Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Suriye sınırında hava saldırısında 2 asker, yıldırım düşmesi sonucu da 3 asker şehit oldu

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), dün Akçakale’de bir hudut karakoluna yapılan havan saldırısı sonucu 2 askerin hayatını kaybettiğini açıkladı. Hakkari ve Kuzey Irak’ta ise yıldırım düşmesi sonucu 3 asker hayatını kaybetti.

BOLD – Milli Savunma Bakanlığı, Şanlıurfa Akçakale’deki hudut karakoluna düzenlenen havan saldırısında iki Türk askerinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Barış Pınarı Harekâtı kapsamında, 27 Kasım 2019 tarihinde Akçakale’de bir hudut karakoluna yapılan havan saldırısı sonucu iki kahraman silah arkadaşımız şehit olmuştur. Havan atışının yapıldığı bölge, ateş destek vasıtaları ile derhal atış altına alınmıştır. Bölgede operasyonlara devam edilmektedir” denildi.

Demirören Haber Ajansı Tel Abyad’ın Ayn İsa bölgesinden dün gece saatlerinde havan saldırısı düzenlendiğini duyurmuştu. Haberde 4 Türk askerinin yaralandığı belirtilmiş, yaralı askerlerin ambulansla Akçakale Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığı ve hastanedeki ilk müdahalenin ardından Şanlıurfa’ya sevk edildikleri açıklanmıştı.

DHA: 13 ASKER DE YARALANDI

İçişleri Bakanlığı da Hakkari merkez ilçe Davuş Tepe üs bölgesinde yıldırım düşmesi sonucu 2 jandarmanın hayatını kaybettiğini bildirdi.

Demirören Haber Ajansı, Hakkari ile Çukurca ilçesi arasındaki bölgede meydana gelen olayda 13 askerin de yaralandığını duyurdu. Yaralı askerler Hakkari Devlet Hastanesi’ne götürüldü.

Milli Savunma Bakanlığı ayrıca Kuzey Irak’ta Pençe Harekatı bölgesinde yıldırım düşmesi sonucu bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Türkiye – NATO arasında YPG gerilimi: Terör örgütü olarak tanınmazsa Baltık Planı veto edilebilir

Dünya

“Biden terörle mücadele söylemini kötüye kullanan Erdoğan’ı neden durdurmalı?”

Terörle mücadele söylemini kötüye kullanan Erdoğan’ın Biden tarafından durdurulması gerektiğine işaret eden ABD’li CNN Televizyonu, dikkat çeken bir analize imza attı. Enes Kanter’in insan hakları aktivisti kimliğiyle görüşlerine yer verilen haberde Erdoğan’ın iktidarda kalmak için tek stratejisinin zulümlere devam etmek olduğu vurgulandı.

BOLD – ABD’li CNN Televizyonu,  “Biden terörle mücadele söylemini kötüye kullanan Erdoğan’ı neden durdurmalı?”  başlıklı bir haber yayınladı. Haberde Raoul Wallenberg İnsan Hakları Merkezi başkanı da olan Kanada’nın eski Adalet Bakanı, başsavcısı ve Özgür Medya Paneli üyesi Irwin Cotler ile insan hakları aktivisti NBA yıldızı Enes Kanter’in görüşleri de yer aldı.

KÜRT MUHALEFETİNE OPERASYON

Habere göre 14 Şubat’ta Kuzey Irak’ta 13 Türk rehinenin ölü bulunmasının ardından Kürt yanlısı muhalefet HDP’nin önde gelen üyelerinin de bulunduğu yüzlerce kişi tutuklandı.  Hatta Türk hükumeti, rehinelerin sağ salim kurtulabilmesi için mağdurların aileleri ile beraber mücadele eden HDP milletvekilleri ve insan hakları aktivistleri Hüda Kaya ve Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında soruşturma başlattı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözcüsü, ABD, Avrupa Birliği ve diğer Batı ülkeleri tarafından terör örgütü ilan edilen PKK’nın HDP ile “bir ve aynı” olduğunu belirtti. HDP’nin bu iddiayı reddettiği vurgulanırken Erdoğan’ın da ABD’yi teröristleri desteklemekle suçladığına haberde yer verildi. Haberin detaylarında şu bilgiler dikkat çekiyor:

Bu suçlamalar tuhaf görünse de, Erdoğan’ın iktidarda kalmak için neredeyse tek stratejisi olan zulümlerini hayata geçirmek ve hükumet baskısını haklı çıkarmak için kötüye kullandığı “terörle mücadele” şablonunu destekliyor. Başkan Joe Biden, Türkiye’nin ABD’nin ulusal güvenliğini etkileyen bu terminolojiyi kötüye kullanmaya devam etmesine izin vermemeli ve Erdoğan ile ilk görüşmesinde bunu netleştirmeli.

“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ORTADAN KALDIRMAYA KENDİNİ ADAMIŞ”

Terörle mücadele kapsamında, ifade özgürlüğünü ortadan kaldırmaya kendini adamış hükumetin kapsamlı kaynakları hayret verici. Türkiye’de, 2016 yılında    sadece barışı teşvik eden açık bir mektubu imzaladıkları için güneydoğuda terör propagandası suçlamasıyla 785 akademisyen yargılandı. O zamandan beri, yaklaşık 6.000 akademisyen, profesyonellerin daha geniş çapta tasfiye edilmesinin bir parçası olarak ihraç edildi. Ve bu yıl, Türkiye’nin Harvard’ı kabul edilen Boğaziçi Üniversitesi’ne Erdoğan tarafından seçilen ve akademik kriterleri yeterli olmayan hükümet yanlısı bir rektör atanmasına barışçıl gösteri yapmaktan dolayı yaklaşık 560 öğrenci tutuklandı.

200’den fazla muhabir ve medya çalışanını terör veya “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarıyla hapse atan Türkiye, son beş yıldır en fazla gazeteci tutuklayan ülkeler arasında.

İnsan Hakları İzleme Örgütü‘ ne göre, dünya çapında çok fazla gazetecinin hapsedildiği 2020 yılında,  yaklaşık 87 Türk gazeteci ve medya çalışanı gazetecilik çalışmaları veya terör suçlamaları nedeniyle hapis cezasına çarptırıldı.

HER 6 GAZETECİDEN 1’İ YARGILANIYOR

Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin Yıllık Medya İzleme Raporuna göre, şu anda Türkiye’de her altı gazeteciden biri yargılanıyor. 2016’dan bu yana en az 160 medya kuruluşu kapatıldı. Sınır Tanımayan Gazeteciler’ in Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, “terör örgütü propagandası yapmak, açıkça suç işlemeye tahrik etmek, suçu ve suçluyu övmek ” iddiasıyla 14 yıla kadar hapisle yargılanıyor.

Arkadaşları, darbe girişiminden sonra kapatılmaya zorlanan bir gazetenin konuk editörlüğünü yaptığı için Önderoğlu’nun ve  diğer sanıkların, bu “sahte suçlamalarla” karşı karşıya kaldıklarını söylüyor. Çalışanlarının neredeyse yarısı tutuklanan bir diğer önemli gazeteci ve editör Can Dündar, Aralık ayında terör suçlamasıyla 27 yıldan fazla hapis cezasına çarptırıldı. Kasım ayında, istinaf mahkemesi, gazeteci ve kapatılan bir TV yayın grubunun başkanı Hidayet Karaca’ya verilen ömür boyu hapis cezasını onadı. 15 Şubat’ta, kapatılan bir gazetenin genel yayın yönetmeni ve insan hakları avukatı Eren Keskin ile üç eski çalışanı, terör suçlarından toplam 20 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

SOSYAL MEDYA BASKI ALTINDA

Türkiye’de tartışma platformları hızla küçülüyor. Sosyal medyaya hükumet tarafından uygulanan bir baskı var ve binlerce kişi Cumhurbaşkanına hakaret etmek veya terör propagandası yapmakla suçlanabiliyor ve tutuklanabiliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Kovid-19 hakkında “korku ve panik yarattığı” düşünülen veya hükumetin salgınla mücadelesini eleştiren sosyal medya paylaşımları nedeniyle yüzlerce kişinin gözaltına alındığını belirtti.

Bir Türk siber hukuk uzmanı The Guardian’a verdiği demeçte, yetkililerin 400 binden fazla web sitesini engellediğini ve yeni çıkarılan bir yasa kapsamında sosyal medya ve çevrimiçi içeriklerin üzerinde daha fazla kontrol sağlamak için sansürü genişlettiklerini söyledi.

ZULME EN FAZLA MARUZ KALAN HİZMET HAREKETİ

Terör adı altında zulme en fazla maruz kalan, Fethullah Gülen’in önderliğinde dinler arası diyaloğa, insani yardım çalışmalarına ve eğitime odaklanan bir toplumsal hareket olan Hizmet Hareketi oluyor . Erdoğan, 2016’daki başarısız darbe girişiminden Gülen’i sorumlu tutarken, Gülen bütün iddiaları reddederek uluslararası soruşturma açılması çağrısında bulunmuştu. Temmuz 2020’deki hükümet rakamlarına göre, Hizmet hareketi ile bağlantılı davalarda yaklaşık 133 bin kişi cezai soruşturma altında ve 58 bin kişi terör suçundan yargılanıyor. Bunlardan 26 bini cezaevinde tutuluyor.

Terörle suçlanmakla kalmayıp, tutuklanan, beraat ettikten sonra bile yurtdışı yasağı olan ve kendi oğluyla konuşması yasaklanan bir babanın yaşadığı zulmü ilk ağızdan biliyoruz.

Altı yıldan fazla hapis cezasına çarptırılan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Fahri Başkanı Taner Kılıç da dahil olmak üzere, bu davaları savunmaya ve dile getirmeye cesaret edenler hükumet tarafından hedefe alınıyor. Şu anda terörizm suçlarından uzun hapis cezalarına çarptırılan 450 avukat var. Eylül ayında bu iddialarla 47 avukat gözaltına alındı. Bir ay öncesinde, 17 avukatla birlikte terör suçlamasıyla tutuklanan cesur insan hakları avukatı Ebru Timtik, adil yargılanma talebiyle başlattığı açlık grevinde hayatını kaybetti.

İKTİDAR SİYASİ TUTUKLULARIN HAYATINI KASTEN TEHLİKEYE ATTI

Salgın sırasında hükumet, terör suçuyla yargılanan on binlerce siyasi tutuklunun hayatını kalabalık hapishanelerde tutarak ve kasten af yasalarından yararlandırmayarak riske attı. İnsan Hakları İzleme Örgütüne göre, yetkililer ya terörist olduklarını iddia ettikleri mağdurlara yönelik artan işkence ve kaçırılma raporlarını ya da soruşturmayı reddederek bir cezasızlık kültürünü besliyorlar.

Türkiye, hükumete sivil toplum kuruluşlarının bağışlarını ve mal varlıklarını bloke etme ve üyelerin terörle suçlanması durumunda kapatılması yetkisi veren yeni bir yasa tasarısıyla sivil toplumu ezmek için yetkilerini genişletiyor. Kanun, Türkiye’nin 2016-2019 yılları arasında en az bin 500 STK’yı kapatması ve mal varlığına el koyması sonrasında yürürlüğe girdi.

İnsan hakları ihlallerine ilişkin açık kanıtların ışığında, Biden yönetimi, insan hakları ihlalinde bulunduğu veya yolsuzluğa karıştığı belirlenen herhangi bir Türk yetkiliye yaptırım uygulamak için Küresel Magnitsky İnsan Hakları Yasasını kullanmalıdır.  Bir Yabancı Kontrol Ofisi veri tabanına göre, bu yasaya tek bir Türk yetkilinin adı bile verilmemiştir.  Başkan Biden, Erdoğan’la konuştuğunda, Türkiye’nin çok geniş kapsamlı Terörle Mücadele Yasasını yürürlükten kaldırmasını ve hükumetin kendi halkına boyun eğdirmek için bu terimi kötüye kullanmasına son vermesini talep etmelidir.

ABD BÖYLE BİR ÜLKEYLE İŞBİRLİĞİ YAPAMAZ

ABD, insan hakları ihlallerini terörle mücadele altında meşrulaştıran ve gerçek terör tehditlerine karşı tüm inandırıcılığını yitiren ve böylece daha geniş NATO ittifakını baltalayan bir ülkeyle güvenlik konularında işbirliği yapamaz.  Biden, Türkiye’de özgürlük mücadelesinin ön saflarında yer alan siyasi tutukluların serbest bırakılması için de baskı yapmalıdır.

Senato’nun iki partili çoğunluğunun Başkan’a  yazdığı yakın tarihli bir mektubunda belirttiği gibi, Biden Türk hükumetini “muhalefet üzerindeki baskılarını sona erdirmeye, siyasi tutukluları serbest bırakmaya ve otoriter gidişatını tersine çevirmeye” çağırmalıdır.  Aksi takdirde Türkiye, vatandaşı aleyhine “terörle mücadele” kisvesi altında Erdoğan’ın iktidarını daha da sağlamlaştırmak için rehinelerin ölümü gibi trajedileri kullanmaya devam edecektir.

Okumaya devam et

Dünya

Erdoğan’dan Macron’a “dün dündür bugün bugündür” mesajı

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile video konferans üzerinden görüştü. İki lider Eylül ayındaki telefon görüşmesinden bu yana ilk kez konuştu. Görüşmede diyalog ve iş birliği mesajları verildi.

BOLD – Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıklar başta olmak üzere gergin bir dönemden geçen Türkiye-Fransa ilişkilerinde normalleşme adımları sürüyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün akşam video konferans yoluyla görüşerek beş ay aradan sonra ikili ilişkileri değerlendirdi.

Erdoğan, Fransız mevkidaşı Macron ile görüşmesinde iki ülke ilişkilerinde liderler arasında tesis edilen diyaloğun önemine işaret etti, Fransa ile iş birliğinin ‘çok ciddi potansiyel taşıdığını’ söyledi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl Ankara Anlaşması’nın 100’üncü yılı olduğuna da değinerek, Türkiye-Fransa ilişkilerinde liderler arasında tesis edilen diyaloğun her zaman büyük rolü olduğunu ifade etti. Fransa Kralı Birinci Fransuva ve Kanuni Sultan Süleyman tarafından mektup teatisiyle temelleri atılan bu dostluk ilişkisinin pek çok badireden başarıyla geçtiğini belirten Erdoğan, Türkiye-Fransa işbirliğinin çok ciddi bir potansiyeli olduğuna inandığını kaydetti.

TERÖRLE MÜCADELEDE İŞBİRLİĞİ

Erdoğan, “İki güçlü NATO müttefiki olarak Avrupa’dan Kafkaslara, Orta Doğu’ya ve Afrika’ya uzanan geniş coğrafyada güvenlik, istikrar ve barış çabalarına önemli katkılar sağlayabiliriz. Ülkelerimizi, vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini tehdit eden terör örgütleriyle mücadelede de ortaklaşa atabileceğimiz adımlar var. Tüm bu hususlarda Türkiye ve Fransa’nın dayanışma içinde hareket etmesini arzu ediyoruz” diye konuştu.

Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz’deki doğal gaz arama faaliyetleri konusunda karşı taraflarda yer alan iki ülkenin liderleri son olarak Fransa’da siyasal İslam’a karşı mücadele için çıkarılan ve Türkiye dahil yabancı hükümetlerin Fransa’daki Müslüman cemaatler üzerindeki etkisini sınırlandırmayı da içeren yasa nedeniyle gerilim yaşamıştı.

“MACRON’UN ZİHİNSEL TEDAVİYE İHTİYACI VAR”

Ankara-Paris hattındaki gerginlik, Macron’un, Hz. Muhammed ile ilgili karikatürleri ‘ifade özgürlüğü’ bağlamında değerlendirmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “Bu zatın İslam ile Müslümanlar ile derdi nedir? Macron’un zihinsel olarak tedaviye ihtiyacı var.” ifadeleri ile Ekim ayında en tepe noktaya ulaşmıştı.

Ayrıca Erdoğan, Macron’un ‘Fransa İslamı’ söylemi ve ‘İslam’ın yapılandırılmasından söz etmesi’ üzerine, “Bu sözler hadsiz ve edepsizliktir. Sen kim oluyorsun ki İslam’ın yapılandırılması sözünü ağzına alabiliyorsun” ifadelerini kullandı.

Erdoğan Türk vatandaşlarını Fransız ürünlerini boykot etmeye çağırmış ve Fransa Cumhurbaşkanı’nı ‘İslamofobi’ ile suçlamıştı. Buna karşın Paris, istişareler için Ankara’daki büyükelçisini geri çağırmıştı.

Galatasaray’da ders veren öğretim görevlileri de siyasi tartışmaların ortasında kaldı. Hatta sınır dışı edilme ihtimalleri de bulunuyor. Türkiye, Galatasaray’da ders veren yabancı eğitimcilerden B2 seviyesinde Türkçe bilmesini istiyor.

İLK ÇATLAK BARIŞ PINARI HAREKATI İLE ORTAYA ÇIKTI

İki ülke arasındaki ilişkiler Türkiye’nin 2019 sonbaharında Suriye’nin kuzeyine düzenlediği Barış Pınarı Harekatı ile bozulmaya başladı. Macron, dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın harekata karşı çıkmaması ve konunun ittifak içerisinde istişare edilmemesi üzerine “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” ifadelerini kullandı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi öncesi Macron’un açıklamalarına, “Türkiye’yi NATO’dan çıkarmak, çıkarmamak… Bu senin haddine mi? Böyle bir şeyin kararını senin verme yetkin var mı? … Sayın Macron bak, Türkiye’den sesleniyorum, NATO’da da söyleyeceğim, önce sen kendi beyin ölümünü bir kontrol ettir. Çünkü bu ifadeler ancak senin türündeki beyin ölümü gerçekleşmiş olanlara yakışır” diye karşılık verdi. Erdoğan’ın bu sözleri o dönem Elysee Sarayı’nda büyük rahatsızlık oluşturdu.

DOĞU AKDENİZ, LİBYA VE DAĞLIK KARABAĞ

İki ülke arasındaki ihtilaflı meselelerden bir diğeri de Doğu Akdeniz. Türkiye’nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile Doğu Akdeniz’de hidrokarbon kaynaklarını arama faaliyetleri ile ilgili yaşadığı krizde Paris, açık bir şekilde Yunanistan ve Rum tarafını destekledi.

Bölgeye uçak gemisi, fırkateynler ve savaş uçakları göndererek Yunanistan ve Rum Kesimi’nin yanında olduğunu net bir şekilde gösterdi.

Aralık ayında, Avrupa ülkeleri, Doğu Akdeniz’deki ‘tek taraflı’ sondaj faaliyetleri nedeniyle Ankara’ya yaptırım kararı aldı. Bu kararın başını Fransa çekti. Ancak AB’yi ikiye bölen karar daha sonra ertelendi.

Türkiye, Libya’da Trablus merkezli hükümetin yanında yer alırken Fransa lideri Macron, Halife Hafter’i destekledi. Macron, Ankara’nın Trablus hükumetine BM silah ambargosuna rağmen silah gönderdiğini açıkladı.

İki ülke savaş gemileri, Akdeniz’de karşı karşıya geldi. Fransa, Türk fırkateyninin bir savaş gemisine radar kilidi attığını açıkladı. Konu NATO’ya kadar taşındı.

Keza Ankara, Dağlık Karabağ’daki Ermenistan ile silahlı çatışmada Azerbaycan’ı destekledi Fransa ise Erivan’a güçlü destek sundu.

Hatta Fransa Senatosu, bağlayıcı olmayan, Erivan lehine bir kararla, ‘Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını’ tanıdı.

Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca Türkiye’yi, Suriye’den militanları Dağlık Karabağ’daki savaşa götürmekle itham etti, Türkiye ve Azerbaycan ise buna sert tepki gösterdi.

Ankara ve Bakü, Fransa’nın ‘tarafsız olmayan duruşu’ nedeniyle Minsk Grubu’ndaki ara bulucu rolünü tartışmaya açtı.

‘YENİ SAYFA’ AÇMA SÖYLEMİ

ABD’de Başkan Joe Biden’ın göreve gelmesi ile paralel şekilde AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği ile ‘yeni bir sayfa’ açmak istediklerini dile getirdi.

Ayrıca, Akdeniz’deki kaynakların kullanımı adına müzakerelere devam etmek için Atina’ya zeytin dalı uzattı.

KARŞILIKLI MEKTUPLAŞMA BUZLARI ERİTTİ

Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Fransa İslam’ına şahsi olarak da sert söylemlerle karşı karşıya gelen iki lider, Macron’un Aralık ayında koronavirüse yakalanması nedeniyle mektuplaşmıştı.

Macron, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘geçmiş olsun’ mektubuna ‘Sevgili Tayyip’ başlığıyla yanıt yazmıştı. Erdoğan’ın mektubunda, ikili ve bölgesel konuları konuşma önerisine Macron, “Önümüzdeki günlerde video konferans yöntemiyle olabilir” yanıtını vermişti.

ÜST DÜZEYLİ DİYALOGLAR GÖRÜŞME ZEMİNİNİ HAZIRLADI

Ardından gelen üst düzeyli görüşmeler hem havayı daha fazla yumuşattı hem de liderler arsındaki görüşmenin zemini hazırladı.

Dışişleri Bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean Yves Le Drian, Türkiye’ye yaptırım uygulaması beklenen AB’nin 10 Mart zirvesinden önce telefonda görüştü. Aylar süren gergin açıklamaların ardından ilk ılımlı açıklamalar bu görüşmeden sonra geldi. Türkiye’ye yaptırım ve Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesi konusu 24 Mart zirvesine ertelendi.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, Macron’un diplomasi baş danışmanı Emmanuel Bonne ile telefonda görüşerek, liderlerin yapacağı video konferansa ön hazırlık yaptı.

Şubat ayı başında Atlantik Konseyi’ne konuk olan Emmanuel Macron, “Türk Cumhurbaşkanı’nın ses tonundaki değişmeden çok mutlu olduğunu” belirterek, “Şimdi Suriye ve Libya’daki Türk askerlerinin geri çekilmesi, Dağlık Karabağ’da gerilimin azaltılması gibi pek çok konuda sonuç elde edeceğimizi umuyorum” dedi.

Karşılıklı hakaretler ve suçlamalar unutuldu: Macron ile Erdoğan yeniden görüşüyor

Okumaya devam et

Dünya

Afganistan’da televizyon çalışanı 3 kadın sokak ortasında silahla katledildi

Afganistan’ın doğusundaki Nangarhar eyaletinin Celalabad kentinde faaliyet gösteren özel kanal Enikass TV’de çalışan 3 kadın uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü.

BOLD – Afganistan’ın Celalabad kentinde, Enikass TV çalışanı 3 kadın silahlı saldırıya uğradı. Nangarhar Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü Farid Han, kadın personellerin kimliği belirsiz bir kişinin silahlı saldırısına uğradığını doğruladı. Han, saldırıda 3 kadının öldüğünü, saldırganın bölgeden kaçtığını belirtti.

Kanal Direktörü Zalmai Latifi, çalışanların, ofisten yürüyerek eve giderken iki ayrı saldırıda hayatını kaybettiğini söyledi.

Enikas televizyonundan yapılan açıklamada da öldürülen kadınların televizyon kanalının seslendirme bölümünde çalıştığı bildirildi.

İLK SALDIRI DEĞİL

Öte yandan Aralık 2020’de de aynı televizyon kanalında çalışan kadın gazeteci Malalai Meyvand, uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirmişti. Gazeteciler Koruma Kurumunca yapılan bir araştırmaya göre ise, ülke genelinde son 4 ayda 5 gazeteci öldürüldü.

Müge Anlı’nın eskort gafı ve ‘Madde 438’

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0