Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

KHK’lı öğretmen Sümeyya Avcı’nın korku iklimini dağıttığı efsane videosu

KHK’lı öğretmen Sümeyya Avcı, Twitter yayınıyla 3 yıldır yaşadıklarını anlattı. Avcı’nın Öğretmenler Günü’nde yaptığı yayın, on binlerce kez paylaşıldı.

BOLD – KHK’yla 2016 yılında mesleğinden ihraç edilen Sümeyya Avcı, terörist ilan edilerek nasıl işten atıldığını, bu süreçte etiketlenmesi nedeniyle kendi ailesi ve eşinin ailesinin nasıl yüzlerine kapıları kapattıklarını, yaşadığı ekonomik zorlukları, sosyal baskıyı anlattı.

Avcı, sahip olduğu ev ve arabayı satarak ekonomik olarak ayakta kalabildiklerini ve satışı engellemek için önüne çıkartılan engelleri, ardından açtığı dükkanın iflas etmesi için diğer esnafın yaptıklarını ve nihayetinde yaşadığı Sivas şehrini nasıl terketmek zorunda kaldıklarını anlatırken, KHK’lıların yaşadıkları baskıları kendi hayatından örneklerle gözler önüne serdi.

Ailesinin hamileyken kendisini ve çocuklarını yalnız bıraktığını anlatan Avcı’nın özellikle kışın bir gece yarısı çocuklarıyla beraber kayınpederinin evini terketmek zorunda kalışını anlattığı dakikalar oldukça etkileyiciydi.

Eşinin tutuklanması, kendisinin gözaltına alınması, elektronik kelepçe takılması gibi olayları sıralayan Avcı, herkesin yaşadıklarını anlatmasını istedi ve korku ikliminin ancak böyle kırılabileceğini belirtti.

KHK TV YAYININA KATILDI

Avcı ayrıca KHK TV’nin youtube kanalına da konuştu.

Gündem

Layıka annenin dilinden aç yattığı günler

Köyden Bağlar ilçesine göç etmek zorunda bırakılan Kılıç ailesi, bir gelirleri olmadığı için komşularının yardımıyla yemek ihtiyaçlarını gideriyor. Tek gözlü evde yaşayan anne Layıka Kılıç, un alacak paraları olmadığı için 8 gün boyunca evde makarna yediklerini söyledi.

BOLD – Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi Şeyh Şamil Mahallesi’nde yaşayan 65 yaşındaki Layıka Kılıç, kızı Remziye Kılıç (33) ve torunu Barış (4) ile birlikte tek gözlü bir evde yaşam mücadelesi veriyor. 3 kişilik Kılıç ailesi, tek odası kullanılabilen avlulu bir evde yaşıyor. Avluda bulunan tuvalet aynı zamanda banyo olarak kullanılıyor. Evin mutfağı ise yok. Elektrik faturası fazla gelmesin diye akşamları mum ışığında oturan aile, ısınmak için odun sobası kullanıyor. Ancak bir kışa yetecek 1 ton odunun fiyatı 900 TL olunca, evde ısınmak için odun yerine, battaniye ve karton kutuları kullanılıyor.

YAKILAN KÖY VE YOKSULLUK

Mezopotamya Ajansı’ndan Arjin Dilek Öncel’in haberine göre Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Taş Köprü (Gorderne) köyünde oturan Kılıç ailesi, köylerinin 25 yıl önce yakılmasıyla kente göç eder. Her geçen yıl ekonomik krizin derinleşmesi ile birlikte açlık sınırının altında yaşamaya başlayan aile, komşularının yardımları ile geçiniyor. Akciğer hastası ve tek böbrekle yaşayan anne Layıka Kılıç, ailede çalışan olmadığı için tedavi olamıyor. İyi beslenemeyen Kılıç, komşuların hayır amaçlı dağıttığı erzak ve akşamları getirdikleri yemeklerle karnını doyuruyor.

“ESKİDEN FAKİRLİĞİMDEN UTANÇ DUYARDIM”

“Eskiden yoksulluğumdan utanç duyardım, insanın yiyecek yemeği olmayınca utanma duygusu da kalmıyor” diyerek yaşadığı yoksulluğu anlatan Layıka Kılıç, yemek olmadığında un ve yağ kavurup yediklerini ifade etti.

Sağlık sigortası olmayan ve bir çok hastalıkla boğuşan Kılıç, nadiren gittiği hastanede doktorların yazdığı ilaçları da alamıyor. Uzun süre sağlıklı beslenemedikleri için mide küçülmesi yaşayan Layıka Kılıç ve kızı Remziye Kılıç, bu durumu açlığın getirmiş olduğu “avantaj” olarak değerlendiriyor.

TORUNUM ÇİKOLATADAN HABERSİZ

4 yaşındaki torunu Barış’ın çocukların tükettiği bir çok yiyecekten habersiz olduğunu dile getiren Kılıç, kızı ve torununun iyi beslenememesinden kaynaklı sürekli hasta olduklarını ifade etti.

Eşini 30 yıl önce kaybeden Kılıç, kızının da sağlık problemlerinden kaynaklı çalışamadığını belirterek, “Mahallede Pazar kuruluyor. Pazara gidiyor, bir şey almadan çaresizce yoksulluğuma üzülerek geri dönüyorum. Bir gece sıcak yiyorsak, bir gece yiyemiyoruz. Soframı çektiniz. Un kavurmuştum kahvaltıda. Keşke ölseydim de bu halimi kimse görmeseydi diye geçirdim içimden” dedi.

‘EKMEK YOKTU 8 GÜN MAKARNA YEDİK’

Uzun yıllar yaşadıklarını komşularından gizleyen Kılıç, birkaç gece aç uyuduklarını ve o günden sonra hayatında bir çok şeyin değiştiğini dile getirerek, “Her şeye zam geldi. Küçük un torbası 55 TL olmuş. Büyük torba 110 TL. Un alacak param yoktu. 8 gün boyunca, evde ekmeksiz oturduk. Her gün makarna yaptım. Kızım artık makarna yemekten karnı ağırmaya başladı. Dayanamadım. Bir gün bir binanın üstüne çıkmak ve atmak istedim kendimi. Kızımı yalnız bırakamam diye vazgeçtim. Mahallenin fırıncısının dikkatini çekti. Un olmadığı için hamur yapamadığımı söyleyince, bana her gün iki sıcak ekmek ücretsiz vermeye başladı. Kriz onları da etkiledi. Yardım etmek isteyenler ancak kendi başlarının çaresine bakar oldu” diye ifade etti.

BİR GÜN TOK, BİR GÜN AÇ

“Aç kalmak değil de kira ödeyemeyince ya da fırına bakkala olan borcumu ödeyemeyince daha kötü oluyor” sözleriyle kaygılarını dile getiren Kılıç, “Bazen komşular para yardımı yapıyor. Kira ve elektrik borçları için saklıyorum. Kaçak elektrik kullanmış olmamız ihtimali üzerine 3 bin TL ceza geldi. Şimdi gidip nerede ve kimden dileneyim? Kaymakamın kapısına gidip konuşacağım. Siz devletsiniz, neden bize yardım etmiyorsunuz diye? Zam zam zam. Her şeye zam geldi çünkü. Biri hayrına bir şey getirse o gün tokuz, yoksa ben kimseden bir şey isteyemiyorum” dedi.

BATTANİYE YAKIP ISINIYORLAR

Ayın 30 günü nohut, fasulye, makarna, bulgur gibi yemekleri pişirdiklerini, komşular sayesinde bazen farklı yemekler de yiyebildiklerini belirten Kılıç, son bir yıl içinde sadece Kurban Bayramı’nda kırmızı et yediklerini, “tavuk etini ise aylardır alamadım” dediği esnada, Suriyeli komşusu, bir poşet içinde tavuk eti ve bir ekmek getirerek aileye verdi. Kılıç komşusunun yaptığı yardım poşetini göstererek, “Savaştan kaçıp gelmişler, benim halime acıyorlar” diyerek içinde bulunduğu ekonomik sorunlara dikkat çekti.

Evde ısınma sorunu yaşayan anne Kılıç, yakacak tahtanın torbasının 17 TL, kömürün 10, odunun ise 1 tonunun 900 TL olduğunu, o nedenle evde biriktirdiği battaniyeleri yaktığını söyleyerek, şunları kaydetti: “Battaniye ve kıyafet yakıyorum. Battaniye olmadığında da karton yakıyorum. Her gün düzenli Toptancılar Sitesi’ne gidip karton topluyor, eve kadar yürüyorum.”

MA / Arjin Dilek Öncel

Okumaya devam et

Gündem

Adalet Bakanlığı, hakkındaki hüküm açıklanmayan hukukçuya avukatlık ruhsatı vermedi

Hakkında hükmün açıklamasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilen Fatoş Gürbostan’ın avukatlık ruhsatı Adalet Bakanlığı tarafından verilmedi. Gürbostan, “Adalet Bakanlığı kanunu hiçe sayarak açıkça suç işliyor” dedi.

BOLD – İstanbul Barosu ve Türkiye Barolar Birliği Gürbostan’ın avukatlık ruhsatının verilmesi gerektiğine karar verdi. Ancak Adalet Bakanlığı, Gürbostan’ın “terör örgütü propagandası” suçunu işlediği iddiasıyla hüküm verildiği belirtilerek avukatlığının kanuna aykırı olduğunu savunarak ruhsatı onaylamadı.

Fatoş Gürbostan, “Açıkça anayasa madde 38 masumiyet karinesi ihlal ediliyor. Adalet Bakanlığı kanunu hiçe sayarak açıkça suç işliyor. Koskoca Adalet Bakanlığı’nda görevli hâkimlere HAGB’nin sanık hakkında hüküm oluşturmadığını anlatmaya çalışıyoruz” dedi.

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Fatoş Gürbostan’a hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı verildiği için Adalet Bakanlığı tarafından avukatlık ruhsatı verilmiyordu.

KESİN HÜKÜM VAR DEYİP VERMEDİLER

Bakanlığın gerekçeli kararında Gürbostan’nın avukatlık stajını yaptığı, avukatlık için İstanbul Barosu ve Türkiye Barolar Birliği tarafından uygun görüldüğü belirtildi. Kararda, baro ve TTB kararına karşın Gürbostan’ın “silahlı terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla 10 ay ceza aldığı belirtilerek “Verilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmaması ve sanığın belirli bir denetim süresi içinde denetimli serbestliğe tabi tutulması anlamında bulunduğu, genel veya özel af niteliği taşımadığı, mahkemenin söz konusu kararla işten elini çektiği, verilen kararın itiraz kanun yolundan da geçmek suretiyle kesinleştiği, böylece ortada şekli anlamda bir kesin hüküm bulunduğu açıktır. Bu durumda adı geçen kişinin baro levhasına avukat olarak yazılmasına karar verilmesi yerinde görülmemiştir” denildi.

Ankara TEM Şube’de gözaltındaki Melek Çetinkaya, zor durumda!

Okumaya devam et

Gündem

KHK’lıya tapu zulmü: Eşi KHK’lı diye dairesinin şatışına izin verilmedi

Elinde “malvarlığı üzerinde tedbir yoktur” kararı olmasına rağmen, eşi KHK’lı diye tapu dairesi evini sattırmadı. Eşi tutuklu F.K.  yaşadığı çıkmazı anlattı.

BOLD- Bankasya’dan 2013 yılında çektikleri kredi ile İzmir’de daire alan, F.K. H.K. çifti hakkında, 15 Temmuz sonrası soruşturma açıldı. Hakkında terör soruşturması açılan H.K işini kaybetti ve ardından cezaevine girdi. Eşi F.K. ise 2 çocuğuna tek başına bakmak zorunda kaldı.

ZİRAAT BANKASI KREDİ VERMEDİ

Maddi zorluklar yaşayan F.K. eşiyle konuşup İzmir’deki, krediyle aldıkları daireyi satma kararı aldı. Bunu üzerine, F.K. kredi çekip dairenin borçlarını ödeyerek ipoteği kaldırmak için harekete geçti. Ziraat Bankası Çarşı Şubesine başvuran F.K’ya, evini Bankasya kredisiyle aldığı için olumsuz yanıt geldi. Kamu bankası olan Ziraat, ipoteği kaldırıp alıcıya kredi vermeyi kabul etmedi. Ziraat Bankasından umduğunu bulamayan F.K. diğer bankalardan kredi çekerek kalan 73 bin liralık borcunu kapattı. Borç ödendikten sonra tapu üzerindeki ipotek kaldırıldı. F.K daireyi satmak için bir alıcıyla da anlaştı.

TEDBİR KARARI YOKTUR KARARI DA ALDI

İpoteğin kaldırılmasının ardından FK., eşinden satış vekaleti ve mahkemeden ‘malların üzerinde tedbir kararı yoktur’ kararını alıp tapu dairesine gitti. Tapu dairesi F.K.’ye ‘eşinin risk grubunda olduğunu’ söyleyerek satış işlemlerini gerçekleştiremeyeceklerini söyledi. İşlemler sürerken alıcı evi alma kararından da vazgeçti.

HUKUK OLMADIĞI İÇİN BUNLARI YAŞIYORUZ

KHK zulmü yüzünden ipoteksiz, borçsuz evini dahi satamayan F.K. iki çocuğunu alıp eşinin tutulduğu kentte kiralık bir dairede yaşamaya başladı. Şu an evini satamadığı için de çocuklarını okula göndermekte zorluk yaşıyor. F.K. yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Cezaevindeki eşime ve iki çocuğuma bakabilmek için evimi satmak istedim. İzmir Bayraklı tapu dairesinde eşim tutuklu olduğu için riskli kategorisinde olduğu söylendi. Bu yüzden satışı gerçekleştiremedik. Tam 3 aydır bu evimi satmaya çalışıyoruz. Yaşadığım stresten dolayı sağlık durumum da kötüye gitti. Bunu çocuklarıma anlatamıyorum. Ben de eşimin tutuklu olduğu ile yerleştim. Çocuklarım da bizimle birlikte maddi zorluklar yaşıyor. Ülkede hukuk olmadığı için bunları yaşıyoruz.”

ZİRAAT BANKASI VE TAPUDAKİ AYRIMCILIĞI MECLİSE TAŞIDI

Konuyu Meclise taşıyan HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, yanıtlaması istemiyle Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a ‘tapu müdürlüğü sisteminde risk grubunda görülen kişiler kimlerdir’ diye sordu. Gergerlioğlu ayrıca, kamu bankası olan Ziraat’in, Bankasya’dan çekilen krediler için ipoteği kaldırmak amacıyla talepte bulunan alıcıya kredi vermediği iddialarını da gündeme taşıdı. HDP’li Vekil, ‘Ziraat Bankası’na bu talimat hangi yasa ve kanunlar çerçevesinde verilmiştir?’ diye sordu.

AKsigorta KHK’lıların paralarını ödemiyor

Okumaya devam et

Popular