Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Memduh Boydak: 26 sene devletimize hizmet ettim, şimdi hukuk okuyorum

18 yıl hapis cezasına çarptırılan Boydak Holging CEO’su Memduh Boydak: “Yıllarca devletimiz, milletimiz, ailemiz, çalışanlarımız için çalıştım. Şimdi akademik bilgilerimi geliştiriyorum.”

BOLD – 3,5 yıldır Sincan Cezaevinde bulunan Boydak Holding CEO’su Memduh Boydak, cezaevinde neler yaptığını oğluna anlattı. Babasını bu sabah ziyaret eden Burak Boydak, aralarında geçen diyaloğu sosyal medya hesabından paylaştı.

“Babamın dostlarına selamı var” olduğunu söyleyen oğul Boydak, “Baba sıkılmıyor musun burada diye sordum. Sıkılmaya vakit bulamıyorum. 26 sene boyunca devletimiz, milletimiz, ailemiz, çalışanlarımız için çalıştım. Burada fırsat bulamadığım akademik bilgilerimi geliştiriyorum” diye yazdı.

İKİ ÜNİVERSİTE OKUYORUM

Cezaevinde 2 üniversite okuduğunu ifade eden Memduh Boydak, “2 üniversite okuyorum. (Hukuk-Halkla ilişkiler) Eksik kalan ibadetlerimi tamamlamaya çalışıyorum. Kuran okuyup kılamadığım namazlarımı kılıyorum. #hacıboydak #şükrüboydak gibi değerli insanlara hizmet ediyorum dedi.”

Geçtiğimiz hafta adı değiştirilerek Erciyes Anadolu Holding yapılan Boydak Holding CEO’su Memduh Boydak 15 Mart 2016’da tutuklanmış, 2018 yılında ise örgüt yöneticiliğinden 18 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Memduh Boydak diğer oğlu Berat Boydak ise babasıyla ilgili bir video paylaştı. Bir üniversitede konuşan Memduh Boydak videoda, “İtibarın olduğu yerde nakit paranın çok kıymeti yok arkadaşlar” diyor.

Halime Gülsu’nun cezaevinde öldürülüşüne şahit olan koğuş arkadaşları BOLD’a konuştu

Gündem

SGK’da ‘asalet’ için emekliye yüzde 5’lik sağlık kesintisi hazırlığı

CHP’li Mehmet Güzelmansur, SGK’da vekillikten asalete geçmek isteyen yöneticilerin sosyal güvenlik destek primini geri getirmek, sağlık kesintilerini artırmak ve ölüm aylığı bağlanmasına yaş sınırı koymak için hazırlık yaptığını belirtti.

BOLD – Neredeyse bütün birimleri vekaletle yönetilen Sosyal Güvenlik Kurumu’nda (SGK) idarecilerin asil unvanı kazanabilmek ve kamuya kaynak oluşturmak için emeklilerin belini daha da bükecek kanuni düzenleme yarışına girildiği ileri sürüldü.

DESTEK PRİMİ DÖNÜYOR, SAĞLIK KENTİSİ YÜZDE 5’E ÇIKIYOR

Sözcü’den Saygı Öztürk’ün haberine göre iddiayı dillendiren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, “Destek primi geri dönüyor, ölüm aylığında eşe yaş sınırı geliyor, sağlık kesintisi de yüzde 5’e çıkacak” diye konuştu.

SARAY VE ÇEVRESİNE KAYNAK İÇİN ÇALIŞMA YAPILIYOR

Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü ve Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü’nde emekli vatandaşlar aleyhine hazırlık yapıldığını söyleyen Güzelmansur, “Şimdiden uyarıyoruz. Kamu yönetiminde israfa son vermeyen, lüksten taviz vermeyen, kamu gelir gider dengesini bozan Saray ve çevresine kaynak yaratmak için emeklilerin belini bükecek çalışmalar yapılıyor” dedi.

2016’DA TAMAMEN KALDIRILDI ŞİMDİ GERİ GETİRMEK İSTİYORLAR

CHP’li vekilin ikaz ettiği düzenlemelerin ayrıntıları ise şu şekilde:

“Çalışmalardan ilke Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ödemesinin geri getirilmesi. Emeklilik sonrası esnaf olarak çalışmaya devam edenlerden 2015’e kadar yüzde 15 oranında SGDP kesiliyordu. Sonra oran yüzde 10’a düşürüldü, 2016’da da tamamen kaldırıldı. SGK’nın ‘vekil yöneticileri’ şimdilerde bunu geri getirmek için kanun değişikliği çalışması yapıyor.

ÖLÜM AYLIĞINA YAŞ SINIRI: 30 İLA 35 ÖNCESİ ÖNGÖRÜLÜYOR

SGK ölüm aylığına yaş sınırı getiriyor. Mevcut durumda SGK’lının vefatı halinde eşine şartsız ölüm aylığı bağlanıyor. SGK’nın yaptığı hazırlıkta ise eğer vefat edenin eşi belli bir yaşın üstünde değilse aylık bağlamamayı öngörüyor. 30-35 yaş gibi bir sınır getirilecek. Bunun altındaki dul eşe 30-35’ine gelene kadar ölüm aylığı bağlanmayacak.

AYLIK KESİNTİ ORANI ARTIYOR GEÇİM SIKINTISI KATLANIYOR

SGK’daki hazırlıklar içerisinde emekliler açısından en insafsızı sağlık kesintisi düzenlemesi. Vekil yöneticiler kendi ikballeri ve kamuya kaynak yaratmak adına emeklilerden aylık yüzde 5 sağlık kesintisi planlıyor. Çoğunluğu açlık ve yoksulluk sınırının altında gelirle yaşayan, ilaç parasını zar zor denkleştiren emekliler için böyle bir düzenleme vicdanla, adaletle bağdaşmaz.”

Hazırlanan ihale THK uçaklarını saf dışı etti

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

KHK’lı Vahap Salman: Hollanda’dan döndüğüme pişmanım

İlyas Salman’ın KHK’yla ihraç kardeşi Vahap Salman 1990’larda yaşadığı Hollanda’dan döndüğüne pişman. Salman, ağaç kökü yemekten başka yol bırakılmadığını belirtiyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL- İstanbul KHK’lılar Platformunun üyeleri arasında bulunan Vahap Salman, Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık görevlisi olarak çalışıyordu. 1 Nisan 2018’de çıkarılan 696 sayılı KHK ile ihraç edildi. Komünizm propagandası yapıyor diye 5 kişi tarafından şikayet edilmişti.

Ünlü sinema oyuncusu İlyas Salman’ın kardeşi Vahap Salman 2 yıldır Ankara-İstanbul arasında gidip gelerek yaşadığı haksızlıkla mücadele ediyor. Bir yandan da Harbiyeli Annelerin eylemlerine destek veriyor. Onu en son Ankara Büyükşehir Belediyesi eski başkanı İ. Melih Gökçek hedef gösterdi. Ankara metrosunda Harbiyeli Annelere destek verenlerin videolarını paylaştığı için trollerin saldırısına uğradı.

Uzun yıllar özel tiyatrolarda oyunculuk yapan Salman, ağaç kökü yemekten başka bir yol bırakmadıklarını belirtiyor ve 1990’lı yıllarda 7 yıl yaşadığı Hollanda’ya geri dönmeyi planlıyor.

AİLESİ DAĞILDI

İlyas Salman’ın en küçük kardeşi olan Vahap Salman 1966 Malatya Arguvan doğumlu. Türkmen Alevi bir köyden geldiklerini söylüyor. Annesi 11 çocuk dünyaya getirmiş. 7’si yoksulluktan, hastalıktan, kazalardan vefat etmiş. Kendisinin de 2 çocuğu var. Fakat bu süreçte yuvası da dağılmış. “Tencere kaynamayınca, sırtın pek olmayınca, kirayı ödeyemeyince böyle oluyor. Binlerce KHK’lı bu süreçte aynı durumu yaşadı. Bunlar bir travma. Bunu atlatırız bilmiyorum.” diyor. KHK’nın ne demek olduğunu ve bir KHK’lının yaşadıklarını kurdukları platformlarla duyurmaya çalıştıklarını söyleyen Salman 1990’lı yıllardan bugüne yaşadıklarını BOLD’a anlattı.

ZULME UĞRAYANLARIN HEP YANINDA OLDUM

Haksızlığın, adaletsizliğin, hukuksuzluğun olduğu her yerde zulme uğrayan insanların yanında olmak gibi bir düsturum var benim. Vicdanım da bana hep bunu emretmiştir. Adalet Yürüyüşüne de Melek Anne’nin haklı talebine omuz vermem gerektiğini hissettiğim için gittim. Sonrasında birkaç gün evden çıkamadım tedbiren. Çünkü yoğun saldırılar, tehditler vardı. İsim vererek hedef gösterme vardı.

KOMİSYONDAN RED ALDIM

Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ameliyathane ve strelizasyonda görevliydim. 1 Nisan 2018’de 696 sayılı KHK ile ihraç edildim. “Yasal yollar açık, gidin hakkınızı arayın” dediler. Ben de o gün bugündür hakkımı arıyorum. İdare Mahkemesinden ve OHAL Komisyonundan red kararı aldım. İstinaf Mahkemesine başvurmayı düşünüyorum ama gelişmeler neyi gösterir bundan sonraki süreçte bize o hak tanınır mı, geri döner miyiz, bu konuda emin değilim. Çünkü bana yapılan tamamen siyasi bir linçti.

Bizim aslında kimseyle bağlantımızın olmadığını çok iyi biliyorlar. Benim sosyalist olmam, İlyas abimin de sistemin dışında bir insan olması nedeniyle yapıldığına inandığım için mücadelem nereye varır, sonuç ne olur inanın ben de çok iyi bilemiyorum.

HASTANEDE ÇOK SEVİLEN BİR İNSANDIM

Ben hastanede çok sevilen, teşekkür belgeleri olan, sürekli takdir edilen bir insandım. Erkenden işime giden, steril makinalarının testlerini yapan, ameliyat odalarını hazırlayan bir insandım. Hocalar tarafından da çok sevilirdim. İhraç olduğumda kimse inanamadı. Hala ne gerekçesini söylediler, ne işime iade ettiler, ne de sonuç verdiler, sürünceme de bekliyorum.

Bizler şuna inanmıştık. Devlet suçun varsa seni cezalandırır ama suçun yoksa senin ekmeğinle oynamaz. Yani bana neden kast etsin ki, ben ne yaptım ki düşüncesi kafamı zorladı. Daha sonra şunu düşündüm, hayır böyle olmayacak. Ortada bir sürü hukuksuzluk var. Bu bana sıçradı bir şekilde. Öyleyse ne yapmam lazım, haklıyım, haklılığımla mücadele etmem lazım.

DEVLET BENİ NEDEN ATTI?

Kalktım Ankara’ya gittim.1,5 ay, kışın Ankara’da soğuklarda, hastane koridorlarında yatarak, arkadaşlarımın, dostlarımın yardımıyla bazen misafirhanelerde kalarak Meclis’te, Sağlık Bakanlığında, Adliye’de, Adalet Bakanlığında muhatap aradım. En azından bir gerekçe öğreneyim diye. Yani ben neden ihraç edildim, benim ne suçum vardı, ben devletime ne yaptım. Biz kamuda çalıştığımız için sürekli güvenlik soruşturması geçiren, sabıka kaydı sürekli takip edilen insanlarız. Benim hiçbir şeyim yok ki, beni neden attılar diye sordum. Kimlerle görüştüysem KHK işin içine girdiğinde insanlar sus pus oluyorlar. İnsanlar duvar gibi oluyor, o duvarın arkasına geçemiyorsunuz. Hiçbir somut bilgi alamıyorsunuz. Yani yaşadığım süreç buydu.

Daha sonra İstanbul KHK’lılar Platformu oluşturuldu. Ben de onun içinde yerimi aldım. Yeniden işimize, ekmeğimize, ailemize dönebilmek, sağlıklı bir gelecek kurabilmek için mücadele veriyoruz. İstanbul KHK’lılar platformu ayağımızda potin, sırtımıza gocuk, başımızda çatı. Birbirimizle dayanışarak, o komün kültürünü yeniden geliştirerek birbirimizi var etmeye çalışıyoruz. İnanın bana, 3,5-4 yıldır bu ülkede KHK soru var. Ve şimdiye kadar hiçbir KHK’lı taşkınlık yapmadı. Sadece haklarını savundu, haklarını aradı. Bunların görülmesi lazım.

KHK’NIN NE DEMEK OLDUĞUNU TOPLUMUN HAFIZASINA KAZIYORUZ

Bir defa toplum KHK’nın ne demek olduğunu bilmiyordu. Biz toplumun hafızasına KHK’nın ne olduğunu kazımaya çalışıyoruz, görünür olmaya, farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Yani bu toplumun ezberini bozmaya çalışıyoruz. Çünkü devlet bize siz teröristsiniz dedi. İnsanların kafasında bir getto oluşturdu, bizi de o gettoların içinde koydu. Biz bunu değiştirmekle mükellefiz. Sokaktaki insan bizim terörist olmadığımızı, bu ülkeye yıllarca emek veren insanlar olduğumuzu bilmeli.

Bunların içerisinde profesörler, akademisyenler, doktorlar, öğretmenler, güvenlik güçleri, askerler, sağlık çalışanları, yani anlatamayacağım kadar büyük bir kesimin içinden çıkmış büyük büyük beyinler var. Bu ülkeyi ihya edecek insanlar var, bu işten mağdur olanlar ve toplum bunu bilmiyor. Ben KHK’lıyım dediğimde başka bir şey zannediyor. İkincisi muhalefet olmamız lazım. Bu hukuksuzluk karşısında sesimizi duyurabilmek için bir çatıya ihtiyacımız var.

AĞAÇ KÖKÜ YİYORUZ

İş olarak hiçbir şey yapmıyoruz, ağaç kökü yiyoruz. Bize dayatılan şey bu. Biliyorsunuz bize bunu layık gördüler. Ağaç kökü yesinler dediler. Ben hasta ve yaşlı bakım sertifikası sahibiyim. MEB ve Halk Eğitim Merkezi tarafından verilmiş resmi belgem var. Bu tarz işler olunca gidiyorum, yoksa dostlarımın arkadaşlarımın desteğiyle ayakta durmaya çalışıyorum. Bir şair der ki, “Ömür umuttan önce bitmeli” Biz her türlü umuda sarılmak zorundayız. Her türlü umuda da sarılıyoruz. İnsanların ağzından çıkacak iki kelimeye bakıyoruz. Bir arkadaşım bana para gönderecekti. Çocuğu korkutmuşlar, demişler ki, ya sen ne yapıyorsun, onun hesabına para gönderirsen başın belaya girer. Düşünebiliyor musunuz yaşadıklarımızı.

DÖNDÜĞÜME PİŞMANIM

1989 yılında Avrupa’ya gittim ama hiç kendimi Avrupalı olarak görmedim. Dil öğrenmek gibi bir kaygım da olmadı. Bir kültür derneğinde çalıştım ama hep yurduma döneceğim günü hayal ettim ve döndüm. Şimdi pişman mısın deseler, evet pişmanım. 1989’daki geliş sebebim tiyatroydu. Çok da teklif aldım ama 7,5 yıl kaldıktan sonra döndüm. Fakat şimdi tekrar gitmeyi düşünüyorum. Uluslararası yaşlı bakım sertifikam var. Avrupa’da çok ihtiyaç olduğunu da biliyorum. Ayrıca tiyatro geçmişim var, zorlanacağımı zannetmiyorum. Ülkemin yarınlarının aydınlık olacağına inanıyorum. Bu umudumu korumak istiyorum. İçerideki, dışarıdaki bütün dostlarımızı KHK’lılara karşı duyarlı olmaya davet ediyorum.

Vahap Salman, İlyas Salman ve Talat Bulut

 

Bahçesaray’da 41 kişiyi çığ değil yolsuzluk öldürdü: Tüneli çaldılar

Okumaya devam et

Gündem

Ölüm orucundaki Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek tahliye edildi

Polis baskınlarının son bulması, grup üyelerine yönelik aranmanın ve konser yasaklarının kaldırılması gibi taleplerle ölüm orucunda başlayan İbrahim Gökçek Adli Tıp kararıyla tahliye edildi.

BOLD- Cezaevinde 252 gündür ‘açlık grevi’ ve akabinde başlattığı ‘ölüm orucu’ nedeniyle aşırı kilo kaybeden İbrahim Gökçek bugün tahliye edildi. İstanbul Adli Tıp Kurumu Gökçek hakkında “Cezaevinde kalamaz” raporu verdi. Raporun ardında avukatların yaptığı başvuru sonucunda mahkeme, Gökçek’in ev hapsine alınmasına karar verdi.

Grup Yorum üyelerinin yargılandığı davanın 14 Şubat’ta görülen duruşmasında tutuklu yargılanan Barış Yüksel tahliye edilmiş, İbrahim Gökçek dahil tüm tutukluların tutukluluğunun devamına karar verilmişti. Ölüm orucundaki Grup Yorum üyelerine destek için bazı sanatçı ve aydınlar dönüşümlü birer günlük açlık grevi eylemi başlatmıştı.

YASAKLARIN KALDIRILMASI İÇİN AÇLIK GREVİNDELER

Grup Yorum üyeleri Helin Bölek, Bahar Kurt ve Ali Aracı hala aylardır sürdürdükleri süresiz açlık grevinde bulunuyor. Grup Yorum üyeleri, çalışmalarını yürüttükleri İdil Kültür Merkezine polis baskınlarının son bulması, üyelerinin İçişleri Bakanlığının arananlar listesinden çıkarılması, 3 yıldır devam eden konser yasaklarının kaldırılması ve üyelerinin serbest bırakılması talepleri için açlık grevi yapıyordu.

İlaçlarına parası yetmediği için yol kenarında ağlayan yaşlı

 

Okumaya devam et

Popular