Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Her 1 dakikada 7 kişi işsiz kaldı

CHP’li Gamze Akkuş İlgezdi’nin açıkladığı işsizlik raporu, AKP döneminde kayıtlı işsiz sayısının yüzde 497, diplomalı işsiz sayısının ise yüzde 1.968 arttığını ortaya koydu.

BOLD – CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Türkiye’nin işsizler ordusu: 2018 İŞKUR Raporu’nu açıkladı.

Kayıtlı işsizlik rakamlarının çarpıcı seviyelere yükseldiğine dikkati çeken İlgezdi, “2003 yılında 587 bin 479 olan kayıtlı işsiz sayısı AKP döneminde yüzde 497 arttı” dedi. Türkiye’de İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısının tüm zamanların rekorunu kırarak 3 milyon 509 bin 603’e yükseldiğini bildirdi.

Rapora göre 2018 itibariyle İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin yüzde 82’si kadın ve gençlerden oluştu.

İlgezdi, “2003 yılından beri kadını sistematik olarak sadece aile içinde tanımlamaya yönelik politikalar üretenler, üniversite mezunlarına iş bulmak zorunda değiliz diyenler kayıtlı kadın ve genç işsizliğinin 2003’ten 2018’e yüzde 896 artmasına neden oldu” diye konuştu.

CUMHURİYET DÖNEMİNİN EN YÜKSEK SEVİYESİ

Rapora göre 2003’te 287 bin 303 olan genç ve kadın işsiz sayısı 2018 yılında 2 milyon 860 bin 989’a yükseldi. Başka bir ifadeyle 2018 yılında İŞKUR’a başvurarak iş arayan her 10 kişiden 8’ini kadın ve gençler oluşturdu.

İşsizlik ödeneğine başvuru sayısının da son 16 yılın rekorunu kırdığını belirten İlgezdi, “2003 yılında 143 bin 155 olan işsizlik ödeneği başvuru sayısı 2018 yılında 1 milyon 635 bin 111’e yükseldi. İşsizlik ödeneğine başvuru sayısındaki artış yüzde 1.042 olarak kayıtlara geçti” açıklamasında bulundu.

Rapordaki veriler, 2018 yılında dakikada 7 kişinin işsiz kaldığını ortaya koydu.

2003 yılında 587 bin 479 olan kayıtlı işsiz sayısı 2018 yılına gelindiğinde yüzde 497 arttı. İŞKUR kayıtlarına göre toplam kayıtlı işsiz sayısı 3 milyon 509 bin 603 oldu. Böylece kayıtlı işsiz sayısı Cumhuriyet döneminin en yüksek seviyesine ulaştı.

İlgezdi, 2017 yılında Türkiye’de kuruma başvuran işsiz sayısının 2 milyon 599 bin 292 iken, 2018 yılında bu sayının yüzde 35 arttığının altını çizerek, “Cumhurbaşkanlığı hükumet sisteminin ekonomi yönetimi de işsizliğe çare olmadı” ifadesini kullandı.

“DİPLOMALI İŞSİZLER ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR”

Her 100 işsizden 21’inin üniversite mezunu olduğunu aktaran İlgezdi, “Üniversite mezunu kayıtlı işsiz sayısı çığ gibi büyüyor. 2003 yılında 36 bin 444 lisans ve/veya ön lisans mezunu kayıtlı işsiz varken, bu sayı 2017 yılında önce 616 bin 760’a, 2018 yılında ise Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesi olan 753 bin 767’ye ulaştı. 16 yılda diplomalı kayıtlı işsiz sayısındaki artış yüzde bin 968 oldu” dedi.

İlgezdi, İŞKUR verilerinin kadının istihdamdan dışlandığının kanıtı olduğunu ifade ederek, “Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde İŞKUR tarafından kayıt altına alınan işsiz kadın sayısı rekor seviyeye ulaştı. 2003 yılında 118 bin 31 olan işsiz kadın sayısı 2018’de 1 milyon 805 bin 439’a yükseldi. İşsiz kalan kadın sayısı geride bıraktığımız 16 yılda yüzde 1.430 arttı” diye konuştu.

Rapora göre 2003-2018 yılları arasında haftada 2 bin 169 kadın işsiz kaldı. 2017 yılında 1 milyon 268 bin 855 olan kayıtlı işsiz kadın sayısı 2018 yılında yüzde 42 arttı. Başka bir ifadeyle 2018 yılında saatte 61 kadın işsizler ordusuna katılmış oldu.

“HER 10 GENÇTEN 3’Ü İŞ ARIYOR”

Türkiye’nin işsizler ordusu: 2018 İŞKUR Raporu’nda şu ifadeler yer aldı:

“2003 yılında 169 bin 272 olan kayıtlı genç işsiz sayısı yüzde 524’lük artışla 2018’de bir milyonu geçti. 2018’de Türkiye’deki kayıtlı 3 milyon 509 bin 603 işsizin yüzde 30’unu gençler oluşturuyor. Başka bir ifadeyle İŞKUR kayıtlarına göre bugün sokakta karşılaştığımız her 10 gençten 3’ü iş arıyor.

2017 yılında İŞKUR’a başvuran kayıtlı genç işsiz sayısı 826 bin 133 iken, bu sayı 2018 yılında yüzde 28 arttı. İŞKUR verilerine göre 2018 yılı sonu itibariyle genç işsizler ordusuna 229 bin 417 yeni genç eklendi. Buna göre 2018 yılında günde 629, haftada 4 bin 411 genç işsiz kaldı.

2018 yılı itibariyle İŞKUR’un kayıt altına aldığı 1 milyon 55 bin 550 genç işsizin yüzde 19’unu 20 yaşından küçükler oluşturdu. Bugün Türkiye’de 195 bin 892 genç işsiz 15-19 yaş grubunda. Bu sayı 2003 yılında 16 bin 977 idi. Başka bir ifadeyle 15-19 yaş grubundaki kayıtlı işsiz sayısı aradan geçen 16 yılda yüzde 1.061 arttı.”

“BU YÖNETİM İŞSİZLİK SORUNUNU ÇÖZEMEZ”

İlgezdi, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti:

“İşsizlikte tüm zamanların rekoru kırıldı. Ne yazık ki önümüzdeki süreçte de işsizliğin daha da artacağını öngörüyoruz. Neredeyse soluduğumuz hava için bile vergi almaktan çekinmeyecek bir yönetim anlayışının işsizlik sorununu çözemeyeceği ortada.

Bugün Türkiye’de İŞKUR tarafından kayıt altına alınan 3.5 buçuk milyon işsiz sadece bir rakam değil; 3.5 milyon insanın derdi, sıkıntısı, sorunu demek. Kayıtlı işsiz sayısını 16 yılda neredeyse yüzde 500 oranında artıranlar, dünya üzerinde kırılması çok güç acı bir rekorun da sahibi oldular.

“KADINI EVE HAPSEDEN ANLAYIŞ…”

Öte taraftan işsizlik en çok kadını vuruyor. Çok acı bir örnek; üst ve orta düzey yönetici pozisyonunda görev alan kadınların oranı 2018’de yüzde 16.30’a geriledi. Kadın işsizliği son 16 yılda yüzde 1.430 arttı. Kadınlar kriz dönemlerinde işsiz kalıyor, istihdamdan uzaklaşıyor.

2003 yılından beri kadını sistematik olarak eve hapseden bir anlayışın kadın istihdamının önündeki en büyük engel olduğunu kabul etmemiz gerek.

Toplam kayıtlı işsizlerin yüzde 82’sini kadın ve gençler oluşturuyorsa, bundan daha tehlikeli bir tablo olamaz. Zira kayıtlı genç ve kadın işsizliği 2003’ten 2018’e yüzde 896 arttı. Eğer Türkiye’de bir beka sorunu aranacaksa, kadın ve genç işsizliği gerçek beka sorunumuzdur.”

Türkiye’nin nüfusu 2003-2018 yılları arasında yüzde 21.7 arttı. 2003 yılında 66.4 milyon olan Türkiye nüfusu, geçen yıl itibarıyla 80.81 milyona yükseldi.

Saray’da son sürat israf: Sınırsız harcama yetkisi

Ekonomi

Çiftlikbank benzeri dolandırıcılık; 5 inekle ortak olunan Sütbank sistemi çöktü, 120 milyon buharlaştı

hayvan kurbanlık

Konya Ereğli’de kurulan çiftlikte ‘Sütbank’ adı altında 120 milyon lira toplandı. Aralarında emekli general, polis, doktor ve avukatların bulunduğu 1300 kişiye aylık düzenli süt parası ödeneceği vaat edildi. Ancak sistem çöktü, paralar buharlaştı.

BOLD – En az 5 inekle girilen sistemde para toplayan çiftlik sahibi ve muhasebecisi hakkında 39’ar yıldan 140’ar yıla kadar hapis istemi ile dava açıldı.

Hürriyet’te yer alan habere göre, Aralarında emekli general, albay, astsubay, polis, doktor, avukat ve fabrika sahiplerinin olduğu bin 300 kişinin gözü kulağı şimdilerde, Ereğli Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davada. 18 kişinin şikâyetçi olarak yer aldığı davada, Ekta Et ve Süt Ürenleri AŞ’nin kurucusu Orhan Tatlı ile şirketin muhasebecisi İrfan Alkan sanık olarak yer aldı.

6 BİN LİRADAN EN AZ 5 İNEK ALDILAR

Dava dosyasında yer alan belgelere göre Orhan Tatlı, 400 dönüm üzerine kurulu olan 13 bin 550 büyükbaş hayvan kapasiteli çiftliği, sisteme yatırılan paralar ve aldığı teşviklerle kurdu. Tatlı, kapasite olarak Türkiye’nin en büyüklerinden biri konumuna gelen tesiste “Sütbank” adı ile bir sistem kurdu. Sisteme dahil olmak için en az 5 inek alma şartı getirildi. İnek başına ise 6 bin TL’lik tutar belirlendi. En az 5 inek parası verene, aylık düzenli süt parası ödemesi yapılacağına dair sözleşme imzalandı.

BUZAĞILAR ÖLDÜ MESAJI GİTTİ

Ocak 2016’da sisteme para yatıranlara ineklerde hastalık çıktığı bir çok buzağının öldüğü, süt veriminin ise önemli ölçüde düştüğü kaydedildiği bir mesaj geldi. Çiftlikte hayvanı bulunan kişiler aldıkları mesaja inanamayarak Ereğli İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile temasa geçti. Mağdurların aldığı yanıt, çiftlikteki hayvanlarda herhangi bir hastalık ve ölümün olmadığı yönündeydi. 2016 yılında ortaya çıkan bu durum sonrası çiftlikte işler sarpa sardı. Bazı alacaklılar çiftliğe karşı haciz başlattı. Kısa süre içinde dev çiftlik harabeye döndü.

BAKANLIKTAN TEŞVİK ALDI

Muhasebeci Alkan ifadesinde, şahsi hesabına yatırılan paraları daha sonra şirketin hesabına aktardığını öne sürerek “Orhan Tatlı başından beri katılımcıları dolandırma amacıyla hareket etti” yönünde bilgi verdi. Ereğli Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşması 29 Ocak’ta görülecek davaya Maliye Hazinesi ile Tarım ve Orman Bakanlığı müdahil oldu. Şimdilerde atıl haldeki çiftliğin kurulumu sürecinde bakanlıktan da teşvik alındığı kaydediliyor. İki sanık hakkında hazırlanan iddianamede, 39’ar yıldan 140’ar yıla hapis istendi.

Konkordato ilan eden Temsa için Sabancı Holding hakkında ‘hileli iflas’ suçlaması

Okumaya devam et

Ekonomi

’14 milyon kişinin elektriği kesildi, vatandaş doğal gazı kapattı, tek odada soba yakıyor’

CHP’li Ahmet Akın, doğal gaz zamları sonrası vatandaşın ısınamadığını belirterek, insanların doğal gaz yakmak yerine soba kullanarak tek odaya sığındıklarını söyledi. “Doğal gaz fiyatları dünyanın her yerinde indi bizde zam geldi” dedi.

BOLD – Artan soğuklar nedeniyle tüketilen doğal gaz ve elektrik miktarı da arttı. Ancak zamlar nedeniyle vatandaş ısınmak ve daha az fatura ödemek için farklı yöntemlere başvurmaya başladı. Son 2 yılda doğal gaza gelen yüzde 60’ın üzerindeki zam nedeniyle vatandaş artık doğal gazı yakmak yerine tek odaya girip ısınmak ya da sobaya dönme yöntemlerine başvuruyor. CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, “Şu anda doğal gaz abonesi evlerin büyük kısmında insanlar doğal gazı kapatmış soba yakıyor. Faturaları ödeyemedikleri için elektriği gazı kesiliyor” dedi.

Geçen yıl ağustos ve eylül aylarında doğal gaza yapılan yüzde 14.9’arlık zamlarla birlikte 2019 yılında doğal gaza yapılan zam yüzde 30’u buldu. Avrupa İstatistik Kurumu Eurostat verilerine göre Türkiye’de nüfusun yüzde 20’si evinde yeterince ısınamıyor. Türkiye, hane içi ısınmada Avrupa ortalamasının gerisinde. Avrupa’daki 34 ülke ülke arasında Türkiye, 2017 verilerine göre, evini yeterince sıcak tutamayan ülkeler sıralamasında 6’ncı basamakta yer aldı.

TEK ODAYA SIĞINDILAR

Cumhuriyet’e konuşan CHP Balıkesir Milletvekili CHP Genel Başkan Başdanışmanı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu üyesi Ahmet Akın’a göre, 2002 yılında Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı yüzde 66 iken şu anda yüzde 77’ye çıktı, enerjide yüksek zamların yapılmasının ana nedeni de bu bağımlılık. Doğal gaz abonesi çoğu evde insanların sobayla tek odada ısındığını belirten Akın şunları söyledi:

14 MİLYON KİŞİNİN ELEKTRİĞİ EN AZ BİR KEZ KESİLDİ

2017 ile 2018 arasında 14 milyon 314 bin kişinin elektrikleri borcundan dolayı en az bir kez kesildi. Bu sayı şu anda daha fazla artmıştır. Millet perişan durumda. Yaklaşık 5 milyon kişinin de doğal gazı kesildi. Neden kesiliyor çünkü son 2 yılda bile yüzde 60’ı aşan zamlar yapıldı. Ama halkın geliri aynı oranda artmadı. Asgari ücretli bir ailede kira ve faturalar ödendikten sonra elde sadece 500 TL civarında para kalıyor. Bununla geçinmek mümkün değil. Şu anda doğalgaz abonesi olan evlerin büyük bir kısmında insanlar doğal gazı kapatmış soba yakıyor. Dolar 7 TL’ye çıktığında herkes fırsat bulup zamlar yaptı. Sonra dolar indi zamlar yerinde kaldı. Bu bir hırsızlıktır. Doğal gaz fiyatları dünyanın her yerinde indi bizde zam geldi. Dünya dinamiklerini uygulamaları gerekiyor. Artık yurttaş adına bakanlıklara sorduğumuz sorulara da artık yanıt alamıyoruz.

BÖYLE ÖZELLEŞTİRMENİN ADI PEŞKEŞTİR

Enerji alanında yaptıkları çalışmalarda en fazla eksikliğin özelleştirme alanında olduğunu söyleyen Akın şunları ifade etti:

“En çok özelleştirme alanında gördük. Özeleştirmeye karşı değiliz. Ama bu şekilde yapılan özelleştirmenin adı peşkeştir. 21 tane dağıtım şirketi özelleştirildi. 12.7 milyar dolar para aldılar. Bunu aldıklarında artık kayıp kaçak bitecek dediler, elektrik fiyatları ucuzlayacak dediler. Bu şirketler kâr edecek kazanç da ülkemize dönecek dediler. Ne dedilerse tam tersi oldu. Zamlar yapılıyor. Yurttaşın ödediği fatura artıyor. Şu anda Türkiye’deki elektrik üretimi ihtiyacın iki katı. Çünkü plansızlık var. Ülkede plansız bir enerji var. Denetimin ise d’si yok. Temiz enerjiye ve kendi kendine yeten enerjiye ulaşmak bir ütopya değil. Enerji kooperatifçiliği projemiz var. 10 tane kooperatif kurduk. Halk kendi enerjisini üretsin güneş panellerini kursun, 4 yıl içinde de yatırımınız geri dönüyor. Sonra hükümet kooperatfiçilği yönetmelikten çıkardı.”

Yandaş dağıtım şirketleri yakında para alıp gaz vermeyecekler

Okumaya devam et

Ekonomi

Konkordato ilan eden Temsa için Sabancı Holding hakkında ‘hileli iflas’ suçlaması

Avukat Leman Türkmenoğlu, konkordato ilan eden Temsa’ya ilişkin Sabancı Holding yetkilileri hakkında ‘hileli iflas’ iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

BOLD – Sabancı Holdingin başı, konkordato kararı alınan Temsa nedeniyle dertte… Avukat Leman Türkmenoğlu, Temsa’nın satıştan iki ay önce borca batık hale getirildiğini öne sürdü. Servetin yurt dışına çıkarıldığını iddia etti.

Evrensel’in haberine göre suç duyurusunda bulunan Türkmenoğlu, şunları dile getirdi:

“GECE GÜNDÜZ BU KONUYU ÇALIŞIYORUZ”

“Temsa, satış işleminden 3 gün önce ulaşım adına 37 milyon TL nakit kredi, iki gün önce de 5 milyon euro teminat mektubu kullandı. Şu anda holdingin en üst düzeyinde olan 44 kişi var yetkili olarak, hepsi hakkında hileli iflas gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulundum ve savcı ifadeye çağırdı Özetle yapılan işlemle; bankalardan kredi kullanarak ve ticari sözleşmeleri devrederek Temsa’yı borca batık hale getirdiler ve serveti yurt dışına çıkardılar. Gece gündüz bu konu üzerine yoğunlaşmış şekilde yazıyoruz, çalışıyoruz. Şu anda benim tek amacım var, bu operasyonda yasal ve hükumet nezdindeki hamlelerim ile Temsa’da yapılan usulsüz işlemleri iptal ettirmek. Temsa’yı yerli ve mili olarak yola devam ettirmek ve derhal üretime başlatmak.”

“BANKALARI ŞİMDİLİK AÇIKLAMIYORUM”

Avukat Leman Türkmenoğlu, hacze neden olan 12 banka olduğunu iddia etti ve bunların isimlerini şimdilik açıklamayacağını belirtti.

Türkmenoğlu şöyle devam etti: “Sabancı Holding grup şirketlerinden Temsa, True Value Capital Partners’a devredilmeden evvel iki ay içerisinde muhtelif bankalardan; 40 milyon avro ihracat kredisi, 5 milyon euro teminat mektubu, 37 milyon TL nakit kredi almış. Satıştan üç gün önce 30 milyon avro teminat mektubu, 5 milyon avro teminat mektubu alınırken ise satıştan iki gün önce de 1.8 milyon euro teminat mektubu, kredi ve teminat mektupları verilmiştir. Burada dikkat çeken en kritik konu, satış işleminden üç gün önce Temsa’nın ulaşım adına 37 milyon TL nakit kredi iki gün önce de 5 milyon euro teminat mektubu kullanılmış olmasıdır.”

BU İŞTE BİR GARİPLİK VAR…

Satış sürecindeki bir şirketin satıştan önceki 2 ay içerisinde bu kadar yüksek miktarlarda borçlandırılması şirket satın alma süreçlerine aykırı olduğunu vurgulayan Türkmenoğlu, “Due Diligence yapıldıktan sonra şirket borçlandırılamaz. Bu durumda sormak lazım Sabancı Holding Grup Şirketi Temsa Ulaşım üzerinden bankalardan çekilen bu kredilere ne oldu, bu teminat mektupları nereye verildi” dedi.

Hukuki ve cezai yargı süreci şu anda devam ettiğini dile getiren Türkmenoğlu, Temsa çalışanlarına, tedarikçilerine, üreticilerine tam desteğinin bu süreçte devam edeceğini dile getirdi.

Okumaya devam et

Popular