Bizimle iletişime geçiniz

Politika

AKP, istifa ettirilen il başkanlarını yeni partiye kaptırmamak için yeni görev verecek

AKP, istifa ettirdiği il başkanlarını partide tutmak için formül arıyor. Görevden alınan il başkanlarının Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın kuracakları partilere katılmaması için yeni görev verecek.

BOLD – Son seçimlerde güç kaybeden AKP, 2023 yılında yapılacak seçimlere teşkilatları hazırlamak için başarılı bulunmayan il başkanlarını istifa ettirme yoluna giderken, istifa sayısının 25’i bulacağı belirtiliyor. İstifa eden il başkanlarının küserek ekibiyle birlikte yeni partilere gitmesinin önlenmesi için de “yeni görev verilmesi” stratejisi uygulanacak.

Cumhuriyet’in haberine göre, önceki kongrelerde ilçe başkanlarıyla uyumlu çalışamayan, başarılı bulunmayan ve seçmenin memnun olmadığı il başkanlarını istifa ettirme yoluna giden AKP, bu kongre sürecinde daha fazla sayıda il başkanını istifa ettirmeyi planlıyor. Şu ana kadar 8 il başkanı AKP Genel Merkezinin isteği ile istifa ederken, önümüzdeki iki hafta boyunca istifaların süreceği belirtiliyor. İstifa edecek il başkanı sayısının 25’i bulacağını kaydeden bir AKP yöneticisi, “Siyasi Partiler Yasası’na göre önce ilçe sonra da il kongresi yapılıyor. Ancak il başkanının uyumlu çalışabileceği ilçe başkanlarını belirleyebilmesi lazım. İl başkanlarını önceden istifa ettirerek ve yerine eğer olağanüstü bir gelişme olmazsa kongrede seçilecek il başkanını atayarak birlikte çalışacağı ilçe yönetimlerini dizayn etmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

KÜSMESİNLER DİYE KOLTUK AYARLANIYOR

AKP yönetimi, istifa eden il başkanlarının küsüp Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun kuracağı partiler başta olmak üzere başka bir siyasi adres aramaması için de önlem alıyor. AKP yöneticileri, “Başka partilere giderler mi gitmezler mi, bizim öyle bir derdimiz yok. Onların hepsi kontrolümüz altında. Genel merkezde koordinatörlük ya da teşkilatta birtakım görevlere getirmeyi düşünüyoruz” diye konuştu. İl başkanlarının istifasının istenmesinde seçimde başarısız olunması gibi bir kriter olmadığını kaydeden parti yöneticileri şu görüşleri dile getirdi: “Zaten bırakmak isteyenler var, görev süresini doldurmuş, uzun süredir il başkanlığı yapanlar var. Seçimi kaybetmenin faturasını teşkilatlara yüklemiyoruz. Tüm değerlendirmelerden sonra il başkanlığında kalmasında yarar görülmeyenlerin istifası isteniyor.”

DELEGELERDEN AİDAT

Parti yönetimi, teşkilatlardaki umutsuzluğun ortadan kaldırılması, heyecan ve canlılık kazandırması için daha önce göstermelik olarak yapılan delege seçimine 10 milyona yakın parti üyesinin tamamının katılımının sağlanması planlanıyor. Partiyle bağının güçlendirilmesi için üyelerin yanı sıra 40 bine yakın delegeden de bir defaya mahsus aidat alınması düşünülüyor.

İlhan Kesici: Kılıçdaroğlu’ndan habersiz Saray’ı ziyaret adi ve alçaltıcı

Politika

Doğu Perinçek bile Tayyip Erdoğan’dan umudu kesti

Tayyip Erdoğan’a her fırsatta desteğini açıklayan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek net konuştu: “Türkiye artık böyle gitmez denilen bir noktaya geldi.”

BOLD – Orhan Sarıkaya’nın Youtube programına katılan Doğu Perinçek, ekonominin kötü durumda olduğunu vurguladı. Türkiye’n in her yıl katlanarak artan dış borcuna dikkat çekti.

Perinçek, “Türkiye’nin 500 milyar dolara yaklaşan bir dış borcu var. Ve her yıl ciddi bir dış ticaret açığı, ödemeler açığı var. Ve dış borç da bu yüzden büyüyor. İflas noktasına geldi. Üzerine koronavirüs bizi zor durumlarla karşı karşıya bıraktı. İşsizlik artıyor. Biz Türkiye’nin buradan üretim devrimiyle çıkacağı kanısındayız” diye konuştu.

Sarıkaya, Perinçek’e “Cumhur İttifakı içerisinde yer alma ihtimaliniz var mı?” sorusunu da yöneltti. Perinçek bu soruya “Biz destekçi olmayız ama Türkiye’yi yönetmekte sorumlulukları paylaşırız. Biz destekçi bir parti değiliz. Biz Türkiye’yi yönetmek için kurulmuş bir partiyiz ve şimdi Türkiye artık bu şekilde devam edemeyeceği böyle gitmez denilen bir noktaya geldi” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Politika

Türkiye pandemi döneminde kayyum, gözaltı ve işkencede 90’lı yıllara döndü

HDP’nin açıkladığı ‘Salgın Döneminde Kürt Düşmanlığı’ adlı rapora göre, 3,5 ayda Kürt halkı ve siyasi partilere yönelik kayyum, işkence ve gözaltılarda patlama yaşandı.

BOLD – Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetimi, yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgın dönemini kapsayan, ‘Salgın Döneminde Kürt Düşmanlığı’ adlı bir rapor hazırladı. HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede ile HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu tarafından açıklanan raporda, “kayyum, gözaltı ve işkence vakalarında artış gözlemlendiği” kaydedildi.

HALKA VE PARTİLERE BÜYÜK BASKI

Kürt seçmene hitap eden partilere ve Kürt halkına yönelik saldırıların arttığının ifade edildiği raporda, halkın sağlık, eğitim ve tarım olmak üzere birçok alanda büyük baskılara ve ötekileştirici uygulamalara maruz kaldığı belirtildi.

14 BELEDİYEYE KAYYUM ATANDI

Raporun açıklandığı HDP Genel Merkezi’ndeki toplantıda konuşan Kerestecioğlu, salgının başlangıcıyla HDP belediyelerinin tedbirler açısından hızlıca harekete geçtiğini fakat iktidarın hedefi olmaktan kurtulamadıklarını ifade etti. Rapora göre pandemi döneminde 14 HDP belediyesine kayyum atandı.

HÜKUMET PANDEMİ TEDBİRLERİNİ DE ENGELLEDİ

Kerestecioğlu, AKP iktidarına yakın basın organlarının, pandemi sürecinde HDP’nin başlattığı ‘Kardeş Aile Kampanyası’ projesini hedef gösterdiği ve hükumetinde projeyi engellemeye çalıştığını vurguladı.

PANDEMİDE 84 İŞKENCE VAKASI KAYDEDİLDİ

Raporda öne çıkan veriler şöyle, ”Salgının en yoğun yaşandığı 3,5 ayda en az 84 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kaldı. 387 kişi gözaltına alındı, 93 kişi tutuklandı. HPG’Li Agit İpek’in cenazesi Adli Tıp’tan ailesine kargo ile gönderildi. Çatışmalarda hayatını kaybedenlerin mezarlıkları parçalandı, en az 13 mezarlık defalarca tahrip edildi, 282 cenazenin kaldırıma gömüldüğü ortaya çıktı. Cezaevlerinde maske, sıcak su, gıda, hijyen malzemelerine ulaşılamadı, başta politik mapuslar olmak üzere yüzbinlerce mahpus cezaevlerinde ölüme terk edildi.

70 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ

En az 70 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Kürt ve göçmen kadınların sağlık hizmetlerinden yararlanması pandemi döneminde çok daha zorlaştı. 3 ayda gönderilen 93 fezlekenin 84’ü HDP’li milletvekilleri için hazırlandı.
90’lı yıllarda uygulanan politikalar iktidar tarafından tekrar edildi. Federe Kürdistan Bölgesi’nde sivillerin yerleşim yerleri bombalandı, sadece 10 günde 9 sivil hayatını kaybetti. Engelliler, mülteciler, anadili Türkçe olmayanlar uzaktan eğitime erişim sorunu yaşadı. Diyarbakır’da EBA’ya giriş yapan öğrencilerin oranı yüzde 20’yi geçmedi. 6 çocuk/genç Kürt illerinde ya da Kürt kimliği nedeniyle hayatını kaybetti.

İzmir’de ilk çoklu baro başvurusu AKP’li eski vekilden geldi

Okumaya devam et

Politika

Gergerlioğlu: 15 Temmuz gecesi yapılan pazarlıklar bilinmiyor

15 Temmuz’un lanetli bir gece olduğunu söyleyen Ömer Faruk Gergerlioğlu, o gece ne tür pazarlıklar yapıldığının bilinmediğini ve aydınlatılmayan çok nokta olduğunu söyledi.

BOLD – OHAL döneminde yayınlanan KHK’lar ile ihraç edilen isimler arasında yer alan HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu Artı TV’de yayınlanan Gün Başlıyor programında Nazım Alpman’ın konuğu oldu. 15 Temmuz’dan sonra yaşananların aydınlatılamadığına dikkat çeken Gergerlioğlu, darbe gecesi yapılan pazarlıkların bilinmediğini söyledi. İlan edilen OHAL ile birlikte binlere insanın mağdur olduğunu söyleyen Gergerlioğlu, “Bir gece darbe yapılmaya çalışıldı, ama darbenin devamı dört yıl sürdü” dedi. 15 Temmuz gününe ait HTS kayıtlarının ortaya çıkarılmadığını ve darbenin yeterince araştırılmadığını vurgulayan Gergerlioğlu’nun değerlendirmeleri:

“DARBEDEN EN ÇOK ZARAR GÖREN DEMOKRATLAR VE HUKUKA İNANANLAR OLDU”
  • 15 Temmuz 2016 gecesi lanetli bir geceydi. Sonrasında da yüz binlerce kişinin mağdur olduğu bir geceydi. Demokrasi ve hukukun sadece o gece değil, daha öncesinden ayaklar altına alındığı, darbe mekaniğinin başlatıldığı bir dönemi yaşıyorduk. İktidar ve kol kola girdiği ilişkiler ve gelişen gerginlikler 15 Temmuz’u getirdi. 15 Temmuz’da hukuk ve demokrasiye yönelik darbe sesi vardı. Bizler iktidarı eleştirsek de iktidarın askeri yollarla düşürülmesine ilk andan itibaren karşı çıktık ve darbeyi lanetledik. Sonrasında ise darbeden en çok zarar görenler demokratlar, hukuka inanalar oldu.
“AYDINLATILMAYAN ÇOK NOKTA VAR”
  • 15 Temmuz 2016’da bir darbe girişimi yapıldı, ama darbenin karanlıkta kalan yönleri oldu. Cuma günü saat 14:00 ile 20:00 arasındaki HTS kayıtları ortada yok ve aydınlatılamayan çok nokta var. Kamuoyu vicdanı rahat değil, ne gibi pazarlıklar o aşamada yapıldı bilen yok; ama önemli şüpheler ve iddialar var. İlan edilen OHAL ve sonrası ise bir başka darbe dönemini yaşattı. 15 Temmuz’da bir darbe girişimi yaşandı, 20 Temmuz’da ise bir başka darbe yapıldı. OHAL ile beli kırık olan demokrasi yere serildi. Zorbaca uygulamalar yapan iktidarın niyetinin ne olduğu ortaya çıktı. Darbe tartışması üstünde kendi iktidarını sağlamlaştırmaya çalışan bir iktidarın olduğunu son dört yılda görmüş olduk. İktidar her kendisini eleştireni ‘vatan haini, darbeci’ diye niteledi. Hukuk ayaklar altına alındı. Hukuku ayaklar altına alanlar cezalandırılmalıydı, ama bu hukuksuz bir biçimde yapıldık. Anayasaya aykırı olan KHK’lar ile kurumlar kapatıldı, insanlar ihraç edildi ve çaresiz bırakıldı.
‘BİR GECE DARBE YAPILMAYA ÇALIŞILDI, DEVAMI 4 YIL SÜRDÜ’
  • HDP’nin kazandığı belediyelerden sadece 10 belediye kaldı. Kimi kamudan ihraç edildiği için mazbatası elinden alındı kimine kayyum atandı. Toplumun her kesimine yönelik hukuksuzluk furyası başladı. Ellerine büyük bir gerekçe ve Allah’ın lütfu geçmişti. Bunu da gülerek dile getirmişlerdi. Bir gece darbe yapılmaya çalışıldı, ama darbenin devamı dört yıl sürdü.

“İNSANLARIN CEZAEVLERİNE İSTİFLENDİĞİNİ GÖRDÜK”

Türkiye tarihinin en büyük beyin göçünün yaşandığı zamanları yaşadık. Akademi de ihraçlar ile iktidarın denetimindeki kuruma dönüştü. Üniversiteler üniversite olmaktan çıktı. Hukuk fakültesine veteriner dekanlar atanmaya başlandı. Bilim üretimi yüzde 30 oranında düşüş gösterdi. Sadece OHAL mağdurları ve yakınları kaybetmedi, bütün bir toplum kaybetti. Toplumda önemli bir depremin yaşandığını görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti tarihin en büyük cezaevi doluluk oranları bu dönemlerde gördük. Türkiye’de 120 bin kişilik kapasite olmasına rağmen, 300 bin kişinin cezaevlerine doldurulduğunu gördük. İnsanların cezaevlerine istiflendiğini gördük.

“KENDİ MAHALENİZDEN ÇIKIN”

Tüm topluma ‘İktidarın hukuksuz uygulamalarına karşı bir araya gelelim’ diyoruz. Bunlar KHK Platformları kurduk ve her kesimden insanların katıldığı platformlar oldu. Bizler bir demokrasi mücadelesi veriyoruz ve herkese ‘Kendi mahallelerinizden çıkın’ diyoruz. Bunların yapılması ile bu karanlık günlerin geçeceğine inanıyoruz. Bizim çağrımız bir demokrasi çağrısıdır, ön yargıları bırakıp birbirimize temas etmeliyiz diyoruz. İstikbale yönelik umutsuz bakmıyoruz ve umut doluyuz.”

Okumaya devam et

Popular