Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Erdoğan’ın Washington’a akıttığı milyon dolarların haritası

ABD basını, son haftalarda AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Washington’a uzanan elini yazdı. Akıtılan paralar, karanlık bağlantılarla işte tüm ilişki ağı…

BOLD – AKP hükümeti, uyguladığı yanlış politikalar, girdiği kirli ilişkiler ve işlediği suçları ABD’nin başkenti Washington’da savunması için lobi şirketlerine son yıllarda milyonlarca dolar aktardı.

İran yaptırımlarının delinmesinden dolayı, ABD’de hiçbir varlığı ve şubesi olmayan Halkbank, 2017 yılı Ağustos ayından bu yıl Ekim ayına kadar Washington’un en güçlü lobilerine milyonlarca dolar aktarmak zorunda kaldı.

Yine ülkenin en önde gelen hukuk firması ile çalışmak zorunda kalan Halkbank’ın New York’taki dava nedeniyle alacağı cezanın 20 milyar doları bulabileceği konuşuluyor.

ABD BASINI ERDOĞAN’IN ELLERİNİ YAZDI

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 17-25 soruşturmaları patladığında yolsuzluğu “devletin kasasından para çıkması” olarak tanımlamıştı.

O dönemde siyasilerin ve bürokratların cebine paralar aktı. Türkiye’nin ve Türk milletinin 1 kuruş kazancı olmadı.

Hakan Atilla için bizzat Halkbank tarafından tutulan Amerikalı avukat, New York’taki davada “Rüşveti Hakan Atilla değil o dönemin Genel Müdürü Süleyman Aslan aldı.” demişti.

Şimdi o rüşvet karşılığı işlenen suçların cezasını Türkiye ödüyor.

Washington’da suçların örtbas edilmesi için lobilere ve hukuk firmalarına milyon dolarlar aktarılıyor.

AKP hükümeti, Washington’da suçlarını örtbas etme çabalarında yine devlet aklı ve ciddiyeti ile değil, yine kirli ilişkiler içine girerek, adam satın alarak, Michael Flynn ve Bijan Rafiekian olayında olduğu gibi ABD’de de suç işleyerek işlerini yürütmeye çalışıyor.

AKP, Washington’da Amerikan lobi şirketleri dışında kendi vakıf ve derneklerini de kurdu. Bu derneklere de Türkiye’den milyonlarca dolar aktardı.

Ancak burada bahse konu olan paralar resmi kanaldan kayıtlara giren paralar. Gayrresmi kanaldan ne kadar aktardıkları ise bilinmiyor.

TÜRKİYE’NİN LOBİ FAALİYETLERİ MERCEK ALTINDA

ABD’de Sarraf ve Halkbank davasını yakından takip eden Courthouse News muhabiri Adam Klasfeld, Türk hükümetinin Trump’ın yakın çevresine uzanan lobi faaliyetlerini ele aldı.

Türkiye’nin ve Türk siyasetçilerin Washington’daki lobi faaliyetleri son haftalarda ABD basınında birçok habere konu oldu. Hem Bloomberg’ün internet sitesi hem de New York Times, Washington Post ve New York’taki Rıza Sarraf davası sürecine ilişkin haberleriyle dikkat çeken haber sitesi Courthouse News, Türk hükümetinin Trump’ın yakın çevresine kadar uzanan lobi faaliyetlerini haberleştirdi.

Courthouse News, 2014-2018 yılları arasında Türk hükümetiyle bağlantılı en fazla paranın ödendiği beş şirketi tespit etmek amacıyla Adalet Bakanlığı’nın yabancı lobi faaliyetlerine ilişkin veri tabanını inceledi.

5 LOBİ ŞİRKETİNİN BÜTÇESİ 4 KATINA YÜKSELDİ

Sarraf ve Halkbank davasını yakından takip eden muhabir Adam Klasfeld’in imzasını taşıyan haberde, AKP’nin çalıştığı 5 lobi öne çıktı. Bu şirketler Amsterdam & Partners, Ballard Partners, Gephardt Group, Greenberg Traurig ve Mercury Public Affairs bu şirketler arasında listelendi.

Habere göre bu beş şirketin bütçesi dört yıllık zaman zarfında dört katına yükselerek 2014’te 1,7 milyon dolardan 2018 yılında 7,3 milyon dolara yükseldi.

GEPHARDT GROUP

Kurucusu olan Demokrat Kongre üyesinin (Richard Gephardt) adını taşıyan Gephardt Grubu, habere göre 2016 yılı sonunda Türk hükümetiyle ilişkisini kesti.

Beyaz Saray’da Demokrat Obama’nın yerini Cumhuriyetçi Trump alınca Gephardt Grubu’nun yerini alan lobiciler Trump ve ona yakın isimlerle bağlantılı oldu, Washington’da hem Erdoğan hem de Trump’la bağlantılı Türkiye yanlısı yardım kuruluşlarının bütçelerinin de bu dönemde artış gösterdiği görüldü.

TURKEN VAKFINA BİR YILDA 24 MİLYON DOLAR

ABD merkezli Türken Vakfı’nın kuruluş belgelerini Bilal Erdoğan imzaladı. Yönetim Kurulunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızı ve Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın eşi Esra Albayrak’ın da olduğu Türken Vakfı da Washington’da ABKP’ye yakın kuruluşlar arasında bulunuyor.

ABD’deki yasalara göre vergiden muaf olarak kurulan ( 501(c)3) Turken Vakfı, bağışçılarını açıklamak zorunda değil. Ancak 2014 yılında Ensar Vakfı ve TÜRGEV’in birleşmesiyle kurulan Türken Vakfı, kuruluşundan bir sene sonra 2015 mali yılında 24 milyon ABD doları bağış aldığını açıklamış.

TURKEN VAKFI 2,5 MİLYON DOLARA ÇİFTLİK ALDI

Bu parayı savurgan bir şekilde harcayan vakıf, New York Manhattan’da 32 katlı bir yurt binası ve diğer binaları için 17,5 milyon dolar harcamış. Vakıf, efsanevi boksör Muahmmed Ali’nin Michigan’daki çiftliğini ise bu yılın başlarında 2,5 milyon dolara satın aldı.

Wikileaks tarafından yayınlanan hacklenmiş e-maillerde Bilal Erdoğan’ın “Trump Organization” temsilcisi Elena Baronoff tarafından 2013 yılında tanıtılan yine Manhattan’daki 25 milyon dolarlık mülkle ilgilendiği ortaya çıkmıştı.

Trump’ın “Rusya’daki eli” olarak bilinen Baronoff, 2015 yılında vefat etmişti.

 

Telif Hakkı: Adam Klasfeld Courthouse News Reporter Twitter @KlasfeldReports @CourthouseNews

17/25 DÖNÜM NOKTASI OLDU

Courthouse News haberinde atıfta bulunulan ProPublica araştırmasına göre 2009 yılında lobicileri Kongre üyeleriyle en sık irtibata geçen ülke Türkiye’ydi.

Haberde, “bu araştırmadan bir yıl önce eski Kongre üyesi Richard Gephardt ile ilk sözleşmesini imzalayan Türkiye o dönem Erdoğan’ın siyasal İslam ve liberal demokrasi arasında bir köprü olduğu imajını yansıtmayı başardı. “Ancak Erdoğan’ın yolsuzluk skandalı ve buna verdiği tepki 2013 sonlarından itibaren bu uluslararası iyi niyeti lekeledi” ifadeleri kullanıldı.

2013 yılında 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları sırasındaki ses kayıtları ortaya çıkınca, Erdoğan Twitter’i yasaklamaya çalıştı ve savcıları görevinden uzaklaştırmaya çalıştı. Gephardt Group, bu dönemde Amerikan kamuoyunda Türkiye demokrasisi ile ilgili oluşan kaygıları gidermek ve Türkiye’nin bozulan imajını düzeltmek için 5 taşeron firma ile anlaşmış: 2014 yılında Dickstein Shapiro LLP ve LB International Solutions; 2015 yılında Greenberg Traurig ve Capitol Counsel; uzun yıllar kongrede çalışan ve 2012 yılından beri taşeron olarak çalışan Brian Forni 2016 yılında sözleşmesini yenilemiş.

2016’da ABD’de iktidar Demokratlardan Cumhuriyetçilere geçince Türkiye de lobi şirketini değiştirmiş.

GREENBERG TRAURIG

2016 yılında Gephardt Group Türk hükümetiyle ilişkisini kesince, Türkiye’nin lobicilik sözleşmesini 2017 yılında 1 milyar dolarlık bir güce sahip Greenberg Traurig şirketi devraldı.

2017 yılı Mart ayında Trump’ın yakın çevresinden eski New York Belediye Başkanı Rudy Giuliani, İran’a yönelik yaptırımların delinmesi davasında önce sanık sonra da tanık olan İran kökenli işadamı Rıza Sarraf’ın avukatı olmuştu.

Haberde şirketin Türkiye’den ücretler ve giderler dahil olmak üzere 5 milyon dolardan fazla para aldığı ve bunun 2 milyon dolarını da beraber çalıştıkları 3 alt firmaya, Capitol Counsel, Baker Donelson ve LB International Solutions ödediği belirtildi.

TRUMP’A GÖRE EN GÜÇLÜ LOBİCİ: BALLARD PARTNERS

2017 yılında Sarraf’ın yargılanmasına giden süreçte Türk hükümeti hukuki, diplomatik ve lobi faaliyetini yoğunlaştırdı. Türk hükümeti nüfuzlu Cumhuriyetçilerle bağlantılı iki firmayla sözleşme imzaladı. Bu firmalardan biri Greenberg Taurig olurken diğer, Politico adlı haber sitesinin “Trump’ın Washington’undaki En Güçlü Lobici” olarak nitelediği Ballard Partners’dı.

Ballard Partners, 2 milyon doları Türkiye Büyükelçiliği, 2 milyon doları da Halkbank’tan olmak üzere yaklaşık 4 milyon dolar kazandı. Bu para karşılığında firma Trump yönetiminin Dışişleri Bakanlığı’na, Maliye Bakanlığı’na ve Beyaz Saray’a lobi heyeti gönderdi.

RUDY GIULIANI FAKTÖRÜ

2016’dan itibaren siyasi bağışlarında Cumhuriyetçilere kayan Greenberg Traurig’in Başkan Trump’la doğrudan irtibatı olan bir ortağı vardı. O ortak da Trump’ın dostu ve eski New York Belediye Başkanı Rudy Giuliani’ydi.

Bloomberg, 2017 yılı Mart ayında Rıza Zarabb’ın avukatlığını üstlenen Rudy Giuliani’nin, Zarrab’ın ABD’de yargılanmaması ve suçlamaların düşürülmesi için Beyaz Saray’da girişimlerde bulunduğunu ortaya çıktı. 

ZARRAB-BRUNSON TUTUKLU TAKASI

Bloomberg, seri halinde yayınladığı haberlerden birinde de Giuliani’nin Halkbank’a verilecek cezayı engellemek için devreye girdiğini yazdı.

Giuliani’nin girişimleri bunlarla da son bulmuyordu. ABD eski Başsavcısı Michael Mukasey ile birlikte 2017 yılı Mart ayında Rıza Zarrab’ın avukatlığını üstlenen Giuliani’nin Rıza Zarrab karşılığında Türkiye’de tutuklu bulunan rahip Andrew Brunson’ın tutuklu takası yapılması  için uğraştığı resmi mahkeme kayıtlarına da girdi.

HİZMET HAREKETİ KARŞITI LOBİ

Rudy Giuliani’nin 2017 başı ile 2018 Nisan ayı arasında AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ajandasında bir diğer önemli konu “Fethullah Gülen ve Hizmet Hareketi” ile de ilgilendiği ortaya çıktı.

Giuliani’nin 2017’de ABD’deki Hizmet Hareketi’ne yakın charter okullarına federal fonların kesilmesi için uğraştığı da Amerikan medyasına yansıdı.

Washington Post ise yine aynı dönemde Giuliani’nin Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iadesi için Trump’a baskı yaptığını ortaya koydu.   

GIULIANI ANKARA-WASHINGTON ARASINDA MEKİK DOKUDU

Adam Klasfeld, “Eski New York Belediye Başkanı Giuliani, Erdoğan’ı Halkbank aracılığıyla gerçekleştirilen milyarlarca dolarlık üstü örtülü işlemlerin talimatını vermekle suçlayan Sarraf’ın bu yöndeki ifadesinin önünü kesecek bir mahkum takasını sağlamak üzere Beyaz Saray ve Ankara arasında mekik dokudu.” diye yazdı.

2018 yılı Nisan ayında Giuliani, Zarrab’ın avukatlığını bırakıp Trump’ın şahsi avukatlığını üstlendi. Greenberg Traurig ve Giuliani, 2018 yılında Giuliani’nin Trump için çalışmalarını yoğunlaştırmasının ardından ilişkileri kesti.

LINDSEY GRAHAM VE ILHAN OMAR

2018 yılından itibaren bağışları bu kez Demokratlara doğru kayan Greenberg Traurig, Kongre’de AKP hükümeti için lobi faaliyetleri kapsamında her iki partiye de ulaşmaya başladı.

Firmanın en son bildiriminde çeşitli e-mail yazışmaları ve Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ve Demokrat Partili Kongre üyesi Ilhan Omar’ın danışmanıyla iki toplantı vardı.

Ilhan Omar, Demokrat Parti içinde Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen Ermeni karar tasarısı ve Türkiye’ye yaptırım yasa tasarısına lehte oy kullanmayan tek Kongre üyesiydi.

Washington’da Trump’a yakınlığıyla bilinen ve Trump’ın Senato’daki sözcüsü gibi davranan Lindsey Graham AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’la da çok yakın ilişkileri bulunuyor. Sık sık Türkiye’yi ziyaret eden Graham, piyanist Fazıl Say’ın konserini birlikte izlemişlerdi.

GÜLEN KARŞITI LOBİ: AMSTERDAM & PARTNERS

Courthouse News’un haberinde, Türk hükümetinin Fethullah Gülen’e karşı açtığı savaşta Amsterdam & Partners şirketi ve onun birlikte çalıştığı 14 taşeron (alt firma) firmanın en ön safı tuttuğu hatırlatıldı.

Haberde, Amsterdam & Partners firmasının, Türkiye’yle yaptığı lobicilik anlaşmasını eksiksiz olarak Adalet Bakanlığı’na bildirdiği ifade edildi. Ancak ABD’li federal savcılara göre bu dönemde Türkiye, Trump’ın yakınındaki ismlerden en az biri ile karanlık bir ilişkiye girdi: Michael Flynn.

FLYNN, ALPTEKİN VE RAFIEKIAN

Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn, AKP hükümetinin Fethullah Gülen karşıtı kampanyayla bağlantısını ABD Adalet Bakanlığı’ndan gizlediğini itiraf edecekti.

AKP’ye yakın işadamı Ekim Alptekin’in sahibi olduğu Hollanda merkezli Inovo BV şirketi, Michael Flynn’ın sahibi olduğu “Flynn Intel Group” adlı şirkete sözleşme karşılığında 600 bin dolar ödemişti.

Flynn’ın, “The Hill” adlı dergide 2016 yılı ABD başkanlık seçimleri günü Fethullah Gülen karşıtı makale kaleme alması da sözleşme kapsamında idi. Makaleye, Trump’ın 2017 yılındaki geçiş dönemi ekibinden Bijan Kian’ın (Rafiekian olarak da biliniyor) da katkı sağladığı ortaya çıkmıştı. Inovo’nun kurucusu Ekim Alptekin de davada suçlandı ancak Türkiye’de olduğu için mahkeme önüne çıkmadı.

GÜLEN’İ KAÇIRMA PLANI

Wall Street Journal, Flynn’ın Türk yetkililerle iade süreci baypas edilerek Gülen’in kaçırılması fikrini görüştüğünü de yazdı. Flynn, haberi yalanlarken CIA eski Başkanı James Woolsey, Wall Street Journal’a böyle bir görüşmeye şahit olduğunu anlattı.

MEDYA KAMPANYASI

Fethullah Gülen’e karşı AKP hükümeti tarafından finanse edilen medya üzerinden saldırılar da yapıldı.

Avukat Robert Amsterdam başkanlığındaki Amsterdam & Partners adlı şirket, Gülen’i ABD’de kötülemek için AKP hükümetinden 1.3 milyon dolar aldı. Amsterdam & Partners, birlikte çalıştığı 14 taşeron (alt firma) firmaya da en az kendi kazandığı kadar Gülen’i karalama işinde para aktardı.

Amsterdam, Fethullah Gülen’in Saylorsburg  Pennsylvania’da ikamet ettiği yer yakınında bir billboard satın aldı ve bu billboard üzerinden Gülen’e yönelik karalamalar yapıyor.

Amsterdam & Partners adlı şirket Gülen aleyhindeki kampanya kapsamında ABD’deki büyük TV, radyo ve yazılı bazın kuruluşlarına da ulaştı. Amsterdam & Partners’ın taşeron firması (alt firma) Stroud Communications Gülen’le ilişkili charter okulları aleyhine bir kitap da çıkardı. Ancak kitap ABD’de komedi programlarına konu oldu.

OBAMA YÖNETİMİNDEN NET TAVIR

Haberde Obama yönetiminin Gülen konusundaki yaklaşımı ve Ankara’ya verilen mesajlar da hatırlatıldı.

Obama yönetiminin Türkiye’nin iade taleplerine ve baskısına ret cevabı verdiği ve Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Gülen’in iadesi için Amerikan mahkemelerinin suç işlediğine ilişkin kanıtlar istediğini belirtti.

Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 2016 yılı Ağustos ayında yaptığı Türkiye ziyareti sırasında Gülen’in iadesi konusunda söylediği “Bunu yalnızca federal bir mahkeme yapabilir. Başka kimse yapamaz. Başkan bu duruma müdahale ederse, güçler ayrılığını ihlal ettiği gerekçesiyle azledilir” sözlerine atıfta bulunuldu.

MERCURY PUBLIC AFFAIRS

Son dönemde Türkiye adına lobi faaliyetinde bulunan bir başka şirket de Amsterdam & Partners ile 87 bin dolarlık sözleşme imzalayan Mercury Public Affairs idi. Mercury Public Affairs, ABD Başkanı Donald Trump’ın 2017’deki geçiş dönemi ekibinde iletişim direktörü olarak görev yapan Bryan Lanza ile çalışmaya başlamasından bir yıl sonra 1,6 milyon dolar para kazandı.

ABD’DEKİ TÜRK İŞ DÜNYASI İLE BAĞLANTILAR

Courthouse News’un haberine göre, Mercury Public Affairs, Türkiye-ABD İş Konseyi (TAIK) ve Amerikan Türk Konseyi (ATC) ile çalışmaya başladı.

KONFERANSLAR TRUMP’A AİT OTEL’DE

TAIK ve ATC, Türkiye ve ABD’den askeri, siyasi ve iş dünyasından isimleri biraraya getiren ve ikili ilişkilerin geleceğinin tartışıldığı Washington’da her yıl şatafatlı konferanslar düzenliyor. Son 2 konferans ise Washington’daki Trump International Hotel’de yapıldı.

2019 yılında düzenlenen TAIK – ATC konferansında ise bir sürpriz yaşandı.

16 Nisan 2019’da, TAIK-ATC ortak toplantısının son gününde, konferans için Washington’a gelen Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Beyaz Saray’da hem de Oval Ofis’te ABD Başkanı Donald Trump tarafından ağırlandı.

Görüşmeye ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin ve Trump’ın damadı Jared Kushner de katıldı.

TAIK İLE TRUMP AİLESİ ARASINDAKİ BAĞLANTILAR

TAIK’in şu anki başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Trump’ın kızı Ivanka Trump’ın İstanbul’daki Trump Tower projesinden iş ortağı.

Donald Trump’ın ilk Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’ın şirketini kiralayan Inovo’nun sahibi Ekim Alptekin ise TAIK’in bir önceki başkanı.

TURKISH HERITAGE ORGANIZATION

2015 yılında kurulan ve AKP’ hükümetinin ABD’deki gözdelerinden Turkish Heritage Organization da Washington’da son yıllarda Erdoğan’ın katıldığı toplantılarla bir anda ön plana çıktı. Kuruluşa son 3 yılda 3 milyon dolar bağış yapıldığı kayıtlara geçti.

Turkish Heritage Organization’ın başkanı Ali Çınar, 2017 yılında Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde Cumhuriyetçi üyelere “Türkiye’de gazetecilik yaptığı için hapsedilen gazeteci olmadığını” iddia etmişti.

BALLARD PARTNERS, HALKBANK’LA ANLAŞMASINI FESHETTİ

Adam Klasfeld’in Courthouse News’de 22 Ekim’de yayımlanan bir diğer haberinin odak noktası da Halkbank adına lobi faaliyetinde bulunan ve Politico adlı haber sitesinin “Trump’ın Washington’undaki En Güçlü Lobici” olarak nitelediği Ballard Partners şirketiydi.

Şirket Halkbank’ın kara para aklamak ve dolandırıcılık dahil olmak üzere altı ayrı konuda suçlandığı iddianamenin açıklanmasından bir gün sonra Halkbank’la 2 yıldır sürdürdüğü sözleşmesini sonlandırdı. Habere göre, Trump’ın Florida’daki en güçlü bağış toplayıcısı Brian Ballard’ın yönettiği şirket Halkbank işinden iki yılda 2 milyon dolar kazandı.

Ballard, “Trump Victory” adlı Donald Trump’a yakın siyasi eylem komitesine son yıllarda 295 bin dolar aktardı.  Trump’ın seçim kampanyalarına ve ilişkili oluşumlara on binlerce dolar bağışladı.

HALKBANK’A KESİLECEK CEZA ÖNLENEMEDİ

Lobicilik yasaları gereği Amerikan Adalet Bakanlığı’na bildirilen belgelere göre Ballard’a yaptığı ödemeler karşılığında AKP hükümeti Trump yönetimindeki Beyaz Saray, Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı’na ulaştı ve Halkbank’a kesilecek cezayı önlemeye çalıştı.

Habere göre, Ballard Partners Halkbank’la ilişkisini kesmeden önce yürüttüğü lobi faaliyetlerine eski Kongre üyesi Robert Wexler, Clinton dönemi Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Jamie Rubin ve firmadaki yönetici ortaklardan Syl Lukis öncülük ediyordu.

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla, 2017 yılı başlarında ABD’de İran yaptırımlarını delmek dolayısıyla suçlanınca Türk hükümeti, 11 Mayıs 2017’de Ballard Partners’la anlaştı. Sözleşme kapsamında Türkiye, Ballard Partners’a aylık 125 bin dolar ödeme yapmayı kabul etti.

Ağustos ayında ise Halkbank, Ballard Partners ile aylık 125 bin dolar ödeme karşılığında sözleşme imzaladı. Türkiye ve Halkbank, 2 yıldan fazla süren sözleşme döneminde milyonlarca dolar aktardı Ballard Partners’a.

Ballard Partners, 16 Ekim’de Halkbank aleyhine dava açılınca Halkbank ile sözleşmeyi iptal ettiğini açıkladı. Türkiye ile sözleşmesi ise devam ediyor. Ballard Partners’dan Jamie Rubin, firma olarak Halkbank’la sözleşmesini neden sonlandırdığı konusunda “İddianame açıklandığında konu artık yargıya intikal ettiğinden dolayı yapacağımız iş azalmıştı. Yapabileceğimiz pek bir şeyin kalmadığı sonucuna vardık” şeklinde açıklama yapmıştı.

BİNLERCE DOLARLIK SEYAHAT MASRAFLARI

Amerikan Adalet Bakanlığı’na sunulan kayıtlara göre Türkiye, Ballard Partners ile sözleşme imzaladığı 11 Mayıs 2017 günü Robert Wexler seyahat harcamaları için 8 bin dolardan fazla harcama yaptığını kayıtlara geçirdi ve bunu Türk hükümetine fatura etti.

Yine kayıtlara göre Wexler, Halkbank’a 27 Temmuz 2018’de seyahat harcamaları için 12 bin dolar fatura etti.

HALKBANK, TRUMP’LA İLİŞKİLİ HUKUK BÜROLARIYLA ÇALIŞTI

Bu arada Halkbank’ı 2 yıldan fazla süredir ABD’de temsil eden King & Spalding Hukuk Bürosu Trump ile bağlantılı. King & Spalding Hukuk Bürosu aynı zamanda Trump’ın gayri menkul imparatorluğunun danışmanı durumunda.

New York’taki davada Hakan Atilla’yı “McDermott Will and Emery” adlı hukuk şirketi savunmuş ve Atilla’nın avukatlık ücreti Halkbank tarafından ödenmişti. McDermott, Trump’ın daha önceki iş takipçisi Michael Cohen’i mahkemede savunmuştu.

HALKBANK’IN ABD’DE ÖDEDİĞİ AVUKATLIK ÜCRETLERİ

ABD’de hiçbir varlığı ve şubesi olmayan Halkbank, 2017 yılı Ağustos ayından bu yıl Ekim ayına kadar Washington’un en güçlü lobilerine milyonlarca dolar aktarmak zorunda kaldı.

Halkbank’ın aynı zamanda yukarıda isimleri geçen ABD’nin önde gelen avukatlık şirketlerine ne ödediği ise bilinmiyor.

Halkbank’ın New York’ta 16 Ekim’de açılan dava nedeniyle alacağı cezanın ise 20 milyar doları bulabileceği konuşuluyor.

Savcılık tebligatını kabul etmeyen Halkbank, redd-i hakim ve davanın düşmesini istedi

Dünya

Suudilerden Osmanlı karşıtı dizi: Ateş Krallıkları

Türkiye ve Arap dünyası arasındaki gerilim TV sektörüne de sıçradı. Suudi Arabistan’ın sahibi olduğu MBC TV’de yayınlanan, Osmanlı konulu Ateş Krallıkları(Memalik el Nar) adlı dizi, tartışma konusu oldu.

BOLD– Geçen yıl, Arap dünyasında büyük ilgi gören Türk dizilerini artık yayınlamayacağını duyuran MBC’nin dizisi, 17 Kasım’da ilk bölümüyle seyirci karşısına çıktı.
40 milyon dolarlık bütçesiyle 2019’da Arap dünyasının en büyük dizi projesi olarak duyurulan “Ateş Krallıkları” isimli yapım Memlüklerin Mısır’daki son günlerini ve Mısır’ın Osmanlı hâkimiyetine geçişini anlatıyor. Dizinin yönetmenliğini, Hannibal filminin yönetmeni İngiliz Peter Webber üstleniyor.

TEPKİLER ÇEŞİTLİ

“Bir imparatorluk kanlı bir hukukla yönetiliyor. Bu onların laneti oldu” sloganıyla duyurulan dizi Arap basınında da tartışmalara yol açtı. Suudi Arabistan, BAE ve Mısır gibi ülkelerde iktidarlara yakın gazeteler, dizinin “Osmanlı’nın kanlı, baskıcı ve Arap dünyasını yağmalayan gerçek yüzünü” anlattığını ifade ederken az sayıda olsa da yapımın tarihsel gerçekleri çarpıttığını söyleyen yazarlar da oldu.

YAPIMCI: OSMANLI TARİHİ VAHŞET DOLU

Mısırlı bir yazarın metnini hazırladığı, Arap oyuncuların yer aldığı ve başrolde Mısırlı bir aktörün bulunduğu Ateş Krallıkları ile ilgili dizinin yapımcısı “Dizi, Osmanlı yönetiminin arkasındaki vahşet dolu tarihi ifşa edecek” çıkışıyla dikkat çekti.

Dizinin Mısırlı yazarı Muhammed Süleyman, “Tarihsel anlamda hiçbir hata içermeyen bir hikâye yazmaya çalıştık.” diyerek, Osmanlı döneminin “tarihsel katliamlarla dolu olduğunu” iddia etti.

Şimdilik sadece Arap kanallarında izlenebilen ancak daha sonra Netflix’te de yayınlanacağı söylenen diziyle ilgili olarak Netflix Türkiye’nin tavrı merak ediliyor.

Okumaya devam et

Dünya

Almanya mültecilerin bilgilerinin Erdoğan’ın eline geçmesini tartışıyor

Tutuklanan Alman Büyükelçiliği avukatında bulunan Türkiyeli mültecilere ait dosyaların Erdoğan Rejimi’nin eline geçmesiyle ilgili skandal büyüyor. Elçilik ve muhalefet tepkili.

BOLD – Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği için çalışan avukat Yılmaz. S’nin Türkiye’de tutuklanmasıyla birlikte mültecilerin veri güvenliğiyle ilgili skandal patladı. Avukatta ve ofisinde bulunan en az 280 Türkiyeli mülteciye ilişkin dosyanın Erdoğan Rejimi’nin eline geçmesi ve avukatın tutuklanması ayrı ayrı tartışılıyor.

Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Erdmann, elçilik için çalışan avukatın casusluk şüphesiyle tutuklanmasının “anlaşılabilir olmadığını” söyledi.

Erdmann yaptığı yazılı açıklamada, “Bu tutuklama bizim için anlaşılabilir değil. Bu nedenle isnat edilen suçların açıklığa kavuşturulması için yoğun girişimde bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Alman medyasına yansıyan haberlerde, tutuklanan avukatın Almanya’da iltica başvurusunda bulunmuş olan Türk vatandaşları hakkında edindiği bilgileri Almanya Dışişleri Bakanlığı aracılığı ile Göç ve Mülteciler Dairesi’ne (BAMF) aktardığı belirtilmişti.

“Avukatlar ve diplomatik temsilcilikler arasındaki işbirliğinin tüm Avrupa’da, dış temsilciliklerin görevlerini Viyana Anlaşması’nın hükümlerine uyumlu şekilde yerine getirmelerini sağlayan, olağan bir uygulama olduğunu” belirten Erdmann, “Hukuk danışmanımız Büyükelçiliğimize, uluslararası düzeyde olağan ve kanaatimizce yasak olmadığı tartışmasız olan bir destek sağlamıştır. Bu tür bir işbirliğinin engellenmeden mümkün olması gereklidir” dedi.

KİŞİSEL VERİLER KONUSUNDA ENDİŞE

Alman medyasına yansıyan haberlere göre, avukatın tutuklanmasının, Almanya’ya sığınma başvurusunda bulunan mülteci adaylarının hassas bilgilerini tehlikeye atmış olmasından endişe ediliyor. Büyükelçilik için çalışan avukatta Almanya’da iltica başvurusu yapmış çok sayıda Türk vatandaşına ait dosya bulunduğu ve bu dosyaların Türk güvenlik ve istihbarat birimlerinin eline geçmiş olabileceği tahmin ediliyor.

Ankara Büyükelçiliği için çalışan avukatın tutuklanmasına Göç ve Mülteciler Dairesi de tepki gösterdi. BAMF Başkanı Hans Eckard Sommer, olayı “bir dış politika skandalı” olarak nitelendirdi.

BAMF’dan yapılan açıklamada iltica başvurularının değerlendirilme sürecinde kimi zaman ek bilgi kaynaklarına ihtiyaç duyulduğu ve bazı durumlarda yurt dışında detaylı bir araştırmanın da gerekebildiği belirtildi. Açıklamada, Dışişleri Bakanlığı üzerinden, işbirliği avukatı olarak nitelendiren hukuk danışmanları yardımı ile iltica başvurusunda bulunan kişilerin kaçma nedenleri ve ülkelerine dönmeleri halinde tehlike ile karşılıp karşılaşmayacaklarının araştırıldığı kaydedildi.

BAMF’ın açıklamasına göre, tutuklanma sonucu, sığınma başvurularının değerlendirme süreci devam etmekte olan çok sayıda kişiye ilişkin verinin Türkiye’nin eline geçmiş olabileceği tahmin ediliyor.

YÜZLERCE KİŞİ ERDOĞAN’IN HEDEFİ HALİNE GELDİ

Ankara Büyükelçiliği için çalışan avukatın tutuklanmasına Sol Parti’den de tepki geldi. Sol Parti Grup Başkanvekili Sevim Dağdelen, Dışişleri Bakanlığı’nın hukuk danışmanının Eylül ayında gözaltına alınmasından bu yana kamuoyundan bu bilgiyi saklamasını “sorumsuzluk” olarak değerlendirdi. Dağdelen, DW‘ye yaptığı açıklamada, siyasi sığınmacılara ilişkin Türk kurumlarının eline geçen hassas bilgilerin Almanya’ya iltica arayışında olan yüzlerce kişiyi “Türk Milli İstihbarat Teşkilatı ve Erdoğan’ın Almanya’daki yanlılarından oluşan ağın hedefi haline getirdiğini” söyledi.

Yeşiller partisi meclis grubunun dış politika sözcüsü Omid Nouripour da avukatın tutuklanmasını bir “provokasyon” olarak nitelendirdi. Nouripour, Berlin’in Ankara’ya tepkisini sert bir şekilde iletmesi gerektiğini belirterek, “Hükümet artık tepkisini açıkça dile getirmeli ve Erdoğan’ın önüne bir dur tabelası koymalıdır” diye konuştu.

Okumaya devam et

Dünya

Rüşvet ve yolsuzlukla yargılanacak Netahyahu’dan tanıdık cümle: Bu bir darbe girişimi

Rüşvet ve yolsuzluktan davalık olan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu “Bu, bir darbe girişimidir” dedi. Türkiye bu cümleyi 17/25’ten tanıyor.

BOLD  – Rüşvet, yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla hakkında dava açılmasına karar verilen İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu yaşananları bir darbe girişimi olarak niteledi. 17/25 Aralık Büyük Yolsuzluk Operasyonu’nda rüşvet ve yolsuzlukla suçlanan dönemin dört bakanı ve ve başbakanı Tayyip Erdoğan da aynı savunmayı yapmıştı.

İsrail Başsavcılığı’nın aldığı yargılama kararına ilişkin Netanyahu “Burada olan biten, başbakana karşı bir darbe yapma girişimidir” dedi.

Netanyahu yaklaşık 15 dakika süren konuşmada yargıyı ve polisi kendisine karşı “yanlış” ve “siyasi motivasyonlu” suçlamalarla komplo kurmakla suçladı. Netanyahu ayrıca istifa etmeyeceğini de ifade ederek “Bu ülkeyi yasa uyarınca yönetmeyi sürdüreceğim” dedi. İsrail hukuku, Netanyahu’nun tüm yargı yolları tükenip ceza almadığı sürece istifa etmesini gerektirmiyor.

Başbakan’ın başlıca siyasi rakibi olan İsrail Direnç Partisi lideri Benny Gantz bir siyasi lider hakkında dava açılmasının ülke açısından “çok üzüntü verici” olduğunu söyledi. Netanyahu’ya “görevinden ayrılma ve hakkındaki suçlamalara odaklanma” çağrısı yapan Gantz “İsrail’de darbe yok, daha ziyade içinde bulundukları iktidarın etrafına barikat kurmuş olanlar var” ifadelerini kullandı.

“Mr Security” (Bay Güvenlik) lakaplı 70 yaşındaki Netanyahu 2009 yılından bu yana İsrail’in başbakanlığını yapıyor. Netanyahu ülkenin görevdeyken hakkında dava açılacak ilk başbakanı olacak.

Netanyahu hakkında dava açacak olan İsrail Başsavcısı Avişai Mandelblit ise hiçbir vatandaşın hukukun üstünde olmadığını söyledi. Mandelblit “Kanunların uygulanması bir tercih değildir. Bu bir sağ ya da sol meselesi değildir. Bu bir siyaset meselesi değildir” ifadelerini kullandı.

Davanın açılacağının öğrenilmesi üzerine Netanyahu destekçileri başbakanlık konutu önünde toplandı. Başbakanın fotoğraflarını taşıyan ve Başsavcı’ya sözlü saldırılarda bulunan kalabalık içinde “Hepimiz Netanyahuyuz” yazan bir pankart da açıldı.

NETENYAHU TELEKOMİNİKASYON ŞİRKETİNDEN RÜŞVETLE SUÇLANIYOR

İsrail Başbakanı Netanyahu’ya yönelik en ağır suçlama, Bezeq adlı telekomünikasyon şirketiyle bağlantılı. “Dosya 4000” olarak bilinen vakada, Netanyahu’nun İletişim Bakanı olarak görev yaptığı dönemde, telekomünikasyon şirketi Bezeq’e hukuki ayrıcalıklar tanıdığı ve bunun karşılığında da şirkete ait Walla adlı internet gazetesinde Netanyahu ve ailesi hakkında olumlu haberler yazıldığı iddia ediliyor.

Bunun yanı sıra Netanyahu ve ailesi yaklaşık 185 bin euro değerinde mücevher, puro, şampanya gibi pahalı hediyeler almak ve bunun karşılığında bu hediyeleri veren zengin iş insanlarına mali ve kişisel imtiyazlar sağlamakla suçlanıyor.

Netanyahu’nun ayrıca, muhalif Yedioth Ahronoth gazetesinde kendisi hakkında olumlu haberler yapılması için gazetenin sahibi Arnon Moses ile bir anlaşma yaptığı ve buna karşılık gazetenin rakibi olan Israel Hayom gazetesinin dağıtımının kısıtlanmasına yardımcı olmayı vadettiği öne sürülüyor.

 

Okumaya devam et

Popular