Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Türkiye ve Libya Ulusal Mutabakat Hükumeti, Akdeniz’de yetki alanı anlaşması imzaladı

Türkiye ve Libya’nın uluslararası alanda tanınan hükumeti, Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması ile güvenlik ve askeri işbirliğinin genişletilmesine yönelik anlaşmalar imzaladı. Anlaşmalara Libya’nın doğusundaki hükumetin yanı sıra Yunanistan ve Mısır da tepki gösterdi.

BOLD – Yeni anlaşmalar, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Libya Ulusal Mutabakat Hükumeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez el Sarraj’la Dolmabahçe Ofisi’nde yaptığı görüşmede imzalandı.

Anlaşmanın ayrıntılarıyla ilgili henüz fazla ayrıntı bulunmuyor ancak Doğu Akdeniz’de Türkiye’yle Kıbrıs Rumları, Atina ve AB arasındaki enerji kaynakları gerilimini daha da arttırabileceği yorumları yapılıyor.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un ofisinden yapılan açıklamada, iki ülkenin “deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasını” içeren ve “iki ülkenin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının muhafazasını hedefleyen bir mutabakat muhtırası imzaladığı” belirtildi.

Anlaşmaya ilişkin açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, mutabakatın Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının korunması anlamına geldiğini belirterek, “Biz Doğu Akdeniz’de olsun Ege’de olsun, her zaman kendi uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımızı korurken buraların zenginliklerinin de hakça paylaşılması taraftarıyız. Bu Kıbrıs etrafındaki rezervler için de geçerli. Bizim kıta sahanlığımızın dışındaki alanlarda da Kıbrıs’ta Rum tarafı ile Türk tarafı arasında buradaki zenginliklerin hakça paylaşılmasının garanti altına alınmasını her zaman savunuyoruz” şeklinde konuşmuştu.

SARRAJ, ÜLKESİNİN 3’TE İKİSİNİ KONTROL EDEMİYOR

Libya 2014’ten bu yana biri başkent Trablus diğeri doğuda üslenmiş birbirine rakip askeri ve siyasi gruplarca bölünmüş durumda. Doğuda General Halife Hafter’e bağlı güçler ülkenin petrol sahaları ve tesislerinin çoğunu kontrol ediyor ancak petrol gelirleri Trablus’taki merkez bankası tarafından idare ediliyor. Birbiriyle rekabet halindeki gruplar başkente yakın bölgelerde de zaman zaman çatışıyor.

Hafter’e bağlı Libya Ulusal Ordusu (LNA) geçen Haziran ayında yaptığı açıklamada Türkiye’yle tüm bağlarını kestiklerini ve Libya’ya girmeye çalışan tüm Türk ticari uçuşları ve gemilerine “düşman” muamelesi yapacağı uyarısında bulunmuştu.

Ankara, Libya’nın doğusunda üslenen Halife Hafter öncülüğündeki Libya Ulusal Ordusu’na karşı Trablus’taki Sarraj hükumetini destekliyor. Ancak ülkenin 3’te ikisi Halife Hafter öncülüğündeki Libya Ulusal Ordusu’nun kontrolünde. Diğer bir deyişle Türkiye’nin anlaşma imzaladığı Sarraj Hükumeti ülkesinin 3’te 2’sini kontrol edemiyor.

LİBYA’NIN DOĞUSUNDAKİ PARLAMENTO ANLAŞMAYI KINADI

Libya’nın doğusundaki parlamento, Türkiye’yle Trablus’taki hükumet arasında imzalanan deniz yetki sınırları ve güvenlik anlaşmasını kınadı, anlaşmayı Libya’nın güvenlik ve egemenliğinin “açıkça ihlali” olarak niteledi.

Kınama açıklaması parlamentonun Dış ve Uluslararası İşbirliği Komisyonu tarafından yapıldı. Parlamento, başkent Trablus’a Sarraj hükumetinden almak için saldırı başlatan Libya Ulusal Ordusu’yla ittifak içinde bulunuyor.

Doğudaki hükumet de anlaşmayı “gayrimeşru” gördüklerini belirtti.

YUNANİSTAN, TÜRK BÜYÜKELÇİYİ BAKANLIĞA ÇAĞIRDI

Anlaşmaya bir tepki de Yunanistan’dan geldi. Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Libya ve Türkiye arasında her türlü deniz anlaşmasının “çok bariz bir şeyi göz ardı ettiğini”, bunun da “bu iki ülke arasında Girit gibi büyük bir coğrafi kara parçası bulunduğu gerçeği olduğunu” kaydetti. Dendias, “Neticede sınırlar üzerinde böyle bir girişimde bulunmak absürt” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin Libya ile imzaladığı deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakata tepki gösteren Yunanistan, Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Burak Özügergin’i Dışişleri Bakanlığı’na çağırarak, konuyla ilgili izahat talep etti.

Yunan Dışişleri çevreleri, uluslararası deniz hukukuna göre Türkiye’nin Libya ile sınırı bulunmadığını belirterek, böylesi bir mutabakatın bu nedenle geçersiz olduğunu savunuyor. Atina ayrıca Ankara’nın bu tür girişimlerle Girit Adası’nın güneyindeki kıta sahanlığını ihlal ettiğini öne sürüyor. Türkiye ise, Girit’in karasuları dışında kıta sahanlığı bulunmadığını savunurken, Atina’ya göre bu bakış açısı da uluslararası deniz hukukunun ihlali anlamına geliyor.

MISIR DA ANLAŞMAYA TEPKİ GÖSTERDİ

Mısır da yaptığı açıklamada anlaşmayı “yasa dışı” olarak niteledi ve “herhangi bir üçüncü tarafın çıkarlarını ya da haklarını etkilemediğini ve bağlayıcı olmadığını” savundu.

TÜRKİYE DOĞU AKDENİZ’DE YALNIZLAŞTI

Doğu Akdeniz’de son dönemde ortaya çıkarılan doğal gaz yatakları bölgenin Avrupa ve civardaki diğer ülkeler için alternatif bir enerji kaynağı olabileceğini gösterdi.

Doğu Akdeniz’de İsrail ile Güney Kıbrıs’ın doğal gaz yataklarını ortak arama ve işletme girişimlerine öncelikle bölgede enerji terminali olmayı hedefleyen Yunanistan katıldı.

Türkiye’yi bölgedeki denklemde yalnız bırakan bu iş birliğine ABD destek veriyor. Mısır da bu işbirliğine katılan bir diğer ülke. Avrupa Birliği, Türkiye’nin Kıbrıs adası çevresindeki doğal gaz arama girişimlerine karşı çıkıyor ve geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye sondaj çalışmaları nedeniyle yaptırım kararı aldı.

Son dönemde dış politikada özellikle yalnız kalan Türkiye’nin en yakın müttefiki gibi görünen Katar dahi Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmaları ve doğal gaz arama faaliyetlerinde Yunanistan ve Kıbrıslı Rumların yanında yer aldı.

Türkiye’nin dış politikadaki en büyük dostu Katar, bu yıl başlarında Amerikan Exxon Mobil ile birlikte, Güney Kıbrıs’ta dünyanın en önemli gaz rezervlerinden birine ulaştı.

Fransız Total ve İtalyan ENI enerji şirketleri de bu pastadan pay almak için Yunanistan ve Kıbrıslı Rumlarla işbirliği yapıyor.

Bölgede, bu konuda Türkiye’yle anlaşma imzalayan ve birlikte hareket eden ise ülkesinin 3’te 2’sini kontrol edemeyen Libya’daki Ulusal Mutabakat Hükümeti oldu.

BM’den Yunanistan’a kamplardaki şartları iyileştirme çağrısı

 

 

Dünya

Almanya’da bir araç karnaval alayına hızla girdi, çok sayıda yaralı olduğu bildiriliyor

Almanya’da Hessen eyaletindeki Volkmarsen’de karnaval kutlamaları sırasında bir aracın karnaval alayına daldığı ve çok sayıda kişinin yaralandığı bildirildi.

BOLD – Hessen eyaletindeki Volkmarsen’deki karnaval kutlamalarında bir aracın karnaval geçit törenine daldığı ve birçok kişinin yaralandığı bildirildi.

Rosenmontag (Güller Pazartesisi) kutlamaları sırasında karnaval kutlaması yapanların arasına bir aracın hızla girdiği bildirildi. Kassel polisi, olayda çok sayıda kişinin yaralandığını açıkladı.

Aracın sürücüsünün gözaltına alındığı bildirildi. Yaralıların durumu veya olayın nasıl meydana geldiği ile ilgili henüz açıklama yapılmadı.

Almanya Hanau’da binlerce kişi ırkçılığa karşı yürüdü

Okumaya devam et

Dünya

Almanya’nın Hanau’daki ırkçı saldırıda gergin anma; Gözyaşı ve öfke!

Almanya’nın Hanau kentindeki ırkçı cinayet sonrası protesto gösterisi düzenlendi.

FATİH AKALAN-ÖZEL

BOLD-Dördü Türk 9 kişinin yaşamını yitirdiği saldırı sonrası Hanau’da toplanan binlerce kişi, “Naziler dışarı” sloganları attı. Hanau Meydanı’ndaki anma programına 3 dinin temsilcileri de katıldı. Alana gelen Hana Belediye Baskani Klaus Kaminski de eylem yapan vatandaşlara destek verdi. Mitingde konuşan Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın “İslam Karşıtlığıyla Mücadele Özel Temsilcisinin de atanması lazım” dedi.

Okumaya devam et

Dünya

Alman Büyükelçiliği avukatı Yılmaz S.’nin davası erkene çekildi

Ankara’da beş aydır tutuklu bulunan ve yabancı büyükelçilikler için çalışan avukat Yılmaz S. hakkında açılan davanın ilk duruşmasının tarihi değiştirilerek erkene çekildi.

BOLD – Aralarında Almanya’nın da bulunduğu bazı Avrupa ülkelerinin büyükelçilikleri için çalışan ve casusluk iddiasıyla beş aydır Ankara’da tutuklu bulunan avukat Yılmaz S. hakkında açılan davada, ilk duruşma günü değiştirildi.

Yılmaz S.’nin avukatlarından biri, ilk duruşma tarihin 12 Mart’a çekildiğini açıkladı. Daha önce ilk duruşmanın 20 Mart’ta yapılacağı açıklanmıştı.

İddianame geçen hafta Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. Yılmaz S.’nin avukatları, isnat edilen bazı suçların, sanıkların avukatlık görevi kapsamında olduğunu, bu nedenle Avukatlık Kanunu’nun 58’nci Maddesi gereği Adalet Bakanlığından izin alınması gerektiğini belirtmişti.

2 BİN 329 DOSYA TESPİT EDİLDİ

Avukat Yılmaz S. de ifadesinde “yasa dışı yoldan ele geçirdiği ileri sürülen verileri kendisinin toplamadığı, hukuki danışmanlık yaptığı büyükelçilikler tarafından teyit amaçlı kendisine iletildiğini” söylemiş, bu durumun da söz konusu büyükelçiliklere sorulmasını istemişti. Bu gerekçelerle iddianamenin iade edilmesine hükmeden mahkemenin kararına ise savcılık itirazda bulunmuştu.

Ayrıca avukat Yılmaz S.’nin ofisinde yapılan aramalarda, çalıştığını söylediği bazı Avrupa ülkelerinin büyükelçilikleri için hazırlanmış 2 bin 329 dosya tespit edilmişti. Yılmaz S.’nin Almanya dışında Norveç, Hollanda ve İsveç Büyükelçilikleri için de çalıştığı belirtiliyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu beş kişiye “Türk vatandaşlarına ait kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirmek, soruşturmanın gizliliğini ihlal etmek ve açıklanması yasaklanan gizli bilgileri casusluk maksadıyla temin etmek” suçlamalarını yöneltiyor.

Almanya Hanau’da binlerce kişi ırkçılığa karşı yürüdü

Okumaya devam et

Popular