Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

‘İş için 450 bin liramı aldılar, sonra beni tanımadılar’

Selim Şimşek’in mektubunda, Antalya Büyükşehir Belediyesinde, AKP yönetiminde atanan bir daire başkanı ve yardımcısının, kendisine iş verme vaadiyle 450 bin lira rüşvet aldığını yazdığı ortaya çıktı.

BOLD- Antalya’da, uzun süredir işsiz olduğu için bunalıma giren ve eşi ile 2 çocuğunu siyanürle öldürdükten sonra aynı yöntemle intihar eden bilgisayar teknikeri Selim Şimşek’ten geriye bir buçuk sayfa, bilgisayarda yazılmış bir mektup kaldı. Şimşek’in mektubundaki dikkat çeken rüşvet iddialarının yer aldığı bir bölüm basına yansıdı.

Yaşadığı sıkıntıları mektubunda uzun uzun anlatan Şimşek, ailesi ve kendisini toplu intihara sürükleyen nedenleri bir bir anlattı. Mektupta yazılanlara göre, Şimşek ekonomik sıkıntılarından kurtulmak için bir hayli çaba sarf etmiş. Şimşek, mektubunda uzun süre intihar etmemek için direndiğini, ancak çaresiz kaldığını belirtti.

MEKTUBUNDA SORUMLULARI YAZDI

Selim Şimşek mektubunun son kısmında ise ölümlerinden sorumlu tuttuğu 2 kişinin ismini verdi. Cinayetle yargılanmalarını istediği bu iki isim Antalya Büyükşehir Belediyesine AKP döneminde atanan bir daire başkanı ve yardımcısı. Şimşek, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan Mali Hizmetler Daire Başkanı Selahattin Artun’un ve yardımcısı Fuat Pınar’ın isimlerini vererek, bu isimlerin ölümlerinden sorumlu olduğunu savundu. Şimşek’in mektubundaki o kısım ise şöyle, “Gel gelelim belediyedeki ş…, baş ş…. Selahattin Artun ve yardımcı ş… Fuat Pınar. Bu iki isim 4 kişinin ölümünden direk sorumlu olup, bu isimlerin cinayetten yargılanmasını yüce Türk adaletinden talep ediyorum. Benden iş verecekleri vaadiyle 450 bin TL’den fazla para aldılar. Sonrasında ise beni tanımamaya başladılar. Bu ş….. hesap sorulmasını sizlerden rica ediyorum. Belediyede icra müdürlüğünde çalışan Recep Aktürk diye birisine en son 19 bin TL gönderdim. Bu parayı Selahattin Artun’un talimatıyla gönderdiğim hesap kayınvalidemin adına olan Garanti Bankası hesabıydı. Ayrıca Selahattin Artun, özel idarede çalıştığı dönemde de benden çok defa yüklü meblağlarda paralar almıştır.”

İDDİALAR DOĞRUYSA CEZAYI ALIRLAR

Cumhuriyet gazetesine konuşan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığından bir yetkili, “Selim Şimşek’in 31 Mart sonrası bizim dönemimizde aldığı bir iş görünmüyor. Daha önce almış olabilir. Daire Başkanı bizim atadığımız bir kadro değil. Önceki dönemden atanmış görevini sürdürüyor” dedi.
Gazeteye konuşan belediye yetkilisi hala görevde olan daire başkanı ve yardımcısı için, “Adı geçen kişi gerçekten böyle şey yaptıysa soruşturma sonucu ortaya çıkar ve gerekli cezayı alır” diye konuştu.

İDDİALARI REDDETTİ

Hakkındaki iddiaları reddeden Antalya Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Daire Başkanı Selahattin Artun, intihar eden Selim Şimşek’in psikolojik bir bunalım içerisinde olduğunu belirterek kendisini savundu. Şimşek’in seçim öncesi belediye ile çalıştığını anlatan Artun, “Kendisinin herhangi bir alacağı kalmadı. Bunalımda olduğu süreçte gelip iş istedi. Biz zaten iş vermiyoruz. Öyle de bir gücümüz yok” dedi. Savcılığın iddiaları araştırdığı öğrenildi.

“Erdoğan varsa ben de varım” demişti, bugün toprağa verildi

Okumaya devam et
Reklamlar

Gündem

Halkbank’ın mal varlığına el koyduğu Şehir Üniversitesi’ne haciz geldi

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eski arkadaşlarına dolandırıcılık suçlamasında bulunduğu, Halkbank tarafından mal varlığına el konulan İstanbul Şehir Üniversitesi’ne haciz yapıldığı ortaya çıktı.

BOLD – AKP’den ayrılıp parti kuracağını açıklayan eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kurucusu olduğu Bilim ve Sanat Vakfı’na ait İstanbul Şehir Üniversitesi’nin mal varlıklarına Halkbank tarafından tedbir konmuştu.

Gazeteci Dinçer Gökçe, sosyal medya hesabından, üniversiteye haciz geldiğini duyurdu. Kasadaki 6 bin 390 TL’nin yanı sıra çok sayıda eşyanın da haczedildiğini belirten Gökçe, haciz tutanağını paylaştı. Gökçe, şunları kaydetti: “Halkbank’a olan 417 milyon liralık kredi borcu ile siyasetin de gündeminde olan İstanbul Şehir Üniversitesi’nde dün haciz işlemi yapıldı. Bir promosyon firması, ödemesini tahsil edemeyince üniversitenin binasında dün fiili haciz yaptı. Kasadaki 6.390 TL’nin yanı sıra bazı eşya da haczedildi. Kasadaki para dosyaya alınırken, eşyalar yeddi emin olarak üniversitenin mali işler direktörüne yeddi emin olarak teslim edildi. Üniversiteye ait görünen Tuzla ve Kartal’daki 16 parsele de haciz şerhi işlendi.”

AKP yanlısı makalesiz Rektör Hacısalihoğlu meğer Cumhuriyet Mitingleri’nde konuşmacıymış

Okumaya devam et

Dünya

Esad’dan Erdoğan’a: “Bu türden fırsatçı İslamcılarla masaya oturmaktan tiksinirim…”

Tayyip Erdoğan’la görüşme ihtimali sorulan Beşar Esad, “Bu türden fırsatçı İslamcılarla masaya oturmaktan tiksinirim. Müslüman demiyorum, İslamcı diyorum… Bu başka bir terim” dedi.

BOLD – İtalya Devlet Televizyonu Rai’ye mülakat veren Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, gelecekte AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşme ihtimaliyle ilgili bir soruya, “Eğer bir gün bunu yapmak zorunda kalırsam bundan gurur duymam. Bu türden fırsatçı İslamcılarla iş yapmaktan tiksinirim. Müslüman demiyorum, İslamcı diyorum… Bu başka bir terim, siyasi bir terim” dedi” cevabını verdi.

Sözlerini sürdüren Esad, “Ama ben hep şunu söylerim: benim görevim yaptıklarımdan mutlu olmak ya da olmamak değil. Mesele benim duygularım değil, Suriye’nin çıkarları. Bu yüzden çıkarlarımız nereye gitmemi gerektirirse oraya giderim, neyi yapmamı gerekirse onu yaparım” dedi.

TÜRKİYE’Yİ İŞGALCİLİKLE SUÇLADI

Esad, Suriye’deki mevcut durumla ilgili bir soruyu yanıtlarken de “Suriye ordusu son birkaç yıldır ilerleme kaydetti ve birçok bölgeyi teröristlerden temizledi. Türklerin desteklediği El Nusra’nın bulunduğu İdlib ise hala duruyor, Türklerin geçen ay topraklarımızı işgal ettiği Suriye’nin kuzey bölgeleri de duruyor” dedi.

Esad, ülkedeki siyasi durumun “dahil olan aktör sayısının artması nedeniyle gittikçe karmaşıklaştığını” da söyledi. “Türk işgali, Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin ihlalidir” diyen Esad, Rusya’nın pozisyonunun da bu yönde olduğunu belirtti.

Beşar Esad, sığınmacı kriziyle uğraşan Avrupa için “eden bulur” dedi

Okumaya devam et

Gündem

Tutuklu gazeteci sayısı 16 yılda 10 kat arttı

Türkiye’nin 2019 yılı basın özgürlüğü karnesini açıklayan CHP’li Utku Çakırözer, tutuklu gazeteci sayısının 16 yılda 10 kat arttığına dikkat çekti. Çakırözer, sadece 2019’da 59 gazetecinin 200 yıl hapis cezasına çarptırıldığını söyledi.

BOLD – CHP’nin gazeteci kökenli milletvekili Utku Çakırözer, 2020 bütçe görüşmelerinin devam ettiği TBMM Genel Kurulunda Türkiye’nin 2019 yılı basın özgürlüğü karnesini açıkladı. Gazetecilerin 2019 yılına Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Basın 16 yılda daha özgür hale geldi” sözleri ile başladığını hatırlatan Çakırözer, “Ama tutuklu gazeteci sayısı 16 yılda 10 kat arttı. Sadece 2019 yılında 59 gazeteci 200 yıl hapis cezasına çarptırıldı” dedi.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE 157. SIRADAYIZ

Bütçe tartışmalarının halka ulaşması için özgür basın ve özgür gazetecilere ihtiyaç olduğunu dile getiren Çakırözer, “Bu yılın başında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ‘Basınımız on altı yılda daha demokratik, daha özgür hâle geldi.’ Gerçekten öyle mi oldu? 2001 ile 2004 yılları arasında tutuklu gazeteci sayısı 10’du, bugün 11 katına çıktı, 110 oldu. 2019 yılında 59 gazeteciye toplam 200 yıl hapis cezası verildi, 11 gazeteci gözaltına alındı, 19 gazeteci tutuklandı. Dünyada 180 ülke içinde basın özgürlüğünde 157’nci sıradayız, 16 yılda 58 basamak düşmüşüz” dedi.

TÜM DÜNYANIN BİLDİĞİNİ YAZDIĞI İÇİN HAPİS CEZASI ALDI

Paradise Papers dosyasının tüm dünyada gündem olduğunu belirten Çakırözer, “Yüzlerce ülkede dünya liderlerinin vergiden kaçırdığı mal varlıkları haber oldu; Paradise Papers dosyası. Ama sadece Türkiye’de Pelin Ünker bu belgeleri yazdı diye yargılandı, gazeteciliğine ceza kesildi. Tıpkı tüm dünyada şiddeti, tacizi protesto için dans eden kadınların sadece Türkiye’de yaka paça gözaltına alınması gibi. Ülkemizin dünyada böyle anılması hepimizi utandırmalı” dedi.

YARGI NE AİHM DİNLİYOR NE DE AYM

Tek adam yönetiminin baskısı altındaki yargının yüksek mahkeme kararlarını görmezden geldiğini belirten Çakırözer, “Bu yıl yüksek mahkeme kararlarına karşı direnme hukuksuzluğu da zirve yaptı. Cumhuriyet davasında Yargıtay “Bu, gazeteciliktir” dedi, beraat istedi ama alt mahkeme, manşet ve haberleri “terör” olarak görmekte ısrarlı. Yazar Ahmet Altan 1138 gün tutukluluktan sonra hükümle birlikte tahliye edildi ama örneği görülmeyen bir uygulamayla başka mahkeme tarafından yine tutuklandı” dedi.

685 GAZETECİNİN BASIN KARTI İPTAL EDİLDİ

Basın kartı başvurularının tehdit eder gibi bekletildiğini hatırlatan Çakırözer, “Havuz müteahhitlerinin milyarlık borçları tek kalemde silinirken Anadolu’da yüzlerce gazete 3 kuruş vergi borcu var diye kapanmaya zorlanıyor. Yine sudan gerekçelerle gazetecilerin ekmeğiyle oynanıyor. 685 gazetecinin basın kartı gerekçesiz iptal ediliyor. Sürekli basın kartı sahibi yılların gazetecilerinin başvuruları tehdit gibi bekletiliyor” dedi.

MUHALİF GAZETECİLER DÖVÜLÜYOR

Tek adam yönetiminin basın özgürlüğünü korumak bir yana, kısıtlayan, hedef gösteren bu tutumu maalesef sokağa da yansıdığını söyleyen Çakırözer, “Ahmet Takan, Yavuz Selim Demirağ, Sabahattin Önkibar, Hakkı Sağlam ve daha onlarca gazeteci bu yıl sokak ortasında dövüldü ve failleri en ufak bir ceza bile almadı. İşte daha bugün Konya’da DHA muhabiri Hasan Dönmez canlı yayın sırasında saldırıya uğradı” dedi.

AKP’li Ali İhsan Yavuz ve Bekir Bozdağ, arabuluculuk sınavında barajı geçemediler

Okumaya devam et

Popular