Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Türkiye ve Rusya, Suriye’nin kuzeyinde 3. ortak kara devriyesini gerçekleştirdi

Türkiye ve Rusya, Suriye’nin kuzeydoğusunda üçüncü ortak kara devriyesini gerçekleştirdi. İnsansız hava araçlarının (İHA) katılımıyla gerçekleştirilen üçüncü ortak kara devriyesi, Fırat’ın doğusundaki Kamışlı-Derik arasındaki bölgede yapıldı.

BOLD – Türkiye ve Rusya arasında varılan Soçi mutabakatı kapsamında, iki ülke askerleri Suriye’nin kuzeydoğusunda üçüncü ortak kara devriyesini gerçekleştirdi.

Türk ve Rus askeri unsurları ile İHA’ların katılımıyla yapılan üçüncü ortak kara devriyesi, Fırat’ın doğusundaki Kamışlı-Derik (el Malikiye) arasındaki bölgede gerçekleştirildi.

AA: TSK İLK KEZ KAMIŞLI’NIN DOĞUSUNA GEÇTİ

Üçüncü kara devriyesine her iki taraftan dörder araç olmak üzere toplam sekiz kara aracı ve İHA’lar iştirak etti.

Türk ve Rus askeri unsurları, 10 kilometre derinlikte 88 kilometre uzunluğundaki güzergâhta devriyeyi tamamladı.

Anadolu Ajansı, üçüncü kara devriyesiyle TSK unsurlarının ilk kez Kamışlı’nın doğusuna geçiş yaptığını bildirdi.

RUSYA: 100 KM’Yİ AŞAN BİR BÖLGE

Rusya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada ise devriye alanının 100 kilometreyi aşan bir bölgeyi kapsadığı bildirildi. Büyük yerleşim yerlerinin de bulunduğunun belirtildiği üçüncü devriye bölgesinde Rus askeri polisinin Tigr, Tayfun ve BTR-80 tipi, Türkiye’nin de Kirpi tipi zırhlı araçlarının kullanıldığı belirtildi.

Rusya’nın insansız Orlan-10 hava araçlarının da devriye faaliyetlerini yukarıdan izleyeceği kaydedildi.

SOÇİ MUTABAKATI

22 Ekim’de Rusya ile Türkiye arasında varılan mutabakat kapsamında, Suriye’nin kuzeydoğusunda, sınırın 10 kilometre güneyine kadar olan bölgede Türk-Rus ortak devriyelernin yapılmasına karar verilmişti.

Soçi’de uzlaşılan mutabakat muhtırasına göre 23 Ekim’de YPG sınırın 30 kilometre güneyine çekilmeye başladı, Rusya ve Suriye orduları da bölgeye yerleşti. Çekilmenin bittiği tarih olan 29 Ekim’de de ortak devriye başlayacaktı.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu 29 Ekim’de Suriye’nin kuzeydoğusundaki YPG güçlerinin mutabakatta öngörülen bölgeyi tamamen boşalttığını açıklamıştı.

ORTAK KARA DEVRİYELERİ

İlk ortak devriye bir buçuk gün gecikmeli olarak 1 Kasım’da başladı ve dört saat sürdü. İk devriye alanı Kamışlı’nın 30 kilometre batısı ile Resulayn’ın 40 kilometre doğusu arasındaki bölge olmuştu.

İkinci devriye ise Kobani’nin doğusu ile Tel Abyad’ın batısı arasındaki bölgede 5 Kasım’da başlatılmıştı.

Devriyelerin hangi sıklıkta ve ne kadar süreyle yapılacağı açıklanmamıştı.

“NE ABD NE RUSYA TERÖRİSTLERİ BÖLGEDEN ÇIKARMADI”

Macaristan’da açıklamada bulunan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amerika ile 120 saatlik teröristleri bölgeden çıkartma sözü aldık, mutabakatı böyle sağladık. Ardından Rusya ila Soçi Mutabakatı yaptık, onlarla da 150 saatlik bir mutabakattı fakat ne Amerika 120 saatlik sürede bu teröristleri bölgeden çıkarabildi ne de Rusya 150 saatlik süre içerisinde maalesef bu teröristleri bölgelerden çıkarabildi” ifadelerini kullanmıştı.

ABD’li üst düzey diplomattan Suriyeli muhaliflere “savaş suçu” ve “etnik temzilik” suçlaması

Dünya

Suudilerden Osmanlı karşıtı dizi: Ateş Krallıkları

Türkiye ve Arap dünyası arasındaki gerilim TV sektörüne de sıçradı. Suudi Arabistan’ın sahibi olduğu MBC TV’de yayınlanan, Osmanlı konulu Ateş Krallıkları(Memalik el Nar) adlı dizi, tartışma konusu oldu.

BOLD– Geçen yıl, Arap dünyasında büyük ilgi gören Türk dizilerini artık yayınlamayacağını duyuran MBC’nin dizisi, 17 Kasım’da ilk bölümüyle seyirci karşısına çıktı.
40 milyon dolarlık bütçesiyle 2019’da Arap dünyasının en büyük dizi projesi olarak duyurulan “Ateş Krallıkları” isimli yapım Memlüklerin Mısır’daki son günlerini ve Mısır’ın Osmanlı hâkimiyetine geçişini anlatıyor. Dizinin yönetmenliğini, Hannibal filminin yönetmeni İngiliz Peter Webber üstleniyor.

TEPKİLER ÇEŞİTLİ

“Bir imparatorluk kanlı bir hukukla yönetiliyor. Bu onların laneti oldu” sloganıyla duyurulan dizi Arap basınında da tartışmalara yol açtı. Suudi Arabistan, BAE ve Mısır gibi ülkelerde iktidarlara yakın gazeteler, dizinin “Osmanlı’nın kanlı, baskıcı ve Arap dünyasını yağmalayan gerçek yüzünü” anlattığını ifade ederken az sayıda olsa da yapımın tarihsel gerçekleri çarpıttığını söyleyen yazarlar da oldu.

YAPIMCI: OSMANLI TARİHİ VAHŞET DOLU

Mısırlı bir yazarın metnini hazırladığı, Arap oyuncuların yer aldığı ve başrolde Mısırlı bir aktörün bulunduğu Ateş Krallıkları ile ilgili dizinin yapımcısı “Dizi, Osmanlı yönetiminin arkasındaki vahşet dolu tarihi ifşa edecek” çıkışıyla dikkat çekti.

Dizinin Mısırlı yazarı Muhammed Süleyman, “Tarihsel anlamda hiçbir hata içermeyen bir hikâye yazmaya çalıştık.” diyerek, Osmanlı döneminin “tarihsel katliamlarla dolu olduğunu” iddia etti.

Şimdilik sadece Arap kanallarında izlenebilen ancak daha sonra Netflix’te de yayınlanacağı söylenen diziyle ilgili olarak Netflix Türkiye’nin tavrı merak ediliyor.

Okumaya devam et

Dünya

Almanya mültecilerin bilgilerinin Erdoğan’ın eline geçmesini tartışıyor

Tutuklanan Alman Büyükelçiliği avukatında bulunan Türkiyeli mültecilere ait dosyaların Erdoğan Rejimi’nin eline geçmesiyle ilgili skandal büyüyor. Elçilik ve muhalefet tepkili.

BOLD – Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği için çalışan avukat Yılmaz. S’nin Türkiye’de tutuklanmasıyla birlikte mültecilerin veri güvenliğiyle ilgili skandal patladı. Avukatta ve ofisinde bulunan en az 280 Türkiyeli mülteciye ilişkin dosyanın Erdoğan Rejimi’nin eline geçmesi ve avukatın tutuklanması ayrı ayrı tartışılıyor.

Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Erdmann, elçilik için çalışan avukatın casusluk şüphesiyle tutuklanmasının “anlaşılabilir olmadığını” söyledi.

Erdmann yaptığı yazılı açıklamada, “Bu tutuklama bizim için anlaşılabilir değil. Bu nedenle isnat edilen suçların açıklığa kavuşturulması için yoğun girişimde bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Alman medyasına yansıyan haberlerde, tutuklanan avukatın Almanya’da iltica başvurusunda bulunmuş olan Türk vatandaşları hakkında edindiği bilgileri Almanya Dışişleri Bakanlığı aracılığı ile Göç ve Mülteciler Dairesi’ne (BAMF) aktardığı belirtilmişti.

“Avukatlar ve diplomatik temsilcilikler arasındaki işbirliğinin tüm Avrupa’da, dış temsilciliklerin görevlerini Viyana Anlaşması’nın hükümlerine uyumlu şekilde yerine getirmelerini sağlayan, olağan bir uygulama olduğunu” belirten Erdmann, “Hukuk danışmanımız Büyükelçiliğimize, uluslararası düzeyde olağan ve kanaatimizce yasak olmadığı tartışmasız olan bir destek sağlamıştır. Bu tür bir işbirliğinin engellenmeden mümkün olması gereklidir” dedi.

KİŞİSEL VERİLER KONUSUNDA ENDİŞE

Alman medyasına yansıyan haberlere göre, avukatın tutuklanmasının, Almanya’ya sığınma başvurusunda bulunan mülteci adaylarının hassas bilgilerini tehlikeye atmış olmasından endişe ediliyor. Büyükelçilik için çalışan avukatta Almanya’da iltica başvurusu yapmış çok sayıda Türk vatandaşına ait dosya bulunduğu ve bu dosyaların Türk güvenlik ve istihbarat birimlerinin eline geçmiş olabileceği tahmin ediliyor.

Ankara Büyükelçiliği için çalışan avukatın tutuklanmasına Göç ve Mülteciler Dairesi de tepki gösterdi. BAMF Başkanı Hans Eckard Sommer, olayı “bir dış politika skandalı” olarak nitelendirdi.

BAMF’dan yapılan açıklamada iltica başvurularının değerlendirilme sürecinde kimi zaman ek bilgi kaynaklarına ihtiyaç duyulduğu ve bazı durumlarda yurt dışında detaylı bir araştırmanın da gerekebildiği belirtildi. Açıklamada, Dışişleri Bakanlığı üzerinden, işbirliği avukatı olarak nitelendiren hukuk danışmanları yardımı ile iltica başvurusunda bulunan kişilerin kaçma nedenleri ve ülkelerine dönmeleri halinde tehlike ile karşılıp karşılaşmayacaklarının araştırıldığı kaydedildi.

BAMF’ın açıklamasına göre, tutuklanma sonucu, sığınma başvurularının değerlendirme süreci devam etmekte olan çok sayıda kişiye ilişkin verinin Türkiye’nin eline geçmiş olabileceği tahmin ediliyor.

YÜZLERCE KİŞİ ERDOĞAN’IN HEDEFİ HALİNE GELDİ

Ankara Büyükelçiliği için çalışan avukatın tutuklanmasına Sol Parti’den de tepki geldi. Sol Parti Grup Başkanvekili Sevim Dağdelen, Dışişleri Bakanlığı’nın hukuk danışmanının Eylül ayında gözaltına alınmasından bu yana kamuoyundan bu bilgiyi saklamasını “sorumsuzluk” olarak değerlendirdi. Dağdelen, DW‘ye yaptığı açıklamada, siyasi sığınmacılara ilişkin Türk kurumlarının eline geçen hassas bilgilerin Almanya’ya iltica arayışında olan yüzlerce kişiyi “Türk Milli İstihbarat Teşkilatı ve Erdoğan’ın Almanya’daki yanlılarından oluşan ağın hedefi haline getirdiğini” söyledi.

Yeşiller partisi meclis grubunun dış politika sözcüsü Omid Nouripour da avukatın tutuklanmasını bir “provokasyon” olarak nitelendirdi. Nouripour, Berlin’in Ankara’ya tepkisini sert bir şekilde iletmesi gerektiğini belirterek, “Hükümet artık tepkisini açıkça dile getirmeli ve Erdoğan’ın önüne bir dur tabelası koymalıdır” diye konuştu.

Okumaya devam et

Dünya

Rüşvet ve yolsuzlukla yargılanacak Netahyahu’dan tanıdık cümle: Bu bir darbe girişimi

Rüşvet ve yolsuzluktan davalık olan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu “Bu, bir darbe girişimidir” dedi. Türkiye bu cümleyi 17/25’ten tanıyor.

BOLD  – Rüşvet, yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla hakkında dava açılmasına karar verilen İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu yaşananları bir darbe girişimi olarak niteledi. 17/25 Aralık Büyük Yolsuzluk Operasyonu’nda rüşvet ve yolsuzlukla suçlanan dönemin dört bakanı ve ve başbakanı Tayyip Erdoğan da aynı savunmayı yapmıştı.

İsrail Başsavcılığı’nın aldığı yargılama kararına ilişkin Netanyahu “Burada olan biten, başbakana karşı bir darbe yapma girişimidir” dedi.

Netanyahu yaklaşık 15 dakika süren konuşmada yargıyı ve polisi kendisine karşı “yanlış” ve “siyasi motivasyonlu” suçlamalarla komplo kurmakla suçladı. Netanyahu ayrıca istifa etmeyeceğini de ifade ederek “Bu ülkeyi yasa uyarınca yönetmeyi sürdüreceğim” dedi. İsrail hukuku, Netanyahu’nun tüm yargı yolları tükenip ceza almadığı sürece istifa etmesini gerektirmiyor.

Başbakan’ın başlıca siyasi rakibi olan İsrail Direnç Partisi lideri Benny Gantz bir siyasi lider hakkında dava açılmasının ülke açısından “çok üzüntü verici” olduğunu söyledi. Netanyahu’ya “görevinden ayrılma ve hakkındaki suçlamalara odaklanma” çağrısı yapan Gantz “İsrail’de darbe yok, daha ziyade içinde bulundukları iktidarın etrafına barikat kurmuş olanlar var” ifadelerini kullandı.

“Mr Security” (Bay Güvenlik) lakaplı 70 yaşındaki Netanyahu 2009 yılından bu yana İsrail’in başbakanlığını yapıyor. Netanyahu ülkenin görevdeyken hakkında dava açılacak ilk başbakanı olacak.

Netanyahu hakkında dava açacak olan İsrail Başsavcısı Avişai Mandelblit ise hiçbir vatandaşın hukukun üstünde olmadığını söyledi. Mandelblit “Kanunların uygulanması bir tercih değildir. Bu bir sağ ya da sol meselesi değildir. Bu bir siyaset meselesi değildir” ifadelerini kullandı.

Davanın açılacağının öğrenilmesi üzerine Netanyahu destekçileri başbakanlık konutu önünde toplandı. Başbakanın fotoğraflarını taşıyan ve Başsavcı’ya sözlü saldırılarda bulunan kalabalık içinde “Hepimiz Netanyahuyuz” yazan bir pankart da açıldı.

NETENYAHU TELEKOMİNİKASYON ŞİRKETİNDEN RÜŞVETLE SUÇLANIYOR

İsrail Başbakanı Netanyahu’ya yönelik en ağır suçlama, Bezeq adlı telekomünikasyon şirketiyle bağlantılı. “Dosya 4000” olarak bilinen vakada, Netanyahu’nun İletişim Bakanı olarak görev yaptığı dönemde, telekomünikasyon şirketi Bezeq’e hukuki ayrıcalıklar tanıdığı ve bunun karşılığında da şirkete ait Walla adlı internet gazetesinde Netanyahu ve ailesi hakkında olumlu haberler yazıldığı iddia ediliyor.

Bunun yanı sıra Netanyahu ve ailesi yaklaşık 185 bin euro değerinde mücevher, puro, şampanya gibi pahalı hediyeler almak ve bunun karşılığında bu hediyeleri veren zengin iş insanlarına mali ve kişisel imtiyazlar sağlamakla suçlanıyor.

Netanyahu’nun ayrıca, muhalif Yedioth Ahronoth gazetesinde kendisi hakkında olumlu haberler yapılması için gazetenin sahibi Arnon Moses ile bir anlaşma yaptığı ve buna karşılık gazetenin rakibi olan Israel Hayom gazetesinin dağıtımının kısıtlanmasına yardımcı olmayı vadettiği öne sürülüyor.

 

Okumaya devam et

Popular