Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Hollanda Büyükelçisi, “KHK’lılara bunu da mı yaptılar” diyerek gözyaşlarını tutamadı

Gaziantep’te düzenlenen ‘KHK Sivil Ölüm’ panelinde konuşan Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, KHK’lıların maruz kaldığı uygulamaları dinleyen Hollanda Büyükelçisi Kwaasteniet’in, ‘Bunu da mı yaptılar?’ diyerek, gözyaşlarını tutamadığını anlattı.

BOLD- İnsan Hakları Derneği Gaziantep Şubesi ile KHK Platformu, Gaziantep’te ‘KHK Sivil Ölüm’ paneli düzenledi. Panelde Prof. Dr. Haluk Savaş olayın psikolojik boyutunu, İnsan Hakları Derneği Adana Şube Başkanı Avukat İlhan Öngör hukuki durumunu, Adana KHK Platformu kurucusu Münir Korkmaz platformların oluşum sürecini, Gaziantep Eğitim-Sen üyesi olduğu gerekçesiyle ihraç edilen Suzan Uzpak OHAL’in kadınlar açısından yaşattığı travmayı, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da siyasal çerçevesini ele aldı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, düzenlenen panelde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Türkiye’den giden ihraç dosyalarının ‘altında kaldığı’ vurgulandı.

“140 BİN KİŞİ BİR GECEDE YOK EDİLDİ”

Öğretmenken ihraç edilen Adana KHK Platformu kurucularından Münir Korkmaz, hak aramak için 3 kişi ile çıktıkları yolda önemli yol kat ettiklerini söyledi. KHK’lıların 20 ilde fiziken örgütlendiğini söyleyen Korkmaz, “140 bin kişinin bir gecede yok edildiği, açlıkla terbiye edilmek istendiği, yok sayıldığı, seçmen olmalarının bile tartışıldığı, dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş şekilde sivil ölüme terk edildiği bir yıkımla karşı karşıya kaldık. Bu işin turnusol kâğıdı vicdandır ve vicdanı olan herkesi ilgilendirir. Bizim çektiklerimizi herkes bilmeli. Her durumda ve ortamda mücadele verilmelidir” dedi.

“AİHM, BU YÜKÜN ALTINDA KALDI”

İhraçların hukuki boyutunu değerlendiren İHD Adana Şube Başkanı Avukat İlhan Öngör ise, “140 bin kişi peyderpey ihraç edildi. Ancak biz avukatlar ne yapacağımızı bilemiyorduk. Normlarda altı çizilen öngörülebilirlik durumu burada yoktu.” sözleriyle hukuki çıkmaza vurgu yaptı.

“Oysa hangi suça, hangi cezanın verileceği kanunlarla bellidir” diyen Öngör, “Biz ilk başlarda ihraçlarla ilgili olarak nereye başvurulur onu dahi kestiremiyorduk. İdare Mahkemesi’ne gittik, ihraçların idari değil yasama faaliyeti olduğu ileri sürerek dosyalara bakamayacaklarını söylediler. Anayasa Mahkemesi OHAL düzenlemesi ile alınan kararlara bakmayacağını söyledi. Elimizde kala kala Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi( AİHM) kaldı. Orada üye ülkelerin yaptığı 40 bine yakın başvuru vardı. Türkiye’de özellikle ihraçla ilgili 60 binin üzerinde dosya gitti ve AİHM de bu yükün altında kaldı, orası da siyasallaştı” dedi.

AİHM’in, AB sekretaryası aracılığıyla sorunu diplomatik yollardan çözmeye çalıştığını anlatan Avukat Öngör, “Sonuçta 7 kişiden oluşan bir OHAL İnceleme Komisyonu kuruldu. İdari yargının ‘yasama konusu biz bakamayız’ dediği başvuruları, idari açıdan bu kurul değerlendirmeye başladı. Savunma almayan, dilekçe kabul etmeyen, delil sunulamayan bu kurulun kendisi hukuksuzdur ve adil yargılanma hakkını temelden ihlal etmektedir. Yani en önemli sorun, yargının devlet tarafından nasıl algılandığıdır. KHK meselesinin yargıyla çözülmesi çok uzun yılları alabilir.” ifadesini kullandı.

“17 BİN KADIN CEZAEVİNDE”

KHK ve ihraçları kadınlar açısından değerlendiren Suzan Uzpak, cezaevlerinde 17 bin kadının olduğunu ve bunun insanlık tarihinde ilk kez gerçekleştiğine dikkat çekti. Uzpak, “Toplam ihraçların içinde kadınların oranı önemli. Bu kadınların yüzde 55’i 40 yaşın altında. Yüzde 60’nın kıdemi 15 yılın altında. Büyük çoğunluğu üniversite mezunu. 40 yaşına kadar başka iş yapmamış bu insanlar KHK ile eve kapatıldı. Ya temizlikçi oldular ya çocuk bakıyorlar.” dedi.

İhraçların başladığı 20 Temmuz’dan bu yana sağlıktan faydalanamadıkları için psikolojik destek alamadıklarını belirten Uzpak, “Engelli bakım paraları ödenmedi. Yeşil kart başvuruları işleme bile konulmadı. İhraç döneminde gebe olan kadınların yüzde 4’ü düşük yaptı. Aradan geçen 3,5 yılda 60 intihar vakası yaşandı ki bunların çoğu kadın. Yurtdışına gitmek isterken Meriç Nehri’nde 18’i bebek ve çocuk 30 kişi boğularak can verdi. Yüzlerce çocuk halen cezaevlerinde anneleri ile birlikte kalıyor. Gözaltına alınan kadınlara kötü muamele yapıldığını biliyoruz-duyuyoruz.” vurgusunu yaptı.

“İNTİHAR DÜŞÜNCESİ YÜKSEK”

KHK’lıların durumunu psikolojik açıdan ele alan Prof. Dr. Haluk Savaş, kendi kliniğinde görüştüğü 30 KHK’li hasta ve hasta yakınları üzerinden yola çıkarak çarpıcı örnekler verdi. İşini, aşını, dostunu, arkadaşını, akrabasını kaybeden KHK’lıların sindiğini, korktuğunu ve toplumdan izole yaşamaya başladıklarına dikken çeken Savaş “Yaptığımız çalışmalarda ve tedavi sürecinde gördük ki ‘dinimiz intiharı kesin bir şekilde yasaklamasına rağmen’ muhafazakâr olduğu için bu düşünceyi eyleme geçirmeyenler olduğu gibi intihar niyeti besliyorlar.” dedi.

Kadınlarda intihar düşüncesinin daha yüksek olduğunu anlatan Savaş “Çünkü intihar dediğiniz şey bir yazılımdır. Bu düşünceyi, sağlıklı çalışmadığı durumlarda beyin üretmeye başlar, o yazılımı devreye sokar. Tedaviyi düzgün alınca geçer ama KHK’lıların o şansı çok az. Görüştüğümüz hatlarda en fazla; kaygı bozukluğu, bipolar, depresyon, psikoz, takıntı, psikolojik dürtü kontrolü ve öfke kontrolü gibi sorunlar var. Bazı hastalar bu saydığın rahatsızlıkların birden fazlasını yaşıyor” uyarısında bulundu.

“HUKUKSUZLUKLAR BAHANELERLE MEŞRULAŞTIRILMAYA ÇALIŞILIYOR”

TBMM’de kendisi gibi olan KHK’lıları temsil eden HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise ihraçların, Türkiye’de bir cadı avının mahsulü olan ve ‘bunu hak ettiler, devlet kendisini yeniden üretiyor’ gibi bahanelerle meşrulaştırılmaya çalışıldığını vurguladı.

“Cadı avı halen devam ediyor. Burada herkes siyasi kimliğini bir kenara koyması gerekiyor. İktidar, kendisine muhalif olan herkese aynı şey yapıyor” diyen Gergerlioğlu, muhaliflerin “sen de vatandaş mısın?” diye horlandığını ve vatandaşlıktan çıkarılmış muamelesi gördüğünü söyledi.

“BÜYÜKELÇİ VE TERCÜMAN GÖZYAŞLARINI TUTAMADI”

Toplumun büyük bir yıkım yaşadığını dile getiren Gergerlioğlu, “Biz, yaşanan bu vicdansızlık ve zulmü herkese anlatıyoruz. Avrupa Birliği Büyükelçisi Christian Berger’e de anlattık, Avrupa ülkelerinin elçilerine de rapor verdik. Hatta bize 30 dakikalık bir randevu veren Hollanda Büyükelçisi (Marjanne de Kwaasteniet), insanların yaşadığı mağduriyetleri, maruz kaldıkları vicdansızlık ve acımasızlığı anlattıkça çok etkilendi ve tam 2 saat dinledikten sonra gözyaşlarını tutamadı, tercümanı hüngür hüngür ağladı.” açıklamasında bulundu.

KHK’lıların yüzde 95’inin ekonomik zorluk yaşadığını belirten Gergerlioğlu, “Yüzde 85’i psikolojik sorun yaşıyor, yüzde 84’ü toplumsal dışlanmaya maruz kalmış. Yüzde 80’i tehcir edilmiş. Bakın Ermenilere nasıl tehcir yapılmışsa, yaşadığı yerde sosyal dışlanmaya maruz kalanlar orayı terk etmek zorunda kalmış. Bu da bir tehcir değil midir? İstatistikler çok vahim ve bu hükümet KHK’lılarla ilgili hiç iyi şeyler düşünmüyor.” dedi.

“Vicdanlarını ve ahlaki duygularını ayaklar altına almışlar” diyen Gergerlioğlu, “OHAL İnceleme Komisyonu açık açık anayasa ihlali yapan bir kuruma dönüştü ve art niyetliler. İnsanları çok açık söylüyorum ‘böcek’ gibi görüyorlar. Komisyon üyelerine yaptıkları usulsüzlük ve kanunsuzluk nedeniyle bir gün yargılanacaklarını açık açık söyledim.” ifadesini kullandı.

Paneli düzenleyen İnsan Hakları Gaziantep Şubesi adına söz alan Başkan Salman Yergin, KHK’lıların hak arama mücadelesinde her zaman yanlarına olacaklarını ifade ederken, Gaziantep Barosu İnsan Hakları Merkezi avukatları da her türlü hukuki desteği vermeye hazır olduklarını söyledi.

KHK’lı askerin çaresizliği: Eşim böbrek satmak ne kadar diye araştırıyor

Gündem

Nihal Olçok, Harbiyeli Anneleri hedef gösterdi

Oğlu ve eşi Boğaziçi Köprüsünde şehit olan Nihal Olçok, günlerdir sokaklarda eylem yapan Harbiyeli Anneleri’ni sosyal medyada ‘Tayyip Erdoğan’ı etiketleyerek hedef gösterdi.

BOLD – Ahmet Davutoğlu’un Gelecek Partisinin kurucular kurulunda yer alan Nihal Olçok, sosyal medya hesabından Harbiyeli Anneleri ve babaları hedef gösterdi, tehdit etti.

Oğlu müebbet hapis cezasına çarptırılan Melek Çetinkaya’nın başlattığı Adalet Yürüyüşü’nün ikinci gününde, bazı anneler ve babalar yapılan gözaltılar sonrasında Ankara metrosunda yaşadıkları adaletsizliği anlattı.

Sosyal medyada da paylaşılan o anların videolarında anne ve babalar “Biz oğlumuzu 13 yaşında devlete teslim ettik. Adilce yargılanmadılar. Mahkemede hiçbir tanık dinlenmedi. Adalet istiyoruz” dedi.

“BENİM BİNDİĞİM METRO GÜZERGAHINA GELİN”

Paylaşılan videolar önce trollerin hedefi oldu. Gelecek Partisinin kurucularından Nihal Olçok anneleri ve babaları hedef göstererek tehdit etti. Olçok, “Ya siz şaka mısınız? Bu ne rezalet? Siz İstanbul’da bunları benim bindiğim metro güzergahında da bana söylesenize. Üsküdar Marmaray’ı kullanıyorum beyler. Haberiniz olsun” ifadelerini kullandı.

“NEREDE BU DEVLET”

Konuyla ilgili 4 tweet atan Olçok, “Doğru ben de anneydim” dedikten sonra paylaştığı tweette Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ü etiketledi. “Nerede bu devlet diye haykırmak istiyorum” diyerek oğlu haksız yere müebbete mahkum edilen harbiyeli anne ve babaları hedef gösterdi.

34 KİŞİ ŞEHİT OLDU

15 Temmuz gecesi Boğaziçi Köprüsünde 32’si vatandaş, 2’si polis olmak üzeren 34 kişi şehit oldu. Nihal Olçok’un eşi Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip Olçok hayatını kaybedenler arasındaydı. O gece Yalova’da kamp yerinde olan askeri öğrencilerin bir kısmı da komutanlarının emriyle Boğaziçi Köprüsü başta olmak üzere İstanbul’un çeşitli bölgelerine götürüldü. Hava Harp Okulu öğrencileri Ragıp Enes Katran ve Murat Tekin, darbeye kalkıştıkları iddiasıyla köprüde delici ve kesici aletlerle canice öldürüldü.

ASKERİ ÖĞRENCİLERİN BOĞAZI KESİLDİ

Katran’ın otopsi raporunda ölüm nedenine beyin kanaması yazdılar. Vücudunda 8 yerde kesici delici alet yarası vardı. Boynunda ise, boyun organlarını ortaya çıkaran 6 cm uzunluğunda kesik mevcuttu. Aynı şekilde Murat Tekin’in omzundan boynuna kadar kesici alet izi vardı. İki öğrenci de ölümlerinden 10 gün sonra İstanbul Adli Tıp’ta bulunup defnedildi. Kendileri gibi hiçbir şeyden haberi olmayan arkadaşları tutuklanarak Silivri Cezaevine gönderildi ve iki yıl süren mahkemeler sonucunda Mayıs 2018’de müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 3,5 yılda tüm askeri okullardan toplamda 355 öğrenci darbeden sorumlu tutuldu ve aynı ceza verildi.

ADALET YÜRÜYÜŞÜ 3. GÜNÜNDE

Halen Silivri’de bulunan Hava Harp Okulu 1. sınıf öğrencisi Taha Furkan Çetinkaya’nın annesi Melek Çetinkaya, çocukları adil yargılanmadığı için 19 Ocak 2020’de Ankara’dan Silivri’ye Adalet Yürüyüşü başladı. Güvenpark’ta başlayan yürüyüşün ilk gününde 66 kişi gözaltına alındı. Yürüyüşün ikinci gününde Batıkent Metrosunda olacağını duyuran Çetinkaya ve onu desteklemeye gelen toplam 20 kişi yine yolda gözaltına alındı. Gözaltılar sonrasında metroya binip geri dönen diğer anne ve babalar metroda yaşadıkları adaletsizlikleri anlattı. Adalet Yürüyüşü bugün 3. gününde Kızılcahamam Kardeş Şehir Parkından saat 13.00’te devam edecek.

Adalet yürüyüşüne sert polis engeli, 66 gözaltı

Ragıp Enes Katran’ın abisi Fevzi Katran: Kardeşimi canice öldürdüler

Okumaya devam et

Gündem

Nakşibendi şeyhinin katili AKP’li başkanın oğlu çıktı: Cinayet sebebi miras!

Bitlis’te ders verdiği sırada öldürülen Nakşibendi şeyhi Abdulkerim Çevik’in katil zanlısı Yakup Şeflekçi’nin, AKP’li Tatvan Belediye Başkanvekili Mazhar Şeflekçi’nin oğlu olduğu ortaya çıktı. Cinayetin miras konusunda verdiği karar nedeniyle işlendiği belirlendi.

BOLD – Bitlis’te öldürülen Nakşibendi şeyhi Abdulkerim Çevik cinayetinin katil zanlısı Yakup Şeflekçi’nin, AKP’li Tatvan Belediye Başkanvekili Mazhar Şeflekçi’nin oğlu olduğu ortaya çıktı.

CİNAYET MİRAS KARARI NEDENİYLE İŞLENMİŞ

Halk TV’den Ali Isıyel’in haberine göre, yerel kaynaklar, Mazhar Şeflekçi ile oğlu Yakup Şeflekçi ve yeğenleri arasında miras konusunda anlaşmazlık çıktığını anlattı. Anlaşmazlık üzerine konuyu yargı yerine şeriata taşımak için Nakşibendi Şeyhi Abdulkerim Çevik’e başvuruldu. Çevik’in Mazhar Şeflekçi ve oğlu Yakup Şeflekçi’yi haksız bulması üzerine Yakup Şeflekçi şeyhi başından vurarak öldürdü.

AİLE NAKŞİBENDİ TARİKATINA MENSUPMUŞ

Şeflekçilerin, Nakşibendi tarikatına mensup oldukları ve Abdulkerim Çevik’in de müridi oldukları belirtilirken; Çevik ailesinin de Şeflekçilerin köyü olan Tatvan’ın Benekli (Çulhur) köyünde evleri ve arazileri olduğu ifade edildi.

Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye yaptırım hamlesi; İsim listesi hazırlanıyor!

Okumaya devam et

Gündem

3 bin mahkûm için yerli elektronik kelepçe ihalesi yapıldı

AKP yargı paketiyle infaz yasasında değişiklik planlarken, elektronik kelepçe sisteminin 81 ilde yayılması için bakanlığın çalışmalarına hız verildi. 3 bin mahkum için yerli üretim elektronik kelepçe ihalesi yapıldı.

BOLD – Yeni İnfaz Yasası ile ilgili hazırlıklar sürerken, Ankara’da dikkat çeken bir ihale gerçekleştirildi. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, 3 bin mahkum için Elektronik İzleme Sistemi hizmet alımı ihalesine çıktı. 5 firma teklif verirken, “yerli üretim şartı” dikkat çekti.

Sözcü’nün haberine göre 15 ilde hali hazırda uygulanan elektronik kelepçe sisteminin 81 ile yayılması için Adalet, İçişleri ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı çalışmalarını sürdürüyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının da destek verdiği proje kapsamında 25 Eylül 2019 günü gerçekleştirilen “açık ihale” ise henüz sonuçlanmadı.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, tarafından düzenlenen ve, denetimli serbestlik altında bulunan 3 bin yükümlünün Ev Hapsi Ünitesi (2 bin 610 adet), Anlık Takip Ünitesi (310 adet), Mağdur İzleme Ünitesi (60 adet) ve Alkol İzleme Ünitesi (20 adet) ile izlenmesini kapsayan “Elektronik İzleme Sistemi Hizmet Alımı İhalesi” ile ilgili teklifler 8 Kasım 2019 günü alındı.

YERLİ KELEPÇELER 2021’DEN İTİBAREN KULLANILACAK

Edinilen bilgiye göre 5 isteklinin teklif sunduğu ihale ile ilgili Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü son kararını vermedi. Hazır alım ve yerel üretim aşamalarından oluşan projenin yerel üretim aşamasında, ihale dokümanında belirtilen ürünler ve yazılımlar, yurt içinde tasarlanacak, geliştirilecek ve üretilecek şekilde yurt içinden tedarik edilecek.

Şu anda kullanlan ve ithal olan hazır alım ürünler 1 Nisan 2020 ile 31 Aralık 2020 tarihleri arasında kullanılacak. Yerli üretim ürünlerin kullanımına ise 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren başlayacak. Yeni infaz yasası düzenlemesinin hayata geçmeden önce elektronik takip sistemi hizmet alımı ihalesinin sonuçlanması bekleniyor.

KONUTTA İNFAZ KAPSAMI GENİŞLETİLİYOR

İnfaz değişikliğini de içeren yargı paketinin Şubat ayı başında Meclis’e sunulması bekleniyor. Düzenleme ile ilk etapta 40 bine yakın mahkumun tahliye olması bekleniyor. Yüzenleme, denetimli serbestlik sistemini değiştirirken, konutta infazın kapsamını da genişletiyor.

Adalet Bakanlığının yürüttüğü çalışmaya göre kadınların 1 yılın altında kalan cezalarının elektronik takip sistemi ile evde infazına imkan tanıyor. 70 yaş üzerindekiler ise 2 yıla, 75 yaş ve üzerindekiler için ise 4 yıla kadar olan cezalarını evde çekebilecek. Ayrıca, cezaevinde hayatını yalnız idame ettiremeyeceğine dair Adli Tıp Kurumu tarafından rapor verilen kişiler 3 yıla kadar olan cezalarını konutta infaz edebilecek.

Ne olur beni yavrumdan ayırmayın

Okumaya devam et

Popular