Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

OHAL Komisyonu, öldükten sonra KHK’lı Karataş’ı görevine iade etti, eşi Hacer Karataş: Geç gelen adaleti ne yapalım?

KHK ile ihraç edildikten sonra hayatını kaybeden Mücahit Karataş, OHAL Komisyonu tarafından görevine iade edildi. Karataş’ın eşi Hacer Karataş, “Şimdi geç gelen adaleti ne yapalım? Hayatta olmayan bir insanı işe almak ne demek?” dedi.

BOLD – Mücahit Karataş… Bülent Uçar… Ömer Faruk Arsoy… Gökhan Açıkkollu… KHK ile ihraç edildikten sonra ölen kamu çalışanları… Onlar öldükten sonra OHAL Komisyonu haklarında işe iade kararı verdi. Ancak aileleri bu durum için hiç sevinemedi.

Gazete Duvar, KHK ile ihraç edildikten sonra hayatlarını kaybettikten sonra OHAL Komisyonunun işe iade kararı verdiği ailelerle görüştü.

Gözaltında işkence ile ölen öğretmen Gökhan Açıkkollu KHK ile ihraç edildikten 1.5 yıl sonra göreve iade edildi. KHK ile ihraç edilen bilgisayar teknikeri Ömer Faruk Arsoy, kanserden öldükten 3 ay sonra geçtiğimiz şubat ayında göreve iade edildi. KHK’yle ihraç edildikten dört ay sonra yaşamını yitiren SES Malatya Şube Eşbaşkanı Bülent Uçar hakkında da OHAL Komisyonu olumlu yanıt vererek Uçar’ın işine geri dönmesini kararlaştırdı. 20 gün önce de OHAL Komisyonu, Diyarbakır’da Kadın Doğum Hastanesi’nde memur olarak çalışan ve 2016 yılında KHK ile işinden ihraç edilen kanser hastası Mücahit Karataş’ı öldükten sonra işe iade etti.

KANSER TEDAVİSİ GÖRÜYORDU

Diyarbakır Kadın Doğum Hastanesi’nde memur olarak çalışan Mücahit Karataş, 675 sayılı KHK ile 2016 yılında ihraç edildi. Üç çocuk babası Karataş, beynindeki ur nedeniyle rahatsızlandı. İhraç nedeniyle Karataş maddi ve manevi olarak zor günler geçirdi. Tedavi olabilmesi için sosyal medya üzerinden yardım kampanyaları başlatıldı. Ancak kanser hastalığı nedeniyle vefat etti. 20 gün önce de OHAL Komisyonu Karataş hakkında işe iade kararı verdi.

Mücahit Karataş

Karataş’ın eşi Hacer Karataş, ölen eşiyle ilgili iade kararını hastane yolundayken duymuş. Yoğun bakımda olan annesini ziyarete giderken çalan telefonunu açan Karataş, verdiği tepkiyi şöyle anlatıyor: “Otobüs seyir halindeyken çalan telefonumu açtım. Arayan eşimin avukatıydı. ‘Hacer Hanım eşiniz işe alındı’ dedi. Şaşırdım… Hayatta olmayan bir insanı işe almak ne demek. ‘İşe aldılar da mezardan mı çıkartalım?’ dedim.”

‘İADE EDİLECEĞİM AMA BEN BURDA OLMAYACAĞIM’

Karataş, eşini anlatırken, “Bir gün işe iade edileceğini biliyordu” diyor. Eşiyle bu konuda konuşurken kendisine, ‘İşime döneceğim ama ben burada olmayacağım’ dediğini anlatan Karataş şöyle devam ediyor: “Çok kızmıştım bu sözlerine. Zaten kanser tedavisi görüyordu. Üzülmemeli, stres yapmamalıydı. Bu süreçte sendikası KESK bize hep yardımcı oldu. Maddi manevi olarak eşimi yalnız bırakmadılar. Bu durumdan çok memnundu. Ekonomik olarak zor günler yaşadık. İhraç edildikten sonra sık sık ataklar geçiriyordu. Sürekli hastalanmaya başladı. Doktoru, ‘Hastayı bu kadar kötü etkileyen şey nedir’ diye sordu. İşten atıldıktan sonra çok üzülüyordu. En son hastaneye yatırıldığında elini tuttum. Titriyordu… ‘Hiçbir şeyi takma kafana’ dedim. Ama eşim gitti.”

Karataş son olarak, “Şimdi geç gelen adaleti ne yapalım?” diyerek eşinin hak kayıplarını da alamadıklarını söylüyor.

EŞİM İADE EDİLDİ AMA…

Öldükten sonra işe iadesi gerçekleşen başka bir KHK’li ise Malatya Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Şube Başkanı Bülent Uçar oldu. Uçar, İŞKUR’a yaptığı başvuru reddedildiği için kurumun kapısında kalp krizi geçirmiş ve hayatını kaybetmişti. Uçar da 14 Ekim’de işe iade edildi. İade tebliğini alan Uçar’ın eşi Songül Uçar, eşiyle ilgili herhangi bir hak kaybı alamadıklarını söyledi.

Bülent Uçar

Uçar ihraç edilen eşini anlatırken, “Bülent hiçbir zaman moralini bozmadı. Bu süreçte de hep arkadaşlarına destek oldu” dedi. Uçar eşinin hayallerini ise şu sözlerle anlatıyor: “Pozitif düşünürdü. ‘Çalışırım, yaparım, hiçbir zaman kötü duruma düşmeyiz’ diyordu. Arkadaşlarını da ayakta tutmak için mücadele veriyordu. Çay ocağı kurma hayali vardı. İhraç edilen arkadaşlarıyla çay ocağı açmak için plan kurdular. Hatta iş paylaşımı bile yapmışlardı. Ben de yardım edeceğimi söylerdim, bulaşıkları yıkama işini ben üstlenmiştim.”

İADENİN BİZİM İÇİN BİR ANLAMI YOK

“Eşim iade edildi ama bizim için hiçbir anlamı yok” diyen Uçar, “İade kararını öğrendiğimde eşimi kaybettiğimde yaşadığım duyguları tekrar yaşamış oldum” diyor ve ekliyor: “Sanki bize, ‘Acınızı unutturmayacağız’ gibi bir mesaj verildi. Sanki dalga geçtiler bizimle. Çok kötü duygular yaşadım. İade belgesini aldığımda acı şeyler yaşadım. Çok şaşırdım. Biliyorlardı. Her şeyi biliyorlardı. Olayların bu derece kötü olacağını bile bile neden böyle bir evrakla bize bildirdiklerine hiçbir zaman anlam veremeyeceğim.”

Uçar, “Maddi ve manevi tazminat davası açacağım. Ne yapmam gerekiyorsa yapacağım” dedi.

GENCECİK BİR MEMURDU…

Mersin Devlet Hastanesi’ndeki Bilgisayar Teknikerliği’nden 672 sayılı KHK ile ihraç edilen Ömer Faruk Arsoy da öldükten sonra işe iade edildi. Arsoy cilt kanseri yüzünden Aralık 2018’de vefat etmişti. Arsoy’un iade edildiğini HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu duyurmuştu. Gergerlioğlu, Arsoy için, “Kendisi gencecik bir memurdu. Genç yaşta kahrından öldü. Terörist ilan edildi. Öldükten sonra da görevine iade edildi. Bunu yapanların hiç mi vicdani sızlamıyor?” diye sordu.

Öldükten sonra işe iade edilen başka bir isim öğretmen Gökhan Açıkkollu oldu. Açıkkollu bir ihbar üzerine gözaltına alındı daha sonra da işkence sonucu kalp krizi geçirerek öldüğü raporlarla kanıtlandı. Açıkkollu, öldükten sonra ‘hainler mezarlığı’na gömülmek istendi. İhraç edildikten 1.5 yıl sonra göreve iade edildi.

Gökhan Açıkkolu

HAKLARINI ALMAK İÇİN NE YAPMAMALILAR?

KHK’lilerin davalarına bakan Nedim Değirmenci, öldükten sonra işlerine iade edilen KHK’lilerin haklarının mutlaka verilmesi gerektiğini söylüyor. Değirmenci, hukuk yollarına başvurarak ailelerin maddi ve manevi tazminat açmaları için çağrıda bulunuyor: “İşe iade edilenler öncelikle ihraç edildikleri kurumdan hak kayıplarını talep etmeli. Eğer bu kişiler yaşamıyorsa aileleri bunu gerçekleştirmeli. Eğer kurum, yani idare bu başvurulara olumlu yanıt vermezse idare mahkemesinde dava açma yoluna gidilmeli. Davanın karar süresi ise şehirden şehre farklılık gösteriyor. Örneğin İzmir’de 1 yıl içerisinde karar açıklanıyor. Tabii bu kısım sadece maddi tazminat konusu. Manevi tazminat haklarını da istemeliler.”

Tekme atarak avukat Zeycan Balcı’nın belini kıran polis 3 yıl sonra yargılanacak

Gündem

Nakşibendi şeyhinin katili AKP’li başkanın oğlu çıktı: Cinayet sebebi miras!

Bitlis’te ders verdiği sırada öldürülen Nakşibendi şeyhi Abdulkerim Çevik’in katil zanlısı Yakup Şeflekçi’nin, AKP’li Tatvan Belediye Başkanvekili Mazhar Şeflekçi’nin oğlu olduğu ortaya çıktı. Cinayetin miras konusunda verdiği karar nedeniyle işlendiği belirlendi.

BOLD – Bitlis’te öldürülen Nakşibendi şeyhi Abdulkerim Çevik cinayetinin katil zanlısı Yakup Şeflekçi’nin, AKP’li Tatvan Belediye Başkanvekili Mazhar Şeflekçi’nin oğlu olduğu ortaya çıktı.

CİNAYET MİRAS KARARI NEDENİYLE İŞLENMİŞ

Halk TV’den Ali Isıyel’in haberine göre, yerel kaynaklar, Mazhar Şeflekçi ile oğlu Yakup Şeflekçi ve yeğenleri arasında miras konusunda anlaşmazlık çıktığını anlattı. Anlaşmazlık üzerine konuyu yargı yerine şeriata taşımak için Nakşibendi Şeyhi Abdulkerim Çevik’e başvuruldu. Çevik’in Mazhar Şeflekçi ve oğlu Yakup Şeflekçi’yi haksız bulması üzerine Yakup Şeflekçi şeyhi başından vurarak öldürdü.

AİLE NAKŞİBENDİ TARİKATINA MENSUPMUŞ

Şeflekçilerin, Nakşibendi tarikatına mensup oldukları ve Abdulkerim Çevik’in de müridi oldukları belirtilirken; Çevik ailesinin de Şeflekçilerin köyü olan Tatvan’ın Benekli (Çulhur) köyünde evleri ve arazileri olduğu ifade edildi.

Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye yaptırım hamlesi; İsim listesi hazırlanıyor!

Okumaya devam et

Gündem

3 bin mahkûm için yerli elektronik kelepçe ihalesi yapıldı

AKP yargı paketiyle infaz yasasında değişiklik planlarken, elektronik kelepçe sisteminin 81 ilde yayılması için bakanlığın çalışmalarına hız verildi. 3 bin mahkum için yerli üretim elektronik kelepçe ihalesi yapıldı.

BOLD – Yeni İnfaz Yasası ile ilgili hazırlıklar sürerken, Ankara’da dikkat çeken bir ihale gerçekleştirildi. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, 3 bin mahkum için Elektronik İzleme Sistemi hizmet alımı ihalesine çıktı. 5 firma teklif verirken, “yerli üretim şartı” dikkat çekti.

Sözcü’nün haberine göre 15 ilde hali hazırda uygulanan elektronik kelepçe sisteminin 81 ile yayılması için Adalet, İçişleri ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı çalışmalarını sürdürüyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının da destek verdiği proje kapsamında 25 Eylül 2019 günü gerçekleştirilen “açık ihale” ise henüz sonuçlanmadı.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, tarafından düzenlenen ve, denetimli serbestlik altında bulunan 3 bin yükümlünün Ev Hapsi Ünitesi (2 bin 610 adet), Anlık Takip Ünitesi (310 adet), Mağdur İzleme Ünitesi (60 adet) ve Alkol İzleme Ünitesi (20 adet) ile izlenmesini kapsayan “Elektronik İzleme Sistemi Hizmet Alımı İhalesi” ile ilgili teklifler 8 Kasım 2019 günü alındı.

YERLİ KELEPÇELER 2021’DEN İTİBAREN KULLANILACAK

Edinilen bilgiye göre 5 isteklinin teklif sunduğu ihale ile ilgili Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü son kararını vermedi. Hazır alım ve yerel üretim aşamalarından oluşan projenin yerel üretim aşamasında, ihale dokümanında belirtilen ürünler ve yazılımlar, yurt içinde tasarlanacak, geliştirilecek ve üretilecek şekilde yurt içinden tedarik edilecek.

Şu anda kullanlan ve ithal olan hazır alım ürünler 1 Nisan 2020 ile 31 Aralık 2020 tarihleri arasında kullanılacak. Yerli üretim ürünlerin kullanımına ise 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren başlayacak. Yeni infaz yasası düzenlemesinin hayata geçmeden önce elektronik takip sistemi hizmet alımı ihalesinin sonuçlanması bekleniyor.

KONUTTA İNFAZ KAPSAMI GENİŞLETİLİYOR

İnfaz değişikliğini de içeren yargı paketinin Şubat ayı başında Meclis’e sunulması bekleniyor. Düzenleme ile ilk etapta 40 bine yakın mahkumun tahliye olması bekleniyor. Yüzenleme, denetimli serbestlik sistemini değiştirirken, konutta infazın kapsamını da genişletiyor.

Adalet Bakanlığının yürüttüğü çalışmaya göre kadınların 1 yılın altında kalan cezalarının elektronik takip sistemi ile evde infazına imkan tanıyor. 70 yaş üzerindekiler ise 2 yıla, 75 yaş ve üzerindekiler için ise 4 yıla kadar olan cezalarını evde çekebilecek. Ayrıca, cezaevinde hayatını yalnız idame ettiremeyeceğine dair Adli Tıp Kurumu tarafından rapor verilen kişiler 3 yıla kadar olan cezalarını konutta infaz edebilecek.

Ne olur beni yavrumdan ayırmayın

Okumaya devam et

Gündem

Toprak Dede Hayrettin Karaca hayatını kaybetti

Çevre vakfı TEMA’nın kurucusu Hayrettin Karaca vefat etti. Ömrünü toprağa adayan Karaca’nın cenazesi çarşamba günü Fatih Camiinden kaldırılacak.

BOLD- TEMA Vakfı Kurucusu ve Onursal Başkanı Hayrettin Karaca hayatını kaybetti. Toprak Dede olarak tanınan ve sevilen Karaca’nın vefatını TEMA Vakfı resmi sosyal medya hesaplarından duyurdu. 97 yaşında hayata gözlerini yuman Hayrettin Karaca’nın cenazesi 22 Ocak Çarşamba günü  İstanbul’da Fatih Camii’nden öğle vaktinde kılınacak namazdan sonra defnedilecek.

ÖMRÜNÜ TOPRAĞA VE ÇEVREYE ADADI

Toprak Dede Nihat Karaca, 1980’de kurduğu Yalova’daki Karaca Arboretumunda yaşıyordu. Ömrünü buraya adamıştı. Ellili yaşlarda, Türkiye’nin ilk özel arboretumunu kurmuştu. Burası aslında ailesinin elma bahçesiydi. Dünyanın her yerinden ve Anadolu’nun dört bir yanından yüzlerce bitki getirmiş ve burada yetiştirmişti. 135 bin metrekarelik alanda 14 bin çeşit bitki bulunduğu biliniyor. Hayrettin Karaca, bu bitkileri toplamak için Türkiye’de 450 bin kilometre yol kat etti. Bazı yerlere farklı mevsimlerde defalarca gitti. Erozyon tehlikesini o günlerden fark etti. Vehbi Koç’un teklifiyle Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı’nı 1992’de kurdular. TEMA’yı kurduklarında artık 70 yaşındaydı. Ama mücadele daha yeni başlıyordu.

YAŞAM FELSEFESİ: BİLGİ, İLGİ VE TEPKİ

Hayrettin Karaca’nın bir yaşam felsefesi vardı. Bunu da üç kelimeyle tarif ediyordu: Bilgi, ilgi ve tepki. “Bilgili olacaksın. Çok oku, çok yaz ama bildiklerini insan ayrımı yapmaksızın paylaş. Elbette bilgili olduğumuz kadar ilgili de olmamız gerekli. En önemlisi tepki. Üzerinize vazife olmayan işlere karışın” diyordu.

Tehlikedeki türler için bir gen koruma merkezi görevi üstlenen Karaca Arboretumu’nu dünyanın her yerindeki botanikçiler tarafından da biliniyor. Yılda iki kez yayınlanan Arboretum Magazin’i bilim adamlarının araştırma ve görüşlerinin yayınlandığı bir forum.

SAYISIZ ÖDÜLÜN DE SAHİBİ

Hayrettin Karaca 97 yıllık ömrüne birçok ödül de sığdırdı. Onlardan bazıları şöyle:

Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi tarafından Fahri Doktora 1990
Birleşmiş Milletler Çevre Programının ‘Global 500 Roll of Honour’ Ödülü 1992
Çevre Bakanlığı tarafından “Çevre Beratı” 1992
Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından verilen ‘Çevre Ödülü’ 1993
Uluslararası Lions Club tarafından ‘Melvin Jones Fellow Ödülü 1994
Çevre Bakanlığı tarafından “Üstün Hizmet Ödülü” 1994
ODTÜ tarafından ‘Felsefe Onur Doktorası’ 1995
Ege Üniversitesi “Fahri Doktora”sı 1995
Milli Olimpiyat Komitesi “Fair Play” Ödülü 1996
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı “Hoşgörü Ödülü” 1996
Atatürk Kültür Merkezi tarafından “Şeref Üyeliği Beratı” 1997
Kırıkkale Üniversitesi ilk Fahri Doktora unvanı 1997
Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü 1997
ÇEVRETED tarafından “Çevreted 97 Onur Ödülü” 1997
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi “2000 Yılının Öncüleri” Ödülü 1998
Genç Hukukçular Derneği tarafından “Yılın Yurttaşı” Ödülü 1998
Türkiye Çocuk Dergisi tarafından Babalar Günü nedeniyle “Toprak Baba” unvanı 1998
Anadolu Üniversitesi Fahri Doktora Ödülü 1998
BİLSES Vakfı “Çevre Ödülü” 1998
Ankara Çankaya İzci Grubu tarafından “Yılın Doğa Dostu” Ödülü 1998
Ankara Gazeteciler Cemiyeti tarafından “Yılın Adamı” Ödülü 1999
Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı tarafından “1998 Türk Dünyasına Hizmet Ödülü” 1999
TBMM Onur Ödülü 2005
Right Livelihood Award 2012(Alternatif Nobel Ödülü)
Birleşmiş Milletler “Orman Kahramanı Ödülü” 2013

 

 

Okumaya devam et

Popular