Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

22 bin lira maaş alan 200 milletvekili arabuluculuk sınavına girdi

Adalet Bakanlığının yaptığı arabuluculuk sınavına 22 bin TL maaş alan milletvekillerinin de girmesi tepki çekti.

BOLD – Adalet Bakanlığının geçtiğimiz yıllarda başlattığı arabulucu olmak için yapılan sınava milletvekillerinin de girdiği ortaya çıktı. 24 Kasım’da yapılan arabuluculuk sınavına, TBMM’de bulunan 200 milletvekili de katıldığı bildirildi.

Milli Gazetenin haberine göre, arabuluculuk sınavına milletvekillerinin yanı sıra Yargıtay daire başkanları, Danıştay daire başkanları, Anayasa Mahkemesi üyeleri, üniversitelerin hukuk fakültelerinden profesörler, Etik Kurulu üyeleri, arabuluculuk dersi veren doçentler, üniversite rektörleri, Adalet Bakanlığında görevli müsteşar yardımcıları, daire başkanları ve genel müdürler de girdi.

İstihdam sorunun olduğu Türkiye’de milletvekillerinin de arabuluculuk sınavına girmesi eleştiri konusu oldu.

ARABULUCULUK NEDİR?

Arabuluculuk, hukuk sistemi gelişmiş ülkelerde yaygın olarak kullanılan bir “Alternatif uyuşmazlık çözümü” yöntemi olarak biliniyor. Arabuluculuk, tarafların içinde bulundukları uyuşmazlığı tarafsız bir üçüncü kişi yardımı ile mahkemeye gitmeden ya da mahkeme yönlendirmesiyle çözmelerinde kullanabilecekleri bir uygulama olarak kanunlaştırıldı.

AKP’li vekillerin ‘veto’ sonrası U dönüşüne canlı yayında kahkahayla güldüler

Gündem

Prototip AKP hukukçusu Yargıtay Üyesi Aydıner hakkında çete kurmaktan suç duyurusu

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, Yargıtay üyesi Ömer Faruk Aydıner, eski MİT mensubu olduğu belirtilen Mehmet Ali Bal, Nizamedin K.’nin çete kurarak bir iş kadınının hisselerini ve parasını almaya çalıştıkları iddiasıyla soruşturma başlattığı öğrenildi.

BOLD-17/25 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının ardından yargı camiasında yürütülen görevden alma döneminde yıldızı parlayan Ömer Faruk Aydıner hakkında çete kurmak ve haksız kazanç elde etmek gibi suçlamalarla hakkında soruşturma açıldığı öğrenildi. Aydıner’in kurduğu iddia edilen çetede iki eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Mehmet Ali Bal, Nizamedin K. isimli şahıslarında olduğu öğrenildi.

T24’de yer alan skandal suçlamada Yargıtay Üyesi Aydıner’in bir iş kadının hisselerini Nizamedin K.’ye devretmesi için kendi el yazısıyla sözleşme hazırladığı ve iş kadınından para aldığı iddiaları sıralandı. Bu konudaki whatsapp yazışmalarına suç duyurusunda yer verildi. Suçlanan isimler ise mali güçlük çeken iş kadınının rızasıyla hisse devri yaptığını, mali sıkıntısının sona ermesinden sonra ise hisselerini kurtarmak için iftira yolunu seçtiğini öne sürdü. T24’ün ulaştığı Aydıner, iddiaları reddederken, karşı dava açacağını söyledi, iddia sahiplerinin amacının konuyu medyaya taşımak olduğunu belirterek, bu nedenle açıklama yapmayacağını ifade etti.

İzmir’de yaşayan bir iş kadını avukatı aracılıyla bir dönem İzmir Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan Yargıtay Üyesi Ömer Faruk Aydıner ve MİT mensubu olduğu belirtilen arkadaşları hakkında suç duyurusunda bulundu. Savcılığın dilekçeyi almamak için direndiği fakat sancılı bir sürecin ardından alınan suç duyurusu, işleme alınarak bir savcı soruşturma yapmak amacıyla dosyaya atandı.

Savcılığın ısrarla, dilekçede ismi yer alan Yargıtay üyesi Aydıner hakkında Yargıtay’a şikâyet başvurusu yapılmasını istemesine rağmen dilekçede “çete” suçlaması yer aldığı için ve çete bağlantılar söz konusu olduğu gerekesiyle başvuruyu kabul etmek zorunda kaldı. Savcılık tarafından suç duyurusu Yargıtay Başkanlığı’na da verildi. Başkanlığın henüz bir işlem başlatmadığı ifade edildi.

T24’de yer alan haber şu şekilde;

Dilekçede, çete kurmakla itham edilen isimler Yargıtay üyesi Ömer Faruk Aydıner, eski MİT mensubu olduğu belirtilen Mehmet Ali Bal, geçmişte uyuşturucu suçundan yargılanan Nizamedin K. ve avukatları.

Dilekçede, İzmirli iş kadını A.K.,’nin eşinden boşandıktan sonra hissedarı olduğu şirketi yönettiği, bir süre sonra mali sıkıntı yaşadığı anlatılıyor. Bu süreçte A.K.’nin İzmir’de şirketi bulunan Nizamedin K. ile tanıştığı ve sık görüşmeye başladıkları, Nizamedin K.’nin, A.K.’nin şirketinin yaptığı daireleri almak istediğini söylediği aktarılıyor.

Bundan sonrası ilginç… Nizamedin K.’nin eski İzmir Başsavcısı, Yargıtay üyesi Ömer Faruk Aydıner ve eski MİT mensubu Mehmet Ali Bal’la da yakın arkadaş olduğu,  A.K.’nin güvenini bu şekilde kazandığı, sonra da “emanet para” vermeyi teklif ettiği ifade ediliyor.

“EMANET PARA” AKTARIMI

Buna göre, A.K.’nin şirketinin ekonomik sorun yaşadığı dönemde Nizamedin K., 31 Ekim 2018 ila 31 Aralık 2018 tarihleri arasında 1 milyon 88 bin TL’yi şirkete aktarıyor. 1 Ekim 2018’de 200 bin Euro, 7 Şubat 2019’da da 90 bin dolar emanet para daha şirkete veriliyor. Toplamda borç olarak verildiği söylenen miktar, dilekçeye göre, 2 milyon 942 bin 310 TL.

“YÜZDE 25’İ BENİM”

Dilekçede, bir süre sonra A.K.’yi evine çağıran Nizamedin K.’nin, “Ben borç para vermedim. Şirketin yüzde 25’i benim. Burada halledilmeden buradan çıkılmayacak” dediği, A.K.’yi evden ayrılmak istemesi üzerine tartakladığı, bu sırada avukat Fatih Turhan’ın, “Bu seni burada öldürür, en iyisi senet falan imzala, kurtul” dediği iddiası yer alıyor. A.K.’nin uzun konuşmalardan sonra imza atmadan evden ayrılmayı başardığı söyleniyor.

200 BİN DOLARI AYDINER’İN

Dilekçede Nizamedin K.’nin, telefonla aramayı sürdürerek, “Yolladığım paranın 200 bin dolarını Ömer Faruk Aydıner’e vermen lazım. O gün bu miktarı ondan aldım” dediği, A.K.’nin de bir süre sonra tehdit telefonlarının artması üzerine Aydıner’e giderek yardım istediği ifade ediliyor.

Dilekçeye göre, Yargıtay üyesinin olayla ilgisi bundan sonra başlıyor. Aydıner’in durumu çözeceğini söylediği, İstanbul’da Mehmet Ali Bal’ın evinde bir toplantı düzenleyeceğini ilettiği, A.K.’nin de 30 Haziran 2019’da bu toplantıya çağrıldığı anlatılıyor. Bu toplantının yapıldığını yalanlayan kimse yok.

Toplantıya Nizamedin K. de katılıyor. Dilekçede, toplantıda yaşanan, “A.K., yine baskı altında kalmıştır. Ömer Faruk Aydıner, müvekkilime, ‘Bir devir sözleşmesi yapalım. Ama Mehmet Ali Bal adına olsun. Şimdilik böyle yazalım kurtul’ diyerek baskı altına almıştır” deniliyor. İddiaya göre Aydıner, el yazısıyla hisse devri sözleşmesi hazırlıyor ve A.K.’ye bu el yazısı sözleşme imzalatılıyor. Sözleşmenin bir örneği soruşturma dosyasında var.

SÖZLEŞMEYİ KENDİSİ HAZIRLADI

Dilekçede de bu durum için “Bir dönem Uyuşturucu Maddelerle Mücadele Üst Kurulu’nda çalışan yargı mensubu bir kişinin geçmişi bu kadar şaibeli olan Nizamedin K.’nin faydasına çalışarak, görevini ve görevinin getirdiği ahlaki sorumlulukları unutmuş olması manidardır. Müvekkilim oradan can havliyle çıkmıştır” ifadeleri kullanılıyor.

DEVİR SÖZLEŞMESİ

Ancak olaylar bitmiyor. A.K.’ye İzmir’e döndükten sonra bu kez sözleşmenin gereği olarak noter kanalıyla yüzde 25 hissesini devretmesi söyleniyor. Mehmet Ali Bal, yanına aldığı noter görevlisi ile ofisine geliyor ve 26 Temmuz 2019’da A.K., sözleşmeyi kendi ofisinde imzalıyor. Dilekçeye göre, baskı ve tehditle.

ÇOCUKLARIYLA TEHDİT

Dilekçede bu konuda, Nizamedin K.’nin, A.K.’nin çocuklarını takip ettirdiği, bu korku atmosferinde sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığı anlatılıyor.

200 BİN DOLAR VE 500 BİN TL KÂR

Ancak bununla da bitmiyor. Dilekçede, Mehmet Ali Bal’ın bir süre sonra A.K.’ye, Aydıner’in parası olan 200 bin doları ödemesi için baskı yaptığı, Aydıner’in de A.K.’ye cep telefonundan mesaj gönderdiği ifade ediliyor. Bu mesaj örnekleri dosyada yer alıyor.

Aydıner’in parayı nakit istediği, mümkün olmadığı yanıtını alınca iban numarası verdiği ancak A.K.’nin, “Paranın şirket hesabından verileceği, gönderen hesabın Nizamedin K.’ye ait olduğu, ancak o hesaba geri gönderilebileceği” yanıtını verdiği ifade ediliyor. Aydıner’e ait paranın Nizamedin K. hesabından niye gönderildiği belirsiz ancak bunun da dekontları var. Bu konuda Aydıner ile A.K. arasındaki whatsapp mesajlaşmaları bulunuyor.

Aydıner’in, mesajlarında, “O zaman şöyle yapalım, 1 milyon TL gönderdiğim parayı Nizam’a gönderirsiniz, kâr olan 500’ü yukarıdaki hesaba gönderirsiniz’ dediği, neyin kârı olduğu anlaşılamayan parayı bulamayan A.K.’nin ise daire vermeyi teklif ettiği iddia ediliyor.

Dilekçeye göre, bu konuda anlaşılamaması üzerine paranın bir kısmı bankadan, kalan 500 bin TL ise elden veriliyor. Aydıner, parayı aldığına dair belge imzalıyor. Dilekçede, A.K.’nin, Aydıner’e, “Keşke adaleti temsil eden bir insan olarak size bu davranışı zorlayan kişinin de kim olduğunu ve ne sözler verip ne noktaya geldiğini de sorgulasanız…” mesajını gönderdiği, Aydıner’in ise “Karşında aptal yok. Benim hukukçuluğumu sorgulamak ise haddin değil. Kusura bakma insan paradan daha kıymetlidir. Sadece polemik yapıyorsun. Ben borç göndermedim. Daire aldım, dükkan aldım. Bunların hiçbirini zamanında yerine getirmedin. Sen zor gününde yanında olan kişiyi feraha erince sattın. Ve biz de sana yardımcı olmaya çalıştık ama geldiğim nokta, insanları kullanıp atıyorsunuz” karşılığını verdiği anlatılıyor. Bu mesaj örnekleri de dosyada yer alıyor.

Avukat Öztaşdönderen, “Bir Yargıtay üyesinin bir toplantıya katılıp, eline kalem kağıt alıp hukuki danışmanlık yapması normal mi? Bunun izahı bize göre yoktur. Bir de nasıl bir ticari ilişki kurmuş ki 500 bin kâr elde etmiş Sayın Aydıner?  Yargıtay üyelerine has serbestlikler mi söz konusu?” ifadelerini kullanıyor.

Dilekçede, tüm isimler hakkında çete suçundan işlem yapılması talep edildi. Başsavcılık da soruşturma başlatarak bir savcıyı görevlendirdi.

Prototip bir AKP hukukçusu: Ömer Faruk Aydıner’in Yargıtay’a yükselişi

Okumaya devam et

Gündem

Bir siyanür vakası daha: 21 yaşındaki genç intihar etti

Sakarya’nın Erenler ilçesinde, kimya bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Mehmet Ali Çetin, siyanür içerek intihar ettiği öğrenildi.

BOLD-Sakarya Üniversitesi Kimya Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Mehmet Ali Çetin, Sakarya’nın Erenler ilçesi Hacıoğlu Mahallesi’nde siyanür içerek intihar etti. Psikolojik sorunları olduğu iddia edilen 21 yaşındaki Çetin’den bir süredir haber alamayan ailesi evine gittiğinde acı olayla karşılaştı. Üniversite öğrencisi Çetin’in kimyasal madde kullandığını tespit eden sağlık ekipleri, olayı AFAD Kimyasal Biyolojik Radyolojik Nükleer Tehditler (KBRN) ekiplerine bildirdi.

AFAD’ın cedes üzerinde yaptığı incelemede 21 yaşındaki gencin siyanür içerek intihar ettiği öğrenildi. Yapılan incelemelerde şahsın siyanürü bir içeceğe karıştırarak içtiği belirlendi. Olayla ilgili araştırmalarını derinleştiren ekipler, Çetin’in yaşamına son verdiği siyanürü bir alışveriş sitesi üzerinden aldığını öğrendi.

SİYANÜR SATIŞININ YASAKLANDIĞI AÇIKLANMIŞTI

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın satışlarının yasaklandığını açıklamasına rağmen, intihar eden gencin siyanürü bir internet sitesinden satın aldığını belirlenmesi daha önce yaşanan siyanürlü intiharları akıllara getirdi. İstanbul Fatih’te 4 kardeşin siyanürle intihar etmesinin ardından Antalya’da bir baba, eşi ve çocuklarıyla birlikte siyanür içerek intihar etmişti. Son olarak Bakırköy’de yaşayan bir kuyumcunun siyanürle intihar ettiği haberi gelmişti. Siyanürle intihar vakalarındaki artış tartışılırken, bir acı haber de Sakarya’dan geldi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, üst üste yaşanan siyanürle intihar vakalarının ardından, yönetmelik değişikliğiyle halka, piyasa ve internet ortamında siyanür bileşiklerini içeren maddelerinin satışı yasaklandığını açıklamıştı.

Veliler öğretmenlerin maaşını ödemeyen Doğa Koleji yönetimini protesto etti

Okumaya devam et

Gündem

Veliler öğretmenlerin maaşını ödemeyen Doğa Koleji yönetimini protesto etti

İstanbul’un Ataşehir ilçesinde bulunan Doğa Koleji Genel Merkezi önünde toplanan yüzlerce veli maaşlar konusunda öğretmenleri oyalayan okul yönetimini ıslık ve alkışlarla protesto etti.

BOLD- Doğa Kolejlerinin Ataşehir’de bulunan genel merkez önünede toplanan veliler okul yönetimini protesto etti. Kolej öğretmenleri bir süredir maaşlarını alamadıkları için eylem hazırlığındaydı. Bazı Doğa Koleji şubelerinde öğretmenler dersleri boykot etme kararı aldı.

Öğretmenleri isyan eden veliler de harekete geçti. Veliler öğretmenlere destek verdiklerini daha önce bildirmişti. Yüzlerce veli koleji satmak isteyen ve bu yüzden öğretmenlere maaşlarını vermeyen yönetimi alkış ve ıslıklarla protesto etti.

“DEVLET NEREDE” YAZILI DÖVİZLERLE PROTESTO EDİLDİ

“Devlet nerede” yazılı dövizler taşıyan veliler öğretmenlerini oyalayan okul yönetimini için bakanlığı göreve çağırdılar. Şirketin hisse senetleri için değil okul için para ödediklerini söyleyen veliler, ”Öğretmenlerin parası ödensin diye para ödüyoruz. Satacaklarsa da satsınlar. Kime sattıklarını açıklasınlar” diye konuştu.

Veliler yaptıkları yazılı açıklamada ise, “Doğa koleji okullarındaki ekonomik sıkıntılar ve kurumun satışı ile ilgili aylardır süren belirsizlik ne yazıkki devam ediyor.

Okulun sahibi, aylardır maaşlarını alamadan hayat mücadelesi veren öğretmenler ile diğer çalışanların ve çocuklarını bu eğitim kurumunda okutan biz velilerin seslerine kulaklarını tıkamış durumda.

Özel okullar Milli Eğitim Bakanlığımızca yürütülen yönetmelik ve bu yönetmelik hükümleri ile yönetilmek zorundadır. Dolayısıyla kurumun içinde bulunduğu ve aylar süren finansal sıkıntılar sebebiyle eğitim öğretimde yaşanan aksaklıkları giderebilmek için bakanlıktan gerekli tedbirleri almasını beklemekteyiz.

Veliler olarak kurum yönetimi ile görüşmekteyiz ancak ucu açık belirsiz açıklamalarla veli, öğretmen ve çalışanların maalesef ki artık oyalandığını düşünüyoruz.

Doğa okullarında bu yıl üniversite sınavına hazırlanmakta olan yüzlerce çocuğumuz var ve bu süreçten olumsuz etkilenmeleri kaçınılmazdır. Akademik yönden çocuklarımızın hedeflerine ulaşamamaları okul sahibi ve okul yönetimini vicdanen rahatsız etmeyecek midir?

Öğretmenlerimiz mesleklerine duydukları saygı ve öğrencileri mağdur etmemek adına büyük bir özveri ile bugüne kadar yaşadıkları sıkıntılara katlanmışlardır.

Ancak artık ne biz velilerin ne de öğretmenlerimizin dayanacak gücü kalmıştır.

Aylardır satılacağınıdan bahsedilen okulun satışı neden yapılamıyor?

Satış işleminin gerçekleşmemesi durumunda okul yönetimi 65.000 öğrenci ve 10.000’den fazla çalışanın mağdur olmaması için hangi tedbirleri almıştır?

Milli eğitim bakanlığımız bunca mağduriyet yaşanmaya devam ederken almayı düşündüğü herhangi bir tedbir var mıdır?

Sesimizin duyulması ve bu ülkenin umudu binlerce gencin aileleriyle beraber mağdur olmaması için ilgili tüm kurum ve kuruluşun bir an önce harekete geçmesini bekliyoruz” denildi.

Nedim Şener’in gazetecilere yönelik saldırılarla ilgili alaycı ifadeleri ters tepti

Okumaya devam et

Popular