojileri gelişim geriliği şeklinde seyrediyor. Birde bu salgın sırasında bu çocuklar korumasız durumda, bu çocuklara bir şey olması gerçekten altından kalkılamayacak büyük bir vebaldir. Bunu hatırlatmış olalım arkadaşlar.

Yine, bu çocuklar ileride bu toplum için son derece önemli bir serseri mayın hâline gelebilir. Bakın, toplumu ve neslimizi korumamız lazım. Bu çocuklar yarın öbür gün o bozuk psikolojileriyle son derece tehlikeli şeyler yapabilirler. Bakın, biz “Kürt meselesi nereden çıktı?” diyorduk, “Neresi onu alevlendirdi?” diyorduk. Diyarbakır zindanları orayı alevlendirmişti. Diyarbakır zindanlarında cezacı ve işkenceci bir mantıkla yaklaşılmıştı ve oradan alevlenmiş bir Kürt meselesi çıkmıştı, altından hâlâ kalkılamıyor, adaletle hâlen de yaklaşılamıyor. Şimdi de eğer bu cezaevleri böyle bırakılırsa bakın, çok net söylüyorum, yarın öbür günün Diyarbakır zindanları olacak bugünkü o cezaevleri. Biz görüyoruz; orada insan yaşamaz arkadaşlar, inanın ki o koğuşlarda biz gidiyoruz, 10-15 dakika içeride koğuşta kalıyoruz, zor çıkıyoruz, daralıyoruz gerçekten. Onlar böyle istiflenmişler resmen içeride. Bu hâl doğru bir hâl değil, artı bütün bunların üstüne bir de coronavirüs salgını gelmiş durumda.

Bakın, ben size daha dün yayınlanmış bir bilimsel tıp dergimizin yazısını getirdim. Çok önemli bir makale “The New England Journal of Medicine”da çıktı çok saygın bir dergidir ve ne diyor? “Cezaevlerinde ve mahpuslar arasında coronavirüs salgınından dolayı tahliyelerin mutlak surette yapılması sağlık gereğidir.” diyor, yazıya bakabilirsiniz ayrıntılı bir şekilde. Yine, Birleşmiş Milletler açıklama yaptı, Avrupa Parlamentosu açıklama yaptı ve tahliyelerin olması gerektiğini söyledi. Şimdi, bu insanların kendini kurban gibi hissedeceği bir yarınki Türkiye’de toplumsal barış adına bir şey kalabilir mi değerli arkadaşlar? Bakın, elinizi vicdanınıza koyun ve kararınızı verin lütfen. Komisyona böyle gelmiş olabilir ama biz bunu adaletli ve eşit bir şekilde ilerletmek zorundayız.

Bakın, kaç gündür insanlar imza kampanyaları yapıyor on binlerce, yüz bine ulaşan imzalar atıldı. Sosyal medyada her akşam “hashtag” etkinlikleri yapılıyor, Türkiye rekorları kırılıyor, 1,5 milyona yakın “tweet”ler atılıyor ve insanlar İnfaz Yasası’nda adalet ve eşitlik istiyorlar. Bu çok büyük bir istek olarak tüm toplumun ve en çok da Meclisin duyması gereken bir istek. Şu an da birtakım suçlar istisna kılınmış ve “Teröriste af yok.” falan deniliyor. Kim bu terörist Allah aşkına? Evrensel hukuk ilkeleri çiğnenerek “Barış” diyeni terörist ilan ettiler, Bank Asya’ya para yatıranı terörist ilan ettiler, bir sendikaya üye olanı terörist ilan ettiler, KESK’in bir basın açıklamasına katılıp bir basın açıklaması yapan insanlar terör örgütü üyesi oldu ve başlarına gelmeyen şey kalmadı. Böyle keyfi bir şekilde terörist ilan edilen insanlardan sonra da “Vay efendim, biz terörist mi affedecekmişiz?” deniyor. Bu olacak şey değil. Bakın, Anadolu’nun her yerinden feryatlar yükseliyor. Buna kulağınızı tıkayamazsınız arkadaşlar. Şu an da gerçekten bakın, son belki OHAL döneminde çok büyük yanlışlıklar yapıldı ama iktidar için önemli bir fırsat var şu anda. Toplumsal barışı yakalamak için, toplumla barışmak için çok büyük bir fırsat var. İnanın ki bakın, çok net söylüyorum ya bu fırsatı elde edersiniz ya da bu toplum maalesef çok kötü bir yere gider, Allah korusun ne olacağını bilemeyiz. Ama gerçekten göstergeler iyi değil ve cezaevlerinde son derece büyük sıkıntılar olduğunu biz çok iyi biliyoruz. Şu anda öylesine aileler var ki bakın, yakından takip ediyorum. O çocuklar; annesi babası mahpus çocuklar babasının, annesinin nerede olduğunu bilmiyor; dedesi, ninesi onlara yalan söylüyor; işte bir işyerinde çalışıyor, o cezaevi iş yeri, oraya gidiyoruz seninle diye yalanlarla idare edilen binlerce çocuk var. Bu doğal bir şey mi arkadaşlar, normal bir şey mi? Meclis bunu onaylayabilir mi? Bunu görmezden gelebilir mi ben size sormak isterim. Bir sürü mağdur insan var, suça itilmiş çocuklar var ve af bekleyen, infazda adalet ve eşitlik bekleyen milyonlarca insan var. Eline silah almamış, düşünce suçu diye adlandırılan… Düşünce suç mu olur Allah aşkına! Siyasi suçlular ve düşüncesinden dolayı zindanlara tıkılmış insanlar bakıyorsunuz silah kullanmayı bile bilmiyor, eline silah bile almamış. Vay efendim sen teröristsin, biz seni nasıl affederiz. Bu kesinlikle onaylanacak bir şey değil değerli arkadaşlar. Bakın, yarın öbür gün toplumsal barışı bozacak son derece sıkıntılı bir durum olur.

Şu anda yine 300 bin cezaevinde olan insan var ve biliyorsunuz yasayla önerilen miktar çıktığı zaman normal kapasiteye ancak inecek. Cezaevlerindeki sorun bitmeyecek. Cezaevlerinin dünya standartlarına göre bilimsel sayısı şu anda 120 bindir ama mahpus sayısı 300 bin. Sizin indirmek istediğiniz sayı 70-80 bin kişi. Hiçbir soruna da çözüm de olmayacaktır.”

Okumaya devam et

Popular