Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Kılıçdaroğlu: 847 bin kişi 1000 liranın altında maaş alıyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarını israf konusunda uyardı. “800 binden fazla kişi bin liranın altında aylık kalıyor” ifadelerini kullandı.

BOLD İzmir’de CHP’li Belediye Başkanları Toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, 1000 liranın altında emekli aylığı alanlarla ilgili konuştu. 1000 liranın altında maaş alanların sayısının 847 bin 643 kişi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Bin liranın emekli aylığı alan var mı yok mu tartışması çıktı. Rakam verdim, 847 bin 643 kişi. Dediler ki böyle bir şey yok. Bakın değerli arkadaşlarım, bu Sosyal Güvenlik Kurumunun Eylül 2019 tarihli istatistik tablosu. Ben doğruları söyledikçe onlar yalanla halkı kandırmaya çalışıyorlar”

CHP’li belediyeleri israftan kaçınmaları konusunda uyaran Kılıçdaroğlu, “İsraf haramdır diyoruz. 82 milyon da israf haramdır diyor. Ama siz israftan da özellikle kaçınarak bir belediyenin hakkıyla hukukuyla adaletle nasıl yönetileceğini bütün ülkeye gösterdiniz. Bu açıdan da hepinize teşekkür ediyorum. Güveni tetikleyen ana unsur israftan ve şatafattan kaçınmaktır. Bunlardan kaçındığınızda sokakta rahat yürüyeceksiniz” dedi.

CEPLERİ İÇİN ÇALIŞTILAR

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin israfı kestiğini, İstanbul’da 30 bin dar gelirli yoksul öğrenciye yardım verileceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “İsrafı önlüyoruz, tasarrufları halk için kullanıyoruz. Hangi gazeteleri hangi televizyonları olursa olsun. Gerçeğin önünde engel duramaz. Gerçek acıdır ama değişmez. 800 bin kişi 1000 liranın altında emekli aylığı alıyor. 17 yıldır bu ülkeyi yönetenler ne hale getirdiler. Cepleri için çalıştılar. Yakınları dünürleri için. Biz kim için çalışıyoruz? Vatandaş için.

TEK GÜVENCE DEMOKRASİ

Tek güvencenin demokrasi olduğunu, yatırımcının demokrasi durumunda geleceğini belirten Kılıçdaroğlu, “Geldiğimiz noktada yargı bağımsızlığı olmadığı için adalet duygusu büyük ölçüde zedelendiği için. Parası olduğu için savcının iddianame bile düzenlemediği bir süreci yaşıyoruz. Bu süreç içerisinde hepimizin savunması gereken hukukun üstünlüğü adalet ve demokrasi” ifadelerini kullandı.

KEŞKE MAHKEMEYE VERSE…

Tank Palet fabrikasıyla ilgili iddialarını tekrarlayan Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “Keşke bu konuda da mahkemeye verse de derdimizi mahkemeye anlatsak ama mahkemeler de onun emrinde, biliyorum” dedi.

ADALETİ UNUTTULAR, CEPLERİNİ UNUTMADILAR

AKP’nin adalet kavramının ne olduğunu unuttuğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, “Ama ceplerini unutmadılar. Siz belediye başkanlarından adaleti unutmamanızı istiyorum” şeklinde konuştu.

Gizlice Erdoğan’ı Saray’da ziyaret ettiği iddia edilen iki isim cevap verdi

Politika

Meral Akşener CHP il başkanını öldürten Ömer Ay’ı Nevşehir il başkanı yaptı

CHP Nevşehir İl Başkanı avukat Zeki Tekiner’in katillerini cinayete azmettiren ve bu suçtan hüküm giyen aynı Ömer Ay, CHP’nin ittifak ortağı İyi Parti’nin Nevşehir İl Başkanı seçildi.

BOLD – Bu yazı, 17 Haziran 1980’de öldürülen avukat ve CHP Nevşehir İl Başkanı Mehmet Zeki Tekiner’in kızı Aylin Tekiner tarafından, Tekiner ailesi adına kaleme alındı ve bianet’te yayınlandı:

Kırk yıl önce bugün…

17 Haziran 1980’de Nevşehir’de bir bakkal dükkanında iki cinayet işlendi. Mehmet Onur Miman ve Uğur Coşkun isimli iki ülkücü, CHP Nevşehir İl Başkanı avukat Zeki Tekiner’i ve bakkal dükkânı sahibi Yavuz Yükselbaba’yı öldürdüler. Babamı öldürmeleri için ülkücü Ömer Ay tarafından işe koşulan bu iki tetikçinin işlediği cinayetler, Yükselbaba’nın biri 9 diğeri 15 yaşındaki iki yeğeninin gözleri önünde işlendi ve iki aileden 7 çocuğu babasız bıraktı.

Katiller, cinayeti seyreden insan güruhunun duymazdan geldiği bu iki çocuğun feryadı arasında cadde boyu salınarak cinayet mahallinden uzaklaştılar. Dükkânın içinde duyduğu mermi seslerini balon patlaması sanacak kadar küçük olan 9 yaşındaki Mustafa, sıkıyönetim mahkemelerinde yıllar sürecek bir tanıklık görevini üstlenerek erken büyüdü.

1980’de genel merkezi Nevşehir’de kurulan, genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve ikinci başkanı Abdullah Çatlı olan Ülkü Yolu Derneği’nin İç Anadolu Eğitim Sorumlusu Ömer Ay, bizzat azmettirdiği Tekiner cinayetinin tetikçilerini, cinayetten sonra şehir merkezinde kaldıkları evde koruyup kolladı (polis katillerin yaşadığı bu eve hiç uğramadı), cinayet için kendi temin ettiği silahları imha etti, 4 günün ardından katilleri önce Hacıbektaş’ın bir köyüne oradan da Kayseri’ye kaçırdı.

Öldürülen Zeki Tekiner

Aradan 40 yıl geçti.

CHP Nevşehir İl Başkanı avukat Zeki Tekiner’in katillerini cinayete azmettiren ve bu suçtan hüküm giyen aynı Ömer Ay, 40 yıl sonra, 5 Temmuz 2020 tarihinde CHP’nin ittifak ortağı İyi Parti’nin Nevşehir İl Başkanı seçildi.

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener pandemi nedeniyle ara verdiği il gezilerinin başlangıç startını 5 Ağustos 2020’de Nevşehir’den verdi. İyi Parti’nin siyasi tabanı için sembol değeri taşıyan Abdullah Çatlı, Ömer Ay gibi ülkücülerin memleketi olan Nevşehir’de partililerine seslendiği konuşmasını sonlandırırken yeni il başkanını “O benim Ömer ağabeyimdir” diyerek selamladı ve geçmişe dair ülkü birliklerini ve gönüldaşlıklarını bir kez de kameralar önünde somutlaştırmış oldu.

Siyasi bir cinayetin faillerinden olan bu şahsın bugünün siyaset arenasına fütursuzca kabulünde devlet mekanizmasının ve kolektif sessizliğin yanı sıra CHP’nin takındığı tutum da politik, etik ve vicdani bakımdan sorgulanmaya muhtaçtır. Bu nedenle ailem adına cevaplanmasını elzem bulduğum birkaç soruyu sormak isterim.

1951 yılında CHP’ye kaydolmuş, Kurucu Meclis Nevşehir İl Temsilcisi bir hukukçu olarak 1961 Anayasası’nın hazırlanmasına katkı sunmuş, 15. Dönem CHP Nevşehir milletvekilliği yapmış, ülkücülerin ölüm listelerindeki ilk isim olmasına ve önceki tarihli bir suikast girişiminden şans eseri sağ kurtulmasına rağmen ideallerinden ve partisinden vazgeçmemiş ve katledildiği güne kadar CHP Nevşehir İl Başkanlığı görevine devam etmiş bir parti sevdalısının siyasi kimliği bugün CHP için ne ifade etmektedir?

CHP Nevşehir Eski İl Başkanı’nın katillerini cinayete azmettiren ve bu suçtan hüküm giyen Ömer Ay’ın, ittifakta olduğu İyi Parti’nin Nevşehir İl Başkanı seçilmesine CHP neden kayıtsız kaldı?

Ömer Ay’ın İyi Parti İl Başkanlığı adaylığına ve akabinde de seçilmesine CHP’den herhangi bir tepki gelmediği gibi, seçildiği kongreye CHP Nevşehir İl Örgütü yüksek katılımla iştirak etti ve en ön sıradan basına fotoğraf verdi. Celladıyla siyaset yapmakta beis görmeyen bir siyasi yapının üreteceği siyasete dair ne söylenebilir?

“Siyasi nezaket’’i harfiyen uygulayan CHP İl Örgütü kuvvetle muhtemeldir ki ilerleyen günlerde Ömer Ay’ın makamına yüksek katılımlı bir tebrik ziyaretinde de bulunacaktır. Ömer Ay da İyi Parti Nevşehir İl Başkanı titriyle iade-i ziyarette bulunduğu taktirde 40 yıl önce katledilen İl Başkanı’nın duvarda asılı resmi önünde de basına fotoğraf verecek kadar ileri gidilecek midir?

İttifak ortaklığına zeval gelmesin diyen genel merkez siyasetine kurnazca yaslanmak öyle görünüyor ki yerel siyasetçileri görevlerine memur etmiş ve onları mensubu oldukları partinin yakın tarihine yabancılaştırmıştır. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na aile olarak yazdığımız ve bugüne kadar cevapsız bırakılan mektupta da belirttiğimiz gibi “Geçmişe ait değerleri ve kendi partisinin il düzeyindeki yakın tarihini yapılan onca anma etkinliklerine rağmen unutmanın ya da görmezden gelmenin ve çok temel insani, siyasi ve ahlaki bir hassasiyeti yitirmiş olmanın geri dönüşü olmayan bir çürümenin işareti olduğu düşüncesindeyiz.

Tarihsel kıymeti olan, sembol değeri taşıyan bu türden hadiselere dair takınılacak etik ve etkin tavrın kendi yağıyla kavrulan il örgütlerinin inisiyatifiyle sınırlanmamasından yanayız.’’ Geçen onca haftanın ardından Nevşehir’deki bu yanlış denklemden haberdar olup da sessizliğini koruyan Genel Merkez yönetimini ciddiyete davet ediyoruz. Aile olarak sormakta kendimizde hak gördüğümüz “İttifak ortaklığında her yol mubah mıdır?’’ sorusuna yanıt aramada da Cumhuriyet Halk Partisi’ni genel merkez düzeyinde özeleştiriye çağırıyoruz.

12 Eylül’e giden süreci besleyen bu sistemli cinayetler insanlığa karşı işlenmiş suçtur. Bu suçların failleri hakikati eksiksiz bir şekilde anlatana, adil bir yargılama sonucu fiillerinin cezasını olması gerektiği gibi çekene, mağdurlar ve toplum ile yüzleşene, onlardan özür dileyene ve pişmanlıklarını dile getirene kadar toplumsal ve siyasal düzen içinde normalleşemezler (ki tüm bu adımlar izlense dahi yaşam hakkının kutsallığına istinaden yüzleşme süreci tam anlamıyla tamamlanamaz).

Bu yıl babam ve Yavuz Yükselbaba için düzenlediğimiz 40. Yıl Anma programında sevgili Arat Dink’in de dediği gibi “Bizler unutmak için hatırlıyoruz ve ancak herkes hatırlarsa biz unutacağız”. Bu ülkenin bellek taşları olan canlarımızın isimlerini yaşatmak ve bu cinayetlerin arkasındaki hakikati ortaya çıkarana kadar da katillerin ve faillerin isimlerini unutturmamak gelecek kuşaklara bizden aktarılacak mirastır. Siz de unutmayın.

Okumaya devam et

Politika

Babacan: Sorunları üç ayda çözecek ekibimiz var

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, AKP hükumeti ve ekonomi politikasını eleştirdi. “Kimse suçluyu başka yerde aramasın, Türkiye şu an kötü yönetiliyor. Hükumet değişikliği olmadan Türkiye’nin sorunlarının çözülmesi mümkün değil” dedi.

BOLD – Babacan, Tayyip Erdoğan’ın ‘ekonomi uçuşta’ ifadesine, “Halkımız en önemli sorun ‘ekonomi’ diyor, hükumet ekonomimiz uçuyor diyor. Böyle bir şey olamaz; bu ancak güvensizliği çoğaltır” sözleriyle tepki gösterdi.

Resim

Fox TV’de Çalar Saat programında konuşan Babacan, Erdoğan’ın yönetim kurulu başkanı olduğu Varlık Fonunun gelecek nesillere 60 milyar dolar borç bıraktığını söyledi.  Babacan, “Varlık fonu uygulamasına zamanında da şiddetle karşı çıktık. Yazık günah değil mi?” ifadesini kullandı. Babacan, “Hükûmet işten çıkarmayı yasaklayarak, TÜİK’in istatistikleri olduğundan daha güzel göstermesini sağladı. Memleketin bu kadar yakıcı sorunu varken siyasi gündem, içi boş tartışmalarla dolu. Şöyle bir haberlere baktığınızda, bu ülkenin problemleri için hangi çözüm üretiliyor göremiyorum” dedi.

Babacan’ın açıklamalarından önemli başlıklar şöyle:

TÜRKİYE’NİN BİR NUMARALI PROBLEMİ EKONOMİ

“Türkiye’nin bir numaralı problemi ekonomi. Tüm anketlerde, vatandaşımız “Bir numaralı sorunum ekonomi” diyor. Fakat tüm açıklamalar ekonominin iyiye gittiği yönünde. Hükümet hastalığı kabul etmiyor. Öncelikle teşhisi koymak lazım.

Son bir yılda toplam istihdam 2 milyon 600 bin kişi düşmüş. Gençlerde işsizlik %25 civarında. Artık iş aramaktan vazgeçmiş insanlar var. Ülkeye yatırım lazım. Türkiye’nin kalkınmasının tek yolu yatırım, üretim ve ihracat.

MERKEZ’İN REZERVLERİ PANDEMİDEN ÖNCE TÜKETİLMİŞTİ

Pandemiden önce Türkiye, kendi eliyle çıkardığı bir ekonomik krizin içine zaten düşmüştü. Merkez Bankası rezervleri zaten pandemiden önce tüketilmişti.

Niye insanlarımız fakirleşiyor, niye gençlerimiz iş bulamıyor? Kadınlarımız neden iş aramaktan vazgeçiyor? Kadınların işgücüne katılma oranı hızla düşüyor. Sorunlar büyük ama çözümler de bir o kadar kolay. Biz sadece eleştirmiyoruz. Çözüm için, tedavi için ne gerekiyorsa onu da öneriyoruz.

Tecrübeli ve işi bilen bir ekip olarak reçete hazırlıyoruz, paylaşıyoruz.  Türkiye çaresiz değil. Dürüst ve ehil kadrolar, akıl, bilim, istişare Türkiye’yi yeniden ayağa kaldırır.

KRİZİ 3 AYDA ÇÖZERİZ

Başta kamu bankaları olmak üzere tüm bankaları, fayda ve risk analizlerine dayanmadan, piyasa gerçeklerinden uzak parametrelerle kredi vermeye zorlamaktan derhal vazgeçilmeli.

Uluslararası tecrübesi olan bir ekonomi ekibi yalnızca DEVA Partisi’nde var. Bu ekonomik reçeteyi hazırlayan ekip, dünyanın herhangi bir yerindeki krizi çözmeye gitse 3 ayda tüm sorunları çözer.”

CHP’de yeni MYK belli oldu: Genel Sekreter Selin Sayek Böke oldu

Okumaya devam et

Politika

ABD bölgeden çekilirken Türkiye’yi jandarma yapıyor ama bir koyup üç alma hayal

Amerika Türkiye’yi bölgenin jandarması göreviyle oyalıyor. Türkiye’yi bölgede bırakarak Rusya’nın güçlenmesinin önüne geçmeyi planlıyor, aksi halde bölgede sadece Türkiye, İran ve Rusya olsaydı, kimse Türkiye’yi oyunun köşesine oturtmazdı.

BOLD – ABD’deki seçimle Ortadoğu’daki gelişmelerin değişeceğini belirten HDP Dış İlişkiler Komisyonu Eş Sözcüsü Hişyar Özsoy, “Türkiye’nin Suriye’de ve Irak’ta üsler kurması tamamen ittihatçı maceradır. Bu politikaların hem AKP’ye hem de Türkiye’ye ağır faturaları olacaktır” dedi.

Mezopotamya Ajansı’na konuşan Özsoy, Amerika’da yapılacak olan genel seçimlerle başta Suriye ve Libya olmak üzere Ortadoğu’da birçok şeyin değişeceğini söyledi. Özsoy, “Belki çok köklü alt üst değişikler olmayacak. Ama kesinlikle Erdoğan’ın lehine değişikler olmayacak” dedi.

ABD’deki seçimlerle beraber birçok seçeneğin gelişeceğine işaret eden Özsoy, seçimi ABD eski Başkan Yardımcısı Joe Biden’in kazanması durumunda Kürtler lehine birçok olumlu sonuçların doğacağını kaydetti. Özsoy, “ABD Başkanı Donald John Trump’ın gidişi durumda hem Türkiye’ye hem de Erdoğan’a yaptırımlar gündeme gelebilir. Belki de Suriye’de asker varlıklarını güçlendirebilirler. Bir sürü seçenek gündeme gelecek. Tabi Erdoğan ‘dostum Trump’ dediği bir arkadaşını kaybedebilir. Kürtlerin de üzerinde yapmış olduğu siyaset zemini önemli oranda değişecektir. Çünkü Biden’in Güney Kürdistan ile şahsi ilişkileri vardı. Trump’tan sonra bölgedeki asıl var olan kurumlar, daha inisiyatifli davranacaklardır. Çünkü Trump bölgeden anlamayan tüccar düşünceli bir kişi. Yani bölgede çok şey değişebilir” ifadelerini kullandı.

BİR KOYUP ÜÇ ALMA HAYAL

Ortadoğu’da politikalarını “fetih” olarak nitelendirdiği Türkiye’nin bunu Suriye’de hayata geçirdiğini ifade eden Özsoy, “Türkiye her ne kadar Suriye’de bazı noktaları işgal etmişse de aslında tam bir iflası yaşıyor. Suriye’de rejim değişikliğinin olmayacağını herkes biliyor. Ona rağmen Türkiye Suriye’deki savaş için birçok yatırım yaptı ama karşılığında hiçbir şey alamadı. Aslında Türkiye Serêkaniyê ve Efrîn’de sadece Kürtlerin kazanımlarını geriletmek istiyor. Türkiye Suriye’de birtakım tavizler verip Libya’da bir takım pozisyon tutmaya gidebilir. NATO dahil birçok güç Suriye ve Libya’ya girip büyük silahlarla yatırımlar yaptılar ama iflas edip çıkmak zorunda kalmışlardır. Türkiye buralara girip ‘Ben bir koyup üç alabilirim’ diyorsa yanılıyor ve bugüne kadar kimse bir koyup üç almamıştır. Amerika’nın 1991 yılındaki Körfez Savaşı’nı biliyoruz. Amerika Irak’ta 20-30 yıl kaldı, hatta 2003 yılında da tekrar girip yüz binlerce asker yığdı ve 4 trilyon dolar harcadı ama iflas etti. Türkiye’nin Suriye’de ve Irak’ta üsler kurması tamamen ittihatçı maceradır. Bu politikaların hem AKP’ye hem de Türkiye’ye ağır faturaları olacaktır” diye konuştu.

ABD TÜRKİYE’Yİ JANDARMA YAPIYOR

Amerika’nın bölgedeki politikalarının çok değişken olduğunu ve ona rağmen denge politikası yürüttüğünü dile getiren Özsoy, Batılı güçlerin ve Amerika’nın özellikle Türkiye’yi “bölgenin jandarması” göreviyle oyaladığını söyledi. Özsoy, NATO ülkesi olmasından kaynaklı Amerika’nın Türkiye’yi bölgede bırakarak Rusya’nın güçlenmesinin önüne geçmeyi planladığına dikkat çekerek, “Aksi halde bölgede sadece Türkiye, İran ve Rusya olsaydı, kimse Türkiye’yi oyunun köşesine oturtmazdı. NATO ve batılı güçler bölgeden çekilirken, Türkiye’ye jandarma görevi veriyor” diye belirtti.

PARTİLER TEK TEK BÖLÜNÜYOR

Türkiye’nin darbe girişimi sonrası ilan ettiği OHAL ile güç toparladığını ve Kürtlere savaş açarak kazanımlarını hedeflediğini dile getiren Özsoy, “Son 5 yıldır tüm politikası Rojava’yı boğmak ve Kürtleri boğmak oldu. MHP, Mehmet Ağar ve Perinçek ile kurulan bu faşist ittifakın amacı da buydu zaten. Ama başaramadılar. Çünkü Kürtlerin direniş geleneği buna izin vermedi. Kürtleri boğacağız diye kendileri paramparça oldu. Görüyorsunuz; MHP ikiye, AKP iktidardayken üçe bölündü derken, şimdi CHP ikiye bölünecek. Neden bölündüler, çünkü sorunları çözmediklerinden dolayı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ideolojisi, Kürtlerin bütün kazanımlarına dönük düşmanlık olmuştur. Bunu sosyolojik bir tespit olarak ortaya koyuyorum. Bugün bu faşist zihniyette aynen böyle düşünüyor” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya devam et

Popular