Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

“Kapalı görüşte camın arkasından bebeğimizi eşime gösterirken gardiyan ağlıyordu”

Tenkil Süreci’nde eşleri veya kendileri tutuklanan Hizmet Hareketi gönüllüsü kadınlar, cezaevi ve sonrasında yaşadıklarını sosyal medyada paylaşıyor. İşte acı dolu hikayelerden bazıları…

BOLD – Kimi ilk çocuğunu cezaevinde doğurdu, kimisi de çocuklarından ayrı düştü. Bazıları, babaları da cezaevinde olan evlatlarını bir de annesiz bırakmanın endişesiyle gün saydı. Cezaevine düşmeyecek kadar şanslı olanlar da tutsak olan sevdiklerinin hasretini anlattı. Aralarında nikahını cezaevinde kıyan, gardiyanları nikah şahidi yapan kadınlar da var. İşte acı dolu hikayelerini anlatarak takipçilerinden fon müziği tavsiyesi isteyen kadınların paylaşımlarından bazıları…

AİLE OLMAYI UNUTTUM

Eşi ve kendisi aynı anda tutuklanarak yalnız kalan kızının endişesiyle gün sayan Rana Ercan adlı kadın yaşadığı hasret dolu günlerini anlattı. Kızını ailesine emanet etmek zorunda kalan Rana Ercan’nın paylaşımı şöyle, ”Bir yıl tutuklu kaldım. Görüşüme 4 kere gelebildi ailem. Kızımı bir yılda 4 kez görebildim. Eşim 3 yıldan fazladır tutuklu. Aile olmak nasıl unuttum. Öncesi ve sonrasına buradaki karakter sayısı yetmez. Hangi fon müziğini bulursanız paylaşın.”

KELEPÇELİ VE YALNIZ DOĞUM

Merve adlı sosyal medya kullanıcısı, tutukluyken yaptığı doğum sonrasını anlattı. Yatağa kelepçeli, kıpırdayamaz halde iken ağlayan çocuğunu dahi kucağına verecek kimse yokmuş yanında. Merve o anısını şöyle anlattı, ” Yeni doğum yapmışım, odamıza çıkmışız. Kızım başlamış ciyak ciyak ağlamaya. Çocuğu kucağıma verecek kimse yok. Bende hareket edemiyorum. Hemşire hemşire diye bağırıyorum. Gece bilmem kaç. Arkasına hangi fon müziği koyarsanız koyun. Bu da böyle bir anı işte”

GARDİYAN AĞLIYORDU

Doğum nedeniyle eşiyle 2 ayda bir olan açık görüşü kaçırdığını anlatan Mavi Piremses adlı kullanıcı, çocuğunu kapalı görüşe götürdüğünde yaşadıklarını anlattı. Tutsaklara refakat eden gardiyanın da gözyaşlarını tutamadığını anlatan kadın hislerini şöyle dile getirdi: “Açık görüş günü yavrum doğduğu için görüşe gidemedim ama o zamanlar açık görüşler 2 ayda bir. Mektup, telefon yasak. Bir hafta sonra kapalı görüşe camın arkasından babasına göstermeye götürdüm yavrumu, eşimin arkasındaki gardiyan ağlıyordu. Hikayemde hangi fon müziğini çalarsanız çalın.”

17 GÜNLÜK BEBEK KİMLİĞİ YOK DİYE BABASINA GÖSTERİLMEDİ

AdEn kullanıcı adlı bir başka kadın da cezaevindeki eşine göstermek istediği bebeğinin kimliği olmadığı gerekçesiyle içeri alınmadığını anlattı. AdEn, görüşe gelen anne babasını da gözyaşlarına boğan o günü şöyle anlattı, ”3 aylık hamileyken girdi eşim cezaevine. 17 günlüktü bebeğim kapalı görüşe getirip babasıyla tanıştırmak istediğimde.Kimliği yok gerekçesiyle müsaade etmediler dedim eşime. O ağladı ben ağladım; Dışarıda torunlarıyla annem ve babam ağladı. Hangi fon müziğini koyarsanız koyun altına.”

GARDİYANLAR NİKAH ŞAHİDİM OLDU

Nikahını cezaevinde kıydığını anlattan Büşra adlı kullanıcının paylaşımı da şu şekilde, ”Nikah için aylarca uğraşmışım girişte rezil bir aramadan geçmişim ama 17 ayın sonunda ilk defa görüşüyoruz. Nikah şahidimiz gardiyanlar olmuş. Buna hangi fon müzik yakışırdı”

Tayyip Erdoğan’a ABD’de kaldığı otelde sıra dışı protesto!

Okumaya devam et
Reklamlar

Gündem

15 Temmuz’a dair kritik soru: Erdoğan, Mehmet Cengiz’in uçağıyla gece değil öğlen mi döndü?

Gazeteci Ahmet Nesin, bugünkü yazısında 15 Temmuz dava dosyalarına dayandırdığı iddialara göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, gece değil öğle saatlerinde İşadamı Mehmet Cengiz’in uçağıyla İstanbul’a döndüğünü ileri sürdü.

BOLD-15 Temmuz’un açıklanmayan en kritik noktalarından biri ise AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 15 dakika ile Muğla Dalaman’da kaldığı otelde suikastken son anda kurtulduğunu ifade etmişti. Gazeteci Ahmet Nesin, 15 Temmuz davalarına yönelik yürüttüğü araştırmalarda hayati öneme sahip bir iddiayı gündeme getirdi.

Erdoğan’a Suikast Davası dosyalarını inceleyen Nesin, “15 Temmuz gecesini araştırdığımız zaman en karmaşık bölüm Recep Tayyip Erdoğan’ın içinde bulunduğu durum olarak çıkıyor karşımıza. Ortalıkta 3 ayrı suikast timi var (Olasılık anlamında), ayrıca bir söylentiye göre uçağını kullanan pilot da Gülen ekibinden. Bütün bunlara karşın Erdoğan büyük kazadan sıyrık bile almadan kurtulanlar pozisyonunda.” diyor.

RESMİ KAYIT YOK SADECE 47 TANIK İFADESİ VAR

İddia edildiği gibi suikast timine ait helikopter kayıtlarının dosyada olmadığını vurgulayan Nesin, “Saat 24.30 civarında uçan 3 helikopter mahkeme kayıtlarına göre yok sayılsa da uçtuğuna ve ateş açtığına dair oldukça geniş tanık listesi mevcut. Şaka bir sayı değil bu söylediğim, tamı tamına 47 kişi o saatlerde helikopter gördüğünü ve kendilerine ateş açıldığını söylüyor.” dedi.

Mahkeme belgesi aşağıda:

“47 kişinin ifadesine karşın öyle bir mahkeme yanıtı var ki, şaşırmamak elde değil” diyen Nesin, “Biliyorsunuz, önceki yazıda söylemiştim, sanıkların istediği radar kayıtları bir türlü hava kuvvetlerinden gelmiyor, yerine MASE kayıtları geliyor ama işe yaramıyor. Bu arada Berat Albayrak da Erdoğan Facetime görüşmesini yaparken helikopterlerin kafalarının üstünde uçtuğunu belirtmişti.” sözlerini hatırlatıyor.

“İlk 3 helikopter konusunda ilginç bişey daha var” diyen Nesin, “O helikopterlerin kimin emriyle geldiği bilinmezken, içlerinde kimlerin olduğu bile bilinmiyor. Onun yerine 03.20’de Erdoğan’ı almak için giden Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş timi yargılanıyor.” dedi.

Konuya ilişkin Ahmet Nesin’in yazısı şöyle;

15 Ağustos 2016’de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı devreye girdi. Akıncı Üssü dosyası öne sürülerek, soruşturmanın selameti açısından Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ramazan Dinç, Dalaman Soruşturma Savcısı Çağlar Dilek’e hitaben Dalaman’daki haberlere yayın yasağı getirilmesini uygun buldu. İstihbarat teşkilatının da konuyla ilgilendiğini duyurdu.

Muğla Cumhuriyet Savcılığı soruşturmayı kendi imkânlarıyla devam ettireceğini Ankara’ya belirtse de 22 Eylül 2016’da Dalaman’dan dosyayı devretmesi istendi. Ankara, müzekkerelere de hiç cevap vermedi. Muğla Cumhuriyet Savcılığı, trafik kontrolörleri ve uçuş kulesi görevlisinin dosyasını 14 Kasım 2016’da üç savcının imzasıyla darbeye yönelik hukuki delil elde edilemediğinden tefrik etti.

Ondan sonra bu kişiler hakkında basit FETÖ üyeliğinden iddianame düzenlendi. Bugüne kadar Muğla’dan Ankara’ya defalarca soruşturmanın akıbetini içeren yazılar gitti. Fakat kalkışma gecesinin en önemli ayağındaki soruşturma tam olarak aydınlatılamadı.

Sönmezateş timinin yargılanması esasında olanaksızdı, çünkü Erdoğan CNN’de konuşmuştu ve artık Marmaris’te olmadığını darbeciler dahil herkes biliyordu. Ancak otele saldırı yapanların onlar olduğu söylendi ve en erken biten dava oldu, müebbet hapis cezaları aldılar. 15 Temmuz gününün bant kayıtları 17 Temmuz olarak yazıldı. Gökhan Şahin Sönmezateş timinin gelmesinden yaklaşık 3 saat öncesinde ve sonrasında yaşananlar 17 Temmuz’da yaşanmış gibi gösterildi. 15 Temmuz’da Dalaman Havalimanı civarında bekleyen üç helikopterle ilgili kayıtlar da 17 Temmuz’daymış gibi gösterildi.

Bu mahkeme kararı esasında hem Erdoğan’ı hem de Berat Albayrak’ı yalancı konumuna düşürdü, çünkü onlara göre suikasttan 15 dakika farkla kurtulmuşlardı. Buradaki en ilginç olay aynı gün gelen 3 işadamının uçağı, uçakların ikisiyle ne gelen var ne de dönen. Ancak Mehmet Cengiz’e ait uçak 14.07’de Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan kalkıyor ve 14.58’de Dalaman Havalimanı’na iniyor. Burada kısa bir süre kaldıktan sonra 15.21’de kalkarak Sabiha Gökçen’e dönüyor.

Bayram değil, seyran değil, niye geldin, niye döndün birader. İşte burada ben diyorum ki, eğer Erdoğan akşam uçağa binmiş olsaydı bunu kahramanlık olarak fotoğraflandırırdı. “Ben savaşa geliyorum” diye de hemen sosyal medyada yayardı. Bence Erdoğan tek başına Mehmet Cengiz’in uçağıyla öğlen terk etti Marmaris’i. Ayrıca halka kahraman olduğunu anlatmayı seven Erdoğan’ın Atatürk havalimanına gelişinin de fotoğrafının ve çekiminin olmaması ilginç değil mi!..

Eski AKP’li Yeneroğlu: İslamcı hareketlerin içinden bir tane Ahmet Altan çıkmadı

Okumaya devam et

Gündem

Devlet korumasındaydı; kız çocuğuna sokak ortasında silahlı saldırı

Antalya’nın Manavgat ilçesinde Çocuk Esirgeme Kurumunda kalan R.A. adlı 16 yaşındaki kız çocuğu, yol kenarında başından ve karnından silahla vurulmuş halde bulundu.

BOLD- Olay Manavgat’ın Sarılar Mahallesinde dün gece yarısı meydana geldi. Silah sesi duyan mahalleli jandarmaya haber verdi. İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri bölgede araştırma başlattı. Çalışmalar sırasında, jandarma ekipleri yol kenarında yaralı bir kız çocuğu buldu. Silahla başından ve karnından vurularak ağır yaralı kız çocuğu Manavgat Devlet Hastanesi’ne götürülerek tedaviye alındı.

ÇOCUK ESİRGEME KURUMUNDA KALIYOR

Hayati tehlikesi devam eden yaralı kızın 16 yaşındaki Antalya Çocuk Esirgeme Kurumunda kalan R.A. olduğu belirlendi. Kız çocuğunu vuran saldırganların yakalanması için jandarma ekiplerince çalışma başlatıldı.

Ziraat’in ortak olduğu simitçiden Erdoğan’ın avukatı çıktı

Okumaya devam et

Gündem

Aziz Sancar Şehir Üniversitesi’nden istifa etti: Hocam çarşı karıştı, ayrıl

Şehir Üniversitesi

Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan Prof. Dr. Aziz Sancar, son günlerde tartışma konusu olan Şehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyeliğinden istifa etti.

BOLD – Sözcü gazetesi yazarı Serpil Yılmaz, 2015 yılı Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan Aziz Sancar’ın mal varlığına haciz konan Şehir Üniversitesi’nin Mütevelli Heyeti üyeliğinden istifa ettiğini bugünkü köşesinden duyurdu.

Yılmaz, avukatı yoluyla istifa eden Sancar’ın “Şehir Üniversitesi’nin nerede olduğunu bile bilmiyorum. Sayın Ahmet Davutoğlu’nun isteğiyle mütevelli heyetine katılmayı 2016’da kabul ettim” açıklamasını yaptığını dile getirdi.

Yılmaz köşesinde şu ifadeleri kullandı:

“Sancar, Şehir Üniversitesi’nden istifasını ‘Son yılda sorunlar çıkınca istifa ettim, hem yazılı olarak ve hem de avukatım vasıtasıyla…’ cümlesi ile açıklıyor.

Son yıldan hangi yılı kastettiği anlaşılmıyor……

2019 yılı itibarıyla Davutoğlu’nun AKP’den ayrılması; 2015-2016 itibarıyla üniversitenin ekonomik ve idari yapısında yaşanan krizler, kritik eşiklerdi.

ÇARŞI KARIŞTI, AYRIL

Ya da etkili biri Sancar’ı arayıp ‘Hocam ne işin var orada. Çarşı karıştı, ayrıl’ telkininde bulundu.”

Mesut Özil’den Doğu Türkistan isyanı: “Müslüman ülkeler nerede?”

Okumaya devam et

Popular