Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Cumartesi Anneleri’ne uluslararası destek

Galatasaray Meydanı’na çıkmalarına izin verilmeyen Cumartesi Anneleri’ne Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Kumi Naidoo da destek verdi. Mağdur yakınları gözaltında kaybolmaların son bulmasını istedi.

BOLD – Cumartesi Anneleri’nin 64 haftadır Galatasaray Meydanı’na çıkamıyor. Anneler bu hafta yine polis kalkanları altında açıklama yaptı. Cumartesi annelerinin hak arayışına Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Kumi Naidoo da destek verdi.

MÜCADELENİZ İLHAM VERİYOR

Eylemde bir açıklama yapan Naidoo sevdikleri için hakikat ve adalete ulaşmak adına verilen mücadelenin diğer mücadelelere ilham verdiğini belirterek, “Bu suçun mağdurları alınıp götürülmekle kalmıyor, devlet yetkilileri tarafından varlıkları inkar ediliyor, hayatları en sert şekilde yarıda kesiliyor. Zorla kaybedilenlerin yakınları babalarının, kız kardeşlerinin, oğullarının ve kızlarının akıbetini bilmedikleri, yas tutacak bir mezara bile sahip olamadıkları ve sorumlulardan hesap sorulduğuna ve adaletin yerini bulduğuna tanıklık edemedikleri bir kabusla yaşamaya mahkum ediliyor” dedi.

GÖZALTINDA KAYBEDİLMELER SON BULSUN

Gözaltında kayıp yakını Sebla Arcan da “Türkiye’de hukuk yok. Yargı sisteminin görevi yurttaşların hakkını korumaksa Türkiye’de hukuk yok. Güvenlik güçleri tarafından kaybedilen yakınlarınızın akıbetleri açıklanmıyor. Hakikat ve adalet talebimiz karşılanmıyor. 64 haftadır toplanma hakkımız keyfi şekilde engelleniyor. Sevdiklerimize ne olduğunu öğrenmek istiyoruz. Gözaltında kaybedilen suçların son bulmasını, adaletin sağlanmasını istiyoruz” dedi.

ADALET YERİNİ BULANA KADAR HAK ARAYIŞIMIZ SÜRECEK

Açıklamanın ardından Toraman ailesinin mektubu okundu. Hüseyin Toraman’ın ablası Sakine Toraman, “Hüseyin’im biliyor musun İstanbul sokakları ilk senle gördü insan kaçırmayı. Bilirsin ne çok severdi annem seni. Çalmadığı kapı kalmadı. Hakimi, savcısı, bakanı cumhurbaşkanı bir olup sustular. Babamı sürgünde kaybettik. Ben mi ben hiç ağlamadım… Canım kardeşim, çeyrek asrı aştı adalet arayışımız. Baskılar bizi yıldıramayacak. Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz. Adalet yerini buluncaya kadar adalet arayışımız devam edecek” dedi.

Siyanür dehşeti: Selim Şimşek’in yüklü miktarda borcu varmış

Gündem

Kocaeli’de bir ayda 9 intihar

İntihar vakaları son bir aydır gittikçe artıyor. Fatih, Bakırköy ve Antalya’da meydana gelen siyanürle aile intiharlarından sonra Kocaeli’nde 33 günde 9 kişi yaşamına son verdi.

BOLD- Türkiye’de ciddi intihar vakaları yaşanıyor. 2 haftada üç aile siyanürle toplu bir şekilde intihar ederek hayatını kaybetti.

Bazı şehirlerde de yaşamına son verenlerin sayısı son bir aydır oldukça fazla. Kocaeli genelinde 11 Ekim 2019 gününden 13 Kasım 2019 tarihine kadar 9 kişi çeşitli nedenlerle yaşamına son verdi.

ERKEKLERİN SAYISI FAZLA

İntihar edenlerden kimi kendini astı, kimi silahla kendini vurdu. Canına kıyanlardan 8’i erkek, 1’i de kadın. Erkekler içinde Derince’de imamın intiharı ile kadın doktorun intiharı, intiharın meslek tanımadığını gösterdi.

Son intihar olayı ise Kartepe Ataevler Mahallesi’nde yaşandı. 25 yaşındaki Sezer Sakar, kendini iple astı. İntiharların nedenleri ekonomik sorunlar, işsizlik, mobbing, ailevi sorunlar.

Kocaeli Gazetesinin haberine göre son bir ayda şehirde intihar edenler şöyle:

12 Ekim 2019: İhsan Saraç (37), işçi, Derince’de.
20 Ekim 2019: Erkan Çakır (35), imam, İzmit.
27 Ekim 2019: Artemiz Yeldan (58), işçi, Gölcük.
28 Ekim 2019: Murat Sarı (36), serbest çalışan, İzmit.
31 Ekim 2019: İsmail Görüş (35), serbest çalışan, Derince.
1 Kasım 2019: Abidin Öz (54), işçi, Derince.
8 Kasım 2019: Önder Karakaş (31), yönetici, İzmit.
13 Kasım 2019: Emine Özdemir (52), doktor, İzmit
13 Kasım 2019: Sezer Sakar (25), serbest çalışan İzmit.

BEN ARTIK BAŞ EDEMİYORUM

Adana’da yaşayan 4 çocuk sahibi F.K. adlı bir anne çocuklarıyla yaşadığı sorunu TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi ve HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na yazmış, şöyle demişti:

“Ömer bey, bugün 13 yaşındaki kızım kendisini okulun en üst katından atmak üzereyken bir arkadaşı fark ediyor ve kurtarıyor. Birkaç gün önce ‘Anne ben babamın kıyafetlerine sarılıp uyumak istemiyorum artık’ diye ağlamıştı artık baş edemiyorum.”

İntihar eden Saadet öğretmen: Öğrencilerimin önünde bana yumruk attılar

“Baba siyanürle intihar etti, eşi ve çocuğu kokudan zehirlendi”

Okumaya devam et

Gündem

Öldükten sonra işe iade edilen KHK’lının eşi: ‘Biz para bulamadık perişan olduk, dalga geçiyorlar’

Yardım kampanyalarıyla tedavi edilen eşinin ölümünün ardından, işe iade kararını değerlendiren Hacire Karataş, “Tedavi ve ilaç için para bulamadık, perişan olduk. Dalga geçiyorlar” dedi.

BOLD- Diyarbakır’da, Kadın Doğum Hastanesinde memur olarak çalıştığı sırada, 15 Temmuz sonrası çıkarılan 675 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile 29 Ekim 2016’da ihraç edilen 3 çocuk babası kanser hastası Mücahit Karataş’ın, bir süre sonra rahatsızlandı. Beynindeki tümör yüzünden kanser tedavisi gören ve ihraç sonrası tedavisi yarım kalan Karataş için doktorlar ameliyat kararı verdi. İhraç olduktan sonra maddi sıkıntılar çeken Karataş için arkadaşları seferber oldu. Karataş, başlatılan yardım kampanyası ile ameliyat olabildi. Karataş ameliyatın ardından 18 Eylül 2017 günü hayatını kaybetti.

GEÇ GELEN ADALET

Yardım kampanyasıyla tedaviye başladığı sırada vefat eden Mücahit Karataş’ın OHAL komisyonuna yaptığı başvuru geçen Cuma sonuçlandı. İki yıl önce hayatını kaybeden Karataş hakkında işe iade kararı verildi.

“TEDAVİ OLMA HAKKI ELİNDEN ALINDI”

Karataş’ın vefatından sonra çocukları ile Antalya’ya yerleşen Hacire Karataş, eşinin daha önce kanser hastası olduğunu ancak gördüğü radyoterapi ve kemoterapi ile hastalığın kontrol altına alındığını belirterek, “Hakkında hiçbir şey yokken eşimi KHK ile kapının önüne koydular. Büyük sıkıntılar yaşadık. İhraç ettikleri yetmedi, vatandaşlıktan atılmış gibi tedavi olma hakkı da adeta elinden alındı. İhraç edildikten bir hafta sonra ataklar geçirmeye başladı ve yatağa düştü. Eşimin durumu nedeniyle ben çalışmak zorunda kaldım” diye konuştu.

DAVA AÇACAĞIM

Kendisinin çalışmak zorunda kaldığını ve bu durumun eşini daha da üzdüğünü söyleyen Hatice Karataş, “Tedavi ve ilaç için para bulamadık, perişan olduk. Bizimle dalga geçiyorlar. Hakkında hiçbir soruşturma, bir şey olmayan ve kanser tedavisi gören birini kapının önüne koydular. Şimdi ‘yanlışlık oldu işe başlasın’ demeye getiriyorlar. Ben ilgili kurumlar hakkında dava açacağım” ifadelerini kullandı.

Lösemi tedavisi gören Akif’in anne ve babasını aynı anda tutukladılar

Okumaya devam et

Gündem

AA eski Genel Müdürü Öztürk’ten medya itirafı: Manşeti gönderip uygun mudur diye soruyorlardı

AA eski Genel Müdürü Kemal Öztürk, medyayla ilgili önemli itirafta bulundu. Öztürk, “Bugün bağımsız gazetecilik yaptığını söyleyen arkadaşlarımız ertesi günün gazete manşetini bana gönderip, ‘Uygun mudur?’ diye soruyor ve öyle yayınlıyorlardı” dedi.

BOLD – Bir dönem Anadolu Ajansı’nda Genel Müdür olan Kemal Öztürk, söz konusu dönemlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Gazeteci Çağlar Cilara’nın YouTube kanalına konuk olan Öztürk, “Bugün çok bağımsız ve özgür gazetecilik yaptığını söyleyen arkadaşlarımız ben istemeden ertesi gün gazete manşetini bana gönderiyordu, öyle yayınlıyordu” dedi.

KÖTÜ BİR ŞEY YAPTIM

Öztürk’ün açıklaması şu şekilde:”2011’den 2014’e kadar AA Genel Müdürlüğü yaptım. Dolayısıyla bu dönem içersinde yaşanan bütün olaylara şahitlik de ettim, etki de ettim payım da var yanlış bir hata varsa. Basın danışmanıyken kimsenin ekmeğiyle oynamadım, hiçbir köşe yazarının kalemi susturulsun diye kimseyi aramadım. Birisi ‘onun yüzünden işten atıldım’ diyebilirse çıkar karşıma kendisiyle konuşurum. Bu konuda çok rahatım. Basın danışmanlığım çok baskın değildi. Suyun akışını değiştirecek kadar müdahale etmiyordum. Çünkü benden önce bunlarla ilgili çok sıkı sorunlar yaşandığı için daha yumuşak bir basın danışmanlığı süreci geçirilmesini daha uygun gördüm.

DEVLET ADINA ÇALIŞAN BİRİSİYİM

Ama şunu söyleyeyim. Bugün çok bağımsız ve özgür gazetecilik yaptığını söyleyen arkadaşlarımız ben istemeden ertesi gün gazete manşetini bana gönderiyordu, ‘Uygun mudur?’ diye soruyordu ve öyle yayınlıyordu. Bugün aktifler ve muhalifler. Kötü bir şey yaptım. Bunları saklasaydım keşke ama bu devlet işi. Ben devlet adına orada çalışan birisiyim. İsimleri verip ifşa etmeyi doğru bulmuyorum.”

Lösemi tedavisi gören Akif’in anne ve babasını aynı anda tutukladılar

Okumaya devam et

Popular